İDİL TARAKLI/ Geçen hafta başında petrol fiyatlarındaki hızlı yükseliş küresel risk iştahını zayıflatırken, jeopolitik risklerin oluşturduğu baskının devamına neden oldu. Petrol fiyatlarının haftaya yüzde 25 yükseliş ile başlayarak 115 doları aştığı görüldü. Rafineri tesisleri için karşılıklı misillemeler enerji arzına yönelik endişeleri artırırken, yükselen enerji fiyatlarıyla birlikte enflasyon riskinin yeniden ön plana çıkmasına neden oldu. Öte yandan Hürmüz Boğazı'ndan gemi geçişlerinin başlayabileceği beklentileri ve Uluslararası Enerji Ajansı'nın tarihin en büyük petrol rezervini serbest bırakma planı piyasalarda bir miktar rahatlama yarattı. Hafta başında yatışma eğilimi gösteren jeopolitik tansiyon, ilerleyen günlerde yapılan karşılıklı açıklamalar ve Hürmüz Boğazı'ndan gelen haber akışı ile yeniden tırmanışa geçti. Petrol fiyatlarında da yeniden artış görüldü.
Hafta boyunca Hürmüz Boğazı'na dair belirsizlik ve petrol fiyatlarında 100 dolara yakın seyir etkili oldu. Piyasa aktörleri küresel çapta enflasyon risklerini artıran bu durumun Fed'den faiz indirim beklentilerinin 2027 yılına ötelenmesine, Avrupa Merkez Bankası'ndan ise bu yılın ikinci yarısında faiz artırımı beklentilerine neden olduğunu ifade etti.
İçerde ise hafta başında Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), daha önce aldığı piyasa tedbirlerinin süresini uzattığını açıkladı. Buna göre Borsa İstanbul pay piyasasında açığa satış yasağı ile kredili işlemlerde öz kaynak oranına yönelik esnek uygulama 13 Mart 2026 seans sonuna kadar devam kararı alındı.
Böylece küreseldeki zayıf iştaha paralel olarak Borsa İstanbul tarafında da baskının arttığı görüldü.
İlerleyen günlerde BİST-100'de satış baskısının ardından gelen alımlarla kayıpların önemli kısmı telafi edilirken endeks yeniden 13 bin seviyesinin üzerine çıktı. Borsa İstanbul'da yaşanan pozitif bir seyirde, yabancı alışı ve para girişi de etkili oldu. ABD'de Halkbank davasına ilişkin uzlaşma haberleri hisse özelinde güçlü bir hareket yaratırken, endeksin toparlanmasında da etkili oldu.
Öte yandan geçen hafta Perşembe günü Borsa İstanbul'da PPK kararı sonrası 13.450 direnci test edildi. Ancak BİST-100 endeksi burada tutunamadı. Kapanış 13.286 puandan gerçekleşti.
Bu arada 12.500 ve 12.000 seviyelerini destek olarak gören sektör temsilcileri
12 aylık dönemde 16.300 hedefini koruyor. Borsa açısından bakıldığında petrol fiyatlarındaki yükselişin etkisinin sektörlere göre farklılaşabileceğini belirten analistler, enerji maliyetlerinin yüksek olduğu ulaştırma, havacılık, petrokimya ve bazı sanayi şirketleri için ise bu durumun marjlar üzerinde baskı yaratmasından endişe ediyor.
Ancak petrol ve enerji fiyatlarındaki artıştan doğrudan veya dolaylı olarak enerji üreticileri ve rafineri şirketleri için daha olumlu bir tablo oluşabileceğine de işaret eden borsa uzmanları, mevcut koşullarda bilanço döneminin de bitmesi ile 33 hissenin kendi iç dinamikleri ile ön plana çıkıp geri çekilmelerde portföylere dahil edilmek üzere takip edilebileceğini söylüyor.
"16.300 HEDEFİNİ KORUYORUZ"
Son dönemde hem küreselde hem de içeride yaşanan borsa satışları her ne kadar temelde jeopolitik risklerden kaynaklı olsa da düşüşlerin süresi ve derinliğinin, jeopolitik risklerin devam eden süreçteki seyrine bağlı olarak değiştiğini belirten Tera Yatırım Araştırma Direktörü Mehmet Bilal Bircan, "Çünkü jeopolitik risklerin devam etmesi ya da devam edeceği beklentisinin ağır basması yüksek belirsizlik ve risk algısını öne çıkartırken yatırımcıları temkinli olmaya iter ve bu durumda borsalarda baskılanmayı zaman olarak uzatırken, daha da derinleşmesine de yol açabilir" diyor. Geçmiş tecrübelere bakıldığında, jeopolitik olaylar sonrası piyasalarda genellikle kısa vadeli sert dalgalanmalar, ardından volatilitenin azalmasının gözlemlendiğini hatırlatan Bircan, "Ancak kriz uzadıkça düşüşler daha uzun sürebilir. Burada ekonomi yönetimlerinden gelecek faiz kararları, likidite adımları, teşvik paketleri ve enerji/temel ürün fiyatlarına müdahale gibi adımlar düşüşleri sınırlayabilir. Yine de son dönemde içerisinde bulunduğumuz jeopolitik risk ortamı kısa vadeli ve sınırlı etkiye sahip olursa, borsalardaki düşüşler birkaç hafta içinde sınırlı bir düzeltmeyle sınırlı kalabilir. Aksine eğer kriz derinleşir veya yaygın ekonomik etkiler yaratırsa, düşüşler daha uzun sürerken volatilite artabilir" yorumunu yapıyor.
Jeopolitik riskler öncesinde 2026 yılı için enflasyon ve faiz indirim temasının Borsa İstanbul için belirleyici olacağını ifade eden Bircan, ancak jeopolitik risklerin öne çıkması ve artan petrol fiyatları sonrasında TCMB'nin Mart toplantısını pas geçmesinin kısa ve orta vadede borsa tarafında baskılanmayı tetiklemeye devam ettiğinin de altını çiziyor. Gelişmelere paralel 12.500 ve 12.000 seviyelerini destek olarak öngören Bircan, 12 aylık dönemde ise 16.300 hedefini koruduklarını söylüyor.
"PETROL FİYATLARINDAKİ ARTIŞ ÖNEMLİ"
Geçtiğimiz haftaya petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması ile başladığımızı ve bu durumun özellikle Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için makroekonomik açıdan önemli sonuçlar doğurabileceğini de belirten Bircan, konuya yönelik şu değerlendirmeyi yapıyor: "Enerji ithalatına bağımlı ekonomilerde petrol fiyatlarındaki artışın ilk etkisi genellikle maliyet enflasyonu üzerinden ortaya çıkar. Enerji maliyetlerinin yükselmesi, üretim ve lojistik maliyetlerini artırarak genel fiyat seviyeleri üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir. Bu durum da enflasyon beklentilerinin bozulmasına yol açabilir.
Enflasyon beklentilerinin yükselmesi ise para politikası açısından önemli bir kısıt oluşturur. Eğer enerji fiyatlarındaki artış kalıcı hale gelirse, TCMB'nin faiz indirim sürecini sürdürmesi zorlaşabilir veya faiz indirimlerinin ertelenmesi gündeme gelebilir. Faizlerin beklenenden daha yüksek seviyelerde kalması, risk iştahını sınırlayarak borsada portföy girişlerini zayıflatabilir.
Diğer yandan borsa açısından bakıldığında petrol fiyatlarındaki yükselişin etkisi sektörlere göre farklılaşabilir. Enerji maliyetlerinin yüksek olduğu ulaştırma, havacılık, petrokimya ve bazı sanayi şirketleri için bu durum marjlar üzerinde baskı yaratabilir. Buna karşılık petrol ve enerji fiyatlarındaki artıştan doğrudan veya dolaylı olarak faydalanan enerji üreticileri ve rafineri şirketleri için daha olumlu bir tablo oluşabilir."
"MB BEKLENTİLERE PARALEL FAİZİ SABİT BIRAKTI"
Jeopolitik risklerin yanı sıra geçen haftanın bir diğer odağının ise TCMB'nin perşembe günkü faiz kararı olduğunu da ifade eden Bircan, mevcut piyasa beklentisine paralel TCMB'nin faizlerde bir değişikliğe gitmeyerek yüzde 37'de sabit bıraktığını hatırlatıyor. Faizin sabit tutulması, büyük ölçüde piyasalar tarafından fiyatlandığı için ilk etapta güçlü bir piyasa hareketi yaratmadığını da ifade eden Bircan, "Nitekim faizin sabit kalması, para politikasında ani bir sıkılaşma olmadığı anlamına gelirken, kısa vadede borsa açısından nötr ya da sınırlı pozitif algılandı. Özellikle faiz indirimi beklentisinin tamamen ortadan kalkmadığı bir ortamda, yatırımcılar risk iştahı korunmaya devam ediyor. Ancak karar metninde enflasyon risklerine vurgu yapılması borsa üzerindeki iyimserliği sınırlıyor. Diğer yandan karar sonrasında piyasalar, kararın kendisinden çok iletişim ve yönlendirmeye odaklandı diyebiliriz. Öyle ki, TCMB'nin enflasyon görünümüne ilişkin değerlendirmesi, dezenflasyon sürecine dair güven ve gelecekteki faiz adımlarına ilişkin sinyaller devam eden süreç için piyasa fiyatlamaları üzerinde belirleyici olacaktır." değerlendirmesini yapıyor.
"BİLANÇOLAR HİSSE BAZINDA HAREKETLERİ TETİKLER"
Öte yandan yıl sonu bilançolarına yönelik 2025 yılı son çeyreğinin, iç talebin güçlü olduğu ve bazı sektörlerde kârlılık artışının gözlendiği bir dönem olduğunu dile getiren Bircan, ancak vergi düzenlemeleri ve dış talep sınırlamalarının özellikle bankacılık ve ihracatçı şirketler üzerinde kâr baskısı yarattığını söylüyor. Sektörel ayrışmanın bu çeyrekte belirgin kalmaya devam ettiğini söyleyen Bircan, perakende ve ihracat odaklı sektörlerin öne çıktığını; havacılık ve demir çelik sektörlerinin ise zayıf kaldığını belirtiyor.
Aslında 2025 yılının üçüncü çeyreği en kötünün geride kaldığı çeyrek olsa da yılın son çeyreğine dair gelen finansalların bu durumu teyit ettiğini de belirten
Bircan, "Yılın son çeyreğinde bankalar beklentilere paralel ya da beklentilerden daha iyi kar rakamları açıkladı. Bu çeyrekte azalan fonlama maliyetleri ile birlikte net faiz marjlarında genişlemenin yanı sıra güçlü seyreden net ücret ve komisyon gelirleri ile trading gainler karlılığı destekledi. Kredi risk maliyetlerinin ise gerilediği görüldü. Bankalar arasında İş Bankası, Vakıfbank ve Akabank karını en çok artıranlar oldu. Yine bu çeyrekte sigortacılık yıllık bazda karını artıran tarafta yer aldı. Teknoloji ve savunama sektörü de karlılığını artıran tarafta yer alırken otomotiv ve dayanıklı tüketimde karlılık baskılanmaya devam etti" diyor.
Bircan, mevcut piyasa koşullarında yıl sonu bilançolarının borsa üzerinde kısmi bir katalizör etkisi yaratabileceğini ancak piyasanın ana yönünü tek başına belirlemesinin zor olduğunu düşünüyor. Çünkü şu anda piyasaların odağında yalnızca şirket kârlılıkları değil; aynı zamanda faiz politikası, enflasyon görünümü ve küresel jeopolitik gelişmeler gibi makro faktörler de bulunduğunun altını çizen Bircan, "Bununla birlikte bilançolar tamamen etkisiz değildir. Özellikle beklentilerin belirgin şekilde üzerinde gelen sonuçlar, piyasa genelinden ziyade hisse bazlında ayrışmaları artıran bir unsur olarak öne çıkıyor. Güçlü ciro büyümesi, operasyonel kârlılığın korunması ve finansman giderlerinin sınırlı kalması gibi faktörler yatırımcıların ilgisini çekmeye devam ediyor. Ancak mevcut ortamda yüksek faiz seviyesi, küresel risk iştahındaki dalgalanmalar ve emtia fiyatlarındaki artış gibi unsurlar piyasaların genel yönü üzerinde daha belirleyici oluyor. Bu nedenle yıl sonu bilançoları piyasanın genel trendini değiştiren güçlü bir katalizör olmaktan ziyade, özellikle beklentileri aşan şirketlerde sektörel ve hisse bazında hareketleri tetikleyen bir unsur olarak değerlendirilebilir" yorumunu yapıyor.
Bircan gelen bilançolar göz önüne alınarak değerlendirildiğinde uzun vade için (mevcut konjenktürün uzun süreceği varsayımı ile) kendi iç dinamikleri ile Akbank, Aksigorta, Anadolu Grubu Holding, Astor Enerji, BİM, Coca Cola İçecek, Çimsa, Doğuş Otomotiv, Ebebek Mağazacılık, Enka İnşaat, Ford Otosan, Galata Wind, Garanti BBVA, İş Bankası (C), Koç Holding, Mavi Giyim, Migros, MLP Sağlık, Oyak Çimento, Pegasus, Sabancı Holding, TSKB, TAB Gıda, Tofaş Oto Fabrikaları, Turkcell, Tüpraş, THY, Türk Telekom, Türkiye Sigorta, Vakıflar Bankası ve Yapı Kredi hisselerinin ön plana çıkabileceğini ve mevcut geri çekilmelerde portföylere dahil edilmek üzere takip edilebileceğini söylüyor.
"Sektör ve hisse bazında ayrışmalar takip edilmeli"
Piyasadaki belirsizlik artarken, portföyde yeterli nakit veya likit varlık bulundurmanın hem fırsatları değerlendirmek hem de ani satış baskılarına karşı esneklik sağlamak için önemli olduğunu belirten Tera Yatırım Araştırma Direktörü Mehmet Bilal Bircan, mevcut piyasa koşullarında, özellikle jeopolitik risklerin ve yüksek volatilitenin yoğun olduğu bu gibi dönemlerde yatırımcılar için şu başlıklara dikkat çekiyor:
*Kısa vadeli dalgalanmalara tepki olarak hisse satışı yapmak, genellikle uzun vadede kayıpları artırır, dolayısıyla panik satışlarından kaçınılmalı.
*Şirket hisseleri değerlendirilirken temel veriler, bilanço performansı ve sektörel avantajlar dikkate alınarak uzun vadeli perspektifle yatırım yapılmalı.
*Arbitraj ve fırsat stratejileri değerlendirilebilir. Ancak bu stratejiler likidite, işlem maliyeti ve risk yönetimi unsurları dikkatle hesaplanarak uygulanılmalı.
*Kriz dönemlerinde tüm sektörler aynı şekilde etkilenmez. Dolayısıyla sektör ve hisse bazında ayrışmalar takip edilmeli.
*Portföy hem sektörel hem de varlık sınıfı bazında çeşitlendirilerek, piyasa şoklarına karşı koruma sağlanmalı.
Mehmet Bilal BİRCAN / Tera Yatırım Araştırma Direktörü
"Ebebek'in bu yıl net kârlılığında belirgin bir toparlanma bekliyoruz"
EBEBEK: Ebebek'in 2025 yılı 4. çeyrek finansalları şirketin perakende hisseleri arasında ciro büyümesinde öne çıktığını gösterdi. 2025 büyümesi, sektör genelindeki zorluklara rağmen pozitif satış yoğunluğunu da içeriyor. 2024-25 dönemindeki belirgin işletme sermayesi iyileşmesi, Tuna Çocuğun faaliyetlerinin durdurulması ve Uşak'taki sermaye yoğun dağıtım merkezi yatırımının geri çevrilmesi güçlü varlık yönetimi ve nakit odağını ortaya koyuyor. Ebebek'in bu yılki kârlılığı, geçen yıl durdurulan Tuna Çocuk üretim tesisinin yarattığı tek seferlik etkilerden arınmış olacak. Söz konusu süreç, 2025'te yaklaşık 230 milyon TL'lik tek seferlik zarara yol açtı. Bunun 65 milyon TL'lik kısmı 4Ç'te kaydedilen şerefiye değer düşüklüğünden kaynaklanıyor. Operasyonel kaldıraç etkisiyle birlikte, bu yıl net kâr tarafında belirgin bir toparlanma bekliyoruz. Ayrıca mevcut tablonun 2026'da güçlü bir kârlılık artışına işaret ettiği görüşündeyiz. Bu kapsamda Ebebek için öngörümüzü 99.20 TL hedef fiyat ile 'endekse paralel' getiriden, 'endeks üstü' getiriye güncelliyoruz.
TAB GIDA: Şirket yıl içerisinde yukarı yönlü revize ettiği hem hasılat büyümesi, hem mağaza açılışları hem de FAVÖK kalemlerinde hedeflerini aştı. Şirket 2025 yılının tamamında yüzde 54 hasılat büyümesi, 254 mağaza açılışı ve 8.6 milyar TL FAVÖK gerçekleştirdi. Daha güçlü portföy dağılımı ile disiplinli restoran genişlemesi kapsamında şirket 2025 yılının 4. çeyreğinde 19 Popeyes, 12 Usta Dönerci ve 11 Arby's açılışı başta olmak üzere toplam 61 restoran açılışı gerçekleştirdi. 2025 yılında portföye dahil edilen bazı seçili lokasyonların ise 2026 yılında açılmasının planlandığını bildirdi. Şirket 2026 yılı stratejik önceliklerini de restoran genişlemesine devam etme, marka gücünü ve müşteri bağlılığını güçlendirme, dijitalleşme ile performans artışı sağlama ile sürdürülebilir büyüme, uzun dönemli kârlılığı dengeleme şeklinde belirlemiş durumda. Bu kapsamda Tab Gıda 2026 yılında restoran açılışlarını yaklaşık yüzde 10, hasılatını yüzde 8-10 arasında arttırmayı ve FAVÖK marjını ise korumayı öngörüyor. Bu kapsamda Tab Gıda için 12 aylık dönemde hedef fiyatımız 365.60 TL olarak belirledik.
YAPI KREDİ: Yapı Kredi, 2025 yılının son çeyreğinde beklentilerin üzerinde 9.280 milyon TL konsolide olmayan net kâr açıkladı. Bankanın net kârı çeyreklik bazda yüzde 38 düşerken, yıllık bazda ise yüzde 40 büyüyerek yüzde 15 özkaynak kârlılığına ulaştı. Böylece bankanın net kârı 2025'te yıllık yüzde 62 artarken, özkaynak kârlılığı yüzde 21 seviyesinde gerçekleşti. Detaylara baktığımızda, TL krediler çeyreklik yüzde10 büyürken, tüm segmentlerde pazar payları korunmuş; YP krediler ise çeyreklik yaklaşık yüzde 1 artmıştır. TL ve YP mevduatlar sınırlı pazar payı kazanımıyla çeyreklik yüzde 8 yükselmiştir. Swapla düzeltilmiş net faiz marjı, TL fonlama maliyetlerindeki düşüşün etkisiyle çeyreklik 50bp genişlemiş durumda. Diğer yandan banka yönetimi 2026 yılında TL kredi büyümesini yüzde 30, YP kredi büyümesini düşük tek haneli, swapla düzeltilmiş net faiz marjında yaklaşık 100bps genişleme, dövizle düzeltilmiş risk maliyetini 150-175 bps, komisyon artışını TÜFE'ye paralel ve faaliyet giderleri artışını yüzde 35 altında hedefliyor. Bu varsayımlar altında 2026 için yüksek-orta yirmili seviyelerde özkaynak karlılığı öngörülüyor. Bankanın 2026 bütçesinin, marjlar açısından temkinli tarafta kalmakla birlikte, genel olarak beklentilerimizle uyumlu olduğunu değerlendiriyoruz. Bu kapsamda Yapı Kredi için 12 aylık dönemde hedef fiyatımızı 57.33 TL olarak belirledik.
Tarkan AKGÜL / İnfo Yatırım Genel Müdürü
"12.400–13.000 bölgesinin kuvvetli bir tampon olduğunu düşünüyoruz"
Borsa İstanbul'da Şubat ayına kadar zirve hareketi gerçekleştirilirken, dezenflasyon sürecinin sekteye uğrama riski ve İran kaynaklı jeopolitik belirsizlikler de fiyatlamalara eşlik etti. Haftalar boyunca ABD'nin bölgede gerçekleştirdiği askeri yığınak, olası bir çatışma senaryosunun kısmen fiyatlanmasına neden olurken, BİST'te bu durumun ilk yansımaları yeni zirve seviyelerinde ivmenin zayıflaması ve yükselişlerin daha temkinli bir görünüm kazanması şeklinde ortaya çıktı. Geldiğimiz noktada trendin başladığı ve güç kazandığı 11.500 seviyesi ana destek konumunda bulunsa da mevcut görünümde ekstrem bir durum olmadığı sürece bu denli derin bir geri çekilme beklemiyoruz. Bu çerçevede 12.400 – 13.000 bandının kısa vadede endeks için güçlü bir tampon ve destek bölgesi oluşturduğu görüşündeyiz.
Mevcut konjonktürde 12.400 seviyesi, Borsa İstanbul için kısa vadede görülebilecek düşük seviyelerden biri olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, dezenflasyon sürecine ilişkin belirsizliklerin sürmesi ve jeopolitik risklerin artması, risk priminde yükselişe yol açarak piyasa göstergeleri üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor. Özellikle CDS primleri ve Eurobond faizlerindeki yukarı yönlü hareket, finansal koşulların sıkılaşmasına işaret ediyor. Bu çerçevede, endeksin kısa vadede yukarı yönlü potansiyelinin ise daha önce test edilen 14.500 seviyesi ile sınırlı kalabileceğini düşünüyoruz.
Geçtiğimiz haftaya petrol fiyatlarındaki yükseliş ile başladık. Artış iki kanal üzerinden makro ekonomik dengeleri bozma yeteneğine sahip. Ortalama fiyatlar 60-65 dolar/varil seviyesinden 100 dolar/varil seviyesine kadar yükseldi. Son düşüşlerle 1 aylık ortalama 70 doların hafif üzerinde. Ortalama fiyatlar üzerinden gidecek olursak enflasyon üzerindeki etkisini şimdilik 2.0-2.5 puan olarak hesaplıyoruz. Ödemeler dengesi tarafında ise Türkiye'nin enerji ithalatının ödemeler dengesi üzerine olumsuz etkisi yaklaşık 62.5 milyar dolar. Savaşın kademeli olarak sönümleneceği varsayımı içerisinde 1-3 aylık vadede cari açığa etkisi 3.5 milyar dolar düzeyinde olabilir. Bu hesaplamayı petrol fiyatlarının bir süre 70-75 dolar bandı üzerinde kalacağı varsayımı ile hesaplıyoruz. Bu da borsada artan maliyetlerle birlikte kar marjlarını baskılayabilir. BİST için bu faktörü ana zirvelerde zorlanmaya neden olacak bir etken olarak okuyoruz. Başka bir deyişle 14.500'leri test ettiğimiz noktada piyasa petrol fiyatlarındaki görece yüksek seyri kar satışı olarak değerlendirebilir.
Öte yandan bildiğiniz gibi TCMB 1 Mart itibarıyla 1 hafta vadeli repo ihalelerine ara verildiğini bildirdi. Eylül ayından bu yana oluşan likidite fazlası nedeniyle politika faizinin işlerliği düşük fakat yarattığı sinyal etkisiyle piyasa faizlerini yönlendirdi. Savaş sonrası ise piyasada döviz satışları ardından oluşan TL talebini karşılamak üzere geçen hafta yüzde 40'tan gecelik fonlamasını gerçekleştirdi. TCMB'nin, bu yarattığı sinyal etkisi çerçevesinde enflasyon beklentilerini de bozmamak adına politika faizini yüzde 37'de sabit tutup, fonlamayı bir süre daha gecelik borçlanma faizi üzerinden yürütebilir. Bu senaryonun fiyatlandığını düşünüyoruz. Piyasa açısından önemli olan Ocak ve Şubat aylarında trendinden sapmış olan enflasyonun Mart ve Nisan'da geçmiş trendine dönüp dönmeyeceği olacaktır.
İçerde en önemli gündem maddelerinden biri de yılsonu bilançoları. Son çeyrek bilançoları, üçüncü çeyreğe kıyasla şirket karlılıklarında görece bir toparlanmaya işaret etse de artan jeopolitik gerginlikler ve küresel belirsizlikler bilanço döneminde oluşabilecek iyimserliği sınırlayan başlıca unsurlar olarak öne çıktı. Bu nedenle finansallardaki iyileşme eğilimi dikkat çekse de piyasalarda oluşabilecek güçlü bir coşkunun jeopolitik riskler nedeniyle daha temkinli bir seyir izlendi. Mevcut bilançolar büyük ölçüde fiyatlara dahil oldu. Borsada şu aşamada fiyatlanan daha çok 2026 beklentileri!.. 2026 beklentilerini ise evet bir katalizör olarak görüyoruz.
Bu dönemde petrokimya ve savunma sanayi şirketlerinin görece daha güçlü bir performans sergileyerek piyasadan pozitif ayrıştığı görülüyor. Bununla birlikte, söz konusu ayrışmanın büyük ölçüde mevcut jeopolitik gelişmelerin yarattığı konjonktürel etkilerden kaynaklandığı ve uzun vadede aynı ölçüde kalıcı olmayabileceğini değerlendiriyoruz. Keza fiyatlamada zaten yükseliş belli noktalarda sınırlı kaldı ve ana dirençlerde zorlanma gördük. Sadece savaş ile bağdaştırmadığımız, BİST'ten görece yüksek düzeyde pozitif ayrışan şirketlerde ise bilanço fiyatlaması ilk etken olabilir. Bunun haricinde hareketin gerekçesini somut delillere dayandıramıyorsak temkinli yaklaşıyoruz.
Borsa'da bilanço dönemi 11 Mart itibarıyla sona erdi. Gelen bilançolara bakıldığında uzun vade için (mevcut konjenktürün de uzun süreceği varsayımı ile) Astor Enerji, BİM, Garanti BBVA, Ford Otosan, İş GYO, THY, Pegasus, Migros, Lila Kağıt, Oyak Çimento ve Turkcell hisselerinin kendi iç dinamikleri ile ön plana çıkacağını ve mevcut geri çekilmelerde portföylere dahil edilmek üzere takip edilebileceğini düşünüyoruz.
"Teknik düzeltme yeni alımları destekleyebilir"
Borsa İstanbul'da bir süredir beklenen teknik düzeltmenin gerçekleştiğini belirten İnfo Yatırım Genel Müdürü Tarkan Akgül, bunun da yeni alımları destekleyebileceğini düşünüyor. Akgül yatırımcılar için şu önerilerde bulunuyor:
*Her ne kadar ABD için Irak gibi bir tecrübe olsa da kamuoyu Trump'ın bu savaşı devam ettirmesinden rahatsız ve savaşın maliyeti savaşı kazanmanın getirisinden daha yüksek. Bu da geri çekilmeleri sınırlayacaktır ve BİST'te 13.000 altının ucuz olduğunu görüyoruz.
*Bu tip şoklar, iyi bilançonun fiyatlanması adına bir fırsattır.
*BİST'te bir süredir beklediğimiz teknik düzeltme gerçekleşti. Bu da yeni alımları destekleyebilir.
*Bu tip dönemlerde yatırımcı her zaman bir miktar nakdini kenarda tutabilir.