Rapor hakkında ekonomi basınına bilgi veren DEİK Başkanı Nail Olpak, Çin'in ABD pazarındaki kaybını alternatif pazarlara yönelerek telafi etmeye çalışmasının küresel rekabet haritasını değiştirdiğine dikkat çekti.
Kuşak ve Yol Projesi kapsamında Çin mallarının 1 hafta içinde Hollanda limanına veya Londra'ya indiğini hatırlatan Olpak "Bunu iyi okumamız lazım. Orta koridor tek hızlı alternatif olarak kaldığı zaman, ülke olarak biz de buna ülkemizden geçeceği için sevinmiştik. Ancak neye sevindiğimizi de iyi düşünmemiz lazım. Çin malları 1 haftada Avrupa'ya geldiği zaman bizim en önemli avantajımız olan lojistik üstünlüğümüzün bundan zarar görmesi riskini de iyi düşünmemiz lazım. Peki çözüm ne dersek, bunu durduramayacağımıza göre, sadece bu koridorlardan geçecek tren ücretleriyle yetinmeyip, Avrupa'ya mal götüren trenlerin geri dönüşte içini bizim doldurmamıza odaklanmamız lazım, demiştik ve hala da bunu söylüyoruz. Gerek ABD'nin getirdiği tarifeleri gerekse Çin'in Kuşak Yol Projesini daha bütüncül bir yaklaşımla ele almamız gerekiyor" dedi.
"Önümüzdeki dönemi yalnızca bir rekabet riski olarak değil, değişen küresel ticaret dengeleri içerisinde Türkiye için yeni fırsatların ortaya çıktığı bir dönem olarak da okumalıyız" diyen Olpak şöyle devam etti: "Üstelik yeni rekabet yalnızca fiyat ve teknoloji üzerinden şekillenmiyor. Güvenilir tedarikçi, öngörülebilir iş ortağı ve sürdürülebilir ilişki kurabilme kapasitesi de giderek daha belirleyici hale geliyor. Ben bunu küresel ticarette yükselen bir 'güven rekabeti' olarak görüyorum."
"Ticaret ortadan kalkmıyor, yön değiştiriyor"
DEİK Başkanı Nail Olpak, küresel ticarette korumacılık politikalarının yalnızca iki ülke arasındaki ticareti etkilemediğine dikkat çekerek şunları söyledi: "ABD ile Çin arasındaki ticaret politikalarına baktığımızda çok önemli bir dönüşümü görüyoruz. Bir pazara erişim zorlaştığında küresel ticaret ortadan kalkmıyor; kendisine yeni yollar, yeni ülkeler ve yeni ortaklıklar buluyor. Çin örneğinde de bunu görüyoruz. ABD pazarındaki gerileme Çin'i ASEAN'dan Afrika'ya, Orta Doğu'dan Avrupa'ya kadar çok daha geniş bir coğrafyada yeni ticaret kanalları oluşturmaya yöneltiyor. Dolayısıyla mesele yalnızca ABD-Çin arasındaki bir tarife tartışması değil; küresel ticaret rotalarının yeniden şekillenmesi meselesidir."
Raporda, Çin'in ABD pazarındaki gerilemeye karşılık alternatif pazarlardaki ağırlığını hızla artırdığı görülüyor. 2024-2025 döneminde Çin'in Afrika'ya ihracatı yüzde 25,9, Orta Doğu'ya ihracatı yüzde 9,7 ve AB'ye ihracatı yüzde 8,63 arttı. Afrika'da Nijerya, Orta Doğu'da Birleşik Arap Emirlikleri ve Avrupa Birliği içerisinde Almanya, Çin açısından öne çıkan pazarlar oldu.
Çin'in ihracat coğrafyasındaki değişimin Türkiye açısından yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Olpak, şöyle devam etti: "Burada Türkiye açısından dikkat etmemiz gereken önemli bir kesişim alanı var. Çin'in ABD pazarındaki kaybını telafi etmek amacıyla daha güçlü biçimde yöneldiği Afrika, Orta Doğu ve Avrupa, aynı zamanda Türk iş dünyasının da geleneksel olarak güçlü olduğu veya daha fazla büyümek istediği coğrafyalar. Bu nedenle Çin'in ihracatındaki coğrafi çeşitlenmeyi yakından izlemek durumundayız.
Türkiye'nin yeni pozisyonu
Olpak, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: "Önümüzdeki dönemde küresel ticarette korumacılık, bölgeselleşme ve tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesini daha fazla konuşacağız. DEİK olarak 153 İş Konseyimizle dünyanın dört bir yanında Türk özel sektörünün önünü açmaya, yeni pazarları ve yeni iş birliklerini geliştirmeye devam ediyoruz.
Çin'in değişen ihracat stratejisini de bu perspektifle takip ediyoruz. Nerede rekabet artıyor, nerede yeni bir fırsat doğuyor, hangi pazarlarda daha güçlü olmamız gerekiyor; bunları veriye dayalı olarak analiz etmek zorundayız. Bizim hedefimiz, değişen küresel ticaretin sonuçlarını izleyen bir Türkiye değil; yeni ticaret mimarisinde pozisyon alan, yeni ortaklıklar geliştiren, güvenilir ticaret ortağı kimliğini güçlendiren ve değişimi fırsata dönüştüren bir Türkiye olmalı."