Faizde indirim beklentisi sürüyor
HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37'de sabit tuttu. 10 Eylül'de; TCMB Başkanı Fatih Karahan başkanlığında toplanan Para Politikası Kurulu (PPK), Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40'ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35.5 düzeyinde korudu. Böylece 22 Ocak'ta politika faiz oranını yüzde 38'den yüzde 37'ye çeken TCMB, son dört toplantıda faiz oranında değişikliğe gitmemiş oldu. Faiz kararı sonrasında TCMB'den yapılan açıklamada, aylık dalgalanmalara karşın son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergelerin enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret ettiği vurgulandı. İktisadi faaliyete ilişkin verilerin ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalmasının iç talepteki zayıf seyri teyit ettiğini dile getiren TCMB, jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğunu ifade etti. Açıklamada, jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkilerinin yakından takip edildiği belirtildi. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceğinin altı çizildi. İhtiyatlı duruşun yinelendiği açıklamada, "Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir" ifadeleri korundu. Şunu da ekleyelim, TCMB bu yılın son iki PPK toplantısını 22 Ekim ve 10 Aralık'ta gerçekleştirecek.
Ekonomistler, enflasyonun ana eğilimindeki gerileme ve iç talepteki zayıflığı vurgulayan TCMB'nin, yılın son çeyreğinde faiz indirimi ihtimalini koruduğuna dikkat çekiyor. Ekonomistler, enerji fiyatları ve jeopolitik riskler nedeniyle indirim sürecinin kontrollü ilerlemesinin beklendiğinin altını çiziyor.
SANAYİ ÜRETİMİ GERİLEDİ
Şimdi de geçen hafta açıklanan yurt içi verilere kısaca göz atalım. Büyümenin öncü göstergelerinden sanayi üretimi temmuzda aylık yüzde 1, yıllık yüzde 0.3 geriledi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, temmuzda madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi yıllık yüzde 3.8, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 5.6 azalırken, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 0.3 arttı. Aylık bazda ise madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi yüzde 2.2, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 0.8 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2.2 azaldı.
Temmuzda sanayi üretimi ara malında aylık yüzde 0.3 gerilerken, yıllık yüzde 1.2 arttı. Sermaye malında ise aylık bazda yüzde 1.6, yıllık bazda yüzde 2.6 daraldı. Temmuzda yüksek teknoloji üretimi aylık bazda yüzde 5.8, yıllık bazda yüzde 8.5 oranında geriledi.
Geçen hafta ciro endeksleri ve ticaret satış hacim endeksi de açıklandı. TÜİK verilerine göre, sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplamında ciro endeksi temmuzda yıllık yüzde 30.2, aylık yüzde 1.7 arttı. Temmuzda ticaret satış hacmi yıllık yüzde 0.6 azalırken, aylık yüzde 0.2 artış gösterdi.
"ENFLASYON ÜZERİNDE YUKARI YÖNLÜ BASKI OLUŞTURABİLİR"
Sanayi üretim endeksini değerlendiren Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Demirhan, sanayi üretimindeki olumsuz görünümün temmuzda da sürdüğünü vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Yılın ilk yedi ayının büyük kısmında hem yıllık hem de aylık bazda sanayi üretimi azaldı. Bu görünüm, sanayi sektörünün içinde bulunduğu olumsuz durumu gösteriyor. Sanayi sektörü, sıkı para politikasının ilk yansıdığı kesimler arasında yer alır. Buradaki temel sorun, enflasyonla mücadelenin uzamasına bağlı olarak uygulanan politikaların sanayi üzerindeki yükü artırmış olması. Bu yükün kalıcı biçimde azaltılması yüksek enflasyon ortamında zor görünüyor.
Politika faizinde indirimlere başlanması ve kur politikasındaki kontrolün koşullar elverdiği ölçüde gevşetilmesi, sanayi sektöründe bir toparlanmaya yol açabilir. Ancak, sanayi sektöründeki daralmanın olumsuz etkisi sadece büyüme ve işsizlik oranlarında görülmüyor. Enflasyonda ataletin yaşandığı bir ekonomik ortamda, üretim kapasitesindeki zayıflama ve arz noksanlığı kaynaklı olarak enflasyon üzerinde yukarı yönlü bir baskı da oluşturabilir."
AYLIK EN YÜKSEK REEL GETİRİ KÜLÇE ALTINDA
TÜİK verilerine göre, ağustosta aylık en yüksek reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 7.17, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 7.93 oranlarıyla külçe altında gerçekleşti. Ağustos ayında kazandıran diğer finansal yatırım araçları devlet iç borçlanma senetleri (DİBS), euro ve mevduat faizi oldu. Ağustosun en çok kaybettiren finansal yatırım araçları ise BIST 100 ile dolar olarak belirlendi.
Bu arada üç aylık değerlendirmede DİBS, altı aylık değerlendirmede brüt mevduat faizi, yıllık değerlendirmede ise külçe altın en çok kazandıran finansal yatırım aracı oldu. En çok kaybettiren finansal yatırım aracı ise üç aylık değerlendirmede BIST 100, altı aylık değerlendirmede külçe altın, yıllık değerlendirmede ise euro olarak kaydedildi.
"FAİZ İNDİRİMİ BEKLENTİSİ BORSANIN CAZİBESİNİ ARTIRABİLİR"
Prof. Dr. Erdal Demirhan, uygulanan para politikası ve Orta Vadeli Program hedefleri dikkate alındığında, yıl sonuna kadar faiz getirisi sağlayan yatırım araçlarının cazibesini korumaya devam edeceği görüşünde. Faiz indirim beklentilerinin güçlenmesiyle birlikte, sabit getirili enstrümanların portföylerdeki ağırlığının zaman içinde azalması ve özellikle borsanın göreli olarak daha cazip hale gelmesinin beklenebileceğini dile getiren Demirhan, şöyle devam etti:
"Önümüzdeki yıl döviz cinsi enstrümanların getirilerindeki düşük tempolu eğilimin devam etmesini bekliyorum. Altın tarafında ise birbirini dengeleyen iki temel unsur bulunuyor. ABD'de yüksek petrol fiyatlarının enflasyon beklentilerini yukarı çekmesi, faizlerin daha uzun süre yüksek kalabileceği beklentisi üzerinden ons altını baskılayabilir. Diğer taraftan, yüksek kamu borcuna ilişkin endişeler ve buna bağlı olarak doların zayıflama ihtimali ons altını destekleyebilir. Jeopolitik risklerin azalması, petrol fiyatları artışı ve buna bağlı enflasyon ile faiz artışı beklentileri üzerindeki baskıyı hafifletebilir. Bu durum, jeopolitik risklerin azalmasının güvenli liman talebi üzerindeki olası olumsuz etkisini kısmen dengeleyebilir. Özellikle zayıf dolar patikasına girilmesi durumunda altın fiyatlarında yukarı yönlü bir hareket görülebilir."
"PORTFÖY KADEMELİ OLARAK DENGELENMELİ"
"Tasarruf sahipleri risk getiri dengesini nasıl kurmalı?" Demirhan'a göre tasarruf sahiplerinin yılın geri kalanında portföylerinde sabit getirili varlıkların ağırlığını bir miktar azaltıp hisse senedi ağırlığını artırmaları faydalı olur. Özellikle iyi yönetilen hisse fonlarına yönelmek, faiz indirimlerinden kaynaklanabilecek olumlu beklentilerin getireceği rüzgarı arkalarına almalarını sağlayabilir. Bununla birlikte, hala cazip durumda olan sabit getirili enstrümanların portföylerde tutulmasının, alınan riski dengelemek açısından önemli olduğunu vurgulayan Demirhan, "Dolayısıyla burada tamamen sabit getirili varlıklardan çıkmak yerine, enflasyondaki düşüş ve faiz indirim beklentileri doğrultusunda portföyün kademeli olarak yeniden dengelenmesi daha doğru bir yaklaşım olacaktır."
CARİ İŞLEMLER DENGESİ 36 MİLYON DOLAR FAZLA VERDİ
Temmuzda cari işlemler hesabı 36 milyon dolar fazla kaydetti. TCMB'nin ödemeler dengesi verilerine göre, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 4 milyar 972 milyon dolar fazla verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 5 milyar 579 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler temmuzda 8.2 milyar dolar olurken, bu kalem altında taşımacılık hizmetleri ve seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler sırasıyla 2 milyar 893 milyon dolar ve 5 milyar 968 milyon dolar olarak kaydedildi.
Temmuzda doğrudan yatırımlar kaynaklı net girişler 514 milyon dolar oldu. Portföy yatırımlarında ise 5.84 milyar dolar tutarında giriş yaşandı. Resmi rezervlerde temmuzda 14 milyar 252 milyon doları net artış, ocak-temmuz döneminde 18 milyar 56 milyon dolar net azalış oldu.
Ocak-temmuz döneminde cari işlemler hesabı yıllık yüzde 43.6 artışla 34 milyar 830 milyon dolara yükseldi. Yıllıklandırılmış verilere göre, temmuz ayında cari açık yaklaşık 40.7 milyar dolar olurken, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret dengesi de 77.2 milyar dolar açık verdi. Aynı dönemde hizmetler dengesi 63.5 milyar dolar fazla verirken, birincil gelir dengesi ve ikincil gelir dengesi sırasıyla 25.2 milyar dolar ve 1.9 milyar dolar açık kaydetti. Yeni OVP'de 2026 yılı sonu cari açık hedefi 47.5 milyar dolar. Piyasa katılımcıları anketinde katılımcıların yıl sonu cari açık beklentisi 50.1 milyar dolar oldu.
EYLÜL AYI TÜFE BEKLENTİSİ YÜZDE 2.12
Piyasa katılımcılarının eylül ayı tüketici enflasyonu beklentisi yüzde 2.12 oldu. Ekim ayı beklentileri ise yüzde 1.97 düzeyinde gerçekleşti. TCMB'nin reel sektör ve finansal sektör temsilcilerinden oluşan 67 katılımcı tarafından yanıtlanan piyasa katılımcıları anketine göre, katılımcıların yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 29.43 iken, bu anket döneminde yüzde 29.61 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 23.69 iken bu anket döneminde yüzde 23.70'e yükseldi.
Katılımcıların GSYH 2026 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3.1 iken, bu anket döneminde yüzde 3 olarak gerçekleşti. GSYH 2027 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 4 iken bu anket döneminde yüzde 3.9 oldu. Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 51,66 lira iken, bu anket döneminde 51,57 lira olarak belirlendi.
İHRACAT İKLİMİNDE İYİLEŞME SÜRÜYOR
Türkiye imalat sektörünün ana ihracat pazarlarındaki faaliyet koşullarını ölçen İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İhracat Pazarları İklim Endeksi ağustosta üst üste dördüncü ay artış kaydederek 52.7'ye yükseldi. Son veriler, ihracat pazarlarında talep koşullarının aylık bazda güçlü bir şekilde iyileştiğine ve bu iyileşmenin Mayıs 2024'ten bu yana en belirgin düzeyde gerçekleştiğine işaret etti. Bilindiği üzere endekste eşik değer olan 50'nin üzerinde ölçülen tüm rakamlar ihracat ikliminde iyileşmeye, 50'nin altındaki değerler ise bozulmaya işaret ediyor. Dünyanın en büyük ekonomisi ABD'de üretim ağustosta güçlü artış kaydetti. Avrupa'da büyüme oranları genel olarak daha mütevazı düzeylerde seyretti. Almanya ve Birleşik Krallık'ta üst üste ikinci ay büyüme gerçekleşti. Hollanda ve İspanya'da ekonomik aktivite ağustosta belirgin artışlar sergiledi. İtalya'da genişleme güçlü düzeyde ve 2025 Kasım ayından bu yana en yüksek oranda gerçekleşti. Orta Doğu bölgesinde genel olarak iyileşme eğilimi gözlendi.
Dinçer KURT / Ahlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı
"Yılın son çeyreğinde faiz indirimi ihtimali korunuyor"
TCMB'nin faizi yüzde 37'de sabit tutmasını beklentilerle uyumlu ve ihtiyatlı bir karar olarak değerlendiriyorum. Metinde enflasyonun ana eğilimindeki gerileme ve iç talepteki zayıflığın daha net vurgulanması, yılın son çeyreğinde faiz indirimi ihtimalinin korunduğunu gösteriyor. Ancak enerji fiyatları ve jeopolitik riskler nedeniyle indirim sürecinin kontrollü ilerlemesini bekliyorum.
Küresel tarafta da merkez bankalarının hareket alanını enerji fiyatları ve enflasyon görünümü belirleyecek. Bu nedenle FED ve ECB tarafında hızlı bir gevşemeden ziyade daha temkinli bir patika öne çıkıyor.
Yılın kalanında TL faizli ürünler reel getiri açısından avantajını koruyabilir. Ancak faiz indirimleri başladıkça bu avantajın kademeli olarak daralmasını ve hisse senetlerinin göreceli olarak daha fazla öne çıkmasını bekliyorum. Altın ise jeopolitik risklere ve FED'den beklenmeyen ancak olası bir gevşeme riskine karşı portföy koruması açısından önemini koruyor.
Orta risk profili için yüzde 40-45 mevduat ve para piyasası ürünleri, yüzde 35-40 hisse senedi, yüzde 20 kıymetli maden dağılımını dengeli buluyorum. Faizler geriledikçe ağırlık kademeli olarak hisse senedi tarafına kaydırılabilir.
Hande ŞEKERCİ / İş Portföy Başekonomisti
"TCMB'nin yıl sonunda politika faizini yüzde 35'e çekmesini bekliyoruz"
İş Portföy Araştırma olarak eylül enflasyonunun önümüzdeki dönemde enflasyon görünümü açısından risk yaratabilecek bir parametre olması, küresel tahvil faizlerinin yüksek seyri, gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz artırma olasılığı ve dünyada devam eden savaşların yarattığı enflasyonist baskılar nedeniyle bu ay TCMB'nin faiz değişikliği yapmaması gerektiğini düşünüyorduk. Öyle de oldu. Orta Doğu'daki savaş görünümünün kötüleşmemesi halinde, TCMB'nin ekim ayında temkinli 100 baz puan, aralık ayında da yine 100 baz puan indirim yaparak yılsonunda politika faizini yüzde 35 seviyesine çekmesini bekliyoruz. Bununla birlikte, doğalgaz ve petrol fiyat artışlarının hızlanması ve gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz artırımlarının 2027'de de sürmesi, yurt içinde faiz indirimlerinin devre dışı kalmasına neden olabilir. Önümüzdeki dönemde Türk lirası açısından pozitif reel faiz ortamının korunacağını düşünüyoruz. OVP'de 2026 ve 2027 yıllarına ilişkin enflasyon tahminleri ve büyüme hedefleri göz önüne alındığında, enflasyon tahminlerinin önceki programa göre piyasa beklentilerine daha yakın, gerçekçi bir noktaya çekildiği görülüyor. Büyümede ise önümüzdeki sene ılımlı bir hızlanma hedefleniyor, bu hızlanmanın ise mali politikada bir miktar gevşeme ile destekleneceğini değerlendiriyoruz. Bu doğrultuda portföylerde TL varlıkların ağırlığının yüksek tutulabileceğini düşünmeye devam ediyoruz. Hisse senedi piyasalarının yabancı yatırımcı tarafından ilgi görmesi konusunda, otoritenin düzenlemeleri ile piyasadaki gelişmelerin belirleyici olacağını düşünüyoruz.
Prof. Dr. Erdal DEMİRHAN / Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi
"İlk faiz indirimi ekimde gelebilir"
TCMB'nin beklendiği gibi faiz indirimine gitmemesinin bazı önemli nedenleri var. Öncelikle iç dinamikler enflasyondaki düşüşü zorlaştırıyor. Bunların başında enflasyon beklentilerinin hala yüksek olması geliyor. Beklentilerin yüksek olduğu bir ortamda enflasyon hedeflerine ulaşmak oldukça zor. Beklentilerin neden yüksek kaldığına baktığımızda ise enflasyon hedeflerinin zaman içinde sürekli revize edilmesi ve kamu kaynaklı fiyat ve ücret artışları gibi unsurlar öne çıkıyor. Enflasyonu kalıcı biçimde düşürmek, yalnızca para politikasının değil, maliye politikası ve diğer ekonomi politikalarının da birbirini desteklediği kapsamlı ve bütüncül bir programı gerektiriyor. Diğer yandan faiz indirimi yapılmaması, TCMB'nin faiz indirimleri konusunda kapıyı tamamen kapattığı anlamına gelmiyor. Aksine, karar metnindeki dil ve enflasyon görünümüne ilişkin değerlendirmeler, sonraki toplantılar için bir miktar alan bırakıyor ve bunu faiz indirimi açısından önemli bir sinyal olarak değerlendirmek gerekir. Eğer enflasyon eğiliminde belirgin bir bozulma yaşanmaz ve yeni bir iç veya dış şok ortaya çıkmazsa, TCMB'nin faiz indirimini daha güçlü biçimde gündemine aldığı bir döneme girilmesi ihtimali yüksek. Beklentim, ilk faiz indiriminin ekim toplantısında gelmesi yönünde. Enflasyon görünümünde olumlu gelişmeler devam ederse, yılın son toplantısında da bir faiz indirimi daha yapılması mümkün.