Son dört ayın hisseleri

Borsa İstanbul’da özellikle bankacılık, gayrimenkul yatırım ortaklıkları (GYO) ve holding sektörlerinin pozitif ayrışmasını öngören analistler, yıl sonuna kadar finansal verileri ile de beklentileri karşılayan 37 hissenin uygun seviyelerde portföylere dahil edilmek üzere takip edilebileceğini söylüyor…
03.09.2026 12:05 GÜNCELLEME : 03.09.2026 12:05

İDİL TARAKLI/ Küresel piyasalar ABD'den İran'a yönelik 'ticaret ortaklarını hedef alacak yeni ekonomik saldırı' tehdidi ile haftaya baskı altında girdi. Amerika'nın İran'a yönelik ekonomik yaptırım tehditlerine karşın askeri müdahale olasılığının bir miktar azaldığı görüldü. Gelişmelere paralel petrol fiyatları haftaya dengeli ve 90 dolar civarında tutunma çabaları ile başladı. Daha sonra petrol fiyatlarında bir miktar gevşeme özellikle ileri vadeli petrol kontratlarında 85 dolar altına işaret eden fiyatlamalar dikkat çekti.

Haftanın ikinci günü küresel risk iştahı dengeli bir seyir izledi.

Petrol fiyatlarında da gerileme devam etti. Aktif Brent tipi ham petrol fiyatları 85 dolara yaklaşırken, ileri vadeli kontratlarda 80 dolara kadar gevşemeler görüldü. ABD'nin çatışma bölgesinden geri çektiği bazı diplomatları tekrar görev bölgelerine yolladığına dair haberler; ABD-İran arasında müzakere seçeneğinin ağırlık kazandığı ve yeniden bir sıcak çatışma olmayacağı şeklinde yorumlandı. Haber akışı ile ABD ve Avrupa vadelileri yatay bir seyir görülürken, Asya'da ise genel olarak alımlar etkili oldu.

Hafta sonuna doğru ABD–İran arasında yeni bir sıcak çatışma riskinin daha da azaldığı görüldü. Ancak bu kez de Rusya-Ukrayna savaşına dair son müzakerelerin de sonuçsuz kalması ile çatışmaların şiddetlenebileceğine dair endişeler moralleri bozdu. Küresel risk iştahı, Nvidia sonuçları ardından dengeli kalmayı sürdürdü, ancak petrol fiyatları özellikle Rusya odaklı devam eden stres nedeniyle bir miktar yükseldi.

Borsa İstanbul geçtiğimiz haftaya TCMB'nin ABD–İran savaşının başlaması ile ara verdiği haftalık repo ihalelerine tekrar başlayacağını bildirmesi ile moralli başladı. Böylece, fiili olarak yüzde 40 civarında olan TCMB Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti'nin kademeli olarak politika faizi olan yüzde 37'ye gerilemesi ve ardından da politika faizinde indirimin gündeme geleceği beklentisi etkili oldu. Piyasa aktörleri gelişmenin öncelikle Bankacılık Endeksi, ardından da BIST geneli için destekleyici olacağını düşünüyor. Nitekim

hafta başında özellikle bankalar oldukça güçlü bir seyir izledi. Ancak borsa genelinde bir süredir zaten fiyatlanan bir beklenti olması nedeniyle yatay bir kapanış görüldü. Hafta başında Bankacılık Endeksi yüzde 3'e yakın yükselirken, BİST- 100 Endeksi ise sadece yüzde 0.1 azalışla 14.501 puana geriledi.

Borsa İstanbul'da uzun süredir beklenen ve fiyatlanan fonlama oranının yüzde 40'tan yüzde 37'ye gevşetilmesi sonrasında ilerleyen günlerde de bir miktar kar satışları yaşandı. Hafta sonuna doğru

Borsa İstanbul'da 14.730 ile son iki ayın zirvesi test edildi. Fakat borsa uzmanları endeks geneline yansıyan bir yükselişin söz konusu olmadığına dikkat çekti. Bu dönemde BİST-100 şirketlerinin yaklaşık yüzde 30'u pozitif performans sergilerken, yüzde 70'inin zayıf bir seyir izlediğini ifade eden analistler ancak son dönemde para giren şirket sayısında artış olduğunun da altını çizdi.

Perşembe günü Borsa İstanbul'da, 14.700 seviyesi açılış sonrası bir kez daha test edildi, ancak günün devamında geri çekilme yaşandı. BİST- 100 Endeksi günü 14.575 puandan tamamladı. Borsa İstanbul haftayı 14.641,56 puandan kapadı.

Bu hafta geçtiğimiz hafta başlayan Jackson Hole Sempozyumu ve Fed Başkanı Kevin Warsh'ın cuma günü TSİ 17:00'de gerçekleştirmesi beklenen konuşmasının piyasalar üzerinde etkili olması bekleniyor. Warsh'ın, Fed politikalarına dair vereceği ipuçları takip edilecek.

Öte yandan bu hafta yurt içinde merkez bankası para politikası beklentilerini etkileyeceği için en önemli gündem maddesinin ağustos ayı enflasyon verileri olduğunu belirten piyasa aktörleri Borsa İstanbul'da bir süre daha dalgalı ve hacimsiz seyrin devamını bekliyor.

Şu aşamada 13.500-15.200 arası eğer 15.200 aşılırsa 16.500'ün hedefe gireceğini,13.500 aşağısını da kalıcı olarak öngörmediklerini ifade eden borsa uzmanları buralara yaklaşılan seviyeler için alım yerleri denilebileceğini söylüyor.

Genel olarak BİST-100 için yıl sonu 16.300-16.500 hedefini koruyan analistler, ancak 16.300 seviyesi için enflasyon beklentilerinin aşağıya geldiği, TCMB'den faiz indirim beklentisinin güçlendiği ve Fed'in güvercinleştiği kombinasyonunu görmemiz gerektiğinin altını çiziyor.

TCMB'nin yeniden politika faizinden fonlamaya geçme kararı sürpriz zamanlı olmakla birlikte bir gevşeme adımından ziyade sinyal etkisi yarattığını da düşünen piyasa aktörleri tabi bu karar faiz indirimi için iyimser beklentileri desteklese de somut bir faiz indirim adımı için TCMB'nin, enflasyondaki seyri izlemeye devam edeceğini hatırlatıyor.

Borsa İstanbul'da özellikle bankacılık, gayrimenkul yatırım ortaklıkları (GYO) ve holding sektörlerinin bayrağı devralarak pozitif ayrışmasını öngören analistler yıl sonuna kadar finansal verileri ile de beklentileri karşılayan ve ön plana çıkan 37 hissenin uygun seviyelerde portföylere dahil edilmek üzere takip edilebileceğini söylüyor.

"YILSONU İÇİN 16.300 HEDEFİMİZİ KORUYORUZ"

Savaş ve jeopolitik gelişmeleri bir kenara bırakırsak, bu hafta genelinde hem Türkiye hem küresel piyasalar açısından trendin yönünü belirleyebilecek oldukça yoğun bir gündemin takip edileceğini ifade eden Tera Yatırım Araştırma Direktörü Mehmet Bilal Bircan, "Haftanın ilk işlem gününde Türkiye'den büyüme verisi karşılanacak. Haftanın ikinci yarısında ise yine Türkiye'den Ağustos ayı enflasyon rakamları ile ABD tarafından istihdam verileri odakta olacak. Orta Doğu'daki jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmanın yanı sıra görece yüksek kalmaya devam eden faizlerin de etkisiyle Türkiye ekonomisinin yılın ikinci çeyreğinde yüzde 2,7 büyüdüğü öngörülüyor" diyor.

Endeksin 2026'nın ilk yarısını 14.122 seviyesinde tamamladığını ve 25 Ağustos itibarıyla da 14.501'e geldiğini hatırlatan Bircan,

BİST-100 için yıl sonu 16.300 hedefini koruduklarını söylüyor. Bircan, "Özellikle Eylül TCMB toplantısında faiz indirimi beklentisinin güçlenmesi kritik. Ağustos anketinde piyasa Eylül için politika faizinin yüzde 37'de sabit kalmasını bekliyor. Yıl sonu enflasyon beklentisi ise yüzde 29.43'e yükselmiş durumda. Dolayısıyla 16.300'ü mevcut makro ortamda ulaşılabilir bir seviye olarak görüyoruz.

14.000 seviyesi kritik destek işlevi görüyor; bu seviye altında kapanış durumunda baskı derinleşebilir ve 13.300 seviyesi ana destek olarak izlenebilir. Böyle bir senaryoyu tetikleyebilecek faktörleri Warsh'ın Jackson Hall'de enflasyon vurgusunu öne çıkaran şahin bir mesaj vermesi halinde gelişen piyasalar genelinde sert bir satış dalgası gelebilmesi; Türkiye büyüme verisinin beklentinin altında kalması TCMB üzerindeki faiz indirimi baskısını artırırken kur ve enflasyon üzerinde baskı yaratarak, yabancı çıkışına yol açabilmesi şeklinde açıklayabiliriz" değerlemesini yapıyor.

"TCMB KARARI SİNYAL ETKİSİ YARATTI"

TCMB'nin yeniden politika faizinden fonlamaya geçme kararı sürpriz zamanlı olmakla birlikte bir gevşeme adımından ziyade sinyal etkisi yarattığını düşünen Bircan, daha önce bankalar ağırlıklı olarak gecelik kanaldan yaklaşık yüzde 40 civarında fonlanırken, haftalık repo ile yüzde 37 politika faizinden fonlama imkânı oluştuğunu hatırlatıyor. Bunun bankaların marjları açısından olumlu ancak piyasadaki mevcut likidite fazlası göz önüne alındığında kararın etkisinin şu an için görece sınırlı olduğunu belirten Bircan "Tabi bu karar faiz indirimi için iyimser beklentileri desteklese de somut bir faiz indirim adımı için TCMB, enflasyondaki seyri izlemeye devam edecektir" diyor.

"KORKUDAN MI BEKLENTİDEN Mİ YÜKSELDİ?'

Altın ve dövizdeki yükselişi yalnızca 'borsaya alternatif yatırım araçlarının cazibesi arttı' şeklinde okumamak gerektiğini de kaydeden Bircan, "Çünkü mevcut tabloda hem altının yükselmesi hem de döviz talebinin canlı kalması, yatırımcıların TL cinsi varlıklara yönelik risk iştahının sorgulandığını gösteriyor. Fakat daha önemli olan neden yükseldikleri? Son dönemde ons altındaki yükselişte doların seyri ve ABD tahvil piyasasındaki gelişmeler etkili oluyor. Bu aslında BIST için mutlaka negatif değildir. Önemli olan altın ve döviz yükselirken borsa için en kötü senaryo bu ikisinin korkudan mı yoksa beklentiden mi yükseldiğine bağlı" yorumunu yapıyor.

"ENDEKS DEĞİŞİKLİKLERİ OTURMADI"

FTSE Russell'in, MKK'nın yeni fiili dolaşım metodolojisini olumlu bir adım olarak nitelendirdiğini düşünen Bircan ama mevcut verilerin kendi rehberiyle henüz tam uzlaştırılamadığını açıkça belirttiğini söylüyor. Bu nedenle pozitif güncellemeler (yeni şirket eklemeleri, halka arzlar, fiili dolaşım artışları, üst segmentlere geçişler) tamamen dondurulurken, negatif güncellemelerin aynen uygulanmaya devam ettiğini belirterek şu değerlendirmeyi yapıyor: "FTSE Russell'ın 24 Türk şirketini endeks kapsamından çıkarması, Borsa İstanbul'un geneli için büyük bir risk değil; ancak Türkiye'nin small-cap segmentinin uluslararası yatırımcı nezdindeki görünümü açısından olumsuz. Özellikle Kontrolmatik'in çıkarılmasının gerekçesi diğer şirketlerden farklı olduğu için daha dikkat çekici. IMASM'in ise Micro Cap'e geçirilmesi tamamen endeks dışı kalmak anlamına gelmiyor. Ayrıca MKK–FTSE metodoloji farklılığı nedeniyle Aralık ayında yeni bir değerlendirme yapılacak olması, Türkiye tarafındaki endeks değişikliklerinin henüz tamamen oturmadığını gösteriyor.

Bence asıl takip edilmesi gereken konu 21 Eylül'deki fon akımları değil, Aralık 2026 FTSE revizyonu. Çünkü MKK'nın yeni fiili dolaşım metodolojisi ile FTSE'nin metodolojisi arasındaki uyumsuzluk çözülebilirse, bugün ertelenen Türkiye'ye yönelik potansiyel eklemeler ve üst segmente geçişler yeniden gündeme gelebilir."

"17.000-18.000 BANDI GÜNDEME GELEBİLİR"

Önümüzdeki 4 ay için Borsa İstanbul'da ana trendi yukarı yönlü gören Bircan ancak yükselişin faiz indirimi beklentileriyle birlikte kademeli ve dalgalı gerçekleşmesini bekliyor. 15.000 üzerindeki kalıcılığın 16.000–16.500 bandını yıl sonu için ana hedef haline getirebileceğini öngören Bircan, "TCMB'nin beklenenden hızlı faiz indirimleri ve Fed'in güvercinleşmesi 17.000-18.000 bandını gündeme getirebilir" diyor. Buna karşılık enflasyonun yeniden bozulması, ABD tahvil faizlerinin yükselmesi ve yabancı girişinin zayıf kalması halinde 13.000–13.300 bandına düzeltme riskinin masada kalmaya devam ettiğini hatırlatıyor.

Bircan yılsonuna kadar Borsa İstanbul'da ana temanın 'faiz indiriminden doğrudan faydalanan sektörler + 2Ç26 sonrasında kâr momentumunu toparlayabilecek şirketler' olacağını düşünüyor.

Bu kapsamda ise bankacılık, holding, GYO ve savunma sektörünün ön plana çıkacağını ifade ediyor.

Bircan yıl sonuna kadar finansal verileri ile de beklentileri karşılayan ve ön plana çıkan Akbank, Aksigorta, Alarko Holding, Anadolu Grubu Holding, Astor Enerji, Çimsa, Doğuş Oto, Ebebek Mağazacılık, Ford Otosan, Galata Wind Enerji, Garanti BBVA, Koç Holding, Migros, MLP Sağlık, Oyak Çimento, Sabancı Holding, Tofaş Oto Fabrikaları, Turkcell, THY, Türkiye Sigorta ve Yapı Kredi hisselerin uygun seviyelerde portföylere dahil edilmek üzere takip edilebileceğini söylüyor.

"EN ÖNEMLİ GÜNDEM MADDEMİZ ENFLASYON"

Bu hafta yurt içinde merkez bankası para politikası beklentilerini etkileyeceği için en önemli gündem maddesinin ağustos ayı enflasyon verileri olduğunu belirten Ahlatcı Yatırım Hazine Müdürü Arda Coşar ise "Yurt dışında ise haftanın en önemli gündem maddesi ABD tarım dışı istihdam verileri ve haftalık saatlik kazançlar. Bununla beraber Euro bölgesi ve Almanya enflasyon, küresel bazda imalat ve hizmet PMI verileri izlenecek veriler arasında. Küresel bazda şu anda fiyatlamaları en çok etkileyen faktörler, tahvil faizlerini ve merkez bankaları beklentilerini etkileyecek gelişmeler. Dolayısı ile enflasyon beklentileri ve petrol arzını etkileyen jeopolitik gelişmelerde izlenmeye devam edecektir" diyor.

Borsa İstanbul'da yakın dönem için 13.500-15.200 eğer 15.200 yukarı yönlü kırılırsa ve üzerinde kalırsa 16.500'ü konuşmaya başlayacağımızı da hatırlatan Coşar, ancak şu aşamada bunun için bir katolizör gerektiğini söylüyor. Bir ihtimal yılın son çeyreğinde enflasyonda sınırlıda olsa bir gevşeme olur ve merkez bankası faiz indirmeye başlarsa veya Ortadoğu'da savaşın bitip anlaşmaya varılmasının da bir katolizör olabileceğini ifade eden Coşar,

"Ancak bunları söyleyebilmek için daha erken. Diğer yandan FED beklentilerinin yumuşaması da küresel bazda katolizör olacak bir senaryo olarak karşımıza çıkabilir. Tabi bunlar hepsi birer olası senaryo" yorumunu yapıyor.

Merkez Bankası'nın geçtiğimiz hafta 10 Eylül'deki toplantıyı beklemeden haftalık repo ihalelerine başlama kararına da değinen Coşar "Zaten bir önceki enflasyon raporu sunumunda merkez bankası fonlamasının gecelik repodan haftalık repoya dönülmesinin değerlendirildiği bildirilmişti. Geçtiğimiz hafta sonu alınan bir kararla gecelik repo fonlamasından haftalık repo fonlamasına dönüldü. Böylece merkez bankası ortalama fonlama faizinde yaklaşık 300 puan gerileme kaydetti. Buda doğal olarak bankalara yansıdı ve karar sonrası bankalarda yükseliş gördük. Borsanın diğer sektörlerine sınırlı etkisi oldu" hatırlatmasını yapıyor.

"TL DEĞERLİ KALMAYA DEVAM EDİYOR"

Alternatif piyasalardaki yükselişi de değerlendiren Coşar, Haziran ve Temmuz aylarında 6 bin TL'ye kadar gerileyen gram altının 7.250 TL'ye kadar yükseldiğini ancak bu yükselişin dolardan değil altının uluslararası piyasalarda ons fiyatının artışından kaynakladığının altını çiziyor. Temmuz ayında yaklaşık 3.950 dolara kadar gerileyen ons altının, artık fiyatın çok ucuzladığı algısı, dolar endeksinde ki gerileme, önemli teknik seviyelerin kırılması ve en son ABD hazine bakanlığının tahvil alımlarını artırma kararı ile 4.700 dolara yaklaştığını ve şu an 4.600 dolar seviyelerinde olduğunu

hatırlatan Coşar, "Gelişmeler yurt içinde gram altını yukarı taşıdı. Bu durumun borsaya direk etki etmesi beklenmez. Çünkü yükseliş yurt dışı kaynaklı. Kur tarafında ise kontrollü ve kademeli yükseliş görülüyor. Dolar yükseliyor ama faiz ve enflasyon aşağısında kalıyor, aslında TL reel anlamda değerli kalmaya devam ediyor" diyor.

"ALIM YERLERİ DENİLEBİLİR"

Bir süre daha dalgalı ve hacimsiz seyrin devamını bekleyen Coşar bir ihtimal başta yurt içi enflasyon ve merkez bankası konusunda olumlu bir gelişme yaşanırsa o zaman yılın son çeyreğinde canlanma görülebileceğini düşünüyor. Şu aşamada 13.500-15.200 arası eğer 15.200 aşılırsa 16.500'ün hedefe gireceğini,13.500 aşağısını da kalıcı olarak beklemediğini ifade eden Coşar buralara yaklaşılan seviyeler için alım yerleri denilebileceğini söylüyor.

Coşar yılsonuna kadar rafinaj marjları nedeni ile rafinaj, fiyatlamaya dikkat etmek kaydı ile savunma sanayi, yenilenebilir enerji ve ekipmanları, defansif yapısı nedeniyle gıda ve gıda perakende, sigorta ayrıca merkez bankası faiz indirim sürecine girebilirse banka ile holding sektör hisselerinin ön plana çıkmasını öngörüyor.

Coşar yıl sonuna kadar finansal verileri ile de beklentileri karşılayan ve ön plana çıkan Akbank, BİM, Migros, Şok Marketler, Enka İnşaat, THY, TAV Havalimanları, Pegasus, Yapı Kredi, TSKB, Mavi Giyim, Vakko, Çimsa, Turkcell, Türk Telekom, Torunlar GYO, Emlak Konut GYO, Ford Otosan, Tofaş Oto Fabrikaları, Tüpraş, Doğuş Oto, Koç Holding, Sabancı Holding, Logo Yazılım, Anadolu Efes, Coca Cola İçecek, Anadolu Sigorta, Türkiye Sigorta ve Galata Wind Enerji hisselerinin uygun seviyelerde portföylere dahil edilmek üzere takip edilebileceğini söylüyor.

Mehmet Bilal BİRCAN/Tera Yatırım Araştırma Direktörü

"Tofaş yaklaşık 2 milyar TL net faiz geliri elde etti"

TOFAŞ OTO FABRİKALARI: 2Ç26 finansallarında net kar beklentimizin bir miktar üzerinde gelirken, şirketin 2026 yılı üretim hedefleri korundu. 2Ç26 finansalları genel olarak sağlıklı bir performans olup hisselerdeki bilanço öncesi zayıflığı haklı çıkarmıyor. Hedef fiyatımızı 581.70 TL'den 501.60'a TL'ye revize ediyoruz. Bu revizyon kısmen daha düşük piyasa risk iştahını, daha düşük yurt içi satışları ve 2027T FAVÖK marjı tahminimizdeki daha temkinli yüzde 5.2 seviyesini yansıtıyor. Endeks üstü getiri tavsiyemizi koruyoruz. İlk yarı marjın yaklaşık yüzde 3.4'te istikrarlı kalmasıyla birlikte, Tofaş'ın yılın ikinci yarısında potansiyel olarak daha olumlu bir ürün karmasından faydalanabileceğini düşünüyoruz. Öte yandan potansiyel projeler için yapılan ön harcamalara (rutin capex dışında), Mart ayındaki temettü çıkışına ve işletme sermayesindeki bir miktar mevsimsel baskıya rağmen Tofaş yaklaşık 2 milyar TL net faiz geliri elde etti.

ÇİMSA: Çimsa 2Ç26'da piyasa beklentisinin üzerinde 1.329 milyon TL net kar açıkladı. Düşük elektrik fiyatları, yüksek alternatif yakıt kullanımı ve yakın zamanda devreye alınan sürdürülebilirlik yatırımlarının katkısı sayesinde FAVÖK marjı yıllık bazda 1.5 puan iyileşerek yüzde 20.2'ye çıktı. Ayrıca ABD'deki öğütme tesisinin inorganik katkısı ve iyileşen maliyet verimlilikleri de destek verdi. Yurt içi fiyatlamanın zayıf olduğu ve TL karşısında kurun sınırlı değer kaybettiği zorlu bir ortamda Çimsa dirençli bir marj sundu. Şirket hisselerinde hedef fiyatımızı 80.00 TL ile koruyoruz. Endeks üstü getiri tavsiyemizi yineliyoruz.

YAPI KREDİ: Yapı Kredi, 2Ç26'da tahminlerine paralel olarak 10.715 milyon TL solo net kâr açıkladı. Bankanın net kârı 2Ç26'da yüzde 16 özkaynak kârlılığına tekabül etti. Beklentilerin üzerindeki enflasyon tahminine bağlı olarak tahminlerden bir miktar yüksek gerçekleşen net faiz marjı, beklenenden yüksek gelen diğer karşılıklar ve vergi giderleri ile dengelendi. Ayrıca, bankanın özkaynaklarının değerleme kazançlarının desteğiyle çeyreklik bazda yüzde 6 büyüyerek yıllıklandırılmış yüzde 23 defter değeri büyümesine işaret ettiğini de belirtmek gerekiyor. Swapla düzeltilmiş net faiz marjı, TL fonlama maliyetlerindeki artışın TÜFEX tahvillerindeki yukarı yönlü yeniden fiyatlama ile kısmen dengelenmesi sebebiyle çeyreklik 50 baz puan daraldı. Banka yönetimi 2026 yılı beklentileriyle alakalı görünümü paylaştı. Banka artık 150-175bps kurla düzeltilmiş risk maliyeti beklentisi (Tera: 200bps) üzerinde bir miktar risk öngörürken, yüksek-orta yüzde 20'li seviyelerde özkaynak kârlılığı hedefini koruyor. Net faiz marjında hafif bir aşağı yönlü riskin muhtemel olduğunu ancak net kârın Yapı Kredi Portföy satışı ile destekleneceğini düşünüyoruz. Tahminlerimize göre, hisse senedi 0.76 2026T PD/DD ve 3.4 2026T F/K ile işlem görüyor. Hisse başına 49.37 TL olan 12 aylık hedef fiyatımız ile Yapı Kredi Bankası için endeks üstü getiri tavsiyemizi koruyoruz.

Arda COŞAR / Ahlatcı Yatırım Hazine Müdürü

"Logo Yazılım'ın bilançosunun olumlu olduğu söylenebilir"

LOGO YAZILIM: Şirketin satışları yılın ilk 6 ayında geçen sene aynı döneme göre yüzde 6 artarak 3 milyar 370 milyon TL olurken, FAVÖK çok değişmeyerek 1 milyar 300 milyon TL'de kaldı. Net kar geçen sene aynı dönemde olan tek seferlik gelirin etkisi ile yüzde 63 azalarak 510 milyon TL olarak gerçekleşti. Ancak geçen sene aynı dönemdeki tek seferlik geliri hesaba katmazsak net karda da büyüme olduğu görülüyor. Faturalanan gelirlerin yüzde 86'sı tekrarlayan gelirlerden oluşmakta olup buda şirketin satış gelirlerine istikrar sağlıyor. Müşteri ve abone sayısı ile abone başına gelir yıldan yıla artmaya devam edip var olan dijitalleşme eğilimi ve regülasyonların önümüzdeki senelerde de şirketin büyümesine katkı vermesi beklenebilir. Borsa geneline bakıldığında şirketin bilançosunun olumlu olduğu söylenebilir. Hissenin çarpanlarının da makul seviyelerde olduğu dikkat çekiyor. Logo Yazılım hisseleri

portföylere eklemek ya da ağırlık arttırmak yönünde değerlendirilebilir.

FORD OTOSAN: 2026 ilk yarıda Ford Otosan'ın yurt içi satış adedi geçen sene aynı döneme göre yüzde 18 azalarak 41 bin 557 adet, yurt dışı satış adedi yüzde 4 azalarak 293 bin 431 adet, toplam satış adedi ise yüzde 6 azalarak 334 bin 988 adet olarak gerçekleşti. Üretim miktarında da sınırlı bir gerileme görüldü. Ayrıca şirket ağustos ayında, 2026 beklenti satış rakamlarını sınırlı miktarda azalttı. Satışların yüzde 88'i ise ihracat kaynaklı. Şirket 2026 yılı içerisinde bütün modellerinin elektrikli versiyonunu hedefliyor. Son 5 yıldır elektrifikasyon süreci de hızla devam ediyor. Finansal sonuçlara gelince 2026 ilk yarıda şirketin gelirleri geçen sene aynı döneme göre yüzde 12 azalarak 427 milyar TL, FAVÖK yüzde 34 azalarak 20 milyar 166 milyon TL, net kar ise yüzde 40 azalarak 10 milyar 337 milyon TL olarak gerçekleşti. Şirketin 2026 yılında satış adetlerinde, gelirinde ve kar rakamlarında gerileme görülmekle beraber, bunun büyük ölçüde hisse fiyatına da yansıdığı görülmekte. Yani hisse senedi bu durumu fiyatladı. Ancak önümüzdeki dönem daha olumlu bir konjektürde hisse fiyatına bu sefer olumlu yansıyabilir. Hisse senedi fiyat çarpanlarının şu an ucuz ya da iskontolu olduğu kabul edilebilir. Ford Otosan portföye eklemek ya da ağırlık arttırmak yönünde değerlendirilebilir.

BİM MAĞAZALAR: Şirketin satışları 2026 yılı ilk yarıda yüzde 10 aratarak 450 milyar TL, FAVÖK yüzde 23 aratarak 34 milyar 392 milyon TL, net kar ise yüzde 103 aratarak 14 milyar 476 milyon TL olarak gerçekleşti. Piyasa geneline göre kıyasladığında şirket finansallarının olumlu olduğu değerlendirilebilir. Bununla beraber şirket 2026 ikinci çeyrekte 275 adet yeni mağaza açarak mağaza sayısı 14 bin 851 adede yükseldi. Satışları da kendi markalı ürünle yüzde 55 seviyesinde. Diğer yandan File markası büyümeye devam ediyor. Şirket bulunduğu faaliyet ve gelir yapısı gereği defansif olarak nitelendirilebilir. Olumsuz talep koşullarından etkilenmeyen yada daha az etkilenen yapıya sahip. Hisse çarpanları da şu an makul seviyelerde. BİM portföye eklemek yada ağırlık arttırmak yönünde değerlendirilebilir.

Ayşe Seher AYDIN/Pusula Portföy Yönetimi AŞ Genel Müdürü

"Bankacılık, GYO ve holding sektörlerinin pozitif ayrışmasını bekliyorum"

Savaş ve benzeri jeopolitik gerilimleri bir kenara bırakırsak, önümüzdeki hafta piyasanın yönünü tamamen makro veriler çizecek. İçeride ilk olarak ikinci çeyrek büyüme rakamlarını karşılayacağız; buradan çıkacak sonuç beklentilerden ne kadar saparsa, sanayi ve perakende gibi sektörler arasında o kadar sert ayrışmalar görebiliriz. Asıl kritik nokta ise enflasyon verisi olacak. Enflasyonun seyri kur ve tahvil tarafında anlık dalgalanmalar yaratmakla kalmayıp, Merkez Bankası'nın bir sonraki toplantısı için faiz beklentilerini de şekillendireceğinden özellikle bankacılık endeksi üzerinde ciddi bir yön arayışı ve fiyatlama yaratacaktır. Dışarıda ise gözümüz ABD tarım dışı istihdam verisinde olacak. Çünkü Fed'in atacağı adımları netleştirecek olan bu veri, bize ve bizim gibi gelişmekte olan piyasalara girecek paranın, yani küresel risk iştahının ana belirleyicisi konumunda.

Sene başından beri endeksin performansına tam anlamıyla ayak uyduramamış olan bankalar, gayrimenkul yatırım ortaklıkları ve holdingler gibi faiz oranlarına hassas sektörlerin artık sahneye çıkıp pozitif ayrışmasını bekliyoruz. Ancak işler tersine dönerse; tıpkı Rusya-Ukrayna krizinde tecrübe ettiğimiz gibi çatışma ortamının kalıcı hale gelmesi, MSCI tarafındaki belirsizlikler ve İsrail ile aramızda son dönemde tırmanan siyasi gerginlikler piyasayı aşağı çekebilecek ciddi tehlikeler olarak masada duruyor. Tüm bu olumlu ve olumsuz dinamikler ışığında, yukarıda 16.000-17.000 bandını, aşağıda ise 11.000-11.600 bandını takip ediyoruz.

Öte yandan Merkez Bankası'nın 10 Eylül'deki toplantıyı beklemeden haftalık repo ihalelerine yeniden başlaması, piyasada likidite yönetimini erken ve aktif bir şekilde ele alarak fonlama maliyetini politika faizi ekseninde netleştirme adımı olarak okunacağından Borsa İstanbul üzerinde, özellikle de bankacılık hisseleri öncülüğünde kısa vadede pozitif bir katalizör etkisi yaratacaktır. Bu hamleyle birlikte bankaların fonlama maliyetlerinin öngörülebilir hale gelmesi net faiz marjları üzerindeki baskıyı hafifletecek, aynı zamanda piyasa faizlerindeki aşırı oynaklığın önüne geçilmesi borsa genelindeki likidite sıkışıklığı hissini azaltarak işlem hacimlerini destekleyecektir. Reel sektör tarafında ise para politikasındaki bu operasyonel netleşme risk primine (CDS) olumlu yansısa dahi, repo fonlamasının sıkı duruşu destekleyici yapısı nedeniyle kredi faizlerinde ani bir düşüş beklentisi yaratmamalıdır.

Bu arada geçtiğimiz hafta gram altının 7 bin lirayı aşması ve döviz kurlarındaki yukarı yönlü eğilim, Borsa İstanbul üzerinde kısa vadede risk iştahını baskılayan ve likidite kaymasına yol açan çift taraflı bir etki yaratabilir. Bir yandan altın ve döviz gibi güvenli liman kabul edilen araçların sunduğu yüksek ve görece daha az riskli getiri beklentisi, özellikle bireysel yatırımcının hisse senedi piyasasından çekilerek bu alanlara yönelmesine ve borsa genelinde işlem hacimleri ile alım iştahının zayıflamasına neden olabilir. Diğer yandan kur ve altın artışının beslediği yüksek enflasyon beklentisi ve döviz borcu bulunan şirketlerin bilanço maliyetlerine dair kaygılar genel risk algısını yükseltirken; piyasa bu süreçte topyekün bir geri çekilmeden ziyade, döviz girdisi olan ihracatçı firmalar ile gayrimenkul ve varlık yapısı güçlü şirketlere doğru belirgin bir sektörel rotasyon sergileyebilir.

Ayrıca tıpkı halka arzlar gibi Sermaye Piyasası Kurulu verilerine göre bu yılın ilk 7.5 ayında borsada işlem gören şirketler yaptıkları nominal değeri 27.5 milyar liralık bedelli sermaye artışı Borsa İstanbul'daki mevcut likiditeyi çekerek piyasa üzerinde belirgin bir baskı yarattığını düşünüyoruz. Şirketlerin yüksek kredi maliyetleri nedeniyle finansman ihtiyaçlarını ortaklarından karşılamayı tercih etmesi, yatırımcıları bu artırımlara katılmak için portföylerindeki diğer hisseleri satmaya mecbur bıraktığından endeks genelinde nakit çıkışına sebep oluyor. Uzun vadede şirketlerin bilanço yapılarını güçlendirip borçluluk oranlarını düşürmesi açısından olumlu değerlendirilse de nakdin son derece kıymetli olduğu mevcut yüksek faiz ortamında üst üste gelen bu nakit talepleri kısa vadede yatırımcı psikolojisini yorarak risk iştahını zayıflatmakta ve borsanın yukarı yönlü güçlü bir trend başlatmasının önündeki en büyük engellerden biri olarak değerlendirebiliriz.

Tüm bu veriler ışığında yılın son virajına girilirken, şu ana dek rallinin gerisinde kalmış finans, gayrimenkul ve çatı şirketlerinin (holdinglerin) beklenen sektörel rotasyonla birlikte endekse liderlik etmesini öngörüyoruz. Diğer taraftan, Tel Aviv hattındaki artan diplomatik tansiyon, çevre bölgelerdeki sıcak çatışmaların uzun süreli bir çıkmaza dönüşmesi ve MSCI kaynaklı fon akışı belirsizlikleri masadaki başlıca aşağı yönlü riskleri oluşturuyor; her iki yöndeki bu ihtimalleri aynı teraziye koyduğumuzda ise BİST- 100 için sene kapanışı projeksiyonumuzu 16 bin ila 17 bin aralığında yani sınırlı pozitif bir görüşümüz var diyebiliriz.

Yıl sonuna kadar piyasada özellikle bankacılık, gayrimenkul yatırım ortaklıkları (GYO) ve holding sektörlerinin bayrağı devralarak pozitif ayrışmasını bekliyorum; bunun başlıca sebebi, söz konusu grupların sene başından bu yana endekste yaşanan genel yükseliş dalgasının gerisinde kalarak potansiyellerine kıyasla oldukça iskontolu kalmaları ve piyasada zamanı gelen sektörel rotasyonun artık yönünü faiz oranlarına karşı yüksek duyarlılık taşıyan bu hisselere çevirecek olmasıdır. Buna ek olarak, Merkez Bankası'nın likidite adımlarıyla birlikte fonlama maliyetlerindeki öngörülebilirliğin artması, finansal esnekliğe sahip bu kurumların bilançolarını destekleyeceği için yatırımcıların ilgisinin bu geride kalmış ama katalizörü güçlenen sektörlere kayması kuvvetle muhtemeldir.

"Yabancı yatırımcı algısı açısından da negatif bir sinyal"

FTSE Russell'in Eylül 2026 dönemsel gözden geçirmesi kapsamında Türkiye'den İmaş Makina ve Kontrolmatik'i Small Cap ve All-Cap endekslerinden, 23 şirketi ise Micro Cap endeksinden çıkardığını hatırlatan Pusula Portföy Yönetimi AŞ Genel Müdürü Ayşe Seher Aydın, bu gibi kurumların, bu tarz tasarrufları uluslararası endeksleri referans alan küresel pasif fonların mecburi portföy ayarlamasına giderek söz konusu hisselerde otomatik satış yapacağı anlamına geldiğinden, ilgili tahtalarda kısa vadede belirgin bir baskı ve likidite çıkışı yaratabileceğini düşünüyor. Bu gelişmenin sadece çıkarılan hisseler özelinde değil, şirketlerimizin dolar bazında piyasa değeri ve hacim kriterlerini sağlamakta zorlandığını göstermesi bakımından genel yabancı yatırımcı algısı açısından da negatif bir sinyal ürettiğini kaydeden Aydın, "Halihazırda halka arzlar ile bedelli sermaye artırımlarının yarattığı içerideki nakit sıkışıklığına bir de yabancı fon çıkışının eklenmesiyle Borsa İstanbul'un yukarı yönlü ivme kazanmasını zorlaştıran bir diğer makro baskı unsuru olarak öne çıkabilir" diyor.

Piyasa aktörlerinden portföyünü yenilemek isteyen yatırımcılara öneriler;

Piyasa aktörleri hisse portföyünü yenilemek isteyen yatırımcılara ise şu önerilerde bulunuyor;

*Portföylerini yenilemeyi planlayan yatırımcılar, halka arz rüzgarındaki kısa vadeli fiyat hareketlerine ve tavan serilerine odaklanmak yerine izahnamelerdeki fon kullanım yerlerini, şirketin borçluluk durumunu ve temel değerleme rasyolarını merkeze alarak son derece seçici davranmalı.

*Mevcut hisse dağılımında ise sene başından bu yana fazlasıyla primlenerek doygunluğa ulaşmış tahtalarla vedalaşıp, piyasada beklenen rotasyonun adresi olabilecek bankacılık, holding ve gayrimenkul yatırım ortaklıkları gibi iskontolu ve hikayesi güçlenen alanlara yönelmeli.

*Yüksek mevduat faizlerinin yarattığı alternatif getiri cazibesi, artan bedelli sermaye artırımları ve piyasadaki genel likidite sıkışıklığı göz önünde bulundurulduğunda, tüm sermayeyi hisse senedine bağlamaktan kaçınarak olası düşüşlerde maliyet düşürmek veya yeni fırsatları değerlendirebilmek adına portföyde mutlaka belirli bir oranda nakit ya da para piyasası fonu bulundurularak defansif bir risk yönetimi kurgulanmalı.

*2026 ve mümkünse 2026 yıl sonu gelir, FAVÖK ve net kar rakamlarına bakılarak, bu rakamların güncel hisse fiyatı üzerinden beklenti çarpanlar hesaplanmalı.

*Sektörel ve hisse çeşitlendirilmesi yapılmalı, beklentileri olumlu olan sektör ve hisseler tercih edilmeli.

*Hisse fiyatının düzeyi incelenmeli. Fiyatı çok şişmiş ya da çarpanları çok yüksek hisselerden uzak durulmalı.

*Yeni Halka arz olmuş yada yeni halka arz olacak hisseler için izahname okunmalı, görüş alınmalı, az miktarda ve çeşitlendirilmiş şekilde yatırım yapılmalı.

*Halka arzlara ilk giriş fazla riskli değildir, zaten kişi başı az miktarda hisse düşmektedir. Ancak halka arz sonrası hisse yükselmeye başladığında daha da yükselecek beklentisi ile yüklü alımlar yapmak tehlikeli olabilir. Halka arz tarafında mağduriyetler bu şekilde hissede yüklü alım ya da toplama sonrası hissenin değer kaybı ile yaşanmaktadır. Bu hataya düşülmemeli.

*Halka arzlara sadece 'ilk gün tavan yapar mı?' diye bakılmamalı.

Halka arz gelirinin şirkete girip girmediğine bakılmalı. Halka arzdan sonra 'bedelli sermaye artırımı' riski takip edilmeli. Bedelli sermaye artırımı yüksek olan şirketlere ekstra dikkat edilmeli.

*Sermaye artırımı geçmişi mutlaka incelenmeli.

*Borçluluk artık portföy seçiminde çok daha önemli unutulmamalı.

*Kâr kalitesine bakılmalı. 2026'nın geri kalanında 2027 kâr beklentisi önemli olacak.

*Likidite göz ardı edilmemeli.

*Portföyde aynı hikâyeye sahip çok fazla hisse bulundurulmamalı.

SPK halka arzlarda öncelik şartlarını belirledi

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), halka açık olmayan ortaklıkların halka arz başvurularının sonuçlandırılmasında uygulanacak öncelik kriterlerini belirledi.

Kurul tarafından alınan ilke kararına göre, belirlenen kriterlerden en az birini karşılayan ve öncelik talebinde bulunan şirketlerin halka arz başvuruları, SPK'nın internet sitesinde yayımlanan başvuru sıralamasına tabi olmaksızın öncelikli olarak sonuçlandırılabilecek.

İlk uygulanabilecek kriterlerin başında şirketin faaliyet gösterdiği şehirde gerçekleştirilecek ilk halka arz olması geliyor.

Buna göre şirketin, son 5 yıl içinde değişiklik olmaması şartıyla, merkezinin bulunduğu ve hasılatının yüzde 50'den fazlasının elde edildiği fabrika, üretim tesisi veya hizmet ofislerinin bulunduğu şehirde borsada işlem görecek ilk ortaklık olması gerekiyor.

Bir diğer kriter ise şirket üzerindeki kamu hakimiyeti.

Şirketin yönetim hakimiyetinin doğrudan veya dolaylı olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi AŞ veya kamu kurumlarına ait olması halinde halka arz başvurusuna öncelik uygulanabilecek.

Ayrıca halka arz edilecek payların piyasa değerinin 15 milyar TL'nin üzerinde olması. Bu kapsamda aynı zamanda halka arzda yurt dışı yatırımcı grubuna en az yüzde 50 tahsisat öngörülmesi gerekiyor.

Söz konusu kriterden yararlanmak isteyen şirketlerin, halka arzın Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili alt düzenlemelerin yanı sıra genel kabul görmüş uluslararası mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla yabancı dilde hazırlanmış taslak belge setini de SPK'ya sunması gerekiyor.

Böylece SPK'nın yeni ilke kararıyla belirli özellikleri taşıyan halka arz başvurularının mevcut başvuru sırasından bağımsız şekilde daha erken sonuçlandırılmasının önü açılmış oldu.

BORSA ŞİRKETLERİNDE NELER OLDU?

SKYALP FİNANSAL TEKNOLOJİLER: Skyalp Finansal Teknolojiler, İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. ile Merkezi Veri Depolama Ürünü Kurulum, Bakım ve Destek Hizmeti kapsamında 1.88 milyon dolar bedelli sözleşme imzaladığını açıkladı.

SEĞMEN KARDEŞLER: Seğmen Kardeşler Gıda, bağlı ortaklığı ENF Gıda'nın ABD merkezli bir müşteriyle 1.27 milyon dolar tutarında ürün satış sözleşmesi imzaladığını ve anlaşmanın şirketin ihracat hacmi, cirosu ve faaliyet karlılığına olumlu katkı sağlamasının beklendiğini açıkladı.

BAREM AMBALAJ: Barem Ambalaj, Konya Ereğli'de kurulacak 37.65 MWm (32 MWe) gücündeki kömür yakıtlı Barem Ambalaj Kojenerasyon Tesisi için EPDK'dan 49 yıl süreli üretim lisansı aldığını duyurdu. Yıllık yaklaşık 249.6 milyon kWh elektrik üretimi planlanan tesisin inşaat ve montaj çalışmaları sürüyor.

SARKUYSAN: Sarkuysan, çıkarılmış sermayesini tamamı iç kaynaklardan karşılanmak üzere yüzde 50 oranında 500 milyon TL artırarak 1 milyar TL'den 1.5 milyar TL'ye çıkarma kararı aldığını duyurdu.

BİM: BİM, kredi derecelendirme kuruluşu JCR Avrasya'nın şirketin Uzun Vadeli Ulusal Notunu 'AAA (Tr)', Kısa Vadeli Ulusal Notunu 'J1+ (Tr)', Uzun Vadeli Uluslararası Yabancı Para ve Yerel Para Notlarını 'BB' ve görünümlerini 'Stabil' olarak teyit ettiğini duyurdu.

HALKBANK: Banka, sermayesini yüzde 25 artırarak 8.98 milyar TL'ye çıkaracağı ikincil halka arz için SPK'ya başvurdu. Öte yandan ABD'deki dava sürecinin tamamlanmasının ardından 1.1 milyar dolar ilave kaynak sağlandığını ve 5 milyar dolarlık GMTN programı kurulduğunu açıkladı. Halkbank sermaye benzeri tahvilin dördüncü kupon oranının da yüzde 22.4515 olarak belirlendiğini bildirdi.

CASA EMTİA PETROL: Olimar Madencilik paylarının satın alınmasına yönelik görüşmelerin, yapılan değerlendirmeler sonucunda yatırım kriterlerini karşılamaması nedeniyle sonlandırılmasına karar verildiğini açıkladı.

GÖLTAŞ ÇİMENTO: JCR Avrasya'nın şirketin uzun vadeli ulusal kredi notunu 'A (tr)' seviyesinden 'A- (tr)' seviyesine revize ettiğini duyurdu.

KOÇ METALURJİ: Osmaniye şubesindeki yeni haddehane yatırımı kapsamında alınan vinçlerin teslimat ve montajının tamamlandığını bildirdi.

MIA TEKNOLOJİ: Bağlı ortaklığı Tripy Mobility'nin West London Chambers Business Awards 2026'da finalist seçildiğini duyurdu.

OTOKAR: 2 milyar TL tutarında borçlanma aracı ihracının gerçekleştirildiğini açıkladı. Öte yandan şirket 3 milyar TL nominal tutarlı tahvilin ikinci kupon ödemesinin gerçekleştirildiğini bildirdi.

ŞAR-RE ENERJİ: 2.94 milyar TL tutarında elektrik iletim hattı inşaatı sözleşmesi imzaladığını açıkladı.

TGS DIŞ TİCARET: Şirket sermayesinin yüzde 42.24'üne denk gelen payların 19 milyon dolara devri sonrası doğan zorunlu pay alım teklifi kapsamında hazırlanan bilgi formunun SPK tarafından onaylandığı açıklandı.

TÜRK İLAÇ SERUM: Konkordato sürecindeki geçici mühletin mahkeme kararıyla 2 ay uzatıldığını duyurdu.

VANET GIDA: Yönetim Kurulu, şirket aktiflerinin yüzde 94.08'ini oluşturan varlıkların ilişkili tarafa kiralanmasına ilişkin işlemin SPK nezdinde incelenmesi, sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ve gerekli hukuki süreçlerin başlatılması yönünde karar alındığını açıkladı. Öte yandan şirket aktiflerinin yüzde 94.08'ini oluşturan ve 538.4 milyon TL defter değerine sahip varlıkların, aylık 400 bin TL bedelle 10 yıllığına kiraya verildiğini duyurdu.

VBT YAZILIM: Yurt içindeki bir bankadan 109.3 milyon TL + KDV tutarında sipariş aldığını duyurdu

ARMADA GIDA: Mersin ve Kazakistan yatırımlarının finansmanı için 110 milyon dolarlık uzun vadeli sendikasyon kredisine ilişkin ön onay alındığını bildirdi.

BOR ŞEKER: Pay geri alım programının sonlandırıldığını bildirdi. COSMOS YATIRIM HOLDİNG: Bağlı ortaklığının Sancaktepe Şehir Hastanesi projesi kapsamında 864 bin dolar tutarında malzeme tedarik sözleşmesi imzaladığını açıkladı.

DENGE HOLDİNG; 3 milyar TL satış hasılatı hedefiyle tahsisli sermaye artırımı için SPK'ya başvurduğunu duyurdu.

GELECEK VARLIK YÖNETİMİ: Fibabanka'nın satışa çıkardığı 405 milyon TL anapara büyüklüğündeki ticari alacak portföyü ihalesini kazandığını açıkladı.

GSD HOLİDİNG: Bağlı ortaklığının Fibabanka'nın 407 milyon TL anapara büyüklüğündeki alacak portföyü ihalesini kazandığını duyurdu.

HEDEF HOLDİNG: 10 milyar TL'ye kadar borçlanma aracı ihracı için SPK'ya başvurduğunu bildirdi.

HUB GİRİŞİM: 318.6 bin dolarlık alacağa ilişkin taraflar arasında sulh protokolü imzalandığını duyurdu.

KORAY GMYO: 1.5 milyar TL'ye kadar borçlanma aracı ihracı için SPK ve Borsa İstanbul'a başvurduğunu açıkladı.

MOGAN ENERJİİ: JCR'nin uzun vadeli ulusal kredi notunu 'A (tr)', görünümünü ise 'stabil' olarak koruduğunu bildirdi.

ÖZERDEN AMBALAJ: Bağlı ortaklık satışına ilişkin ayrılma hakkı kullanım fiyatının pay başına 30.0532 TL olarak belirlendiğini duyurdu.

TERA YATIRIM TEKNOLOJİ HOLDİNG: Prizma Press Matbaacılık payları için 23.50 TL fiyatla zorunlu pay alım teklifi başvurusunun SPK'ya yapıldığını açıkladı.

UŞAK SERAMİK: İhraç edilen borçlanma aracının üçüncü kupon faiz oranının 3.6907 olarak belirlendiğini bildirdi.

CVK MADEN: CVK Maden, bedelli sermaye artırımında rüçhan haklarının kullanımından sonra kalan 5.960.719 TL nominal değerli payların Borsa İstanbul Birincil Piyasa' da iki iş günü süren satış işlemleri sonucunda tamamının 24.08.2026 tarihinde satıldığını duyurdu.

AGROTECH TEKNOLOJİ: Bağlı ortaklığı Flora Entegre Tarım' da ki yüzde 30'luk payı 300 bin TL bedelle devralarak şirketteki pay oranını yüzde 90'a yükselttiğini açıkladı.

ANADOLU ISUZU: Savunma Sanayii Başkanlığı ile 10.25 milyon euro bedelli zırhlı otobüs tedarik ve bakım sözleşmesi imzaladığını duyurdu.

BORUSAN BORU SANAYİ: ABD'deki bağlı ortaklığı Borusan Berg Pipe'ın yaklaşık 555 milyon dolar tutarında yeni satış siparişi aldığını açıkladı.

COCA COLA İÇECEK: İzmir Gümrük Müdürlüğü tarafından toplam 2.1 milyar TL tutarında ek tahakkuk ve ceza uygulandığını, karara karşı yargı yoluna başvurduğunu bildirdi.

DENGE HOLDİNG: Rüçhan hakları kısıtlanarak toplam 3 milyar TL hasılat hedefli tahsisli sermaye artırımı için SPK'ya başvurulmasına karar verildiğini açıkladı.

GÖZDE GİRİŞİM: Kolay İK'daki yatırımına ilişkin ek hakları devralarak şirketteki pay oranını yaklaşık yüzde 4.04'e yükselttiğini duyurdu.

ICU GİRİŞİM: Şirket merkez adresinin İzmir'de yeni adrese taşınmasına karar verildiğini açıkladı.

KENT GIDA: JCR tarafından Uzun Vadeli Ulusal Kurum Kredi Rating Notunun AA+ (tr) olarak teyit edildiğini ve not görünümünün durağan olarak korunduğunu açıkladı.

METRO HOLDİNG: 10 milyon TL sermayeli Metro İnşaat İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret A.Ş' nin paylarının tamamının 60 milyon TL bedelle satın alınmasına karar verildiğini açıkladı.

MEYSU GIDA: Şirket, ticaret ünvanının terkine ilişkin davada ortağın ihtiyati tedbir talebinin reddine karşı yaptığı istinaf başvurusuna süresi içinde cevap ve karşı beyan dilekçesi sunacağını açıkladı.

ŞİŞE CAM: JCR tarafından yatırım yapılabilir seviyedeki kredi notlarının ve durağan görünümünün korunduğunu bildirdi.

EUROPAP TEZOL KAĞIT: Çevre kirliliği nedeniyle 10.49 milyon TL idari para cezası uygulandığını ve cezanın indirimli olarak ödeneceğini açıkladı.

VANET GIDA: DR Nar Gıda'nın paylarının tamamının satın alınmasına karar verildiğini duyurdu.

VİŞNE MADENCİLİK: Yüzde 60 iştirak oranıyla 53 milyon TL sermayeli Vişne Chem İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret A.Ş' nin kuruluşunun tamamlandığını açıkladı.

AHLATÇI DOĞALGAZ: Şirket geçen hafta pay başına brüt 0.05 TL temettü ödedi.

BİZE ULAŞIN