Enflasyon beklentilerin altında

Tüketici fiyatları martta aylık yüzde 1.94 artarken, yıllık enflasyon yüzde 30.87’ye geriledi. Yurt içi üretici fiyatlarındaki artış dikkat çekti. Gözler 22 Nisan’daki Para Politikası Kurulu toplantısına çevrildi.
08.04.2026 12:41 GÜNCELLEME : 09.04.2026 00:01

HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ Enflasyon martta piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre martta tüketici fiyatları aylık yüzde 1.94 artarken, yıllık enflasyon 0.66 puan azalışla yüzde 30.87'ye geriledi. Enflasyon beklentilerin altında kalsa da, yılın ilk üç ayında tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) artış yüzde 10'u aştı. 2026-2028 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program'da (OVP) yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 16 olarak belirlenmişti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ise, enflasyon raporunda yılsonu enflasyonu için yüzde 15-21 aralığını tahmin, yüzde 16'yı ara hedef olarak açıkladı. Bu gerçekleşmeyle, enflasyon yıl sonu hedeflerinin üzerinde geleceğinin sinyallerini verdi.

TÜİK verilerine göre, en yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 1.80, ulaştırmada yüzde 4.52, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 1.91 artış olarak gerçekleşti. Aylık değişime katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerin 0.46, ulaştırmanın yüzde 0.75, konutun 0.22 puan oldu. Bu grupların yıllık değişime katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 8.25, ulaştırmada 5.45 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 6.04 puan şeklinde gerçekleşti. Martta özel kapsamlı TÜFE göstergesi B (işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE) aylık yüzde 1.45, yıllık yüzde 30.11 artış gösterdi.

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ise martta aylık yüzde 2.30 artarken, yıllık enflasyon 0.52 puan artışla yüzde 28.08 oldu. Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 1.83, imalatta yüzde 3.28, su temininde yüzde 2.94 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 7.51 azalış olarak gerçekleşti.

"VADESİ GELDİĞİNDE ALTIN REZERVLERİMİZE DÖNECEK"

TCMB Başkanı Fatih Karahan geçen hafta yaptığı bir açıklamada, yaşanan savaşın enerji fiyatlarında belirgin bir yükselişe yol açtığını vurgulayarak, bu durumun enflasyon üzerinde maliyet kaynaklı baskı yarattığını kaydetti. Enerji fiyatlarının doğrudan etkilerinin yanında farklı sektörlerde dolaylı enflasyonist etkilerini de görebileceklerini dile getiren Karahan, "Yaptığımız analizler, petrol fiyatlarında yüzde 10'luk kalıcı bir artışın tüketici enflasyonunu bir sene içinde yaklaşık 1.1 puan artırdığını gösteriyor. Uygulamaya konulan eşel mobil sistemi bu etkinin tüketici fiyatlarına yansımasını önemli ölçüde sınırlıyor. Hesaplamalarımıza göre eşel mobil sistemi petrol fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisini üçte bire düşürüyor. Savaşın orta vadede, enflasyon üzerinde hem arz hem de talep yönlü etkileri olacak. Maliyet ve tedarik yönlü aksamalar halihazırda arz yönlü baskı oluşturmaya başladı. Talep yönlü etkiler ise bu süreçte izlenecek iç ve dış politikalara bağlı olarak şekillenecek. Şu ana kadar vakit kaybetmeden enflasyonist etkileri azaltıcı önlemleri aldık. Mevcut durumda savaşın gidişatı belirsizliğini sürdürüyor. Gelişmelerin beklentiler ve fiyatlama davranışları üzerinden enflasyonist etkilerini sınırlamak için gereken sıkılığı sağlayacağız" diye konuştu.

Karahan, son dönemde kamuoyunda çokça tartışılan rezerv politikalarına ilişkin de açıklamalar yaptı. Döviz likiditesinin desteklenmesi gereken dönemlerde altın kaynaklı işlemlerin kullanılmasının son derece doğal bir tercih olduğunu belirten Karahan, işlemlerin önemli bir kısmının vadeli altın-döviz takası niteliğinde olduğunu, vadesi geldiğinde söz konusu altınların yeniden rezervlere geri döneceğini kaydetti.

İzledikleri proaktif, esnek ve kontrollü yaklaşıma vurgu yapan Karahan, amacın fiyat istikrarını destekleyerek finansal istikrarı güçlendirmek olduğunu kaydetti.

"FAİZLERİN SIKI TUTULMASI ZORUNLU"

Enflasyon verisinin açıklanmasının ardından gözler TCMB'nin 22 Nisan'daki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrildi. Piyasaların şimdiden faiz artırımını fiyatlamaya başladığı görülüyor. Ekonomistler, 22 Nisan'a kadar yaşanacak gelişmelere göre TCMB'nin faiz kararının şekilleneceğine dikkat çekiyor. İran savaşının gidişatına göre, TCMB'nin ara toplantı yapabileceği de ifade ediliyor.

Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Yıldıran, yükselen CDS'ler, rezerv satışları ve TCMB yönetiminden gelen açıklamaların, TCMB'nin faiz indirim politikasının zorunlu olarak sona ereceğini ve hatta izleyen aylarda faizlerin yukarı doğru 100 puan artışını gerektirecek bir gelişme olabileceğini gösterdiğini söylüyor. TCMB'nin kısa dönemde, likidite kontrolüne dönük çözümlerle de faizi kontrol edebileceğini dile getiren Yıldıran, "Türkiye'nin savaşın ilk ayında rezervlerini swap sözleşmeleri karşılığı kullandığını ve döviz kontrolü için satış yaptığı anlaşılıyor. Bu politika uzun dönemde sürdürülebilir olmayacağı için faizlerin sıkı tutulması zorunlu bir politika olacaktır" dedi.

DIŞ TİCARET AÇIĞI 11.3 MİLYAR DOLAR

Türkiye'nin ihracatı mart ayında yıllık yüzde 6.4 gerileyerek 21 milyar 918 milyon dolar, ithalatı yüzde 8.4 artarak 33 milyar 181 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, mart ayında dış ticaret açığı yıllık yüzde 56.6 artarak 11 milyar 263 milyon dolara yükseldi. Bu dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı 10.4 puan azalışla yüzde 66.1, enerji ve altın verileri hariç tutulduğunda ise ihracatın ithalatı karşılama oranı 14 puan azalarak yüzde 78.9 olarak gerçekleşti. Yılın ilk çeyreğinde Türkiye'nin ihracatı yıllık yüzde 3.1 azalışla 63 milyar 279 milyon dolar, ithalatı yüzde 4.7 artışla 91 milyar 957 milyon dolar, dış ticaret açığı yüzde 27.5 artışla 28 milyar 679 milyon dolar oldu.

Son 12 ay yıllıklandırılmış verilerle Türkiye'nin ihracatı martta yıllık yüzde 3 artışla 271 milyar 280 milyon dolar, ithalatı yüzde 6.3 artışla 369 milyar 593 milyon dolar, dış ticaret dengesi yüzde 16.4 artışla 98.3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

"REEL SEKTÖR VE İHRACAT AÇISINDAN ZORLU DÖNEM"

Dış ticaret verilerini değerlendiren Yıldıran, Dünya Ticaret Örgütü'nün tahminlerine göre dünya mal ticaretinin büyüme hızının yüzde 1.9 seviyesinden yüzde 1.4'e düşeceğini vurgulayarak, hizmetler ihracatında ise yüzde 0.7 oranında bir azalma beklendiğinin altını çizdi. Yıldıran, "Ocak ve şubat ayı verilerine göre Türkiye'nin ithalatındaki artış, ihracattaki artıştan daha yüksek. Mart ayında ihracat gerilerken, ithalatta artış var. Bu tabloda, Türkiye'nin aleyhine olan dış ticaret haddindeki kötü gidiş, savaştan sonra artan enerji fiyatları nedeniyle daha da olumsuz etkilenecektir. Özelikle, Türk lirasının değerinin korunması mücadelesi ile dış ticaret dengesizliğinin getirdiği sorunların çözümlenmesi arayışı çatışacaktır. Yani TCMB'nin, yüksek faiz politikasına enflasyonla mücadele kapsamında devam etmesi gerekeceği için, reel sektör ve ihracat açısından zorlu bir dönem olacaktır. Turizm sektöründe ise Körfez ülkelerindeki olumsuzluklar, Türkiye'yi vazgeçilemez pazar durumuna getirecektir. Turizm sektörü en az yara alacak sektör olarak Türkiye'nin dış dengesine olumlu etkiler yapmaya devam edebilir" dedi.

İŞSİZLİK ORANI ŞUBATTA YÜZDE 8.5 OLDU

TÜİK verilerine göre, şubatta işsiz sayısı ve işsizlik oranı arttı. Mevsim etkisinden arındırılmış hanehalkı işgücü araştırması sonuçlarına göre, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı şubatta bir önceki aya göre 133 bin kişi artarak 2 milyon 981 bin kişi düzeyinde gerçekleşirken, işsizlik oranı ise 0.3 puan artarak yüzde 8.5 oldu. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6.9 iken kadınlarda yüzde 11.6 olarak tahmin edildi. İşsizlik oranı son 34 aydır tek haneli seyrediyor. Şubatta bir önceki aya göre, istihdam edilenlerin sayısı 153 bin kişi artarak 32 milyon 158 bin kişi, istihdam oranı 0.2 puan artarak yüzde 48.2 oldu. Bu dönemde işgücü 268 bin kişi artarak 35 milyon 139 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0.3 puan artarak yüzde 52.6 olarak gerçekleşti. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 1.4 puan artarak yüzde 15.8 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı şubatta bir önceki aya göre 0.1 puan artarak yüzde 29.9 düzeyinde tahmin edildi.

Bu arada ekonomik güven endeksi martta yüzde 2.8 oranında azalarak 97.9 değerini aldı. Ekonomik güven endeksinin 100'den küçük olması genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor.

Doç. Dr. Filiz ERYILMAZ / Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi

"TCMB'nin faiz kararında rezervler belirleyici olacak"

Enflasyon yüzde 2.35 bandındaki beklentilerin belirgin bir şekilde altında geldi. Özellikle çekirdek enflasyonda yıllık bazda yükseliş görülmesi, ayrıca 'Gıda fiyatlarında asıl artışı Nisan'da göreceğiz', 'Savaşın etkisi asıl Nisan'da görülecek' algılaması nedeniyle piyasa bu veriyi çok da olumlu fiyatlayamadı. TÜFE'nin beklentilerin altında gelmesinde, gıda fiyatlarındaki, özellikle işlenmemiş gıda fiyatlarındaki artışta yavaşlamanın etkisi var. Mal enflasyonunda da öyle. Hizmet grubunda ulaştırma kalemi kaynaklı olarak uzunca bir süredir ilk kez, yıllık tarafta da yükseliş olduğunu görüyoruz. Kiralar tarafında da bir belirgin yavaşlama var. TCMB'nin 22 Nisan'da vereceği kararda enflasyondan ziyade rezervler belirleyici olacak. Rezervlerdeki erime böyle devam ederse, TCMB 22 Nisan'da faiz artışına gitmek zorunda kalacaktır. Savaş daha alevlenir, petrol fiyatları daha yukarı giderse ve rezerv baskısı daha da artarsa, yani en kötü senaryoda TCMB 22 Nisan'ı beklemeden ara toplantıyla faiz artışı yapabilir. Şimdi burada tabii bir diğer soru şu: Hangi faizi artıracak? Politika faizini üst banda mı çekecek? Bunu yaparsa aslında piyasaya etkisi yok. Zaten ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti üst bant üzerinden geçiyor. Tüm koridoru yukarı çekebilir. Özellikle üst bandı 300 baz puandan daha yukarı çekebilir. Bunlar daha güçlü etki verebilir. Rezervlerdeki bu baskı devam ederse, TCMB'nin sadece politika faizini değil tüm koridoru ve asimetriyi daha yukarı çektiği bir süreç olabilir. Her şey benzer devam ederse bile, ben 22 Nisan'da politika faizinin 300 baz puan yukarı çekilme ihtimali olduğunu düşünüyorum.

Prof. Dr. Mustafa YILDIRAN / Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Global enflasyon dalgası oluşabilir"

Savaşın maliyetlere etkisi henüz yüksek olmamasına rağmen, ÜFE'nin TÜFE'den daha çok yüksek gelmesi, sanayi ve tarım kesiminde maliyetlerin yükseleceğini gösteriyor. Bu durum Türkiye'de enflasyon rijitliğinin artacağına işaret ediyor. ÜFE'de enerji fiyatlarının şubat ayında bile hızlı yükselmesi, savaşın yol açtığı tedarik süreçlerindeki sıkıntıların etkisinin daha fazla olacağını gösteriyor. ÜFE'deki yükselişin ve savaşın etkilerinin sonuçları TÜFE'yi izleyen aylarda daha olumsuz etkileyecektir. İran savaşı, petrol kaynaklı kıtlık ve arz şokuyla bütün sektörlerdeki temel girdi olan enerji fiyatlarının yükselmesine neden olacağı için 1970'li yıllardaki gibi küresel bir maliyet enflasyonuna sebep olabilecektir. Bu şok, 1970'li yıllarda henüz küreselleşmenin bu dönemdeki yaygınlaşmamış olduğu bir dönemde bile yaklaşık 1973 ile 1980 arasında uzun süreli yüksek enflasyon dönemine sebep olduğunu hatırlarsak, savaşın uzaması durumunda en az bir yıl sürecek bir enflasyon şokuna sebep olabilir. Ayrıca petro-kimya kaynaklı gübre, ambalaj malzemesi, otomotiv sektörü girdileri ve inşaat sektörü girdilerinin de fiyat seviyesini yukarı taşıyacağı için Covid-19 dönemindeki gibi bir global enflasyon dalgası oluşturması da mümkün. Özellikle ABD ve Asya ülkelerinde yeni enflasyon dalgasının olacağı hem bankaların hem de uluslararası kurumların tahminlerinde yer alıyor. Petrol fiyatlarının 90 doların üzerinde seyretmesi durumunda Türkiye'de enflasyon yüzde 30' a yakınsayacak.

Ayşe ÖZDEN / Aks Araştırma Kurucusu ve Baş Ekonomisti

"TCMB kısa vadede indirim kapısını kapalı tutar"

Mart enflasyon verisi, dezenflasyon sürecinin ne kadar engebeli ve dış şoklara açık bir patikada ilerlediğini bir kez daha gösterdi. Petrol fiyatlarının savaşın etkisiyle 110 dolar bandını test ettiği bir konjonktürde, manşet rakamlarda hızlı bir iyileşme beklemek zaten gerçekçi değil. Üstelik baskı yalnızca enerjiyle sınırlı değil; gıda fiyatlarındaki oynaklık ve hizmet enflasyonundaki direnç de aylık artışları aşağı çekmeyi zorlaştırıyor. Ocak ve şubatın ardından martta da aylık ritmin yüksek kalması, dış maliyetlerin içerideki yapışkanlıkla birleştiğini gösteriyor. Aylık artışlar kalıcı ve ikna edici biçimde aşağı gelmedikçe yılsonu enflasyon beklentileri yüzde 25 seviyesinin üzerinde kalmaya devam edecektir. Böyle bir maliyet fırtınasında TCMB'nin sıkı duruş konusundaki kararlılığı belirleyici hale geliyor. Dış şokların bu kadar sert olduğu bir ortamda faiz indirimini tartışmak, maliyet baskısının ve aylık katılık riskinin yeterince ciddiye alınmadığı algısını yaratabilirdi. Benim baz senaryom, TCMB'nin kısa vadede indirim kapısını kapalı tutacağı ve sıkı duruşu koruyacağı yönünde. Eğer petrol kaynaklı baskı derinleşir, beklentiler yeniden bozulur ve aylık enflasyon bu seviyelerde kalmaya devam ederse faiz artırımı konuşulmaya başlanır.

Harun Raşit DEMİRCAN / İntegral Yatırım Araştırma Uzmanı

"Hürmüz Boğazı'nın kapanması dengeleri değiştirdi"

Jeopolitik gerilimler genel anlamda güvenli liman olarak görülen altın başta olmak üzere değerli metallere olan talebi artıran unsurlar arasında yer almaktaydı. Ancak ABD-İran arasında yaşanan kriz sonucunda Hürmüz Boğazı'nın kapanması, piyasalarda dengeleri değiştiren önemli bir gelişme oldu. Bu durum, petrol fiyatlarının son dört yılın en yüksek seviyelerine ulaşmasında belirleyici rol oynadı. Artan enerji maliyetleri, merkez bankalarının enflasyonla mücadele sürecini zorlaştırırken, yükselen enflasyon riski özellikle Fed tarafında belirsizlikleri artırdı. Bu süreçte dolara olan talebin güçlendiğini ve buna paralel olarak altına olan talebin zayıfladığını gözlemledik. Nitekim TCMB'nin bu dönemde swap dahil yaklaşık 70 ton altın satışı gerçekleştirmesi de bu eğilimi destekleyen bir gelişme oldu. Özetle, Hürmüz Boğazı kaynaklı gerilim ve buna bağlı olarak yükselen enerji maliyetleri, kısa vadede altına olan talep üzerinde baskı oluşturdu. Önümüzdeki süreçte petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalmaya devam etmesi durumunda, altın üzerindeki aşağı yönlü baskının sürmesini bekliyoruz.

BİZE ULAŞIN