354. Sayı
Bayilerde
  güncel
  sararmış sayfalar
  haber
  kariyer
  teknoloji
  kapak
  dosya
  borsa
  bize ulaşın
  içindekiler
  ana sayfa
 
Gelişmiş ülkeler ve euro bölgesinin borç stokunun GSYH'ya oranındaki artışın önümüzdeki dönemde de sürmesi bekleniyor...
Bazı çevrelerce 'vakıf' olarak adlandırılan, ancak banka şeklinde faaliyet gösteren Alman finans kuruluşlarının..
Türkiye orta vadeli gelecekte kendi özgün yeniliklerini dünyaya tanıtmak zorunda. E7 ülkeleri (Türkiye, Çin, Rusya,..
MODA artık öyle bir yönde gidiyor ki artık her şey moda. Açık büfeye benzetebiliriz bu durumu. Her şeyden çok..
BU hafta sizlerle paylaşacağım yazı piyasalarla ilgili değil. Geçen hafta ebediyete uğurlanan Steve Jobs'un..
Geçen hafta yurtdışı borsaları yükselirken İMKB ise bu harekete uymadı. Ancak yurtdışı piyasalardaki bu olumlu seyrin..
\"\"
\"\"
\"\"
\"\" \"\"
Borç yiyen kesesinden yer!..

Gelişmiş ülkeler ve euro bölgesinin borç stokunun GSYH'ya oranındaki artışın önümüzdeki dönemde de sürmesi bekleniyor. Gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye'de ise azalan bir trend söz konusu. Ancak sonuçta borç borçtur ve bir şekilde ödenmelidir...

"BORÇ yiyen kesesinden yer", "Borç yiğidin kamçısıdır", "Borcun
var, derdin var"... Borçla ilgili atasözlerini daha da çoğaltmak mümkün.
Peki insanlar, aileler, şirketler, devletler neden borçlanır? Borçlanma
bir zorunluluk mudur? Yoksa konjonktürün getirdiği bir fırsat
mıdır? Ya da her ikisi birden midir?..

İnsanlar, aileler ayın sonunu getiremez; kısa süreli borçlanmaya
giderler. Günü geldiğinde de bu borçlarını öderler. Dolayısıyla bir
zorunluluk nedeniyle borçlanma yapılmıştır. Ancak bazen de konjonktürel
bir fırsat olarak borçlanma yapılır. Örneğin faizler düşmüştür,
aile yeni bir araba almak ister veya çeşitli nedenlerle oturduğu
evi değiştirmek veya büyütmek ister. O zaman da uzun vadeli borçlanır.
Aynı şekilde şirketler de kısa vadeli nakit ihtiyaçları için borçlanır
ya da yatırımları ve projeleri için uzun vadeli proje finansmanı yaparlar.
Sonuçta keyfi olmayan, zorunluluktan kaynaklanan bir kaynak
arayışıdır bu.

Devlete gelince... Devlet, öncelikle gelirlerini elde ettiği dönem ile
yapmak zorunda olduğu harcamaları arasında bir vade sorunu olunca
borçlanır. Örneğin, ayın 20'sinde vergi gelirleri tahsilatı ve ayın
15'inde maaş ödemesi varsa, o zaman devlet kısa vadeli borçlanmak
durumunda kalır. Ayrıca devlet de çok büyük projeleri veya yatırımları,
ağırlıklı olarak dış kredilerle finanse etmeye çalışır. Bu arada,
Osmanlı'nın son döneminde olduğu gibi borç alıp safahat ve saraylara
harcarsanız sonunda bedelini ödersiniz.

Borç, kimileri tarafından ve hangi vadeyle alınırsa alınsın sonunda
geri ödenecek bir bedeldir. Yani anaparasının ve/veya faizinin ödenmesi
zorunludur. Para basarak borç ödemek artık söz konusu değildir.
Çünkü sonuçları ortadadır.

Kısacası borçlanma bir sonuç ise mutlaka bu sonucu yaratan nedenler
vardır. Nedenlerin haklılığı veya haksızlığı da borç geri ödemesinin
gerekçesi değildir. Dünyanın en gelişmiş ülkeleri için de
Türkiye gibi ülkeler için de bu gerçekler hiç ama hiç değişmez. Özellikle
2008 küresel kriziyle birlikte başlayan borçlanma furyası da daha
önce söylediğimiz gerçeğe etki yapmaz. Yani sonuçta borç borçtur,
ödenecektir. AB de olsa ABD de olsa ödeyecektir. Üstelik şimdi
olduğu gibi geleceğe de yansıyan faturasıyla bu borçlar ödenecektir.
...


\"\"
\"\"
\"\"
\"\"
\"\"
\"\"
\"\"
\"\"
\"\"
güncel | sararmış sayfalar | haber | kariyer | teknoloji | kapak | dosya | borsa | bize ulaşın | içindekiler | anasayfa