HÜLYA GENÇ SERTKAYA / Türkiye, 2026 yılına enflasyonda artış, ihracatta gerilemeyle başladı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre; 2026 yılı Ocak'ta tüketici enflasyonu aylık yüzde 4.84 artarken, yıllık enflasyonu bir önceki aya kıyasla 0.24 puan azalışla yüzde 30.65'e geriledi. Yıllık enflasyon bu düzeyi ile son 50 ayın en düşük seviyesini gördü. Söz konusu endeks, Kasım 2021'de yüzde 21.31 olarak kaydedilmişti Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) 12 aylık ortalamalara göre yüzde 33.98 artış gösterdi. Böylece, sözleşmesi 2026 Şubat'ta yenilenecek olan kira artışlarında zam tavanı yüzde 33.98 olarak belirlendi. Ocak ayı enflasyonunda en temel belirleyici gıda ve alkolsüz içecekler grubu oldu. Ocak'ta aylık yüzde 6.59 artan gıda grubunun enflasyona katkısı 1.61 puan olarak kaydedildi. Yüzde 5.29 artan ulaştırma grubu fiyatları, aylık enflasyona yüzde 0.88 katkı verdi. Yüzde 4.66 azalan giyim ve ayakkabı grubu fiyatlarının ise enflasyona etkisi 0.37 puan aşağı yönlü oldu. Yıllık enflasyona en büyük etki 7.82 puanla gıda ve alkolsüz içecekler, 6.74 puanla konut ve 4.64 puanla ulaştırma gruplarından geldi.
Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) Ocak'ta aylık yüzde 2.67 artarken, yıllık enflasyonu yüzde 0.50 puan azalışla yüzde 27.17'ye geriledi. Yİ-ÜFE 12 aylık ortalamalara göre yüzde 25.39 artış gösterdi.
"ARTIŞTAKİ ANA EĞİLİM DÖNEMSEL"
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) aylık fiyat gelişmeleri raporuna göre; yıllık enflasyon gıda ile alkol-tütün-altın gruplarında yükselirken, diğer ana gruplarda geriledi. Aylık fiyat artışında gıda ve hizmet grupları öne çıktı. Gıda grubu aylık enflasyonunda, başta sebze ve et kalemleri olmak üzere işlenmemiş gıdanın etkisi belirgin oldu. Ocak ayında hizmet grubunda aylık enflasyon, işgücü maliyetleri ile dönemsel fiyatlamanın ve geriye doğru endeksleme davranışının yüksek olduğu kalemler öncülüğünde bir önceki aya göre yükseldi. Hizmet grubunun yıllık enflasyonu ise 3.76 puan düşüş ile gerileme eğilimini sürdürdü. Bu dönemde yönetilen/yönlendirilen fiyat ve maktu vergi güncellemeleri, geçmiş yıllara kıyasla daha düşük bir oranda gerçekleşerek dezenflasyon sürecini destekledi. 2026 Ocak'ta tüketici enflasyonunun ana eğilimi döneme özgü yükseldi. Alkollü içecekler ve tütün grubunda maktu ÖTV güncellemesini takiben alkollü içecek fiyatlarında artış izlenirken, tütün grubunda vergi güncellemesinin etkisi şubat ayında gözlenecek.
ENFLASYON SEPETİ GÜNCELLENDİ
2026 Ocak'ta TÜFE'de tüketim sepeti sınıflaması ve baz yılı değiştirildi; endeksin ağırlık yapısı güncellendi. Hizmet sektörünün endeks içindeki payı 7.4 puan artışla yüzde 38.4'e çıkarken, malların ağırlığı yüzde 61.6'ya geriledi. "B" ve "C" göstergelerinin ağırlıkları ise sırasıyla 5.2 ve 4.5 puan arttı.
Güncellemeye göre, bu yıl sepete simit, yöresel peynirler, hazır pizzalar, hazır börekler, okul forması, bebek elbisesi, termos ve otomobil ekspertiz ücreti gibi 38 madde alındı. Kakao, ekmek hamuru (yufka), kravat, gazeteler ve tıraş malzemeleri gibi 30 ürün ise sepetten çıkarıldı.
TÜİK, Avrupa Komisyonu kararları doğrultusunda, üye ülkelerin tamamında zorunlu olarak Ocak 2026'dan itibaren TÜFE temel yılı, "2025=100" olarak güncellenmesi nedeniyle "2003=100" olan baz yılını "2025=100" olarak değiştirdi.
DIŞ TİCARET AÇIĞI 8.4 MİLYAR DOLAR
Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'nin mal ihracatı 2026 Ocak'ta aylık yüzde 3.9 azalışla 20 milyar 328 milyon dolar olurken, yüzde 0.03 artışla 28 milyar 681 milyon dolara yükselen ithalat yatay bir seyir izledi. Bu dönemde Türkiye'nin dış ticaret dengesi yüzde 11.2 artışla 8 milyar 352 milyon dolara yükseldi. Ocak ayı ihracat verileri Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe tarafından Ankara'da açıklandı. Ocak'ta ihracatın ithalatı karşılama oranı yıllık bazda 2.9 puan azalışla yüzde 70.9 oldu. Enerji ve altın verileri hariç tutulduğunda ise, ihracatın ithalatı karşılama oranı 6.3 puan azalarak yüzde 87.3 olarak gerçekleşti.
Son 12 ay yıllıklandırılmış mal ihracatı Ocak itibarıyla yüzde 3.7 artışla 272.5 milyar dolar, ithalatı yüzde 5.5 artışla 365.4 milyar dolar olurken, dış ticaret dengesi yüzde 11.1 artışla 92.85 milyar dolar açık verdi.
Türkiye'nin hizmet ihracatı Ocak'ta yıllık yüzde 5.5 artışla 8.1 milyar dolar olurken, son 12 aylık dönemde ise hizmet ihracatının 123.5 milyar dolara ulaşacağı öngörüldü.
Türkiye İhracatçılar Merkezi (TİM) verilerine göre Ocak'ta otomotiv 3.1 milyar dolarla ilk sırada yer aldı. Otomotivi, 2.3 milyar dolarla kimyevi maddeler ve 1 milyar 342 milyon dolarla elektrik-elektronik takip etti.
"AB'NİN MERCOSUR VE HİNDİSTAN STA'LARI OLUMSUZ YANSIR"
TİM Başkanı Mustafa Gültepe, 2026'ya 282 milyar dolarlık mal, 128 milyar dolarlık hizmet ihracatı olmak üzere 410 milyar dolarlık bir hedefle başladıklarını hatırlattı. Hedefe ulaşmak için mal ihracatını 9 milyar dolar, hizmet ihracatını ise 6 milyar dolar artırmak gerektiğini belirten Gültepe, şunları söyledi:
"Oysa bizim orta ve uzun vadeli hedeflerimiz için daha fazlasını yapabilmemiz gerekiyor. Ancak son üç yılı çok sınırlı artışlarla tamamlayabildik. Dahası ihracatçıların yükü giderek ağırlaşıyor. Küresel arenada da işler yolunda gitmiyor. Jeopolitik riskler artıyor, korumacılık duvarları örülüyor, pazara giriş şartları ağırlaşıyor. En büyük pazarımız Avrupa Birliği (AB), ticarette yeni ortaklıkların temellerini atıyor. AB önce Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR) üyesi Güney Amerika ülkeleriyle Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzaladı. Hemen sonrasında Hindistan'la STA yaptı. Bu iki anlaşmanın orta ve uzun vadede bize mutlaka olumsuz yansımaları olacak. Sadece Avrupa'da pazar kaybetmekle kalmayacağız. Hindistan ve Güney Amerika menşeli ürünlerin AB üzerinden Türkiye'ye gümrüksüz girişinin önü açılacak. Özellikle hazır giyim, otomotiv, mücevher, iklimlendirme, deri ve makine gibi sektörlerimiz olumsuz etkilenecek. Bizim de bir şeyler yapmamız gerekiyor. Gümrük Birliği'nin (GB) güncellenmesi dahil benzer iş birlikleri için girişimlerimizi hızlandırmalıyız."
"2026'DA DIŞ TİCARET DENGESİ ZORLU TABLO ÇİZEBİLİR"
Ekonomistler de GB anlaşmasının güncellenmesi gerektiğine, AB'nin yaptığı STA anlaşmalarının etkilerine dikkat çekiyor. Atılım Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Cansızlar, 2026 Ocak dış ticaret verilerinin, küresel talepteki yavaşlamanın etkilerini yansıttığını vurgulayarak, küresel talep yavaşlaması ve jeopolitik gerginliklerin ihracatı baskıladığını dile getirdi. Cansızlar, "ABD-Çin ticaret savaşı, olası ABD tarifeleri gibi küresel kutuplaşmalar, AB'nin yeni Serbest Ticaret Anlaşmaları, Türkiye'nin AB Gümrük Birliği anlaşması, jeopolitik gelişmeler ve küresel talep yavaşlaması dikkate alındığında, 2026'da dış ticaret dengesi zorlu bir tablo çizebilir. Yeni hikaye için strateji: Pazar çeşitlendirme (Afrika/Asya), GB revizyonu, yüksek katma değerli/teknoloji ihracatına odak, yerli enerji artışı ve e-ihracat teşviki. Bu adımlar açığı yüzde 10-15 azaltabilir" dedi.
"GB'NİN GÜNCELLENMESİ ELZEM"
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çetinkaya ise, İhracattaki düşüşün Ocak performansını zayıflatırken, ithalatın yatay seyrinin dış ticaret açığını büyüttüğünü kaydetti. Son 12 ayda ihracat artmaya devam etse de ithalat daha hızlı ilerlediği için dış denge tarafında kalıcı bir iyileşme sinyalinin henüz güçlü olmadığını vurgulayan Çetinkaya, "ABD ile Çin arasındaki doğrudan ticaret daralırken, tedarik zincirleri ASEAN, AB ve diğer ara bölgeler üzerinden yeniden kurgulanıyor. Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan kapsamlı serbest ticaret anlaşması, sadece iki tarafı değil, Türkiye'nin sanayisini ve rekabet gücünü de etkiyecektir. GB'nin güncellenmesi elzemdir. AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları, AB pazarını dönüştürürken Türkiye'yi de fiilen etkiliyor" diye konuştu.
İMALAT SANAYİNDE BOZULMA SÜRÜYOR
Geçen hafta İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) verileri de açıklandı. Buna göre, Türkiye İmalat PMI, 2026 Ocak'ta 0.8 puan düşüşle 48.1 düzeyinde gerçekleşti. Endeks, üst üste 22'nci ay 50 eşik değerinin altında kaldı ve imalat sektörünün genel performansında aylık bazda ılımlı bir bozulmaya işaret etti. İmalatçılar 2026 Ocak ayı itibarıyla talep koşullarının zayıf seyrettiğini belirtti. Bu durum yeni siparişlerde yavaşlamanın devam etmesine yol açtı.
REFORMLAR HIZLANACAK"
Küresel ekonomik gelişmeler ve etkilerinin değerlendirildiği yılın ikinci Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısında, dezenflasyon süreci başarıyla sürerken enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin devam ettiği vurgulandı. Enflasyonla mücadelede uygulanan talep yönlü politikaların; gıda, sosyal konut, lojistik, enerji ve beşeri sermayeye yönelik arz yönlü politikalarla desteklendiğine dikkat çekilen açıklamada, "Arz yönlü politikalarımız enflasyonla mücadeleye katkı sağlarken sürdürülebilir büyümeyi ve rekabet gücünü desteklemektedir" denildi. 2 Şubat'ta gerçekleştirilen EKK toplantısı sonrasında yapılan açıklamada, "2026'da kritik alanlarda hayata geçireceğimiz reformlarla verimliliğin ve rekabet gücünün artırılması temel önceliklerimiz arasında yer alacaktır. Yeşil ve dijital dönüşüm, kalkınma politikalarımızın odağını oluşturmaya devam edecektir.
Korumacı politikaların arttığı bir ortamda başta Avrupa Birliği olmak üzere ticaret ortaklarımızla ilişkilerimizi güçlendirecek, ürün ve pazar çeşitliliği ile sanayimizin teknolojik dönüşümü hızlandırılarak katma değerli üretim ve ihracatı artıracağız" ifadelerine yer verildi.
Prof. Dr. Doğan CANSIZLAR / Atılım Üniversitesi Öğretim Üyesi
"Yapısal ve dönemsel maliyet baskılarının etkisi büyük"
Ocak 2026'da yüzde 4.84 olarak gerçekleşen aylık enflasyon, yıla katı bir başlangıç yapıldığını gösteriyor. Yıllık enflasyon ise baz etkisiyle sınırlı bir gerileme kaydederek yüzde 30.65 seviyesine indi. Orta Vadeli Program'da (OVP) yüzde 16 olarak öngörülen yıllık TÜFE enflasyonu hedefinin neredeyse üçte biri şimdiden gerçekleşmiş oldu. OVP hedefinin tutabilmesi için yılın kalan 11 aylık döneminde aylık ortalama enflasyonun yüzde 0.92 düzeyinde kalması gerekiyor ki bu pek mümkün görünmüyor. Enflasyonun yüksek çıkmasının nedenleri; yeniden değerleme çerçevesinde vergi-harç güncellemeleri, asgari ücret artışı, yönetilen/yönlendirilen fiyatlar-ulaştırma, eğitim, sağlık vb. yeni yıl zamları, gıda fiyatlarındaki sıçrama (yüzde 6.59 artış), mevsimsel etkiler, sepet/baz yılı güncellemesi. Ocak verisinin yüksekliği, sepet güncellemesinden daha çok yapısal ve dönemsel maliyet baskılarına işaret ediyor. Beklentilerin tam kırılmamış olması nedeniyle firmalar maliyet+ beklenen enflasyon ile fiyatlıyor. Ocak ayı, genelde 'fiyat belirleme' ayı gibi çalışıyor. Enflasyonun 2026 Şubat ve Mart aylarında aylık bazda görece daha ılımlı ivme kaybetmesi beklenebilir ancak çok hızlı düşüş beklemek gerçekçi değil. Gerçek rahatlama sinyali 2026 Nisan-Mayıs döneminde başlayabilir. Enflasyonun yıl sonuna doğru seyri de yıllık yüzde 25 civarı olabilir.
Ocak ayı verisindeki sapma nedeniyle, TCMB'nin enflasyon raporunda yüzde 16'lık orta nokta hedefini korusa bile tahmin bandının üst sınırına (yüzde 19) yaklaşma vurgusu yapması muhtemel. Ocak ayında faizi yüzde 38'den yüzde 37'ye çeken TCMB, Mart' da 'bekle-gör' moduna geçebilir. Ocak verisinin yüksekliği, faiz indirim döngüsünde aceleci davranılmayacağının sinyali olarak okunabilir.
Ayşe ÖZDEN / Aks Araştırma Kurucusu ve Baş Ekonomisti
"Yıllık enflasyonda geçici dalgalanmalar görülebilir"
Ocak ayı verileri, dezenflasyon sürecinin bittiğine değil, bu sürecin pürüzsüz ve doğrusal ilerlemediğine işaret ediyor. Ocak ayındaki 100 baz puanlık faiz indirimi, sürece duyulan güvenin ölçülü bir yansımasıydı. Bu adımı reel sektörün nakit akışına küçük bir nefes aralığı açma hamlesi olarak okumak daha sağlıklı. Yüksek gelen Ocak verisi ise, para politikasında yeni adımlar için acele edilmemesi gerektiğini net biçimde ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde sabır ve veriye bağlılık kavramları merkezde kalmaya devam edecektir.
Önümüzdeki aylarda yıllık enflasyonda geçici dalgalanmalar görülebilir. Şubat ve Mart aylarında baz etkisinin henüz tam olarak çalışmaması, yıllık oranlarda geçici bir yukarı yönlü hareket yaratabilir. Ancak yılın ilerleyen dönemlerinde, bu etkinin devreye girmesiyle birlikte daha dengeli bir görünüm oluşması mümkün. Eğer aylık artışlar yüzde 3 ve üzerinde kalıcılık gösterirse, TCMB'nin Mart ayındaki PPK toplantısında daha temkinli bir duruş sergilemesi, indirim adımlarını küçültmesi veya bir süreliğine duraksaması şaşırtıcı olmayacaktır. Buna karşılık, aylık enflasyonun yeniden yüzde 2 seviyelerine doğru gerilemesi halinde, yıl sonuna ilişkin yüzde 24-25 bandında bir çerçeve çizmek mümkün hale gelebilir.
Öte yandan, talebi sınırlamak amacıyla atılan adımlar oldukça hassas bir zeminde ilerliyor. Türkiye'de kredi kartı, gelişmiş ülkelerdeki gibi yalnızca tüketimi öne çeken bir araç değil, hanehalkının eğitimden sağlığa uzanan zorunlu harcamalarını yönettiği bir likidite mekanizması. Bu kanalda yapılan sıkılaştırma, ekonomiyi soğutmaktan çok orta sınıfın finansal dengesini zorlayabilir. Sert ve ayrıştırılmamış düzenlemeler, talepten ziyade nakit döngüsünü bozma riski taşıyor.
Prof. Dr. Murat ÇETİNKAYA / Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi
"TCMB'nin agresif indirim beklentisi zayıflıyor"
Ocak ayında beklentilerin üzerinde bir enflasyon gerçekleşti. Ocak ayına özgü bu yüksek açılış etkisi, yılın ilk döneminde enflasyon görünümünün beklenenden daha güçlü seyretmesine yol açtı. Ocak ayı enflasyonist bir aydır; yılın başında yönetilen/yönlendirilen fiyatlara ve ücret ayarlamalarına bağlı güncellemeler, ilk ay enflasyonunun çoğu zaman yüksek gerçekleşmesine neden olur. Buna ek olarak, gıda fiyatlarındaki süregelen artış eğilimi de enflasyon görünümünü yukarı yönlü beslemektedir. TCMB Blog yazısında bu sorunun cevabı verildi; endeksin ağırlık yapısındaki değişikliğin Ocak ayı enflasyonuna etkisi yaklaşık 0.1 puan azaltıcı yönde oldu. Hedef yüzde 19 ve politika yapıcıları bu orana odaklanmış gözüküyor. Şubat ayında da enflasyon yüzde 2'lerin üzerinde gelebilir hatta yıllık tarafta da bir artış ortaya çıkabilir. Mart'la birlikte dezenflasyon sürecinin devam edeceğini, enflasyonun yıl sonu yüzde 22'ler seviyesinde gerçekleşeceğini düşünüyorum. Ocak enflasyonunun yüksek gelmesi ve Şubat için beklentilerin de yukarıda seyretmesi, TCMB'nin 12 Şubat'taki enflasyon raporu toplantısında 'rahatlama' mesajı vermesini zorlaştırıyor. Bu yüzden en olası hamle, faizden çok iletişim tarafında: Dezenflasyon sürecinin sürdüğü vurgulanırken, yukarı yönlü risklerin ve beklenti yönetimi öne çıkarılabilir. Tahmin aralığı ve hedeflerde köklü bir güncelleme yerine, bandı koruyup risk dengesini yukarı yönlü tarif etmek daha muhtemel; ancak Ocak-Şubat birlikte beklentileri belirgin bozuyorsa sınırlı bir yukarı revizyon ihtimali de masada olur. Bu görünüm, 12 Mart'taki faiz toplantısı için de indirimlerde hızlanma değil temkin sinyali veriyor: TCMB'nin sınırlı bir adımla ilerlemesi olasılığı artarken, daha agresif indirim beklentisi zayıflıyor.