23 çeyreklik kesintisiz büyüme
HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ Türkiye ekonomisi 2026 yılının ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2.5, çeyreklik bazda yüzde 0.1 büyüdü. Kesintisiz büyüme süreci 23 çeyreğe ulaştı. Yıllıklandırılmış milli gelir 1.6 trilyon doları aştı. Büyümeye en büyük katkı iç talepten geldi. Hanehalkı tüketiminin büyümeye katkısı 3.4 puan, kamu tüketiminin 0.3 puan oldu. İlk çeyrekte büyümeye yatırımlar 0.8 puan, stok değişimi 0.5 puan katkı verdi. Net ihracat ise büyümeyi 2.5 puan aşağı çekti. İlk çeyrekte yıllık bazda sanayi sektörü yüzde 0.8 daralırken, tarım sektörü yüzde 4.6 büyüdü.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) 2026 yılı birinci çeyrek ilk tahmini; zincirlenmiş hacim endeksi olarak bir önceki çeyreğe göre yüzde 0.1 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş haciz endeksi ise yıllık bazda yüzde 2.6 artış gösterdi. Üretim yöntemiyle GSYH tahmini, 2026 yılının birinci çeyreğinde cari fiyatlarla yıllık yüzde 35.7 artarak 16 trilyon 999 milyar 977 milyon lira oldu. GSYH'nin birinci çeyrek değeri cari fiyatlarla dolar bazında 389 milyar 598 milyon olarak gerçekleşti.
HANEHALKININ TÜKETİM HARCAMALARI YÜZDE 4.8 ARTTI
İç talep büyümeye destek verdi. Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2026 yılının birinci çeyreğinde yıllık bazda zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 4.8 arttı. Yerleşik ve yerleşik olmayan hanehalkının harcamaları ise ilk çeyrekte yüzde 4.2 artış gösterdi. Bu harcamaların alt kırılımlara bakıldığında, yılın ilk çeyreğinde harcamalar dayanıklı mallarda yüzde 0.2 daralırken, yarı dayanıklı mallarda yüzde 5.8, dayanıksız mallarda yüzde 6.4, hizmetlerde yüzde 2.2 arttı. Yılın ilk çeyreğinde, devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 2.1, gayrisafi sabit sermaye oluşumu (yatırımlar) ise yüzde 3 artış gösterdi. Yılın ilk çeyreğinde inşaat yatırımlarında yüzde 3.3, makine ve teçhizat yatırımlarında yüzde 3 oranında artış yaşandı. Mal ve hizmet ihracatı, ilk çeyrekte yıllık bazda yüzde 12.7, ithalatı ise yüzde 2 azaldı.
BÜYÜMEYE SANAYİ FRENİ
GSYH'yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2026 yılı birinci çeyreğinde yıllık bazda zincirlenmiş hacim endeksi olarak; bilgi ve iletişim faaliyetleri toplam katma değeri yüzde 9.5, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 5.2, tarım sektörü yüzde 4.6, ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 3.7, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 3.5, inşaat sektörü yüzde 3.2, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 3, ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar yüzde 2, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 1.9 ve kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 1.8 arttı. Sanayi sektörü ise yüzde 0.8 azalarak, büyümeyi 0.2 puan aşağı çekti.
İşgücü ödemeleri, yılın ilk çeyreğinde yüzde 35.9 arttı. Net işletme artığı/karma gelir yüzde 34.4 artış gösterdi. İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla gayrisafi katma değer içerisindeki payı geçen yılın birinci çeyreğinde yüzde 42.7 iken, bu oran yüzde 2.7 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise geçen yılın birinci çeyreğinde yüzde 36.3 iken, 2026 yılı birinci çeyreğinde yüzde 35.8 oldu.
KONUT VE KİRA HARCAMALARI İLK SIRADA
TÜİK geçen hafta, 2025 yılı hanehalkı tüketim harcaması istatistiklerini de açıkladı. Buna göre, Türkiye genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 29.3 ile konut ve kira harcamaları alırken, ikinci sırayı yüzde 20.5 ile ulaştırma harcamaları, üçüncü sırayı ise yüzde 17.3 ile gıda ve alkolsüz içecekler harcamaları aldı.
En düşük payı alan harcama türleri ise yüzde 0.8 ile sigorta ve finansal hizmetler, yüzde 1.8 ile eğitim hizmetleri ve yüzde 2.2 ile sağlık harcamaları oldu.
Yüksek gelirli haneler düşük gelirli hanelere göre ulaşıma yaklaşık üç kat daha fazla pay ayırdı. Gelire göre sıralı yüzde 20'lik gruplar itibarıyla tüketim harcamalarının 2025'teki dağılımına bakıldığında; en yüksek gelir grubu olan beşinci yüzde 20'lik grupta yer alan hanehalkları, ulaştırma harcamalarına yüzde 25, konut ve kira harcamalarına yüzde 25.7 ve gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 12.4 pay ayırdı. En düşük gelir grubu olan birinci yüzde 20'lik grupta yer alan hanehalkları ise, konut ve kira harcamalarına yüzde 38.7, gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 29.2 ve ulaştırma harcamalarına yüzde 8.6 pay ayırdı.
BEŞ AYLIK DIŞ TİCARET AÇIĞI 42.7 MİLYAR DOLAR
Bayram tatilleri nedeniyle "14 gün" ile geçen yıla göre 6 iş günü eksik olan mayısta, Türkiye'nin ihracatı yıllık yüzde 9.3 azalışla 22 milyar 504 milyon dolara gerilerken, ithalatı yüzde 10.7 azalışla 28 milyar 103 milyon dolar oldu. Dış ticaret dengesinin yüzde 15.7 azalışla 5 milyar 599 milyon dolar düzeyinde açık verdiği mayısta ihracatın ithalatı karşılama oranı 1.2 puan artışla yüzde 80.1 olarak hesaplandı. Mayısta enerji ve altın verileri hariç tutulduğunda ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 97.6 olarak gerçekleşti. Ticaret Bakanlığı'nın açıklamalarına göre, 22 Mayıs'ta gerçekleştirilen 2.4 milyar dolarlık ihracat ile tüm zamanların en yüksek günlük ihracat rekoru kırıldı. Mayısta en fazla ihracat yapılan ülkeler 1.7 milyar dolarla Almanya, 1.5 milyar dolarla ABD, 1.2 milyar dolarla İtalya oldu.
Yılın ilk beş ayında ihracat yüzde 0.3 artışla 111.2 milyar dolar, ithalat yüzde 1.2 artışla 153.9 milyar dolar, dış ticaret açığı yüzde 3.6 artışla 42.7 milyar dolar düzeyinde hesaplandı. Mayıs itibarıyla son 12 ay yıllıklandırılmış ihracat yüzde 3 artışla 273.5 milyar dolar, ithalat yüzde 4.2 artışla 367.2 milyar dolar, dış ticaret açığı yüzde 7.8 artışla 93.6 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Mayıs ayı itibarıyla yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatı ise toplam 396 milyar dolara ulaştı.
NİSANDA İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 8.2 OLDU
Hanehalkı işgücü araştırması sonuçlarına göre, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsizlik oranı nisanda bir önceki aya kıyasla 0.1 puan artarak yüzde 8.2, işsiz sayısı 5 bin kişi azalarak 2 milyon 868 bin kişi oldu. TÜİK verilerine göre, nisanda bir önceki aya kıyasla mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı 0.6 puan azalarak yüzde 48.1, istihdam edilenlerin sayısı 356 bin kişi azalarak 32 milyon 166 bin kişi düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde işgücüne katılma oranı 0.6 puan azalarak yüzde 52.4, işgücü 361 bin kişi azalarak 35 milyon 34 bin kişi oldu. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0.8 puan azalarak yüzde 14.5 düzeyinde gerçekleşti. Atıl işgücü oranı ise nisanda bir önceki aya göre 1.2 puan azalarak yüzde 30.1 oldu.
Hatırlanacağı üzere mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı 2026 yılının ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0.1 puanlık azalışla yüzde 8.2, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 52 bin kişi azalarak 2 milyon 894 bin kişi düzeyinde gerçekleşmişti. Bu dönemde genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 15.2, atıl işgücü oranı yüzde 30.4 olarak kaydedilmişti.
"KAYIP NESİL TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ"
Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Demirhan'a göre, işgücü istatistikleri, uygulanan ekonomi programının işgücü piyasaları üzerindeki etkisini ve yarattığı derin çelişkiyi somut biçimde yansıtıyor. Demirhan, dar tanımlı resmi işsizlik oranının yüzde 8.2 seviyesinde kalmasına rağmen, buz dağının görünmeyen kısmının çok daha endişe verici bir tabloya işaret ettiğini vurguluyor. Gerçek işsizlik olarak bilinen atıl işgücü oranının ilk çeyrekte yüzde 30.4, nisanda yüzde 30.1 gibi yüksek bir seviyede bulunduğuna dikkat çeken Demirhan, "İlk çeyrekte Türkiye'de geniş tanımlı işsiz sayısı 11.8 milyon kişiye ulaşmış durumda. Bu yapısal bozulmanın arkasında, birbirini tetikleyen kronik problemler yer alıyor. Resmi işsizlik oranındaki yatay seyrin temel sebebi yeni istihdam alanlarının yaratılması değil, aksine işgücüne katılım oranındaki düşüş ve insanların iş aramaktan vazgeçmesidir. İş bulma umudu olmayanların sayısının 3 milyona yaklaşması, ekonomideki durgunluğun bireyler üzerindeki psikolojik yıpranmasını net şekilde özetliyor. Madalyonun diğer yüzünde ise ne istihdamda ne eğitimde olan 15-24 yaş grubundaki 2.7 milyon gencimiz bulunuyor. Bu tablo söz konusu yaş grubundaki her dört gençten birinin eğitimde ve istihdamda olmadığını gösteriyor. Genç işsizlik oranının yüksek seviyelerde çakılı kalması ise, ülkenin geleceği olan bu dinamik nüfusun sistemin dışına itildiğini ve yapısal bir kayıp nesil tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor" şeklinde konuştu.
İSO TÜRKİYE İMALAT PMI MAYISTA 49.8'E YÜKSELDİ
Ekonomik büyümenin öncü göstergesi olan İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI (satın alma yöneticileri endeksi) mayısta 49.8'e yükselerek 50 eşik değerine önemli ölçüde yaklaştı. Mart 2024'ten bu yana en yüksek düzeyinde gerçekleşen endeks, faaliyet koşullarındaki bozulmanın belirgin şekilde yavaşladığı yönünde sinyal verdi. Mayıs ayı verileri, imalat sanayi üretiminin yeniden artışa geçtiğini gösterdi. Böylece nisanda gözlenen sert yavaşlamanın ardından belirgin bir toparlanma kaydedildi.
Yıllık enflasyon yükselişte
Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) mayısta aylık yüzde 1.71 artarken, yıllık enflasyonu bir önceki aya göre 0.24 puan artışla yüzde 32.61 oldu. TÜFE'de beş aylık artış yüzde 16.61, 12 aylık ortalamalara göre artış yüzde 32.24 düzeyinde gerçekleşti. TÜİK verilerine göre, mayısta yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) aylık yüzde 2.75 artarken, yıllık enflasyonu 0.34 puan artışla yüzde 28.93'e yükseldi.
Mayısta en yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 0.48 azalış, ulaştırmada yüzde 2.03 artış, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 2.28 artış olarak gerçekleşti. Bu grupların aylık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde -0.12, ulaştırmada 0.35 ve konutta 0.27 puan oldu. Mayısta yıllık yüzde 34.86 artış gösteren gıda ve alkolsüz içeceklerin yıllık enflasyona katkısı 8.60 puan, yüzde 34.29 artış gösteren ulaştırmanın 5.63 puan, yüzde 45.59 artış gösteren konutun 6.07 puan olarak hesaplandı.
Enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından memur ve emeklilerin maaş artışlarında baz alınan enflasyon farkının beş aylık kısmı da netleşti. Beş aylık verilere göre SSK ve Bağ-Kur emekli aylıkları yüzde 16.61, memur ve emekli maaşları yüzde 12.41 artacak. Temmuz zammı oranı 3 Temmuz'da açıklanacak haziran enflasyonunun ardından kesinlik kazanacak. Bu arada enflasyon verisiyle birlikte haziranda konut ve işyerlerine uygulanacak kira artış zam oranı (tavan) yüzde 32.24 oldu.
Ayşe ÖZDEN / Aks Araştırma Kurucusu ve Baş Ekonomisti
"Büyümenin görünmeyen maliyeti"
Türkiye ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2.5 büyümesi, çeyreksel büyüme hızının ise yüzde 0.1'e gerilemesi, dezenflasyon programının ekonomi üzerindeki etkilerinin daha görünür hale geldiğini gösteriyor. Ekonomik aktivite tamamen durmuyor ancak büyümenin temposu belirgin biçimde yavaşlıyor. Madalyonun bir yüzünde, tüm sıkılaştırma adımlarına ve yükselen finansman maliyetlerine rağmen direncini koruyan iç talep bulunuyor. Hanehalkı tüketimi kısa vadede üretim çarklarının dönmesini sağlayarak büyümeye destek veriyor. Tüketim eğilimi güçlü kaldıkça enflasyondaki düşüşün kalıcı hale gelmesi ve hedeflenen takvime oturması daha güç bir hale geliyor. Mayıs ayı enflasyon verisi de bu tabloyu teyit ediyor. Aylık artışın yüzde 1.7 civarında gerçekleşmesi bir önceki aya göre iyileşmeye işaret etse de, çekirdek eğilim ve fiyatlama davranışlarında henüz belirgin bir kırılma görülmüyor. Bu nedenle 11 Haziran'daki Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizinin sabit tutulmasını ve TCMB'nin yıl sonu için revize ettiği yüzde 26'lık enflasyon patikasını korumak adına sıkı duruşunu sürdürmesini bekliyorum. Ortaya çıkan tabloyu şöyle özetlemek mümkün: İç talep ve kamu harcamaları büyümeyi içeriden desteklerken, dış talep büyümeyi dışarıdan aşağı çekiyor. Bu yapı kısa vadede ekonomik aktiviteyi ayakta tutsa da, büyümenin giderek daha fazla tüketime dayanması ve sanayi ile ihracat kapasitesinin aşınması riskini beraberinde getiriyor. İkinci çeyrekte belirgin bir ivmelenme olasılığı düşük görünüyor. Bu nedenle 2026 yılı için yüzde 2.8 büyüme tahminimi koruyorum.
Prof. Dr. Burak ARZOVA / Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi
"Temel sorun maliyet enflasyonu"
İlk çeyrek büyüme verisi piyasa beklentilerinin altında geldi. Yine Türkiye ekonomisinin ağırlıkla hanehalkı ve devletin nihai tüketim harcamaları üzerinden büyüdüğünü görüyoruz. İlk çeyrek verisinde en önemli problemlerden biri sanayi sektöründe görülen yüzde 0.8'lik daralma. Özellikle sanayinin alt kolları itibarıyla baktığımızda imalat sanayinin toplam GSYH içerisindeki payının oldukça düştüğü görülüyor. Bir diğer problem ise ihracatta görülen keskin düşüş. Tablo sağlıksız bir büyümeye işaret ediyor. Ayrıca hanehalkının ve devletin nihai tüketim harcamalarının artıyor olması, Merkez Bankası'nın çok da arzulayacağı bir şey olarak gözükmüyor. Uygulanan para politikasıyla, iç talebi kesebilmiş gibi gözükmüyoruz. Zaten Türkiye'nin temel sorununun talep enflasyonu değil, maliyet enflasyonu olduğunu çokça vurgulamıştık. Mayıs ayı tüketici enflasyonunun yüzde 2'nin altında gelmesi bekleniyordu, öyle de oldu. Mayısta yüzde 11.29 artış gösteren giyim ve ayakkabı ana harcama grubu, enflasyonu yukarı çeken ana etkenlerden biri oldu. TÜFE'de en yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubundan biri olan gıdanın ise mayısta yüzde 0.48 gerilemesi enflasyonu 0.12 puan aşağı çekti. Yıllık enflasyonda yüzde 32'nin üzerindeyiz ve bunun kırılması çok kolay gözükmüyor. Muhtemelen yılı yüzde 30'un üzerinde bir yıllık enflasyonla tamamlayabiliriz. Genel beklenti, TCMB'nin 11 Haziran'daki Para Politikası Kurulu toplantısında aksiyon almayacağı yönünde olsa da, ben faiz artırımına gideceği görüşündeyim.