Tekerlekli Ayakkabılar Çıktı!
Bugüne kadar ayakkabıda ortaya çıkmış en dahiyane fikir tekerlekli ayakkabılar. Siz de benim gibi uzun süre ayakta kalıp, çok koşturuyorsanız hemen bir tane edinmekte fayda var.
İŞTE buna bayıldım! Dahiyane bir fikir bence. Yaratılmış en harika ayakkabı. İsmi "Heelys"? Şu an tüm dünyayı kasıp kavuruyor. Özellikle çocukların gözbebeği olmuş durumda. Bence sadece çocuklar giymemeli acelesi olan yetişkinlerde mutlaka edinmeli. Mesela ben! Türkiye'ye henüz gelmedi ama umarım en kısa zamanda gelir. Yurtdışında yok satıyor. Biliyorsunuz inanılmaz yoğun bir tempoda çalışıyorum. Sürekli havaalanlarında koşuşturuyorum. Hal böyle olunca da bu ayakkabıdan bana da acilen almam gerekiyor. Dünyanın en büyük havaalanlarında bir kapıdan diğer kapıya koşmak oldukça yorucu ama bu ayakkabı olursa her şey bir anda değişip, kolaylaşabilir. Aslında sıradan bir lastik ayakkabı ama altında istendiği zaman içine girebilen bir tekerliği var. Ama öyle uzun uğraşlarla ayakkabıyı çıkararak falan girmiyor. Yürümeye başladığınızda tekerlek içine giriyor, kaymaya başladığınızda ise ortaya çıkıyor. Bu kadar basit ama mükemmel! Bu ayakkabıyı neden bu kadar çok sevdiğimi ve acilen almak istediğimi, aşağıda okuyacağınız seyahat programımı görünce daha da iyi anlayacaksınız! Yoğun Şubat Ayı! Siz bu haftaki Para dergisini okurken ben bir dünya turunda olacağım ve yine yazılarımı gittiğim yerlerden yazacağım. 16 Şubat New York, 6-12 Las Vegas, 13-16 İstanbul, 16-20 Almanya, 20-22 İsviçre, 23-27 Miami, 28 Şubat-1 Mart tekrar Almanya. Seyahatlerim sık oluyor ve sizlere dünyanın çeşitli yerlerinden diz üstü bilgisayarımla daha önce de yazılar yazdım. Şubat ayı yine böyle geçeçek. Çekim yaptığım yerlerden en son yenilikleri anında aktaracağım. Joop, Ralph Lauren, Marc'O'polo gibi markaların çekimlerine gidiyor olacağım. Herkesten önce sizlere de 2008'in modasını anlatıyor olacağım. Bana en çok sorulan sorulardan biri de bu kadar çok seyahat ederken formumu, cildimi ve sağlığımı nasıl koruyor olmam? Daha önce yazdım ama sorulduğu için bir kez daha anlatayım. Nerde olursam olayım mutlaka sporumu hep yaparım. Havuz varsa yüzerim. Spor salonu varsa orayı kullanırım. Veya açık havada yürüyüş yaparım. Gerçi bana başlı başına havaalanlarında yürümek yetiyor. Beslenmeye gelince, sağlıklı beslenmek bazılarına çok zor geliyor. Ama bence bu yeterince istememelerinden kaynaklanıyor. Yine nerede olursam olayım mutlaka kahvaltımı sıkı yapar, öğlen yemeğimi de aynı şekilde yerim. Akşamları mutlaka yemeğimi 18-19 saatleri arasında yemiş olurum. Akşamları daha hafif tüketiyorum. Bir gün ızgara balık, ertesi gün ızgara tavuk bir sonraki gün sebze yemeğiAra öğünlerimi de hiç atlamam. Ara öğünlerim değişerek kuruyemiş, meyve, kraker veya küçük bir sandviçten oluşabiliyor. Yani üç ana öğün üç ara öğün mutlaka yiyorum. Peki ya bu kadar çekime ve seyahatlere cildim nasıl dayanıyor? Cildimi sabah ve akşam temizlerim. Çok iyi nemlendiren bir nemlendirici tercih ederim. Bazen üç saatlik uykularla çekimlere gittiğim oluyor. Uçak rötar yapabiliyor, ertelenebiliyor veya bir önceki gün çekim uzun sürmüş oluyor. Bütün bu nedenlerden dolayı her zaman istediğim saate kadar uyuyamadığım çok oluyor. Bu durumlarda gece yatmadan önce ve sabahları yüzüme nemlendiren, canlılık veren veya sıkılaştıran maskeler yapıyorum. Bana çok iyi geliyor. Ama genel olarak bu bir bütündür. Sağlıklı beslenmem, spor yapmam ve cildimi korumam hepsi işime ışıl ışıl gidebilmem için yeterli etkenler. Sigara ve alkol kullanmıyor olmamın da bunda etkisi vardır kuşkusuzDünyanın bir ucundan çok yakında görüşmek dileğiyle!...
|