Faizde 150 baz puan indirim beklentisi güçlendi

Enflasyon 2025 yılını beklentilerin altında kapattı. Tüketici enflasyonu aralıkta aylık yüzde 0.89 artarken, yüzde 30.89’a gerileyen yıllık enflasyon ise son 49 ayın en düşük seviyesini gördü. 22 Ocak’taki yılın ilk Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizinde 150 baz puan indirim beklentisi güçlendi.
14.01.2026 13:09 GÜNCELLEME : 15.01.2026 00:01

HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ Enflasyon, 2025 yılı Aralık'ta beklentilerin altında gerçekleşti. Yıllık enflasyon son 49 ayın en düşük seviyesini gördü. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aralıkta aylık yüzde 0.89 oranında artarken, yıllık enflasyon bir önceki aya kıyasla 0.18 puan azalışla yüzde 30.89'a geriledi. Yıllık enflasyon 2025 yılını, yüzde 28.5 olan Orta Vadeli Program (OVP) hedefinin biraz üzerinde kapadı. Yılın son enflasyon raporunda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) 2025 TÜFE ara hedefi yüzde 24, 2025 yılı sonuna ilişkin beklentileri ise yüzde 31-33 aralığındaydı.

Yüzde 1.99 artış gösteren gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatları aralık ayı enflasyonunun temel belirleyicisi oldu. Grubun enflasyona katkısı 0.48 puan olarak kaydedildi. Yüzde 1.39 artan konut grubu fiyatlarının aralık ayı enflasyonun katkısı 0.24 puan olurken, yüzde 2.94 azalan giyim ve ayakkabı grubu fiyatlarının aylık enflasyona etkisi ise eksi 0.16 puan olarak gerçekleşti.

Yıllık enflasyona en büyük etki 7.52 puanla konut, 7.07 puanla gıda ve alkolsüz içecekler ve 4.36 puanla ulaştırma gruplarından geldi. Böylece en yüksek ağırlığa sahip 3 ana harcama grubunun yıllık enflasyona toplam katkısı 18.95 puana ulaştı. Yıllık enflasyondaki payı ise yüzde 61.3 oldu.

TÜFE'de kapsanan 143 temel başlıktan 2025 yılı Aralık ayı itibarıyla, 27 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 8 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 108 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

HİZMET GRUBU YILLIK FİYAT ARTIŞI YÜZDE 43.99

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE'deki (B) değişim, aralıkta bir önceki aya göre yüzde 0.78, yıllık yüzde 31.66 artış olarak gerçekleşti. Enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE (C), aralıkta bir önceki aya göre yüzde 0.63, yıllık yüzde 34.97 artış gösterdi.

Çekirdek enflasyonun ana alt kalemlerinden temel mallar grubu fiyatları aralıkta yüzde 0.30 oranında artarken hizmet grubu fiyatları yüzde 0.89 oranında yükseldi. Temel mallar grubu yıllık fiyat artışı yüzde 17.71, hizmet grubu yıllık fiyat artışı ise yüzde 43.99 olarak gerçekleşti.

Öte yandan, yurtiçi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) aralıkta aylık yüzde 0.75 artarken, yıllık enflasyon düşük bazın etkisiyle bir önceki aya göre 0.44 puan artışla yüzde 27.67 oldu.

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 33.92, imalatta yüzde 27.10, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 28.69 ve su temininde yüzde 57.15 artış olarak gerçekleşti.

FİYAT ARTIŞINI İŞLENMEMİŞ GIDA ETKİLEDİ

TCMB'nin aylık fiyat gelişmeleri raporuna göre, aralıkta yıllık enflasyon gıda grubunda yükselirken diğer gruplar genelinde geriledi. Bir önceki ay düşen gıda fiyatlarındaki yükselişi kırmızı et ve sebze öncülüğünde işlenmemiş gıda fiyatları sürükledi. Kırmızı et fiyatlarındaki artışın etkisi işlenmiş et ürünlerinde de hissedildi. Aralık ayında enerji fiyatları yatay seyretti. Hizmet grubunda kira aylık enflasyonundaki zayıflama devam ederken haberleşme hizmetleri fiyatlarında hızlanma izlendi. Hizmet enflasyonu mevsimsel etkilerden arındırıldığında bir önceki aya kıyasla yatay seyretti. Temel mal grubunda, giyim ve ayakkabı fiyatları mevsimsel etkiler ile gerilerken, dayanıklı tüketim mallarında aylık fiyat artışı yavaşladı. Diğer temel mal enflasyonundaki yükselişte ise büyük ölçüde ilaç fiyat gelişmelerinin etkisi hissedildi. Temel mal fiyatları mevsimsel etkilerden arındırıldığında, sınırlı bir oranda yavaşladı. Aralık ayında tüketici enflasyonunun ana eğilimi gerilemeye devam etti.

"DEZENFLASYON GENELE YAYILDI"

Enflasyon verilerini değerlendiren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, enflasyonla mücadeleye yönelik kararlı ve koordineli adımlar ile programa duyulan güven neticesinde dezenflasyon sürecinin güçlendiğini vurguladı. Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 2026'da enflasyonun yüzde 20'li seviyelerin altına inmesini, fiyatlama davranışlarında yapışkanlığın kalıcı olarak kırılmasını ve 2027'den itibaren enflasyonun tekrar tek haneli seviyelere gerilemesini hedeflediklerini söyledi. Yılmaz, "Dezenflasyonun tesisi ile öngörülebilirliğin artmasını, yatırım ortamının iyileşmesini ve sosyal refahın kalıcı olarak yükselmesini amaçlıyoruz" ifadelerini kullandı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 2025 yıl sonu enflasyonunun bir önceki yıla göre 13.5 puan azalarak yüzde 30.9 düzeyinde gerçekleştiğini ve dezenflasyonun genele yayıldığını kaydetti. Şimşek, "2026 yılında destekleyici küresel finansal koşullar ve ılımlı emtia fiyatları, sıkı para politikası, güçlenen mali disiplin, enflasyon hedefleriyle uyumlu yönetilen/yönlendirilen fiyat artışları, beklentilerdeki iyileşme ve arz yönlü politikalar dezenflasyona katkı sağlayacak. Nihai hedefimiz olan fiyat istikrarı sağlanana kadar programımızı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz" dedi.

İLK PPK TOPLANTISI 22 OCAK'TA

Enflasyonun beklentilerin altında gerçekleşmesiyle, 22 Ocak'ta yapılacak yılın ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizinde 150 baz puanlık indirim beklentileri de güçlendi. ING Global, Türkiye ekonomisine ilişkin yeni değerlendirmesinde aralık ayı enflasyon verilerinin TCMB'yi 150 baz puanlık indirim için cesaretlendirebileceğini, ancak 100 baz puanlık daha temkinli bir adımın da olası olduğunu vurguladı. Aks Araştırma Kurucusu ve Baş Ekonomisti Ayşe Özden, İş Portföy Baş Ekonomisti Hande Şekerci, 3. Göz Danışmanlık CEO'su Hikmet Baydar, 22 Ocak'taki PPK toplantısında 150 baz puanlık indirim bekleyen ekonomistlerden. Bu arada Baydar, 200 puan indirim için de alan olduğuna işaret ediyor.

Bilindiği üzere TCMB, yılın son PPK toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 39.5'ten yüzde 38'e çekmişti. PPK, ayrıca Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 42.5'ten yüzde 41'e, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 38'den yüzde 36.5'e indirmişti.

Bu arada, TCMB 2026 yılında da 8 PPK toplantısı gerçekleştirecek. 2026 yılı Para Politikası metnine göre, bu yıl PPK toplantıları 22 Ocak, 12 Mart, 22 Nisan, 11 Haziran, 23 Temmuz, 10 Eylül, 22 Ekim ve 10 Aralık tarihlerinde yapılacak. 2027 yılının ilk 4 PPK toplantısının tarihi ise "21 Ocak, 18 Mart, 22 Nisan ve 10 Haziran" şeklinde açıklandı.

EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI 20 BİN LİRA

Enflasyon verisinin açıklanmasının ardından milyonlarca memur ve emeklinin yeni yılda alacağı zam oranları da netleşti. TÜİK verilerine göre, yılın ikinci yarısı için enflasyon yüzde 12.19 olarak belirlendi. Buna göre, SSK-Bağ-Kur emeklilerinin 2026 yılının ilk yarısında alacağı zam yüzde 12.19 olarak belirlendi. Memur ve memur emeklilerinin maaş artışı ise 6 aylık enflasyon farkına toplu sözleşme ile belirlenen yüzde 11'in eklenmesiyle yüzde 18.60 oldu. Yine, toplu sözleşme çerçevesinde kamu çalışanlarına yapılacak yüzde 18.6 zammın üzerine bin lira seyyanen artış yapıldı. Memur emeklileri bin liralık seyyanen artıştan hizmet süreleriyle orantılı olarak yararlanacak.

Bu arada 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığını 20 bin liraya çıkaracak düzenlemeyi de içeren 13 maddelik kanun teklifi TBMM'ye sunuldu. 4 milyon 917 bin emekliyi kapsayan düzenlemeye göre en düşük emekli aylığı 1 Ocak 2026'dan itibaren yürürlüğe girmek üzere yüzde 18.48 oranında artacak. Böylece en düşük emekli aylığına yapılan artış, 6 aylık enflasyon oranı olan yüzde 12.19'un üzerinde olacak. En düşük emekli aylığının 20 bin liraya yükseltilmesi dolayısıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı'nca karşılanacak 6 aylık dönemdeki fark 69.5 milyar lira olacak.

Teklifte, aynı zamanda 2026 yılında işverene asgari ücret desteğini bin 270'liraya çıkartan düzenleme de yer alıyor. Teklifin bu hafta TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülmesi, ardından TBMM Genel Kurul gündemine alınması bekleniyor.

Öte yandan, 9 Ocak'ta TBMM'ye sunulan yürütme ve yürürlükle birlikte 31 maddeden oluşan diğer kanun teklifinde ise fahiş site aidatlarında düzenlemeye gidiliyor.

SANAYİ ÜRETİMİ ARTTI

Büyümenin öncü göstergelerinden sanayi üretim endeksi, 2025 Kasım'da aylık yüzde 2.5, yıllık ise yüzde 2.4 arttı. Kasımda bir önceki aya göre, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 3.1 artış gösterdi. Madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi yüzde 4.8, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi ise yüzde 0.5 azaldı. Alt endekslere bakıldığında, kasımda aylık bazda ara malında yüzde 2.6, yıllık yüzde 4.6 artarken, sermaye malı üretiminde aylık yüzde 5.9, yıllık yüzde 10.9 artış yaşandı. Kasımda yüksek teknoloji üretiminde aylık yüzde 10.5, yıllık ise yüzde 30.9 artış dikkat çekti.

2025'TE EN ÇOK KÜLÇE ALTIN KAZANDIRDI

TÜİK geçen hafta finansal yatırım araçlarının reel getiri oranlarını açıkladı. Buna göre; 2025 Aralık'ta aylık en yüksek reel getiri Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 4.13, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 3.98 oranlarıyla devlet iç borçlanma (DİBS) senetlerinde gerçekleşti. Külçe altın ise en çok kazandıran ikinci finansal yatırım aracı olarak kayda girdi. 3 aylık, 6 aylık ve yıllık değerlendirmede en çok kazandıran finansal yatırım aracı külçe altın oldu. Yıllık değerlendirmeye göre, 2025 yılının en çok kaybettiren finansal yatırım aracı Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 11.35, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 13.53 gerilemeyle BIST 100 endeksi oldu. Dolar ise sırasıyla yüzde 4.47 (Yİ-ÜFE'ye göre) ve yüzde 6.82 (TÜFE'ye göre) oranında gerilemeyle 2025'in kaybettiren "ikinci" finansal yatırım aracı olarak kayda girdi.

İHRACATTA ARTIŞ BEKLENTİSİ

2026 yılı birinci çeyrekte ihracat beklenti endeksi artarken, ithalat beklenti endeksi geriledi. Ticaret Bakanlığı'nın 2-16 Aralık 2025 tarihleri arasında uygulanan dış ticaret beklenti anketi sonuçlarına göre, 2026 yılı ihracat beklenti endeksi bir önceki çeyreğe kıyasla 3.9 puan artarak 109.2 oldu. Ticaret Bakanlığı tarafından üçer aylık dönemler halinde uygulanarak Resmi İstatistik Programı (RİP) kapsamında yayımlanan dış ticaret beklenti anketi, dış ticarete yön veren firmaların yakın geçmişe ve mevcut duruma ilişkin değerlendirmeleri ile gelecek döneme yönelik beklentilerini yansıtıyor. Endeksin 100'den büyük olması beklentilerin artış yönünde olduğunu, 100'den küçük olması beklentilerin azalış yönünde olduğunu gösteriyor. Gelecek 3 aya ilişkin ihracat beklentisi ve ihracat sipariş beklentisi bir önceki çeyreğe göre endeksi azalış yönünde etkilerken, şu anda kayıtlı ihracat sipariş düzeyine yönelik değerlendirmeler ve son 3 aydaki ihracat sipariş düzeyi bir önceki çeyreğe göre endeksi artış yönünde yansıyor.

2026 yılı birinci çeyrek İthalat Beklenti Endeksi, bir önceki çeyreğe göre 5.8 puan azalarak 109.3 oldu. Gelecek 3 aya ilişkin ithalat beklentisi, ithalat birim fiyatı beklentisi ve şu anda kayıtlı ithalat sipariş düzeyi bir önceki çeyreğe göre endeksi azalış yönünde etkilerken son 3 aydaki ithalat sipariş düzeyine yönelik değerlendirmeler bir önceki çeyreğe göre endeksi artış yönünde yansıdı.

YAPISAL REFORMLAR HAYATA GEÇİRİLECEK

Yılın ilk Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısı geçen hafta Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında yapıldı. EKK sonrası yapılan yazılı açıklamaya göre, toplantıda lojistik altyapının geliştirilmesi ve demiryolu-liman bağlantılarına yönelik çalışmalarda mevcut durum değerlendirilerek atılması gereken ilave adımlar istişare edildi. Türkiye'de jeotermal enerji kaynakları, kullanım alanları ve jeotermal enerji potansiyeline ilişkin konular değerlendirildi. Tarım sektöründeki son dönem gelişmeler ile tarımsal desteklerin etkileri de ele alındı.

Açıklamada, enflasyonla mücadelenin, kalıcı fiyat istikrarı sağlanana kadar çok boyutlu, koordineli ve kararlı bir şekilde sürdürüleceği vurgulanarak, 2026 yılında para ve maliye politikaları ile bütüncül bir yaklaşım ve eşgüdüm içinde atacakları adımlarla enflasyonla mücadele etmeye devam edileceğinin altı çizildi. Bu çabaların sadece talep yönlü politikalarla değil; gıda, konut, enerji ve ulaştırma gibi birçok alanda uygulanan arz yönlü tedbirler ve yapısal reformlarla da desteklendiği kaydedildi. Açıklamada, "2026 yılında yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı büyüme stratejisini destekleyecek, enflasyonla mücadeleyi güçlendirecek yapısal reformlar hayata geçirilecek" denildi.

Prof. Dr. Murat ÇETİNKAYA / Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Dezenflasyon sürecinin hız kazanması kritik önemde"

2026 yılında dezenflasyon süreci devam edecek; ancak bu sürecin hız kazanması ve kalıcı hale gelmesi kritik önem taşıyacak. Enflasyon genel yönü itibarıyla aşağı eğilim gösterse de, özellikle gıda ve hizmet fiyatlarındaki katılık nedeniyle dalgalı bir seyir izleyebilir. Dezenflasyon ortamı iç talep ve yatırım iştahını baskılarken, işgücü piyasasında istihdam artışının yavaşlaması ve işsizlik üzerindeki risklerin artması olası görünüyor. Dünyanın içinden geçtiği belirsizlikler, jeopolitik riskler ve yüksek enflasyon döneminin ardından 2026'ya ilişkin görünüm, yüksek, kesintisiz bir büyüme hikayesi vadetmiyor. Daha çok, kırılganlıkların ve dengesizliklerin gölgesinde, sınırlı ve temkinli bir büyüme patikasına işaret ediyor. Küresel ticaretin büyümeden daha zayıf olduğu bir dönem de bizleri bekliyor. Dünyada ticaret savaşları ve korumacılık yayılıyor. Küresel büyüme ve ticaret, eski ivmesini kaybediyor.

Seda YALÇINKAYA ÖZER / İntegral Yatırım Araştırma Müdürü

"TCMB, kontrollü sabır mesajı verebilir"

Aralık ayı enflasyonu piyasa beklentisinin altında yüzde 0.89 olarak geldi. Böylece yıllık TÜFE yüzde 30.89 seviyesine geriledi. Gıda ve konut kalemleri birlikte aylık yüzde 3.3 civarı artış üretmiş durumda. Tek bir veriyle TCMB'nin faiz indirimlerinde çok aceleci olacağını söylemek doğru olmaz. Bu veride baz etkisi de var. Ocak ayı verisini de görmek iyi olabilir. Ancak yıllık bazda enflasyonda kademeli bir düşüş izleniyor. Kurum olarak yıl sonu enflasyon beklentimiz olan yüzde 30 seviyesine yakın bir yerde yılı sonlandırdık. Bu enflasyon detayıyla TCMB erken gevşeme yerine kontrollü sabır mesajı verebilir. 22 Ocak'taki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında 150 baz puan faiz indirimi bekliyorum.

Dinçer KURT / Ahlatcı Portföy Araştırma Uzmanı

"Para politikasına ilişkin beklentiler yeniden şekillendi"

Aralık ayında enflasyonun, hem yüzde 1 seviyesinin hem de piyasa beklentilerinin altında gerçekleşmesi, para politikasına ilişkin beklentilerin yeniden şekillenmesine neden oldu. Bu görünümle birlikte piyasalarda TCMB'nin yeni yıldaki faiz indirim sürecine daha güçlü bir adımla başlayabileceği fiyatlanırken, 22 Ocak'taki PPK toplantısında 150 baz puanlık faiz indirimi yönünde belirgin bir konsensus oluştu. Aralık enflasyonunda özellikle gıda ve konut kalemlerinin son yılların ortalamalarına kıyasla daha ılımlı seyretmesi, dezenflasyon sürecine ilişkin beklentileri destekledi. Ocak ayına girerken baz etkisinin devreye girmesi ve enflasyon sepetindeki ağırlık değişiklikleri, yıllık manşet enflasyonda daha hızlı bir gerileme alanı yaratabilir. Ancak Ocak aylarının son dört yıldır yüksek enflasyonla anılması, yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar, maaş ve aylık artışları dikkate alındığında aylık enflasyonun yeniden görece yüksek, ancak yıllık oranı aşağı çeken bir yapıda gelmesi muhtemel görünüyor. Bu çerçevede TCMB'nin faiz indirim patikasının piyasa beklentilerinden bir miktar daha hızlı ilerleyebileceği kanaatindeyiz. Buna rağmen faiz seviyesinin halen yüksek sayılabilecek bir bantta kalması, sabit getirili menkul kıymetleri cazip kılmaya devam ediyor. Nitekim aralık ayında da reel getiri tarafında öne çıkan enstrüman DİBS olurken, mevduat faizi ve külçe altın pozitif reel getiri sunmayı sürdürdü. 2026'ya yönelik beklentimizde ise emtia fiyatlarının desteklenmeye devam edeceğini düşünüyoruz. Yurt içinde döviz pozisyonlarının azaltıldığı, buna karşılık gram altın ve gümüşün portföylerde hem kur riskinden korunma hem de faiz düşüş sürecinden faydalanma aracı olarak öne çıktığı bir dönem öngörüyoruz. Hisse senedi tarafında ise alternatif getirilerin cazibesini koruması nedeniyle daha sınırlı ama seçici bir para girişi ön planda olacaktır.

BİZE ULAŞIN