HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ Sektörlerin enflasyon beklentileri ayrıştı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) sektörel enflasyon beklentilerine göre, ağustosta 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri bir önceki aya göre piyasa katılımcılarında 0.26 puan azalışla yüzde 23.69'a gerilerken, reel sektör için 0.30 puan artarak yüzde 32.80'ye, hanehalkı için 0.64 puan artarak yüzde 45.58 seviyesine yükseldi. Sektörel enflasyon beklentileri, piyasa katılımcıları anketi, iktisadi yönelim anketi ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) iş birliğiyle yürütülen hanehalkı beklenti anketi ile finansal ve reel sektör uzmanlarının, imalat sanayi firmalarının ve hanehalkının 12 ay sonrası yıllık tüketici enflasyonu beklentileri derlenerek elde edildi. Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranı bir önceki aya göre 0.78 puan azalarak yüzde 16.85 seviyesinde gerçekleşti. Açıklanan bu veri, piyasa katılımcılarının 12 ay sonrasını daha iyimser okurken, reel sektör temsilcilerinin yüksek faiz, üretim maliyetleri nedeniyle karamsar bir tablo sergilediği, hanehalkının ise gıda, ulaşım, enerji ve kira fiyatlarındaki artışların etkisiyle enflasyon beklentilerini yükselttiği şeklinde yorumlandı.
"ÜÇ FARKLI ENFLASYON GERÇEKLİĞİ YAŞANIYOR"
Sektörel enflasyon verilerini değerlendiren Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çetinkaya, bu tablonun aynı ekonomide adeta üç farklı enflasyon gerçekliği yaşandığını gösterdiğini vurguladı. Çetinkaya, "Finansal piyasalar para politikasındaki değişimlere ve ileriye dönük beklentilere daha hızlı tepki verirken, reel sektör kararlarını büyük ölçüde gerçekleşen üretim ve finansman maliyetleri üzerinden şekillendiriyor; hanehalkı ise enflasyonu market, kira, ulaşım ve enerji gibi günlük yaşamda sık karşılaştığı fiyatlar üzerinden değerlendiriyor" dedi.
Bu ayrışmanın son derece önemli olduğuna dikkat çeken Çetinkaya, şunları kaydetti: "Enflasyon beklentileri yalnızca geleceğe ilişkin bir tahmin değil, aynı zamanda bugünkü fiyatlama davranışlarını belirleyen ve kendini gerçekleştirebilen bir mekanizmadır. Bir firma gelecekte yüzde 30 enflasyon bekliyorsa bugünkü satış fiyatını buna göre belirler; çalışan yüksek enflasyon bekliyorsa ücret talebini yükseltir; ev sahibi kira artışında gelecekteki enflasyonu dikkate alır. Böylece yüksek beklentiler fiyatlama ve ücret davranışları üzerinden enflasyonun kalıcılığını artırır. Bu nedenle dezenflasyon sürecinin başarısı yalnızca açıklanan enflasyon oranının gerilemesiyle değil, ekonomik aktörlerin geleceğe ilişkin beklentilerinin de aşağı gelmesiyle ölçülmelidir. Piyasa katılımcılarının yaklaşık yüzde 24 enflasyon beklediği bir ekonomide hanehalkının beklentisinin yüzde 45 düzeyinde kalması, dezenflasyonun toplumun geniş kesimleri tarafından henüz tam anlamıyla hissedilmediğini ve güven ile beklenti kanalının yeterince güçlü çalışmadığını gösteriyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde dezenflasyonun en önemli testi, rakamların düşmesinden çok bu düşüşün fiyatlama davranışlarına, ücret taleplerine ve hanehalkının beklentilerine kalıcı biçimde yansıması olacaktır."
EN ÇOK FİYAT ARTIŞI BEKLENTİSİ "GIDA, YAKIT VE ENERJİDE"
Ağustos ayı hanehalkı beklenti anketine göre, hanehalkının, son bir yıl içinde fiyatlarının en çok arttığını değerlendirdiği ve gelecek 12 ay için fiyatlarının en çok artmasını beklediği ürün/hizmet grupları "gıda" ile "yakıt ve enerji" oldu. TCMB tarafından yayımlanan, 3 bin 335 hanehalkının yanıtladığı anket sonuçlarına göre, gıdayı, fiyatı en çok artan ürün grupları arasında değerlendiren katılımcıların payı bir önceki aya göre 0.4 puan azalarak yüzde 39.3 oldu. Gelecek 12 ay sonunda konut fiyatlarındaki artış beklentisi bir önceki aya göre 0.36 puan azalarak yüzde 32.13 düzeyinde gerçekleşti. 12 ay sonrası dolar kuru beklentisi bir önceki aya göre 1,49 lira artarak 54,47 liraya çıktı. Katılımcıların yatırım tercihleri değerlendirildiğinde, ilk sırada yer alan "altın alırım" diyenlerin oranı, bir önceki aya göre 1 puan artarak yüzde 41.3 oldu. İkinci sırada yer alan "ev/dükkan/arsa vb. alırım" diyen katılımcıların oranı ise bir önceki aya göre 1.4 puan azalarak yüzde 37.1 olarak gerçekleşti.
GÖZLER BÜYÜME VE ENFLASYON VERİLERİNDE
Bu hafta 2026 yılı ikinci çeyrek büyüme ile ağustos ayı enflasyon verileri takip edilecek. TÜİK, Türkiye ekonomisinin ikinci çeyrek büyüme performansını 31 Ağustos'ta açıklayacak. TÜİK verilerine göre, gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2.5 büyürken, hizmetler (inşaat dahil) sektörü yüzde 3.4, tarım sektörü yüzde 4.6 büyüme kaydetti. Sanayi sektörü ise yüzde 0.8 oranında daraldı.
TÜİK ağustos ayı enflasyon verisini ise 3 Eylül'de (bugün) açıklayacak. TÜİK verilerine göre tüketici enflasyonu temmuzda aylık yüzde 1.78 artarken, yıllık enflasyonu bir önceki aya göre 0.36 puan azalışla yüzde 31.75 düzeyinde gerçekleşmişti. Yurt içi üretici fiyat artışı ise temmuzda önceki aylara kıyasla yavaşlamaya devam ederek yüzde 1.52 oranında gerçekleşmiş, yıllık enflasyon 0.26 puan düşüşle yüzde 27.83 olmuştu. Ağustos ayı ihracat verileri ise 3 Eylül'de Ankara'da açıklanacak.
İkinci çeyrek büyüme verisinin Orta Doğu'da yaşanan savaşın gölgesinde kalacağını dile getiren Ahlatcı Holding Strateji Direktörü Tonguç Erbaş, "Özellikle TCMB'nin iç talepte yaşanan yavaşlamadan söz etmeye başladığı bir dönem. Buna rağmen canlı ekonomik verileri bir kısım almaya devam ettik. İkinci çeyrek büyüme beklentim yüzde 3.1. Büyüme ivmesinin yılsonunda yükselmesini ve yılsonu yüzde 3.3 bir büyüme gerçekleşmesi olacağını düşünüyorum" dedi.
Erbaş, tüketici enflasyon beklentisini ağustos ayı için yüzde 1.95, baz etkisiyle birlikte yıllık olarak ise yüzde 31.64 seviyeleri olarak açıkladı. Erbaş, "Yıl sonu enflasyon beklentim yüzde 28-29 aralığında. Özellikle enerji fiyatlarında yaşanabilecek geri çekilme hazirandaki gibi tekrar ederse; enflasyonda önümüzdeki dönem yüzde 1.5 ortalama aylık gerçekleşmeler görebiliriz" ifadelerini kullandı.
Bu arada Türkiye ekonomisinin üç yıllık yol haritasını ortaya koyacak Orta Vadeli Program'ın (2027-2029) 7 Eylül'de açıklanması bekleniyor. 11 Eylül'de ise TCMB Para Politikası Kurulu'nu (PPK) toplayarak faiz kararını açıklayacak.
TCMB'DEN BEKLENEN ADIM
Öte yandan geçen hafta TCMB, 1 Mart 2026 tarihinde ara verilen bir hafta vadeli repo ihalelerine tekrar başlayarak, fonlama maliyetini yüzde 37'ye çekti. TCMB'nin bir haftalık vadeli repo ihalelerine başlaması beklenen bir adımdı. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Arzova, son enflasyon raporu toplantısında TCMB Başkanı Fatih Karahan'ın yaptığı açıklamalarda bunun işaretini verdiğini anımsatarak, "Ancak bu kadar hızlı olması piyasaları biraz şaşırttı. Genel beklenti bu adımın Eylül toplantısından önce atılacağı yönündeydi. Bu, normalleşme yönünde atılan doğru bir adım" dedi.
Ahlatcı Holding Strateji Direktörü Tonguç Erbaş da, TCMB'nin bu kararının piyasa için çok fazla sürpriz olmadığını vurgulayarak, şunları söyledi:
"Merkez bankası haftalık fonlamaya geçebileceğini son enflasyon raporu sunumu sonrası soru-cevap kısmında değinmişti. Genel olarak piyasa yorumcuları olası faiz indirimine hazırlık olarak bu gelişmeyi değerlendirdi. Merkez Bankası'nın son enerji fiyatlarında yaşanan geri çekilme ya da yükselişlerin tüm belirsizliğe rağmen sınırlı kalması ile birlikte, yurt içinde talebin azalmaya devam etmesi etkisi ile kendisi açısından normalleşme adımı olarak görülen haftalık fonlamaya geçmeyi piyasa şartlarına göre tercih ettiği görüşündeyim. Yılsonu için yüzde 28 enflasyonun hala mümkün olduğunu buna bağlı olarak politika faizinin de yüzde 33-34 aralığında yılı kapayabileceğimizi düşünüyorum. Bu oranlara ulaşırken fonlama seviyesinde normalleşmeye gidildiğini düşünüyorum."
EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ ARTTI
Geçen hafta açıklanan bazı yurt içi verilere de kısaca bir göz atalım. TÜİK geçen hafta ekonomik güven endeksini de açıkladı. TÜİK verilerine göre, ekonomik güven endeksi ağustosta bir önceki aya göre yüzde 0.8 artarak 100.6 oldu. Ekonomik güven endeksi, en son 2026 Şubat'ta 100.7 düzeyi ile iyimserlik sınırı olan 100'ün üzerinde gerçekleşmişti. Bir önceki aya göre ağustosta tüketici güven endeksi yüzde 1 artışla 90.8, reel kesim güven endeksi yüzde 1.2 artışla 102.4, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 0.1 azalışla 111.9, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 0.8 azalışla 110.1, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 0.4 azalışla 83.1 oldu.
Geçen hafta finansal hizmetler güven endeksi (FHGE) sonuçları da açıklandı. TCMB'nin finansal sektörde faaliyet gösteren 150 kuruluşun finansal hizmetler anketine verdiği yanıtlardan derlediği sonuçlara göre, ağustosta FHGE bir önceki aya kıyasla 4.6 puan azalışla 150.4 oldu. Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, son üç aydaki iş durumu ile hizmetlere olan talebin FHGE'yi azalış yönünde etkilediği, gelecek üç aydaki hizmetlere olan talep beklentisinin ise FHGE'ye artış yönünde yansıdığı görüldü.
Haziran 2026 dönemine ait finansal kesim dışındaki firmaların varlıkları 140 milyon dolar azalırken yükümlülükler 2 milyar 202 milyon dolar arttı. TCMB verilerine göre, finansal kesim dışındaki firmaların haziranda net döviz pozisyonu açığı bir önceki aya göre 2 milyar 342 milyon dolar artarak 205 milyar 755 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Tonguç ERBAŞ / Ahlatcı Holding Strateji Direktörü
"Reel sektör temsilcilerinin gözü faizlerde"
Açıklanan anketlerde zaman zaman farklı nedenlerle enflasyon beklentilerinde dalgalanmalar gözlemlenebiliyor. Ağustosta, piyasa katılımcılarının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi azalarak yüzde 23.69 seviyesine geriledi. Tahminen küresel piyasalarda enerji fiyatlarında yatay aşağı seyir ve yurt içinde talep azalması göz önüne alınarak böyle bir aşağı yönlü tahmin gerçekleşmesi yaşıyoruz. Reel sektör temsilcilerinin gözü ise faizlerde, onlar kredi faizlerinde aşağı yönlü bir ivme görülmediğini düşünerek beklentilerini yükseltmiş olabilirler. Bu anket TCMB'nin tekrar haftalık fonlama takvimine geçmesi öncesi açıklandığı için politika faizinde seyrin üst bant üzerinden gecelik fonlama ile bir süredir devam etmesinin etkisinin olduğunu düşünüyorum. Hanehalkına gelince dünyada birçok ülke enflasyon beklentilerinde hane halkı merkez bankası beklentilerinin neredeyse iki katı oranında genelde görüş bildiriyor. Enflasyon oranından bağımsız olarak gerçekleşen bu beklenti bizde son ankette fiyatların özellikle çarşı pazarda yatay seyretmesine hatta sebze ve meyve fiyatlarının görece düşük kalmasına rahmet yüksek seyreden faiz oranlarının ve devam eden savaş ortamının psikolojik fiyat artışı beklentisi ile gerçekleştiğini düşünüyorum. Ekonomi yönetiminin, enflasyonun düşmesine yönelik beklentilerin sınırlı kalmasını ve anketlerde enflasyon beklentilerinin TCMB'den yüksek seyretmesini enflasyonda düşüş sağlayabilecek reform süreçleri ile desteklemesi gerekiyor.
Prof. Dr. Murat ÇETİNKAYA / Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi
"Enflasyonda asıl sınav ekimden sonra"
TCMB'nin bir hafta vadeli repo ihalelerine başlaması, bir faiz indirimi değil; fakat para politikasının marjinal sıkılığında aşağı yönlü bir ayarlamadır. Mart ayından beri Türkiye'de gerçek para politikası faizi kâğıt üzerinde yüzde 37 olmasına rağmen operasyonel olarak yaklaşık yüzde 40'tı. TCMB şimdi politika faizinin yeniden gerçek fonlama faizi haline gelmesine izin verdi. Dolayısıyla karar üç mesaj içeriyor. Birincisi: Mart ayında ortaya çıkan finansal stresin önemli ölçüde yönetilebilir hale geldiği düşünülüyor. İkincisi: TCMB olağanüstü likidite sıkılığından normal para politikası çerçevesine dönüyor. Üçüncüsü: Bu karar, önümüzdeki dönemde faiz indirimlerinin yeniden başlamasının ön hazırlığı olabilir.
Ağustosta enflasyonda sınırlı bir gerileme bekliyorum: aylık yaklaşık yüzde 1.9, yıllık yaklaşık yüzde 31.6. Eylül ve ekimde baz etkisiyle yıllık enflasyonda daha belirgin bir düşüş görebiliriz ve yüzde 30'un altı mümkün. Ancak asıl sınav bundan sonra başlayacak. Hizmet, kira ve beklenti enflasyonu yeterince gerilemediği için dezenflasyon devam edecek olsa da doğrusal ve hızlı bir süreç olmayacaktır. Yıl sonu için yüzde 29-30 bandını daha olası görüyorum. İkinci çeyrekte Türkiye ekonomisinin yüzde 2.8 civarında büyümesini bekliyorum. Yılın tamamında ise büyümenin yüzde 3 civarında gerçekleşmesi daha olası görünüyor. Ancak burada asıl önemli olan büyümenin seviyesi değil kompozisyonudur. Tüketim ve hizmetler büyümeyi taşırken sanayi ve yatırımların zayıf kalması, büyümenin kalitesi açısından dikkatle izlenmelidir.
Prof. Dr. Burak ARZOVA / Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi
"Hanehalkının enflasyon beklentisinin temelinde yakıt ve enerji var"
Sektörel enflasyon beklentilerine bakıldığında, hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentilerindeki artışın temelinde yakıt ve enerji fiyatlarının olduğu görülüyor. Bu şaşırtıcı olmamalı. Hanehalkını en çok etkileyen kalemlerin başında, gıda, yakıt ve enerji ile kira geliyor. Ağustosta, gıda enflasyonu beklentilerinde geçtiğimiz aya göre sınırlı düzeyde olumlu gelişme görülse de, yakıt ve enerjide gelinen seviye önümüzdeki aylar için enflasyon beklentilerini yukarıya çekmiş gözüküyor. TCMB son enflasyon raporunda yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 28'e çekerken, önümüzdeki yıla ilişkin tahmininde bir değişikliğe gitmemişti. Bu durum; "Eylül ayının ikinci haftası açıklanması beklenen Orta Vadeli Programı beklemiş olabilirler" şeklinde yorumlandı. Ancak enflasyon beklentileri dikkate alındığında, bunun doğru bir yaklaşım olmadığı görülüyor. TCMB'nin; OVP çalışmalarına yönelik hükümetle yapılan istişarelerde önümüzdeki yıla ilişkin enflasyon beklentilerinde ortak bir mutabakata varmış olması ve bu sonucu enflasyon raporu tahminlerinde paylaşması gerektiği görüşündeyim. Piyasada ağustos ayı tüketici enflasyonunun yüzde 2'nin altında gelebileceği görüşü hakim. Yüzde 1.90, ortalama beklenti. Benim görüşüm de bu yönde. Manşet enflasyondan ziyade mevsim etkisinden arındırılmış enflasyona baktığımızda orada durum pek iç açıcı değil. Enflasyon verilerinde bir iyileşme görülmüyor. Açıklanan öncü verileri değerlendirdiğimizde, Türkiye ekonomisinin yılın ikinci çeyreğinde sınırlı da olsa büyümesini, 2026 yılını ise yüzde 3.5-3.7 büyüme performansı ile kapamasını bekliyorum.
Harun Raşit DEMİRCAN / İntegral Yatırım Araştırma Uzmanı
"Merkez Bankası yıl sonuna kadar faiz indirimi sinyali verdi"
TCMB'nin haftalık repo ihalelerine yeniden başlayıp fonlama maliyetini yüzde 40'tan yüzde 37'ye çekmesi, bankaların fonlama maliyetini düşürdüğü için mevduat faizlerinde aşağı yönlü baskı yarattı. Piyasalar bunu parasal normalleşme sinyali olarak olumlu karşıladı. Risk iştahı artarken özellikle bankacılık hisselerinde güçlü yükseliş görüldü. Bu adımla birlikte Merkez Bankası yıl sonuna kadar yapılacak PPK toplantılarında faiz indirim sinyallerini vermiş oldu.