Türkiye’nin hammaddesi başkasının markası oluyor

GİRİŞ TARİHİ: 31.08.2026 GİRİŞ TARİHİ: 13:02 SON GÜNCELLEME: 01.09.2026 00:01
Coğrafi işaret zenginliğine sahip Türkiye’nin, kendi topraklarının hikayesini artık kendi markalarına dönüştürmesi gerektiğini belirten Markiz Patent Genel Müdürü Orhan Eriman, “Hammaddeyi biz veriyoruz, markayı başkaları yaratıyor. Artık hammaddemizi değil, markalarımızı konuşturma zamanı” dedi

Türkiye, yüzyıllar boyunca farklı uygarlıkların bıraktığı kültürel mirasın yanı sıra, iklimi, toprağı ve biyolojik çeşitliliği sayesinde dünyanın önemli ve zengin coğrafi değerlerinden bazılarına sahip. Ancak bu zenginliğin önemli bir bölümü, küresel ölçekte yüksek katma değer yaratan markalara dönüşemeden hammadde aşamasında kalıyor. Markiz Patent Genel Müdürü Orhan Eriman, Türkiye'nin temel sorununun değerlerinin bulunmaması değil, bu değerleri fikri mülkiyet, tasarım, hikaye ve marka stratejisiyle küresel ekonomik değere dönüştürememek olduğunu belirtti. Eriman, "Kendi toprağımızda doğan değerleri başkalarının markalarında görmeye devam ediyoruz" dedi.

Halfeti'nin Karagülü, İngiliz oldu

Eriman, bu durumun dikkat çekici örneklerinden biri olarak Londra merkezli bir şirketin Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesinde yetişen Karagül ile yaptığı lüks parfüm markasını gösterdi. Halfeti'nin kendine özgü coğrafyasından ve Karagül'ün yarattığı kültürel çağrışımdan beslenen bir hikayenin, Batılı bir lüks marka tarafından küresel tüketiciye sunulmasının, Türkiye açısından üzerinde düşünülmesi gereken bir tablo ortaya çıkardığını belirten Eriman, "Bizim topraklarımızda doğan, bizim iklimimizde farklılaşan bir değer; başka bir ülkenin markası tarafından hikayeye dönüştürülüyor, başka bir ülkede ürüne dönüşüyor ve dünyanın en yüksek gelir grubundaki tüketicilerine sunuluyor. Buradaki mesele, o markanın bunu yapmış olması değil. Asıl soru, bizim neden aynı değeri kendi fikri mülkiyetimiz, tasarımımız ve markamız üzerinden küresel pazara taşıyamadığımızdır" dedi. Eriman, bu örneğin Türkiye'nin coğrafi değerlerinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda fikri mülkiyet açısından da stratejik bir varlık olarak ele alınması gerektiğini gösterdiğini kaydetti.

Coğrafi işaret son değil, başlangıç

Türkiye'de coğrafi işaret konusunda önemli bir birikim oluştuğunu belirten Eriman, ancak tescilin tek başına markalaşma anlamına gelmediğinin altını çizdi. Eriman, "Coğrafi işaret, bir değerin nereden geldiğini, hangi özellikleri taşıdığını ve belirli standartlara bağlı olduğunu koruma altına alır. Ancak küresel marka yaratmak bundan çok daha fazlasını gerektirir. Tescil, korumanın başlangıcıdır; marka ise o değerin dünyadaki algısını, ekonomik karşılığını ve geleceğini yönetme işidir" ifadelerini kullandı. Bu nedenle coğrafi işaret stratejisi ile ticari marka stratejisinin birbirinden bağımsız düşünülmemesi gerektiğini vurgulayan Eriman, Türkiye'nin yerel değerlerini uluslararası fikri mülkiyet sistemleri içinde de koruyacak ve ticarileştirecek bir yaklaşım geliştirmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye'de üretilen tarım ürünleri, doğal kaynaklar ve yerel üretim değerlerinin çoğu zaman dökme ürün veya hammadde olarak pazara çıktığını belirten Eriman, asıl ekonomik değerin ise ürünün işlenmesi, tasarlanması, konumlandırılması, markalanması ve tüketiciyle buluşturulması aşamalarında oluştuğuna dikkat çekti.

Kamu-özel sektör iş birliği olmalı

Eriman, Türkiye'nin elindeki potansiyelin yalnızca birkaç ürünle sınırlı olmadığını belirterek, Urfa Karagülü, Isparta Gülü, Anzer Balı ve Antep Fıstığı gibi değerlerin farklı sektörlerde küresel markalara dönüşebilecek güçlü hikayeler taşıdığını söyledi. Ancak bunun yalnızca üreticinin ya da yöresel işletmenin çabasıyla gerçekleşemeyeceğini ifade eden Eriman, kamu, özel sektör, üretici örgütleri, marka stratejistleri, tasarımcılar ve fikri mülkiyet uzmanlarının birlikte çalışacağı bölgesel yapılanmalara ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Bu yapılanmaların yalnızca tescil süreçlerini yönetmekle kalmaması gerektiğini belirten Eriman, ürünün hangi pazara, hangi tüketiciye ve hangi marka konumlandırmasıyla sunulacağının da tasarlanması gerektiğini kaydetti. Eriman, "Bir coğrafi değerin küresel markaya dönüşmesi için patent vekiline de ihtiyaç olabilir, marka uzmanına da tasarımcıya da pazarlama stratejistine de ihracatçıya da. Çünkü mesele tek başına hukuki bir tescil meselesi değildir; üretimden tüketici algısına kadar bütün değer zincirinin tasarlanmasıdır" dedi.

Hikayeyi başkaları değil biz yazmalıyız

Türkiye'nin sahip olduğu kültürel ve coğrafi mirası çağdaş bir marka diliyle yeniden anlatması gerektiğini söyleyen Eriman, "Türkiye'nin burada yapması gereken, kendi değerlerini geçmişe ait folklorik unsurlar olarak sunmak değil; bu değerleri çağdaş tasarım, yüksek kalite ve evrensel marka diliyle yeniden yorumlamak. Dünyanın Türkiye'nin değerlerini keşfetmesini beklemek yerine, o değerleri dünyanın anlayacağı bir marka diline çevirmeliyiz. Çünkü bugün rekabet yalnızca ürünler arasında değil, hikayeler, algılar ve markalar arasında yaşanıyor" ifadesini kullandı.

Türkiye'nin önünde önemli bir fırsat bulunduğunu belirten Eriman, bunun için coğrafi işaretlerin sayısını artırmanın yanı sıra, mevcut değerlerin ekonomik ve kültürel potansiyelini büyütecek bir markalaşma stratejisine de ihtiyaç olduğunu söyledi. Eriman, "Ürünlerimizi coğrafi işaretle koruyalım, fikri mülkiyetle güvence altına alalım, tasarımla farklılaştıralım, hikayeyle anlamlandıralım ve güçlü markalarla dünyaya taşıyalım. Türkiye'nin bundan sonraki hedefi yalnızca kendi değerlerini korumak değil, o değerlerin küresel ekonomik karşılığını da kendi markalarıyla yaratmak olmalı. Artık hammaddemizi değil, markalarımızı konuşturma zamanıdır" diyerek sözlerini tamamladı.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.