ÖZBEY MEN/ Afrika ülkeleriyle siyasi ve ekonomik ilişkileri geliştirmek üzere 2003 yılında yeni bir stratejiyi uygulamaya başlayan Türkiye, aradan geçen bu 23 yılda çok büyük yol kat etti. İlişkilerin bu denli gelişmesinde kuşkusuz Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu'nun (DEİK) Mauritius'tan Madagaskar'a, Gabon'dan Fildişi Sahili'ne kıtanın irili ufaklı 48 ülkesiyle iş konseyleri kurmasının da büyük katkıları oldu.
İkili ilişkilerin hız kazandığı ülkelerden biri de Nijer. 2003 yılında sadece 2,4 milyon dolar seviyesinde olan Türkiye-Nijer arasındaki ticaret hacmi, 2025 yılında 273 milyon dolara yükseldi. Mevcut veriler, Türkiye ile Nijer arasındaki ticaretin halen önemli ölçüde gelişme potansiyeli taşıdığına işaret ediyor. Nijer'de özellikle enerji, madencilik, tarım, altyapı, müteahhitlik, sağlık ve eğitim gibi alanlarda ciddi yatırım fırsatlarının olduğu görülüyor.
Nijer Cumhurbaşkanı Abdourahamane Tchiani, Afrika dışına yaptığı ilk resmi ziyaretini geçen Haziran ayında Türkiye'ye gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara'da yapılan görüşmeler kapsamında, Türkiye ile Nijer arasında Ortak Ekonomik ve Ticari Komisyonun (JETCO) kurulmasına ilişkin Ortak Bildiri de imzalandı. Bunun dış ticaret rakamlarını kısa sürede çok daha yukarılara taşıması bekleniyor.
AFRİKA'NIN EN GENİŞ ÜLKELERİNDEN BİRİ
Kuzeybatı Afrika'nın merkezinde yer alan Nijer, denize kıyısı olmayan büyük bir ülke. Kuzeybatıda Cezayir, kuzeyde Libya, doğuda Çad, güneyde Nijerya, batı ve güneybatıda ise Benin, Burkina Faso ve Mali ile komşu. Ekilebilir toprakların sadece Nijer Nehri kıyılarında olduğu ülkenin toplam yüzölçümünün yaklaşık yüzde 90'ı çöl ve savanla kaplı.
Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), Sahil Sahra Devletleri Topluluğu (CEN-SAD) ve Afrika Birliği üyesi olan Nijer'in sanayi üretimi son derece sınırlı. Birkaç çimento fabrikasının dışında sabun, deterjan ve şişelenmiş içecek üretimi var. Ülkede çoğunluğu küçük çaplı olmak üzere pamuk üretim tesisi, su dolum tesisleri, süt ve süt ürünleri üretimi, ayakkabı, boya ve mobilya üretim tesisleri de yer alıyor. Tarımsal ürünleri arasında ise yağlı tohum, pirinç ve pamuk ilk sıralarda geliyor.
Dünya uranyum üretiminde önemli bir konuma sahip olan Nijer'de, son yıllarda zengin petrol rezervleri de keşfedildi. Bunun dışında altın başta olmak üzere çeşitli yeraltı kaynaklarına sahip. Ayrıca Nijer Nehri üzerinde bulunan barajlar, enerji üretimi ve ekonomik kalkınma açısından stratejik önem taşıyor. Yaklaşık 1,27 milyon kilometrekarelik yüzölçümüyle Afrika kıtasının en geniş ülkelerinden biri olan Nijer, Batı Afrika ile Kuzey Afrika arasında doğal bir geçiş koridoru niteliği taşıyor.
Bu konum, ülkeye yalnızca kendi iç pazarı bakımından değil, aynı zamanda bölgesel ticaret ve bağlantısallık açısından da stratejik avantaj sağlıyor. Nijer'in, 2023 yılında toplam ihracatı 467,5 milyon dolar iken bu rakam 2024 yılında 1 milyar dolara yükseldi. Toplam ithalatı ise 2023 yılında 3,1 milyar dolar düzeyinde gerçekleşirken 2024 yılında 1.5 milyar dolara gerileyerek dış ticaret açığında azalma kaydedildi. Nijer, ekonomik büyüklük bakımından incelendiğinde, GSYH'sının yıllar itibarıyla arttığı gözleniyor. 2025 yılında cari fiyatlarla 19,9 milyar dolar değerinde GSYH'ye sahip olan ülkenin kişi başı gelirlerinin arttığı dikkat çekiyor.
2025 yılında Türkiye'nin Nijer'e en çok ihraç ettiği ürünler incelendiğinde, yüzde 36,3 pay ile elektrikli makina ve cihazlar görülmekte. Bunu, yüzde 24,7 pay ile motorlu kara taşıtları ve yüzde15,5 pay ile hububat, un, nişasta veya süt müstahzarları takip ediyor. 2025 yılında Türkiye'nin Nijer'den ithalatında yağlı tohum ve meyveler, kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar, optik cihazlar ile aksesuarları ilk sıralarda yer aldı. IMF verilerine göre ülke nüfusunun 2026 yılında 30 milyonun üzerine çıkması bekleniyor. Nijer, sahip olduğu doğal kaynaklar, stratejik coğrafi konumu, genç nüfusu ve büyüme potansiyeli ile orta ve uzun vadede dikkatle takip edilmesi gereken ülkeler arasında yer alıyor.
"İLİŞKİLERİMİZ EN GÜÇLÜ DÖNEMİNDE"
DEİK/Türkiye–Nijer İş Konseyi Başkanı İhsan Fazlı Serkan Albayrak, Türkiye-Nijer arasındaki ilişkilerde bugün en güçlü dönemin yaşandığını belirtiyor. İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 1967'den bu yana devem ettiğini hatırlatan Albayrak, asıl ivmenin ise 2012'de her iki ülkenin de büyükelçilik açmasından sonra başladığını vurguluyor. Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani'nin Afrika dışına yaptığı ilk resmi ziyareti geçen aylarda Türkiye'ye gerçekleştirdiğini ifade eden Albayrak, bu ziyaretin bu açıdan tarihi bir öneme sahip olduğunu söylüyor. Bu ziyaret kapsamında dört anlaşma imzalandığını kaydeden Albayrak, "Bunların başında Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi (JETCO) anlaşması geliyor. Eğitim, sağlık ve diplomaside de iş birliği anlaşmaları imzalandı. Liderler savunma, enerji, madencilik ve tarımı da masaya yatırdı. İki ülke arasındaki ilişkinin artık çok boyutlu olduğunu söyleyebiliriz. Sadece ticaret değil; insani ve kurumsal bağlar da güçlü. Niamey'deki Türkiye–Nijer Dostluk Hastanesi bunun en güzel örneği. Zemin sağlam, yön yukarı" açıklamasını yapıyor.
Nijer'de yaklaşık 500 Türk vatandaşının yaşadığını belirten Albayrak, Türk sermayeli şirket sayısının henüz sınırlı olduğunu ancak bu sayının her yıl arttığını dile getiriyor. Albayrak'ın verdiği bilgilere göre Nijer'deki Türk firmaları başta müteahhitlik ve inşaat olmak üzere gıda ve tüketim ürünleri ticareti, savunma sanayi ve teknoloji, eğitim ve sağlık alanlarında faaliyet gösteriyor.
EKONOMİSİ HIZLI BÜYÜYOR
Maarif Vakfı'nın Türk–Nijer Dostluk Okulları'nın yanı sıra TİKA tarafından tamamlanan Dostluk Hastanesi'nin de orada hizmet verdiğini hatırlatan Albayrak, önümüzdeki dönemde özellikle enerji ve madencilik sektörlerinde de Türk firmalarının bu ülkede faaliyet göstereceğini söylüyor. Albayrak, Nijer'in ekonomik potansiyeli hakkında şunları söylüyor:
"Nijer hızlı büyüyen bir pazar. 2024'te ekonomi yüzde 8'in üzerinde büyüdü. Bunun motoru petrol ihracatı oldu. Dünya Bankası 2025 için daha da yüksek büyüme bekliyor. Hatta ülke, Afrika'nın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olabilir. Nijer'in temelleri sağlam. Zengin uranyum ve altın kaynakları var. Yeni boru hattıyla petrol satışı farklı bir noktaya taşınacak. Nüfus genç, neredeyse yarısı 15 yaş altında. Bu da büyük bir büyüme potansiyeline işaret ediyor. Türk firmaları için çok fazla fırsat bulunuyor. Özellikle tarım başta olmak üzere altyapı, konut, enerji, madencilik ve teknoloji alanında büyük ihtiyaç var. Ama riskleri de görmek lazım. Ülkenin denize kıyısı yok; lojistik maliyetli olabilir. Bu yüzden pazara doğru ortakla ve sabırla girmek gerekir."
"NİAMEY'E HEYET ZİYARETİ PLANLIYORUZ"
DEİK/Türkiye-Nijer İş Konseyi olarak, Nijerli iş insanlarını Türk iş dünyasıyla buluşturmaya devam edeceklerini belirten Albayrak, önümüzdeki döneme ilişkin gündemleri hakkında şu açıklamaları yapıyor:
"Önümüzdeki döneme ilişkin net bir gündemimiz var. JETCO mekanizmasının hızla devreye girmesiyle ticari ilişkilerimiz artacak. Hem Türkiye'de hem de Nijer'de toplantılar ve Niamey'e heyet ziyareti düzenlemeyi planlıyoruz. Eximbank finansmanını ve devlet teşviklerini firmalarımıza anlatıyoruz. İki ülke arasındaki ticaret hacmi iş insanlarımızın yoğun gayretleriyle 273 milyon dolar seviyesine ulaştı. Türkiye'nin Nijer'e ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 112,5 artarak 214,4 milyon dolarla tarihi bir rekor kırdı. Türkiye'nin Nijer'e ihracatında başta gıda ve tüketim ürünleri, un, makarna, bisküvi gibi mamuller öne çıkıyor. Bunun yanında inşaat malzemesi ve mobilya da var. Savunma alanında da geniş çaplı iş birlikleri müzakere aşamasında ve ürün yelpazesi genişleyerek ivme kazandı.
Daha neler satabiliriz? Elektrikli ev aletleri. Tekstil ve hazır giyim. İlaç, serum ve medikal ürünler. Tarım makineleri ve sulama sistemleri. Jeneratör ve enerji ekipmanları. Petrol ve madencilik büyüdükçe bu talep daha da artacak."
SAHRA İLE SAHRAALTI ARASINDA KÖPRÜ
Batı Afrika'nın yüzölçümü en büyük ülkesi olan Nijer'in, Sahra ile Sahraaltı arasında bir köprü konumunda bulunduğunun altını çizen Albayrak, Nijer'in önemini şu sözlerle anlatıyor: "Nijer yeni bir dönem yaşıyor. Mali ve Burkina Faso ile SAHEL Devletleri İttifakı'nı kurdu. Bu, yeni ortaklara açık bir yönetim demek. Türkiye burada güvenilir bir partner olarak görülüyor. Üçüncüsü, kaynak zenginliği. Uranyumda dünyanın önde gelen ülkelerinden. Artık petrol de satıyor. Bu, yeni gelir ve yeni alım gücü anlamına geliyor. Son olarak, rekabet henüz artmadı diye düşünüyorum. Güvenilir yerel bir partnerle Nijer pazarına erken giren firmaların avantajı yakalayacağını söyleyebilirim. Güvenilir bir yerel ortak veya temsilci bulmak önemli bir adım olur. Farklı ülke pazarlarına doğrudan uyum sağlamak zaman alabilir ve güvenilir yerel partnerlerle bu süreç daha hızlı tamamlanabilir. Ayrıca Niamey'deki Ticaret Müşavirliğimiz Nijer'deki yerel paydaşlarla çok iyi bir iletişime sahip. Türk şirketlerimize bu konuda yardımcı oluyorlar. Devlet desteklerinden faydalanmaya çalışmak gerekir. Nijer'de iş yapan ve yapmak isteyen iş insanlarına kapımız her zaman açık. İş insanlarının, yerel gerçekleri öğrenmesi çok elzem. Kültüre ve ilişkiye saygı işin yarısı olduğu için sabırlı olunması gereken bir pazar. Nijer'in denize kıyısı olmadığı için lojistiğin iyi planlanması gerekiyor. Sevkiyat genelde Benin veya Togo limanlarından yapılıyor."
Prof. Dr. Ömer BOLAT / Ticaret Bakanı
"Yüksek bir pazar potansiyeli barındırıyor"
Türkiye, Afrika ile Ticari ve Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi'nin uygulamaya girdiği 2003 yılından bu yana, Afrika ülkeleriyle ilişkilerini kazan-kazan anlayışı temelinde geliştiriyor. Bu çerçevede, Türkiye-Nijer ekonomik ilişkilerinde son yıllarda kayda değer bir ivme yakalandı. İki ülke arasındaki ticaret hacmi, 2003 yılında 2,4 milyon dolar seviyesinde iken, 2025 yılında 273 milyon dolara yükseldi. Mevcut veriler, Türkiye ile Nijer arasındaki ticaretin halen önemli ölçüde gelişme potansiyeli taşıdığına işaret ediyor. Özellikle enerji, madencilik, tarım, gıda ve sanayi ürünleri alanlarında karşılıklı tamamlayıcılığın artırılması mümkün. Bunun yanı sıra altyapı, müteahhitlik, sağlık ve eğitim gibi hizmet sektörlerinde de her iki ülke açısından karşılıklı fayda sağlayacak güçlü iş birliği imkanları bulunuyor. Öte yandan, Haziran 2026'nın başında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Nijer Cumhurbaşkanı Sayın Abdourahamane Tchiani arasında Ankara'da gerçekleştirilen görüşmeler kapsamında, Türkiye ile Nijer arasında Ortak Ekonomik ve Ticari Komisyonun (JETCO) kurulmasına ilişkin Ortak Bildiri imzalandı. Nijer'i, sahip olduğu genç nüfusu, stratejik konumu, doğal kaynakları ve yüksek büyüme potansiyeliyle Afrika'da dikkatle takip edilmesi gereken ülkelerden biri olarak değerlendiriyoruz. Türk firmalarının Nijer'de 5 milyon dolar değerinde yatırımı bulunuyor. Ayrıca Türk müteahhitleri bugüne kadar Nijer'de 489 milyon dolar değerinde 15 adet proje üstlendi. Firmalarımız Nijer'de havalimanı ve otel işletmeciliği, enerji santrali ve madencilik gibi çeşitli alanlarda faaliyet gösteriyor. Günümüzde küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi ve batılı ülkelerin hammadde tedarikinde alternatif pazar arayışları, Sahra Altı Afrika'yı ve özellikle zengin yer altı kaynaklarına sahip Sahel Kuşağı'nı stratejik bir çekim merkezi haline getirdi. Nijer, Namibya ile birlikte Afrika'nın en büyük iki uranyum üreticisinden biri olup ülkenin zengin kaynaklarıyla bu alanda dünyanın en büyük dördüncü uranyum üreticisi. Nijer'in yaklaşık 25 ton rezerv kapasitesine sahip olduğu öngörülüyor. Nijer, geleneksel uranyum ve altın üretimindeki konumuna ilave olarak, yenilenebilir enerji depolama sistemleri için önem arz eden lityum; ve savunma sanayinden uzay teknolojilerine kadar küresel talebin gelecekte artarak devam edeceği öngörülen, nadir toprak elementleri (NTE) başta olmak üzere çeşitli kritik hammaddelere sahip bulunuyor. Güvenlik risklerine ve denize kıyısı olmamasından kaynaklanan lojistik dezavantajlarına rağmen Nijer, son yıllarda istikrarlı bir şekilde seyreden güçlü ekonomik büyüme projeksiyonu ve bakir yatırım sahalarıyla yüksek bir pazar potansiyeli barındırıyor. JETCO'nun Niamey'de gerçekleştireceğimiz ilk toplantısı vesilesiyle iş insanlarımızla Nijer'deki fırsatları ve potansiyeli yerinde müşahede edeceğiz. Bu temasların ve etkinliklerin ikili ticaret ve yatırım ilişkilerimizde çeşitlendirmeye yarayacağını ve Nijer ile ortaklık kurduğumuz sektörlerde derinleşmeye fayda sağlayacağını düşünüyoruz.
Erdal EREN / Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı
"Finansman her proje için ayrı değerlendirilmeli"
Türk müteahhitleri, Afrika kıtasında bugüne kadar 2 bin 106 projede yaklaşık 101,5 milyar dolar tutarında iş üstlendi. Kıta genelinde ulaştırma, enerji, havalimanı, konut, sağlık, eğitim ve kamu yapıları gibi birçok stratejik altyapı projesini başarıyla tamamlayarak Afrika'nın kalkınmasına önemli katkılar sağladık. Nijer'de ise bugüne kadar 489 milyon dolar tutarında 15 proje üstlenildi. Bunların başında başkent Niamey'e kazandırılan Diori Hamani Uluslararası Havalimanı terminali gelmekte. Yine Niamey'de 5 yıldızlı otel ve kongre merkezi kompleksi olarak inşa edilen Radisson Blu Hotel & Conference Center, önemli bir başka yatırım. Bölgedeki ulaşımı kolaylaştıran Doutchi–Tsernaoua Karayolu, bölge için kritik öneme sahip Diffa Havalimanı ve Maliye Bakanlığı Binası gibi projeler de Türk firmalarınca hayata geçirildi. Nijer'de Türk müteahhitleri açısından iş fırsatları var ancak finansman her proje için ayrı değerlendirilmeli. Özellikle karayolları, havalimanları, enerji üretim ve iletim tesisleri, içme suyu ve sulama altyapıları ile kamu hizmet binaları önümüzdeki dönemin öncelikli yatırım alanları arasında yer alıyor. Dünya Bankası destekli "Güney Nijer Bağlantı ve Entegrasyon Projesi", yaklaşık 400 milyon dolar büyüklüğüyle ülkenin en önemli ulaşım yatırımlarından biri olarak dikkat çekiyor. Yine Dünya Bankası'nın desteklediği "Zinder-Agadez Koridoru", Nijer'in Cezayir ve Batı Afrika bağlantıları açısından stratejik öneme sahip. Enerji alanında Afrika Kalkınma Bankası tarafından desteklenen "Enerji Sektörü Yönetimi ve Elektrifikasyon Programı (PAGSEC-I)", ülkenin düşük olan elektrik erişim oranını artırmayı hedeflemekte; üretim kapasitesinin geliştirilmesini, iletim şebekelerinin güçlendirilmesini ve kırsal elektrifikasyon yatırımlarını kapsamakta. Bu program çerçevesinde güneş enerjisi santralleri, trafo merkezleri ve iletim hatları önümüzdeki dönemde önemli ihale başlıkları arasında yer alıyor. Su ve çevresel altyapı tarafında ise "Kandadji Barajı ve Nijer Vadisi Kalkınma Programı", ülkenin en büyük entegre altyapı yatırımı konumunda. Türk müteahhitleri, Afrika genelinde yalnızca proje gerçekleştiren firmalar değil; aynı zamanda teknoloji transferi sağlayan, yerel istihdam oluşturan ve bilgi birikimini paylaşan uzun vadeli kalkınma ortaklarıdır. Sektörümüzün, uygun finansman koşullarının oluşması ve yatırım ortamının güçlenmesiyle birlikte Nijer'in altyapı yatırımlarına da daha büyük katkılar sunacağına inanıyoruz.
Ahmet GÜLEÇ / Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı
"Sahra Altı Afrika'yı tek pazar olarak görmeyin"
Sahra Altı Afrika, Türk mobilya sektörü açısından yalnızca bugünün değil, geleceğin de stratejik pazarlarından biridir. Bölgenin nüfus, kentleşme süreci, konut ve ticari yapı yatırımlarındaki artış ile birlikte yükselen mobilya talebi, Türk üreticileri için önemli fırsatlar sunuyor. 2025 yılı itibarıyla 4 bin 502 firmamız Sahra Altı Afrika ülkelerine 251,8 milyon dolarlık mobilya ve ağaç mamulleri ihracatı gerçekleştirdi. 2025 yılında bir önceki yıla göre ihracatımız yüzde 6,80 yükselirken, miktar bazında gerçekleşen yüzde 14,42'lik artış bölge talebinin devam ettiğini göstermektedir. Bu tablo, bölgenin Türk ihracatçıları açısından sürdürülebilir ve gelişmeye açık bir ticaret potansiyeline sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bölgede sırasıyla Nijerya, Gine, Moritanya, Somali, Gana, Senegal, Fildişi Sahili, Tanzanya, Gabon ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti öne çıkan ihracat pazarlarımız arasında yer alıyor. Bu dağılım, Türk mobilyasının Sahra Altı Afrika'nın farklı coğrafyalarında giderek daha güçlü bir ticari varlık oluşturduğunu gösteriyor. Türk mobilyası; kalite, tasarım ve rekabetçi fiyat dengesini bir arada sunabilmesi sayesinde bölgede önemli bir avantaj elde etmektedir. Avrupa ürünlerine göre daha erişilebilir, düşük maliyetli alternatiflere göre ise daha yüksek kalite algısı sunan üretim anlayışımız, markalarımızın pazardaki konumunu güçlendiriyor. Sahra Altı Afrika'yı tek bir pazar olarak ele almamak gerekir. Her ülkenin ekonomik yapısı, tüketici profili ve ticaret dinamikleri farklılık gösteriyor. Bu nedenle ülke bazlı stratejiler geliştirmek, güçlü yerel iş ortaklıkları kurmak ve uzun vadeli bir bakış açısıyla hareket etmek başarı için kritik önem taşıyor. TİM koordinasyonunda yürütülen ticaret heyeti programları ve MOSFED'in sektörel girişimleri ile hedef pazarlarda etkinliğimizi artırırken, dünyanın en önemli ilk üç mobilya organizasyonu arasında yer alan Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarımız (IIFF) da stratejik bir platform olarak öne çıkmaktadır. Her yıl ocak ayında düzenlediğimiz IIFF, Sahra Altı Afrika başta olmak üzere 150 farklı ülkeden nitelikli satın almacıları Türkiye'ye getirerek, firmalarımızın doğrudan iş bağlantıları kurmasına ve ihracat hacmini artırmasına önemli katkı sağlamaktadır. Bu yıl 24-27 Eylül'de üçüncüsünü düzenleyeceğimiz Furnishings & Design Istanbul (FDI) fuarımızda da bu bölgeye yönelik ticari faaliyetimizi destekleyecek organizasyonlarımız olacak.