Lavanta ekonomisi
MERVE YILMAZ GERGİN / Fransa'nın mor lavanta tarlaları artık yalnızca Provence'a özgü değil. Son yıllarda Türkiye'nin birçok noktasında mis gibi kokusuyla ziyaretçileri kendine çeken lavanta tarlaları, fotoğraf tutkunlarının uğrak noktası olurken festivallerle de binlerce kişiyi ağırlıyor. Ancak bu mor manzaranın ardında büyüyen bir ekonomi var. Görselliğiyle ekoturizme katkı sağlayan bu muhteşem bitki, aynı zamanda başta kozmetik olmak üzere gıda, ilaç, temizlik ve sağlık sektörlerinde önemli bir hammadde. Üretim alanları her geçen yıl genişleyen lavantanın ihracatında da artış dikkat çekiyor. Tekirdağ İl Kültür ve Turizm Müdürü Ömer Faruk Karaküçük, lavanta üretiminin her geçen yıl arttığını belirtirken, festivaller ve agro-turizmin bölge ekonomisini daha da canlandırdığını vurguluyor. Karaküçük, bu ürünün katma değerli ürünlerle üreticilere yeni fırsatlar sunduğunun da altını çiziyor.
ÜRETİMDE ARTIŞ DEVAM EDECEK
Tekirdağ, son yıllarda lavanta üretiminde gösterdiği gelişimle Trakya bölgesinin önemli merkezlerinden biri olma yolunda ilerliyor. İl genelinde lavanta üretiminin her geçen yıl arttığını belirten Karaküçük, bugün itibarıyla 53 üretici tarafından toplam 534 dekarlık alanda lavanta yetiştiriciliği yapıldığını söylüyor. Karaküçük'ün verdiği bilgilere göre üretim özellikle Süleymanpaşa, Saray, Hayrabolu ve Malkara ilçelerinde yoğunlaşırken, bu yıl il genelinde yaklaşık 80 ton lavanta verimi bekleniyor. Üretimdeki artışın önümüzdeki yıllarda da devam etmesi öngörülüyor. Lavanta üretiminin yalnızca tarımsal faaliyetle sınırlı olmadığını belirten Karaküçük, fide üretimi, kurutulmuş çiçek, uçucu yağ, kozmetik ve hediyelik eşya gibi katma değerli ürünlerle kırsal ekonomiye önemli katkı sağlandığını ifade ederek, bunun yanında agro-turizmin de konaklama, yeme-içme ve yerel ticareti canlandırarak bölge ekonomisine hareketlilik kazandırdığını dile getiriyor.
Lavanta tarlaları fotoğraf turizmi, doğa turizmi ve kırsal turizmin gelişmesine katkı sağlıyor. Özellikle çiçeklenme döneminde yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekerek bölgenin tanıtımına önemli destek veriyor. Her yıl Haziran ayının sonundan Temmuz ayı boyunca düzenlenen festival ve etkinliklerle birlikte binlerce ziyaretçi Tekirdağ'daki lavanta rotalarını geziyor. En yoğun ziyaret dönemi ise Haziran sonu, Temmuz ve Ağustos ayının ilk haftaları olarak öne çıkıyor. Bu dönemlerde lavantaların en canlı görüntüsüne ulaştığı belirtiliyor. İlde lavanta üretiminde özellikle Süleymanpaşa ilçesine bağlı Karahisarlı Mahallesi ile Saray ilçesi kırsalındaki üretim alanları öne çıkıyor. Son yıllarda ise farklı ilçelerde de yeni üretim alanları oluşturularak üretim ağı genişletiliyor.
Karaküçük, lavanta festivallerinin de kent ekonomisine önemli katkılar sunduğunu belirterek, festivaller sayesinde konaklama, restoran, ulaşım, alışveriş ve yerel ürün satışlarında artış yaşandığını söylüyor. Bu organizasyonların aynı zamanda Tekirdağ'ın kültürel ve turistik tanıtımını güçlendirdiğini de ifade ediyor. Lavanta üreticilerine yönelik destek çalışmalarının da sürdüğünü aktaran Karaküçük, yerel yönetimler ve ilgili kurumların fide desteği, eğitim faaliyetleri, tanıtım çalışmaları, festival organizasyonları ve pazarlama alanlarında üreticilere çeşitli destekler sunduğunu sözlerine ekliyor.
İLİN MARKA DEĞERİNİ ARTIRDI
Üreticilerin karşılaştığı başlıca sorunlar arasında ise üretim maliyetlerindeki artış, işçilik giderleri, pazarlama imkanlarının geliştirilmesi, uçucu yağ işleme kapasitesinin artırılması ve iklim koşullarına bağlı verim değişiklikleri yer alıyor. Tekirdağ'da üretilen lavanta yağı ve lavanta ürünleri ağırlıklı olarak Avrupa ülkeleri başta olmak üzere kozmetik ve aromaterapi sektörünün gelişmiş olduğu pazarlara gönderiliyor. İç pazarda da lavanta ürünlerine olan talebin her geçen yıl arttığı belirtiliyor. Lavanta üretimine yatırım yapmak isteyen gençlere de tavsiyelerde bulunan Karaküçük, lavantanın doğru planlama yapıldığında katma değeri yüksek bir ürün olduğunu söylüyor ve ancak yalnızca üretime değil, işleme, markalaşma, e-ticaret, turizm ve ürün çeşitliliğine de yatırım yapılması gerektiğini vurguluyor. Karaküçük, eğitim alınmasının, kooperatiflerle iş birliği yapılmasının ve kamu desteklerinden yararlanılmasının başarı şansını artıracağını ifade ediyor. Tekirdağ'ın tarım, turizm ve kültürü bir araya getiren güçlü bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Karaküçük, bu ürünün doğa turizmini geliştiren ve ilin marka değerini artıran önemli bir unsur olduğunu belirterek, "Tekirdağ İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü olarak lavanta turizminin gelişmesi ve ilin tanıtımına katkı sağlayacak her türlü çalışmayı desteklemeye devam edeceğiz" diyor.
ÜNLÜ HALKLA İLİŞKİLERCİ ASNA DA YATIRIMCI OLDU
İzmit'in Akmeşe kırsalında lavanta üretimi yapan ünlü halkla ilişkiler uzmanı Sibel Asna'nın lavanta yolculuğu, 1990'lı yıllarda Fransa'nın Provence bölgesine yaptığı ziyaretlerle başlamış. Asna, çeşitli vesilelerle gittiği Provence'ta gördüğü lavanta tarlalarından büyük ölçüde etkilendiğini belirterek, 1996 yılında çiftlik kurma hayaliyle satın aldığı arazide ilk olarak toprak analizi yaptırdığını söylüyor. Toprağın yapısı ve iklim koşullarının Lavandula angustifolia yetiştiriciliğine uygun çıkmasının ardından yaklaşık üç dönümlük alanı lavantaya ayırdıklarını ifade eden Asna, çok güvendiği bir seracı dostunun temin ettiği yaklaşık bin 500 fideyi 2000 yılının sonbaharında toprakla buluşturduklarını belirtiyor. Asna'ya göre, lavanta hiçbir zaman yalnızca güzel kokan bir bitki değil. Doğru değerlendirildiğinde kırsal kalkınmayı, kadın istihdamını, arıcılığı, doğa turizmini ve katma değerli üretimi aynı anda destekleyebilecek güçlü bir kalkınma modeli. Bugün Akmeşe kırsalındaki 20 dönümlük çiftliğin yaklaşık üç dönümü lavanta üretimine ayrılmış durumda. Türkiye'de lavanta yetiştiriciliğinin henüz bilinmediği yıllarda üretime başladıklarını anlatan Asna, o dönemde bilgi ve deneyim paylaşabilecek çok az kişi bulunduğunu belirtiyor. Bu nedenle birçok konuyu deneme yanılma yöntemiyle öğrendiklerini ifade eden üretici, zaman içinde fideler arasında yaklaşık bir metre, sıralar arasında ise 2,5 metre mesafenin hem bakım hem de hasat açısından en uygun düzen olduğunu gördüklerini söylüyor. Lavanta bahçesi kurmayı düşünenlere de maliyet konusunda uyarılarda bulunan Asna, bugün fide fiyatlarını yakından takip etmediğini ancak bildiği kadarıyla toplu alımlarda fide fiyatlarının yaklaşık 10 lira seviyesinde olduğunu ifade ediyor. Yatırım planı yapılırken yalnızca fide maliyetinin değil; arazi hazırlığı, sulama sistemi, işçilik ve damıtma gibi giderlerin de mutlaka hesaba katılması gerektiğini vurguluyor.
YAĞ ÜRETİMİNDE MİNİMUM 50 DÖNÜMLÜK ARAZİ
Lavantanın gelişim sürecine ilişkin de bilgi veren Asna, ilk yıl bitkinin köklenerek toprağa uyum sağladığını, ikinci yıldan itibaren hasat yapılabildiğini ancak gerçek verime üçüncü yılda ulaşıldığını vurguluyor ve kendi bahçelerinde de ilk ciddi hasadı üçüncü yılda aldıklarını sözlerine ekliyor. Burada üretim ağırlıklı olarak lavanta yağına dönüştürülüyor. Her yıl Temmuz ayının ortalarında küçük bir lavanta hasat şenliği düzenleniyor. Dostlarının çiftliğe gelerek kendi demetlerini kendilerinin topladığını ifade eden Asna, ardından hasadı tamamladıklarını ve çiçekleri hiç bekletmeden damıtarak uçucu yağ elde ettiklerini belirtiyor. Üretilen lavanta yağları ağırlıklı olarak Good4Trust.org üzerinden tüketiciyle buluşuyor. Yeni üreticilere de tavsiyelerde bulunan Asna, yeterli büyüklükte arazi ile uygun iklim ve toprak koşulları varsa lavanta yetiştiriciliğinin değerlendirilebileceğini düşünüyor. Ancak romantik görüntüye kapılmadan gerçekçi bir fizibilite yapılması gerektiğinin altını çizen Asna, ekonomik ölçekte yağ üretimi için en az 50 dönümlük bir planlamanın daha doğru olacağını ifade ediyor. Üretim alanını büyütmeyi düşünmeyen Asna'nın hedefi ise farklı. Ona göre önemli olan büyük bir üretici olmak değil, atıl durumdaki tarım arazilerinin alternatif ürünlerle değerlendirilebileceğini göstermek. Lavanta festivallerinin kırsal kalkınma açısından önemli olduğunu düşünen Asna, bu organizasyonların hem üreticiyi tüketiciyle buluşturduğunu hem de bölgelere ekonomik hareketlilik kazandırdığını söylüyor. Lavantanın ise yalnızca bir tarım ürünü olmadığını vurgulayan üretici, doğru planlandığında turizme, arıcılığa, katma değerli üretime ve bölge ekonomisine önemli katkılar sağlayan güçlü bir ekosistem oluşturduğunu ifade ediyor.
ÖZEL ÇEKİMLER YAPILIYOR
Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde üretim yapan bir başka üretici ise Serten Baydar. 2021 yılından bu yana lavanta üretimi gerçekleştiriyor. Lavantayı tercih etme sebebi ise çok yıllık bir bitki olması ve yağ alımı. 10 dönümlük bir arazide üretim yapan Baydar, bir dönüm araziye 2 bin adet lavanta ekildiğini söylüyor. Verimin ise hasat dönemine göre yaklaşık 8-10 litre arasında değiştiğini belirtiyor. Bu işin artık çok karlı olmadığı görüşünü savunan Baydar, bunun sebebinin yağ fiyatlarının düşük olmasından kaynaklandığını iddia ediyor. Burada ürünler perakende satılıyor. 2-3 firmaya ise az miktarda toptan satış gerçekleştirilmiş. Üretici Baydar, tarlasında özel çekimler de yapıldığını söylüyor. Kendisi ziyaret için ücret aldığını belirterek, buraya fotoğraf çekmek için gelenlerin mutlu ayrıldığını ifade ediyor.
Mustahattin Can SELÇUK / Isparta Ziraat Odası Başkanı
"Yılda bin 500 ton üretimimiz var"
Isparta, lavanta üretiminde Türkiye'de birinci sırada yer alıyor. Yaklaşık 7 bin dönüm arazide yılda bin 500 ton lavanta üretimi gerçekleştiriyoruz. Lavanta yaklaşık 50 yıl önce Isparta'ya geldi ve bugün ilimizin önemli tarımsal ürünlerinden biri oldu. Son yıllarda lavantanın turizm açısından eski hareketliliğini kaybettiğini söyleyebilirim. Özellikle sosyal medyanın yaklaşık 10 yıl önce oluşturduğu ilgiyle lavanta turizmi büyük bir ivme kazandı. Ancak son 5 yıldır bu ilgi giderek azalmaya başladı. Kuyucak Köyümüz de bir dönem lavanta turizminin merkeziydi ancak bugün turizm açısından eski yoğunluğu yaşamıyor. Buna rağmen lavanta tarlalarının görsel güzelliği hâlâ devam ediyor. Lavanta hasadını ağustos ayının ortalarında gerçekleştiriyoruz. Hasat edilen ürünlerden lavanta yağı elde ediyoruz. Üretilen lavanta yağı hem yurt içinde hem de yurt dışında alıcı buluyor. Isparta olarak sadece lavanta üretiminde değil, gül üretiminde de Türkiye'nin birinci sırasındayız. Bunun yanında tıbbi ve aromatik bitki üretiminde de önemli bir yere sahibiz. Yaklaşık 1035 metre rakıma sahip bir ilde üretim yapıyoruz ve üretimimizi yalnızca lavantayla sınırlı tutmuyoruz. Üreticilerimizin karşılaştığı en büyük sorunların başında ilaç, gübre, işçilik ve akaryakıt maliyetleri geliyor. Bu nedenle devlet yetkililerimizden üretim girdilerinin düşürülmesini ya da üreticilere verilen desteklerin artırılmasını talep ediyoruz. Kadın üreticilerimizin ve kooperatiflerimizin bu sektördeki katkısı oldukça büyük. Gül ve lavantadan reçel, sabun, losyon gibi katma değerli ürünler üretiyor ve satışını gerçekleştiriyorlar. Bunun yanında el işi yazmalar, oyuncaklar hazırlıyor, yöresel yiyecekler, börek ve sarma gibi ürünlerle de üretime katkı sağlıyorlar. Tarımı ayakta tutan en önemli güçlerden biri kadınlarımızdır. Arazide yaptığımız çalışmalarda çalışanların yaklaşık yüzde 85'ini kadın üreticilerimiz oluşturuyor. Festivallerin bölge ekonomisine önemli katkı sağladığına inanıyorum. Çünkü gelen ziyaretçiler alışveriş yapıyor, restoranlarda yemek yiyor, otellerde konaklıyor. Böylece turizmin tüm paydaşları bu hareketlilikten faydalanıyor. Lavanta üretimine yatırım yapmak isteyen gençlere ise mevcut piyasa şartlarını dikkate almalarını tavsiye ediyorum. Şu anda lavanta üretiminde piyasa doyma noktasına ulaştı.
Bekir KARACABEY / Orman Genel Müdürü
"765 bin dolarlık döviz girdisi sağlıyor"
Ülkemiz ormanlarında 9 bin 258 hektarlık alanda yaklaşık 2 bin 385 ton faydalanılabilir lavanta potansiyeli tespit ettik. Üretim kayıtlarımıza göre son beş yılda yıllık ortalama 40 ton lavanta üretimi gerçekleştirildi. Başta Isparta olmak üzere Afyonkarahisar, Burdur, Denizli, Eskişehir, Balıkesir, Kütahya, Konya, Ankara, Edirne, Tekirdağ ve Çanakkale'de yetiştirilen lavanta; kurutulmuş çiçekten uçucu yağa, kozmetikten aromaterapi ürünlerine kadar geniş bir kullanım alanına sahip bulunuyor. Lavantadan elde edilen uçucu yağlar başta kozmetik, kişisel bakım ve aromaterapi olmak üzere birçok sektörde yüksek katma değerle değerlendiriliyor. TÜİK verilerine göre 2021-2025 yılları arasında 24 bin 610 kilogram lavanta ürünü ihraç edilerek yaklaşık 765 bin dolar döviz girdisi sağlandı. Biz de Orman Genel Müdürlüğü olarak odun dışı orman ürünlerinden sürdürülebilir faydalanmayı esas alıyor, ormanlarımızın sunduğu bu mor bereketi daha fazla üretime, daha fazla ihracata ve daha güçlü bir kırsal ekonomiye dönüştürmek için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.