Turizm gelirlerinde güçlü performans

Türkiye’nin turizm geliri yılın ilk çeyreğinde yıllık yüzde 4.2 artışla 9 milyar 896.5 milyon dolar olurken, ziyaretçi sayısı yüzde 1.5 artışla 9 milyon 258 bin kişiyi aştı. İlk çeyrekte dış ticaret açığı ise yüzde 56 artarak 11.2 milyar dolar oldu. Şimdi gözler 4 Mayıs’ta açıklanacak enflasyon verisinde...
05.05.2026 12:00 GÜNCELLEME : 07.05.2026 00:01

HÜLYA GENÇ SERTKAYA / Küresel belirsizlikler ve jeopolitik gerilimlere rağmen Türk turizm sektörü ilk çeyrekte güçlü performans sergiledi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye'nin turizm geliri 2026 yılının ilk çeyreğinde yıllık yüzde 4.2 artarak 9 milyar 896 milyon 456 bin dolar oldu. Ziyaretçilerden elde edilen turizm geliri 9 milyar 694 milyon 574 bin dolar, transfer yolculardan elde edilen turizm geliri ise 201 milyon 883 bin dolar düzeyinde gerçekleşti. Ziyaretçilerin turizm gelirinin yüzde 25.6'sını Türkiye'yi ziyaret eden yabancılar oluşturdu. Bu çeyrekte ziyaretçiler tarafından yapılan harcamaların 8 milyar 469 milyon 691 bin dolarını kişisel harcamalar, 1 milyar 224 milyon 883 bin dolarını ise paket tur harcamaları oluşturdu.

Türkiye'den çıkış yapan ziyaretçi sayısı 2026 yılı birinci çeyreğinde yıllık yüzde 1.5 artarak 9 milyon 258 bin 129 kişi oldu. Ziyaretçilerin yüzde 25.7'sini 2 milyon 376 bin 343 kişi ile yurt dışında ikamet eden vatandaşlar oluşturdu. İlk çeyrekte Türkiye'de geceleme yapan ziyaretçilerin gecelik ortalama harcaması 102 dolar oldu. Yurt dışında ikamet eden vatandaşların gecelik ortalama harcaması ise 72 dolar olarak belirlendi.

YEME İÇME HARCAMALARININ PAYI YÜZDE 27

2026 yılının ilk çeyreğinde ziyaretçilerden elde edilen turizm geliri içindeki yeme içme harcamalarının payı yüzde 27, uluslararası ulaştırma harcamalarının payı yüzde 15.8, konaklama harcamalarının payı ise yüzde 13 oldu.

Ziyaretçiler yüzde 55.3 ile en çok "gezi, eğlence, sportif ve kültürel faaliyetler" amacıyla geldi. İkinci sırada yüzde 26.8 ile "akraba ve arkadaş ziyareti", üçüncü sırada ise yüzde 8.2 ile "alışveriş" yer aldı. Yurt dışı ikametli vatandaşlar ise Türkiye'ye yüzde 66.7 ile en çok "akraba ve arkadaş ziyareti" amacıyla geldi.

Türkiye'nin turizm gideri, yılın ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 9.1 azalarak 2 milyar 224 milyon 603 bin dolar oldu.

Bu çeyrekte yurt dışını ziyaret eden vatandaş sayısı bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 13.1 artarak 2 milyon 936 bin 279 kişi oldu. Bunların kişi başı ortalama harcaması 943 dolardan 758 dolara geriledi.

KİŞİ BAŞI HARCAMADA ARTIŞ

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yılın ilk çeyreğine ilişkin değerlendirmesinde Türkiye'nin krizlere rağmen turizmde artı yönlü bir seyir izlediğini vurguladı. Bakan Ersoy, turizmde 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin verileri ve önümüzdeki döneme ilişkin yol haritasını İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında kamuoyuyla paylaştı. Bakan Ersoy'un sunumuna göre ziyaretçi sayıları yılın ilk üç ayında dalgalı bir seyir izledi. Ocak 2025'te ziyaretçi sayısı 2 milyon 950 bin iken Ocak 2026'da 3 milyon 131 bine yükseldi ve yüzde 6.1 artış kaydedildi. Şubat ayında Ramazan ayının etkisiyle 2 milyon 899 binden 2 milyon 848 bine gerileyerek yüzde 1.7 düşüş yaşandı. Mart ayında ise savaş etkisine rağmen 2 milyon 995 binden 3 milyon 240 bine çıkarak yüzde 8.2 artış gerçekleşti.

Bakan Ersoy'un paylaştığı kişi başı gecelik harcama verilerindeki artış da dikkat çekti. Yabancı ziyaretçilerin 2026 yılı ilk çeyreğindeki gecelik harcaması 116 dolardan 119 dolara yükselirken yüzde 2.2 artış gerçekleşti.

İKİNCİ ÇEYREKTE ZORLU SÜREÇ BEKLENTİSİ

Önümüzdeki döneme ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Bakan Ersoy, ikinci çeyreğin küresel gelişmeler ve savaşın yarattığı olumsuzlukların da yoğun hissedileceği nedeniyle daha zorlu geçebileceğine işaret etti. Çatışma sürecindeki belirsizlikler, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve küresel ekonomiye yansımalarının turizm hareketliliğini etkileyebileceğini belirten Ersoy, kalıcı ateşkes sağlanana kadarki süreçte son dakika rezervasyonlarının yoğunlaşacağı bir dönemin beklendiğini ifade etti. Kalıcı bir ateşkes sağlanması durumunda hızlı bir toparlanma öngördüklerini dile getiren Ersoy, küresel gelişmeleri anlık olarak takip edeceklerini, riskleri proaktif şekilde yöneteceklerini ve gerekli adımları kararlılıkla atacaklarını vurguladı.

"MALİYET BASKISI TÜRKİYE'NİN ELİNİ ZORLAŞTIRIYOR"

Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Demirhan, yakın bölgedeki savaş ve jeopolitik gerilimlerin turizm sektörü için önemli bir risk oluştursa da, bu durumun savaşın sona ereceğine dair beklentilerle birlikte kısa vadeli kalacağının öngörülebilir olduğunu dile getirdi. Demirhan, "Türkiye ekonomisinde dış ticaret açığının cari denge üzerindeki baskısını hafifleten ve adeta bir 'can suyu' görevi gören turizm, uzun yıllardır uygulanan stratejik politikalarla desteklenmekte. Ancak rakip destinasyonların turizm alanında attığı etkin adımlar, sektördeki risklerin titizlikle yönetilmesini zorunlu kılmakta. Bu risklerin başında gelen maliyet baskısı ve son üç yılda yaşanan yüksek fiyat artışları, küresel rekabetin yoğun olduğu bu sektörde Türkiye'nin elini zorlaştırıyor. Küresel ekonominin yavaşladığı bir dönemde oluşabilecek 'pahalı ülke' algısı, turist tercihlerini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, sektörün ekonomiye katkısını artırmak amacıyla sağlık ve kültür turizmi gibi niş alanlara yönelik yeni yatırımların yapılması ve bu alanları kapsayan bütüncül turizm politikalarının geliştirilmesi büyük önem arz etmektedir" diye konuştu.

İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 8.1'E GERİLEDİ

Türkiye genelinde mevsim etkisinden arındırılmış verilerle 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı martta bir önceki aya göre 96 bin kişi azalarak 2 milyon 873 bin kişi, işsizlik oranı 0.3 puan azalarak yüzde 8.1 oldu. TÜİK verilerine göre istihdam edilenlerin sayısı martta aylık bazda 226 bin kişi artarak 32 milyon 425 bin kişi, istihdam oranı ise 0.3 puan artarak yüzde 48.5 oldu. İşgücü, martta 129 bin kişi artarak 35 milyon 298 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0.1 puan artarak yüzde 52.8 olarak gerçekleşti. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı ise bir önceki aya göre 0.5 puan azalarak yüzde 15.3 oldu.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı martta bir önceki aya göre 1.6 puan artarak yüzde 31.5 düzeyinde gerçekleşti.

"İŞGÜCÜ PİYASASINDA BASKI ARTIYOR"

Prof. Dr. Erdal Demirhan, işgücü piyasalarındaki olumsuz tablonun derinleşmeye devam ettiği görüşünde. Dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 8.1'e gerilese de, atıl işsizlik oranının 1.6 puanlık artışla yüzde 31.5'e yükselmesinin dikkat çekici olduğunu söyleyen Demirhan, bir yıl önce yüzde 24 seviyelerinde olan bu oranın yüzde 31.5'e çıkmasının, işgücü piyasasındaki bozulmanın en net göstergesi olduğunu kaydetti. Demirhan, "Atıl işsizlikteki bu sert yükselişin temel nedeni, uygulanan sıkı para politikalarının reel sektör üzerindeki baskısıdır. Mevcut politikalar henüz enflasyonu hedeflenen seviyelere çekemezken, sanayi üretiminde yavaşlamayı beraberinde getirdi. Yüksek finansman maliyetleri ve ekonomik güvenin zayıflaması, yeni yatırımların ertelenmesine ve işletmelerin personel alımlarını kısıtlamasına yol açıyor. Piyasadaki daralma, iş bulmakta zorlanan bireyleri kısmi zamanlı çalışmaya yönlendirirken; potansiyel işgücünün büyük bir kısmını iş bulma ümidini yitirmiş veya iş aramayı bırakmış ancak çalışmaya hazır kişiler oluşturuyor. Genel ekonomik gidişatın bir yansıması olan bu durum, devam eden jeopolitik risklerle birleştiğinde işgücü piyasası üzerindeki baskıyı artırıyor. Mevcut veriler ışığında, 2026 yılının tamamında işgücü piyasasında belirgin bir iyileşme beklemiyorum. Dar tanımlı işsizlik oranının yatay seyrini koruyacağı, ancak atıl işsizlik oranının yüksek seviyelerde kalmaya devam edeceği bir tablo ön plana çıkıyor" diyor.

MARTTA DIŞ TİCARET 11.2 MİLYAR DOLAR AÇIK VERDİ

Mart ayında genel ticaret sistemine göre, ihracat yıllık yüzde 6.4 azalışla 21 milyar 899 milyon dolar, ithalat yüzde 8.2 artarak 33 milyar 120 milyon dolar olarak gerçekleşti. TÜİK ve Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre, mart ayında dış ticaret dengesi yüzde 56 artışla 11 milyar 221 milyon dolar açık verdi. Bu dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı 10.4 puan azalışla yüzde 66.1'e geriledi.

2026 yılı Ocak-Mart döneminde ihracat yıllık yüzde 3.2 azalarak 63 milyar 227 milyon dolar, ithalat yıllık yüzde 4.7 artarak 91 milyar 895 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yılın ilk çeyreğinde dış ticaret açığı yüzde 27.5 artışla 28 milyar 667 milyon dolar oldu. Bu dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı 5.6 puan azalışla yüzde 68.8'e geriledi.

EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ GERİLEDİ

Ekonomik güven endeksi nisanda da gerilemeye devam etti. Şubatta 100.7, martta 97.9 düzeyinde olan ekonomik güven endeksi, nisanda aylık bazda yüzde 1.5 oranında azalarak 96.4 değerini aldı. Endeksin 100'den küçük olması genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. TÜİK verilerine göre, nisanda aylık bazda tüketici güven endeksi yüzde 0.5 artarak 85.5, reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi yüzde 1.4 azalarak 98.6, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 3.1 azalarak 109.7, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 1.8 azalarak 111.6, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 3.6 artarak 83.6 değerini aldı.

Prof. Dr. Erdal Demirhan, verilerin ekonomiye duyulan güvenin zayıflamaya devam ettiğini ortaya koyduğunu vurguladı. Ekonomik güven endeksindeki düşüşün temelinde hem iç hem de dış dinamiklerdeki olumsuz gelişmelerin yer aldığına dikkat çeken Demirhan, yurt içinde uygulanan dezenflasyon programının henüz beklenen sonuçları vermemesinin güven kaybındaki en belirleyici faktör olarak öne çıktığını dile getirdi. Demirhan, "Önümüzdeki süreçte ekonomik güvenin yeniden tesis edilmesi ve endekslerin yukarı yönlü ivme kazanması, enflasyonla mücadelede elde edilecek somut başarıya ve programın etkinliğine bağlı olacaktır" diye konuştu.

ENFLASYON VERİLERİ BEKLENİYOR

TÜİK, 4 Mayıs'ta Nisan ayı enflasyon verilerini açıklayacak. Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) martta aylık yüzde 1.94 yıllık yüzde 30.87 düzeyinde artış göstermişti. TCMB'nin reel sektör ve finansal sektör temsilcilerinden oluşan 70 katılımcı tarafından yanıtlanan piyasa katılımcıları anketinde, katılımcıların nisan ayı tüketici enflasyonu beklentisi yüzde 2.93 olmuştu.

Bu arada Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yılın ikinci enflasyon raporunu 14 Mayıs'ta kamuoyu ile paylaşılacak. Enflasyon raporunda yer alacak mesajlar piyasalar tarafından yakından takip edilecek. TCMB Başkanı Fatih Karahan 5 Mayıs'ta TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda milletvekillerine sunum yapacak.

Prof. Dr. Erdal DEMİRHAN / Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Savaş sona erse bile enflasyonist etkiler bir süre daha devam edebilir"

Yılın ilk çeyreğinde fiyatların yüzde 10 artarak beklentileri aşması, nisan ayı verilerini kritik hale getirdi. Özellikle enerji maliyetlerindeki artışın gecikmeli etkilerinin bu ay hissedilmesi bekleniyor. Nisan verisiyle birlikte yıllık enflasyonun yüzde 30 bandının üzerinde kalmaya devam edeceğini öngörüyorum. Baz etkisi nedeniyle mayıs ve haziran aylarında yıllık oranda kısmi bir hızlanma da yaşanabilir. Mevcut enflasyon tablosu, Merkez Bankası'nın yüzde 16'lık ara hedefinden ve yüzde 5'lik resmi hedefinden oldukça uzak bir görünüm sergiliyor. Bu sapmanın temelinde savaş kaynaklı küresel etkilerin yanı sıra, maliye politikasının para politikasına beklenen desteği tam olarak vermemesi yatıyor. Savaş sona erse bile enflasyonist etkiler bir süre daha devam edebilir. Ayrıca mali disiplindeki zorluklar ve yüksek seyreden enflasyon beklentileri enflasyonun düşüş hızını sınırlıyor. Enflasyon beklentilerinin gerçekleşen veriden bu denli kopması, para politikasının etkinliğini ve Merkez Bankası'nın kredibilitesini zayıflatıyor. Bu nedenle, 14 Mayıs'ta açıklanacak yılın ikinci enflasyon raporunda kapsamlı bir revizyona gidilmesi kaçınılmaz görünüyor. Resmi hedeflerin daha ulaşılabilir seviyelere güncellenmesi, beklentilerin yeniden 'çıpa' görevini görmesi açısından hayati önem taşıyor. 14 Mayıs'taki tahmin ve ara hedef güncellemelerinin, yılın geri kalanında yeni bir değişikliğe ihtiyaç bırakmayacak şekilde, gerçekçi bir projeksiyonla yapılması piyasa güveni açısından oldukça yararlı olacaktır.

Prof. Dr. Murat ŞEKER / İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Turizm sektörü katma değer üretmeye devam ediyor"

Ekonomik güven endeksinin nisanda yüzde 1.5 oranında azalarak son 9 ayın en düşük değeri olan 96.4 seviyesine gerilemesi, 100 eşik değerinin altındaki kötümser seyrin sürdüğüne işaret ediyor. Önümüzdeki dönemde işgücü piyasasında istihdam artış hızının ivme kaybetmesi ve işsizlik oranlarında kademeli de olsa bir artış görme ihtimalimiz söz konusu. Dış ticaret verilerine baktığımızda ihracatın ithalatı karşılama oranının belirgin bir şekilde düştüğünü ve makroekonomik açıdan dış ticaret dengesinin ithalat ağırlıklı olarak aleyhte genişlediğini görmekteyiz. Turizm verileri ise Türkiye'nin döviz yaratma kapasitesinin gücünü koruduğunu, sektörün katma değer üretmeye devam ettiğini gösteriyor. Turizm gelirleri, dış ticaret açığının finansmanındaki tampon görevini sürdürüyor. Önümüzdeki turizm sezonu tam kapasiteye ulaşırsa, ülkeye girecek olan döviz akışı makroekonomik istikrar hedefine güçlü bir destek vereceğe benziyor. Bu hafta açıklanacak nisan ayı enflasyonunda, hizmet sektöründeki güçlü katılıklar, gıda fiyatlarındaki dönemsel etkiler ve eğitim/sağlık gibi alt kalemlerdeki direnç nedeniyle aylık bazda halen yüksek fakat ivme kaybetme eğiliminde olan bir artış bekliyorum. Yıllık enflasyon ise muhtemelen yaz aylarında devreye girecek güçlü baz etkisi öncesinde yüksek seviyelerde seyredecektir. Nisan ayında beklentim 3.4 düzeyi, yıllık enflasyonun ise yüzde 30'un üzerinde kalmaya devam edeceğini düşünüyorum. 14 Mayıs'ta yayımlanacak enflasyon raporunda ise Merkez Bankası'nın sıkı duruş mesajını yinelemesini bekliyorum. Özellikle hizmet enflasyonundaki dirence ve iç talepteki yavaşlama hızına dikkat çekileceğini; enflasyon eğiliminde kalıcı bir bozulma yaşanırsa ek sıkılaşma tedbirlerinin gündeme geleceğinin vurgulanabileceğini düşünüyorum.

Hikmet BAYDAR / 3. Göz Danışmanlık CEO'su

"Savaşın turizmi olumsuz etkileme ihtimali yüksek"

Petrol fiyatlarındaki oynaklığın enflasyonu yukarı yönde etkilemesi beklenmekle beraber, piyasalarda yaşanan durgunluk nedeniyle oluşan talep zayıflığı da aşağı yönde bir baskı oluşturuyor. Bu ikisinden hangisi daha baskın olacak veriler geldikçe göreceğiz. Ancak petro-kimya ve lojistik gibi sektörlerde üretim aksamaları ve fiyat artışları nedeniyle ciddi oynaklıklar olması ihtimali fazla. Her ne kadar TCMB piyasa katılımcıları anketinde yüzde 2.93 ortalama aylık enflasyon beklentisi olsa da aylık bazda enflasyonun yüzde 3'ün üzerinde gerçekleşme olasılığı yüksek. O yüzden yüzde 3.10 aylık, yüzde 31 civarı yıllık bir enflasyon verisiyle karşılaşabiliriz. Veriler tahmin ettiğimiz gibi gelirse, TCMB açıklayacağı yılın ikinci enflasyon raporunda sıkı para politikasının altını çizerken, enflasyon seyrine ve verilere bağlı olarak politikasını gözden geçirebileceğini açıklayabilir.

Mart 2026 ayı dış ticaret verileri körfezdeki savaştan global ekonomilerin nasıl etkilendiğini bize açıkça gösteriyor. Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6.4 azalan ihracat dış ticarette talep azalmasını açıkça ortaya koyuyor. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde dış talep daralmasının etkisini fazlasıyla hissedebiliriz gibi görünüyor. İthalatta meydana gelen yüzde 8.2 artış ise özellikle fiyatlardaki yükselmelerle ilgili olabilir diye düşünüyoruz. Bu durum maliyet enflasyonu riskinin de arttığını bize gösteriyor. Bu yıl Ocak-Mart döneminde Türkiye'nin turizm geliri yıllık yüzde 4.2 artışla 9.9 milyar dolara yükseldi. Bölgedeki savaş ortamının turizmi olumsuz etkileme ihtimali yüksek. Savaş bölgesine yakın olmamız nedeniyle rezervasyon iptalleri riski devam ediyor.

BİZE ULAŞIN