Yeni hedef tüm Amerika!

GİRİŞ TARİHİ: 23.03.2026 GİRİŞ TARİHİ: 13:51 SON GÜNCELLEME: 25.03.2026 00:01
Hazır giyimciler 2022 yılından bu yana süren ihracattaki gerilemeyi durmak için var güçleriyle çalışıyor. Hükümete “Strateji Yol Haritası” sunan sektör, mevcut pazarları geri kazanmayı amaçlarken, yeni pazarlara da girme hesapları yapıyor. Öne çıkan pazarlar ABD, Kanada, Arjantin, Brezilya…

ÖZBEY MEN/ Hazır giyim sektörü 2025 yılında 16.8 milyar dolarlık ihracat yaptı. Sektör bu performansla dünyada 5'inci büyük ihracatçı konumunu korusa da pazar payındaki gerileme geçen yıl da devam etti. En fazla ihracat yapılan pazarlar sırasıyla Avrupa ülkeleri, Orta Doğu, ABD, Rusya, Eski Doğu Bloku ülkeleri ve Türk Cumhuriyetleri oldu. Hazır giyimciler bu kan kaybının önüne geçmek için Ankara'ya Sektörel Stratejik Yol Haritası sundu. Mevcut pazarlarda rekabetçiliği artıracak yol haritasının en önemli ayaklarından biri de yeni pazarlara girişi hızlandırmak. Bunların başında ise ABD, Kanada ve İskandinav ülkeleri geliyor.

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Toygar Narbay, bu dönemde yeni pazarlara girişin, sektörün uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıdığını vurguluyor. Özellikle iş birliği ve regülasyonların hızla değiştiği bu yeni dünya düzeninde tedarik zincirini korumanın en önemli yolunun yeni pazarlara giriş ve genişlemeden geçtiğini belirten Narbay, "Ayrıca Pasifik bölgesinde oluşabilecek Çin-Tayvan gerilimine karşı coğrafi çeşitlendirmemizi yapmamız hızlı büyüme fırsatlarını da beraberinde getirecektir. Bu pazarlar, sektörümüzün kapasite kayıplarını telafi etmek, istihdam artışını sağlamak ve dış ticaret fazlasını güçlendirmek için gerekli. Ancak bu pazarlara giriş için sektörümüzün 2022 fiyat/maliyet seviyesine dönmesi şart" diyor.

Türkiye'nin son üç yılda kaybettiği rekabetçiliği nedeniyle Çin, Vietnam, Bangladeş, Hindistan ve Kamboçya gibi ülkelerin AB pazarında paylarını artırdıklarını söyleyen Narbay, ABD pazarında fırsatlarının olmasına rağmen bu pazarda da paylarını artıramadıklarının altını çiziyor.

DÜNYANIN EN BÜYÜK İKİNCİ TEDARİK ZİNCİRİ

ABD'nin Çin'e ve Hindistan'a karşı uyguladığı yüksek tarife oranlarının, bu ülkelerin ABD pazarındaki rekabet gücünü zayıflattığına işaret eden Narbay, ancak bu durumun, Türkiye için de zorluklar yarattığını ifade ediyor. Narbay, sözlerini şöyle sürdürüyor:

"ABD, Çin'den gelen ürünlerin alternatifi olarak Türkiye'yi değil, daha düşük maliyetli Vietnam, Bangladeş, Kamboçya ve Kuzey Afrika'yı tercih ediyor. Sektörümüz AB pazarında geçmişte daha avantajlı konumdaydı ancak son üç yıldır döviz bazlı maliyetimizin artması nedeniyle bu pazarda da pazar payımızı kaybediyoruz. Çin-Tayvan geriliminde Pasifik bölgesine alternatif tedarikçi olarak konumlanma fırsatını ise dünyanın en büyük ikinci tedarik zinciri olarak koruyoruz. Sektörümüz pazar çeşitlendirmesi konusunda çaba sarf etmesine rağmen rekabetçilik kaybı nedeniyle pazar çeşitlendirme fırsatlarını yeterince kullanamıyoruz. Aslında ABD pazarında büyük potansiyel var ve en hızlı penetre olabileceğimiz pazarlardan biri ancak son üç yılda dolar bazında yüzde 26 artan maliyetimiz başta ABD olmak üzere Rusya, Orta Doğu, Afrika, Güney Amerika, Avustralya, Japonya ve Asya gibi birçok yeni pazarda genişleme açısından önümüzdeki en büyük sorun olarak duruyor. Bu nedenle mevcut rekabetçilik koşulları değişmediği ve yapısal önlemler alınmadığı takdirde sadece kısmen çevre pazarlarda, e-ticaret ile sınırlı bir büyüme potansiyelimiz bulunuyor."

Mevcut pazarlarda büyümek ve yeni pazarlara giriş için sektörün öncelikle rekabetçiliğini yeniden kazanması gerektiğine işaret eden Narbay, "Bu nedenle Sektörel Stratejik Yol Haritası hazırlayarak ilgili Bakanlıklarımıza sunduk. Bu yol haritası, çok katmanlı bir yapıda sektörün yeniden konumlanması ve dönüşümünü sağlayacak önerileri içeriyor. Sektörün rekabetçiliğini sağladığımız takdirde kalitesi yüksek Türk ürünlerinin giremeyeceği ya da kendisini kabul ettiremeyeceği hiçbir pazarın olmadığını biliyoruz."

"YENİ DURUM TÜRKİYE İÇİN FIRSAT"

Domino Tekstil 2025 yılını yaklaşık 18.5 milyon dolar ihracatla kapattı. Domino Tekstil Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Fatih Akgün, küresel talepteki dalgalanma ve maliyet baskılarına rağmen ana müşterileriyle olan uzun vadeli iş birlikleri sayesinde geçen yıl da istikrarlı bir performans gösterdiklerini belirtiyor. İhracat pazarlarında ana odaklarını yine Avrupa ülkelerinin oluşturduğunu vurgulayan Akgün, Kuzey ve Batı Avrupa'da özellikle İsveç, Almanya ve İngiltere'nin en güçlü oldukları pazarlar arasında yer aldığını söylüyor. Bu pazarlarda kalite sürekliliği, teslimat güvenilirliği ve sürdürülebilir üretim kabiliyetinin belirleyici olduğuna işaret eden Akgün, hazır giyimde rekabetin artık sadece fiyatla değil; hız, güven ve sürdürülebilirlik üçgeniyle kazanıldığının altını çiziyor.

Dünyada yaşanan ticaret savaşları ve jeopolitik gerilimlerin sipariş kararlarını doğrudan etkilediğini ifade eden Akgün, markaların artık tedarik güvenliği, coğrafi yakınlık, esneklik ve izlenebilirlik kriterlerini daha fazla önceliklendirdiklerini belirtiyor. Bunun Türkiye için aynı zamanda bir fırsat penceresi açtığına dikkat çeken Akgün, Uzak Doğu'ya alternatif üretim merkezi arayışının belirgin şekilde artmış durumda olduğunu dile getiriyor. Buna karşılık içerideki maliyet artışları ve finansman koşullarının sektörün rekabet gücünü zorladığını söyleyen Akgün, Türkiye'nin Uzak Doğu'ya alternatif yerine, doğru konumlandırılması halinde stratejik ana tedarik merkezi olabileceğini savunuyor. Bunun yanında pazar çeşitlendirmesini stratejik bir gereklilik olarak gördüklerini ifade eden Akgün, Avrupa'nın ana pazarları olmaya devam edeceğini, ancak risk dağılımı açısından yeni coğrafyalara açılmayı önemsediklerini söylüyor. Bu kapsamda öncelikli hedeflerinin ABD, Kanada ve Kuzey Avrupa'da büyüyen premium segment markalar olduğunu belirten Akgün, sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Pazar çeşitlendirmesi artık büyüme stratejisi değil, risk yönetimi gerekliliği. Bu pazarların ortak özelliği katma değerli ürüne açık olmaları ve tedarikçiyi sadece üretici değil, iş ortağı olarak konumlandırmaları. Ürün geliştirme katkısı, kalite güvence sistemleri ve sürdürülebilirlik performansı karar süreçlerinde belirleyici oluyor. Biz de üretici kimliğimizin yanında geliştirme ve çözüm ortağı rolümüzü büyütmeyi hedeflediğimiz için bu pazarları stratejik görüyoruz. Çünkü markalar artık üretici değil, çözüm ortağı arıyor. Bu pazarlardaki firmaların bir kısmı ile aktif görüşmeler ve numune geliştirme süreçleri yürütüyoruz. Bazı markalarla deneme üretimleri ve pilot sipariş aşamasındayız. Kısa vadede hızlı hacim artışından ziyade, uzun vadeli ve sürdürülebilir müşteri ilişkisi kurmaya odaklanıyoruz. Siparişler küçülüyor ama beklenti büyüyor; sektörün yeni gerçeği bu. Bu pazarlarda başarı için üç ana başlık öne çıkıyor: Finansal rekabet gücü, yeşil dönüşüm ve izlenebilirlik, hızlı destek mekanizmaları. Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, pazara giriş bileti."

"4-5 YENİ FİRMA İLE GÖRÜŞMELER YAPIYORUZ"

Havsa Tekstil ise 2025 yılında 10 milyon dolar seviyesinde kadın ve erkek hazır giyim ürünü ihraç etti. En fazla ihracatı İtalya, İsviçre ve Almanya'ya gerçekleştirdiklerini belirten Havsa Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Ergin Aydın, pazar çeşitlendirmesini stratejik bir öncelik olarak gördüklerini söylüyor. 2026 hedef pazarları arasında Amerika'nın öne çıktığını ifade eden Aydın, bunun yanında Latin Amerika'da Arjantin ve Brezilya pazarlarını da aktif şekilde gündemlerine aldıklarını, yine Afrika'nın büyüyen ülkelerinden Nijerya'ya da odaklandıklarını vurguluyor. Bu ülkelerde doğru müşteri profiliyle çalışıldığında hem hacim hem de katma değerli büyüme potansiyeli gördüklerini dile getiren Aydın, "Bu pazarlara odaklanmamızın temel nedeni; farklı coğrafyalara yayılarak riskleri dengelemek ve daha sürdürülebilir bir büyüme zemini oluşturmak. Amerika, yüksek hacim ve yüksek standart beklentisiyle güçlü bir hedef pazar. Nijerya, büyüyen nüfus ve artan tüketimiyle dikkat çekiyor. Arjantin ve Brezilya ise Latin Amerika'da daha kalıcı bir ticari yapı kurmak açısından stratejik önemde" diyor. Aynı zamanda Tekstil İhracatçıları ve Çalışanları Derneği (TİHCAD) Başkanı da olan Aydın, yaşanan ticaret savaşlarının ve korumacı eğilimlerin, özellikle maliyet baskısını artırdığını, bunun yanında satın alma kararlarında daha temkinli bir yaklaşımı da beraberinde getirdiğini söylüyor. Bu dönemde bazı müşterilerin siparişlerini daha kısa vadeli planladıklarını ve tedarik riskini azaltmaya yöneldiklerini söyleyen Aydın, bu dönemin aynı zamanda Türkiye için bir fırsat olduğunu vurguluyor. Aydın, açıklamalarına şöyle devam ediyor: "Yakın coğrafyadan tedarik (nearshoring) ihtiyacı güçleniyor. Türkiye'nin hız, kalite ve güvenilir üretim kabiliyeti, doğru anlatıldığında bu belirsizlik ortamında avantaj sağlayabiliyor. Şu anda her ay 4–5 yeni marka ile online görüşmeler yapıyoruz. Bu görüşmelerde Türkiye'nin katma değer, üretim kalitesi, hızlı teslimat kabiliyeti, esnek üretim yaklaşımı ve güvenilir iş ortaklığı gibi üstünlüklerini net şekilde anlatıyoruz. Bu temasları düzenli bir sisteme oturtarak, doğru müşteri eşleşmeleriyle süreci somut iş birliklerine dönüştürmeyi hedefliyoruz. Türkiye'nin rekabet avantajını büyütecek ana alanların başında sürdürülebilirlik, hız, premium kalite ve dijitalleşme geliyor. Bu dört başlığın birlikte güçlenmesi, Türkiye'nin hazır giyim ihracatını yeniden canlandırmasını sağlayacaktır. 2024'ten bu yana ciddi yatırım yaptığımız AI entegrasyonunda geldiğimiz seviye, müşterilerin ilgisini çok güçlü şekilde çekiyor ve süreçlerimizde verimlilik ile hız avantajı sağlıyor. Türkiye'nin değer odaklı üretim modeli, doğru desteklerle daha büyük bir sıçrama yapabilir."

TGSD ilgili bakanlıklara Strateji Yol Haritası sundu

TGSD Başkanı Toygar Narbay, Ankara'ya sundukları 15 maddelik destek programının 3 yıl eksiksiz uygulanması gerektiğini belirtiyor. Bunların ilk üçünün kritik öneme sahip olduğunu söyleyen Narbay, bu taleplerini şöyle sıralıyor: "Net ihracata yüzde 10 döviz dönüşüm desteği. 3500 TL desteğin koşulsuz tüm sektöre verilmesi ve bölgesel gelişmişliğe göre artırılarak 6. Bölge için 6 bin TL'ye yükseltilmesi. Reeskont kredilerinin politika faizinin yarısı kadar ve faiz tahsilatının dönem sonunda olması; teminatlandırmanın yüzde 75-80 oranında KGF tarafından yapılması; Eximbank kredi/ihracat oranının 2028 yılı seviyesi olan yüzde 16 seviyesine çıkartılması. Bu dönemin sonunda değişim dönüşüm için Nitelikli Tedarikçi Sistemi'nin kurulması ve firmaların değerlendirmeye tabi tutularak tüm teşvik sisteminin firmaların yetkinliğine uygun olarak kullanılması önem taşıyor. Üretim alanlarının segmentasyonu, ürün gruplarının segmentasyonu, marka yaratma veya satın alma, lisanslı üretim, Türkiye çevresinde üretim havzalarının oluşturulması; son olarak hazır giyim, tekstil, perakende, turizm, gastronomi, dizi-film sektörleri gibi yumuşak güç (soft power) sektörler ile akademilerimiz, sektörel dernekler, spor ve sanat camiasını içerisine alan geniş katılımlı bir oluşumla Türkiye Markası'nın yaratılması için bir çalışma grubu kurulması strateji haritamızda yer alıyor. Ayrıca Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi ve ticari anlaşmaların çoğaltılması, yeni pazarlara giriş için tarife avantajları sağlayacaktır."

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.