"Stres testi ve kırılan testiler"
BU haftaki yazımız Atilla Yeşilada'ya ait. Bu haftaki yazımın konusunu ABD'deki banka stres testleri olarak seçmiştim. Fakat Atilla Yeşilada anlatılması gereken her şeyi anlatmış olduğu için, onun bilgeyatirimci.com sitesindeki yazısını olduğu gibi aktarmaya karar verdim: "Finansal piyasaların etkin çalıştığı, yatırımcıların bankaların gerçek değerini hisse senedi ve banka tahvillerinin değeriyle sinyallediği bir dünyada stres testlerine gerek yoktur.
Yatırımcıların tam tersine stres testi esnasında her gün hop oturup hop kalkmasından, finansal kuramın en temel varsayımlarından biri olan bu düsturu tamamen lağım çukuruna atabileceğimiz de belli olmuş, böylece Wall Street'te 5 bin dolarlık gömlek giyip Havana puroları içmekle zeka katsayısı arsında hiçbir bağlantı olmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Yatırımcıların bankaların hayatta olup olmadığını çakmadıklarından dolayı Geithner ve FED stres testlerine başvurmak zorunda kaldılar. Ama testler baştan bizim hakim ve savcılar mülakatları kadar hileliydi. Neden mi? Cevabı siz düşünün. Testi çok zor yaptınız.
Ya da bana göre gerçek senaryolara göre ayarladınız ve birçok bankanın ilerleyen günlerde oluşacak kredi zararlarına karşı yeterli sermayesinin kalmayacağı anlaşıldı. O zaman ne yapacaktınız? Bankaya sermaye koyacaktınız. Hangi parayla? TARP'ta para kalmamış. Kongre'den para isteseniz, adamı sopayla kovuyorlar. Zaten büyük banka batmaz demişsiniz. Zaten bankalarda sermaye yetersiz deseniz ertesi gün ABD'de şubelerin önü bizim seçim yardımı dağıtan AKP binalarının önü gibi olur. O zaman ne yapacaksınız?
Testleri öyle bir ayarlayacaksınız ki, bankalara elinizdeki para kadar sermaye gerekecek. Zaten sonuçlar da öyle çıktı. 10 bankanın 75 milyar sermayeye ihtiyacı var. Bu bankalar da ABD'deki kredilerin yüzde 75'ini tuttuğu için takriben 100 milyar dolar tutarında bir sermaye açığı var sistemin. TARP'tan ek katkıya gerek yok, verdiklerinizle idare ederler. Detaylı sonuçlara baktığımızda, en kötü senaryoda toplam kayıpların iki yıl içinde 599 milyar dolara tırmandığını görüyoruz. Bu rakam IMF'nin 1.2 trilyon dolarının yarısı kadar.
Halbuki IMF'nin ABD'yle ilgi ekonomik varsayımları senaryolar kadar kötümser değil. Üstelik, IMF'nin projeksiyonlarında, ABD bankalarının zararlara karşı önemli miktarda provizyon (karşılık) ayırdığı da not edilmiş. O zaman ne iş? Bilinmiyor?
4 TRİLYON $'LIK TOKSİK VARLIK Bir soru işareti daha var. ABD bankalarının bilançolarında toksik varlıkların 4 trilyon dolar civarında olduğu düşünülüyor. Bunların büyük bölümü ipotekler, ama başka kredi türleri de var. Bankalar artık o kredileri cari pazar değerine göre aktifleştirmediği için, kaç para eder bilmiyoruz. FDIC'nin müfettişleri de kaç para değer biçti bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz. Bunların en son FDIC açık eksiltmelerinde ortalama değerleri dolar başına 55 sent civarındaydı. O zamandan bu yana konut fiyatlarında artış olmadı, olduysa da yüzde 1 civarında.
Senaryolarda konut fiyatlarında yüzde 20 civarına varan düşüşler öngörülüyor. O zaman nasıl oluyor da stres testinde 19 bankanın toplama ipotek zararı 200 milyar dolar çıkıyor? İnandırıcı değil ama belki detaylı açıklama geldiğinde cevapları bulurum. Test, büyük ölçüde iflas riskine karşı sınıyor bankaları. Serbest sermaye kavramı ve diğer bazı ölçütleri kullanarak likidite riski de göz önüne alınıyor ama yeterli değil. Halbuki şu anda yaşanan hem iflas hem de likidite riskinin çok kötü bir karışımı. Doğru interbankta işlemlerin yeniden başlaması likidite riskini bir miktar azalttı.
Ama seküritizasyon ve bankaların bono-tahvil ihraç ederek rahatlıkla pasif yapılarını genişletebilecekleri pazarlar hala çok sığ veya pahalı. Bu yüzden de aktiflerin değeri olması gerekenden düşük; haraç-mezat ya da zorunlu satış değeri sadece. Belki de bu riski ölçmek zor. Ama bir bankayı asıl zorlayan bu risktir işler zora gittiğinde. Özetle, detaylı raporu okuduğumda belki biraz daha insaflı davranırım, ama bence stres testi danışıklı dövüştü. Ama buna rağmen bankalar isyan etti. Niye?
Sebebi basit; bu ortamda, sermaye piyasalarından 75 milyar dolar bulmak kolay değil. Çoğu bir an önce fiktif karlar yazıp, ellerindeki nakitle TARP parasını ödeyip, kredi kısarak özgürlüklerine kavuşmayı umuyordu; bu yattı. Şimdi ya çok pahalı sermaye bulacak, ya da devlet güdümünde uzun süre yollarına devam edecekler. Devlet güdümünde yola çıkan GM ve Chrysler'in başına gelenleri unutmuyorlar. Bank of America'da zaten CEO ve yönetim kurulu sallantıda. Devlet bankaya el koymasa da hissesi varsa hayatı çok zorlaştırabilir.
Ayrıca, TARP'ı erken ödeyen rakipler Wall Street'te istediği gibi at oynatırken, kalanlar uslu çocuklar gibi kum havuzunda oynayacaklar. Dün sonuçlar açıklanırken yine beyni ekranın altında geçen 'ticker' hızıyla ve kapasitesiyle çalışan bir uzman dinliyorum. "Bir sonraki aşamaya geçtik" diye ilan ediyor, gözleri pırıl pırıl. Evet, cehenneme bir adım daha yaklaştık. Daha Haziran'da başlayacak toksik varlıkların özel fonlar tarafından satın alınması fiyaskosu var. Avrupa'ya buyurun vaktiniz olduğunda. Dün Avrupa Merkez Bankası da havlu atıp, az da olsa özel sektör tahvili satın almaya karar verdi.
Finansal sistemden gelen tüm bu iyi haberlere karşın, nedense ABD 10 yıllıkları yüzde 3.27'yi gördü geçen hafta. Yakında ipotek faizleri yine fırlayacak. O zaman konut pazarını görürüz. Aman "eforlu"dan çıkan hastaya dikkat, masanın başında kaykılıp kalmasın."
|