Enflasyonu en çok kadınlar hissediyor

Enflasyon beklentileri piyasa katılımcıları ve reel sektörde gerilemeyi sürdürürken, hanehalkında ise değişmedi. Enflasyonu en çok kadınlar ve 55 yaş üstü nüfus hissetti. Aylık ortalama geliri asgari ücret ve altında olanların 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi yüzde 50.9 düzeyinde gerçekleşti.
04.03.2026 12:19 GÜNCELLEME : 05.03.2026 00:01

HÜLYA GENÇ SERTKAYA / Enflasyon beklentileri piyasa katılımcıları ve reel sektörde gerilemeye devam ederken, hanehalkında yatay seyretti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, 2026 Şubat'ta 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri bir önceki aya göre, piyasa katılımcıları için 0.10 puan azalarak yüzde 22.10, reel sektör için 0.90 puan azalarak yüzde 32'ye gerilerken, hanehalkı için değişmeyerek yüzde 48.81 seviyesinde gerçekleşti. TCMB verilerine göre, gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranı 2026 Şubat'ta aylık 4.63 puan azalarak yüzde 20.33 oldu.

Sektörel enflasyon beklentileri; TCMB'nin piyasa katılımcıları anketi, iktisadi yönelim anketi ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) iş birliğiyle yürütülen hanehalkı beklenti anketi ile finansal ve reel sektör uzmanlarının, imalat sanayi firmalarının ve hanehalkının 12 ay sonrası yıllık tüketici enflasyonu beklentileri derlenerek elde edildi. Bilindiği üzere, 2026 Ocak verisi itibarıyla TCMB'nin sektörel enflasyon beklentilerinin hesaplanmasında kullanılan tüketici eğilim anketinin yerini hanehalkı beklenti anketi aldı. Hanehalkı beklenti anketinin fiyat seviyesi yerine doğrudan tüketici enflasyonuna odaklanan soru yapısı ve önceki aya ait yıllık enflasyon bilgisinin katılımcılarla paylaşılması, beklentilerin daha net bir referans çerçevesinde oluşmasına katkı sağlıyor. Yeni veri kaynağının kullanılmasıyla birlikte, hanehalkının 12 ay sonrası enflasyon beklentileri ocak ve şubat aylarında tüketici eğilim anketine kıyasla sırasıyla 3.3 ve 2.3 puan daha düşük olarak ölçülüyor.

"ORANLAR HALA YÜKSEK"

İstanbul Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Ferman, sektörlerin enflasyon beklentilerinin bir önceki aya göre gerilemekle birlikte düzeylerinin hala yüksek olduğunu vurguladı. Ferman, Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi'nin (BETAM) yayınladığı Şubat 2026 anketinde bir yıl sonrası için hanehalkının enflasyon beklentilerinin aylık 4.5 puan azalışla yüzde 50.8 olduğunu belirtti. Hanehalkının ancak üçte birinin bir yıl sonrasında enflasyonun düşeceğine inandığını dile getiren Ferman, "Özellikle öğrenciler, gençler enflasyonu daha yüksek algılıyor" ifadelerini kullandı.

KADINLAR DAHA KARAMSAR

Şimdi de, TCMB'nin hanehalkının enflasyon, döviz kuru, konut fiyatları ve yatırım eğilimlerini daha kapsamlı analiz etmek amacıyla yayınlamaya başladığı hanehalkı beklenti anketine bir göz atalım. 3 bin 217 hanehalkı tarafından yanıtlanan anket sonuçlarına göre, 2026 Şubat'ta yüzde 48.81 düzeyinde belirlenen hanehalkının 12 ay sonrası enflasyon beklentisi, erkeklerde yüzde 46.2, kadınlarda yüzde 52.2 oldu. Enflasyon beklentileri, 55 yaş üzerinde yüzde 49.3 olurken, 18-39 yaş grubunda yüzde 48.7, 40-54 yaş grubunda yüzde 48.6 düzeyinde belirlendi. Enflasyon beklentilerinde en karamsar grubu asgari ücret ve altı geliri olanlar oluşturdu. Bu grubun 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 50.9 olurken, bu beklenti bir ile iki asgari ücret arası geliri olan hanelerde yüzde 49.6, iki asgari ücret ve üzerinde geliri olan hanelerde yüzde 46.3 düzeyinde belirlendi.

Şubat'ta, hanehalkının, son bir yıl içinde fiyatlarının en çok arttığını değerlendirdiği ve gelecek 12 ay için fiyatlarının en çok artmasını beklediği ürün/hizmet grupları "gıda" ile "yakıt ve enerji" oldu. Gıdayı, fiyatı en çok artan ürün grupları arasında değerlendiren katılımcıların payı bir önceki aya göre 0.2 puan azalarak yüzde 41.1 olarak belirlendi. Gelecek 12 ay sonunda konut fiyatlarındaki artış beklentisi bir önceki aya göre 3.82 puan azalarak yüzde 35.41 düzeyinde gerçekleşti. 12 ay sonrası dolar kuru beklentisi bir önceki aya göre 0.71 lira azalarak 51.56 lira oldu. Katılımcıların yatırım tercihleri değerlendirildiğinde, ilk sırada yer alan "altın alırım" diyen katılımcıların oranı, bir önceki aya göre 2.7 puan artarak yüzde 55.5 olarak belirlendi. İkinci sırada yer alan "ev/dükkan/arsa vb. alırım" diyen katılımcıların oranı 1.2 puan azalarak yüzde 30 olarak gerçekleşti.

"SEPET AĞIRLIKLARI GÖZDEN GEÇİRİLMELİ"

Prof. Dr. Ferman, Merkez Bankası'nın, orta vadeli enflasyon eğilimini görebilmek için hanehalkı beklentilerine yönelik yaptığı yeni modellemenin enflasyon ölçümü konusunda yeni bir sayfa açmadığının altını çizdi. Geniş kapsamlı yeni anket ile birlikte; tüketici fiyat endeksi (TÜFE) sepetindeki ağırlıkların da yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Ferman, "Merkez Bankası'nın özellikle kira, gıda gibi kalemlerde gerçek günlük hayat ve Türk halkının yaşam profiline daha fazla uyan bir ağırlıklandırma sistemine geçmesi gerekiyor" diye konuştu.

Hanehalkı beklenti anketine yönelik Merkezin Güncesi'nde yer alan analizde, anketin yenilikçi yönlerinden birinin katılımcılara beklentilerinin mevcut verilere ilişkin ön bilgilendirme yapılarak sorulması olduğunun yer aldığına dikkat çeken Ferman, bilgi tedavisi kavramının biraz sorunlu olduğunun altını çizdi. Ferman, "Soruyu sormadan evvel deneklere, mevcut durum ve ölçülmesi istenilen konuyla ilgili bilgi veriliyor. Bu temelde doğru bir yaklaşım olmakla beraber aslında yönlendirici ve subjektiviteye kayıcı bir yapıdır da. O nedenle anketörlerin yönlendirici olmaması önemli" dedi.

Merkez Bankası'nın hane halkı beklenti anketinde yatırım tercihleriyle ilgili bir açılım olduğuna dikkat çeken Ferman, burada hanehalkının yüzde 55.5'inin altını, yüzde 30'unun ise konutu yatırım için tercih ettiğini söylemesinin dikkat çekici olduğunu kaydetti. Ferman, "Bunların hepsi enflasyon beklentisi çerçevesinde prim yapan yatırımlardır. Buradan da anlıyoruz ki vatandaşın beklenti yönetimi bakımından enflasyonla ilgili algılarında bir görece iyileşme olmakla beraber, beklenti setinde bir düzelme yok" şeklinde konuştu.

EKONOMİK GÜVEN ARTIŞTA

Ekonomik güven endeksi 2026 Şubat'ta yüzde 1.4 artarak 100.7 değerini altı. TÜİK verilerine göre ekonomik güven endeksi Ocak ayında yüzde 99.4 düzeyindeydi.

2026 Şubat'ta, bir önceki aya göre tüketici güven endeksi yüzde 2.3 artışla 85.7, reel kesim güven endeksi yüzde 1.1 artışla 104.1 değerini altı.

TÜİK verilerine göre, mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi 2026 Şubat'ta bir önceki aya göre; hizmet sektöründe aynı düzeyde kalarak 113.8, perakende ticaret sektöründe yüzde 2.9 artarak 115.9 ve inşaat sektöründe yüzde 2.1 azalarak 83.9 değerini aldı.

Ocak ayı dış ticaret verileri de açıklandı. Türkiye'nin ihracatı 2026 yılı Ocak'ta aylık yüzde 4 azalışla 20 milyar 315 milyon dolar oldu. TÜİK ile Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre, 2026 Ocak'ta ithalat yüzde 0.1 artışla 28 milyar 695 milyon dolar olurken, dış ticaret dengesi yüzde 11.6 artışla 8 milyar 380 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti. İhracatın ithalatı karşılama oranı yıllık yüzde 3 azalışla yüzde 70.8 oldu. Öte yandan Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) geçici dış ticaret verilerini 3 Mart'ta Ordu'da açıklayacak.

"BİR KABUK DEĞİŞİMİNE İHTİYAÇ VAR"

İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, Türkiye'nin ihracatında Avrupa Birliği'nin (AB) yüzde 42'lik payla en yüksek kısmı oluşturduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:

"Ancak Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), Made in Europe, Güney Amerika ülkeleriyle Mercosur üzerinden varılan serbest ticaret anlaşması, Hindistan ile neredeyse tamamlanma aşamasına gelen serbest ticaret görüşmeleri ve diğer taraftan da durgunluk içerisindeki Avrupa ülkelerindeki düşen talebi hesaba kattığınızda Türkiye'nin dış ticaretinde kendisine yeni bölgeler, partnerler, pazarlar ve ürünler bulması gerekiyor. Türk sanayinin daha yüksek katma değerli ürünler üretmesi, Çin başta olmak üzere belli alanlarda farklı ülkelerle ortak yatırımların artırılması önem taşıyor. Öte yandan Latin Amerika, Asya Pasifik, Afrika geneli ve Balkanlar'da yeni pazar, yeni ürün olanaklarının yaratılması konusunda daha hareketli olunması gerekiyor. Çünkü mevcuttaki pazarların, ürünlerin, serbest ticaret anlaşmalarının büyük ölçüde anlamını yitirdiği ve yenilenmesi gerektiği bir dönemden geçiyoruz. Türkiye sanayisinin ve dış ticaretinin kabuk değişimine ihtiyacı var."

ENFLASYON VE BÜYÜME AÇIKLANACAK

2 Mart'ta Türkiye ekonomisinin 2025 yılı büyüme performansı, 3 Mart'ta ise şubat ayı enflasyonu belli olacak. Orta Vadeli Program'da Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yüzde 3.3 büyümesi hedefleniyordu. Türkiye ekonomisi 2025'in üç çeyreklik (9 ay) döneminde yüzde 3.7 büyümüştü. TÜİK, 3 Mart'ta ise 2026 Şubat enflasyon verilerini açıklayacak. 2026 Ocak'ta TÜFE aylık yüzde 4.84 artarken, yıllık enflasyon yüzde 30.65 düzeyinde gerçekleşmişti. Piyasa katılımcıları anketinde katılımcıların şubat ayı TÜFE yüzde 2.54 düzeyinde gerçekleşmişti. Ahlatcı Portföy Genel Müdürü Tonguç Erbaş, 2026 Şubat'ta TÜFE beklentisini aylık yüzde 2.5, yıllık yüzde 30.94 olarak ifade etti. TCMB'nin 12 Mart'taki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında 100 baz puan indirim beklentisini dillendiren Erbaş, "Dönemsel GSYH büyümesi ise 2025 yılının dördüncü çeyrekte yüzde 3.5, yıllık yüzde 3.65 civarı olabilir" dedi.

Aks Araştırma Kurucusu ve Baş Ekonomisti Ayşe Özden ise, Şubat ayına ilişkin enflasyon beklentisinin aylık bazda yüzde 3.1 ve yıllık bazda ise yüzde 31.6 seviyesinde olduğunu söyledi. Yılın ilk çeyreğinde gözlenen yüksek aylık enflasyon gerçekleşmelerine rağmen, para politikasında kademeli normalleşme sürecinin devam edeceği görüşünü paylaşan Özden, "Bu çerçevede, Merkez Bankası'nın Mart ayındaki PPK toplantısında politika faizinde 50 baz puanlık bir indirim yapmasını bekliyorum. Büyüme tarafında ise 2025 yılının son çeyreğinde yıllık bazda yüzde 3'lük bir büyüme öngörürken, 2025 yılının tamamı için büyüme beklentimiz yüzde 3.5 seviyesinde" diye konuştu.

3. Göz Danışmanlık CEO'su Hikmet Baydar da, 2026 Şubat'ta TÜFE'de aylık yüzde 2.70, yıllık yüzde 31 artış beklediğini dile getirerek, TCMB'nin 12 Mart'taki PPK toplantısında faiz indirimini pas geçebileceğini ifade etti. Baydar, "Büyüme konusunda da uygulanan sıkı para politikası nedeniyle düşük gelen kapasite kullanım ve sanayi verilerini dikkate alarak 2025'te yüzde 3.9 civarında bir büyüme olabilir diye düşünüyoruz. 2026 yılında ise büyümenin, seçim öncesi dönemde para politikasında gevşeme olabilme ihtimalini dikkate alarak yüzde 4'ün üzerinde olabileceğini öngörüyoruz" şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Erhan ASLANOĞLU / İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi

"TCMB faiz indirimine küçük adımlarla devam eder"

TCMB'nin hanehalkı beklenti anketi yayınlaması, gidişatı okumak adına çok değerli. Bu ankette hanehalklarının enflasyon konusunda çok bilgilendirildiğini, ancak 12 ay sonrası için enflasyon beklentilerinin çok değişmediğini görüyoruz. Dolayısıyla hanelerin enflasyonu hala yüksek hissettiğini bize gösteriyor bu anket. Hanelerin en çok artış beklediği kalemler gıda, yakıt ve enerji, otel, lokanta vb. hizmetler, kiralar, eğitim… Bu sonuçlar, hanelerin enflasyonda hangi kalemlerden en çok etkilendiklerini de ortaya koyuyor. Tasarruf eğilimi olarak altın ve konutun payının yüksek seyretmesi de, dolaylı yoldan bir dolarizasyon işareti de veriyor. Şubat ayı TÜFE beklentim yüzde 2.7 düzeyinde. Genel anlamda aylık enflasyonun yüzde 1.5'lere gerilemesinin Haziran'a kadar çok kolay olmayacağı kanaatindeyim. TCMB'den gelen açıklamalar enflasyonun Mart'tan sonra ineceğine vurgu yapıyor. Dolayısıyla TCMB'nin faiz indirim patikasına küçük adımlarla devam edeceğini tahmin ediyorum. Şu anda 100 baz puan indirime gidilir gibi görünüyor. Şubat ayı enflasyonu, beklentilerin çok üzerinde gelirse politika faiz indirimi 50 baz puana da gerileyebilir. Küresel çok büyük riskler ortaya çıkmazsa, indirimler önümüzdeki dönemde küçük adımlarla devam eder. Türkiye ekonomisine yönelik 2025 yılı büyüme tahminim yüzde 3.4 civarında. 2026 yılına ilişkin büyüme beklentim ise (iç talep kaynaklı) yüzde 4.5 civarı. Türkiye'nin dış ticaret açığı ve cari açığı yönetilebilir seviyede. TCMB'nin rezervinin yüksek olması da bu yönetilebilirliği destekliyor. Ekonomik güven endeksinde yatay bir seyir bekliyorum.

***Prof. Dr. Sinan ALÇIN / İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Şubat ayı enflasyonu, faiz indiriminin büyüklüğünü belirleyecek"

Şubat ayında piyasa beklentilerinin üzerinde bir enflasyon oranı görebiliriz. 2026'yı yüzde 25 civarı enflasyon ile kapatabiliriz. Önümüzdeki aylarda, TÜİK'in yeni yılla birlikte sepet içerisindeki mal hizmet ağırlıklarını değiştirmesi nedeniyle hane halkı, reel kesim ve piyasa katılımcılarının enflasyon beklentileri arasındaki makasın biraz daha açılabileceğini düşünüyorum. Önümüzdeki süreçte enflasyonun seyri biraz da seçimlerin 2027 yılına çekilip çekilmeyeceğine bağlı olacak. Eğer erken seçim senaryosu masaya gelirse, o zaman 2026 yılı ikinci çeyreğinden itibaren bir mali genişleme süreci yaşanabilir. Öte yandan sektörlerdeki durgunluk, TCMB'yi politika faizini düşürme konusunda daha fazla motive ediyor. Dolayısıyla TCMB'nin 12 Mart'taki PPK toplantısında politika faizini indirmeye devam edeceğini düşünüyorum. İndirimin oranı, Şubat ayı enflasyonunun düzeyi ile ilgili olacak. Türkiye ekonomisinin 2025'te beklentilere paralel büyüyeceğini söylemek yanlış olmaz. 2024 yılı ve 2025 yılının ilk üç çeyreğinde büyümenin kompozisyonu içerisinde inşaatın ağırlığı dikkat çekici. Ancak, büyümenin kompozisyonunda, sanayi ve tarımın hak ettiği nispette artış göstermesi gerekiyor. Özellikle sanayideki durgunluk, aşılması gereken bir problem. Dolayısıyla oransal düzeyde beklentileri aşan ölçüde bir büyüme ortaya çıkabilir ama kompozisyon açısından değerlendirdiğimizde sanayi ve tarımın kendisine daha fazla yer bulunması beklenir.

Prof. Dr. Murat FERMAN / İstanbul Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Ramazan ayı etkisi şubat ve mart ayı enflasyonlarında hissedilir"

Ocak ayında beklentilerin üzerindeki manşet enflasyon, şubat ve mart ayına devredilen enflasyon stoku üzerinde ilave yük getirdi. Ramazan ayı etkisi de şubat ve mart ayı enflasyonlarını etkileyecek. Dolayısıyla ocakta hız kazanan enflasyon alt kırımları, Ramazan ayı etkisiyle şubat ayında yüzde 3'ün üzerine çıkacak. Şubat ayında yüzde 3.5'in altındaki her türlü gerçekleşme iyimser tarafta olacak. Ama biz TÜİK mantığına göre, şubat ayında yüzde 3.4 enflasyon bekliyoruz. Ramazan etkisinin şubat ayındaki payını 0.8 olarak görüyorum. Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nin 15 günlük fiyat artışı ve Tüketici Birliği Federasyonu'nun enflasyon endeks sepeti de benzer sonuçları veriyor. 15 günde yüzde 38'lik artış olmuş belirli kalemlerde. Bu da her türlü tedbire rağmen Ramazan etkisinin özellikle gıda ağırlıklı hala sürdüğünü gösteriyor. 12 Mart'taki PPK toplantısında, Merkez Bankası'nın sektörel görünüm raporunda da belirttiği gibi; faiz indirim nefesinin daraldığı görülüyor. Özellikle IMF'nin son tespiti çok çarpıcı: Bırakın faiz indirimini yüzde 48'e kadar faizin çıkartılması gerekliğine işaret ediyor. Öte yandan, 2025 yılının son çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yüzde 3.4 civarında büyümesini bekliyorum.

BİZE ULAŞIN