Durgunluk sinyali!

Haziranda TÜFE aylık yüzde 0.99, Yİ-ÜFE aylık yüzde 1.80 arttı. Enflasyonla birlikte memur ve emeklinin temmuz zammı da netleşti. Memur ve emeklisine yüzde 13.52, SSK ve Bağ-Kur emeklisine yüzde 17.76 zam yapılacak. En düşük emekli aylığı 23 bin 552 lira olacak.
09.07.2026 11:52 GÜNCELLEME : 09.07.2026 11:52

HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ Tüketici enflasyonu haziranda yüzde 1'in altında arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre tüketici fiyat endeksi (TÜFE) haziranda aylık yüzde 0.99 artarken, yıllık enflasyonu 0.50 puan azalarak yüzde 32.11 oldu. Altı aylık TÜFE artışı yüzde 17.76'ya ulaşırken, 12 aylık ortalamalara göre değişim oranı yüzde 32.03 artış şeklinde gerçekleşti. Enflasyon verisinin açıklanmasıyla birlikte milyonlarca memur ve emeklisinin temmuzda alacağı zam da netleşti. Buna göre; memur ve emeklisi temmuzda yüzde 13.52, SSK ve Bağ-Kur emeklisi yüzde 17.76 zam alacak. Öte yandan TBMM'ye 3 Temmuz'da sunulan ekonomiye ilişkin düzenlemeler de içeren kanun teklifinde, 20 bin lira olan en düşük emekli aylığının yüzde 17.76 artışla 23 bin 552 liraya çıkarılması öngörülüyor.

Bu arada enflasyon rakamının açıklanmasıyla birlikte; temmuz ayında sözleşmeleri yenilenenlerin kira artış zam tavan oranının da yüzde 32.03 olduğunu hatırlatalım. TÜİK verilerine göre; haziranda en yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 35.45, ulaştırmada yüzde 31.15 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 45.14 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 8.61, ulaştırmada 5.19 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 5.92 puan oldu. Haziranda aylık yüzde 0.17 artan gıda ve alkolsüz içeceklerin enflasyona etkisi 0.04 puan artış şeklinde olurken, aylık yüzde 0.05 azalan ulaştırmanın etkisi 0.01 aşağı yönlü, yüzde 2.30 artan konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtların 0.27 puan yukarı yönlü oldu. Bu arada, haziranda aylık yüzde 3.46 artan alkollü içecekler ve tütün grubundaki artışın enflasyona katkısı 0.09 puan düzeyinde gerçekleşti.

Haziranda yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) aylık yüzde 1.80 artarken, yıllık enflasyonu bir önceki aya göre 0.84 puan azalışla yüzde 28.09 oldu.

DIŞ TİCARET AÇIĞI 10.4 MİLYAR DOLAR

Türkiye'nin ihracatı haziranda yıllık yüzde 21.9 artışla 24 milyar 940 milyon dolar, ithalatı yıllık yüzde 23.1 artışla 35 milyar 319 milyon dolar oldu. Dış ticaret dengesinin yıllık yüzde 26.3 artışla 10 milyar 378 milyon dolar düzeyinde gerçekleştiği haziranda ihracatın ithalatı karşılama oranı 0.8 puan azalışla yüzde 70.6'ya geriledi. Enerji ve altın verileri hariç tutulduğunda ise, ihracatın ithalatı karşılama oranı 0.7 puan azalarak yüzde 83.2 oldu. Haziran ayı dış ticaret verileri Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe'nin katılımıyla İstanbul'da TİM Dış Ticaret Kompleksi'nde düzenlenen toplantıda açıklandı. Ticaret Bakanlığı'nın geçici verilerine göre, yılın ilk altı ayında ihracat yıllık yüzde 3.6 artışla 136 milyar 59 milyon dolar, ithalat yüzde 4.6 artışla 189 milyar 153 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu dönemde dış ticaret dengesi yüzde 7.4 artışla 53 milyar 94 milyon dolar açık verdi. Haziran'da son 12 ay yıllıklandırılmış ihracat yıllık bazda yüzde 4.1 artışla 277 milyar 940 milyon dolar oldu.

"FİNANSMAN KOŞULLARI İYİLEŞTİRİLMELİ"

Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Demirhan, dış ticarette ithalat artışının ihracatın önünde seyrettiği görünümün devam ettiğine işaret ediyor. Yılın ilk altı ayında ithalatın, ihracata kıyasla daha hızlı artarken buna bağlı olarak dış ticaret açığının da genişlediğini vurgulayan Demirhan, "Yıllıklandırılmış verilere göre dış ticaret açığının yaklaşık 96 milyar dolara ulaşması, dış denge açısından dikkatle izlenmeli. Mevcut tablo, uygulanan ekonomi politikalarının ihracat kesimi üzerinde baskı oluştururken ithalatı görece destekleyen bir görünüm ortaya çıkardığını gösteriyor. Uzun süredir yüksek seyreden faiz oranları ihracatçı firmaların finansman maliyetlerini artırırken, krediye erişimde yaşanan zorluklar yatırım ve üretim kapasitesini olumsuz etkiliyor. Buna ek olarak kurun enflasyonun gerisinde kalması, üretim maliyetlerini yükseltirken ihracatçıların uluslararası pazarlardaki fiyat rekabetini de zayıflatıyor. Küresel ekonomide talebin istenilen düzeyde canlanmaması da ihracat performansını sınırlayan önemli unsurlardan biri olarak düşünülebilir.

Diğer taraftan, TL'deki reel değerlenme ithalat talebini desteklemeye devam ediyor. Bu durum, ithalatın ihracattan daha hızlı artmasına ve dış ticaret açığının genişlemesine neden oluyor. Mevcut koşulların önemli ölçüde değişmemesi halinde yılın ikinci yarısında da dış ticaret açığında belirgin bir iyileşme beklemek zor görünüyor. İhracatın yeniden ivme kazanabilmesi için finansman koşullarının iyileştirilmesi, maliyet baskılarının hafifletilmesi ve rekabet gücünü destekleyecek politikaların devreye alınması önem taşıyor" diye konuştu.

İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 8.2

Hanehalkı işgücü araştırması sonuçlarına göre, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı mayısta aylık 9 bin kişi artarak 2 milyon 883 bin kişi, işsizlik oranı ise değişmeyerek yüzde 8.2 düzeyinde gerçekleşti. TÜİK'in mevsim etkisinden arındırılmış verilerine göre, işsizlik oranı erkeklerde yüzde 7 iken kadınlarda yüzde 10.5 olarak tahmin edildi. İstihdam edilenlerin sayısı mayısta aylık 285 bin kişi artarak 32 milyon 463 bin kişi oldu. İşgücü mayısta bir önceki aya göre 293 bin kişi artarak 35 milyon 345 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0.4 puan artarak yüzde 52.8 olarak gerçekleşti. Genç nüfusta işsizlik oranı aylık 0.4 puan artarak yüzde 14.8'e çıktı. Atıl işgücü oranı ise mayısta 0.9 puan artarak yüzde 31 oldu.

3. Göz Danışmanlık CEO'su ekonomist Hikmet Baydar, mayısta işsizlik oranı değişmese de erkek işsizlik oranının yüzde 6.8'den yüzde 7'ye yükseldiğine dikkat çekerek, bunun üretimde doğrudan çalıştırılan istihdamda zayıflama ihtimalinin arttığını gösterdiğini vurguladı. Baydar, "Kadın işsiz oranının yüzde 10.9 dan yüzde 10.5'e düşmesi de toplam işsizliğin değişmemesini sağladı ancak bu oran hala çok yüksek. Kadınların iş bulmadaki zorluğunu ve ekonomide işgücü verimsizliğini açıkça gösteriyor" dedi.

EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ 98.9

Ekonomik güven endeksi haziranda bir önceki aya göre yüzde 1.8 oranında artarak 98.9 değerini aldı. Ekonomik güven endeksinin 100'den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100'den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. TÜİK verilerine göre haziranda tüketici güven endeksi yüzde 2.5 artarak 87.9, reel kesim güven endeksi yüzde 1 artarak 102, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 1.4 artarak 110.5, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 0.3 artarak 112.8, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 1.1 artarak 83 değerini aldı.

Ekonomi güven endeksinin 97.2 den 98.9'a yükselmesinin ekonomik duruma yönelik kötümserliğin biraz daha azaldığını gösterdiğini vurgulayan Baydar, "100 seviyesinin üzerine çıkılmadıkça da kötümser bakış açısı devam edecektir. Detaya baktığımızda tüketici ve inşaat sektörü güven endekslerinin karamsarlık barındırdığı, reel kesim, hizmet sektörü ve perakende ticaret güven endekslerinin ise genel ekonomik duruma karşın iyimser bir bakış açılarının olduğunu görüyoruz. Önümüzdeki dönemde sıkı para politikası daha sıkılaşmaz ve enflasyon düşme eğilimine girerse, faiz düşüşleri ile birlikte özellikle reel kesimde de güven endeksi daha da artabilir" diye konuştu.

Prof. Dr. Erdal DEMİRHAN / Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Daha kapsamlı politikalara ihtiyaç var"

Haziran ayı enflasyon verisi beklentilere paralel şekilde önceki aylara kıyasla daha düşük gerçekleşti. Buna rağmen fiyat baskılarının özellikle hizmet sektöründe devam ettiği görülüyor. Hizmet enflasyonundaki katılık, enflasyonun ana belirleyicilerinden biri olmayı sürdürüyor. Yılın ilk altı aylık performansı, enflasyonla mücadelede istenilen mesafenin henüz alınamadığını gösteriyor. Uygulanan sıkı para politikası talebi yavaşlatırken enflasyonu aşağı çekiyor. Ancak fiyatlama davranışları ve hizmet sektöründeki direnç, sürecin beklenenden daha yavaş ilerlemesine neden oluyor. Bu tablo, para politikasının tek başına yeterli olmadığını ve enflasyonun temel dinamiklerini hedefleyen maliye politikası ve yapısal adımlara ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor. Bugün gelinen noktada enflasyondaki en önemli sorunlardan biri beklentilerin hala yüksek seviyelerde olmasıdır. Bu nedenle para politikasının kredibilitesini güçlendirecek uygulamalar ile üretim, rekabet ve verimliliği artıracak yapısal reformların birlikte hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor. Diğer taraftan, faiz kararlarına daha duyarlı olan çekirdek enflasyonda da katılığın sürmesi dikkat çekiyor. Bu görünüm, para politikasının enflasyon üzerindeki etkisinin zaman içinde zayıfladığını ve mücadelede daha kapsamlı politika bileşimine ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. Genel olarak yılın ikinci yarısında aylık enflasyonun dalgalı bir seyir izlemesi şaşırtıcı olmayacak. Görünen o ki TCMB'nin hedefinden uzak bir oranda yılı bitireceğiz. TCMB'nin temmuzda bir faiz indirimine gitmeyeceğini bekliyorum.

Hikmet BAYDAR / 3. Göz Danışmanlık CEO'su

"Kapasite kullanma oranlarına dikkat!.."

Daha önce aylık yüzde 1.30 civarı dillendirilen haziran ayı enflasyon beklentisi son günlerde 0.80-1.10 aralığına kadar düşmüştü. Gelen veri; beklentiler dahilinde ve düşük sayılabilecek düzeyde. Aylık bazda gelişime baktığımızda alkollü içecek ve tütün grubundaki artış dikkatimizi çekiyor. Aylık yüzde 3.46 ile lider durumda ve bu ürünlerin yüzde 60 civarının vergiye gittiğini de unutmamalıyız. İkinci sırada konutu görüyoruz ve artış oranı yüzde 2.30. Giyim ve ayakkabı ile ulaştırmada aylık bazda eksi gelen enflasyon verisi toplamda enflasyonun düşük çıkmasına neden olmuş görünüyor. Özellikle ÜFE'nin TÜFE'den yüksek olması maliyet artışlarının devam ettiği ve bunun fiyatlara yansıtılamadığını gösteriyor. Bu durum da durgunluk sinyali anlamına geliyor. Özellikle bazı sektörlerde kapasite kullanımının yüzde 60'ların bile altına düşmesi gelecekte piyasa canlanmadığı takdirde mevcut üreticilerin bazılarında sıkıntılar olabileceğinin sinyalini veriyor. Talebin baskılanması artan maliyetlerle birlikte reel sektörün yola devam edemeyeceği bir duruma gelmelerine neden olabilir. TCMB'nin temmuz toplantısında, beklentimiz faizleri değiştirmeden haftalık repo ihalelerine tekrar başlamasıdır. Bu durum piyasa faizlerinin düşmesine neden olabilir.

BİZE ULAŞIN