Tercih yapmadan önce son bir kez daha düşünün!
ÜRÜN DİRİER/ Üniv Üniversite tercih dönemi 10 Ağustos 2026 tarihinde (yarın) sona eriyor. Yükseköğretim Kurulu, 2026-2027 eğitim-öğretim yılında 7 lisans ve 9 ön lisans programını ilk kez öğrenci kabulüne açıyor. Yeni listede özellikle yapay zeka ile sosyal bilimlerin bir araya getirildiği bölümler dikkat çekiyor. Yeni açılan bu bölümleri ve piyasada en çok aranan mezunları araştırdık.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, tercih dönemine ilişkin yaptığı açıklamada, yükseköğretimde kontenjan planlamasını Türkiye'nin kalkınma hedefleri, iş gücü piyasasının ihtiyaçları, dijital dönüşüm ve stratejik sektörlerin talepleri doğrultusunda yaptıklarını belirtti. Özvar, üniversite kontenjanlarına ilişkin yazılı açıklamasında, geleceğin mesleklerine yönelik alanlarda önemli kapasite artışları gerçekleştirirken, mezun arzının yüksek olduğu alanlarda dengeli bir planlama anlayışı benimsediklerini belirtti. Program kontenjanlarının belirlenmesinde üniversitelerin akademik kapasitesi, uygulama ve araştırma altyapısı ile mezunların istihdam olanaklarını birlikte değerlendirdiklerini ifade eden Özvar, ilgili bakanlıklar, meslek kuruluşları, sanayi ve ticaret odaları, sektör temsilcileri, iş dünyası ve üniversitelerin görüşlerinden de yararlandıklarını belirtti. Özvar, "Böylece kararlarımızı geçici yönelimlere göre değil, veriye dayalı ve uzun vadeli bir anlayışla alıyoruz" dedi.
"EN ÇOK ARTIŞ SİBER GÜVENLİKTE"
Kontenjan planlamasının sonuçlarının özellikle bilişim ve teknoloji alanlarında açık şekilde görüldüğünü aktaran Özvar, ön lisans programlarında bilişim teknolojileri kontenjanlarının yaklaşık yüzde 48, OSB-MYO kontenjanlarının ise yaklaşık yüzde 41 artırıldığını açıkladı. En dikkat çekici artışın, siber güvenlik alanında yaşandığını belirten Özvar, bu alandaki eğitim kapasitesinin yaklaşık 16 kat büyüyerek yüzde 1520 arttığını bildirdi. Lisans programlarında da geleceğin ihtiyaçlarına göre benzer bir planlama yürüttüklerini ifade eden Özvar, bilgisayar ve bilişim bilimleri alanındaki kontenjanların son 3 yılda yaklaşık yüzde 31 artırıldığını, bu artışın yazılım, yapay zeka, veri bilimi ve dijital teknolojiler alanlarında büyüyen insan kaynağı ihtiyacından kaynaklandığını dile getirdi. Özvar, özel yetenek sınavıyla öğrenci alan programların kontenjanlarının yüzde 11, spor bilimleri fakültelerinin yüzde 34, sanat ve tasarım fakültelerinin ise son 4 yılda yaklaşık yüzde 16 artırıldığını kaydetti. Stratejik alanlarda dengeli bir planlama benimsediklerini belirten Özvar, tıp fakültelerinin kontenjanlarında yaklaşık yüzde 2,8, ziraat, tarım ve hayvancılık alanlarında yüzde 1,6 oranında sınırlı bir artış gerçekleştirdiklerini söyledi.
"AMACIMIZ GELECEĞİN İSTİHDAM ALANLARINI HAZIRLAMAK"
Kontenjan planlamasının temel amacının yalnızca üniversitelere öğrenci yerleştirmek olmadığını vurgulayan Özvar, yükseköğretim kapasitesini Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu alanlara yönlendirirken gençleri de geleceğin mesleklerine hazırlamayı hedeflediklerini belirtti. Özvar, yükseköğretimde yürütülen planlamayla mezun arzı ile istihdam arasındaki dengeyi güçlendirmeyi, bilişim, siber güvenlik, dijital teknolojiler ve üretim odaklı alanlarda nitelikli insan kaynağını artırmayı amaçladıklarını ifade etti.
Prof. Dr. Erol Özvar, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2026-YKS) tercih dönemindeki adaylara tavsiyelerde bulundu. YÖK'ten yapılan yazılı açıklamaya göre Özvar, üniversite tercihinin yalnızca bir bölüm seçmekten ibaret olmadığını belirterek, gençlerin yaklaşık 40 yıllık çalışma hayatını şekillendirecek önemli bir kararın eşiğinde olduğunu kaydetti. Özvar, gençlere ilgi ve yetenekleri doğrultusunda karar vermeleri çağrısında bulundu.
Özvar, "Bugün vereceğiniz karar elbette hayatınızın bütün safhalarını belirlemeyecek. Ancak doğru yapılmış bir üniversite tercihi size güçlü bir başlangıç noktası, nitelikli bir eğitim çevresi ve mesleki hayatınıza hazırlanabileceğiniz değerli fırsatlar sunar." değerlendirmesini yaptı.
"KENDİNİZİ TANIYIN, UZUN VADELİ DÜŞÜNÜN"
Çalışma hayatının büyük dönüşümden geçtiğini belirten Özvar, yapay zeka, biyoteknoloji, kuantum teknolojileri, siber güvenlik, yeşil dönüşüm, dijital üretim ve finansal teknolojiler gibi alanların yeni meslekleri ortaya çıkardığını aktardı. Bugün üniversite tercihi yapan bir gencin yaklaşık 40 yıllık çalışma hayatına hazırlandığını kaydeden Özvar, bu süreçte teknolojilerin değişeceğini, bazı mesleklerin ortadan kalkacağını ve çok sayıda yeni çalışma alanının ortaya çıkacağını bildirdi. Bu nedenle adayların tercih yaparken yalnızca mezuniyet sonrasında hangi işi yapacaklarını değil, seçecekleri programın kendilerine değişen şartlara uyum sağlayabilecek bilgi, beceri ve yetkinlik kazandırıp kazandırmayacağını da sorgulamaları gerektiğini vurgulayan Özvar, gençlere, "Tercihinizi aceleyle, yalnızca çevrenizde duyduğunuz görüşlere veya o yıl popüler görünen programlara bakarak yapmayın. Kendinizi tanıyın, programları dikkatle inceleyin ve uzun vadeli düşünün" şeklinde tavsiye verdi.
Çalışma hayatında artık yalnızca diploma sahibi olmanın yeterli olmadığının altını çizen Özvar, iş dünyasının alan bilgisinin yanı sıra deneyim, takım çalışması, problem çözme, dijital yetkinlik ve iletişim becerilerine sahip mezunlar beklediğini bildirdi.
Bu doğrultuda kısa süreli stajlar yerine bir veya iki dönem süren iş yeri temelli eğitim modelini yaygınlaştırdıklarını aktaran Özvar, öğrencilerin eğitimlerinin önemli bir bölümünü işletmelerde, fabrikalarda, sağlık kuruluşlarında, laboratuvarlarda ve kendi alanlarıyla ilgili kurumlarda geçirdiğini belirtti.
Gaziantep, Konya, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara'da yürütülen pilot uygulamanın 185 program ve yaklaşık 120 bin öğrenciyi kapsadığını bildiren Özvar, Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokullarının mezunlarında istihdam oranının yüzde 90'ın üzerine çıktığını kaydetti.
"ÖN LİSANS PROGRAMLARINI DA DEĞERLENDİRİN"
Robotik sistemlerden siber güvenliğe, dijital üretimden enerji, sağlık, savunma sanayisi, ilaç üretimi, akıllı tarım ve lojistiğe kadar birçok alanda nitelikli teknik insan kaynağı ihtiyacının hızla arttığına işaret eden Özvar, adaylardan güçlü uygulama altyapısına sahip ön lisans programlarını da dikkatle değerlendirmelerini istedi.
"Önemli olan programın süresi değil, kazandırdığı bilgi, beceri, deneyim ve çalışma hayatıyla kurduğu ilişkidir." ifadesini kullanan Özvar, geleceğin üretim dünyasında nitelikli teknikerlerin kritik roller üstleneceğini vurguladı.
YURT DIŞINI PLANLAYANLARA ÖNERİLER
Yurt dışında eğitim görmeyi planlayan adaylara önerilerde bulunan Özvar, tercih edilecek üniversitenin Yükseköğretim Kurulu tarafından tanınıp tanınmadığının eğitime başlamadan önce mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini belirtti.
Tanınmayan yükseköğretim kurumlarından alınan diplomalara denklik verilmesinin mümkün olmadığının altını çizen Özvar, hiçbir üniversite veya program için önceden "denklik garantisi" verilemeyeceğini vurguladı.
Ailelerin çocukların tercihlerini geçmiş dönemlerin meslek algısına göre değil, ilgi ve yeteneklerine göre şekillendirmelerine destek olması gerektiğini belirten Özvar, "Gençlerimizi dinleyelim, rehberlik edelim fakat baskı kurmayalım." ifadesini kullandı.
ŞİRKETLERİN EN SEVDİĞİ BÖLÜMLER
Kariyer.net'in milyonlarca aday ve yüz binlerce işveren hareketinden oluşturduğu İşverenlerin Tercihi Analizi, tercih dönemindeki gençlere iş dünyasının ilgi gösterdiği üniversite ve bölümleri gösteriyor. Analize göre, mezunları işe en hızlı yerleşen bölümler sıralamasında ilk beş sırayı; İşletme (Almanca), Matematik Mühendisliği, Enformatik (Almanca), İşletme Mühendisliği ve Kontrol Mühendisliği alıyor. Veriler, işveren ilgisinin özellikle bilgisayar, endüstri, işletme ve matematik temelli mühendislik alanlarında yoğunlaştığını gösteriyor. Bu alanlardan mezun olan gençler, işe hızlı yerleşme konusunda daha önde görünüyor.
ÖNE ÇIKAN MESLEKLER
Araştırmada Top 500 şirketlerde işe girme oranı yüksek bölümler de incelendi. Sonuçlara göre Endüstri Sistemleri Mühendisliği ve Kimya ve Süreç Mühendisliği listenin üst sıralarında yer aldı. Bu bölümleri; Cevher Hazırlama Mühendisliği, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği, Endüstri ve Sistem Mühendisliği, İşletme Mühendisliği ve Endüstri Mühendisliği takip etti.
Analize göre farklı pozisyon ve kariyer alanlarına yayılım açısından en geniş alternatifleri sunan bölümler arasında İşletme ve İktisat ilk sırada yer aldı. Bu bölümleri Maliye, İşletme (İngilizce), Kamu Yönetimi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, Uluslararası İlişkiler ve Ekonometri izledi. Veriler, bu bölümlerin mezunlarının çok sayıda farklı görev ve iş fonksiyonunda istihdam edilebildiğine işaret ediyor.
"TERCİH YAPARKEN VERİDEN YARARLANIN"
Kariyer.net CEO'su Fatih Uysal, İşverenlerin Tercihi Analizine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
"Üniversite tercih dönemi gençlerin hayatındaki önemli karar aşamalarından biri. Bu süreçte öğrencilerin hem ilgi alanlarını hem de iş dünyasındaki eğilimleri birlikte değerlendirmesi büyük önem taşıyor. İşverenlerin Tercihi analizi de gençlere bu konuda veri odaklı bir bakış açısı sunmayı amaçlıyor. Üniversite ve bölüm tercihi, kariyer yolculuğunun ilk adımı. Aynı zamanda iş hayatında başarı; kişinin geliştirdiği yetkinlikler, kazandığı beceriler, deneyimleri ve değişen iş dünyasına uyum sağlayabilmesiyle şekilleniyor. Kariyer.net olarak gençlerin bilinçli kararlar verebilmesi için veriye dayalı içgörüler sunmaya ve kariyer yolculuklarında yanlarında olmaya devam ediyoruz."
TERCİH NEYE GÖRE YAPILIR?
Bu dönemde hem verileri doğru okumak hem de kararları etkileyebilecek değişkenleri iyi analiz etmek büyük önem taşıyor. Final Eğitim Kurumları Rehberlik Koordinatörü Bora Serhat Çelik, tercih sürecinde sadece puan değil, öğrencinin ilgi alanları, kariyer hedefleri ve yaşam beklentilerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Çelik, başarı sıralamasının puandan daha güvenilir bir gösterge olduğunu, mesleki yönelimin mutlaka dikkate alınması gerektiğini ve üniversitenin sosyal olanaklarının da seçim sürecine dâhil edilmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca iki yıllık programların göz ardı edilmemesi, bilgi kirliliğine karşı dikkatli olunması ve öğrenci ile veli beklentilerinin çatışmaması için tercih sürecinde karşılıklı anlayışın esas alınması gerektiğinin altını çiziyor. Tercihlerin gelecek planlarıyla örtüşmesinin elzem olduğuna vurgu yapan Çelik, "Yükseköğretim yalnızca bir eğitim süresi değil; gelecekte hangi alanda çalışacağınızı, nasıl bir yaşam tarzı sürdüreceğinizi ve hangi becerilerle topluma katkı sunacağınızı da belirler. Bu nedenle tercih sürecine sadece hangi üniversite daha prestijli sorusuyla değil, 'ben kim olmak istiyorum?' sorusuyla başlamak gerekir. Uygun olmayan bir bölümde okumak, profesyonel hayat boyunca gerekecek olan heyecanın yitirilmesine neden olabilir. Kısacası, bu tercih dönemi yalnızca bir "okul seçimi" olarak değil, kariyer olasılıklarına açılan kapıyı seçmek olarak görülmelidir" dedi.
"BAŞARI SIRALAMASINA GÖRE YAPILMALI"
Puanın değişken olduğunu ve YKS tercihinde bir sıralamanın dikkate alınması gerektiğini belirten Çelik şu bilgileri paylaştı: "Örneğin tercih ekranlarında 2023'te 472 puanla, 2024'te ise 440 puanla öğrenci almış bir üniversite görülür. Oysa 2023'te de 2024'te de bu bölüme 38 binli başarı sıralamasındaki öğrenciler giriş yapmıştır. Elbette önceki yılların sıralamaları ile bu yıl tercihlerden sonra oluşacak sıralama aynı olmayacaktır. Ancak tercih listesini oluştururken güvenebileceğimiz, bize öngörü sunan en tutarlı veri bu sıralamamalardır. Adaylar biliyordur ama bu satırları okuyacak velileri de bilmeli. Son 4 yılın yerleştirme sonuçları Yüksek Öğretim Kurumu'nun YÖK Atlas isimli veri tabanında yayınlanıyor. Hangi üniversitenin, hangi bölümünün hangi sıralamayla kontenjanlarını doldurduğu bu ekranlarda görülüyor. Öğrenciler asla 'Sıralamam yetmiyor ama puanım yetiyor' diye düşünüp, puana göre liste yapılmamalı. Biliyoruz gençler ve aileleri böyle stresli durumlarda duygularla 'belki olur' diyerek düşünüyor. Fakat isabetli karar vermeyi sağlayan en doğru veri başarı sıralamasıdır."
"SAĞ BEYNİN BECERİLERİ ÖNE ÇIKACAK"
Akademisyen, Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Yasemin Yücel Karasu ise, adayların meslek seçimi yaparken yapay zekâyı gündemlerine almaları gerektiğinin altını çizdi. Tekrarlayan ve rutin işlerin yapay zekâ ve otonom sistemler tarafından üstlenileceğini belirten Karasu, insanın temas ettiği mesleklerin kalıcı olacağına işaret etti:
"Kasiyerlik, tır şoförlüğü, muhasebecilik gibi tekrarlayan işler makinaya devroluyor. Buna karşılık tıp gibi insan dokunuşu gerektiren mesleklerde istihdam oranının yüzde 96'yı aşması, geleceğin güvenli kariyer alanlarının ipuçlarını veriyor. TÜİK verilerine göre, lisans mezunlarının ortalama iş bulma süresi 14,4 ay, ön lisans mezunlarında ise 16 aya yükseldi. Ancak tıp, özel eğitim öğretmenliği ve eczacılık gibi bölümlerde bu süre 4-5 aya kadar düşüyor. Bu istatistikler, teknolojiyle insan faktörünü birleştiren mesleklerin daha hızlı iş bulduğunu ve sürdürülebilir kariyer sunduğunu gösteriyor. Analitik yetkinlikleri, duygusal yetkinliklerle harmanlayan alanlar öne çıkıyor."
Karasu şunları aktardı: "Elbette bir geçiş döneminden bahsetmek lazım, önümüzdeki 5 yıl içinde YZ eğitmenliği, Veri Bilimi Uzmanlığı, Veri Analistliği gibi alanlar da popüler olacak. Ancak analitik işler yapay zekâ tarafından yapılabilir hale geliyor. Yaratıcılık, empati ve adaptasyon gibi sağ beyin becerileri gelecekteki meslek seçimlerinde belirleyici olacak" diyen Dr. Karasu, gençlerin bu alanlara yatırım yapması gerektiğini belirtiyor. Karasu, "Tüm mesleklerde veri analitiği ve yapay zekâ desteği yaygınlaşacak. İleride tüm meslekler veri analitiği ve YZ destekli olarak yapılır hale gelecek. Yapay zekâ bilgisi istihdam oranlarında artış sağlayacaktır" dedi.
YÖK'TEN 16 YENİ PROGRAM
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 2026-2027 eğitim öğretim yılında yapay zekadan biyoteknolojiye kadar farklı alanlarda 7 lisans ve 9 ön lisans olmak üzere toplam 16 yeni programın ilk kez açılacağını açıkladı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, yeni kontenjanların geleceğin iş gücü ihtiyaçları dikkate alınarak planlandığını belirtti. YÖK tarafından yapılan açıklamaya göre, yükseköğretimde geleceğin mesleklerine yönelik dönüşüm çalışmaları kapsamında yapay zekadan biyoteknolojiye, finansal teknolojilerden mobil güvenliğe kadar birçok alanda yeni programlar 2026 YKS tercih kılavuzunda yer alacak. Bu kapsamda lisans düzeyinde ilk kez 'Tarih ve Yapay Zeka', 'Felsefe ve Yapay Zeka', 'İşletme ve Yapay Zeka', 'Finansal Teknoloji', 'Biyoteknoloji ve Genetik', 'Paramedik' ile 'Balıkçılık Teknolojisi' programları öğrenci kabul edecek. Ön lisans düzeyinde ise 'Yapay Zeka Destekli Web Tasarımı ve Kodlama', 'Yapay Zeka Destekli Tasarım ve Animasyon', 'Dijital Oyun Teknolojileri', 'Mobil Güvenlik Teknolojileri', 'İlaç Üretim Teknolojisi', 'Patlayıcı ve Enerjetik Malzemeler Teknikerliği', 'Hayvancılık Teknolojileri ve İşletmeciliği', 'Laboratuvar Hayvanları' ve 'Balıkçılık Teknolojisi' programları ilk kez tercih kılavuzunda yer alacak.
EN YÜKSEK İSTİHDAM TIPTA
Dünya Ekonomik Forum'un (WEF) İşlerin Geleceği ve Deloitte'in 2025 Küresel İnsan Sermayesi Trendleri raporları baz alındığında, yeşil dönüşüm ve sürdürebilirlik konularındaki uzmanlıklar, yapay zeka ve makine öğrenimi uzmanları, yenilenebilir enerji uzmanları, büyük veri analistleri, teknolojik okur yazarlık, hemşireler ve eğitim alanındaki profesyonellerin sunduğu eğitim ve bakım hizmetlerinde büyük bir artış görüleceği belirtiliyor. Mezuniyet sonrası iş imkanları hakkında son TÜİK yükseköğretim istihdam göstergeleri sonuçlarına göre en yüksek istihdam oranı yüzde 95,5 oranı ile tıp, özel eğitim öğretmenliği yüzde 90,8, havacılık elektrik ve elektroniği yüzde 89,9, matematik mühendisliği yüzde 89,8 ile hemşirelik yüzde 89,8 olarak açıklandı. Ortalama kazancın en yüksek olduğu beş lisans bölümü ise; pilotaj, matematik mühendisliği, uzay mühendisliği, uçak mühendisliği ile kontrol ve otomasyon mühendisliği olarak sıralandı.
***REKTÖRLER VE UZMANLARDAN SON TAVSİYELER***
Prof. Dr. M. Ege YAZGAN / İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü
"Şirketler artık doğru yetkinliklere sahip mezunları tercih ediyor"
Değişen teknolojik imkânlar, ekonomik koşullar ve sosyal beklentiler doğrultusunda bölüm ve programlara olan ilgi de günden güne değişiyor. Üniversite olarak bizler de tüm akademik programlarımızı bu değişimler ışığında gözden geçiriyor, çağın dinamiklerine ve güncel ihtiyaçlara uygun çıktılar üretecek şekilde dönüştürüyoruz. Adayların okumak istedikleri alana karar verdikten sonra tercih edecekleri bölümün akademik kadrosunu, eğitim kalitesini, müfredatını, eğitim-öğretim olanaklarını, uluslararası iş birliklerini ve yetenek gelişimini desteklemek için üniversitenin sunduğu imkânları araştırmaları önem taşıyor. Ayrıca tercih edecekleri üniversiteyi mutlaka ziyaret etmelerini öneriyorum. Yapay zekâ ve dijitalleşmeyi eğitimden araştırmaya, idari süreçlerden öğrenci deneyimine kadar üniversitemizin tüm alanlarını geliştirecek stratejik bir dönüşüm olarak ele alıyoruz. Günümüzde tıpkı sanayi devrimi gibi teknolojik bir devrim yaşanıyor. Yapay zekâ rutin işleri giderek daha iyi yapacak; ancak merak eden, eleştirel düşünebilen, farklı disiplinleri bir araya getirebilen, etik değerlendirme yapabilen ve yaratıcı çözümler geliştirebilen insanların değeri daha da artacak. Önümüzdeki yıllarda başarılı olacaklar yapay zekâyla birlikte daha yüksek katma değer üretebilenler olacak. Bu nedenle teknolojiye karşı durmak yerine onu anlayan, yöneten ve kendi alanında etkili biçimde kullanan bireyler yetiştirmemiz gerekiyor. Gençlere tavsiyem, yalnızca bugünün mesleklerine değil, geleceğin yetkinliklerine odaklanmaları. Bugün ise şirketler yalnızca belirli bölüm mezunlarını değil, doğru yetkinliklere sahip mezunları tercih ediyor.
Prof. Dr. Yusuf LEBLEBİCİ / Sabancı Üniversitesi Rektörü
"Mezunlarımızın yüzde 32'si yurt dışında çalışıyor"
Sabancı Üniversitesi'nde öğrencilerimizin hangi diploma programına yöneleceklerine karar vermeleri için ikinci sınıfın sonuna kadar süreleri var. Sayısal puanla Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi'ne, ya da eşit ağırlıklı puanla Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi veya Yönetim Bilimleri Fakültesi'ne giriş yapan öğrencilerimizin tümü, ilk yılı birlikte, bizim "temel geliştirme" dersleri adını verdiğimiz ortak dersleri alarak geçirirler. Aldıkları bu temel altyapı ve birikim, devamında öğrencilerimizin diploma programlarının seçiminde bilinçli tercih yapmasını sağlar. Bu konuda öğrencilerimize, yükseköğrenim mevzuatı çerçevesinde en geniş özgürlüğü tanıyoruz: Sayısal puanla Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi'ne girmiş olan bir öğrenci, sonrasında diploma programı olarak psikoloji, ekonomi veya yönetim bilimlerini seçebilir. Benzer şekilde eşit ağırlıkla giren bir öğrenci, temel geliştirme yılından sonra tercihini bilgisayar mühendisliği veya biyoloji okumak yönünde kullanabilir. Buna ek olarak kapsamlı yan dal ve çift ana dal olanaklarımızdan da faydalanabilirler. Mezunların yüzde 32'si yurt dışında çalışıyor veya okuyor. Amazon, Google, Meta, Apple ve Microsoft gibi dev firmalarda çok sayıda mezunumuz bulunuyor. Son dönemde Asya'ya giden mezunlarımızın sayısı da artıyor. Sabancı Üniversitesi bugüne kadar 10.000'den fazla bilimsel yayın ve 400'den fazla patent üretti. An itibariyle 60 milyon dolarlık dış kaynaklı proje bütçesiyle dev bir araştırma kurumuyuz. QS sıralamalarında son iki senede 159 basamak birden ilerleyerek, Türkiye'nin en hızlı yükselen üniversitesi olduk. Times Higher Education sıralamasında da her sene en üst sıralarda yer alıyoruz. Yönetim bilimlerinde Financial Times sıralamasına göre Türkiye'de birinci, dünyada ilk 50'deyiz. Kuruma özel programlarda ise dünyada 29'uncu sıradayız. YÖK, Türkiye'deki 208 üniversiteden 23'ünü araştırma üniversitesi olarak tanımlıyor ve her sene bu araştırma üniversitelerini performanslarına göre kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutuyor. YÖK'ün yaptığı bu titiz değerlendirmeye göre, Sabancı Üniversitesi olarak Türkiye'deki araştırma üniversiteleri arasında en yüksek performansa sahip A1 kategorisindeyiz.
Prof. Dr. Nazife GÜNGÖR/ Üsküdar Üniversitesi Rektörü
"Yüreğinizin götürdüğü yere aklınızın rehberliğinde gidin"
Son yıllarda üniversite tercih eğilimlerine baktığımızda üç temel eksenin öne çıktığını görüyoruz: sağlık bilimleri, mühendislik ve dijital iletişim. Özellikle psikoloji, moleküler biyoloji ve genetik, dil ve konuşma terapisi, beslenme ve diyetetik gibi sağlık alanları gençlerin yoğun ilgi gösterdiği bölümler arasında yer alıyor. Bunun yanında bilgisayar mühendisliği, yazılım mühendisliği ve yapay zekâ odaklı programlar da dijital dönüşümün etkisiyle yükselişini sürdürüyor. İletişim ise dönemin parlayan alanlarından biri. Yeni medya, görsel iletişim tasarımı, çizgi film ve animasyon gibi bölümler Z kuşağının üretim kültürüne daha yakın olduğu için dikkat çekiyor. Ancak başarı, yalnızca talebin yüksek olduğu bir bölüme girmekle değil, o alanda kendini geliştirebilmekle mümkündür. Bugün sağlık teknolojileri, biyoteknoloji, nörobilim, yapay zekâ, dijital medya, veri analitiği ve sürdürülebilirlik gibi alanların birbirleriyle iç içe geçtiği yeni bir dönem yaşıyoruz. Ben her zaman "Yüreğinizin götürdüğü yere aklınızın rehberliğinde gidin" diyorum. Hayaller çok kıymetlidir ancak gerçeklerle birlikte değerlendirilmelidir. Ailelerin ve öğretmenlerin görüşleri elbette önemlidir; fakat son karar öğrencinin kendi kişiliği, yetenekleri ve hedefleri doğrultusunda şekillenmelidir. Tercih yapılırken sektörlerin dönüşümü, teknolojik gelişmeler, istihdam eğilimleri ve küresel değişimler mutlaka dikkate alınmalıdır. Bunun yanında adayların tercih edecekleri üniversitenin akademik kadrosunu, araştırma altyapısını, laboratuvarlarını, uluslararası iş birliklerini ve uygulama olanaklarını yerinde görmeleri de sağlıklı karar vermeleri açısından büyük önem taşır. Bir diğer tavsiyem de, yapay zekânın kolay kolay yerine koyamayacağı becerilere yatırım yapılmasıdır. Bugün iş dünyası yalnızca belirli bölümlerin mezunlarını değil, belirli yetkinliklere sahip insanları arıyor. Elbette veri analitiği, yazılım, yapay zekâ, siber güvenlik, mühendislik, biyoteknoloji ve sağlık bilimleri mezunlarına yönelik talep oldukça yüksek. Bunun yanında dijital pazarlama, kurumsal iletişim, içerik üretimi ve stratejik iletişim alanlarında da ciddi bir istihdam artışı yaşanıyor.
Prof. Dr. Yusuf ADIGÜZEL / Anadolu Üniversitesi Rektörü
"Eskişehir, güçlü sanayi geleneği olan bir şehir"
Eskişehir, uzun yıllardır "öğrenci kenti" kimliğiyle anılıyor. Ancak bugün üniversitelerin kent ekonomisine katkısı yalnızca yetiştirdikleri mezunlarla sınırlı değil. Araştırma merkezlerinden teknoloji transferine, girişimcilikten sanayi iş birliklerine kadar uzanan yeni nesil üniversite modeli, şehirlerin rekabet gücünü belirleyen en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Bu dönüşümün önemli aktörlerinden biri olan Anadolu Üniversitesi, bilgi üretimini ekonomik değere dönüştürmeyi hedefleyen çalışmalarıyla dikkat çekiyor. ARİNKOM Teknoloji Transfer Ofisi aracılığıyla akademik projelerin ticarileştirilmesi, yapay zekâ ve dijital dönüşüm odaklı yeni eğitim programları, girişimcilik ekosistemini güçlendiren uygulamalar ve Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi ile geliştirilen iş birlikleri, üniversitenin gelecek vizyonunun temel başlıklarını oluşturuyor. Eskişehir, güçlü sanayi geleneği olan bir şehir. Havacılık, raylı sistemler, seramik, makine, savunma sanayi ve yaratıcı endüstriler gibi birçok alanda köklü bir birikime sahip. Bu birikimin yanında üç büyük üniversitenin aynı şehirde bulunması Eskişehir'e çok özel bir güç kazandırıyor. Burada sanayiciyle akademisyen aynı şehrin gündemini paylaşıyor. Öğrenci, üretim dünyasına daha erken temas edebiliyor. Mezunlarımız şehirdeki firmalarda önemli görevler üstleniyor. Bu da doğal bir iletişim ağı oluşturuyor. Üniversitelerde üretilen bilginin ekonomik değere dönüşmesi için güçlü bir destek mekanizması gerekir. Anadolu Üniversitesi olarak bu süreci özellikle ARİNKOM Teknoloji Transfer Ofisi ve Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Birimi üzerinden sistematik bir şekilde yürütüyoruz. ARİNKOM, akademisyenlerimizin geliştirdiği projelerin ticarileşme yolculuğunda önemli bir köprü görevi görüyor.
Prof. Dr. Barış TAN/ Özyeğin Üniversitesi Rektörü
"Bu dönem 100 dersimiz doğrudan yapay zekâya odaklı"
Son yıllarda teknolojiyle kesişen mühendislik programları, işletme, hukuk, pilotaj ve tasarım alanlarına güçlü bir ilgi görüyoruz. Yapay zekâ mesleklerden önce görevleri dönüştürüyor. Bugün üniversiteye başlayan bir öğrencinin mezun olduğunda hangi araçlarla çalışacağını tam olarak öngöremeyiz. Bu nedenle gençlerin belirli bir teknolojiye sıkışmadan öğrenmeyi öğrenmesi, eleştirel düşünmesi, farklı disiplinler arasında bağ kurması, etik muhakeme geliştirmesi ve yeni araçları kendi alanında etkili biçimde kullanabilmesi gerekiyor. Özyeğin Üniversitesi'nde yapay zekâyı stratejik odaklarımız arasına aldık. Bu dönem 100 dersimiz doğrudan yapay zekâya odaklanırken 196 derste yapay zekâ uygulamaları ve araçları eğitim materyali olarak kullanılıyor. OzU AI Platform ile akademik bilgi birikimini iş dünyasının deneyimiyle buluşturuyor, inovasyon, sürdürülebilirlik ve toplumsal etkiyi dönüşümün temel başlıkları arasında görüyoruz. Şirketlerin tercihi de giderek bölüm adından yetkinlik bileşimine kayıyor. Mühendislik ve bilişim temelli alanlara talep yüksek olsa da veri okuryazarlığı, problem çözme, iletişim, takım çalışması, girişimcilik, uyum sağlama ve sorumluluk alma becerileri her bölümden mezunu öne çıkarıyor. Üniversiteler öğrencilerine ilk işin ötesinde, değişen koşullarda uzun soluklu bir kariyer kurabilecekleri düşünme ve öğrenme becerilerini kazandırmalı. 208 üniversiteden 65 binden fazla öğrencinin katıldığı TÜMA 2026 sonuçlarında Özyeğin Üniversitesinin mezun memnuniyetinde Türkiye birincisi olması, öğrenci deneyimi ile kariyer hazırlığını birlikte ele alan yaklaşımımızın güçlü bir göstergesi. Gençlerin tercih yaparken kendilerine şu soruyu sormalarını isterim: Bu üniversite ve bu bölüm, bana geleceği şekillendirecek yetkinlikleri kazandıracak mı?
Prof. Dr. Mustafa KARA / İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektörü
"Yapay zekâ birçok mesleğin çalışma biçimini değiştirecek"
Son yıllarda öğrencilerin tercih eğilimlerinde teknoloji, sağlık, psikoloji, havacılık ve uygulamalı mesleki eğitim alanlarının öne çıktığını görüyoruz. İstanbul Rumeli Üniversitesinde özellikle Psikoloji, Havacılık Yönetimi, mühendislik ve teknoloji alanında; Bilgisayar Mühendisliği, Bilgisayar Bilimleri, Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi, sağlık alanında Hemşirelik, programları ilgi görmektedir. Ön lisans düzeyinde ise Bilgisayar Programcılığı, Uçak Teknolojisi, Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri, Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği, Aşçılık, Pastacılık ve Ekmekçilik ve sağlık programlarının tamamı ama özellikle İlk ve Acil Yardım öğrencilerin dikkatini çekmektedir. Ancak biz bir programın yalnızca popüler olmasını yeterli görmüyoruz. Öğrencilerimize uygulama imkânı sunan, sektörle bağlantı kuran, değişen meslekleri takip eden ve mezuniyet sonrasında farklı kariyer yolları açan bir eğitim modeli oluşturmaya önem veriyoruz. Gençlere ilk tavsiyem, yalnızca bugünün popüler mesleklerine ya da çevrelerinin yönlendirmelerine göre karar vermemeleridir. Tercih sürecinde ilgi alanlarını, yeteneklerini, çalışma biçimlerini ve gelecekte nasıl bir hayat kurmak istediklerini birlikte değerlendirmeleri gerekir. Çünkü doğru tercih, yalnızca bir üniversiteye yerleşmek değil; kişinin uzun vadeli gelişimine uygun bir alan seçmesidir. Yapay zekâ birçok mesleğin çalışma biçimini değiştirecek; ancak bu, insanların değersizleşeceği anlamına gelmiyor. Tam tersine, yapay zekâyı doğru kullanan, onu sorgulayabilen ve ürettiği sonuçları etik, eleştirel ve yaratıcı biçimde değerlendirebilen bireylerin değeri artacaktır. Şirketlerin tercihleri sektöre göre değişmekle birlikte teknoloji, mühendislik, sağlık, havacılık, işletme, psikoloji, iletişim ve uygulamalı mesleki alanlardan mezun olan adaylara yönelik talebin güçlü olduğunu görüyoruz. Özellikle yazılım, bilgisayar bilimleri, yapay zekâ, veriyle çalışma, mühendislik, sağlık hizmetleri, insan kaynakları, işletme süreçleri, lojistik ve havacılık alanlarında nitelikli mezun ihtiyacı sürmektedir.
Kerem AKINER/ Türkiye İş Bankası İnsan Kaynakları Yönetimi Müdürü
"Çalışanımızın yüzde 85'i için bölüm koşulumuzu kaldırdık"
Sektörümüz doğrultusunda İktisadi idari Bilimler Fakültesi, Bilgisayar Mühendisliği, Yapay Zeka Mühendisliği gibi bölümler popülaritelerini hala koruyor. Gençlere hem okumaktan keyif alacakları hem de uzun vadede kendilerine, topluma ve mesleklerine değer katacak konulara yönelmelerini ve bu konularda derinleşmelerini tavsiye ederim. Münazara, etkili iletişim, dil bilimi ve eleştirel düşünme gibi yetkinlikler iş hayatı için kritik önem taşıyor. Bu bağlamda, mezunların sadece bölüm bilgisiyle değil; staj deneyimleri, sosyal etkinliklere katılımları, topluluk projeleri ve yetkinliklerini geliştiren kurslar gibi çok yönlü bir hazırlıkla mezun olmaları, geleceğin dinamik iş ortamlarına daha hızlı ve daha sağlam adapte olmalarını sağıyor. Eğitim hayatı boyunca edindikleri bu aktif ve bütüncül deneyimler gençlerin sadece bir meslek sahibi olmalarını değil, aynı zamanda topluma yön verebilecek bireyler haline gelmelerini mümkün kılıyor. Teknolojiyi çalışanımızın yerine değil yanına konumlandırmamız nedeniyle, bu tarz teknolojik araçların operasyonel yoğunluğumuzu azaltarak üretici, verimli tarafı beslemesini sağlıyoruz. Bu noktada mezun olunan bölümden bağımsız olarak teknoloji okur yazarlığına sahip her çalışanın, daha üretken ve faydalı olmak için çaba gösterdiği alan kıymetli. Kurum olarak çok yakın bir zamanda bizim için çok önemli çalışanlarımızın neredeyse yüzde 85'ini oluşturan iki unvanımız Memur ve Uzman Yardımcılığı için bölüm koşulumuzu kaldırdık. Bu yaklaşımımızla, multidisipliner çalışma ortamlarında en çok tercih edilen bölüm olarak bir grubu belirtmek doğru olmayacak.
İstem BAŞAR / Çalık Holding İnsan Kaynakları Direktörü
"Gençlerin yapay zekâ ile birlikte çalışmayı öğrenmesi şart"
Son yıllarda mühendislik, tıp, hukuk ve ekonomi gibi alanlar güçlü konumlarını korurken; yapay zekâ, veri bilimi, siber güvenlik, bilişim sistemleri ve dijital teknolojilerle ilişkili yeni bölümlere de ilgi hızla artıyor. Bununla birlikte iş dünyasında artık bir bölümün diğerlerinden açık ara öne çıktığını söylemek giderek zorlaşıyor. Çünkü şirketlerin ihtiyaç duyduğu yetenek profili de değişiyor. Kurumlar artık farklı disiplinler arasında bağ kurabilen, teknolojiye uyumlanabilen, veriyi anlamlandırabilen ve değişen koşullara hızla adapte olabilen profesyonellere ihtiyaç duyuyor. Gençlere öncelikli tavsiyem, tercihlerini yalnızca bugünün popüler mesleklerine ya da kısa vadeli istihdam eğilimlerine göre şekillendirmemeleri. Ekonomi, psikoloji, mühendislik, hukuk gibi alanlar; analitik düşünmeyi, problem çözmeyi ve sistem yaklaşımını açısından güçlü temeller sunuyor. Önde gelen üniversitelerde çift anadal veya disiplinlerarası programların yaygınlaşması da bu ihtiyacın bir yansıması. Örneğin; psikoloji ile veri bilimi, ekonomi ile yapay zekâ, hukuk ile teknoloji politikaları veya mühendislik ile davranış bilimlerinin birlikte ele alınması gençlere daha güçlü bir vizyon kazandırıyor. Gençlerin yapay zekâ ile birlikte çalışmayı öğrenmesi de şart. Faaliyet alanlarımızın çeşitliliği doğrultusunda mühendislik, işletme, ekonomi, hukuk, psikoloji ve sosyal bilimler gibi geniş bir yelpazeden yetenek istihdam ediyoruz.
Fatoş HÜSEYİNCA / Cevher Jant İnsan Kaynakları Müdürü
"Üniversiteyi bir ekosistem olarak değerlendirmek çok önemli"
Yapay Zekâ, Bilgisayar Mühendisliği, Yazılım Mühendisliği, Veri Bilimi ve Siber Güvenlik gibi alanlara ilgi her geçen yıl artıyor. Bunun temel nedeni, dijital dönüşümün artık sadece teknoloji şirketlerini değil, finans, sağlık, üretim, perakende ve hizmet sektörü dahil tüm iş dünyasını dönüştürüyor olması. Bunun yanında Endüstri Mühendisliği, Psikoloji, İşletme ve Tasarım gibi farklı disiplinler de önemini koruyor. Çünkü geleceğin iş dünyasında sadece teknik bilgi değil; kullanıcı deneyimi, insan davranışını anlama, süreç yönetimi ve stratejik düşünme gibi beceriler de kritik hale geliyor. Önümüzdeki dönemde disiplinler arası eğitim sunan bölümlerin daha da değer kazanacağını düşünüyoruz. Üniversiteyi yalnızca diploma alınacak bir yer olarak değil; yabancı dil, staj, proje deneyimi, girişimcilik, uluslararası programlar ve teknoloji becerileriyle kendilerini geliştirecekleri bir ekosistem olarak değerlendirmeleri çok önemli. Günümüzde mezuniyet tek başına yeterli değil; sürekli öğrenme alışkanlığı kazanan gençler kariyerlerinde çok daha avantajlı oluyor. Cevher olarak işe alım süreçlerinde yalnızca mezun olunan bölüme değil, adayın sahip olduğu yetkinliklere, öğrenme çevikliğine ve gelişim potansiyeline odaklanıyoruz. Elbette teknoloji projelerimiz kapsamında Bilgisayar, Yazılım, Endüstri, Elektrik-Elektronik Mühendisliği gibi teknik bölümlerden mezun adaylarla yoğun çalışıyoruz. Bununla birlikte veri analitiği, matematik, istatistik, işletme, psikoloji ve tasarım gibi farklı disiplinlerden gelen başarılı profesyoneller de ekiplerimizde önemli roller üstleniyor. Çünkü günümüzde şirketlerin ihtiyaç duyduğu profiller, farklı bakış açılarını bir araya getirebilen ve teknolojiyi iş süreçlerine entegre edebilen kişilerden oluşuyor.
Aysel MERT / Tatilsepeti İK Direktörü
"Doğru bölüm yerine doğru yetkinlik öne çıkıyor"
İş dünyasında artık tek bir "gözde bölümden" bahsetmek mümkün değil. Dijitalleşme ve veri odaklı karar alma süreçlerinin hız kazanmasıyla birlikte; Bilgisayar Mühendisliği, Yazılım Mühendisliği, Yapay Zeka ve Veri Bilimi, Endüstri Mühendisliği, Yönetim Bilişim Sistemleri (MIS) gibi bölümler öne çıkıyor. Bununla birlikte turizm sektörü özelinde değerlendirdiğimizde; Turizm İşletmeciliği, İşletme, Pazarlama, Uluslararası Ticaret, İstatistik ve Ekonomi gibi bölümler de güçlü bir talep görmeye devam ediyor. Özellikle e-ticaretin büyümesiyle birlikte dijital pazarlama, performans pazarlaması, CRM ve veri analitiği alanlarında yetişen genç profesyonellere olan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Turizm teknolojileri ve online seyahat sektörü, farklı disiplinlerin bir araya geldiği dinamik bir ekosistem. Bu nedenle teknoloji ekiplerimizde Bilgisayar Mühendisliği, Yazılım Mühendisliği ve Yönetim Bilişim Sistemleri; veri ve analitik alanlarında Endüstri Mühendisliği, İstatistik ve Matematik; ticari ekiplerimizde ise İşletme, Ekonomi, Pazarlama, Uluslararası Ticaret ve Turizm İşletmeciliği gibi bölümlerden mezun adaylarla çalışıyoruz. Ancak son yıllarda işe alım yaklaşımında önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor. Artık adayları yalnızca mezun oldukları bölüm üzerinden değerlendirmiyoruz. İş dünyasında asıl fark yaratan unsur; öğrenme çevikliği, analitik düşünme becerisi, dijital yetkinlikleri, yapay zekâ ve yeni teknolojileri etkin kullanabilmesi, iletişim becerileri ve değişime uyum sağlayabilme kapasitesi. Bugün birçok pozisyon için "doğru bölüm" yerine "doğru yetkinlik" yaklaşımı öne çıkıyor.
Banu HAMARAT / Polifarma İK Müdürü
"Gençlerin yalnızca teknik bilgi edinmeleri yeterli olmayacak"
Özellikle ilaç sektöründe Eczacılık, Kimya Mühendisliği, Kimya ile Moleküler Biyoloji ve Genetik gibi bölümler önemini koruyor. Bununla birlikte bu teknik altyapıyı dijital beceriler, yabancı dil yetkinliği ve analitik düşünme kabiliyetiyle destekleyen mezunlar iş dünyasında çok daha fazla öne çıkıyor. Günümüzde artık yalnızca diploma değil, o diplomaya eklenen bilgi, beceri ve yetkinlikler de kariyer yolculuğunda belirleyici rol oynuyor. Üniversite tercihini yalnızca bugünün iş ilanlarına bakarak yapmak uzun vadede doğru sonuç vermeyebilir. Çünkü bugün üniversiteye başlayan öğrenciler, dört ya da beş yıl sonra çok farklı dinamiklere sahip bir iş dünyasına adım atacaklar. Bu nedenle tercih sürecinde hem ilgi ve yeteneklerini hem de geleceğin dönüşüm alanlarını birlikte değerlendirmelerini öneririm. Yapay zekâyı ise bir rakip olarak değil, güçlü bir çalışma arkadaşı olarak görmek gerekiyor. Gelecekte fark yaratacak olanlar, yapay zekânın yerine geçmeye çalışanlar değil; onu doğru kullanan ve onunla birlikte değer üretebilen kişiler olacak. Bu nedenle gençlerin yalnızca teknik bilgi edinmeleri yeterli olmayacak. Eleştirel düşünme, yaratıcılık, etik karar verme, iletişim, liderlik ve karmaşık problemlere çözüm üretebilme gibi insana özgü yetkinliklerini geliştirmeleri büyük önem taşıyor. İlaç sektörü; yüksek teknoloji, kalite ve regülasyon odaklı yapısı nedeniyle en çok Eczacılık, Kimya Mühendisliği, Kimya ile Moleküler Biyoloji ve Genetik gibi bölümlerden mezun adaylara ihtiyaç duyuyor. Özellikle üretim, kalite, AR-GE ve teknik operasyonlar gibi kritik alanlarda bu disiplinlerden yetişen uzmanlar önemli rol üstleniyor.
Filiz ERGİN/ Norm Holding İnsan Kaynakları Direktörü
"Uygulama becerisi kazandıran bölümler önemli"
Norm Holding olarak; bağlantı elemanları, ticaret, sıcak dövme, kimya, kalıp ve talaşlı imalat, sac şekillendirme, eklemeli imalat, teknoloji, makine ve otomasyon, tarım ve gıda sektörlerinde faaliyet gösteriyoruz. Bu çeşitlilik, farklı disiplinlerden donanımlı genç yeteneklere olan ihtiyacımızı artırıyor. Dijitalleşme ve sürdürülebilir üretim anlayışının ön planda olduğu günümüzde, üniversite adaylarının teknik altyapı kadar uygulama becerisi ve analitik düşünme yetkinliği kazandıran bölümlere yönelmeleri büyük önem taşıyor. Bu kapsamda en çok ihtiyaç duyduğumuz bölümler; Makine Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği, Malzeme ve Metalürji Mühendisliği, Mekatronik Mühendisliği ve İşletme gibi bölümlerden mezun olan öğrenciler diyebilirim. Ayrıca, meslek yüksekokullarının "Makine, CNC, Otomasyon, Kalite Kontrol ve Teknik Resim" programlarından mezun, uygulama becerisi yüksek teknik çalışanlar da üretim süreçlerimizde kritik rol oynuyor. Üretim ve dijital teknolojilerin entegre şekilde ilerlediği bir çağda, yeni nesil yetkinliklere sahip teknik uzmanlara ihtiyaç artıyor. Endüstriyel veri analizi, otomasyon sistemleri, enerji verimliliği gibi alanlar yeni mesleklerin önünü açıyor. Bu alanlar, üretim süreçlerinin verimliliğini artırmak, kaynakları daha etkin kullanmak ve teknolojiyi iş süreçlerine entegre etmek açısından stratejik öneme sahip. Ayrıca; CNC operatörleri, otomasyon teknikerleri ve kalite kontrol teknisyenleri gibi uygulama becerisi yüksek teknik pozisyonlar, mesleki eğitim altyapısının üretim sektöründeki önemini sürdürmesini sağlıyor.
Semin KÖSEOĞLU / SabancıDx CHRO'su
"En sık sorulan soru: Bugün seçtiğim meslek gelecekte var olacak mı?"
Son yıllarda Bilgisayar Mühendisliği, Yazılım Mühendisliği, Yapay Zekâ ve Veri Bilimi, Endüstri Mühendisliği gibi teknoloji odaklı bölümlere ilginin belirgin şekilde arttığını görüyoruz. Bununla birlikte işletme, psikoloji, matematik ve istatistik gibi farklı disiplinler de teknolojiyle birleşerek yeni kariyer fırsatları yaratıyor. SabancıDx gibi dijital dönüşüme yön veren teknoloji şirketlerinde de farklı akademik geçmişlerden gelen çalışanların bir araya gelerek değer ürettiğini görüyoruz. Elbette mühendislik bölümleri teknoloji ekiplerimizin temelini oluşturuyor; ancak veri analitiği, ürün yönetimi, müşteri deneyimi, insan kaynakları, satış, pazarlama ve strateji gibi birçok alanda farklı bölümlerden mezun profesyoneller de önemli katkılar sağlıyor. Artık diploma tek başına belirleyici değil; öğrenme çevikliği, problem çözme becerisi, merak duygusu ve sürekli gelişim isteği çok daha fazla önem kazanıyor. Yapay zekânın hızla geliştiği bu dönemde gençlerin en sık sorduğu sorulardan biri, "Bugün seçtiğim meslek gelecekte var olacak mı?" oluyor. Oysa asıl soru, "Ben değişime ne kadar uyum sağlayabileceğim?" olmalı. Çünkü yapay zekâ birçok işi dönüştürecek; ancak yaratıcılık, eleştirel düşünme, empati, etik karar alma, iletişim ve liderlik gibi insana özgü yetkinlikler değerini korumaya devam edecek. Geleceğin profesyonelleri, yapay zekâ ile rekabet eden değil; onu doğru kullanan ve onunla birlikte değer üreten kişiler olacak.
Enes AKÇA / Akca Lojistik Genel Müdürü
"Lojistikte yetenek açığı çok fazla"
41 ülkede 39 binden fazla işverenle gerçekleştirilen 2026 Küresel Yetenek Açığı Araştırması, Türkiye'de işverenlerin yüzde 78'inin nitelikli çalışan bulmakta sorun yaşadığını ortaya koydu. Araştırmaya göre en yüksek yetenek açığının yaşandığı sektörler ise ticaret ve lojistik. Bu sektörlerdeki işverenlerin yüzde 89'u, ihtiyaç duyduğu nitelikte çalışan bulmakta zorlandığını belirtti. Dijitalleşmeyle birlikte taşımacılık ve depolama operasyonlarının yönetim biçimi önemli ölçüde değişti. Lojistik artık yüksek teknolojiyle yönetilen stratejik bir sektör. Yapay zeka destekli planlama sistemleri, veri analitiği, robotik ve otomasyon uygulamaları tüm sektörlerde olduğu gibi lojistikte de iş yapış biçimlerini dönüştürüyor. Bu değişim, sektörümüzde farklı disiplinlerden nitelikli çalışanlara ihtiyacı da her geçen gün artırıyor. Gençler için geniş bir kariyer alanı sunan lojistikte özellikle mühendislik, yazılım, veri analitiği, süreç yönetimi ve sosyal bilimler alanlarında yetişmiş insan kaynağına büyük ihtiyaç var. Ayrıca yabancı dil bilen profesyoneller sektörde belirleyici olacak. Yaklaşık 1,7 milyon kişinin istihdam edildiği lojistik sektöründe lisans ve lisansüstü mezun oranı yüzde 20-25, yabancı dil bilenlerin oranının ise yüzde 20 seviyelerinde. Üretimden e-ticarete, otomotivden perakendeye ekonominin hemen her alanına dokunan lojistik, stratejik öneme sahip bir sektör. Lojistik; teknoloji, veri analitiği ve operasyon yönetiminin bir arada yürütüldüğü, sürekli gelişen dinamik bir çalışma alanı. Bu yapı, gençlere sektörde çok farklı uzmanlık alanlarında kariyer fırsatları sunuyor.
Yasin ÇÖREKCİ / Sinoz CEO'su
"Kozmetik ürün geliştirme uzmanlığı giderek önem kazanıyor"
Sinoz Kozmetik olarak, hem e-ticaret faaliyetlerimiz hem de üretim süreçlerimiz açısından yeni nesil yetkinliklere sahip profesyonellere ihtiyaç duyuyoruz. Bunların yanı sıra yapay zekada uzman personeller, biyokimya, yazılım ve veri bilimi alanlarında personellere ihtiyaç duyabiliyoruz. Kozmetik sektörü sürekli gelişiyor ve bu gelişim birçok yeni meslek alanını da beraberinde getiriyor. Önem kazanacağını düşündüğümüz yeni meslek alanları ise kozmetik ürün geliştirme uzmanı, Yapay Zeka, Endüstriyel Tasarımcı, E-ticaret Yazılım Geliştiricisi / UI-UX Tasarımcısı, Veri Analisti ve Sürdürülebilirlik Uzmanı diyebiliriz. Özetle bizim gibi markalar için hem üretimde hem dijital tarafta hem de marka ve ürün pazarlamasında görev alacak personeller arıyoruz. Üniversite adaylarının bu alanlarda kendilerini geliştirmesi, yalnızca kendi kariyerleri için değil, Türkiye'nin kozmetik sektöründe global rekabet gücünü artırmak açısından da kritik önemdedir.
Yıldırım ÜNVERDİ / Expo3D İstanbul Fuar Koordinatörü
"Yapay zekâdan sonra gözler 3D teknolojilerine çevrildi"
Eklemeli imalat teknolojileri yalnızca üretim anlayışını değil, kariyer planlamasını da değiştirdi. Yapay zekâdan sonra gözler 3D teknolojilerine çevrildi. Dünyada üretim anlayışı yapay zekâ, otomasyon ve dijital üretim teknolojileriyle yeniden şekillenirken, gelecekte yalnızca mühendislere değil; 3D tasarım, dijital üretim, ileri malzeme teknolojileri, tersine mühendislik, kalite yönetimi, medikal üretim ve sürdürülebilir üretim gibi alanlarda uzmanlaşmış nitelikli insan kaynağına olan ihtiyaç da hızla artacak. Üniversite tercihinde bulunacak gençlerin yalnızca bugünün popüler mesleklerine değil, önümüzdeki 10-20 yılın üretim teknolojilerine odaklanmaları gerekiyor. Eklemeli imalat; mühendislikten tasarıma, sağlık teknolojilerinden savunma sanayiine kadar çok geniş bir alanda yeni kariyer fırsatları sunuyor. Dijital üretim çağında rekabet avantajı elde etmek isteyen hem bireylerin hem de kurumların bu dönüşüme bugünden hazırlanması büyük önem taşıyor. Geleceğin öne çıkacak 3D meslekleri; dijital tasarım süreçlerini yöneten 3D Tasarım Uzmanı, üretim süreçlerini yöneten 3D Yazıcı Operatörü, katmanlı üretim teknolojileri geliştiren Eklemeli İmalat Mühendisi, kişiye özel protez ve implant üretimi yapan Medikal 3D Baskı Uzmanı, üç boyutlu proje ve maketler hazırlayan Mimari Görselleştirme ve Maket Tasarımcısı, kişiselleştirilmiş moda ve takı ürünleri geliştiren 3D Moda ve Takı Tasarımcısı, 3D tabanlı eğitim materyalleri geliştiren Eğitim Teknolojileri Uzmanı, şirketlerin dijital üretim dönüşümüne rehberlik eden 3D Baskı Danışmanı, çevre dostu malzeme ve üretim süreçleri geliştiren Geri Dönüşüm ve Sürdürülebilir Üretim Uzmanı ile 3D teknolojilerine yönelik eğitim ve dijital içerikler hazırlayan 3D İçerik Üreticisi ve Eğitmeni olarak sıralayabiliriz.
Canan DUMAN / Yönetim ve Kurumsal Gelişim Danışmanı
"Şirketler artık kod yazan değil, ne işe yarayacağını bilen mezunlar istiyor"
Bugün gençlerin tercih eğilimlerine baktığımda Türkiye'deki tabloyla dünyadaki tablo neredeyse birebir örtüşüyor. Teknolojiyi bilen ama tekniği işin içine katabilen hibrit profiller yükseliyor. Yazılım, bilgisayar mühendisliği, yapay zeka, veri bilimi bunlar zaten popülerdi. Ama son iki yıldır hem Türkiye'de hem ABD, Almanya, Güney Kore gibi ülkelerde çok net bir kırılma yaşanıyor: Şirketler artık kod yazan değil, kodun işte ne işe yarayacağını bilen mezunları istiyor. Bu yüzden Yönetim bilişim sistemleri, endüstri mühendisliği, dijital pazarlama, dijital medya, davranış bilimleri, UX araştırma, ürün yönetimi gibi hibrit alanlar çok hızlı yükseldi. Bir de ters köşe bir gerçek var: Yapay zekanın dokunamadığı alanlar hala çok güçlü. Psikoloji, özel hukuk, sağlık, klinik bilimler, kriz yönetimi, yaşlı bakım teknolojileri… Dünyada buna "AI-resilient professions" (yapay zekaya dirençli meslekler) deniyor. Türkiye'de de gençler bu güvenli limanları fark etmiş durumda. Sahada bunun çok somut örneklerini görüyorum. Bir genç, veri bilimi okumadan sadece temel veri analitiği öğrenip stajında süreç raporlamasını dijitalleştirdiği için ekibe alınabiliyor. Bir diğeri, psikoloji okurken müşteri deneyimi projelerine destek veriyor ve mezun olmadan iş buluyor. Yani bölüm tabelası değil, becerinin sahaya değmesi fark yaratıyor.
Ali TUNCEL / T4 People Analytics Kurucu CEO'su
"Tercihleri popüler mesleklere göre yapmak artık yeterli değil"
Üniversite tercihini sadece bugünün popüler mesleklerine göre yapmak artık yeterli değil. Çünkü bugün yükselişte olan bazı meslekler, dört veya beş yıl sonra önemli ölçüde dönüşmüş olacak. Gençlere tavsiyemiz; merak duydukları ve başarılı olabilecekleri alanları seçerken, veri okuryazarlığı, yapay zekâ araçlarını etkin kullanma, problem çözme, iletişim ve disiplinler arası çalışma becerilerini mutlaka geliştirmeleridir. Bir başka ifade ile gençler artık hem teknoloji hem de insan odaklı becerileri bir arada sunan bölümlere yönelmeli. Öngörümüz o ki gelecekte rekabet avantajını sağlayacak olan, diploma kadar bu yetkinlikler olacak. Bugünün öğrencileri büyük olasılıkla kariyerleri boyunca aynı işi değil, farklı roller ve hatta farklı meslekler yapacaklar. Bu nedenle hedef, tek bir mesleğe hazırlanmak değil; sürekli öğrenebilen ve değişime uyum sağlayabilen bir profesyonel olmak olmalı. Yapay zekâ rutin işleri hızla devralırken; karmaşık problem çözme, yaratıcılık, insan ilişkileri, liderlik, etik değerlendirme ve doğru soruları sorabilme gibi becerilerin değeri artacak. Yapay zekâyı rakip olarak görmek yerine, onu verimliliği artıran bir çalışma arkadaşı olarak kullanmayı öğrenenler önemli bir avantaj elde edecek. Kısaca gençler, yapay zekânın dönüştürdüğü iş dünyasında ayakta kalmak için teknoloji becerileri ile insan odaklı yetkinlikleri aynı anda geliştirmeye odaklı bir strateji izlemelidir.
Dr. Özlen Çetin EGE / TDC Eğitim ve Danışmanlık Kurucusu
"Üniversite tercihi yalnızca bir bölüm seçmek olmamalı"
Yıllardır gençlerle ve profesyonellerle yaptığım görüşmelerde en sık duyduğum cümlelerden biri şu: "Aslında bana uygun olmayan bir bölümü, popüler olduğu ya da puanım yettiği için seçmiştim." Oysa üniversite tercihi yalnızca bir bölüm seçmek değildir. Nasıl bir hayat ve kariyer istediğinize dair attığınız ilk önemli adımlardan biridir. Üniversite tercihi yaparken sadece puanınıza bakmak yerine kendilerine şu soruyu sormaları olur: Karakterim hangi mesleğe yatkın? Hangi işleri yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum? Güçlü yönlerim neler? İnsanlarla çalışmayı mı, üretmeyi mi, analiz etmeyi mi seviyorum? Bu alan, 10 yıl sonra da beni heyecanlandıracak mı? Meslek seçiminin ilk belirleyici faktörleri; karakter yapınız, ilgi alanlarınız, güçlü yönleriniz ve değerleriniz olarak tanımlayabiliriz. Üniversite bölüm seçiminde bu faktörlerdeki farkındalığınız dört yıl okuyacağınız bölüm ve sonrasında meslek dalındaki memnuniyetiniz için ilk başta göz önüne alınması gereken nokta olmalıdır. Kendinizi tanıyarak yaptığınız tercih, yalnızca üniversite hayatınızı değil, tüm kariyer yolculuğunuzu şekillendirecektir. Öğrencilerin üniversite tercihlerini yaparken göz önüne almaları gereken ikinci önemli faktör ise öğrenim görülen bölümden mezuniyet sonrasında iş bulma olanakları ve gelecekte aranan meslekler arasında geçerliliği olmalıdır. Elbette üniversite bölüm seçimlerinde geleceğin iş dünyasını da göz ardı etmemek gerekiyor. Yapay zekâ, veri, sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm; artık tüm meslekleri yeniden şekillendiriyor. Teknik bilgi ve becerilerini teknoloji kaldıracı ile geliştirmeleri gelecekte iş dünyasında işe kabullerinde aranan kriter olarak öngörülüyor.
Dr. Elgiz HENDEN / Master Certified Coach (MCC)
"Çok rağbet gören bölüm ile doğru bölüm aynı şey değildir"
Son söylemesi gereken bir cümleyi ilk önce kurmak ve özellikle dikkat çekmek istiyorum "çok rağbet gören bölüm" ile "öğrenci için doğru bölüm" kesinlikle aynı şey değildir. Bunu hep hatırlamak, hatırlatmak gerekiyor. Bazen gençlerin sayıların büyüsüne kapılıp istemedikleri tercihleri yaptıklarını görüyorum. Hem Türkiye'de hem de dünyada iş bulma ve gelir potansiyeli nedeniyle yapay zekâ, yazılım mühendisliği, veri bilimi, siber güvenlik ve yönetim bilişim sistemlerinin daha çok tercih edildiğini görüyorum; çünkü bu alanlarda edinilen becerileri farklı bir ülkeye ve sektöre de geçseniz kolaylıkla aktarabilecek beceriler. Hele ki artık uluslararası şirketlerin uzaktan çalışma fırsatları teknolojiye bağlı mesleklerin iş yapış biçimlerini artık daha da kolaylaştırdı. Teknoloji tabanlı mesleklerden sonra en çok tercih edilen alanlar tıp, hemşirelik, dil ve konuşma terapisi, ergoterapi ve özel eğitim öğretmenliği gibi bölümler. Bu bölümler Türkiye'de iş bulma güvencesi en yüksek bölümler arasında yer aldığı için çok tercih ediliyor. Hem Türkiye'de hem de dünyada yüksek gelir potansiyeli olan matematik, elektrik-elektronik, kontrol ve otomasyon, uçak, uzay mühendisliği ve pilotaj en çok tercih edilen bölümler arasında. Sosyal bilimler alanından tercih edilen psikoloji, hukuk, işletme ve ekonomi gibi yoğun talep gören bölümler olsalar da mezun sayısının fazla olması rekabeti artırıyor.
Nilay ARSLAN / UpLife Academy Kurucusu
"Teknoloji odaklı hukukçulara ihtiyaç var"
Eskiden standart bir işletme ya da iktisat diploması birçok kapıyı açıyordu. Bugünse bu bölümler tamamen yeniden tasarlanmış, çok daha modern içeriklerle sunuluyor. Örneğin dijital pazarlama artık kendi başına bir disiplin. İşletme ya da pazarlama okumanın tek başına yeterli olmadığı, teknolojiyi ve veriyi anlamadan bu alanlarda ilerlemenin zorlaştığı bir dönemdeyiz. Aynı şekilde yazılım mühendisliği de artık klasik anlamda tek başına tercih edilmiyor. "Yazılımcı olmak" kavramı farklı alanlara bölünmüş durumda. Yapay zeka, veri bilimi ya da siber güvenlik gibi spesifik alanlara odaklanan programlar öğrencileri daha hızlı geleceğe hazırlıyor. Biz de öğrencilere mühendislik unvanını alabilecekleri, ancak global ölçekte geçerliliği olan programlara yönelmelerini öneriyoruz. Bunların dışında tasarım alanı da büyük bir dönüşüm yaşıyor. Artık sadece endüstriyel tasarım değil, "lüks ürün tasarımı" ya da "sürdürülebilir tasarım" gibi niş programlar öne çıkıyor. Fransa'da ya da İtalya'da bu alanlara odaklanan okullar öne çıkıyor. Eğitim alacakları alanları seçerken öğrencilerin sadece bölüme değil, kendi yeteneklerine ve hayat beklentilerine uygun şekilde seçilmiş, geleceğin mesleklerine dayalı bu yeni programları araştırması ve keşfetmesi çok değerli. Geleceğin mesleklerini konuşurken en büyük başlıklardan biri sürdürülebilirlik. Geri dönüşüm, karbon ayak izinin hesaplanması, çevresel veri analizi gibi alanlar artık tek başına bir uzmanlık. Bunun yanında hukuk da dönüşüyor. Yapay zeka ve dijitalleşme ile birlikte ortaya çıkan yeni hukuki düzenlemeleri anlayan teknoloji odaklı hukukçulara ciddi ihtiyaç var.
Jilda BAL / Gilda&Partners Consulting Kurucusu
"Teknolojiye dayalı meslekler güçlü talep görecek"
TÜİK'in istihdam göstergelerine baktığımızda, pilotaj, uzay mühendisliği, bilgisayar mühendisliği, yazılım mühendisliği, matematik mühendisliği gibi STEM temelli bölümlerin mezun gelirlerinin "çok yüksek" grupta yer aldığını görüyoruz. Bu tablo, teknolojinin kesişim noktalarındaki mesleklerin önümüzdeki yıllarda da güçlü talep göreceğinin bir göstergesi. Özellikle uzay ve yapay zeka birleşimi artık bilim kurgu değil, yakın gelecek ve hatta mevcudumuz. Uzay teknolojileri alanında yapılan yatırımlar ve uzay üssü planları, bu alanlarda yetişmiş mühendislere olan ihtiyacı tüm dünyada hızla artırıyor. Benzer şekilde yapay zeka mühendisliği ve veri bilimi artık birçok üniversitede (Bahçeşehir, Sabancı, İTÜ, Hacettepe, Yıldız Teknik, Koç, Bilkent, Boğaziçi gibi) lisans ya da yan dal olarak açılmış durumda. Bu bölümler teknoloji sektörüyle sınırlı kalmadan, finans, sağlık, lojistik gibi her sektöre doğrudan katkı sağlıyor. Siber güvenlik ise hızla büyüyen diğer bir alan.
Psikolog tavsiyesi
Gelecekleri için önemli bir kararın eşiğinde bulunan üniversite adaylarının tercih döneminde heyecan, belirsizlik, umut, kaygı ve baskı gibi birçok farklı duygu yaşayabileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi'nden Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, bu dönemde doğru ve sağlıklı karar almanın önemine işaret etti. Karcı, adaylara bu dönem için şu tavsiyelerde bulundu:
Duygusal Farkındalık ve Kabul: Tercih dönemi, belirsizliklerle dolu olduğu için kaygı, endişe, hatta bazen korku gibi çeşitli duyguları beraberinde getirebilir. Bu duyguların normal olduğunu kabul etmek ilk adımdır.
Gerçekçi Hedefler Belirlenmeli: Mükemmel bir üniversite veya bölüm beklentisi içine girmek, sadece hayal kırıklığına yol açabilir. Her tercihin artıları ve eksileri olduğunu unutmayın.
Bilinçli Karar Verme ve Araştırma: Sadece puanlara veya popülerliğe göre değil, kendi ilgi alanlarınıza, yeteneklerinize ve kariyer hedeflerinize uygun bölümleri araştırmalısınız.
Destek Sistemlerini Kullanma: Bu süreçte yalnız değilsiniz! Aileniz, arkadaşlarınız, öğretmenleriniz ve rehberlik danışmanlarınız size destek olmaya hazırdır. Duygularınızı ve endişelerinizi onlarla paylaşmaktan çekinmeyin.
Sosyal Medya ve Dış Etkenlerin Yönetimi: Sosyal medyada gördüğünüz "mükemmel" hayatlar veya başkalarının tercihleriyle ilgili yorumlar sizi olumsuz etkileyebilir. Unutmayın, herkesin hikayesi farklıdır.
Kendine Zaman Ayırma ve Hobilere Devam Etme: Tercih süreci ne kadar yoğun olursa olsun, kendinize dinlenmek ve rahatlamak için zaman ayırmayı unutmayın.
Profesyonel Yardım Almaktan Çekinmeme: Eğer tercih süreciyle başa çıkmakta zorlanıyor, yoğun kaygı veya depresyon belirtileri yaşıyorsanız, profesyonel yardım almaktan asla çekinmeyin.
TÜHİD ve İLDEK'ten halkla ilişkiler bölümlerini tercih edin çağrısı
Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD) ile İletişim Fakülteleri Dekanları Konseyi (İLDEK), gençleri iletişimin geleceğini şekillendirecek Halkla İlişkiler bölümlerini tercih etmeye davet etti. YÖK ATLAS verilerine göre ağırlıkla iletişim fakülteleri bünyesinde olmak üzere 87 lisans ve 82 ön lisans programında Halkla İlişkiler eğitimi veriliyor. Halkla İlişkiler eğitiminin Türkiye'nin farklı bölgelerine yayılan geniş bir akademik erişimi bulunuyor. ÖSYM'nin Tercih Kılavuzuna göre Türkiye'nin 65 ilinde, KKTC, Kırgızistan ve Makedonya'da verilen lisans ve ön lisans eğitimi, temel olarak "Halkla İlişkiler ve Tanıtım" ile "Halkla İlişkiler ve Reklamcılık" programları altında yürütülüyor. TÜHİD Başkanı İpek Özgüden Özen, "Halkla İlişkiler yalnızca bugünün değil, geleceğin de mesleği. Halkla İlişkiler eğitimi; gençlere yalnızca iletişim becerisi değil, stratejik düşünme, analiz yapma, güven oluşturma, yaratıcılık ve değişime uyum yetkinliği de kazandırıyor. Öğrencilerimiz çoğu zaman mezun olmadan önce stajlar ve uygulamalı çalışmalarla iş hayatına adım atıyor. Öğrencilik yıllarında staj yapmaları, gönüllülük çalışmalarına katılmaları, yabancı dil becerilerini geliştirmeleri ve dijital teknolojileri yakından takip etmeleri kariyer yolculuklarında önemli avantaj sağlıyor" dedi. İLDEK Başkanı Prof. Dr. Gilman Senem Gençtürk Hızal ise, "İletişim fakültelerinde öğrencilerimiz yalnızca kuramsal bilgi edinmiyor; araştırma, analiz, dijital iletişim, etik, yaratıcılık ve uygulama becerilerini birlikte geliştiriyor. Halkla İlişkiler eğitimi; iletişim, yönetim, psikoloji, sosyoloji ve teknoloji gibi farklı disiplinlerden beslenen güçlü bir eğitim alanıdır. Mezunlarımız; özel sektörden kamu kurumlarına, iletişim ajanslarından spor kulüplerine, sivil toplum kuruluşlarından kültür-sanat ve teknoloji alanlarına kadar çok geniş bir yelpazede kariyer fırsatı yakalıyor" diye konuştu.