Bu Kazakistan başka…

Türk Cumhuriyetleri’nin en zengini. Kişi başı milli geliri 15 bin doları buldu. Üstelik yılda 20 milyar doların üzerinde dış ticaret fazlası veriyor. Birçok pazar küçülürken, Kazakistan sürekli büyüyor. İnşaattan gıdaya, perakendeden sağlığa bu ülkede şimdi herkese çok iş var…
09.03.2026 12:01 GÜNCELLEME : 10.03.2026 00:01

ÖZBEY MEN/ Yüzölçümü bakımından dünyanın dokuzuncu büyük ülkesi olan Kazakistan, 16 Aralık 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan ederek Sovyetler Birliği'nden ayrıldı. İlk tanıyan ülke de doğal olarak Türkiye oldu. Müteahhidinden gıdacısına, deri konfeksiyoncusundan lokantacısına yüzlerce Türk şirketi, iş insanı ve hayallerini "anayurt" topraklarında gerçekleştirmek isteyen genç girişimci o yıllarda diğer Türk Cumhuriyetleri'ne olduğu gibi Kazakistan'a da adeta akın etti. Zaman içinde başarıya uluşanlar olduğu gibi, hayallerini gerçekleştiremeden "elenip" geri dönenler de çok oldu. Ancak bir şey var ki, Kazakistan bu 35 yıl içinde hep gelişip, büyüdü. Siyasi ve ekonomik istikrarsızlık pek yaşamadı. Önceden Türkiye'den ne bulursa onu satmak için Kazakistan'a "koşan" Türk iş insanları, beklentileri artan, kalite ve ihtiyaçlarından ödün vermeyen, nispeten refaha kavuşan tüketicilerin oluşturduğu bu pazardan pay almak için yüzlerini şimdi yeniden Kazakistan'a çevirdi.

Kazakistan'ın bu değişiminde kaynaklarını doğru kullanmasının etkisi çok büyük elbette. Bu da ülkeyi 2019 yılı Mart ayına kadar yöneten Nursultan Nazarbayev'e bağlanıyor. Eski Sovyet Cumhuriyetleri içinde Rusya'dan sonra ikinci büyük petrol üreticisi olan Kazakistan, doğalgaz rezervleri bakımından da zengin bir ülke.

Ekonomisi büyük ölçüde petrol ihracatına dayansa da, çeşitli sektörlerdeki büyümesi de dikkat çekiyor. Tahminlere göre ülkenin toplam petrol rezervi 39.8 milyar varil civarında. Bu rakam, toplam dünya rezervinin yüzde 2.9'unu oluşturuyor. Doğal gaz rezervi ise dünya toplam rezervinin yüzde 1'ine denk gelen 1.8 trilyon metreküp. Yine dünya kömür rezervinin yüzde 3.9'una (33,6 milyar ton) sahip olan Kazakistan, altın rezervleri bakımından da zengin. 2024 yılında 82 milyar dolar ihracat gerçekleştiren Kazakistan, aynı yıl 60 milyar dolar da ithalat yaptı. Yani çok ciddi bir dış ticaret fazlası veriyor. Ancak Türkiye'nin bu pazardan aldığı pay sadece 3 milyar doların biraz üzerinde. İthalatında ilk sıralarda Çin, Rusya, Almanya, İtalya, Hollanda, Fransa gibi ülkeler dikkat çekiyor. 2025 yılında 20.38 milyon kişi ile dünyada 60'ıncı sırada yer alan Kazakistan nüfusunun 2030 yılında 21 milyon kişi olmasının tahmin edildiğini de belirtelim.

"GELİŞTİRİLMİŞ STRATEJİK ORTAKLIK"

DEİK/Türkiye-Kazakistan İş Konseyi Başkanı Selçuk Yüce, Kazakistan'ın bağımsızlığını kazanmasından sonra planlı ekonomiden serbest piyasa ekonomisine geçiş sürecinde Türk iş dünyasının doğrudan sermaye yatırımları ile birçok sektörde ülkede öncü rol üstlendiğini hatırlatıyor. İki ülke ilişkilerinin bu süreçte sadece ekonomik değil, siyasi ve kültürel olarak da derinleşip, güçlendiğini vurgulayan Yüce, bugün iki ülke ilişkilerini "Geliştirilmiş Stratejik Ortaklık" şeklinde adlandırıyor. Türk iş dünyasının kendisini Kazakistan'da yabancı hissetmediğini, bunun da yatırım kararlarını kolaylaştırdığını belirten Yüce, nitekim son dönemde Türk şirketlerin Kazakistan'daki varlığını artırdıklarını söylüyor. Türk şirketlerin Kazakistan'daki toplam doğrudan yatırımlarının 6 milyar doları aştığını kaydeden Yüce, Kazak şirketlerin Türkiye'deki doğrudan yatırımlarının da 2.5 milyar doların üzerinde olduğunu belirtiyor.

Covid-19 salgını döneminde mevcut lojistik güzergahında yaşanan sorunlar nedeniyle alternatif lojistik güzergahı olarak ortaya atılan Orta Koridor'un Kazakistan'ı lojistik HUB haline getirdiğini ifade eden Yüce, "Şu an hummalı bir şekilde tüm ulaşım kanallarında büyük altyapı yatırımları devam ediyor. Kazakistan'ın barındırdığı fırsatlar ve imkanlar gerçekten çok fazla. Özellikle hızla dünyaya entegre olan ve büyüyen güçlü ekonomisiyle Kazakistan 20 milyonluk bir pazarın ötesinde, Avrasya Ekonomik Birliği Anlaşmaları çerçevesinde bu topluluk üyelerinin oluşturduğu komşu ülkelerden oluşan yaklaşık 200 milyonluk bir pazara da gümrüksüz olarak ürünlerini satabilme imkanına sahip. Diğer önemli bir etken de Türk firmaların özellikle inşaat, gıda, hizmet ve sanayi alanlarında oluşturduğu güçlü marka algısı. Türk şirketleri artık sadece "mal satan" değil, "çözüm sunan" aktörler olarak görülüyor" diyor.

Kazakistan'da iş yapma şeklinin eskisine göre daha profesyonel ve rekabetçi bir noktaya evrildiğini ifade eden Yüce, artık sadece ürünü getirip satmanın yeterli olmadığını belirtiyor. Yüce, sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Doğru stratejiyle giren Türk firmaları için hâlâ önemli fırsatlar mevcut. Kazakistan coğrafi büyüklüğü ile dünyada 9'uncu. Çok büyük ve ciddi tarım ve hayvancılık potansiyeline haiz. Hala işlenecek çok büyük araziler mevcut. Geçen yıl GSMH'sı yaklaşık 300 milyar doları, kişi başı milli geliri ise 15 bin doları buldu. Bu rakam her geçen yıl da artıyor. Kazakistan sahip olduğu yeraltı kaynakları bakımından dünyada zengin rezervlere sahip önemli ülkeler arasında. Büyük projeler üretilebiliyor, finansal kapasitesi yüksek. S&P Global, Kazakistan'ın Kredi Notunu 'BBB-/A-3' seviyesinde teyit etti. Ayrıca altyapı yatırımları ve doğal kaynaklar, yan sektörlerin gelişmesini de destekliyor."

60 MİLYAR DOLARI AŞAN YATIRIM HEDEFLİYOR

Türk müteahhitlik firmaları, Kazakistan pazarına 1988 yılında giriş yaptı. O tarihten 2025 yılı sonuna kadar Kazakistan'da 30 milyar dolar tutarında 541 proje üstlenildi. Bu tutar, Türk müteahhitlik firmalarının yurt dışında üstlendikleri işlerin yüzde 5.4'ünü oluşturuyor. Bu oranla Kazakistan, Türk müteahhitlerinin yurt dışında en fazla iş üstlendikleri 6'ncı ülke. Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Eren, Kazakistan'da önümüzdeki dönemde çok büyük bir yatırım programının olduğunu belirtiyor. Kazakistan'ın 2026 yılında toplam 60 milyar doları aşan yatırım hedeflediğini söyleyen Eren, bunun da yaklaşık 25 milyar dolarlık kısmının yabancı sermaye yoluyla karşılanmasının planlandığını aktarıyor. Sadece 2026 yılında 400'ün üzerinde projenin hayata geçirilmesinin öngörüldüğünü hatırlatan Eren, "Bu dönemde özellikle üç alan öne çıkıyor. Bunlardan ilki; ulaştırma ve lojistik altyapısı. Orta Koridor kapsamında demiryolu ve karayolu projeleri hızlanmakta. Almatı demiryolu bypass projesi gibi tekil projelerin büyüklüğü 150-300 milyon dolar seviyesine ulaşıyor. İkinci başlık; enerji altyapısı. 2026'da 9 enerji üretim bloğu, 55 kazan ve 50'den fazla türbinin modernizasyonu planlanıyor. Orta ve uzun vadede nükleer enerji yatırımları da gündemdeki yerini koruyor. Üçüncü başlık ise kentsel ve teknolojik altyapı. Astana ve Almatı başta olmak üzere büyük şehirlerde raylı sistemler, su ve atıksu projeleri ile yaklaşık 1 milyar dolar büyüklüğünde dijital ve yüksek teknoloji yatırımları planlanıyor" diyor. Eren, sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Dünya Bankası'nın da vurguladığı gibi ülke, özel sektör yatırımlarını artırmayı, rekabeti güçlendirmeyi ve yeşil dönüşüm odaklı projelere hız vermeyi hedeflemekte. Bu çerçeve, doğru konumlanan Türk firmaları için hem daha fazla iş hem de daha büyük ölçekli projeler anlamına geliyor. Türk müteahhitleri açısından en rasyonel yönelim alanları; ulaştırma altyapısı, endüstriyel tesisler ve fabrika inşaatları, enerji altyapısı, su ve çevre projeleri ile lojistik depolama ve serbest bölge yatırımları olarak öne çıkıyor. Türk firmalarının avantaj sağlayabileceği alanlar genellikle tasarım-inşaat, hızlı teslim gerektiren projeler, EPC nitelikli endüstriyel işler ve orta ölçekli altyapı paketleri. Ayrıca Türk firmaların güçlü olduğu "anahtar teslim" yaklaşımı, Kazakistan'da sanayi ve lojistik yatırımlarda ciddi fırsatlar yaratıyor."

"İŞLENMİŞ GIDA ÜRÜNLERİNDE FIRSAT ÇOK"

Kazakistan gıda sektörü açısından da büyük bir pazar konumunda geldi. Türk firmaları bu ülkeye şu anda en çok çikolata, kakaolu mamuller, bisküvi ve gofret ile yağlı tohumlar ihraç ediyor. Ancak daha pek çok ürüne talep olduğunu belirtelim. İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) Başkanı Kazım Taycı, bu ülkeye sektör olarak 2024 yılında 66 milyon 221 bin dolar, 2025 yılında ise yüzde 11.70 artışla 73 milyon 972 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdiklerini belirtiyor. Son iki yılda Türkiye-Kazakistan ticaretinde belirgin bir artış olduğunu söyleyen Taycı, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar nedeniyle Kazakistan'ın yeni ve güvenilir tedarikçiler aramaya yöneldiğini, Türkiye'nin de önemli bir alternatif haline geldiğini söylüyor. Kazakistan'ın geniş tarım arazilerine sahip olmakla birlikte, verimlilik sorunları ve sınırlı sanayi altyapısı nedeniyle katma değerli üretimde yetersiz kaldığını ifade eden Taycı, bunun da özellikle işlenmiş gıda ve mamul ürünlerinde Türk ihracatçıları için ciddi fırsat alanı yarattığını vurguluyor. Taycı, "Kazakistan'ın ihtiyaçlarının doğru analiz edilmesi ve rekabet avantajına sahip olduğumuz ürünlere odaklanılması, pazar payımızın artırılması açısından büyük önem taşıyor. Bunun yanında bürokratik engellerin azaltılması, lojistik koridorların geliştirilmesi ve gümrük süreçlerinin kolaylaştırılması gibi alanlarda daha somut adımlar atılması da potansiyeli yükseltecektir" diyor.

Kazakistan'ı Orta Asya'ya açılan stratejik bir merkez olarak gördüklerini dile getiren Taycı, ülkenin coğrafi konumu ve lojistik bağlantıları sayesinde bölgesel dağıtım üssü olma potansiyeli taşıdığının altını çiziyor. Kazakistan'ın ekonomik büyüklüğü, nüfusu ve lojistik konumuyla diğer Türk Cumhuriyetleri'nden ayrıştığını belirten Taycı, açıklamalarını şöyle sürdürüyor:

"Lojistik, fiyat istikrarsızlığı ve gümrük düzenlemeleri gibi zorluklar sektördeki firmaların karşılaştığı başlıca engeller. Bu nedenle pazara giriş öncesinde detaylı bir fizibilite çalışması yapılması önemli. Kazakistan, Çin'in mallarını Avrupa'ya hızlıca ulaştırmak için oluşturduğu "Orta Koridor" rotasının merkezinde yer aldığı için önemli alt yapı yatırımları yapıyor. Bu gelişmeler orta ve uzun vadede lojistik avantajların artacağını gösteriyor. Bu nedenle yaklaşımımız uzun vadeli ve bölgesel perspektife dayanıyor."

"ASLA KÜÇÜMSENMEMESİ GEREKEN BİR PAZAR"

Gerek soğuk iklimi, gerekse tüketim alışkanlıkları nedeniyle Kazakistan deri konfeksiyon ihracatçılarının da uzun yıllardır yakından tanıdıkları bir pazar. Fakat ülkede refah payının artması ve özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası bu ülkelere ihracatın gerilemesi, Kazakistan'ı daha da önemli bir konuma getirmiş durumda. Bu sektörün önde gelen firmalarından Luigi Deri'nin sahibi ve aynı zamanda İstanbul Ticaret Odası Meclis Üyesi Musa Evin, Zeytinburnu'ndaki firmalar için Kazakistan'ın en önemli pazarlardan biri olduğunun altını çiziyor. Diğer Türk Cumhuriyetleri gibi alım gücünün asla küçümsenmemesi gerektiğini belirten Evin, bu pazarla ilgili görüşlerini şöyle özetliyor:

"Yüzölçümü bakımından dünyanın dokuzuncu büyük ülkesi fakat 20 milyon nüfusu ülkeye dağılmış durumda. Astana, Almata alışverişin en çok olduğu şehirler. Bizim için en büyük dezavantaj Çin'le komşu olması. Bu da ihracatımızı olumsuz etkiliyor. Fakat Kazakistan'a daha fazla enerji harcamamız gerekiyor. Çünkü bu pazardan yeterince pay alamıyoruz. Kazakistan'ın en fazla deri konfeksiyon ithalatı Hindistan, İtalya, Rusya ve Türkiye'den. Rusya'dan ithal ettiği ürünlerin birçoğu Türkiye'de üretiliyor. Son dönemlerde Rusya'ya uygulanan ambargodan dolayı Rusya'ya giden ürünler Kazakistan üzerinden gönderildiğinden, Kazakistan'a yaptığımız ihracat artış gösteriyor ancak bu bizi yanıltmasın. Kazakistan'a ihracatımızın artması için oradaki fuarlara daha fazla katılmamız gerekiyor. Ancak genel maliyetlerimizin çok yükselmesi diğer pazarlarda olduğu gibi Kazakistan'da da bizi olumsuz etkiliyor."

20 MAĞAZAYA ULAŞTI

Kazakistan organize perakende sektörü açısından da gelişme yolunda. Bu ülkede en fazla yatırımı olan firmaların başında ise Colin's geliyor. Şu anda yurt dışında toplam 410 mağazası bulunan Colin's, Kazakistan'daki ilk mağazasını 2012 yılında açtı. Şu anda 20 mağazası var. Colin's yetkilileri, Kazakistan'ın bugün, uluslararası markaların yoğun şekilde yer aldığı, Orta Asya'nın en önemli perakende pazarlarından biri olduğunun altını çiziyor. Coğrafi konumu sayesinde yalnızca Avrupa menşeli markalar için değil, Uzak Doğu merkezli markalar için de stratejik bir merkez olma özelliği taşıdığını ifade eden Colin's yetkilileri, şu değerlendirmelerde bulunuyor:

"Yabancı yatırımcılar açısından bakıldığında, mevzuatın operasyonel süreçleri kolaylaştıran ve öngörülebilir bir yapıya sahip olması Kazakistan'ı daha cazip bir yatırım ortamı haline getiriyor. Bunun yanında güçlü uluslararası finans ve lojistik altyapısının etkin biçimde işlemesi, ülkeyi bu sektörde hem sürdürülebilir hem de güvenilir bir merkez konumuna taşıyor. Ekonomik büyüklüğü ve nüfusu kadar, Türk Cumhuriyetleri arasında yüzölçümü ve ekonomik hacmiyle öne çıkan ülkelerden biri olması nedeniyle bizim için stratejik bir pazar. Ayrıca, sosyo-kültürel açıdan ortak bir geçmişi ve benzer değerleri paylaşıyor olmamız, bu ülkeye bakışımızı daha da güçlendiriyor. Bu karşılıklı yakınlık ve ilgi, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geçmişten bugüne istikrarlı bir şekilde gelişmesine katkı sağladı. Önümüzdeki dönemde perakende sektöründe yaşanacak büyüme ve dönüşümler doğrultusunda, Kazakistan'daki varlığımızı daha da güçlendirmeye odaklanan, iddialı ama aynı zamanda sürdürülebilir büyüme planlarını öncelikli gündemimizde tutuyoruz."

Küresel ölçekte yaşanan ekonomik dalgalanmaların, dünyadaki diğer ülkeler gibi Kazakistan pazarını da etkileyebildiğine işaret eden Colin's yetkilileri, perakende sektörü açısından pazarın zorluklarını ise şöyle özetliyor: "Perakende sektörü açısından bakıldığında, farklı piyasa koşullarına uyum sağlayan ticari planlama yaklaşımları Kazakistan için de geçerliliğini koruyor. Bunun yanı sıra, ülkenin geniş bir coğrafyaya yayılması ve iklim koşulları, lojistik süreçlerin daha özenli bir şekilde yönetilmesini gerektirebiliyor."

Selçuk YÜCE / DEİK Türkiye-Kazakistan İş Konseyi Başkanı

"Pazara bir plan ve program çerçevesinde girilmeli"

Kazakistan'da yerel pazarı tanımak, satış sonrası servis sunmak, lojistik ve finansman süreçlerini doğru yönetmek önem kazandı. Ülke, büyüyen bir pazar olmaya devam ediyor. Devletin ekonomi yetkililerinin açık bir şekilde ifade ettiği üzere hedef, Kazakistan ekonomisini çeşitlendirmek. Bu nedenle modern tarım, tarımsal ve hayvansal ürün işleme, gıda sanayi, lojistik, inşaat malzemeleri üretimi, imalat ve makine sanayi, madencilik ve maden ürünleri işleme, sağlık tesisi işletmeciliği, medikal ürün üretimi, mobilya, turizm, teknolojik ve endüstriyel deneyimlere sahip olduğumuz alanlarda ciddi bir potansiyel görüyoruz. Kazakistan'a yeni ihracata başlayacak küçük ve orta ölçekli şirketlere en önemli tavsiyem, pazara aceleci değil, bir plan ve program çerçevesinde girmeleri. Ürünlerin ve etiketlerin yerel mevzuata, yerel dile ve tüketici beklentilerine uyarlanması şart. Fiyatlandırmada sadece ürün bedeline değil, toplam maliyete odaklanılmalı. Lojistik, gümrük, kur riski ve tahsilat süreçleri baştan doğru kurgulanmalı. Ayrıca güvenilir yerel paydaşlar ve sağlam sözleşmeler Kazakistan'da işin sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip. Bugün Türkiye'den Kazakistan'a başlıca makine-ekipman, otomotiv yan sanayi ürünleri, inşaat malzemeleri, tekstil-hazır giyim, mobilya, kablo ve işlenmiş gıda ürünleri ihraç ediliyor. Türk ürünleri kalite-fiyat dengesi açısından pazarda güçlü bir konumda. Bunun yanında önümüzdeki dönemde özellikle yenilenebilir enerji ve atık yönetimi ekipmanları, savunma sanayi, gıda işleme ekipmanları, lojistik ve soğuk zincir sistemleri-ekipmanları, ambalaj ürünleri, tarım teknolojileri, modern sera sistemleri-ekipmanları, kimyasal ürünler, sağlık ve turizm sektörüne yönelik ürünlerde ciddi bir talep artışı bekleniyor. Türk firmaları bu alanlarda hem teknik bilgiye hem de sahada uygulama tecrübesine sahip.

Hikmet ATALAY / Türk-Kazak İş İnsanları Birliği (TÜKİB) Yönetim Kurulu Başkanı

"Türk şirket sayısı 3.500-4 bin civarında"

Resmi üye sayısı 80'e yakın olmakla birlikte TÜKİB, yüzlerce firmadan oluşan geniş ve dinamik bir ekosistem oluşturuyor. Üyelerimizin çoğu Türk sermayeli veya Türk ortaklı şirketler ancak Türk şirketleriyle yoğun ticari ilişkileri bulunan Kazak ve uluslararası firmalar da Birlik çatısı altında yer alıyor. Bu yapı, TÜKİB'i yalnızca bir iş insanları derneği değil, iki ülke iş dünyası arasında köprü görevi gören bir platform haline getiriyor. Türk sermayeli şirketler inşaat ve müteahhitlikten sanayi ve lojistiğe, gıdadan enerjiye, finanstan perakendeye geniş bir alanda faaliyet gösteriyor. Hem saha gözlemlerimiz hem de resmi açıklamalar, Kazakistan'daki Türk sermayeli şirket sayısının yüksek seviyesini koruduğunu ve yeni girişlerle desteklendiğini ortaya koyuyor. Kazakistan ve Türkiye tarafında yer alan resmi ve yarı resmi kaynaklara göre, ülkede faaliyet gösteren Türk şirket sayısı 3.500-4.000 civarında. Türk iş insanlarının Kazakistan'a ilgisinin devam etmesinin ve son dönemde nitelik değiştirmesinin temel nedenleri şu şekilde özetlenebilir: Kazakistan'ın Orta Asya'nın en büyük ekonomisi olması, bölgesel ticaret ve lojistik açıdan merkez ülke konumu, enerji, altyapı ve sanayi alanlarında büyük ölçekli projeler, Türk firmalarına karşı oluşan olumlu iş yapma kültürü ve güven, Türkiye ile Kazakistan arasında gelişen kurumsal ve siyasi iş birliği mekanizmaları. Özellikle son yıllarda Türk yatırımcılar, klasik ihracat modelinden ziyade yerel şirket kurma, depo ve servis yatırımı, ortak girişim ve uzun vadeli proje bazlı çalışmalara yöneldiler. Kazakistan, iş yapmak açısından büyüyen, dönüşen ve orta-uzun vadede güçlü fırsatlar sunan bir pazar. Özellikle Almatı ve Astana gibi büyük şehirlerde tüketim, hizmet ve altyapı talebi artmaya devam ediyor. Ülkenin başlıca avantajları ise şunlar: Geniş pazar hacmi ve proje ölçeği, Çin-Hazar-Kafkasya-Türkiye hattında stratejik coğrafi konum, doğal kaynaklar ve devlet destekli büyük yatırımlar, yabancı yatırımcı deneyimine sahip kurumsal yapı, bölgesel finans ve yatırım merkezlerinin gelişmesi. Önümüzdeki dönemde tarım ve gıda sanayi, lojistik, depolama ve dağıtım, enerji, sağlık ve medikal hizmetler, eğitim, turizm ve hizmet sektöründe daha hızlı bir gelişme bekleniyor. Ancak Kazakistan'da sürdürülebilir başarı, yalnızca ürün satışıyla değil; yerel adaptasyon, güçlü servis ağı ve uzun vadeli stratejiyle mümkün. Kazakistan'da iş kurmayı planlayan Türk girişimci ve iş insanlarına en önemli tavsiyemiz, pazara kısa vadeli kazanç beklentisiyle değil, orta ve uzun vadeli bir bakış açısıyla yaklaşmaları. Özellikle şu hususlar kritik öneme sahip: Doğru yerel partner veya distribütör seçimi, ürün ve hizmetlerin yerel mevzuata, dile ve pazar koşullarına uyarlanması, sertifikasyon, gümrük ve yasal süreçlerin baştan doğru planlanması, finansman, ödeme ve tahsilat risklerinin profesyonel şekilde yönetilmesi, kurumsal network ve güvenilir platformlar üzerinden ilerlenmesi. Bu noktada TÜKİB gibi yapılar, Türk iş insanları için bilgi, yönlendirme ve güvenilir temaslar açısından önemli bir referans ve destek mekanizması sunuyor.

Erdal EREN / Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Yönetim Kurulu Başkanı

"Daha fazla pay almamız kesinlikle mümkün"

Türk müteahhitleri Kazakistan pazarında aslında uzun yıllardır etkin ve güçlü bir konumda. Bunun en somut göstergesi, 2024 yılında ülkede 1.7 milyar dolar tutarında 10 projenin Türk firmaları tarafından üstlenilmiş olmasıdır. Astana'nın inşasında Türk müteahhitlerinin oynadığı rol de bu güven ilişkisinin tarihsel arka planını oluşturmakta. 2025 yılında Kazakistan'da Türk müteahhitleri tarafından yaklaşık 340 milyon dolar tutarında 5 proje üstlenildi. Bu tablo, uluslararası ve Türk müteahhitleri açısından Kazakistan'ı önümüzdeki dönemde stratejik ve yüksek potansiyelli pazarlardan biri haline getiriyor. Önümüzdeki dönemde pazardan daha fazla pay almak kesinlikle mümkün. Bu noktada, en kritik başlık finansman olarak karşımıza çıkıyor. Büyük projelerde güçlü ve uzun vadeli finansman paketleri belirleyici oluyor. İhale süreçlerinin parçalı yapısı, sahada sürekli takip gerektirmesi, yerel ortaklık beklentileri ve idari-bürokratik uygulamalar firmaların hareket alanını sınırlayabiliyor. Ulaşım altyapısı, konut, endüstriyel tesisler, lojistik merkezler, enerji projeleri ve kamu binaları gibi alanlarda orta vadede yatırımları devam edecek. Potansiyel yüksek olmakla birlikte rekabet de güçlü. Bu nedenle küçük ve orta ölçekli Türk firmaların doğrudan büyük kamu ihalelerine girmek yerine daha niş alanlara yönelmesi daha gerçekçi bir strateji. Küçük inşaat şirketleri Kazakistan pazarından pay almak için genellikle alt yüklenici olarak büyük projelere dahil olma, yerel firmalarla ortak girişim kurma, endüstriyel çelik yapılar veya mekanik-elektrik işleri gibi belirli alanlarda uzmanlaşma ve pazarda kalıcı bir yerel ağ oluşturma yolunu izleyebilir. Proje finansmanı ve teminat mektubu kapasitesi sınırlı olan firmalar için, güçlü bir ana yükleniciyle işbirliği yaparak riskleri paylaşmak ve referans biriktirmek en etkili başlangıç yöntemi olarak görülmektedir.

Gıyasettin EYYÜPKOCA / LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı

"Bölgemiz için yeniden yükselişe geçti"

Bölgemizden ne kadarlık ihracat yapıldığına ilişkin elimizde resmi bir veri yok. Keza Laleli'den yapılan ihracat da Türkiye'nin toplam ihracatı içinde yer alıyor. Ancak sektör temsilcileri ve sahadaki ticaret hacmi dikkate alındığında, Laleli'nin 2025 yılı ihracat hacminin yaklaşık yüzde 10-12'lik kısmının Orta Asya ülkelerine, bunun da yüzde 7-8 civarındaki bölümünün Kazakistan'a yapıldığını söyleyebiliriz. Bu rakamlar; Laleli firmalarının fiili ticareti, lojistik çıkışları ve sektör beyanlarına dayanan piyasa tahminleridir. Kazakistan bölgemiz için yeniden yükselen bir pazar konumunda. Bunun temel nedenleri şunlardır: Kazakistan, Orta Asya'nın en büyük ve en güçlü ekonomisi. Satın alma gücü, diğer Türk Cumhuriyetleri'ne kıyasla daha yüksek. Türk ürünlerine karşı güven ve marka algısı güçlü. Laleli'nin güçlü olduğu hazır giyim, konfeksiyon, dış giyim ve hızlı moda Kazakistan pazarında hâlâ talep görüyor. Önümüzdeki dönemde orta segment, hızlı teslimat ve esnek üretim avantajlarıyla Laleli, Kazakistan'da yeniden büyüme potansiyeline sahiptir. Kazakistan, 1991'de bağımsızlığını kazandıktan sonra doğal kaynak gelirlerini (petrol, gaz, maden) iyi kullanan, devlet destekli büyük altyapı yatırımları yapan, yabancı sermayeyi erken dönemde ülkeye çeken bir dönüşüm süreci yaşadı. Diğer Türk Cumhuriyetleri'ne göre ekonomisi daha büyük ve daha kurumsal, şehirleşme ve perakende altyapısı daha gelişmiş, tüketim alışkanlıkları Rusya ve Avrupa pazarına daha yakın, ayrıca bölgesel ticarette merkez ülke konumunda. Bu nedenle Kazakistan, Laleli için Orta Asya'ya açılan ana kapıdır. Laleli'yi klasik bavul ticareti denilen yolcu beraberi eşya satış modelinden çıkartıp, kurumsal, dijital ve sürdürülebilir ihracat modeline taşımak istiyoruz. Kazakistan başta olmak üzere Orta Asya ülkelerine yönelik ticaret heyetleri ve B2B görüşmeleri planlıyoruz. Laleli firmalarının bu pazarlara erişimini kolaylaştıracak lojistik, ödeme ve mikro ihracat modelleri üzerinde çalışıyoruz. E-ihracat ve dijital satış kanallarını Laleli için stratejik bir dönüşüm alanı olarak ele alıyoruz.

Ahmet GÜLEÇ / Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı

"Şehirleşme, konut ve ticari yapı yatırımları mobilya talebini artırdı"

Küresel ticarette üretim merkezlerinin çeşitlendiği ve bölgesel tedarik zincirlerinin stratejik önem kazandığı bir dönemde, Kazakistan, Orta Asya'da yükselen bir tüketim ve yatırım pazarı olarak öne çıkıyor. Artan şehirleşme oranı, konut ve ticari yapı yatırımları ile büyüyen iç talep; mobilya sektörünü ülke ekonomisinin gelişen alanlarından biri hâline getirdi. Bununla birlikte, sektörün üretim kapasitesi talebi karşılamakta yetersiz kalmakta; yıllık yaklaşık 260 milyon dolar düzeyindeki üretime karşılık, ithalat hacmi bunun yaklaşık iki katı seviyesinde gerçekleşiyor. Bu tablo, Kazakistan mobilya pazarının orta ve uzun vadede dış tedarike olan ihtiyacını sürdüreceğini gösteriyor. Türkiye, güçlü üretim kapasitesi, uluslararası kalite standartlarına uyumlu yapısı ve geniş ürün gamı sayesinde bu ihtiyaca etkin biçimde cevap verebilen ülkeler arasında yer almakta; Kazakistan'ın en büyük üç mobilya tedarikçisinden biri konumunu korumaktadır. Türkiye'nin tasarım yetkinliği, esnek üretim kabiliyeti ve lojistik avantajları, Türk mobilyasını Kazakistan pazarında stratejik bir çözüm ortağı hâline getirmektedir.

İki ülke arasındaki ticaret hacminde son yıllarda kaydedilen istikrarlı artış, mobilya sektörü özelinde kurulan iş birliklerinin kalıcı ve sürdürülebilir bir büyüme potansiyeline sahip olduğunu ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde Türk mobilya sektörünün, gerek büyük ölçekli proje bazlı uygulamalar gerekse perakende odaklı ürün grupları ile Kazakistan pazarındaki etkinliğini daha da artırmasını bekliyoruz.

BİZE ULAŞIN