Emisyon Ticaret Sistemi için geri sayım başladı
HÜLYA GENÇ SERTKAYA / Türkiye'nin yeşil dönüşümünü daha güçlü zemine oturtacak, iş dünyasına öngörülebilir bir karbon maliyeti çerçevesi sağlayacak Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi (TR ETS) için geri sayım başladı. Temmuz 2025'te yürürlüğe giren İklim Kanunu'nun en kritik adımlarından biri olan TR ETS'nin kurulmasına yönelik teknik, yönetsel ve hukuki hazırlıklar eş zamanlı olarak ilerliyor. Geçtiğimiz aylarda kamuoyu ile paylaşılan ikincil mevzuat taslaklarıyla, TR ETS'de pilot dönemin kapsamı şekillenmiş bulunuyor. Buna göre, TR ETS pilot uygulamasının, 2026 ve 2027 yıllarına ait emisyonları kapsayacak şekilde, yıllık 50 bin ton CO2e üzeri emisyona sahip Avrupa Birliği (AB) Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) sektörleri arasından Kategori B ve Kategori C tesisleri için uygulanması planlanmakta. İki yıl sürmesi planlanan pilot dönemde yer alacak sektörler, SKDM ile uyumlu olarak demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre ve elektrik üretimi sektörleri olacak. Bu sektörlere ilişkin kapsama dahil olacak faaliyetlerin kapasite eşikleri taslak yönetmelikte ayrıntılı biçimde tanımlandı. Taslak halindeki ikincil mevzuatın yürürlüğe girmesiyle, Türkiye'de karbon fiyatlandırmasına ilişkin yasal altyapısı detaylandırılmış olacak. Bu süreç hem pilot uygulama hem de 2028 yılında başlaması planlanan birinci uygulama dönemi için güçlü bir temel oluşturarak, Türkiye'nin iklim politikalarında önemli bir eşiği geride bırakmasına katkı sağlayacak. TR ETS'nin hayata geçirilmesi ile sanayinin yeşil dönüşümü hızlanacak hem de ihracatçı sektörlerin uluslararası rekabet gücünü korumasına katkı sağlayacak.
YÖNETMELİK TASLAKLARI HAZIR
TR ETS'nin hayata geçirilmesine yönelik çalışmaları yoğun bir şekilde yürüten İklim Değişikliği Başkanlığı, ilgili kamu kurumları, özel sektör temsilcileri ve doğrulayıcı kuruluşlarla istişarelerini ve toplantılarını sürdürüyor. Başkanlık, TR ETS'nin işleyişi ile karbon kredilendirme ve denkleştirmeye yönelik usul ve esaslarına yönelik mevzuatın da aralarında olduğu, İklim Kanunu'nun öngördüğü ikincil mevzuatı tamamlayarak uygulama sürecini başlatmayı öncelikli hedef olarak belirledi. Bu çerçevede, önemli adımlar attı. TR ETS, Karbon Kredilendirme ve Denkleştirme, Türkiye Yeşil Taksonomisi ve Yerel İklim Değişikliği Eylem Planları'na ilişkin dört temel yönetmelik taslağını hazırlayarak, kamu kurumları, özel sektör ve ilgili paydaşların görüşüne açtı. Bu doğrultuda, 2025 yılının Ağustos ayında Ankara'da geniş katılımlı bir çalıştay İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından düzenlendi. Gelen katkılar doğrultusunda yönetmelik taslaklarında gerekli revizyonları yapıldı ve son aşamaya gelindi.
TR ETS'nin işlerlik kazanabilmesi için hazırlanan taslak düzenleme, ETS kapsamı, tahsisatlandırma süreçleri, sera gazı emisyon izin süreçleri, izleme ve raporlama yükümlülükleri, doğrulayıcı kuruluşların yetkilendirilmesi, işlem kayıt sistemi, ETS Piyasası ile denkleştirme mekanizmasına ilişkin usul ve esasları kapsıyor.
Ayrıca Başkanlık tarafından, hazırlanan ayrı bir taslak Yönetmelik ile Türkiye'de üretilen karbon kredilerinin sistemde kullanımına ilişkin esaslar belirleniyor. Uluslararası karbon piyasalarıyla uyumlu bir yapı oluşturmak amacıyla, karbon kredilerinin piyasa operasyonlarına yönelik politikalar geliştiriliyor ve karşılıklı tanıma mekanizmalarına çalışılıyor. Bununla birlikte, ulusal ölçekte sera gazı emisyonlarının azaltımı ve yutak alanların artırılmasına yönelik projelerden karbon kredisi üretecek, ulusal bir karbon kredilendirme ve denkleştirme sistemi kurulması için çalışmalar sürüyor.
İKİ YILLIK PİLOT DÖNEM İLE BAŞLAMASI ÖNGÖRÜLÜYOR
İklim Değişikliği Başkanlığı'ndan PARA Dergisi'ne yapılan açıklamaya göre, TR ETS'nin, 2026 yılında pilot dönemle başlaması planlanıyor. TR ETS kapsamında ulusal tahsisat planlaması yapılacak, tahsisatlar dağıtılacak ve TR ETS kapsamındaki tesislere sera gazı emisyon izni verilecek.
Taslak yönetmeliğe göre, TR ETS pilot uygulamasının iki yıl sürmesi ve 2026-2027 yıllarına ait emisyonları kapsaması planlanıyor. Bu dönem; tesislerin izleme, raporlama ve doğrulama süreçlerine uyum sağlaması ve piyasa işleyişinin test edilmesi amacıyla uygulanacak. Pilot dönemde ilk tahsisatların dağıtılması ve piyasa faaliyetlerine başlanılması hedefleniyor.
Pilot dönem uygulama süresince tüm sektörler için tahsisatların, belirlenen kıyas değerlere göre yüzde 100 ücretsiz dağıtılması öngörülüyor. Pilot dönem; sistemin kademeli şekilde devreye alınması, tesislerin raporlama ve doğrulama süreçlerine uyum sağlaması ve piyasa işleyişinin sorunsuz şekilde test edilmesi amacıyla planlanıyor.
DAHA İLERİ AZALTIM ADIMLARI ATILACAK
TR ETS'de, pilot uygulama sonrasında "birinci uygulama dönemi" (2028-2035) planlandı. Birinci uygulama döneminde, pilot uygulamadan elde edilen deneyimler doğrultusunda daha ileri azaltım adımlarının atılacağı bir aşama olacak. Bu dönemde kıyas değerlerin güncellenmesi, ücretsiz tahsisat oranlarının yeniden belirlenmesi ve bankalama, ödünç alma ve sınırlı denkleştirme gibi esneklik mekanizmalarının uygulanması planlanıyor.
Birinci uygulama döneminde, sektörlerin düşük karbonlu üretime geçişi teşvik edilecek. Türkiye'nin net sıfır hedefiyle uyumlu dönüşümü hızlandırılacak.
50 BİN TON CO2 ÜZERİ EMİSYONA SAHİP TESİSLER KAPSAMDA
Pilot dönemde AB SKDM sektörleri ile başlamak üzere yıllık 50 bin ton Co2 üzeri emisyona sahip tesisler kapsama alınacak. Yükümlü tesisler sera gazı emisyonlarını izleyip doğrulatacak, tahsisatları piyasa üzerinden alıp satabilecek. Başkanlıktan yapılan açıklamaya göre, TR ETS'den elde edilecek gelirlerin, Kanun hükmüne dayanarak yalnızca yeşil dönüşüm projelerine aktarılması planlanıyor.
TR ETS'nin; zorunlu ve ekonomik temelli bir emisyon azaltım aracı olarak, yeşil kalkınmanın sağlanması, net sıfır emisyon hedefine ulaşılması ve uluslararası ticarette sanayinin rekabet gücünün korunması açısından büyük önem taşıdığı ifade ediliyor.
TR ETS'DE TAHSİSAT PLANLAMASI
Ulusal Tahsisat Planı, TR ETS'nin belkemiğini oluşturan en temel unsurlardan biri. İklim Değişikliği Başkanlığı, bu planı, mutlak bir emisyon sınırı yerine emisyon yoğunluğu temelli bir yaklaşımla tasarlıyor. Böylece, üretim kısıtlanmadan, düşük emisyonlu üretimin teşvik edilerek artırılması hedefleniyor.
Taslak yönetmeliğe göre, ETS kapsamında uygulanacak toplam üst sınır; doğrulanmış emisyon raporlarının teslim edilmesini takiben 60 gün içinde yayımlanacak Ulusal Tahsisat Planı ile kamuoyuna açıklanacak. Bu planda, dağıtılan ücretsiz tahsisatlar, birincil piyasada satışa sunulacak tahsisatlar ve gerekli görülmesi halinde oluşturulacak ek rezerv miktarı yer alacak.
Ücretsiz tahsisat dağıtımı ise, alt tesis düzeyinde belirlenen kıyas değerlerine dayanıyor. Ürün, yakıt, ısı ya da proses bazında belirlenen kıyas değerleri Başkanlık tarafından ilan edilecek. Bu kıyas değerler, tesislerin yıllık doğrulanmış faaliyet seviyeleriyle çarpılarak ücretsiz tahsisat miktarı hesaplanacak ve tesislerin başvuruları doğrultusunda kendilerine tahsis edilecek. Bu yaklaşım, üretim artışını cezalandırmadan, daha düşük emisyon yoğunluğuyla üretim yapan tesisleri teşvik eden bir yapı sunuyor.
DIŞ TİCARETTE REKABET GÜCÜ ARTACAK
TR ETS'nin yerli üretimi korumasındaki en önemli rolü de tam olarak bu noktada ortaya çıkıyor. Kıyas değeri yöntemi, düşük emisyon yoğunluğuna sahip tesisleri ödüllendirirken, daha yüksek emisyon yoğunluğuyla üretim yapan tesislere de dönüşüm için güçlü bir fiyat sinyali veriyor. Özellikle ihracat sektörleri açısından TR ETS, rekabet gücünün korunması için kritik bir denge unsuru oluşturuyor.
Bu noktada AB SKDM ile olan ilişki de büyük önem taşıyor. AB'ye ihracat yapan sektörler, eğer ülkede açık bir karbon fiyatlandırma mekanizmasına tabi değilse, AB ithalatçısı ilave bir karbon maliyetiyle karşı karşıya kalıyor. Türkiye'de ödenen bir karbon fiyatı olması hem yeşil dönüşüme katkı sunuyor hem de ticarette karbon maliyetini düşürüyor.
TR ETS PİYASASI İKİ BÖLÜMDEN OLUŞACAK
TR ETS Piyasası, ETS kapsamında tesislere tahsis edilen tahsisatların, teslim yükümlülüğünü karşılamak üzere alınıp satılmasıyla oluşacak. Piyasa iki bölümden meydana gelecek. Bunlar; tahsisatların bir kısmının açık artırma ile satıldığı birincil piyasa ve tesislerin kendi aralarında serbestçe alım-satım yapabildiği ikincil piyasa şeklinde olacak. İkincil piyasanın teknik işleyişi Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) koordinasyonunda yürütülecek.
Karbon fiyatı, esas olarak arz-talep dengesiyle belirlenecek. Daha düşük emisyon yoğunluğuyla üretim yapan tesisler satış yaparken, daha yüksek emisyonlu tesisler piyasadan tahsisat temin edecek. Aşırı fiyat dalgalanmalarını önlemek için Piyasa İstikrar Rezervi ve Fiyat Koridoru gibi mekanizmalar da devrede olacak.
Bu sayede piyasada öngörülebilir, dengeli ve rekabetçi bir karbon fiyatlandırma yapısı oluşturulması hedefleniyor.
EPDK BİRİM İŞLEM ÜCRETLERİ BELİRLEDİ
Bu arada EPDK'nın, sera gazı emisyonlarının azaltımını teşvik etmek amacıyla kurulacak ve işletilecek ETS piyasasına ve İşlem Kayıt Sistemi'ne dair usul ve esaslara ilişkin hazırlanan yönetmelik taslağını 13 Kasım 2025'e kadar görüşe açtığını hatırlatalım. Elektrik Piyasası Kanunu ve İklim Kanunu'nu dayanak alınarak hazırlanan taslak yönetmelik üzerinde çalışmalar sürüyor.
EPDK ayrıca, 2026 yılında ETS piyasasında geçerli olacak birim işlem ücretlerini belirledi. 29 Kasım'da Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğü giren karara göre, 1 Ocak 2026 tarihinden geçerli olmak üzere, ETS spot piyasasında birim işlem ücreti 4 TL/tCO2e, yıllık katılım ücreti ise 100 bin lira olacak.
Bu arada Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Avrupa'nın "Sınırda Karbon Düzenlemesi'ne" uyum için EPİAŞ bünyesinde bir Karbon Ticaret Merkezi kurulacağını açıklamıştı.
Sanayinin yeşil dönüşümü hızlanacak
AB ile yoğun ticari ilişkilere sahip Türkiye, SKDM'den doğrudan etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. TR ETS'nin hayata geçmesi, AB'nin SKDM'si karşısında Türkiye için hem ekonomik hem de stratejik bir avantaj sağlayacak. AB ETS'de ücretsiz tahsisatların 2034'e kadar kademeli olarak kaldırılmasıyla karbon maliyetlerinin daha da artması bekleniyor. Türkiye'nin kendi ETS'sini kurması, bu maliyetin ticarete konu olması yerine ülke içinde yönetilmesini sağlayacak. Böylece hem ihracatçıların rekabet gücü korunacak hem de karbon maliyetinden doğan ekonomik değer Türkiye'de kalacak.
Ayrıca TR ETS tasarımında, ücretsiz tahsisatların kıyas değer yöntemiyle dağıtılması ve pilot dönemde yüzde 100 ücretsiz tahsisat uygulanması, karbon kaçağı riskini azaltırken sanayinin uluslararası rekabet gücünü koruyan önemli bir denge mekanizması sunuyor. Böylece, TR ETS hem iş dünyasına öngörülebilir bir karbon maliyeti çerçevesi sağlayacak hem de SKDM kaynaklı dış mali baskıyı azaltarak Türkiye'nin yeşil dönüşüm sürecini daha güçlü bir zemine oturtacak.
Karbon fiyatlandırma mekanizmaları kurgulanıyor
İklim Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte İklim Değişikliği Başkanlığı'nın sorumluluk alanı önemli ölçüde genişledi. Başkanlık, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadelesinde yalnızca politika belirleyen değil; uygulamayı yöneten, dönüşümü destekleyen ve süreci bütüncül bir yaklaşımla koordine eden merkezi bir kurum görevini üstlendi. İklim Kanunu'nun öngördüğü ikincil mevzuatı tamamlayarak uygulama sürecini başlatmayı öncelikli hedef olarak belirleyen İklim Değişikliği Başkanlığı, sera gazı emisyonlarının azaltımı ve iklim değişikliğine uyum alanındaki ilerlemeleri yıllık bazda izliyor, kurumlar arası iş birliğini güçlendiriyor ve uygulamalara yönelik standartlar belirliyor. Karbon fiyatlandırmasına ilişkin piyasaya dayalı mekanizmaların kurgulanması da bu dönemin önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Bu arada İklim Kanunu çerçevesinde; ulusal, bölgesel ve sektörel ölçekte İklim Değişikliği Strateji ve Eylem Planları, Başkanlığın koordinasyonunda hazırlanıyor, uygulanıyor ve ihtiyaç halinde güncelleniyor.
Ayrıca hazırlanan ulusal ve tematik raporlar aracılığıyla, iklim dostu yatırımların desteklenmesi ve finansal kaynakların bu alana yönlendirilmesini sağlayacak teşvik mekanizmaları geliştiriliyor. Bu sürecin önemli araçlarından biri de Türkiye Yeşil Taksonomisi'nin kurulması olacak.
İlk adım tamam
TR ETS, Kanun'la kurulan Karbon Piyasası Kurulu ve Danışma Kurulu aracılığıyla, kamu özel sektör ve sivil toplumun katılımıyla yönetilecek. Bu çerçevede, TR ETS'nin kuruluş aşamasında ilk adım tamamlandı. İklim Kanunu kapsamında temel görevleri, üyeleri ve karar alma mekanizmaları açık bir şekilde tanımlanan Karbon Piyasası Kurulu ve Danışma Kurulu hukuki olarak oluşturuldu. Karbon Piyasası Kurulu, TR ETS'nin stratejik ve teknik kararlarını alan ana karar organı niteliğinde. Kurulun başkanlığını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı yürütürken, sekretarya görevini İklim Değişikliği Başkanlığı üstleniyor.
Ulusal Tahsisat Planı'nın onaylanması, ücretsiz tahsisatlara ilişkin usul ve esasların belirlenmesi, birincil piyasada satışa sunulacak tahsisat miktarı ve fiyat aralıklarının tespit edilmesi gibi TR ETS'nin işleyişi açısından kritik kararlar bu kurul tarafından alınıyor. Bu yönüyle Karbon Piyasası Kurulu, piyasanın öngörülebilir, şeffaf ve istikrarlı bir şekilde işlemesini sağlayan merkezi yapı konumunda.
Buna ek olarak oluşturulan Danışma Kurulu, daha geniş katılımı esas alan bir istişare ve geri bildirim mekanizması olarak tasarlandı. Başkanlığını Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) üstlendiği Danışma Kurulu; kamu kurumları, sektör temsilcileri, akademi ve ilgili diğer paydaşlardan oluşuyor. Kurul, 30 Ekim'de gerçekleştirdiği ilk toplantı ile birlikte TR ETS'nin tasarımı ve uygulamasına yönelik görüş ve önerilerin sistematik şekilde ele alındığı bir süreci başlatmış durumda.