HÜLYA GENÇ SERTKAYA / Ekonomiye ilişkin düzenlemeler içeren kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi. Yasama ve yürütmeyle birlikte 15 maddeden oluşan teklifle, vergi ve diğer kamu borçlarının tecil işlemlerinde taksit sayısı 36 aydan 72 aya, teminat aranmaksızın tecil edilecek borç tutarı ise 1 milyon liraya çıkartılıyor. Sekizinci "Varlık Barışı'na" yönelik düzenlemeler içeren teklife göre, hem yurt dışında kayıt dışı varlığı olanlar hem de Türkiye'de olup kayıt dışı varlığı bulunanlar bu düzenlemeden yararlanacak. Gerçek ve tüzel kişiler, gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri, hatta vergi mükellefi olmayanlar yurt içi ve yurt dışında bulunan para, altın, döviz menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları 31 Temmuz 2027'ye kadar banka veya aracı kurumlara bildirilecek. Yurt dışındaki varlıkların bildirimden sonra 2 ay içinde Türkiye'ye getirilmesi, Türkiye'de olup kayıt dışı bulunanların ise bildirim anında banka veya aracı kurumlara yatırılması gerekiyor. Vergi oranı, yüzde sıfır ile yüzde 5 arasında değişecek. Fakat geç getirenin vergisi artacak. Düzenlemeye göre, 1 Ocak 2027'den sonra bildirimde bulunanlar yarım puan daha fazla vergi ödeyecek. Varlık Barışı çerçevesinde bildirilen varlıklar için vergi incelemesi ve ceza olmayacak. Ancak başka nedenlerle inceleme yapılabilecek. Kanun teklifine göre, teknoloji ve girişimcilik ekosistemini desteklemek amacıyla teknogirişim şirketlerinde çalışanlara sağlanan hisse senedi teşviklerinin de güçlendirilmesi amaçlanıyor. Startupların yatırım alması kolaylaştırılacak. Türkiye'de yerleşik olmayan ve vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişilerin yurt dışında elde ettiği kazanç ve iratlar 20 yıl gelir vergisinden istisna tutulacak. Nitelikli hizmet merkezi kurulacak. Kurumlar vergisi oranı, sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları ile zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran bu üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına yüzde 12.5 olarak uygulanacak.
BİLDİRİM TARİHİNDE TEVSİK EDİLMESİ ZORUNLU
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın destek paketine yönelik düzenlemeler içeren kanun teklifi geçen hafta TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi. Önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesi beklenen teklifle, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'na eklenen Geçici 19. madde ile gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışında veya yurt içinde olup kayıt dışı kalmış varlıklarının milli ekonomiye kazandırmaları teşvik ediliyor.
Teklife göre, vergiye gönüllü uyumu artırmak amacıyla, gerçek veya tüzel kişilerin yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları 31 Temmuz 2027'ye kadar banka veya aracı kurumlara bildirilecek. Sekizinci Varlık Barışı'na yönelik düzenlemeye göre, bu varlıkların bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 2 ay içinde Türkiye'deki banka ya da aracı kurumlarda adlarına açılan hesaplara transfer edilmesi veya yurt dışından fiziki olarak getirilenlerin bu hesaplara yatırılması gerekecek. Fiziki olarak yurt dışından getirilen varlıkların yurda getirildiği Gümrük İdaresine yapılacak beyana ilişkin belgeler ile tevsik olunacak. Gümrük İdaresi, bu kapsamda aldığı beyanları, alındığı ayı takip eden ayın sonuna kadar Gelir İdaresi Başkanlığı'na bildirecek.
Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları, 31 Temmuz 2027'ye kadar banka veya aracı kurumlara bildirilecek. Bildirilen varlıkların bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırılmak suretiyle tevsik edilmesi zorunlu olacak.
2 YILDAN ÖNCE İŞLETMEDEN ÇEKİLEMEYECEK
Hem yurt içinden hem de yurtdışından bildirilen varlıklar 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükellefler tarafından bildirim tarihi itibarıyla kanuni defterlere kaydedilecek. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu madde hükümleri uyarınca kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açacaklar. Bu fon hesabı bildirim tarihinden itibaren 2 yıl geçmedikçe işletmeden çekilemeyecek, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacak, işletmenin tasfiye edilmesi halinde ise vergilendirilmeyecek. Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterecekler. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayacak ve bildirim tarihinden itibaren 2 yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilecek.
Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar, bildirimde bulundukları varlıklarını 2 aylık sürede Türkiye'ye getirmeleri, yurt içindeki varlıklarını bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırmak suretiyle tevsik etmeleri durumlarında madde hükümlerinden yararlanacaklar.
KADEMELİ VERGİ ORANI
Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden, varlıkların değeri üzerinden yüzde 5 oranında peşin olarak tahsil ettikleri vergiyi, bildirimi izleyen ayın 15. günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulundukları vergi dairesine beyan edecek ve aynı sürede ödeyecek. 31 Temmuz 2027'ye kadar yapılacak bildirimlerde, varlıkların devlet iç borçlanma senetleri veya kira sertifikaları gibi araçlarda tutulma süresine göre yüzde sıfır ile yüzde 5 arasında değişen kademeli vergi oranları uygulanacak. Teklife göre, vergi oranı, bildirilen varlığın vadeli hesaplarda veya 4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında; en az 5 yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde yüzde sıfır olarak uygulanacak. Vergi oranı en az 4 yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde yüzde 1, en az 3 yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde yüzde 2, en az 2 yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde yüzde 3, en az 1 yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde ise yüzde 4 olacak. 1 Ocak 2027'den itibaren 31 Temmuz 2027'ye kadar (bu tarih dahil) yapılacak bildirimlerde bu oranlara yarım puan artırım yapılacak. 31 Temmuz 2027 tarihinin Cumhurbaşkanı tarafından uzatılması halinde ise bu tarihten sonra yapılacak bildirimlerde vergi oranı ilave yarım puan artışla toplamda 1 puan artırımlı olarak uygulanacak.
Bu madde kapsamında ödenen vergi, hiçbir suretle gider yazılamayacak ve başka bir vergiden mahsup edilemeyecek. Bildirime konu edilen varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmeyecek.
BİLDİRİLEN VARLIKLARA VERGİ İNCELEMESİ YOK
Bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacak. Diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirler bu düzenlemeden etkilenmeyecek.
Bildirilen varlıkların bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 2 ay içinde Türkiye'ye getirilmemesi veya Türkiye'deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmemesi ya da yurt içindeki varlıkların bildirildiği halde banka ya da aracı kurumlara yatırılmaması ile bildirilen tutarlara ilişkin tarh edilen vergilerin süresinde ödenmemesi, taahhütlere uyulmaması ve bu maddede yer alan diğer şartların yerine getirilmemesi hallerinde vergi incelemesinden ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı hükmünden yararlanılamayacak. Ayrıca, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunacak. Vergi incelemesine başlanılan veya takdir komisyonuna sevk edilen tarihten sonra bu madde kapsamında yapılan bildirim dolayısıyla söz konusu inceleme veya takdir komisyonu kararları sonucunda yapılacak tarhiyatlar için de bu muafiyet hükmü uygulanmayacak. Tahakkuk eden verginin vadesinde ödenmemesi vergi aslının gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Kanun uyarınca takip ve tahsiline engel teşkil etmeyecek. Tahsil edilmiş olan vergiler red ve iade edilmeyecek. Bildirim süresi sona erdikten sonra bildirimlere ilişkin düzeltme yapılamayacak.
Cumhurbaşkanı 31 Temmuz 2027 tarihini, bitim tarihinden itibaren her defasında 6 ayı geçmeyen süreler halinde 1 yıla kadar uzatmaya; Hazine ve Maliye Bakanlığı, madde kapsamına giren varlıkların Türkiye'ye getirilmesi ve bildirimi ile işletmeye dahil edilmelerine ilişkin hususları, bildirim ve beyana esas şekli ile maddenin uygulanmasında kullanılacak bilgi ve belgeler ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.
KURUMLAR VERGİSİ KANUNU İLE DÜZENLENİYOR
Türk Sanayici ve İş Adamları Vakfı (TÜSİAV) Vergi Platformu Başkanı Serkan Kumdakçı, Varlık Barışı uygulamasının daha önceleri hep Gelir Vergisi Kanunu'nda düzenlendiğini, en son Gelir Vergisi Kanunu Geçici 93. maddede yapıldığını anımsatıyor. Yeni teklifte ise Varlık Barışı'nın Kurumlar Vergisi Kanunu'na eklenen geçici 19. madde ile düzenlendiğini kaydeden Kumdakçı, daha önceki uygulamalarda genellikle yüzde 2 oranında uygulanan Varlık Barışı vergisinin, 31 Temmuz 2027'e kadar yapılacak bildirimlerde varlıkların devlet iç borçlanma senetleri veya kira sertifikaları gibi araçlarda tutulma süresine göre yüzde sıfır ile yüzde 5 arasında değişen kademeli vergi oranlarına tabi olacağını ifade ediyor.
Kumdakçı, "1 Temmuz 2027'den 31 Temmuz 2027 tarihine kadar (bu tarih dahil) yapılacak bildirimlerde, bu oranlara yarım puan artırım yapılacak.
Belirlenen en önemli şart; varlıkların 31 Temmuz 2027'ye kadar getirilmesi ve getirilen varlıkların 2 yıl boyunca işletme de tutulması. 2 yıl işletmede tutulan varlıkların işletmeden çekilmesi konusunda herhangi bir engel olmamakla birlikte 2 yıl dolmadan işletmede çekilen varlıkların kar dağıtımı hükümlerine göre vergilendirilmesi amaçlanıyor" diye konuşuyor.
"YASTIK ALTI VARLIKLAR EKONOMİYE KAZANDIRILACAK"
Vergi Uzmanı Deniz Eresin, yeni bir Varlık Barışı uygulamasına gidilmesinin nedenlerinden ilkini yurt dışında olan varlıkları Türkiye'ye çekmek suretiyle ciddi bir döviz girişi elde ederek kur bazlı ekonomik baskılar karşısında daha kolay mücadele edilmesi olarak açıklıyor. Eresin, "İkincisi ise yurt içinde atıl halde, yani yastık altında kalan varlıkların reel ekonomiye girişinin sağlanması ile bu tutarların reel ekonomiye kazandırılması. Ayrıca Varlık Barışı'ndan sadece vergi mükellefi olanlar değil herhangi bir vergi mükellefiyeti olmayanlara da yararlanma imkanı tanınmış olup, bu durum ise kayıt dışı faaliyette bulunan firma veya kişilerin kayıt dışı olarak elde ettikleri gelirlerinin belli bir oranda vergisini ödemek suretiyle cezai yaptırımlardan kurtarılmalarını da sağlayacak" diyor.
TAKSİT SÜRESİ 72 AYA ÇIKIYOR
Teklifle, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu'nda değişiklik yapılarak, vergi ve diğer kamu borçlarının tecil işlemlerinde önemli kolaylıklar sağlanıyor. Azami taksit süresi 36 aydan 72 aya çıkarılıyor. Teminatsız tecil tutarı 50 bin liradan 1 milyon liraya yükseltiliyor. (Cumhurbaşkanı Kararı ile 8 Temmuz 2025'te 50 bin lira 250 bin liraya çıkarılmıştı.) Yeni düzenlemeyle mükelleflerin ödeme kapasitelerinin artırılması ve kamu alacaklarının daha etkin tahsili amaçlanıyor. Bu arada Gelir İdaresi'ne borcu olan mükelleflerin yüzde 98.6'sının 1 milyon liranın altında borcu bulunduğu ifade ediliyor.
Bu düzenlemeyle vergi ve sosyal güvenlik kurumlarına borçlu firmaları finansal olarak rahatlatmak amacıyla borç vadelerini 6 yıla kadar yapılandırma imkanı getirildiğini vurgulayan Eresin, "Ayrıca eskiden borç tutarı 50 bin lirayı aşıyorsa, aşan kısmın yarısı oranında teminat istenirken yasa onaylanması halinde ise bu tutar 1 milyon liraya çıkacak. Elinde teminat olmayan küçük işletmelerin taksitlendirme imkanından yararlanmaları sağlanmış olacak" diye konuşuyor.
"KAMUOYUNUN BEKLENTİSİNİ TAM OLARAK KARŞILAMIYOR"
Yeminli Mali Müşavir Abdullah Tolu, kamuoyunun isteği ve beklentisinin; "Vergi Affı" olarak adlandırılan ve borç asıllarına işleyen faiz ve gecikme zamlarının silinerek, yerine daha düşük bir faiz oranıyla beraber toplam borcun en az 60 aya kadar taksitlendirilmesi olduğunu hatırlatıyor. Torba yasa teklifinde yer alan düzenlemenin ise, bu nitelikte olmadığına dikkat çeken Tolu, "6183 sayılı Kanunun 48. maddesine göre yapılacak tecil ve taksitlendirmelerde azami taksit süresi 36 aydan 72 aya artırılıyor, teminatsız tecil tutarı ise 50 bin liradan 1 milyon liraya yükseltiliyor. Şu an bu tutar 10040 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 250 bin lira olarak uygulanıyor. Cumhurbaşkanımızın, bu tutarı 10 katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye, yeniden kanuni tutarına getirmeye ve alacaklı amme idareleri itibarıyla bu hadler arasında farklı tutar belirleme yetkisi bulunuyor. Yani, kamuoyunun beklentisi ile teklifteki düzenleme tam olarak birbiri ile uyuşmuyor. Borca işleyen faiz veya gecikme zammının silinmesi ve daha düşük bir faizle taksitlendirme yapılması gibi bir durum söz konusu değil. Buna karşılık, tecil ve taksitlendirmede azami taksit sayısının artırılması ve teminatsız tecile ilişkin asgari tutarın yükseltilmesi, özellikle teminat bulma ve ödeme yapmada güçlük çeken KOBİ'ler açısından son derece olumlu bir adım. Bu düzenlemenin KOBİ'lerin vergi ve kamu borçlarını ödemelerine mutlak suretle olumlu katkısı olacağını düşünüyorum. Bu düzenleme, esas itibarıyla kamuya olan, henüz işleyen gecikme faizi ve zammı yüksek tutarlara ulaşmamış yeni tarihli borçlarını tecil ve taksitlendirerek ödemek isteyenleri daha çok rahatlatacak. Ayrıca, Cumhurbaşkanımızın yetkisini kullanarak teminatsız tecil asgari tutarını 1 milyon liradan en az 5 milyon liraya yükseltmesi halinde, vergi ve kamu borçlarını taksitlendirmek isteyen mükelleflerin özellikle KOBİ'lerin teminat bulma sıkıntıları da kökten çözümlenmiş olacak" diye konuşuyor.
"BORÇLARIN TAKSİTLENDİRİLEREK ÖDENMESİ DE ZOR"
Söz konusu düzenlemenin, bu haliyle, birikmiş gecikme faizi ve zamlarıyla beraber büyük tutarlara olan borçların taksitlendirilerek ödenmesi için yeterli ve uygun olmadığını savunan Tolu, açıklamalarına şöyle devam ediyor:
"Çünkü, borç aslına işleyen gecikme faizi ve zamların birikmiş tutarı, vergi ve borç aslının kat ve kat üzerinde ve zaten ödenemiyor. Faiz ve gecikme zammı ile beraber devasa rakamlara ulaşan bu borçların yıllık yüzde 39 tecil faiziyle taksitlendirilmesi bu sorunu çözmez, kimse de ödeyemez. Bize göre, şu an, işleyen faiz ve gecikme zammından vazgeçilerek, bunların yerine daha düşük oranda bir faiz hesaplanarak, toplam borcun daha düşük bir tecil faizi oranıyla teminat alınmadan uzun süreli taksitlendirileceği bir borç yapılandırmasına ihtiyaç var.
Öte yandan, düzenlendiği günden bu yana hiç uygulanmayan ve daha düşük faiz oranıyla uzun vadeli taksitlendirme imkanı sağlayan 6183 sayılı Kanunun 48/A maddesi günün değişen şartlarına uygun olarak yeniden düzenlenmeli ve işlerliği mutlak suretle sağlanmalı. Bu madde işler hale getirildiği takdirde, yeni borç yapılandırma düzenlemelerine ihtiyaç da kalmaz."
20 YIL GELİR VERGİZİ MUAFİYETİ
Teklifle, yurt dışında yaşayan ve kazanan varlıklı kişileri Türkiye'ye çekmek ve döviz girişini artırmaya yönelik düzenlemelere gidiliyor. 193 sayılı Kanuna eklenen mükerrer 20/D maddesiyle; Türkiye'ye yeni yerleşen ve son 3 yılda Türkiye'de mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişilerin, yurt dışından elde ettikleri kazanç ve iratları 20 yıl boyunca gelir vergisinden müstesna tutuluyor. Bu kapsamdaki gerçek kişilerin bu madde kapsamına girmeden önce, Türkiye'de elde ettiği gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer artışı kazancı nedeniyle mükellefiyetinin bulunması bu istisnadan yararlanılmasına engel oluşturmayacak. Teklife göre bu madde, 1 Ocak 2026'dan itibaren Türkiye'ye yerleşmiş sayılanlara uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecek.
Söz konusu kazanç ve iratlar için yıllık beyanname verilmeyecek, diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmeyecek. İstisna kapsamında kazanç ve iratlara ilişkin gider ve maliyetler, vergiye tabi kazanç ve iratlarında tespitinde dikkate alınmayacak. Hazine ve Maliye Bakanlığı maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.
7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'nda yapılan değişiklikle; Türkiye dışında elde ettikleri kazançları için Gelir Vergisi Kanunu (mükerrer madde 20/D) kapsamındaki istisnadan yararlanan kişilerin, bu istisna süresi içinde gerçekleşen veraset yoluyla mal intikallerinde vergi oranının yüzde 1 olarak uygulanması öngörülüyor. Bu düzenleme ile varlıklı kişilerin ve yabancı sermayenin Türkiye'ye yerleşmesi teşvik ediliyor.
"İKİNCİL MEVZUATLA KONU NETLEŞECEK"
TÜSİAV Vergi Platformu Başkanı Serkan Kumdakçı, yıkıcı vergi rekabeti yarattığı gerekçesiyle OECD'nin daha önce bu uygulamaya karşı görüş bildirdiğini vurgulayarak, "Ancak bu sistem içerisinde olan ülkelere karşı herhangi bir yaptırımı uygulamadı. Bu uygulama İngiltere, Portekiz, İtalya gibi ülkelerde 'non-dom' rejimi adıyla biliniyor. Portekiz ve İngiltere bu rejimi geçen yıl kapatmıştı. Türkiye'nin ikili anlaşmalar bağlamında bu rejimi nasıl konumlandıracağı, 'yurt dışı kaynaklı gelir' ile Türkiye'deki gelirin nasıl ayrıştırılacağı ve OECD'nin zararlı vergi rekabeti kriterleriyle ilişkisi henüz açık değil. Bu konuda ikincil mevzuat düzenlemeleri yapılarak konunun netleşmesi bekleniyor" diyor.
NİTELİKLİ HİZMET MERKEZİ
Teklifle, Türkiye'yi uluslararası şirketler için "hizmet merkezi üssü" yapma hedefine yönelik düzenlemelere gidiliyor. 4875 Sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu'na eklenen madde ile Türkiye'nin nitelikli hizmet ihracatını artırmak ve uluslararası firmalar için bölgesel bir merkez olmasını sağlamak amacıyla "Nitelikli Hizmet Merkezi" tanımı yapılıyor. Nitelikli hizmet merkezi, en az üç ülkede faaliyeti olan ve yıllık hasılatının yüzde 80'ini yurt dışındaki ilişkili şirketlerden elde eden sermaye şirketlerine bu statü verilerek; finansal danışmanlık, stratejik yönetim ve teknoloji danışmanlığı gibi üst düzey hizmetlerin Türkiye'den koordine edilmesi hedefleniyor. Bu arada, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı'nın görüşünü almak suretiyle bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nda yapılan değişiklikle; nitelikli hizmet merkezlerinde çalışan personelin ücretlerine yönelik yeni bir vergi istisnası getiriliyor. Teklife göre, nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin brüt asgari ücretin 3 katını aşmayan kısmı, İstanbul Finans Merkezi'ndeki merkezler için 5 katı gelir vergisinden müstesna tutularak toplamda brüt asgari ücretin 4 ve 6 katına kadar bir vergi avantajı sağlanıyor. Ayrıca, Gelir Vergisi Kanunu'nun 23. maddesi kapsamındaki ücretler ile ilgili kağıtlar damga vergisinden istisna olduğundan, düzenleme uyarınca damga vergisi istisnası da sağlanıyor. Cumhurbaşkanına, bu bentte yer alan 3 ve 5 katlarını birlikte veya ayrı ayrı 1 kata kadar belirleme, 2 katına kadar artırma yetkisi veriliyor.
Gelir vergisi istisnasının kapsamı genişletiliyor
7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi (İFM) Kanunu'nda yapılan değişiklikle; İFM bünyesinde istihdam edilen ve yurt dışı tecrübesi bulunan personele sağlanan gelir vergisi istisnasının kapsamı genişletiliyor. Mevcut durumda sadece finansal kuruluş çalışanlarına tanınan bu hak, tüm katılımcı kurum personeline yaygınlaştırılarak merkezin uluslararası yetenekler için cazibesinin artırılması hedefleniyor.
7412 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinde yapılan değişiklikle; İFM'deki finansal hizmet ihracatı kazançlarına uygulanan yüzde 100 oranındaki kurumlar vergisi indiriminin süresi 2031'den 2047 yılına kadar uzatılıyor. Ayrıca, katılımcı finansal kuruluşların finansal faaliyet harçlarından muafiyet süresi de 5 yıldan 20 yıla çıkarılarak bölgedeki yatırım ortamının sürdürülebilirliği destekleniyor.
Startup çalışanlarının vergisiz hisse avantajı artırılıyor
Teklifle, teknogirişim şirketi çalışanlarına verilen pay senetlerindeki vergi istisnası sınırı yıllık brüt ücretin 1 katından 2 katına çıkarılıyor. Ayrıca, söz konusu payların tam istisna ile elden çıkarılması için gereken 12 yıllık süre 6 yıla düşürülüyor. Yeni düzenleme uyarınca; payların 2 yıl içinde elden çıkarılması halinde istisna edilen verginin tamamı, 2 ila 4 yıl arasında yüzde 75'i, 4 ila 6 yıl arasında ise yüzde 25'i gecikme faiziyle birlikte işverenden tahsil edilecek. 6 yıl sonrası tam istisna korunuyor. Eski sistemde bu süre 12 yıla kadar uzuyordu. Bu düzenleme ile teknoloji çalışanlarının ve girişim ekosisteminin desteklenmesi ile nitelikli iş gücünün korunması amaçlanıyor.
Bu düzenlemeyle teknogirişim şirket çalışanlarının şirket ortağı olmalarının özendirildiğini vurgulayan TÜSİAV Vergi Platformu Başkanı Serkan Kumdakçı, "Daha önce 1 kat istisnası 1 Ocak 2025'te gelmişti. Teknogirişim şirketlerinin çalışanlarını şirketlere ortak etmekle, sermaye yapılarını güçlendirme esası ön plana çıkarılmış durumda" diye konuşuyor.
Transit ticaretin teşviki
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nda değişiklik yapılan teklifle; transit ticaret ve nitelikli hizmet faaliyetlerinden elde edilen kazançlara yönelik vergi indirimlerinin kapsamı genişletiliyor. Teklifle İstanbul Finans Merkezi'nde (İFM) katılımcı belgesi alarak faaliyette bulunan kurumların kazanç indirim oranı yüzde 50'den yüzde 100'e çıkarılıyor. Ayrıca İFM dışında faaliyette bulunan kurumlara da yüzde 95 kazanç indirimi imkanı tanınıyor. Bu indirimden yararlanılabilmesi için kazancın elde edildiği hesap dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye'ye transfer edilmiş olması, aracılık faaliyetine ilişkin malların satıcısı ve alıcısının Türkiye'de olmaması şart olacak. Cumhurbaşkanına, söz konusu oranları sıfıra kadar indirme, yüzde 100'e kadar artırma yetkisi verilecek.
Teklifle, nitelikli hizmet merkezleri olarak faaliyette bulunan kurumlara, İFM'de katılımcı olmaları durumunda yüzde 100, İFM dışında faaliyette bulunulması durumunda ise yüzde 95 oranında kazanç indirimi teşviği sağlanıyor.
Söz konusu indirim, kazancın elde edildiği hesap dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye'ye transfer edilmesi şartıyla, nitelikli hizmet merkezinin faaliyete geçtiği hesap döneminden itibaren 20 hesap dönemi itibarıyla uygulanacak. Cumhurbaşkanı, bu oranları yüzde 50'ye kadar indirmeye, yüzde 100'e kadar artırmaya yetkili olacak.
Teklifle, transit ticaret ve nitelikli hizmet merkezleri kazançlarına sağlanan indirimler ile İstanbul Finans Merkezi Kanunu'nda finansal hizmet ihracına yönelik sağlanan kurumlar vergisi kazanç indiriminin yurt içi asgari kurumlar vergisinin hesaplamasına esas olan kurum kazancından düşülmesine yönelik düzenleme yapılıyor.
Bu düzenlemeler, 1 Temmuz 2026'dan itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak ve 1 Ocak 2026'dan itibaren başlayan vergilendirme dönemine ait kurum kazançları için geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecek.
Sanayi sicil belgeli şirketlerin kurumlar vergisi oranı yüzde 12.5'e inecek
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda verilen önergeyle teklifin kurumlar vergisi oranlarında indirime yönelik düzenlemeler içeren 8. maddesinde değişikliğe gidildi. Buna göre, kurumlar vergisi oranı, sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları ile zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran bu üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına yüzde 12.5 olarak uygulanacak. Bu hüküm kapsamında indirimden yararlanılan kazançlar için ayrıca ihracat kazançlarına uygulanan 5 puan indirimi uygulanmayacak.
Bu hüküm, 2027 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara, özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2027 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecek.
Bilindiği üzere hali hazırda kurumlar vergisi; mükelleflerin bir hesap dönemi içerisinde elde ettikleri safi kurum kazançları üzerinden hesaplanmakta olup, genel kurumlar vergisi oranı yüzde 25 olarak uygulanıyor. İhracat faaliyetlerinin teşvik edilmesi amacıyla, ihracattan elde edilen kazançlara genel kurumlar vergisi oranı üzerinden 5 puan indirimli kurumlar vergisi uygulanıyor.
Teklifin Komisyona ilk gittiği halinde; imal ettikleri malları doğrudan ihraç eden kurumların ihracat kazançlarına yüzde 9 (16 puan indirim), diğer ihracatçı kurumların kazançlarına ise yüzde 14 (11 puan indirim) vergi oranı uygulanması hükme bağlanıyordu.
Bu düzenlemenin üretimin ve tarımın desteklenmesi adına son derece önemli bir adım olduğunu vurgulayan Yeminli Mali Müşavir Abdullah Tolu, "Özellikle tarımın, ülkemiz açısından savunma sanayii kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle, kurumlar vergisi oran indirimi olarak yapılan bu teşviki son derece doğru ve olumlu buluyorum, oldukça da önemsiyorum. Her zamankinden daha çok başta gıda olmak üzere üretime ve istihdama ihtiyacımız var" diyor
Startuplara yatırımların artması bekleniyor
5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun'da yapılan değişiklikle; "teknogirişim rozeti" sahibi halka açık olmayan şirketlerin paya dönüştürülebilir borç sözleşmeleri yoluyla yatırım almaları kolaylaştırılıyor. Teklife göre, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nca verilen teknogirişim rozetine sahip halka açık olmayan şirketlerin ihraççı olduğu paya dönüştürülebilir borçlanma sözleşmelerine dayanılarak yapacakları şarta bağlı sermaye artırımlarında, Türk Ticaret Kanunu'nun şarta bağlı sermaye artırımına ilişkin hükümleri uygulanmayacak. Bu kapsamda yer alan şirketlerin şarta bağlı sermaye artırımlarının usul ve esasları Ticaret Bakanlığı'nın görüşü üzerine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca çıkarılacak tebliğ ile belirlenecek.
Ayrıca, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında kuluçka girişimcisi olmaya hak kazanmış girişimciler tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nca belirlenecek dijital şirket tanımına uygun olarak kurulan ve işletilen şirketler, kuruluş tarihi itibarıyla 3 yıla kadar, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nda tanımlı ücret ve aidat ödemelerinden muaf olacak. Bu düzenlemeyle, teknoloji ekosistemindeki mali yüklerin hafifletilmesi amaçlanıyor
Serkan KUMDAKÇI / Türk Sanayici ve İş Adamları Vakfı (TÜSİAV) Vergi Platformu Başkanı
"Tecil şartları mükellef için daha uyumlu hale getiriliyor"
Ekonomiye ilişkin düzenlemeler içeren kanun teklifiyle vergi ve diğer kamu borçlarının tecil şartları mükellef için daha uyumlu hale getiriliyor. Taksit sayısı 72 aya, teminat aranmaksızın tecil edilebilecek borç tutarı 1 milyon liraya çıkarılarak, mükelleflerin ödeme kapasiteleri artırılıyor. Kamu alacaklarının daha etkin tahsili amaçlanıyor. Teklifle nitelikli hizmet merkezleri adı altında yeni bir kavram ihdas ediliyor. Bu tanımı aslında Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Tanımı gibi de düşünebiliriz . En az üç ülkede faaliyeti olan ve yıllık hasılatının yüzde 80'ini yurt dışındaki ilişkili şirketlerden elde eden sermaye şirketlerine bu statü verilerek; finansal danışmanlık, stratejik yönetim ve teknoloji danışmanlığı gibi üst düzey hizmetlerin Türkiye'den koordine edilmesi hedefleniyor. Kanun teklifinde yer alan ve kurumlar vergisi oranının, imalatçı-ihracatçılar için yüzde 9'a, ihracatçılar için yüzde 14'e indirilmesine ilişkin düzenlemeden vazgeçildi. Bunun yerine; sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar ile zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran bu üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranının yüzde 12.5 olarak uygulanması öngörüldü.
Mustafa ÖZDEMİR / Yeminli Mali Müşavir
"Asıl sınav: Kurallar sabit kalacak mı?"
Türkiye, bugüne kadar teşvik tasarlamakta her zaman başarılı olamadı. Genellikle niyet iyiydi de uygulama bürokrasiye takıldı. Bazen teşvik verildi, ertesi yıl kısıldı. Bazen kapı açıldı, içeri giren yatırımcı ikinci yıl kuralların değiştiğini gördü. Yakın geçmişte 2024 yılında yürürlüğe giren 'yurt içi asgari kurumlar vergisi' düzenlemesi, pek çok istisna ve indirimin etkin tabanını dolaylı yoldan aşındırmıştı; Uluslararası sermaye bu tür sinyalleri çok iyi okur. Hafızası da kuvvetlidir. Dolayısıyla 24 Nisan paketinin başarısı, vergi oranlarının cazipliğinden çok şu soruya verilecek cevaba bağlı: 'Türkiye, bu kuralları önümüzdeki 20 yıl boyunca değiştirmeyeceğine dair inandırıcı bir taahhüt verebilecek mi?' Bir fon yöneticisi İstanbul'a taşındığında sadece bu yıl ne kazanacağını hesaplamaz. 2030'da, 2035'te, hatta 2045'te burada ne olacağını düşünür. Hukuki öngörülebilirlik, düşük vergi oranından kıymetlidir. Pakette geçen '20 yıl' ifadesi, bu noktada hem büyük bir taahhüt hem de büyük bir sınav anlamına geliyor. Cumhurbaşkanının paket içinde sessizce geçtiği ama belki en kritik cümlesi, stratejik yatırımlar için 'yatırım kararlarından sonraki dönemlerde yapılan vergi düzenlemelerinin etkisini en aza indirmek ve makul geçiş süreçleri tanımlamak üzere proje bazında güvence sağlanacağı' oldu. Yani devlet, yatırımcıya örtük olarak şunu söylüyor: 'Bugün vereceğim sözü ileride değişen kanunlara karşı koruyacağım'. Bu yüzden teşviklerin yanında duran enstrümanların- İstanbul Tahkim Merkezi'nin güçlendirilmesi, hızlı ticari uyuşmazlık çözüm mekanizmaları, bakanlıklar üstü bir koordinasyon yapısı ve 'Tek Durak Büro' uygulamasının kağıt üzerinde kalmayıp sahada işler hale gelmesi - aynı kararlılıkla yürütülmesi şart. Pencere açık kalacaksa, sermayenin her defasında aynı manzarayı görmesi gerekir.
Abdullah TOLU / Yeminli Mali Müşavir
"Vergilendirmeme garantisi tek başına yeterli değil"
Son 20 yılda sekizinci kez Varlık Barışı düzenlemesi yapılıyor. Buradaki amaç, gerçek ve tüzel kişilerin yurtiçi veya yurtdışında bulunan döviz, altın, hisse senedi ve diğer menkul kıymetler gibi kayıt dışı varlıklarının ekonomiye kazandırılması. Kaynağı belirsiz paraya meşruiyet sağladığı ve/veya düzenli vergi ödeyen mükelleflerde adaletsizlik hissi yarattığı eleştirilerine kısmen katılmakla beraber, bu varlıkların bizim varlıklarımız olduğunun ve bunlara her zamankinden daha çok ihtiyacımız bulunduğunun atlanılmaması lazım. Bunların ekonomimize kazandırılmak istenmesi de son derece doğal. Bu tür düzenlemeleri sadece biz değil, başka ülkeler de yapıyor. Yalnız, söz konusu düzenleme ile, bu varlıklara sadece vergilendirmeme garantisi veriliyor. Yani, bu düzenlemeden yararlanan ve şartları yerine getirenlere bildirilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacağı belirtiliyor. Ancak, sadece vergilendirmeme garantisi verilmesi yeterli değil, bankacılık, gümrük ve diğer mevzuatlar yönünden de gerekli garantiler sağlanmalı, bu varlıklar olduğu gibi doğrudan ekonomimize kazandırılmalı. Önceki varlık barışı düzenlemeleriyle ilgili veriler tam paylaşılmadığı için, bunların performansını tam olarak ölçmek mümkün değil. Ancak, yüksek tutarlar beyan edilmesine karşılık, söz konusu varlıkların ülkeye getirilmediği şeklinde bilgiler mevcut. Bu da, söz konusu varlıkların ekonomiye kazandırılması için sadece vergi bağışıklığı sağlamanın yeterli olmadığını, diğer mevzuatlar yönünden de gerekli garantilerin verilmesi gerektiğini göstermektedir. Bunlar yapıldığı takdirde, çok başarılı sonuçlar alınması ve öngörülenden kat kat daha fazla varlığın ekonomimize kazandırılması söz konusu olabilir. Beyan edilen tutarların vergi incelemelerinde bulunacak matrah farklarında dikkate alınacak olması düzenlemeden yararlanacak olanlar açısından son derece önemli. Tam olmasa da, yararlananlara sağlanan bir kasko sigortası niteliğinde.