Çinli gazetecinin gözünden…

GİRİŞ TARİHİ: 23.09.2026 GİRİŞ TARİHİ: 13:24 SON GÜNCELLEME: 25.09.2026 00:01
Çin Medya Grubu’nun Ankara Temsilciliği Müdür Yardımcısı, “Huihui Chen Stüdyosu” sorumlusu Chen Huihui, Çin-Türkiye diplomatik ilişkilerinin kurulmasının 55. yıl dönümüne dair duygularını China Today Türkiye için kaleme aldı.

CHEN HUİHUİ/Çin Medya Grubu Ankara Temsilciliği Müdür Yardımcısı, "Huihui Chen Stüdyosu" sorumlusu/ Merhaba ben Chen Huihui. Türkiye'deki dostlarımın gözünde birçok farklı kimliğe sahibim. Çeşitli basın toplantılarında, keskin soruları ve uluslararası gelişmeleri yakından takip eden Çin Medya Grubu'nun (CMG) ön cephede çalışan muhabiriyim. İnternet dünyasında ise "Huihui Chen Stüdyosu"nu yöneten ve milyonlarca takipçisine sahip bir içerik üreticisiyim.

Farkına varmadan, Avrupa ile Asya kıtalarını birbirine bağlayan bu topraklarda tam yedi yıldır yaşıyorum. Yedi yıl, bir yabancının Boğaziçi'nin gün batımına âşık olması için yeterli bir zamandır. Aynı zamanda Türkiye'nin birçok şehrinde de iz bıraktım.

Yakın zamanda "İstanbul Color Walk" adını verdiğim bir video projesi hazırladım. Kalabalık turistik noktalara gitmek yerine, çamaşırların asıldığı ve rengârenk boyanmış eski sokaklara girdim. Kameramın yakaladığı Türkiye, özenle hazırlanmış bir manzara tablosu değil; martı sesleri, kebap kokuları ve komşular arasındaki sıcak selamlaşmalarla dolu gerçek bir yaşamdır. Bu çeşitlilik ve kapsayıcılık, burada geçirdiğim yedi yılın ardından Çinli izleyicilere aktarmak istediğim en değerli duygudur.

Harabelerdeki sıcaklık

Hatay'ın Gözyaşları ve Kapalıçarşı'daki "Kalp İşareti"…Bir gazeteci olarak kameram yalnızca güzellikleri kaydetmiyor. Aynı zamanda acılara ve dayanışmaya da tanıklık ediyor. 2023 yılında meydana gelen ani deprem, meslek hayatım boyunca asla unutamayacağım bir haber deneyimi oldu.

Haber ekibimle birlikte ilk anda en ağır hasarı gören bölgelere gittik. Hatay'da her yerde görülen yıkıntılar arasında, yakınları enkaz altında kalmış ve kurtarılmayı bekleyen bir uçuş eğitmeniyle karşılaştım. O sırada artçı sarsıntılar devam ediyor ve kurtarma çalışmaları zamana karşı yürütülüyordu. Elimi sıkıca tuttu ve gözleri dolarak, binlerce kilometre öteden Çin'den bir kurtarma ekibinin geleceğini hiç düşünmediğini söyledi. O anda sözlere gerek yoktu; avuç içindeki sıcaklık en gerçek teselliydi.

Bu sınırları aşan ortak duygu, deprem sonrasında da sıcak ve incelikli bir biçimde devam etti. Kısa süre önce İstanbul'daki Kapalıçarşı'da röportaj yaparken, halı satan yaşlı bir esnaf mikrofonumdaki "CMG" logosunu tanıdı. Her zamanki gibi bana ürünlerini tanıtmaya çalışmak yerine işini bıraktı, dikkatle bana bir "kalp" işareti yaptı ve içtenlikle Türkçe şöyle dedi: "Teşekkürler. Çin'in uzattığı yardım elini unutmadık."

O anda Kapalıçarşı'nın kalabalık ve hareketli atmosferinde şunu derinden hissettim: Diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yılı gibi büyük bir anlam taşıyan konu, aslında her sıradan insanın samimi bakışlarında hayat buluyor.

Gerçekçi bakış açısı

Uluslararası kamuoyu alanında kültürlerarası iletişim köprüsü nasıl kurulabilir? Türkiye nasıl daha objektif biçimde anlatılabilir? "Huihui Chen Stüdyosu"nu kurarken karşılaştığım en büyük zorluklar bunlardı.

Çoğu zaman, büyük anlatılar somut insanlardan ve gerçek olaylardan koparıldığında "havada asılı kalmış" bir görüntü verir. Stüdyomuz gerçeklere dayalı iletişim anlayışında ısrar ediyor; bu da Türkiye'nin toplumsal dokusunun derinliklerine inmeyi gerektiriyor.

Manisa'da, dar sokakların içinde saklı kalan bir el yapımı halı atölyesine girdim. Kameramda, halı dokuyan kadınların ince ve zarif parmaklarının ipek iplikler arasında hareket ettiğini gördüm. Binlerce yıllık bu eski zanaat, kadim Çin'in dokuma ve ipek işleme geleneğiyle farklı yollarla aynı estetik değeri ortaya koyuyor. Bu görüntüleri yerel ve samimi halk ezgileri eşliğinde düzenleyip paylaştığımda, yalnızca Türk internet kullanıcılarından büyük ilgi görmekle kalmadı, aynı zamanda Çinli izleyiciler de bu olağanüstü zanaatkârlık ruhundan derinden etkilendi.

İstanbul'daki bir ebru atölyesinde, tanınmış bir sanatçıyla "ilham" üzerine derin bir sohbet ettim. Sanatçı, Çin geleneksel dağ ve su resimlerindeki "boşluk estetiği" kavramını sık sık incelediğini ifade ederek şöyle söyledi: "Çin resmindeki 'boşluk estetiği' kavramı, su yüzeyindeki renklerin dağılımına yaklaşımıma sınırsız ilham verdi."

O anda sanat, dilin sınırlarını aştı. Su yüzeyindeki renklerle Xuan kâğıdı (geleneksel Çin resim kâğıdı) üzerindeki mürekkep izleri, Boğaziçi kıyısında zaman ve mekânı aşan kültürlerarası bir buluşma gerçekleştirdi.

Çay kokusundaki yankı

Bir zamanlar Türkiye'nin çay memleketi Rize'de bir günlük "Türk çay kızı" oldum. Sonsuz yeşilliklerle kaplı dağların arasında, yöreye özgü geleneksel başörtüsü taktım, sırtıma bambu sepetini aldım ve yerel kadınlarla birlikte çay toplamayı öğrendim. Yamaçta Türk kadınlarıyla yan yana oturup kehribar renkli bir bardak siyah çay aldığımda, bir an için kendimi Çin'in güneyindeki çay bölgelerine dönmüş gibi hissettim.

Türkiye'de çay, günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır; Çin'de ise çay, kültürün ruhudur. Bu benzerlik, Çinli ve Türk halklarının ilk karşılaşmalarında bile bir çay bardağı etrafında tüm mesafelerin ve yabancılığın ortadan kalkmasını sağlar. Videomda Çin'in çay kültürü ile Türk çay geleneğinin buluşmasını anlattım. Çok sayıda Çinli izleyici şu yorumu yaptı: "Meğer ruhlarımızın derinliklerine çay kokusu işlenmiş."

Coğrafyaları aşan bu "çift yönlü yakınlaşma", medyanın halklar arasındaki gönül bağlarını güçlendirme rolünün en güzel göstergesidir.

Yolumuza birlikte devam edeceğiz

Bu yedi yıl boyunca ayak izlerim Türkiye'nin büyük bir kısmına yayıldı. Van'ın kedilerini gördüm; Mardin'in taş merdivenlerinde yürüdüm. Çin-Türkiye ekonomi ve ticaret forumlarında umut ve beklentiyle parlayan girişimcilerin gözlerine de tanıklık ettim.

Ben yalnızca kayda alan biri değilim; aynı zamanda bir "köprü"yüm. Kameralarımız aracılığıyla giderek daha fazla Çinli izleyici, modernleşen, canlı ve kapsayıcı bir Türkiye'yi tanıma fırsatı buldu. Ben de dijitalleşen, yenilikçi, dinamik ve insanî değerlere önem veren Çin'i Türk halkına tanıtmak için çaba gösteriyorum.

55 yıl, insanlık medeniyetlerinin uzun tarihi içinde yalnızca kısa bir an olabilir. Ancak Çin-Türkiye ilişkileri açısından bu dönem, İpek Yolu ruhunun 21. yüzyıldaki yeniden doğuşudur.

CMG'nin Türkiye'de görev yapan bir muhabiri olarak, kameramla Türkiye'nin her köyünü ve her köşesini keşfetmeye devam edeceğim. Gerçek, canlı ve hatta toprağın kokusunu taşıyan anları kaydederek, iki ülke halkları arasında güçlü bir duygusal bağ kurmaya devam edeceğim. Bu yazı, Türkiye'deki dostlarıma yazdığım bir aşk mektubudur. "Bu toprakları ve burada yaşayan insanları derinden seviyorum." Çin-Türkiye diplomatik ilişkilerinin kurulmasının 55. yılı kutlu olsun! Gelecek 55 yılda da umarım bugün olduğu gibi, yine çaylarımızı yudumlarken karşılıklı oturur, eski günleri konuşur ve gönülden gönüle bağ kurmaya devam ederiz.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.