Dezenflasyon sürecinin devam etmesi ve faiz ortamında yaşanması beklenen düşüşün, hisse senedi piyasası açısından destekleyici bir görünüm sunacağını düşünen Garanti BBVA Portföy Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Eyüp Gülsün, bu çerçevede, gelecek yıl hisse senetlerinde faiz getirisiyle rekabet edebilecek bir performansın mümkün olabileceğini öngörüyor. 2026 yılında TL Hisse Senetlerine dayalı Borsa Yatırım Fonu ile Girişim Sermayesi Fonu kurmayı planladıklarını da belirten Gülsün, mevcut makroekonomik istikrarın korunması durumunda, önümüzdeki dönemde riskli varlıklara yönelik geçtiğimiz yıla göre daha fazla yabancı girişi olabileceğini ve yatırımcı davranışının da bunun sonucunda daha pozitife evrilebileceğini söylüyor. Halka arzlarda bu yıl artış olacağını belirten Gülsün, bunun da hisse senedi yatırım fonlarına ilgiyi artırabileceğini öngörüyor. Gülsün ile 2026 piyasa tahminlerinin yanı sıra borsa yatırımcısı için riski dağıtmak açısından önemli bir enstrüman olan yatırım fonlarına yönelik beklentilerini konuştuk.
2026 yılına ilişkin yabancı yatırımcı beklentileriniz nelerdir? Bu durum yatırımcı davranışlarını nasıl etkiler?
Mevcut politika duruşu, yabancı yatırımcılar açısından genel olarak olumlu bir yatırım ortamı sunuyor. Sıkı para politikası duruşu ile oluşan yüksek iç verim getirisi ve döviz kurundaki düşük oynaklık, risk-getiri dengesi açısından Türkiye'yi öne çıkaran unsurlar arasında yer alıyor. Bununla birlikte, 2025 yılında yabancı yatırımcı girişlerinin daha çok kısa vadeli yatırımlarla sınırlı kaldığını gözlemledik. Öte yandan, ülke risk primi göstergesi olan CDS'lerin son yedi yılın en düşük seviyesine gerileyerek 200 baz puan seviyesine inmesi, risk algısında kayda değer bir iyileşmeye işaret ediyor.
Bu gelişme, döviz borçlanma maliyetlerindeki düşüşte açık biçimde görülüyor. Ancak söz konusu iyileşmenin, TL cinsi varlıkların performansına henüz yeteri kadar yansımadığını değerlendiriyoruz.
Türk varlıkları açısından değerlendirildiğinde ise TL tahviller ve hisse senetlerinin performansının gelişmekte olan ülke varlıklarının gerisinde kaldığı belirleniyor. Örnek vermek gerekirse, gelişmekte olan hisse senetleri şu ana kadar dolar bazında yüzde 30'a yakın bir getiri sağlarken, BİST-100 dolar bazında negatif bir performans sergiledi. Mevcut makroekonomik istikrarın korunması durumunda, önümüzdeki dönemde riskli varlıklara yönelik geçtiğimiz yıla göre daha fazla yabancı girişi olabileceğini ve yatırımcı davranışının da bunun sonucunda daha pozitife evrilebileceğini düşünüyoruz.
Faiz indirimlerinin devam edeceğini öngörüyor musunuz? Böyle bir eğilim yatırım araçlarına nasıl yansır?
Enflasyonda son dönemde ortaya çıkan olumlu tablonun devam etmesi durumunda faizlerde de istikrarlı bir şekilde düşüş eğilimi öne çıkabilir.
2026 yıl sonu politika faizi; Aralık Ayı Merkez Bankası Piyasa Katılımcı Anketine göre yüzde 28.15, mevcut piyasa beklentilerini yansıtan OIS Swap faizlerine bakıldığında Ocak ayının ilk haftası itibarıyla yaklaşık yüzde 30.
Garanti BBVA Ekonomik Araştırma Birimi olarak aralık ayı tahminimize göre ise yüzde 32 olarak bekliyoruz. Beklenti seviyeleri birbirinden farklı olsa da gelecek yılın sonunda faizlerin bu yıl sonuna göre çok daha düşük olacağı konusunda bir konsensus bulunuyor. Bu çerçevede, gecelik faiz getirisi dışındaki alternatif getiri sağlayan yatırım fonlarına olan talebin artması gündeme gelebilecektir. Faiz indirimlerinin ve mevcut ekonomik koşulların devam etmesi durumunda bono, tahvil içeren borçlanma araçları fonları ile hisse senedi fonlarının ön plana çıkması beklenebilir.
2026 yılında halka arzların devam etmesi bekleniyor. Bu trend piyasaya nasıl yansır?
Halka arzların borsada yatırımcı sayısını arttırması ve yatırım evreninin gelişimine katkı sağlaması açısından olumlu olduğunu söyleyebiliriz. Halka arz edilen hisse senetlerine yatırımcılar doğrudan katılabildikleri gibi, fon yatırımı üzerinden de dolaylı olarak getirisine ortak olma imkanı buluyor. Fon evrenimizde farklı stratejilerde çeşitli hisse senedi fonu alternatiflerimiz bulunuyor, yatırımcılar risk profilleri ve finansal beklentilerine göre bu seçenekleri değerlendirebilir. Bu nedenle halka arzların hisse senedi yatırım fonlarına ilgiyi artırabileceğini düşünüyorum.
SPK'nın yatırım fonlarına ve nitelikli yatırımcılara yönelik yaptığı son düzenleme hakkında ne düşünüyorsunuz?
Son yıllarda yatırım fonları sektörü, yalnızca yönetilen büyüklük açısından değil; fon sayısı ve ürün çeşitliliği bakımından da istikrarlı bir büyüme sergiliyor. 2021 yıl sonundan bu yana değerlendirildiğinde, yalnızca serbest şemsiye fonlarına bağlı yatırım fonlarının sayısının 3 katına çıkarak 1300 adedi aştığını gözlemliyoruz. Menkul kıymet yatırım fonlarının sayısı ise bu dönemde neredeyse 2 katına çıktı. Yatırım fonlarının toplam büyüklüğü de aynı dönemde yaklaşık 27 kat artışla 8.5 trilyon TL seviyesine geldi.
Bu kadar hızlı büyüyen bir sektör söz konusu olduğunda, regülatörlerin sektörü yakından izleyerek denetleyici ve düzenleyici rollerini etkin biçimde yerine getirdiği görülüyor.
Nitekim, geçen ay Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) nitelikli yatırımcı alt limitini 1 milyon TL'den 10 milyon TL'ye yükselterek, serbest yatırım fonlarına yatırım yapacak müşteriler için gerekli finansal varlık tutarını artırdı.
Yüksek büyüme potansiyeline sahip bu sektörün, regülatör tarafından aktif bir şekilde takip edilip, düzenlenmesini son derece yerinde buluyoruz. Son dönemde yapılan düzenlemeleri de bu çerçevede değerlendiriyor, söz konusu adımların yatırım fonu sektörünün daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde büyümesine katkı sağlayacağını düşünüyoruz.
Sizce piyasanın başka hangi düzenlemelere ihtiyacı var?
Yatırım fonu sektörünün son 5 yıl içerisinde yaklaşık 59 kat artarak 144 milyar TL'den, yaklaşık 8.5 trilyon TL'ye gelmesi yatırımcıların sektöre duyduğu güveni işaret ediyor aynı zamanda regülatör dahil tüm paydaşların özveriyle çalıştığını ve sektörün düzenlenmesi ve geliştirilmesi için gerekli adımları zamanında attığını gösteriyor.
Kasım 2025 tarihli, TCMB Finansal İstikrar Raporu'na baktığımız zaman hane halkının finansal varlıklarının yüzde 19.4'ünün yatırım fonlarından oluştuğunu gözlemliyoruz. Emeklilik yatırım fonlarını da dahil ettiğiniz zaman bu oran yüzde 26.7'ye çıkıyor. Hane halkının yatırım fonlarına duyduğu güvenin arttığı ve finansal varlıklarında bu ürünlere önemli ölçüde yer verdiği bir ortamda, SPK'nın aktif bir duruş sergilemesini yerinde buluyorum. Kamuoyuna yansıyan haberlere bakıldığında, serbest fonlara yönelik ilave düzenlemelerin gündemde olduğunu gözlemliyoruz. Düzenlemeler netleştiğinde, konuya ilişkin daha sağlıklı bir değerlendirme yapmak mümkün olur.
Peki, düzenleme öncesi 1 milyon TL ile nitelikli yatırımcı kapsamında olup serbest yatırım fonu alan tasarruf sahiplerinin durumu ne olacak?
19.12.2025 tarihli karar öncesinde 'Nitelikli Yatırımcı' unvanını kazanmış olanların statüleri aynen devam edecek.
Eski limitlerle 'Nitelikli Yatırımcı' olanların statülerini korumak için 10 milyon TL şartını tamamlama zorunluluğu bulunmuyor.
Yabancı yatırımcı enflasyona, yerli yatırımcı ise dövize odaklı bir algıya sahip. Bu farklı beklentiler serbest fonlara yönelik talebi nasıl şekillendiriyor?
Geçmiş yıllara baktığımızda, TL reel faizlerin belirgin şekilde gerilediği, döviz fiyatlarında oynaklığın arttığı belli dönemlerde, varlık dağılımlarında döviz ağırlığının yükseldiğini gözlemliyorduk. Toplam mevduatlar içerisinde dövizin payına baktığımızda da benzer eğilimi görebiliyorduk. 2025 yılında ise toplam vadeli mevduatın yüzde 80'inin TL cinsinden değerlendirildiğini gözlemliyoruz. Mevcut veriler ışığında, önümüzdeki dönemde TL cinsinden yatırım imkanı sunan ve varlık çeşitlendirmesiyle dinamik yönetilen serbest fonların yatırımcıların radarında olacağını düşünüyoruz.
2026 yılında fon yatırımcılarını bekleyen başlıca riskler nelerdir?
Yalnızca 2026 yılı özelinde değil, yatırım süreçlerinde riskin doğru şekilde yönetilmesi her zaman büyük önem taşıyor. Bu kapsamda; yatırımcıların risk profillerini ve yatırım vadelerini belirlemeleri; ardından bu risk profile ve vadeye uygun dağılımların oluşturularak çeşitlendirilmiş bir fon portföyüne yatırım yapılmasını sağlıklı buluyoruz.
2026 yılı özelinde risk unsurlarına değinecek olursak global piyasalardaki olumlu risk iştahı ile 2025 yılında altın, gümüş ve global hisse senetlerinde yüksek getiriler elde edildi. Önümüzdeki dönemde de global risk iştahının devam edeceğine dair piyasada beklentiler yer alıyor.
2026 yılında fon çeşitlendirmesi yapmayı planlıyor musunuz?
Bu konuyu Garanti BBVA Portföy olarak, fon evrenimizi sürekli gözden geçirerek piyasadaki farklı ürünlere yatırımcılarımızın erişimini sağlamaya çalışırken, piyasa koşullarına göre değişen ihtiyaçlara hızlı cevap vermeye çabalıyoruz. Bu amaçla bu yıl 17 adet yeni fonumuzu yatırımcılarımızın hizmetine sunduk.
Yatırımcılarımızın yeni fon alımlarında mevcut para piyasası fonlarında alım-satım olmaması amacıyla Nema Para Piyasası (TL) Fonu (GNP) kurduk. Katılım esaslı yatırım yapmayı tercih eden müşterilerimiz için Para Piyasası Katılım (TL) Fonu (GPN) ve Gümüş Katılım Serbest Fon'u (GUK) halka arz ettik. Ayrıca, kar payı ödeyen hisse senedi ve döviz fonlarımızı yatırımcılarımızın beğenisine sunduk.
Yurt dışı trendleri dikkate alarak, yarı iletken ve siber güvenlik gibi teknoloji sektörüne yatırım yapan fonları tematik fon yelpazemize ekledik. Bunun yanı sıra, yerli hisse senedi ağırlıklı yatırım yapan fonlarımızı Holdingler ve İştirakleri Hisse Senedi (TL) Fonu'muz (HSYF) (HIH) ve potansiyel gördüğümüz sektörlere yatırım yapan diğer fonlar ile çeşitlendirdik. Dolayısıyla sürekli piyasa trendlerini ve değişen yatırımcı ihtiyaçlarını yakından takip ederek hali hazırda oldukça zengin olan fon yelpazemizi çeşitlendirmeye devam edeceğiz. Mesela 2026 yılında TL Hisse Senetlerine dayalı Borsa Yatırım Fonu ile Girişim Sermayesi Fonu kurma niyetimiz var. Amacımız yatırımcılarımıza sunduğumuz ürün yelpazesini genişletmek.
FED'in olası faiz indirimlerine paralel olarak altın fonlarında bir artış öngörüyor musunuz?
Altın ve genel olarak kıymetli madenler, güçlü bir performans sergileyerek yatırımcılar açısından son derece olumlu bir yılı geride bıraktı. Bu performans, birden fazla faktörün bir araya gelmesi ile oluştu diyebiliriz. Trump'ın başkan seçilmesi sonrasında global ticareti ve genel olarak globalizmi etkileyen gelişmeler yaşadık. Gümrük vergileri konusu karşılıklı müzakere ile az hasarla atlatılsa da global tedarik zincirlerini etkileyecek gelişmeleri yaşamaya devam ediyoruz.
Rusya-Ukrayna savaşı ve bölgesel gerilimler de halen devam ediyor. Jeopolitik ve ticaret konularına ek olarak ekonomi cephesinde FED faiz indirim döngüsünde ve dolar zayıflama eğiliminde. Bu ortamda başta Çin olmak üzere global merkez bankaları portföylerini altın ile çeşitlendiriyorlar. Bu kanaldan düzenli alımlar gelmeye devam ediyor. Yatırımcılardan gelen taleple de birlikte ETF alımlarının da altın talebinin arttırdığını söyleyebiliriz. Bütün bunlar bir araya geldiğinde fiyatlarda da tarihi bir yükseliş görmemiz kaçınılmaz oldu. Mevcut piyasa beklentilerine bakıldığında genel olarak 2026 yılında da bu koşulların altın fiyatlarını destekleyici yönde olmasının beklendiğini gözlemliyoruz. Bununla birlikte, içinde bulunulan yıldaki kadar yüksek getirilerin tekrar etmesini beklemek temkinli bir yaklaşım gerektiriyor. Piyasalarda likidite ihtiyacının artması durumunda, altın fiyatlarında da geri çekilmeler görebiliriz.
2026 yılı için ideal bir portföy dağılımı nasıl olmalıdır?
2026 yılında da yatırımcıların risk profilleri, vade tercihleri ve finansal beklentileri doğrultusunda çeşitli varlık sınıflarını içeren portföy oluşturmaları makul olacaktır.
Garanti BBVA Portföy olarak, yatırımcılara bu yapıya benzer olarak fon sepeti fonlarımızla çözüm sunuyoruz. Düşük, orta ve yüksek risk profilinde olan yatırımcılar için aktif yönetilen ve dinamik varlık dağılımı gerçekleştiren Fon Sepeti Fonlarımız arasından seçim yapabilirler.
Bu yıla yönelik piyasa beklentiniz nedir?
Garanti BBVA olarak, Aralık ayı tahminleri doğrultusunda; gelecek yıl enflasyonun yüzde 25'e, politika faizinin ise yüzde 32'ye düşmesini bekliyoruz. Elbette bu öngörüler, değişen ekonomik ve finansal konjonktüre bağlı olarak önümüzdeki dönemde revize edilebilir.
Dezenflasyon sürecinin devam etmesi ve faiz ortamında yaşanması beklenen düşüşün, hisse senedi piyasası açısından destekleyici bir görünüm sunacağını değerlendiriyoruz. Bu çerçevede, gelecek yıl hisse senetlerinde faiz getirisiyle rekabet edebilecek bir performansın mümkün olabileceğini öngörüyoruz. Kur tarafında da güçlü TL görünümünün sürmesiyle birlikte döviz getirisinin TL faiz getirisinin altında kalmaya devam etmesini bekliyoruz. Ayrıca, faizlerin düşmesi ile tahvil faizlerinin, özellikle 5 yıla kadar vadeli olanların, fiyat artışları olası görülüyor.
"Geçmiş dönem getirileri geleceğe yönelik bir getiri taahhüdü içermez"
Sektörde ürün çeşitliliği ve fon sayısının önemli ölçüde arttığını belirten Garanti BBVA Portföy Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Eyüp Gülsün, yatırım fonlarında geçmiş dönem getirilerinin geleceğe yönelik herhangi bir getiri taahhüdü içermediğini özellikle vurguluyor.
Gülsün, tasarruflarını fonda değerlendirmek isteyen yatırımcılara şu önerilerde bulunuyor: "Yatırımcılara öncelikle yatırım fonu alternatifleri arasından seçim yaparken detaylı bir değerlendirme yapmalarını öneririm.
Birkaç başlık altında sıralamak gerekirse; öncelikle yatırımcının kendisini tanıması ve risk profilini net bir şekilde belirlemesi önemli. Yatırım yapma motivasyonunu tanımlaması ve vade beklentisini netleştirmesi gerekir. Bunun yanı sıra, fonların risk seviyelerinin ve portföylerindeki varlık dağılımlarının da dikkatle incelenmesini tavsiye ederim."