Gözler TCMB’nin faiz kararında

Türkiye’nin cari işlemler hesabı mayısta 1.46 milyar dolar açıkla son yedi ayın en düşük seviyesini gördü. Haziranda konut satışları yüzde 15.8 artışla 129 bin 979’a ulaştı. Gözler bu hafta Merkez Bankası’nın alacağı faiz kararına çevrildi.
22.07.2026 15:22 GÜNCELLEME : 23.07.2026 00:01

HÜLYA GENÇ SERTKAYA / Türkiye'nin cari işlemler hesabı mayısta 1 milyar 459 milyon dolar açık ile son yedi ayın en düşük seviyesinde gerçekleşti. Cari denge, yıllın ilk beş ayında yıllık yüzde 29.3 artışla 30 milyar 679 milyon dolara yükselirken, yıllıklandırılmış verilere göre cari açık mayısta 354 milyon dolar artışla 37 milyar 287 milyon dolar oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, mayısta ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 4 milyar 340 milyon dolar olarak gerçekleşti. Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler mayısta 5.2 milyar dolar olurken, bu kalem altında taşımacılık hizmetleri ve seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler sırasıyla 2.24 milyar dolar ve 3.81 milyar dolar olarak kaydedildi. Mayısta doğrudan yatırımlar kaynaklı net çıkışlar 455 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, portföy yatırımları 3 milyar 69 milyon dolar tutarında net çıkış kaydetti. Yurt dışından kredi kullanımlarında bu ay bankalar ve diğer sektörler sırasıyla 2 milyar 653 milyon dolar ve 755 milyon dolar net kullanım gerçekleştirmişken, genel hükümet 180 milyon doları net geri ödeme yaptı. Resmi rezervlerde mayısta 3.3 milyar dolar net azalış oldu.

Yıllıklandırılmış verilere göre, mayısta ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret dengesi 74.4 milyar dolar açık verdi. Mayıs ayı yıllıklandırılmış cari açığın finansmanına net doğrudan yatırımlar 1.8, net portföy yatırımları 5.3, krediler 46.7 ve ticari krediler 0.2 milyar dolar katkı verdi. Merkez Bankası döviz cinsinden net rezerv azalışı 32.3 milyar dolar oldu. Öte yandan, net hata noksan kaleminde kaynağı belirsiz para çıkışı ise mayısta 77 milyon dolar, ocak-mayıs döneminde 18.5 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

KONUT SATIŞLARI ARTTI

Türkiye genelinde haziranda yıllık yüzde 15.9 artışla 129 bin 979 konut, yıllık yüzde 19.2 artışla 16 bin 565 iş yeri satıldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, haziranda ilk el konut satışı yıllık yüzde 23.1 artarak 43 bin 406, ikin el konut satışı yıllık yüzde 12.5 artışla 86 bin 573 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışlarının payı yüzde 33.4, ikinci el konut satışlarının payı yüzde 66.6 olarak hesaplandı. İpotekli konut satışları haziranda yıllık yüzde 72.1 artarak 25 bin 993, diğer konut satışları yüzde 7.1 artarak 103 bin 986 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 20 diğer satışların payı yüzde 80 olarak kaydedildi. Yılın ilk yarısında Türkiye genelinde yıllık yüzde 3.1 azalışla 699 bin 516 konut, yıllık yüzde 5.3 azalışla 85 bin 528 iş yeri satışı gerçekleşti. Ocak-haziran döneminde yıllık bazda ilk el konut satışı yüzde 0.8 artışla 221 bin 487, ipotekli konut satışı yüzde 32.2 artışla 142 bin 794 oldu.

Haziranda yabancılara yapılan konut satışı yıllık yüzde 20.1 artarak 2 bin 15, ocak-haziran döneminde yüzde 9.2 azalarak 9 bin 83 olarak gerçekleşti.

Bu arada geçen hafta inşaat üretim verileri de açıklandı. TÜİK verilerine göre, inşaat üretimi mayısta aylık yüzde 0.4, yıllık yüzde 3 azaldı.

TCMB ise geçen hafta konut fiyat endeksi ve yeni kiracı kira endeksi verilerini açıkladı. Buna göre, Türkiye'deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan konut fiyat endeksi (KFE), 2026 yılı haziranda yıllık yüzde 2 artarak 231.5 seviyesinde gerçekleşti. Haziranda yıllık nominal yüzde 24.5 artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 5.8 azalış gösterdi. Haziranda bir önceki aya göre yüzde 2.3 oranında artan yeni kiracı kira endeksi (YKKE), yıllık bazda nominal olarak yüzde 29.2 arttı, reel olarak ise yüzde 2.2 azaldı.

TOPLAM CİRO YILLIK YÜZDE 32.9 ARTTI

TÜİK verilerine göre, sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplamında ciro endeksi mayısta aylık yüzde 3.1, yıllık yüzde 32.9 arttı. Toplam cironun alt detaylarına bakıldığında mayısta sanayi sektörü ciro endeksi aylık yüzde 2.5, yıllık yüzde 36.6, inşaat ciro endeksi aylık yüzde 5.6, yıllık yüzde 23, ticaret ciro endeksi aylık yüzde 3, yıllık yüzde 31.8, hizmet ciro endeksi aylık yüzde 3.6, yıllık yüzde 34.8 artış gösterdi.

TÜİK verilerine göre, ticaret satış hacmi mayısta aylık yüzde 0.7 arttı, yıllık yüzde 1.4 azaldı. Perakende ticaret satış hacminin aylık yüzde 2.4, yıllık yüzde 13.7 artış gösterdiği mayısta, toptan ticaret hacminde ise aylık yüzde 0.6, yıllık yüzde 7.8 azalış yaşandı. Hatırlanacağı üzere önceki hafta sanayi üretim endeksi verileri de açıklanmıştı. TÜİK verilerine göre sanayi üretim endeksi aylık yüzde 2.9 gerilerken, yıllık bazda değişim göstermemişti.

TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Dr. Cahit Sönmez, ciro ve ticaret satış hacmi verilerinin, ekonomide nominal faaliyetlerin güçlü kaldığını gösterdiğini vurguladı. Reel tarafta daha seçici ve yavaşlayan bir görünüm oluştuğuna işaret eden Sönmez, "Ancak sanayi üretimi tarafında mayısta üretimin aylık yüzde 2.9 gerilemesi, üretim cephesinde bir momentum kaybının olduğunu gösteriyor. Parçaları yan yana getirdiğimizde; ekonomide ciro artışlarının devam ettiği, buna karşın reel üretim ve satış hacmi tarafında sıkı finansal koşulların ve talepteki yavaşlamanın etkilerinin belirginleştiği gözlemliyoruz" dedi.

1 TRİLYON LİRALIK YENİ FİNANSMAN PAKETİ

Üretimin yavaşlamaması, sanayinin rekabet gücünün korunması ve ihracatın artırılması için atılan adımlara bir yenisi daha ekleniyor. Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) Programı'nın kapsamı ve bütçesi genişletiliyor. Açıklama kabine toplantısının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan geldi. Erdoğan, kriterlerinin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ilan edilecek yeni uygulama için program bütçesinin 750 milyar liraya çıkarıldığını söyledi. Sanayicilerin sadece yeni yatırımlar için değil, işletme sermayesi noktasında da uygun koşullu finansmana erişim imkanını güçlendirdiklerini vurgulayan Erdoğan, hayata geçirdikleri yeni finansman programı ile 250 milyar liralık uygun koşullu bir kredi paketini daha imalat sanayinin istifadesine sunduklarını kaydetti. Erdoğan, "Program paydaşı bankalardan piyasa koşullarından daha cazip olan 6 ay anapara ödemesiz 36 aya kadar vadeli kredilerden 12 puanlık maliyetini hükümet olarak biz karşılıyoruz. Bu iki program sayesinde imalat sanayi için toplam 1 trilyon liralık uygun koşullu kredinin önünü açmış oluyoruz" diye konuştu.

"YATIRIM İŞTAHINI ARTIRIR"

İmalat sanayini güçlendirmeye yönelik paket iş dünyasında heyecan yarattı. Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, bu desteklerin reel sektörün üzerindeki finansman yükünü hafifleteceğine, yatırım iştahını artıracağına ve ekonomik büyümeye katkı sunacağına inandıklarını vurguladı. Ankara Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç ise, desteklerin, üretimin, yatırımın, istihdamın ve ihracatın devamlılığı açısından sanayiciye önemli bir nefes aldıracağını dile getirdi. İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan da, söz konusu kararın yalnızca bir finansman desteği değil, Türkiye'nin üretim gücüne, yatırım üreticisine, istihdamına ve ihracat kapasitesine verilen güçlü bir sahiplenme mesajı olduğunu ifade etti.

TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Dr. Sönmez, sıkı para politikalarının uygulanma süresi uzadıkça reel kesimin daha da fazla zorluk yaşamaya başladığına işaret ederek, dolayısıyla bu süreçte reel sektörün desteklenmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Sönmez'e göre, sanayiye yönelik açıklanan kredi paketi, özellikle yatırım, kapasite artışı, teknolojik dönüşüm ve üretim sürekliliği açısından oldukça zor durumda bulunan reel sektör için destekleyici bir adım olarak görülebilir.

Ayşe ÖZDEN / Aks Araştırma Kurucusu ve Baş Ekonomisti

"Orta vadede dış dengeye ilişkin kırılganlıklar sürüyor"

Mayıs 2026 cari denge verisi kısa vadede iyileşme algısı yaratsa da, Haziran ayına ilişkin öncü dış ticaret verileri bu görünümün geçici bir rahatlama olabileceğine işaret ediyor. Bu durum, orta vadede dış dengeye ilişkin kırılganlıkların sürdüğünü gösteriyor. İhracattaki sınırlı artış, ithalattaki gerileme ve çekirdek dış ticaret dengesindeki toparlanma, iç talepteki dengelenme sürecinin dış dengeye kısmen destek verdiğini gösteriyor. Diğer taraftan turizm gelirlerindeki ivme kaybı, hizmetler dengesinin cari açığı telafi edici katkısını önceki dönemlere kıyasla sınırlıyor. Cari açığın finansmanında doğrudan yatırımların zayıf, portföy hareketlerinin ise dalgalı seyretmesi finansman kalitesine ilişkin soru işaretlerini canlı tutuyor. Bu nedenle yükün önemli ölçüde krediler ve rezervler üzerinden taşındığı bir görünüm öne çıkarken, mayıs ayında rezervlerde görülen yaklaşık 3.3 milyar dolarlık azalış bu tabloyu destekliyor. Bu çerçevede önümüzdeki hafta açıklanacak TCMB faiz kararı da önemli olacak. Piyasa beklentilerine paralel olarak politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit tutulması, para politikasındaki sıkı duruşun korunması açısından önemli görülüyor. Ancak eş zamanlı devreye alınan mali ve kredi destekleri, üretim ve ihracatı desteklemeyi amaçlasa da kısa vadede ithal girdi talebini artırarak cari denge üzerindeki baskıyı sınırlı da olsa yükseltebilir. Enerji fiyatlarının yüksek seyrini koruması ve iç talebi destekleyen kredi paketlerinin ithalatı canlı tutması halinde, yıl sonunda cari açığın GSYH'nin yüzde 3-3.2 düzeyine yaklaşması olası görünüyor. Bu görünüm, büyüme hedefleri ile dış finansman dengesi arasındaki hassas ilişkinin ekonomi yönetiminin önümüzdeki dönemde de temel politika başlıklarından biri olmaya devam edeceğine işaret ediyor.

Prof. Dr. Burak ARZOVA / Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Türkiye'den ciddi bir sermaye çıkışı var"

Cari açık beklentilerin üzerinde geldi. ABD/İsrail-İran savaşı nedeniyle Türkiye'nin cari açığının zaten yükselmesi bekleniyordu. Savaşa ara verilse de, açıklanan veriler bu öngörünün gerçekleşeceğini, yılsonuna kuvvetli bir cari açıkla gidileceğini ortaya koyuyor. Özellikle finansman kaynaklarına bakıldığında doğrudan yabancı yatırımların neredeyse 'yok' derecesine geldiğini görüyoruz. Bence en tehlikeli kısımlardan biri bu. Portföy girişlerinin, sermaye hareketlerinin çok yüksek olmadığı bir ödemeler dengesi bilançosuyla karşı karşıyayız. Ayrıca, Türkiye'den ciddi bir sermaye çıkışı söz konusu. Verilere göre, yurt içi yerleşiklerin yurt dışında yaptığı doğrudan yatırımların yabancıların Türkiye'de yaptığı doğrudan yatırımların neredeyse üç katına yükseldiği görülüyor. 23 Temmuz'da Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı var. TCMB Başkanı Fatih Karahan'ın yaptığı sunumlardan yola çıkarak, ben bu toplantıda bir değişiklik beklemiyorum. TCMB, enflasyondaki gelişmeleri takip etmek isteyecek gibi görünüyor. Temmuz ayı enflasyonu, yönetilen ve yönlendirilen fiyat artışları, memur, emekli zammı artışlarının da etkisiyle mayıs. haziran ayı enflasyonları gibi düşük çıkmayacak. Ayrıca mevsimsellik etkisi tarımda yavaş yavaş kaybolmaya başladı. Tarım ürünlerinde Türkiye enflasyon anlamında en yüksek ikinci ülke. O nedenle tarımsal üretim, emtia ve bunların getirmiş olduğu yükler hem işlenmiş gıda hem de işlenmemiş gıdada Türkiye açısından hala olumsuz bir sonuç olmaya devam ediyor.

Dr. Cahit SÖNMEZ / TOBB ETÜ Öğretim Üyesi

"Yapısal reformlar hızlandırılmalı"

Cari işlemler hesabı mayısta, 4 milyar dolar üzerindeki dış ticaret açığının etkisiyle yaklaşık 1.46 milyar dolar açık verdi ki bu da yıllıklandırılmış olarak 37.3 milyar dolara geliyor. Enerji ve altını arındırdığımızda ise genellikle alışa geldiğimiz gibi açık fazlaya dönüşüyor. Buradan yapmamız gereken çıkarım şudur; yenilenebilir enerji gibi alternatif kanallardaki yapısal reformlar hızlandırılmalı ve sonuçta enerjide dışa bağımlılık azaltılmalı. Diğer dikkat çeken nokta ise belli oranda iç talebin ithalat kanalıyla yarattığı baskı. Finansman tarafında bir süredir alışageldiğimiz resim yine karşımıza çıkıyor. Doğrudan yatırımlar cari açığın finansmanına sınırlı katkı veriyor. Buna karşın portföy hareketlerinde oynaklık devam ediyor. Sermaye hareketlerindeki bu gelişmeler sonucunda doğal olarak rezervlerde azalış gerçekleşiyor. Net hata noksan kaleminin mayısta sınırlı kalması olumlu olmakla birlikte, önceki aylardaki yüksek çıkışlar nedeniyle dış finansman kalitesi kritik rol oynuyor. Beklentilerimizi şekillendiren bazı faktörler var. Enerji fiyatları, Avrupa'nın ihracat talebi, turizm gelirleri, iç talebin soğuma hızı ve TL'de reel değerlenmenin ihracat üzerindeki etkisi olacaktır. 23 Temmuz'daki PPK toplantısında çok büyük olasılıkla politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit tutulacak. Aslında haziran ayında gelen enflasyon verileri faiz indirimi için alan açmış gibi görünüyor. Ancak TCMB'nin uzunca süredir yüzde 40 orandan gecelik fonlama yaptığını ve buna rağmen son iki toplantıda politika faiz oranını yüzde 37'den yüzde 40'a çıkarmadığını dikkate aldığımızda enflasyonun açtığı alanı PPK'nın bu toplantıda değerlendirmeyeceğini söyleyebiliriz.

Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ /Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü Başkanı

"Yeni konut üretimi talebi karşılayacak ölçüde canlanamadı"

Haziran ayında 129 bin 979 konut satıldı. İlk bakışta yüzde 16'lık yıllık artış dikkat çekiyor. Ancak bu rakamı tek başına okumak yanıltıcı olabilir. 2025'te Kurban Bayramı haziran ayına, 2026'da ise mayıs ayına denk geldi. Takvim etkisini dikkate aldığımızda bu nedenle tablo değişebiliyor. Nitekim yılın ilk altı ayında toplam konut satışı 699 bin 516'ya gerilerken, geçen yılın aynı döneminde bu sayı 721 bin 828'di. Yani piyasada yaklaşık yüzde 3'lük bir daralma söz konusu. Daha önemlisi ise satışların bileşimi. Satışların üçte ikisi ikinci el konutlardan oluşuyor. İlk el satışların payı yüzde 31.7 ile geçen yılın hafif üzerinde olsa da hala düşük seviyede. Bu durum, yeni konut üretiminin talebi karşılayacak ölçüde canlanamadığını gösteriyor.

Üretim verileri de aynı hikayeyi anlatıyor. Takvim etkisinden arındırılmış inşaat üretim endeksi mayısta yıllık yüzde 3 gerilerken, bina inşaatındaki daralma yüzde 4.5'e ulaştı. Buna karşılık bina dışı altyapı yatırımları yüzde 6.2 arttı. Öte yandan inşaat maliyetleri yükselmeye devam ediyor. Yıllık maliyet artışı yüzde 29.8'e ulaşırken, işçilik maliyetlerindeki yüzde 32'lik artış malzeme fiyatlarının da önüne geçmiş durumda. Nitelikli işgücüne erişimde yaşanan sıkıntı, maliyet baskısını artırıyor. Bugünün yavaşlayan üretimi, aslında 2027 ve 2028'in konut arzını şekillendirecek. Eğer yeni projeler yeterince başlamazsa, birkaç yıl sonra yeniden arz yetersizliği ve fiyat artışlarını konuşabiliriz. Bu nedenle bugünün verileri yalnızca mevcut piyasanın değil, geleceğin konut dengesinin de habercisi niteliğinde.

BİZE ULAŞIN