AYFER ARSLAN/ ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırılarıyla Ortadoğu'da patlak veren savaş dördüncü haftasını doldururken, İran'ın bu saldırılara karşılık dünyanın en önemli petrol geçiş güzergahlarından olan Hürmüz Boğazı'nı gemi geçişlerine kapatmasıyla tırmanan gerilimin piyasalardaki yankıları sürüyor. Arz sorunu nedeniyle petrol fiyatları yüksek seyrini korurken, 'güvenli liman' olarak bilinen altın fiyatlarında ise son iki haftadır sert düşüşler yaşanıyor. Ons altın geçen hafta kritik seviye olan 4 bin 400 doların altına gerilerken, altındaki düşüşü alım fırsatı olarak değerlendirmek isteyen vatandaşlar ise başta Kapalıçarşı olmak üzere kuyumculara akın ediyor.
ABD-İsrail-İran hattında devam eden gerilim nedeniyle piyasalarda dengeler alt üst oldu. Önceki haftayı yüzde 10 düşüşle kapatan ons altın fiyatı, geçen haftaya yüzde 3,8'e varan düşüşle 4 bin 320 dolardan başladı. Hafta ortasında ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik ateşkes çağrısı ile birlikte barış umutlarının artması ons altını 4 bin 500 dolarlara taşısa da jeopolitik risklerin halen devam etmesi nedeniyle fiyatlarda dalgalanma devam ediyor. 26 Mart Perşembe günü akşam saatleri itibarıyla gram altın 6 bin 645 TL'den alıcı bulurken, ons altın 4 bin 446 dolardan işlem gördü.
MERKEZ BANKALARININ FAİZ İNDİRİMLERİ ZAYIFLADI
Peki, klasik piyasa dinamiklerine göre jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde altın fiyatlarının yükselmesi beklenirken, altın fiyatlarındaki sert düşüşler neden kaynaklanıyor? Enflasyon beklentilerindeki değişim ve küresel faiz indirimlerine yönelik umutların zayıflaması, altın fiyatlarını baskılayan en önemli faktörler arasında yer alıyor. Enerji tesislerine yönelik saldırıların artmasıyla petrol fiyatlarındaki tırmanış enflasyon kaygılarını artırırken, merkez bankaları faiz indiriminde mart ayını pas geçti. Altın fiyatlarındaki düşüşte etkili olan bir diğer faktör ise güçlü dolar algısı. Doların küresel piyasalarda güçlenmesi ve faizlerin bir süre daha yüksek seyrini koruyacağı beklentisi, altın fiyatlarında aşağı yönlü baskıyı artırırken, bazı uzmanlar ise sert düşüşleri rekor rallinin ardından gelen kar satışlarına bağlıyor. Altındaki düşüşte uzmanların ileri sürdüğü bir diğer gerekçe ise küresel altın ticaretinin en önemli dağıtım merkezlerinden biri olan Dubai'de altın stoklarının hızla büyümesi. Afrika, Asya ve Avrupa arasında kritik bir köprü görevi gören Dubai'den geçen altın, ticaret akışındaki yavaşlama nedeniyle uzun süre içinde sistem içinde kalınca stoklar büyüdü ve bu da fiyatlar üzerinde ek bir baskı yarattı.
LİKİTİDE İHTİYACI SATIŞLARI HIZLANDIRDI
Tabii bütün bu gelişmeleri, altına olan güvenin kaybolduğu veya altının güvenli liman özelliğini yitirdiği şeklinde değerlendirmek de doğru değil. Çünkü piyasalardaki satışların bir bölümü de likidite ihtiyacından kaynaklanıyor. Altın fiyatlarındaki dalgalanmayı değerlendiren Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk, öncelikle son haftalardaki düşüşlerin 'altının güvenli liman' özelliğini kaybettiği şeklinde yorumlanmasına katılmadığının altını çizerek son dönemdeki düşüşleri ihtiyaçtan satışlara bağlıyor. Yıldırımtürk, özellikle Orta Doğu ülkelerinde savaşın getirdiği savunma finansmanı ihtiyacının altın satışlarını da beraberinde getirdiğini belirtiyor.
Altın ve Para Piyasaları Uzmanı İslam Memiş de piyasalarda savaş nedeniyle bir manipülasyon fiyatlaması olduğuna işaret ederken, Körfez ülkelerinin şu an nakit ihtiyaçlarını karşılamak için altın sattığını dile getiriyor.
"YATIRIMCI YENİDEN POZİSYON ALIYOR"
Neo Portföy Kurumsal Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem Nalbantoğlu da son dönemde altın fiyatlarında yaşanan sert geri çekilmeyi, Ortadoğu'daki savaş ile birlikte küresel makroekonomik gelişmelerin bir yansıması olarak değerlendiriyor. Nalbantoğlu'na göre, özellikle ABD Merkez Bankası'nın (FED) para politikası duruşu, faiz beklentilerindeki değişim, dolar endeksindeki güçlenme ve belirsizlik ortamında piyasaların likit pozisyona geçme isteği, altın üzerinde baskı yaratan temel unsurlar arasında öne çıkıyor. Son fiyatlamalara baktığımızda ons altında 4 bin 400 dolar civarında bir denge arayışı görülürken, kısa süre önce test edilen 5 bin 500-5 bin 600 dolar bandına kıyasla belirgin bir geri çekilme yaşandığı görülüyor.
Son zirvelerin ardından gelen satışlarla birlikte ons altın fiyatlarında yüzde 25'ye yaklaşan bir düzeltme yaşandığına dikkat çeken Nalbantoğlu, "Son bir haftadaki kaybın da çift haneye ulaşması, piyasada volatilitenin ciddi anlamda yükseldiğine işaret ediyor. Bu tablo, güvenli liman talebinin tamamen ortadan kalktığını değil; aksine yatırımcıların kısa vadede likidite, faiz ve dolar ekseninde yeniden pozisyonlandığını gösteriyor" görüşünü aktarıyor.
Nalbantoğlu'na göre, altın, geleneksel olarak güvenli liman özelliğiyle öne çıkan bir yatırım aracı olmakla birlikte, faiz getirisi olmayan bir enstrüman olması nedeniyle yüksek faiz ortamlarında görece cazibesini bir miktar kaybedebiliyor. Son süreçte küresel piyasalarda faizlerin beklenenden daha uzun süre yüksek kalacağına yönelik beklentilerin güçlenmesi, yatırımcıların portföy tercihlerinde değişime gitmesine neden olmuş ve bu durum zaten son bir yıldır oldukça primlenen altın fiyatlarında aşağı yönlü bir düzeltmeyi beraberinde getirdi. Buna rağmen jeopolitik risklerin devam etmesi, merkez bankalarının altın talebi ve rezerv çeşitlendirme eğilimleri, orta ve uzun vadede altını destekleyen temel dinamikler olmaya devam ediyor.
"DÜŞÜŞ ALIM FIRSATI"
Uzmanlar, son iki haftadır yaşanan düşüşlerin altının orta ve uzun vadedeki performansını etkilemeyeceğini öngörüyor. Savaşın sonlanması, petrol fiyatlarının düşmesi, enflasyon beklentilerinin normalleşmesi veya faiz indirim beklentilerinin tekrar gündeme gelmesi halinde ise ons altının yeniden 5 bin dolar ve üzerine doğru tırmanışa geçebileceği tahmin ediliyor. Bu yüzden altındaki düşüşleri alım fırsatı olarak değerlendiren uzmanlar, yatırımcıların bu tarz sert geri çekilmelerde paniğe kapılmadan temkinli davranmasını öneriyor.
Öte yandan altındaki düşüşü fırsata çevirmek isteyen vatandaşlar Kapalıçarşı'ya akın ederken, piyasada özellikle çeyrek altın, gram altın ve Cumhuriyet altın sıkıntısı yaşanıyor. Kuyumcular, Ramazan Bayramı tatili nedeniyle Darphane'nin üretime ara vermesi nedeniyle stokların tükendiğini ileri sürerken, çeyrek veya tam altın bulamayanlar işçilik ücretinin olmadığı ve Ajda diye bilinen 22 ayar bilezikleri tercih ediyor.
Mehmet Ali YILDIRIMTÜRK / Altın ve Para Piyasaları Uzmanı
"Düğün hazırlığı yapanlar bu fırsatı değerlendirebilir"
Öngörülebilirlik oldukça zayıfladı. Yatırımcıların her düşüşü bir alım fırsatı olarak değerlendirmesini öneriyorum. Özellikle düğün mevsimi için hazırlık yapanlar açısından tam alım fırsatı. Fiyatlardaki düşüşlerin nedenlerine gelince; hem enflasyon yüksek hem de Körfez ülkeleri savaştan çok zarar gördü. Körfez ülkelerinin bu zararlarını karşılamak ve silah alımı için altın sattıklarını düşünüyorum. Nitekim ABD'den 16 milyar dolarlık bir silah satışı yapılmış, bunun karşılığında ülkelerin kendi savunma giderlerini karşılamak amacıyla altın satmaları çok doğal. Çünkü savaşın ne zaman biteceği sorusunun hala cevabı yok. Dolayısıyla altından vazgeçmek söz konusu değil. Güvenli liman özelliğinden dolayı altına yatırım yapılıyor, ihtiyaç anında da nakde çevriliyor. Yatırımcılara tavsiyem; alımların kısa vadeli olmaması lazım. Orta ve uzun vadeli düşünmek gerekir. Jeopolitik koşullar yatışsa bile uluslararası para sisteminin sorgulandığı bu dönemde ki bundan sonra da sorgulanmaya devam edecek. Altın hep ön planda olacaktır.
İslam MEMİŞ / Altın ve Para Piyasaları Uzmanı
"Kısa vadeli düşüşler kalıcı olmaz"
Kısa vadeli düşünmemek lazım. Savaş nedeniyle bir manipülasyon fiyatlaması var şu anda ancak sonuç itibarıyla altın fiyatlarının düşmesinin asıl nedeni nakit ihtiyacı olmasından kaynaklanıyor. Özellikle Körfez ülkeleri şu anda nakit bulamıyor. Asya borsaları da nakite dönmek için bir arayış içerisinde. Dolayısıyla bundan sonraki süreçlerde altın fiyatlarındaki yükseliş beklentimizi devam ettiriyoruz. Kısa vadeli düşüşler kalıcı değil. Emtia savaşları var. Dolar yükseldi, petrol yükseldi. Petrol ve doların yükseldiği ortamda nakit ihtiyacı artıyor ama sonuç itibarıyla bu düşüşlerin kalıcı olmasını beklemiyoruz. Düşüşün nereye kadar devam edeceği belli olmaz ama hızlı bir şekilde toparlanma bekliyoruz.
Çiğdem NALBANTOĞLU / Neo Portföy Kurumsal Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı
"Ons altın yeniden 5 bin doların üzerini görebilir"
Önümüzdeki dönemde altın fiyatlarının yönü açısından en belirleyici unsurlar; devam etmekte olan savaşın ne kadar süreceği, FED'in faiz politikası, küresel büyüme görünümü ve jeopolitik gelişmeler olacaktır. Mevcut görünümde kısa vadede 4.250-4.500 dolar bandı dengelenme bölgesi olarak izlenebilir ve 4.000 dolar önemli bir psikolojik destek seviyesi olarak ön plana çıkabilir. Savaşın sonlanması, petrol fiyatlarının düşmesi, enflasyon beklentilerinin normalleşmesi veya faiz indirim beklentilerinin tekrar gündeme gelmesi halinde ise ons altının yeniden 5.000 dolar üzerine yönelmesi ve güçlü senaryoda 5.500-5.600 dolar bandını tekrar test etmesi olasılık dahilindedir. Bazı uluslararası kurumlar daha iyimser senaryolarda önümüzdeki 12 ay içinde 5.500-6.250 dolar bandının da mümkün olabileceğini değerlendiriyor. Ancak savaşın uzaması ve petrol fiyatlarının uzun süre yüksek seviyelerde kalması halinde revizyona gitmeleri gündeme gelebilir.
Altında kısa vadeli dalgalanmaların devam etmesi muhtemel olmakla birlikte, mevcut geri çekilmeyi şimdilik altındaki uzun vadeli ana hikâyenin bozulması olarak değil, güçlü yükseliş sonrası bir düzeltme süreci ve savaş ortamında piyasaların nakde geçme isteği olarak okumak gerektiğini düşünüyoruz. Altının portföy çeşitlendirmesi açısından önemini koruduğunu ve orta-uzun vadede yatırımcılar için stratejik bir varlık olmaya devam edeceğini değerlendiriyoruz.
Çağlar TOROS / İnfo Yatırım Stratejisti
"Yükselen reel faizler ve güçlü dolar altına talebi etkiliyor"
ABD-İsrail-İran hattında artan jeopolitik gerilim, klasik olarak yatırımcı davranışında güvenli limanlara kaçış refleksini tetiklemesi beklenen bir gelişme olsa da mevcut konjonktürde fiyatlamalar daha farklı bir patikaya işaret ediyor. Özellikle Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması ihtimali, küresel enerji arzına yönelik ciddi bir risk unsuru oluştururken, petrol ve doğalgaz fiyatlarında yukarı yönlü baskıyı artırıyor. Brent petrol 100 dolarlı seviyelerde hareket ederken, enerji maliyetlerindeki bu yükseliş, küresel ölçekte enflasyon beklentilerinin yeniden yukarı revize edilmesine neden oluyor. Merkez bankalarının para politikası patikasına ilişkin beklentileri de enflasyon endişeleri ile değişiyor. Bu kapsamda, Fed'in kısa vadede faiz indirimi sürecine girmesini fiyatlamamakta, aksine gerektiğinde ilave sıkılaşma ihtimalini gündeme alıyor. Faizlerin daha uzun süre yüksek kalacağı beklentisi, ABD tahvil getirilerini yukarı iterken doların küresel ölçekte güç kazanmasına zemin hazırlıyor. Bu durum, geleneksel olarak güvenli liman olarak görülen altına yönelik talebi sınırlarken, yükselen reel faizler ve güçlü dolar kombinasyonu, altın fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor.