Dünyaya deneyim ihraç ediyorlar

GİRİŞ TARİHİ: 30.10.2026 GİRİŞ TARİHİ: 11:01 SON GÜNCELLEME: 03.11.2026 00:01
Dört çocukluk arkadaşının 2010 yılında üç boyutlu reklam karakterleri üretmek amacıyla kurduğu Outdoor Factory, bugün dünyanın farklı ülkelerinde tema parklar, müzeler ve şehir simgeleri tasarlıyor. Gelirlerinin yaklaşık yüzde 70'ini yurt dışından elde eden şirket, önümüzdeki beş yılda uluslararası proje sayısını dört katına çıkarmayı hedefliyor. Outdoor Factory Kurucu Ortağı Suphi Aydıner ile deneyim ekonomisini, milyarlarca dolarlık tema park yatırımlarını ve Türkiye'den çıkan bir markanın küresel yolculuğunu konuştuk.

ÜRÜN DİRİER/ Bir zamanlar müzeler, cam vitrinlerin arkasında sergilenen tarihî eserlerden ve duvarlara asılmış bilgilendirme levhalarından ibaretti. Eğlence parkları ise birkaç mekanik oyuncak ve dönme dolaptan oluşuyordu. Bugün dünyanın pek çok ülkesinde bu anlayış hızla değişiyor. Artık ziyaretçiler yalnızca bir mekânı görmek değil, o mekânın anlattığı hikâyenin parçası olmak istiyor. Tarihî olaylar dijital teknolojilerle yeniden canlandırılıyor, müzelerde hologramlar ve etkileşimli uygulamalar kullanılıyor, tema parklar ise milyonlarca ziyaretçiyi kendine çeken devasa turizm yatırımlarına dönüşüyor. Bütün bu gelişmeler, tasarım, mühendislik, sanat ve teknolojinin kesiştiği yeni bir ekonomik faaliyet alanını büyütüyor: Deneyim ekonomisi.

Türkiye'den çıkan Outdoor Factory de bu alanda uluslararası projelere imza atan şirketlerden biri. Dört çocukluk arkadaşının 2010 yılında kurduğu şirketin hikâyesi, reklam dünyasının üç boyutlu karakterlerini üretmekle başladı. Ancak zamanla bu üretim becerisi çok daha büyük bir iş modeline dönüştü. Bugün müzelerden tema parklara, anıtlardan dijital deneyim merkezlerine kadar farklı ölçeklerde projeler geliştiren Outdoor Factory, tasarım ve uygulamayı tek çatı altında sunuyor.

Outdoor Factory, 16 yılda 25'ten fazla ülkede 250'nin üzerinde projeye imza attı. İstanbul, Milano, Amsterdam, Riyad ve Taşkent gibi merkezlerde faaliyet gösteren şirketin gelirlerinin yaklaşık yüzde 70'i yurt dışı projelerden geliyor. Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve Amerika kıtasında projeler geliştiren şirket, önümüzdeki beş yılda uluslararası proje sayısını en az dört katına çıkarmayı planlıyor. Özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, şirketin büyüme stratejisinde önemli yer tutuyor.

Outdoor Factory'nin dikkat çeken çalışmalarından biri de Özbekistan'ın başkenti Taşkent'teki İslam Medeniyetleri Merkezi. Yaklaşık 10 hektarlık alana kurulan ve 50 bin metrekare kapalı alana sahip merkezde, İslam Öncesi Dönem sergisinin tasarım ve uygulamasını üstlenen şirket, binlerce yıllık tarihi dijital ve etkileşimli bir deneyime dönüştürdü. Outdoor Factory Kurucu Ortağı, elektronik mühendisi Suphi Aydıner ile şirketin kuruluşundan deneyim ekonomisinin geleceğine uzanan bir söyleşi gerçekleştirdik.

Dört çocukluk arkadaşının sıra dışı bir alanda şirket kurma fikri nasıl doğdu?

Aslında hepimiz farklı mesleklerle uğraşan dört çocukluk arkadaşıydık. Aramızdan birinin açık hava reklamcılığı yapan bir şirketi vardı. 2008-2009 yıllarında büyük markaların üç boyutlu reklam karakterlerine yönelik ciddi bir talep oluşmaya başladı. Arçelik'in Çelik'i gibi markalarla özdeşleşen karakterleri düşünün. Bunların büyük boyutlu, üç boyutlu üretimlerine ihtiyaç duyuluyordu. Arkadaşımız bu alanda bir fırsat gördü. Bizim de birbirini tamamlayan yetkinliklerimiz vardı. Ben elektronik mühendisiyim. Ailem sanayicilikle uğraştığı için üretim dünyasına yabancı değildim. 2010 yılında Açık Hava Fabrikası'nı kurduk. İlk başlarda heykeltıraşlarla çalışarak reklam karakterleri üretiyorduk. Aslında daha o dönemde sanatı teknoloji ve mühendislikle buluşturmaya başlamıştık. Üretime başladıktan sonra aslında pazarda büyük bir boşluk olduğunu fark ettik. Belediyeler, yatırımcılar ve bakanlıklar bize ulaşmaya başladı. Kafalarında projeler vardı ama bunları kime tasarlatacaklarını, nasıl ürettireceklerini bilmiyorlardı. Biz de yalnızca bir ürün üretmenin yeterli olmadığını gördük. Bu işi terziden özel dikim takım elbise almaya benzetiyorum. Sadece düğmeyi ya da ceketin yakasını üretemezsiniz. Takım elbisenin tamamını sunmanız gerekir. Biz de tasarım, mimari, mühendislik, inşaat ve üretim ekiplerimizi geliştirdik. 2010'dan 2015'e kadar bu yapılanmayı oluşturduk. Bugün bir yatırımcının ihtiyaç duyduğu projeyi başından sonuna kadar yönetebiliyoruz.

Outdoor Factory tam olarak hangi alanlarda faaliyet gösteriyor?

Biz kendimizi uluslararası bir tasarım ve uygulama şirketi olarak tanımlıyoruz. Üç ana faaliyet alanımız var. Birincisi tema parklar. Bunun içine su parkları, akvaryumlar, macera parkları, lunaparklar ve kapalı çocuk eğlence merkezleri giriyor. İkincisi müzeler. Üçüncüsü de şehir mimarisi. Büyük anıtlar, heykeller ve kentlerin simgesi haline gelen yapılar tasarlıyoruz. Bunlara son yıllarda dördüncü bir alan olarak multimedya ve dijital deneyim teknolojileri eklendi. Hologramlar, projeksiyon sistemleri ve ziyaretçiyi içine alan dijital deneyimler artık projelerimizin önemli bir parçası.

Bu alanda dünyada ne kadarlık bir pazar var?

Türkiye'de tema park kültürü henüz çok yeni. Bizde ailelerin hafta sonu vakit geçirmek için en fazla tercih ettiği yerlerden biri alışveriş merkezleri. Avrupa'da ise tema parklar yüz yılı aşkın süredir kültürün bir parçası. Avrupa genelinde 400'ün üzerinde aktif tema park bulunuyor. Çocukların yaşadıkları bölgedeki tema parkların sezonluk kartlarını taşıdığı bir kültürden söz ediyoruz. Bizde ise ekonomik nedenlerle bu alan yeterince gelişmedi. Çünkü tema parklar çok büyük yatırımlar. 200-300 milyon dolarlık yatırımlardan söz edebiliyoruz. Ancak karşılığında bulundukları şehre turizm, istihdam ve gelir sağlıyorlar. Bizim değerlendirmemize göre dünya tema park pazarı 2026 itibarıyla yaklaşık 85 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşmış durumda.

Bu sektörde dünya çapında rekabet nasıl? Bu işi yapan kaç şirket var?

Bizimle aynı kapsamda hizmet veren şirketleri toplasanız 15 şirket çıkaramazsınız. Burada bütün eğlence ekipmanı üreticilerinden değil, Outdoor Factory gibi tasarım ve uygulama hizmetini bütüncül olarak sunan şirketlerden söz ediyorum. Sektörün üretim tarafında Almanlar çok güçlü. İtalyanlar tasarım ve görsel üretim konusunda önemli oyuncular. Amerikalılar da var ama ağırlıklı olarak kendi kıtalarına hizmet ediyorlar. Çin de sektörde faaliyet gösteriyor. Ancak özellikle mekanik eğlence ünitelerinde güvenlik, mühendislik ve sertifikasyon çok önemli. Bu nedenle sektöre giriş kolay değil. Disney veya Universal gibi büyük şirketlerin çalışabileceği üretici ve uygulayıcıların sayısı sanıldığı kadar fazla değil. Avrupa'da iki farklı müşteri grubumuz var. Birincisi doğrudan tema park işletmecileri ve yatırımcıları. Bir parkın yeni bölümünü tasarlıyor veya mevcut bölümünü yeniliyoruz. İkincisi ise roller coaster ve benzeri mekanik eğlence ünitelerini üreten şirketler. Onların ürünlerinde kullanılan temalı görsel unsurları üretiyoruz. Örneğin bir atlıkarıncanın üzerindeki figürler, dekoratif yapılar veya bir eğlence ünitesinin teması bizim çalışma alanımıza giriyor. Bir anlamda sektörün jokeri konumundayız. Hem yatırımcıya hem de üreticiye hizmet verebiliyoruz.

Nickelodeon ile yürüttüğünüz projelerden de bahseder misiniz?

Son dönemde Nickelodeon dünyasına yönelik temalı park üretimleri gerçekleştiriyoruz. Tema parkların önemli bir özelliği var: Bir parkı kurup on yıl boyunca aynı şekilde bırakamazsınız. Ziyaretçilerin yeniden gelmesi için sürekli yenilik yapmak zorundasınız. Disneyland ve Universal'ın filmleriyle paralel olarak parklarına yeni bölümler eklemesinin nedeni bu. Harry Potter, Star Wars veya Jurassic Park gibi temalar ziyaretçilerin ilgisini canlı tutuyor. Nickelodeon da mevcut parkların içinde kendi karakterlerine ait bölümler oluşturmaya başladı. Biz bu bölümlerdeki temalı unsurların üretimini yapıyoruz.

Geleneksel müzecilik nasıl değişiyor?

Bizim çocukluğumuzda müzeler biraz sıkıcı yerler olarak algılanırdı. Bir obje görürdünüz, altında hangi yıldan kaldığını anlatan bir yazı bulunurdu. Bugün çocuklar dijital dünyanın içine doğuyor. Onları yalnızca bir vitrinin karşısında tutamazsınız. Bu nedenle müzelerde interaktif tasarımlar geliştiriyoruz. Ziyaretçinin sadece izleyici değil, deneyimin parçası olmasını istiyoruz. Tema parklardan edindiğimiz deneyimi müzeciliğe taşıdık. Özellikle çocukların ilgisini çekmek ve kültürel mirası onlara anlatabilmek için teknolojiyi kullanıyoruz.

Özbekistan'da gerçekleştirdiğiniz projeler nelerdir?

Özbekistan bizim için çok önemli bir pazar oldu. Şehir mimarisi alanında Cumhurbaşkanlığı için yaklaşık 60 metre yüksekliğinde bir anıt yaptık. Özbekistan'ın bağımsızlığının 30. yılı için gerçekleştirilen bu proje ülkede büyük ilgi gördü. Sonrasında bölgede başka projelerin de önü açıldı. Müzecilikte de önemli işler gerçekleştirdik. Taşkent'teki İslam Medeniyetleri Merkezi bunlardan biri. Burada tarihsel anlatıyı dijital teknolojilerle birleştiren çalışmalar yaptık. Bizim açımızdan önemli olan, kültürel mirasın ziyaretçiye yalnızca bilgi olarak aktarılması değil, yaşatılması.

Türkiye'de hangi müzelerde çalışmalarınız var?

Demokrasi ve Özgürlükler Adası'daki Demokrasi ve Özgürlükler Müzesi ile Ankara'daki 15 Temmuz Demokrasi Müzesi çalışmalarımız arasında. Bunun dışında farklı konseptlerde müze projeleri geliştiriyoruz. Müzelerde teknoloji kullanımının ziyaretçi ilgisini nasıl değiştirdiğini de gözlemliyoruz. Örneğin Şerefiye Sarnıcı'ndaki dijital uygulamalarımızın ardından ziyaretçi sayısının beş-altı katına çıktığını gördük. Bu bize teknolojinin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Bunun üzerine dijital deneyim alanındaki yetkinliklerimizi güçlendirdik. Daha önce birlikte çalıştığımız teknoloji şirketini de bünyemize kattık.

En hızlı büyüdüğünüz pazarlar hangileri?

Şu anda özellikle Orta Doğu'da çok büyük yatırımlar var. Suudi Arabistan birkaç yıl önce bu alanda yaklaşık 45 milyar dolarlık yatırım açıkladı. Çünkü ülkenin uluslararası algısını değiştirmek gibi bir hedefi var. 2034 Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacaklar. Dünyanın farklı ülkelerinden ailelerin ziyaret etmek isteyeceği bir destinasyona dönüşmek istiyorlar. Bunun için eğlence ve turizm yatırımlarına büyük önem veriyorlar. Riyad'da Six Flags gibi büyük park yatırımları yapılıyor. Dünyanın farklı ülkelerinden insanlar bu tür eğlence deneyimlerini yaşamak için seyahat ediyor. Tema parklar yalnızca eğlence değil, ülkelerin turizm stratejilerinin de bir parçası. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar arasında ciddi bir rekabet yaşanıyor. Bu ülkeler kendilerini uluslararası turistler için cazibe merkezi haline getirmek istiyor. Tema parklar da bunun önemli araçlarından biri. Suudi Arabistan'da 100 milyon doların üzerinde projeler yönetiyoruz. Bu yatırımların büyüklüğü nedeniyle şirketimizin yıllık cirosu da projelere göre çok değişken olabiliyor. Bir yıl 20 milyon dolarlık bir projeyi tamamlarsınız, başka bir yıl çok daha büyük projelerin faturaları kesilir. Dolayısıyla bizim işimizde büyümeyi yalnızca yıllık ciroyla değerlendirmek doğru değil.

Amerika'da da oldukça sıra dışı bir deneyim merkezi projesinde yer aldığınızı anlattınız.

Otherworld adlı bir projede bazı üretimler gerçekleştirdik. Bu, klasik anlamda bir tema park değil. Daha çok ziyaretçinin başka bir hayal dünyasına girdiği deneyim merkezi. Büyük bir kapalı alanda birbirinden farklı odalar bulunuyor. İçeri girdiğinizde nereye gideceğinizi tam olarak bilmiyorsunuz. Bir odada aynalarla karşılaşıyorsunuz, başka bir odada bambaşka bir sanat kurgusu var. Bazen bir dolabın kapağı başka bir odaya açılıyor. Ziyaretçi bu dünyayı kendi hızında keşfediyor. Yarım saatte de gezebilirsiniz, saatlerce de kalabilirsiniz. Amaç bir oyundan kaçmak değil, sanatçıların tasarladığı hayal dünyasının içine girmek. Teknoloji, hologramlar ve fiziksel tasarım bir arada kullanılıyor. Bence deneyim ekonomisinin geleceğini gösteren ilginç örneklerden biri.

Önümüzdeki döneme ilişkin hedefleriniz neler?

Bizim işimiz sürekli öğrenmeyi gerektiriyor. Her proje farklı bir problem, farklı bir çözüm ve yeni bir deneyim demek. Bugüne kadar geliştirdiğimiz yetkinlikleri daha fazla ülkeye taşımak istiyoruz. Özellikle Orta Doğu'daki büyümeyi yakından takip ediyoruz. Bunun yanında Doğu Avrupa ve farklı pazarlarda da fırsatlar görüyoruz. Bizim yaptığımız iş yalnızca bir bina, park veya anıt üretmek değil. O mekânın insanlarda nasıl bir duygu yaratacağını, nasıl hatırlanacağını ve bulunduğu bölgeye nasıl katkı sağlayacağını da tasarlıyoruz. Bu yüzden yaptığımız işi yalnızca üretim olarak görmüyoruz. Bir anlamda Türkiye'den dünyaya deneyim ihraç ediyoruz.

"Romanya'da Dracula temalı park yapmak istiyoruz"

Romanya bizim için yeni fırsatlar sunan pazarlardan biri. Ülkede ciddi yatırımlar yapılıyor. Biz de bu pazara giriş yaptık ve kendimizi tanıtmaya başladık. Bükreş'te bir şehir parkı projesine başladık. Bunun dışında iki farklı şehirde belediyelerle görüşmelerimiz sürüyor. Dracula temalı park projesinin yatırımcı grubuyla da temas halindeyiz. Sunumlarımızı yaptık, nasıl bir park kurulabileceğini anlattık. Ancak henüz kesinleşmiş bir anlaşmamız yok. Böyle büyük yatırımların hayata geçmesi için finansman, arazi izinleri ve başka süreçlerin tamamlanması gerekiyor. Dracula projesinde bir rol üstlenmeyi hedefliyoruz. Elbette anlaşmanın gerçekleşmesini istiyoruz ama henüz kesinleşmiş bir proje değil.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.