Faiz indirimine “savaş” molası

TCMB, dokuz ay sonra faiz indirimine ara verdi. Politika faizi oranını yüzde 37’de sabit tutan TCMB, jeopolitik gelişmelerin belirsizlikleri artırdığını vurguladı. Küresel risk iştahında bozulma ve enerji fiyatlarında yükselişe dikkat çeken TCMB, jeopolitik gelişmelerin enflasyona etkilerini yakın takibe aldı.
18.03.2026 11:12 GÜNCELLEME : 19.03.2026 00:01

HÜLYA GENÇ SERTKAYA / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), dokuz ay aranın ardından politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranında değişikliğe gitmeyerek, yüzde 37'de sabit tuttu.12 Mart'ta toplanan Para Politikası Kurulu'nda (PPK), Merkez Bankası gecelik borç verme faiz oranını yüzde 40'ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35.5'te sabit bıraktı. PPK toplantısından sonra yayımladığı karar metninde; enflasyonun ana eğiliminin şubat ayında yataya yakın seyrettiğine dikkat çeken TCMB, jeopolitik gelişmeler neticesinde belirsizliklerin arttığını, küresel risk iştahında bozulma ve enerji fiyatlarında yükseliş gözlendiğinin altını çizdi. Söz konusu unsurların enflasyon görünümü üzerinde oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla sıkı para politikasını destekleyici kararlar ve eşgüdüm dahilinde mali tedbirler alındığına işaret eden TCMB, "Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir" ifadelerini kullandı.

TCMB, PPK'nın politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyeceğinin altını çizdi. Para politikası kararlarının enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alındığına işaret eden TCMB, son dönemdeki gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşunun sıkılaştırılacağını kaydetti.

"22 NİSAN'DAKİ TOPLANTI KRİTİK"

TCMB'nin beklentilere paralel şekilde politika faizini sabit bıraktığını belirten Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Demirhan, karar metninin temkinli duruşun korunduğuna işaret ettiğini söyledi. Faiz kararı öncesinde 2026 Şubat'ta yıllık enflasyonda sınırlı da olsa artış görüldüğüne dikkat çeken Demirhan, "Mart ayı başında 1 hafta vadeli repo ihalelerine ara verilerek finansal koşullara ek sıkılık getirilmişti. İçeride enflasyon görünümünde belirgin bir bozulma olmasa da risklerin tamamen ortadan kalktığını söylemek zor. Bu tabloya İran savaşı da eklendi. Özellikle savaşın enerji fiyatlarını yukarı çekmesi, enflasyon cephesinde yukarı yönlü riskleri artırıyor. Takvim açısından, bir sonraki PPK toplantısı 22 Nisan'da. Mayıs ayında ise toplantı olmayacak. TCMB'nin 22 Nisan'daki toplantısı kritik önem taşıyor. Nisan'da alınacak karar, büyük ölçüde mart ayı enflasyon verisi ile savaşın süre ve kapsamına bağlı olacak. Bu iki parametrede belirgin bir kötüleşme görülmezse, nisan ayında faiz indirimlerine yeniden başlanması mümkün. Aksi bir senaryoda ise faiz indirimi beklentisinin Haziran ayına ötelenmesi daha olası" diye konuştu.

TÜRKİYE'NİN OCAK AYI CARİ AÇIĞI 6.8 MİLYAR DOLAR

Türkiye'nin cari işlemler hesabı 2026 Ocak'ta 6 milyar 807 milyon dolar açık kaydetti. TCMB verilerine göre, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 1 milyar 228 milyon dolar açık verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 6 milyar 967 milyon dolar olarak gerçekleşti. Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler bu ay, 2 milyar 639 milyon dolar seviyesinde gerçekleşmiş olup, bu kalem altında taşımacılık hizmetleri ve seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler sırasıyla 1 milyar 687 milyon dolar ve 2 milyar 471 milyon dolar oldu.

Yıllıklandırılmış verilere göre, 2026 Ocak'ta cari açık yaklaşık 32.9 milyar dolar olurken, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret dengesi de 71.2 milyar dolar açık verdi. Ocak ayında doğrudan yatırımlar kaynaklı net girişler 22 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, portföy yatırımları 8 milyar 392 milyon dolar tutarında net giriş kaydetti. Resmi rezervlerde 2026 Ocak'ta 11 milyar 996 milyon doları net artış oldu. Ocak ayında, net hata noksan kaleminde ise 1.23 milyar dolar kaynağı belirsiz para çıkışı yaşandı. 2026-2028 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program'da (OVP) 2026 yılı sonu cari açık tahmini 22.3 milyar dolar düzeyindeydi.

MART AYI ENFLASYON BEKLENTİSİ YÜZDE 2.18

TCMB'nin reel sektör ve finansal sektör temsilcilerinden oluşan 67 katılımcı tarafından yanıtlanan piyasa katılımcıları anketinde, katılımcıların yıl sonu cari açık beklentisi 31.6 milyar dolar oldu. Piyasa katılımcıları anketine göre, katılımcıların mart ayı tüketici enflasyonu beklentisi yüzde 2.18 olarak kaydedildi. Katılımcıların 2026 yılı sonu tüketici enflasyonu beklentisi bir önceki aya göre yüzde 24.11'den yüzde 25.38'e çıktı. Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (dolar/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 51,09 lira iken, bu anket döneminde 50,97 lira oldu.

Katılımcıların GSYH 2026 yılı büyüme beklentisi aylık bazda yüzde 3.9'dan yüzde 3.8'e gerilerken, 2027 yılı büyüme beklentisi ise değişmeyerek yüzde 4.3 düzeyinde gerçekleşti.

SANAYİ ÜRETİMİ GERİLEDİ

Büyümenin öncü göstergelerinden sanayi üretim endeksi 2026 yılına gerilemeyle başladı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, sanayi üretim endeksi yıllık yüzde 1.8, aylık yüzde 2.8 azaldı. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2026 Ocak'ta madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi yıllık yüzde 2.8, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2.5 azaldı, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi dağıtımı sektörü endeksi yüzde 5.6 arttı. Ocak ayında yüksek teknoloji üretimi aylık yüzde 5.8, yıllık yüzde 22 artış gösterdi. Geçen hafta ciro endeksleri ile ticaret satış hacim endeksi de açıklandı. Sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplamında ciro endeksi 2026 yılı Ocak'ta yıllık yüzde 35.8, aylık yüzde 2.6 arttı. Ticaret satış hacmi 2026 Ocak'ta yıllık yüzde 7.6, aylık yüzde 0.1 artarken, perakende satış hacmi yıllık yüzde 18.8, aylık yüzde 2.4 oranında yükseldi.

"DIŞ ŞOKLAR SANAYİ ÜRETİMİNDE BASKI YARATABİLİR"

Prof. Dr. Erdal Demirhan, sanayi sektöründe zayıf görünümün sürdüğüne işaret ederek, uygulanan para ve kur politikalarının bu tabloda belirgin payı olduğunu dile getirdi. Demirhan, "Politika faizindeki düşüşlerin kredi faizlerine yeterince yansımaması, sektörün finansman maliyetlerini yüksek tutuyor; yatırımcılar ise sıkı finansal koşullarla karşı karşıya kalıyor. Buna ek olarak TL'deki reel değerlenme de rekabet gücü üzerinden sanayiyi baskılıyor. Görünümün tamamen tersine dönmesi kolay olmasa da, yılın ikinci yarısından itibaren sınırlı bir rahatlama ihtimali göz ardı edilmemeli. Öte yandan sanayi tarafındaki sorunların derinleşmesi, dezenflasyon sürecini zora sokarak para politikasının marjinal etkisini azaltabilir.

İç dinamiklere ek olarak İran savaşı kaynaklı dış şoklar da sanayi üzerinde baskı yaratabilir. Petrol ve enerji fiyatlarındaki artışlar üretimi hem maliyet hem talep kanalıyla olumsuz etkiler. Enerji bir ara girdi olduğu için maliyetleri yükseltir, karlılığı azaltır ve üretim ile yatırımı baskılar. Enerji şoku aynı zamanda enflasyon görünümünü bozarak faiz indirimlerine ara verilmesine ve finansal gevşemenin ötelenmesine yol açabilir. Enerji ithalat faturasının kabarması cari açığı büyütürken, kur üzerindeki baskı kur geçişkenliği üzerinden enflasyondaki düşüşü yavaşlatabilir; bu da sıkı duruşun daha uzun süre korunmasını gerektirebilir" dedi.

AYLIK EN YÜKSEK REEL GETİRİ BIST 100 ENDEKSİNDE

Şubat ayında en yüksek reel getiri yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 7.61, tüketici fiyat endeksi ile indirgendiğinde ise yüzde 7.06 oranlarıyla BIST 100 endeksinde gerçekleşti. TÜİK verilerine göre, 3 aylık değerlendirmede de BIST 100 Endeksi, en çok kazandıran finansal yatırım aracı oldu. 6 aylık ve yıllık değerlendirmede ise yatırımcıya en çok külçe altın kazandırdı. Dolar, aylık, 3 aylık, 6 aylık ve yıllık değerlendirmelerde en çok kaybettiren finansal yatırım aracı olarak kayda girdi.

Prof. Dr. Demirhan, 2026 sene başında faiz oranlarında düşüş beklentileriyle birlikte oluşan olumlu havanın, finansal piyasalarda risk iştahını artırdığını ve hisse senedi getirilerinde yükselişi beraberinde getirdiğini söyledi. Demirhan, "Ancak ABD-İsrail-İran savaşının etkisiyle bu iyimserlik zayıfladı. Mart ayında faiz indirimi beklentisinin ortadan kalkması da bu süreci hızlandırdı. Hisse senedi piyasasında asıl hareketlilik yılın ikinci yarısında belirginleşebilir. Geçen yılın kazandıranı olan altında ise bundan sonra sert artışların sürmesi daha zor görünüyor; daha dalgalı ve temkinli bir seyir beklenebilir. Bu ortamda, riskten kaçınan yatırımcılar için yılın ilk yarısında mevduat gibi sabit getirili enstrümanlara ağırlık veren daha defansif bir portföy yaklaşımı öne çıkıyor. Yılın ikinci yarısında ise koşullar netleşirse hisse senedi gibi daha riskli varlıklara kademeli geçiş düşünülebilir" diye konuştu.

ŞUBAT AYINDA 124 BİN 549 KONUT SATILDI

Türkiye genelinde 2026 Şubat'ta yıllık bazda yüzde 5.9 artışla 124 bin 549 konut, yüzde 1.1 azalışla 15 bin 69 iş yeri satıldı. İlk el konut satış sayısı Şubat ayında yıllık yüzde 5.9 artarak 37 bin 785, ikinci el konut satışları ise yüzde 6 artarak 86 bin 764 oldu. Türkiye genelinde ilk el iş yeri satış sayısı Şubat ayında yıllık yüzde 5.2 azalışla 3 bin 981, ikinci el iş yeri satışları yüzde 0.4 artışla 11 bin 88 düzeyinde gerçekleşti.

İpotekli konut satışları Şubat'ta yıllık yüzde 42.3 artarak 25 bin 35 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 20.1 olarak gerçekleşti. İpotekli iş yeri satışları Şubat'ta yıllık yüzde 62.8 artarak 692 düzeyinde kaydedildi.

Yılın ilk iki ayında konut satışları yüzde 0.6 artışla 236 bin 29 oldu. Bu dönemde ipotekli satışlar yüzde 29 artışla 45 bin 298, ilk el satışlar yüzde 2 artışla 71 bin 854, ikinci el satışlar yatay seyrederek 164 bin 175 düzeyinde gerçekleşti.

2026 yılı Ocak-Şubat döneminde ipotekli iş yeri satışları yıllık yüzde 67.3 artışla bin 268, ilk el iş yeri satışı yüzde 7.1 azalışla 7 bin 295, ikinci el iş yeri satışı yüzde 7.2 azalışla 20 bin 911 olarak gerçekleşti. Öte yandan, yabancılara 2026 Şubat'ta yıllık yüzde 2.9 azalışla bin 506 konut, yılın ilk iki ayında yıllık yüzde 12.1 azalışla 2 bin 812 konut satıldı.

Hande ŞEKERCİ / İş Portföy Baş Ekonomisti

"Ödemeler dengesinde riskler enflasyona göre daha yüksek"

TCMB, risklerin iç değil dış kaynaklı olmasının da etkisiyle beklentimiz doğrultusunda faiz değişikliği yapmadı. Gerek para politikası gerekse de mali politika kanalıyla önlemlerin alındığını vurguladı. İran savaşının koşullarında sönümlenme olması halinde ilk etapta fonlama maliyetinin kademeli şekilde politika faizine (yüzde 37) yakınsamasını bekleriz. Ancak bu noktadan sonra politika faizinde indirim yeniden gündeme gelebilir. TCMB, karar metninde faiz indirim adımlarının büyüklüğünün nasıl belirlendiğine yönelik ifadeyi, para politikası kararları olarak değiştirdi. Jeopolitik risklerin iktisadi aktivite kanalıyla enflasyona yansımasını takip edeceğini vurguladı ve bu etkiler gerektirirse sıkılaşma yapacağını metne ekledi. Bu da Orta Doğu'da gerginliğin korunması halinde haziran ayına kadar faizde değişiklik olmayacağını, faizle ilgili risklerin yukarı yönlü olduğunu düşündürüyor. Ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin nisan boyunca üst banda yakın seyretmesi, daha sonra yönü politika faizine doğru çevirmesi söz konusu olabilir. Baz senaryomuza göre yılın kalanında petrol fiyatı daha önceki ortalama 64 dolar/varil tahminimizden yüzde 20 daha yukarda kalabilir. Bu da bizim yılsonu enflasyon tahminine direkt 2 puan ekliyor. Enflasyon, petrol fiyatının mevcut koşullara göre bir miktar normalleştiği bir senaryoda yüzde 26.5 civarında yılı bitirebilir. Ödemeler dengesi açısından ise riskler enflasyona göre bir miktar daha yüksek diye değerlendiriyoruz. Halihazırda altın ve enerji dışı ithalat hızlanmıştı, bunun üzerine bir de enerji fiyat riski devreye giriyor. Cari açığın önceki tahminimiz ve OVP hedefinin üzerinde kalacağı görülüyor.

Hikmet BAYDAR / 3. Göz Danışmanlık CEO'su

"Savaşın enflasyonu nasıl etkilediği izlenecek"

Geçmişte önce 100 baz puanla başlayan ve 50 baz puana düşen faiz indirim beklentileri savaşın yayılması yüzünden lojistik zincirinin bozulması ve petrol fiyatlarındaki oynaklığın enflasyon riski oluşturması nedeniyle yerini faizlerin değiştirilmeyeceği görüşüne bırakmıştı. TCMB de, faizleri beklentiler doğrultusunda yüzde 37'de sabit tuttu. Burada önemli olan haftalık repo ihalelerinin durmuş olması ve politika faizi (yüzde 37) oranının şu an uygulanabilir olmamasıdır. Mevcut durumda gecelik vadede yüzde 35.5 ile alıcı, yüzde 40 oranıyla da satıcı durumunda görünen TCMB, bu duruşunu değiştirmedi. Haftalık repo ihalelerinin başlaması ve jeopolitik kaygıların enflasyon üzerine olumsuz etkisi konusundaki korkuların kalkması durumunda faiz indirimlerini konuşmak mümkün olacak. TCMB'nin verdiği mesaj enflasyon odaklı hareket edileceğine ve enflasyon yükselişinin faiz artırımına sebep olabileceğine işaret ediyor. Şimdi Orta Doğu'daki savaşın enflasyonu nasıl etkileyeceği izlenecektir. Parasal sıkılaştırmanın dozu da buna göre ayarlanacaktır. Bunun yanında global anlamda büyüme hedefleri aşağı yönlü revize edilecektir.

Almanya da büyüme beklentileri aşağı çekilmeye başladı bile. Savaşın uzaması hem uluslararası ticareti hem de risk iştahını olumsuz bir şekilde etkileyecektir. O zaman gelişen piyasalara yatırımcı girişi ve ihracatta artış zora girebilir.

Uygulanan sıkı para politikasıyla krediye ulaşmanın zor olduğu bir dönemde, reel faizlerin de çok yüksek olduğunu dikkate alırsak sanayicilerin işinin bir hayli zor olduğunu söyleyebiliriz. En son açıklanan sanayi verileri ve kapasite kullanım oranları da zaten bu sıkıntıları açıkça gösteriyor. Sanayi üretiminin daha da düşmesi riski arttı. Savaşın etkilerini görebileceğimiz, mart ayı verileri büyük bir merakla beklenecek.

Prof. Dr. Erdal DEMİRHAN / Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Savaşın, finansman tarafında kırılganlık yaratma ihtimali olabilir"

Ödemeler dengesinde dış ticaret açığı kaynaklı baskının 2026'da da devam etmesi olası. Değerli TL, ithalat-ihracat makasını ithalat lehine açma eğiliminde. Savaşın etkisi burada da çok kanallı. Enerji faturası ve navlun maliyetleri ithalatı artırırken; tedarik zinciri/lojistik aksaklıklar ihracatı zayıflatabilir. Turizm gelirlerinde olası düşüş de cari dengeyi olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle 2026 için öngörülen düşük cari açık/GSYH oranının yukarı yönlü risk taşıdığı söylenebilir. Ayrıca savaşın risk primi ve sermaye akımları kanalıyla finansman tarafında kırılganlık yaratma ihtimali de bulunuyor. Etkinin büyüklüğü savaşın süresine ve piyasa algısına bağlı olacaktır. OVP açısından bakıldığında, savaşın en kritik etkisi hedeflerden çok, OVP'nin dayandığı varsayımları bozmasıdır. Enerji fiyatı varsayımı yukarı saparsa cari açık, kur ve enflasyon patikası da eşanlı olarak bozulur. Bu durum faiz patikasını ve finansman koşullarını etkileyerek büyüme hedefini aşağı, bütçe açığı ve faiz giderlerini ise yukarı itebilir. Özellikle enerji şoku kaynaklı enflasyon artışı, dezenflasyon hedeflerinin gecikmesine yol açarsa, para politikasının daha uzun süre sıkı kalması gerekebilir. Bu da kredi büyümesini ve yatırımları sınırlayarak programın büyüme-enflasyon dengesi üzerinde baskı oluşturur. Sonuç olarak OVP'de sapmaların büyüklüğü, savaşın süresi ve enerji fiyatlarının kalıcılığına bağlı olarak değişecek. En hızlı ve güçlü etki ise genellikle enerji fiyatı-kur-enflasyon-cari açık hattında ortaya çıkacaktır.

BİZE ULAŞIN