Büyüyen şirketlerde pay sahipleri sözleşmesi öne çıkıyor
Şirketlerin kuruluş aşamasında kurucular arasında güvene dayalı olarak yürütülen ortaklık ilişkileri, şirket büyüdükçe farklı ihtiyaçlarla karşı karşıya kalabiliyor. Yeni yatırımcıların ortaklık yapısına dahil olması, sermaye ihtiyacının artması veya ortakların şirketin geleceğine ilişkin farklı stratejiler benimsemesi, başlangıçta sorun yaratmayan belirsizlikleri önemli bir hukuki riske dönüştürebiliyor. Bu nedenle pay sahiplerinin hak ve yükümlülüklerinin, şirketin mevcut yapısının yanı sıra gelecekte karşılaşabileceği senaryolar da dikkate alınarak belirlenmesi önem taşıyor.
Pay Sahipleri Sözleşmesinde Hukuki Belirsizlikleri Önleyen 6 Temel Başlık
Pay sahipleri sözleşmesinin açık biçimde düzenlenmesi gerektiğini belirten KYO Legal Hukuk Bürosu Ortak Avukatı Gamze Müge Kan, "Pay sahipleri sözleşmesi hazırlanırken mevcut ortaklık yapısının yanında şirketin önündeki yatırım, büyüme ve olası çıkış senaryolarının da değerlendirilmesi gerekiyor. Tarafların hangi kararlarda söz sahibi olacağı, payların hangi koşullarda devredileceği, yeni finansman ihtiyacında nasıl hareket edileceği ve bir ortağın ayrılması halinde hangi mekanizmanın uygulanacağı başlangıçta açık şekilde belirlenirse ileride ortaya çıkabilecek pek çok uyuşmazlığın önüne geçilebiliyor. Bununla birlikte uygulamada neredeyse her pay sahipleri sözleşmesinde karşımıza çıkan ve eksikliği pahalıya mal olan altı başlık var" dedi.
1. Yönetim, Temsil ve Karar Alma Mekanizması
Pay sahipleri sözleşmesinde öncelikle şirketin önemli kararlarının nasıl alınacağı ve kimin hangi konularda söz sahibi olacağı netleştirilmeli. Üst düzey yönetici atamaları, yeni sermaye girişi, önemli varlıkların devri veya şirketin satışı gibi konularda oy birliği ya da nitelikli çoğunluk aranıp aranmayacağı, yönetim kurulu üyelerinin nasıl belirleneceği ve veto haklarının hangi alanlarda kullanılabileceği baştan düzenlenmeli. Anonim şirketlerde belirli pay gruplarına yönetim kurulunda temsil hakkı verilmesi gibi bazı düzenlemelerin şirket nezdinde sonuç doğurabilmesi için esas sözleşmede de yer alması gerektiği göz önünde bulundurulmalı.
2. Pay Grupları, İmtiyazlar ve Pay Devri
Farklı pay grupları bulunuyorsa oy hakkı, kar payı, tasfiye ve çıkışta öncelik gibi hakların açıkça tanımlanması gerekiyor. Pay devrine ilişkin hükümler ise sözleşmenin en kritik alanlarından birini oluşturuyor. Mevcut ortaklara öncelikli pay alma imkanı veren önalım ve rüçhan hakları, çoğunluk ortağı payını satarken azınlığın aynı koşullarla satışa katılmasını sağlayan birlikte satma hakkı (tag along) ve şirketin tamamının satışında azınlığın da satışa katılmasını mümkün kılan birlikte satışa zorlama hakkı (drag along) bu kapsamda öne çıkıyor. Bunlara ek olarak kurucuların belirli bir süre pay devretmesini engelleyen lock-up hükümleri ile nama yazılı payların devrini şirket onayına bağlayan bağlam düzenlemeleri de ortaklık yapısının kontrol altında tutulmasını sağlıyor.
3. Sermaye Katkıları ve Gelecek Finansman Turları
Şirketin yeni finansmana ihtiyaç duyduğu dönemde ortakların nasıl hareket edeceğinin baştan belirlenmesi önemli bir diğer adımı oluşturuyor. Ortakların ek sermaye koyup koymayacağı, sermaye artışına katılmayan ortağın payının nasıl etkileneceği ve ortak tarafından sağlanan finansmanın borç mu yoksa sermaye niteliğinde mi değerlendirileceği açıkça düzenlenmeli. Anonim ve limited şirketlerde ek ödeme yükümlülüklerine ilişkin kuralların farklı olması nedeniyle sözleşmenin şirket türüne uygun şekilde hazırlanması da gerekiyor.
4. Uyuşmazlık Çözümü ve Çıkış Senaryoları
Ortaklar arasında görüş ayrılığı yaşandığında şirketin karar alamaz hale gelmemesi için çözüm yolunun önceden belirlenmesi gerekiyor. Önce taraflar arasında müzakere, ardından arabuluculuk, tahkim veya mahkeme gibi aşamalı yöntemler tercih edilebiliyor. Bir ortağın şirketten ayrılması halinde payların hangi değerleme yöntemiyle devredileceği ve tarafların birbirlerinin paylarını hangi koşullarda satın alabileceği de bu başlık altında ele alınmalı. Böylece bir uyuşmazlık çıktığında kurallar ilk kez kriz anında tartışılmak zorunda kalmıyor.
5. Gizlilik, Rekabet Yasağı ve Fikri Mülkiyet
Ortaklar şirket faaliyetleri sırasında müşteri bilgileri, ticari sırlar, ürün planları ve teknik süreçler gibi kritik verilere erişebiliyor. Bu nedenle gizlilik, rekabet etmeme ve müşteri ya da çalışan ayartmama gibi yükümlülüklerin kapsamı sözleşmede netleştirilmeli. Özellikle teknoloji şirketlerinde kurucular tarafından geliştirilen yazılım, marka, tasarım ve diğer fikri varlıkların şirkete devredildiğinin açık biçimde belgelenmesi de önem taşıyor. Fikri mülkiyetin kurucular üzerinde kalması, yatırım veya şirket satışı aşamasında ciddi sorunlara dönüşebiliyor.
6. Cezai Şart ve Yaptırım Mekanizması
Sözleşmede yer alan kuralların ihlal edilmesi halinde hangi yaptırımların uygulanacağı da baştan belirlenmeli. Pay sahipleri sözleşmesinin şirket organları üzerindeki etkisi sınırlı olabildiği için cezai şart, tazminat ve aynen ifa gibi mekanizmalar sözleşmenin uygulanabilirliğini güçlendiriyor. Bu düzenlemelerin Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'ndaki sınırlar dikkate alınarak hazırlanması, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda tarafların hangi sonuçlarla karşılaşacağını daha öngörülebilir hale getiriyor.
Pay Sahipleri Sözleşmesi Esas Sözleşmenin Yerine Geçmiyor
Pay sahipleri sözleşmesinde yer alan her hükmün şirket organları bakımından doğrudan sonuç doğurmadığına dikkat çeken Kan: "Pay sahipleri sözleşmesi esas olarak sözleşmenin tarafları arasındaki ilişkiyi düzenliyor. Şirketin esas sözleşmesi ise şirketin kurumsal yapısı ve organları bakımından doğrudan sonuç doğuruyor. Bu nedenle hangi düzenlemelerin pay sahipleri sözleşmesinde kalacağı, hangilerinin şirket nezdinde etkili olabilmesi için esas sözleşmeye de yansıtılması gerektiği baştan değerlendirilmeli" ifadelerini kullandı.
Pay sahipleri sözleşmesindeki bir yükümlülüğe aykırı davranılması taraflar arasında tazminat, cezai şart veya diğer sözleşmesel sonuçları gündeme getirebilirken, şirket organlarının aldığı bir karar bu sözleşmeye aykırı olduğu gerekçesiyle kendiliğinden geçersiz hale gelmiyor. Bu nedenle iki metnin birbiriyle uyumlu şekilde hazırlanması, ortakların hedeflediği hukuki korumanın uygulamada karşılık bulması açısından önem taşıyor.
Standart Şablonlar Şirketin İhtiyacını Karşılamayabiliyor
İnternetten temin edilen veya başka hukuk sistemleri için hazırlanmış standart pay sahipleri sözleşmelerinin doğrudan kullanılması da şirketler açısından risk yaratabiliyor. Şablon metinler şirketin finansman modelini, ortaklar arasındaki güç dengesini, gelecek yatırım turlarını, çalışan pay opsiyonlarını veya planlanan çıkış stratejisini dikkate almayabiliyor.
Şirketlerde ortaklık ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların önemli bir bölümü, kritik senaryoların başlangıçta yeterince açık düzenlenmemesinden kaynaklanabiliyor. Yönetim ve temsil yapısının, pay devirlerinin, finansman süreçlerinin, çıkış mekanizmalarının, gizlilik ve fikri mülkiyet hükümlerinin ve yaptırımların şirketin yapısına uygun biçimde belirlenmesi, ortaklık ilişkilerinin daha öngörülebilir ilerlemesine ve şirketin büyüme sürecinde daha güçlü bir hukuki zemine sahip olmasına katkı sağlıyor.