Bireyin özgürlüğü mü önemli, güvenliği mi?
Almanya Anayasa Mahkemesi, AB'nin telefon dinlemeleriyle ilgili yönergesi doğrultusunda çıkarılan yasayı iptal etti. Çünkü özel hayat esas, suç ise istisnaydı. AB, söz konusu yönergeyi yeniden görüşmeye karar verdi...
ALMANYA Anayasa Mahkemesi, 4 Mart 2010 tarihinde yine birçok devleti rahatsız edebilecek önemli bir karar verdi. Mahkeme, AB'nin bir yönergesini de sorgulayarak; bireyin özgürlüğünün daha önemli olduğundan hareketle, telefon dinlemelerinin insanın bilgisi olmadan yapılması ve internet haberleşmelerinin saklanması konusundaki kanunu iptal etti.
Ardından da bugüne dek yapılmış tüm dinlemelerin ve saklamaların imha edilmesini emretti. İptal edilen bu yasanın temelinde, Avrupa Birliği'nin çıkarmış olduğu 2006/24/EG numaralı yönerge veya başka bir tanımla direktif var. Bu yönerge aslında ABD'de 11 Eylül terör saldırısından sonra Avrupa'daki terör hareketlerini önlemek için 2002'den bu yana tartışılan ve Danimarka'nın başkanlığı sırasında ortaya getirilen bir tasarıya dayanıyordu... Önce 11 Mart 2004 tarihinde Madrid'de, ardından da 7 Temmuz 2005'te Londra'da yapılan terör saldırıları sonucunda Avrupa ciddi önlemler almak gereğini duymuş; Fransa, İrlanda, İsveç ve İngiltere'nin öncülüğünde bireylerin telefonlarının dinlenmesi ve telekomünikasyonunun saklanması konusunda bir öneri daha hazırlanmıştı.
ADALET DİVANI'NDAN DÖNECEKTİ AMA... İşte bu öneriler, 3 Mayıs 2006'da bir yönerge haline getirildi. Ardından da üye devletler tarafından iç hukuka çevrilmesi istendi. Söz konusu yönergeye göre, ister sabit hattan ister cep telefonundan yapılsın tüm konuşmalarda telefon numaraları, kimlerle konuşulduğu, konuşanların adresleri, isimleri, kimlik bilgileri, internet yazışmaları, şifreler, konuşma zamanı ve süresi, telefonların MSI ve MEI numara ve kodları, telefon edenlerin bulunduğu yerler ve buna ait bilgilerin saklanması öngörülüyordu. Bu yönerge Slovakya ve İrlanda'nın da kerhen kabulüyle, 197 karşı oya karşı 378 oyla AB Parlamentosu'nda kabul edildi. İrlanda, 6 Haziran 2006'da, siyasi bakımdan tartışma yaratacak bu yönergenin iptali için Avrupa Adalet Divanı'na başvurdu.
İrlanda'nın başvurusunda, söz konusu yönergenin iç pazarla uyuşmadığı belirtiliyor ve bu konuda yetki itirazında bulunuluyordu. Aslında o sırada asıl önemli konu AB'nin üçüncü ayağı olan polis ve adalet işbirliğiydi. Aslında İrlanda, çıkış noktasını buna dayandırmamış ve yanlış bir gerekçeden hareket etmişti. Bunun üzerine Avrupa Adalet Divanı, yönergenin iç piyasayla ilgili olmadığını belirterek davayı reddetti.
35 BİN KİŞİ DAVA AÇMIŞTI Yönerge, vatandaşı koruyacağım derken Avrupa Birliği'ni bir gözetim ve denetim birliği haline dönüştürüyordu. Dinlemeler sonucunda elde edilen verilerin saklanması, cezai eylemlerin takibi ve kovuşturulması için gerekli görülüyordu. Ayrıca bu önlemlerle ekonomik olarak marka ve patent korsanlığının da önüne geçilebilirdi. Avrupa Adalet Divanı, 30 Mayıs 2006'da ABD'nin talebi üzerine uçak yolcularının bilgilerinin kamu emniyeti ve ceza kovuşturması amacıyla bildirilmesi talebini reddetti. Bunun üzerine Almanya Adalet Bakanı Brigitte Zypries bu yönergeye karşı dava açılabileceğini gördü. Bu arada söz konusu yönerge birçok ülkede iç hukuk haline çevrilmişti.
Bir de 12 Aralık 2007'den bu yana İngiltere ve Polonya haricinde AB'nin tüm üye devletlerinin kabul ettiği bir temel hak ve özgürlükler şartı vardı. Konu bu bakımdan da incelenmeliydi. Nihayet konu Almanya Anayasa Mahkemesi'nin önüne geldi. Bu konuda Almanya'da özgürlüğünün değerini bilen 35 bin kişi dava açmıştı. Almanya Anayasa Mahkemesi de AB yönergesine dayalı olarak kabul edilen bir yasayı insan temel hak ve özgürlüklerine aykırı görerek iptal etti. İptal etmekle kalmadı, bütün toplanmış verilerin imha edilmesine de hükmetti. Karar sevinçle karşılanırken, polisler bu konudaki endişelerini haklı olarak dile getirdi.
Ancak kişilerin özel yaşamları daha önemliydi ve suçtan korunma için bu ortama müdahale edilemezdi. Kişinin özel ortamı esas, suç istisnaydı. Ve istisna için ilkeden vazgeçilemezdi. Yargının denetlemediği bir yasama organı da olamazdı. Sonuçta AB de yönergeyi bir daha görüşmeye karar verdi.
|