Turizmin yeni yıldızı glamping
İREM GÜL/ Ormanda, yeşilin içinde uyanmak, birkaç adım ötede kahve içip, akşam yıldızları seyretmek… Şehir gürültüsü çeken ve yüksek binaların arasında sıkışan birçok insan, böylesi huzur dolu bir ortamı mutlaka deneyimlemek ister. Günümüzde "Glamping" kavramı ile hayatımıza giren, lüks kampçılık deneyimi bunu mümkün kılıyor. İngilizce kökenli olan "Glamping" terimi büyüleyici ve lüks anlamlarına gelen "Glamorous" ile kampçılık anlamına gelen "Camping" kelimesinin birleşmesi ile en basit tanımıyla "lüks kampçılık" anlamını oluşturuyor. Ülkemizde henüz gelişme aşamasındaki bir konaklama biçimi olan glamping, özellikle geleneksel otel tatillerinden sıkılan ve doğayla daha yakın bir ilişki kurmak isteyen tatilcilere farklı bir alternatif sunuyor. Otel konforunu açık havanın huzuruyla buluşturan bu deneyim, doğada konaklamayı daha erişilebilir ve konforlu hale getiriyor.
Glamping tesislerinde konaklama birimleri, tercihe ve konsepte göre farklı boyut ve özelliklere sahip olabiliyor. Klasik bir çadırdan çok daha fazlasını sunan bu alanlarda klima, özel banyo, konforlu yataklar, mini bar, tasarım mobilyalar, elektrik ve Wi-Fi gibi olanaklar bulunabiliyor. Üstelik glamping deneyimi yalnızca konaklamayla sınırlı değil. Yeme-içme alanları, ortak sosyalleşme noktaları ve doğa yürüyüşlerinden çeşitli açık hava etkinliklerine kadar farklı aktiviteler de bu deneyimin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu yönüyle glamping, yalnızca lüks bir çadırda kalmaktan ziyade doğayla iç içe geçirilen bütünsel bir tatil deneyimi olarak öne çıkıyor.
Glampingin sunduğu farklı deneyim, turizm yatırımları açısından da dikkat çekici bir alan yaratıyor. Dört mevsime yayılabilen bir işletme modeline dönüşebilmesi ve sezon dışında ek hizmetlerle gelir yaratma imkânı, bu alandaki yatırım potansiyelini artırıyor. Mevcut tesislerde yerli ziyaretçi oranının hâlâ yüksek olması, iç turizm talebinin glamping için güçlü bir dayanak oluşturduğunu gösterirken, yabancı ziyaretçi açısından da önemli bir büyüme alanına sahip. Doğayla iç içe konaklama talebinin artması, yeni destinasyon arayışları ve farklı konaklama konseptlerine yönelik ilginin yükselmesi, glampingi turizm sektöründe gelişme potansiyeli yüksek yatırım alanlarından biri haline getiriyor.
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK GLAMPİNGİ
Dünyanın en büyük üçüncü longoz ormanındaki Longosphere Glamping, Kırklareli'nin Demirköy ilçesine bağlı İğneada beldesinde yer alıyor. Türkiye'nin en büyük glamping tesisi olarak geçen Longosphere Glamping; 110 bin metrekare alana ve 125 glamping çadırına sahip. Tesiste konaklama; Sincap Çadır, Sincap Long Çadır, Kaplumbağa Çadır ve Kaplumbağa Plus Çadır olmak üzere değişik boyutlardaki çadırlarla sağlanıyor. Longosphere Glamping Kurucu Ortağı ve İcra Kurulu Başkanı Yiğit Küçükkınay, 2020'den sonra tesis sayısının hızla arttığını fakat son iki yıldır bu artışların yavaşladığını söylüyor. Bunun sebebinin ise konsepti olmayan tesislerin zorlanmasından kaynaklandığını belirtiyor. Yatırımın geri dönüş süresinin ünite başına yatırım ve sezon uzunluğuna göre değiştiğini belirten Küçükkınay, kârlılıkta asıl belirleyicinin yalnızca doluluk olmadığını, sezon dışında da üniteleri satılabilir tutabilmenin önem taşıdığını söylüyor. Tek sezon çalışan tesislerde geri dönüş süresinin uzadığını belirten Küçükkınay, Longosphere Glamping'de spa, toplantı salonları ve deneyim programlarıyla sezonu genişlettiklerini ifade ediyor. Fiyatların tarih, konaklama süresi, ünite tipi ve kişi sayısına göre değiştiğini belirten Küçükkınay, yaz hafta sonu ile kış hafta içi fiyatları arasındaki farkın iki kata çıkabildiğini belirtiyor. Cuma ve cumartesi günlerini haftasonu sayan tesiste, belirli günlerde indirimler sağlanmasının yanı sıra bir gece konaklama fiyatı birçok değişkene bağlı olarak en düşük 6 binlerden 15 binlere kadar çıkabiliyor. Yaz aylarında kapasitenin üst sınırında çalıştıklarını söyleyen Küçükkınay, ilkbahar ve sonbaharda ise hafta sonlarının dolu, hafta içlerinin daha değişken olduğunu aktarıyor. Glampingin artık niş bir tercih olmaktan çıktığını anlatan Küçükkınay, ancak talebin klasik otellere göre takvime çok daha fazla bağlı olduğunu vurguluyor.
Restoran, spa, macera parkı ve toplantı-etkinlik gelirlerinin toplam cirodaki payının büyüdüğünü söyleyen Küçükkınay, bu çeşitliliğin glamping tesislerinde yaygın olmadığının altını çizerek özellikle sezon dışı dönemi desteklediğini belirtiyor. Longosphere Glamping'in ağırlıklı olarak yerli misafir ağırladığını belirten Küçükkınay, destinasyonun müşteri profilinde önemli rol oynadığını söylüyor. Yabancı misafir payının henüz sınırlı olduğunu, ancak Bulgaristan ve Balkanlar kaynaklı talebin arttığını belirten Küçükkınay, yabancı ziyaretçi oranını yükseltmeyi öncelikli hedefler arasında görüyor. Küçükkınay, rezervasyonları telefon ve internet siteleri üzerinden aldıklarını aktarıyor.
Son üç yılda fiyatların enflasyon ve personel maliyetlerine paralel hareket ettiğini belirten Küçükkınay, yaz doluluğunun benzer seviyede kaldığını, asıl kazanımın ise sezon dışında yaşandığını söylüyor. Küçükkınay, spa ve kurumsal etkinlik yatırımlarının satış takvimini genişlettiğini belirtiyor.
"İKİNCİ LOKASYON GÜNDEMİMİZDE"
Bir glamping yatırımının maliyetini yalnızca çadır fiyatı üzerinden hesaplamanın en sık yapılan hatalardan biri olduğunu söyleyen Küçükkınay, yatırımın ünite sayısı ve konsept seviyesine göre değiştiğini aktarıyor. Arazi veya tahsis, yol, elektrik, su ve atık su altyapısı, platformlar, havuz ve ortak alanlar bütçenin önemli bölümünü oluşturduğunu ifade eden Küçükkınay, ünitelerin toplam yatırım içindeki payının ise genellikle yarının altında kaldığını ekliyor. Giderlerde, personel, enerji ve bakım-onarım ilk sıralarda yer aldığının altını çizen Küçükkınay, ünitelerin birbirinden ayrık konumlanması nedeniyle temizlik ve teknik servis maliyetlerinin klasik otellere göre yükseldiğini belirtiyor. Küçükkınay, doğal malzeme kullanımının da düzenli yenileme bütçesi gerektirdiğini söyleyerek personel maliyetine yalnızca maaşların değil, bölge dışından gelen ekibin konaklama giderlerinin de eklendiğine dikkat çekiyor.
Mevcut tesiste derinleşme ve ikinci bir lokasyonu gündemlerinde tuttuklarını ifade eden Küçükkınay, yeni yatırım için korunmuş doğa, büyük şehirlerden araçla 3-4 saatlik erişim ve dört mevsim satış imkânını temel ölçüt olarak sıralıyor. Doğanın farklı formlarına o formla uygun tasarımla karşılık vermek istediklerini belirten Küçükkınay, orman konseptini İğneada'da hayata geçirdiklerini söyleyerek sırada göl, deniz ve dağ temalarının bulunduğunu aktarıyor.
YATIRIMIN GERİ DÖNÜŞ SÜRESİ 2-3 YIL
ilesinde konumlanan Kozluyalı Glamping, Bal Kabağı ve X-Large olmak üzere 10 adet çadır oda ile ziyaretçilerini ağırlıyor. Kozluyalı Glamping Sahibi Mehmet Duru, tesisi on yıl önce açtıklarını ve o dönemde yalnızca beş glamping tesisin bulunduğunu, bugün ise hemen her tatil bölgesinde en az beş glamping tesisinin yer aldığını söylüyor. Glamping yatırımında en büyük maliyetin çadır odaların yapımı olduğunu belirten Duru, bugün bir çadır odanın maliyetinin lüks seviyesine göre 300 bin ile 500 bin TL arasında değiştiğini kaydediyor. Duru, sezonluk işletmelerde bakım-onarım ve sezon açılış masraflarının da önemli bir yük oluşturduğunu söylüyor.
Tesislerinde, 10 ünite ve 30 yatak kapasitesi bulunduğundan söz eden Duru, ortalama bir gece fiyatının 13 bin TL seviyesinde olduğunu, Mayıs, Haziran ve Eylül aylarında ise fiyatları yüzde 10 düşürdüklerini anlatıyor. Yatırımın, çadır odanın maliyeti ile sağladığı gelir dikkate alındığında 2-3 yılda geri dönebildiğini söyleyen Duru, glamping tesislerinde sezonun diğer işletme türlerine göre daha kısa olduğuna değiniyor. Duru, sezon kısalığı nedeniyle karlılığı doluluk oranının belirlediğini belirtiyor. Tesislerinin 1 Mayıs ile 30 Eylül arasında açık olduğunu söyleyen Duru, Temmuz ve Ağustos aylarında doluluk oranlarının yüzde 90'a ulaştığını Mayıs, Haziran ve Eylül aylarında yüzde 70 seviyesinde gerçekleştiğini anlatıyor.
CİRONUN SADECE YÜZDE 15'İ KONAKLAMADAN
Kozluyalı'nda misafir başına günlük harcamanın restoran ve bar kullanımı dahil yaklaşık 10 bin TL'ye ulaştığını anlatan Duru, toplam cironun yalnızca yüzde 15'inin oda gelirlerinden geldiğini, kalan bölümün restoran ve bar faaliyetlerinden oluştuğunu belirtiyor. Müşteri profilinin yüzde 90'ını yerliler oluşturduğunu ifade eden Duru, yabancı misafirlerin payının ise yüzde 5 olduğunu söylüyor. Rezervasyonlarda tekrar gelen müşterilerin payının yüzde 60 olduğunu söyleyen Duru, yeni müşterilerin yüzde 40'ının ise Instagram üzerinden geldiğini aktarıyor. Fiyatlarda son dönemde belirgin artış yaşanırken, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 40 zam yaptıklarını, 2026'da ise geçen yılın oda fiyatlarını yalnızca yüzde 10 artırdıklarını belirtiyor. Duru, doluluk oranlarının ise son üç yıldır değişmediğini ekliyor.
İlk kez hükümdarlar için kurulmuş
Lüks kampçılığın tarihsel kökenleri sanıldığından çok daha eskiye uzanıyor. Bu geleneğin izleri, MÖ 5. yüzyılda Pers İmparatorluğu'nda kullanılan gösterişli kraliyet çadırlarına kadar gidiyor. Farklı dönem ve coğrafyalarda hükümdarların seyahatleri sırasında kullandıkları konforlu ve gösterişli çadırlarla devam eden bu gelenek, modern lüks kampçılığın gelişiminde de önemli bir temel oluşturdu. Özellikle 1900'lü yılların başında Afrika'da yaygınlaşan safari kampları, bugünkü glamping anlayışının şekillenmesinde önemli bir rol oynadı. Afrika'ya safari amacıyla seyahat eden varlıklı Avrupalı ve Amerikalı gezginlerin, safari çadırlarını daha konforlu ve lüks hale getirme istekleri zaman içinde gelişerek, günümüzde "glamping" adı altında modern bir turizm deneyimine ve giderek büyüyen yeni bir konaklama pazarına dönüştü.
Prof. Dr. Demet GENCELİ / Yeditepe Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü Başkan Yardımcısı
"Türkiye turizmi için yeni bir gelir kapısı olabilir"
Dünyada doğayla iç içe ama konfordan ödün vermeyen tatil anlayışı hızla büyüyor. Bu trendin öne çıkan turizm modellerinden biri olan glamping, Türkiye turizminde yeni bir gelir kapısı olabilir. Ülkemiz doğal zenginliği ve iklim çeşitliliği sayesinde bu alanda önemli bir potansiyele sahip. Doğru planlanan glamping yatırımları hem yerel ekonomiye katkı sağlar hem de turizm ürün çeşitliliğini artırır.
Bir glamping yatırımının ekonomik açıdan cazip olmasını sağlayan en önemli unsur doğru lokasyon seçimidir. Bunun yanında özgün bir konsept, sürdürülebilir işletme anlayışı, güçlü dijital pazarlama ve misafire farklı bir deneyim sunabilmek yatırımın başarısını belirler. Artık insanlar sadece konaklama değil, unutulmayacak bir deneyim satın alıyor. Glamping alanını hedef kitlenin ihtiyaç ve beklentilerine göre tasarlamak, misafirlerin tesisten memnun ayrılmasını sağlar.
Glamping yatırımları açısından önümüzdeki dönemde de Ege ve Akdeniz kıyıları güçlü potansiyelini koruyacaktır. Bunun yanında Karadeniz yaylaları, Kapadokya, Kaz Dağları, Sapanca çevresi ve Güneydoğu Anadolu'daki doğal ve kültürel destinasyonların da ön plana çıkacağını düşünüyorum. Özellikle henüz yoğun yapılaşmanın olmadığı bölgeler önemli fırsatlar sunuyor. Ancak Türkiye'de tek bir yatırım yapma şansım olsaydı, tercihim Karadeniz bölgesi olurdu. Hem ikliminin dört mevsime elverişli olması hem de yerel ve kültürel özellikleriyle yatırım için doğru adres olduğunu düşünüyorum.
Glamping her yaş grubuna hitap eden bir konaklama türü. Dört mevsime uygun tasarlanmış tesisler; gastronomi, wellness, doğa sporları ve kültürel deneyimlerle desteklendiğinde sezonu uzatabilir. Böylece hem işletmeler hem de destinasyonlar daha sürdürülebilir bir gelir yapısına kavuşabilir. Bence glamping sadece yeni bir konaklama modeli değil, değişen turist beklentilerinin de bir yansıması. Gelecekte bu alanda başarılı olacak işletmeler; konforun yanı sıra özgünlüğe, doğaya saygıya ve gerçek deneyimler sunmaya odaklananlar olacaktır.
Türkiye'deki en popüler glamping rotaları
- Longosphere Glamping – İğneada, Kırklareli
- Kozluyalı Glamping – Ayvacık, Çanakkale
- Cuppa Beach & Glamping – Ayvacık, Çanakkale
- Foça Dome Glamping – Foça, İzmir
- Ruina Glamping – Milas, Muğla
- Kaş Joy Glamping – Kaş, Antalya
- Adaperest Bozcaada – Bozcaada, Çanakkale
- Club Amazon Bördübet – Marmaris, Muğla
- Mega Glamping – Sapanca, Sakarya