AYFER ARSLAN/ 2026 yılına rekorlarla başlayan, ardından jeopolitik riskler, petrol fiyatlarındaki tırmanış ve yüksek enflasyon endişesi ile sert düşüşler yaşayan altında dalgalı seyir devam ediyor. Uzmanlara göre, yılın son çeyreğinde; yine faiz politikaları, petrol fiyatları, doların seyri ve merkez bankalarının talebi fiyatlamanın ana eksenini oluşturmaya devam edecek. Altın fiyatlamasında en kötünün geride kaldığını belirten uzmanlar, ABD'de kasım ayında yapılacak seçim öncesinde Ortadoğu'daki gerilimin azalacağı ve anlaşma umudu ile petrol fiyatlarının gerilemesine bağlı olarak altında daha olumlu bir tablo öngörüyor.
Ocak sonunda ons fiyatında 5 bin 405 dolar ile tarihi zirveye ulaşan altın, ardından sert bir düzeltme yaşadı. Dünya Altın Konseyi'nin (WGC) verilerine göre, ons altın haziran ayında 4 bin 2 dolara kadar gerilerken, yılın ilk yarısında yüzde 7 değer kaybetti. Ağustos ayında ise tablo tersine döndü ve ons altın yüzde 13'ün üzerinde yükselerek ayı 4 bin 563 dolar seviyesinde tamamladı. Böylece altın, yılın ilk sekiz ayında tek yönlü bir yükseliş hikâyesinden ziyade, küresel para politikası ve jeopolitik gelişmeler arasındaki dengeden beslenen dalgalı bir seyir izledi.
Eylül ayında ise Fed'in faiz artırımına gitmesiyle birlikte piyasanın dikkati yeniden faiz ve enflasyon denklemine çevrildi. ABD Merkez Bankası, 16 Eylül'deki toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4 aralığına yükseltti. Fed'in karar metninde enflasyonun hâlâ yüksek seyrettiği vurgulanırken, yılın geri kalanına ilişkin faiz beklentileri de altın piyasasının önündeki belirsizliği artırdı. Ancak faiz artırımının altın üzerindeki etkisi sınırlı kaldı. Karar öncesinde 4 bin 300 dolar civarında seyreden ons altın, kısa süreli gerilemenin ardından yeniden toparlanarak 4 bin 400 dolar sınırına yaklaştı. Bu tablo, altının yüksek faiz baskısına rağmen güçlü kalmaya devam ettiğini gösterirken, yılın son çeyreğine güçlü bir görünümle giriyor. Fed'in faiz kararı, petrol fiyatları, jeopolitik gelişmeler ve merkez bankalarının altın talebi fiyatlamanın ana belirleyicileri olurken, uzmanlar ons altında yeniden 4 bin 500 dolar ve üzeri seviyelerin gündeme gelebileceğine dikkat çekiyor.
Troy Kıymetli Maden Ticareti A.Ş. Operasyon & Satış Yöneticisi Gözde Şen'e göre, altın fiyatları, 2026 yılında sert yükseliş ve düşüşlerle son derece dalgalı bir seyir izledi. İran savaşı sonrasında petrol fiyatlarındaki sert yükselişin küresel enflasyon endişelerini artırmasıyla, ons altının 4 bin dolar civarına kadar gerilediğini aktaran Şen, faizlerin uzun süre yüksek kalacağı beklentisi ve güçlenen doların da değerli metal üzerinde baskı oluşturduğunu söylüyor. Bu seviyelerde kurumsal yatırımcılar ve merkez bankalarının alımlarıyla yeniden toparlanan altının 4 bin 400 dolar seviyesine yaklaştığını belirten Şen, Fed'in 16 Eylül'deki 25 baz puanlık faiz artışının ise kısa vadede yükselişi sınırlayan bir unsur olduğunu kaydediyor.
FAİZ-PETROL-ALTIN DENGESİ
Altının önündeki en önemli başlıklardan biri, petrol fiyatlarının seyri olacak. Petrolün 100 doların üzerinde kalıcı hale gelmesi küresel enflasyon beklentilerini yukarı çekerek, merkez bankalarının faiz indirimleri konusunda daha temkinli davranmasına neden olabilir. Bu durum kısa vadede altının taşıma maliyetini artırırken, tahvil getirileri ve dolar üzerinden değerli metal üzerinde baskı oluşturabilir.
Buna karşılık petrol fiyatlarında jeopolitik risklerin azalmasıyla birlikte yaşanabilecek bir geri çekilme, enflasyon baskısının hafiflemesine ve merkez bankalarının daha rahat hareket etmesine alan açabilir. Böyle bir tabloda faiz beklentilerindeki gevşeme ve doların zayıflaması, altın fiyatlarına yeniden destek verebilir.
Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk de altının asıl hareketinin yılın son çeyreğinde belirginleşmesini bekliyor. Yıldırımtürk'e göre yüksek petrol fiyatları merkez bankalarının karar alma alanını daraltırken, ABD'nin yüksek borçluluğu ve bütçe açığı ile tahvil piyasasındaki hareketlilik de mevcut faiz politikasının sürdürülebilirliği açısından yakından izlenmeli.
Yıldırımtürk, merkez bankalarının altın alımlarının yanı sıra ülkelerin rezervlerini çeşitlendirme eğiliminin de değerli metalin uzun vadeli görünümünü desteklediğine dikkat çekiyor. Çin'in düzenli altın alımlarını sürdürmesinin de bu eğilimin önemli göstergelerinden biri olduğunu belirten Yıldırımtürk, faiz artışlarının devam etmemesi halinde altının yılın başındaki zirvelere yeniden yaklaşabileceği görüşünde.
380 MİLYAR DOLARLIK REKOR ALIM
Altın fiyatlarında kısa vadeli fiyatlamayı faiz ve dolar belirlerken, orta ve uzun vadeli hikâyenin önemli parçalarından biri merkez bankalarının talebi olmaya devam ediyor. Dünya Altın Konseyi verilerine göre merkez bankaları 2026'nın ikinci çeyreğinde net 289 ton altın alımı gerçekleştirdi. Böylece Çin Merkez Bankası başta olmak üzere ikinci çeyrekteki alımlar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 62 arttı. Yılın ilk yarısındaki toplam altın talebinin ise yüzde 2 artarak, 2 bin 522 tona ulaştığını belirten Neo Portföy Kurumsal Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem Nalbantoğlu, bu talebin parasal değerinin de 380 milyar dolar ile rekor seviyeye ulaştığını ifade ediyor. Ayrıca Çin'in yanı sıra Polonya, Özbekistan, Kazakistan ve Ürdün gibi ülkelerin de rezervlerine altın eklemesi, merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme eğiliminin sürdüğünü gösteriyor.
Bu talep, altının fiyatındaki kısa vadeli dalgalanmalardan bağımsız olarak piyasadaki uzun vadeli yapısal desteği güçlendiriyor. Özellikle yüksek kamu borçları, jeopolitik riskler ve rezervlerin çeşitlendirilmesi ihtiyacı, altını merkez bankaları açısından yalnızca bir yatırım aracı değil, rezerv yönetiminin de bir parçası haline getiriyor.
Gözde Şen'e göre altın fiyatlarının yönünde Fed'in faiz politikası, doların seyri ve küresel enflasyonun yanı sıra jeopolitik riskler, ticaret savaşları ve Trump yönetiminin ticaret politikaları etkili olacak. Şen, merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme kapsamında gerçekleştirdiği altın alımlarının ise uzun vadede değerli metali destekleyen temel unsurlardan biri olmayı sürdüreceğini belirtiyor.
Altın ve Para Piyasaları Uzmanı İslam Memiş de fiyat hareketinin bundan sonraki dönemde daha kontrollü ancak dalgalı olabileceğini düşünüyor. Memiş'e göre piyasada yılın ilk bölümündeki sert hareketlerin ardından fiyatlama daha çok merkez bankalarının talebi, petrolün seyri ve Fed'in sonraki adımlarına göre şekillenecek.
Memiş, özellikle yüksek fiyatlara rağmen merkez bankalarının altın talebini sürdürmesinin piyasadaki uzun vadeli beklentiler açısından önemli olduğunu belirtirken, yılın kalanında altın için belirleyici olanın yalnızca yeni zirveler değil, yüksek seviyelerin ne ölçüde korunabileceği olacağına dikkat çekiyor.
DALGALANMALAR DEVAM EDECEK
Piyasanın bundan sonraki yönüne ilişkin tahminler ise birbirinden oldukça farklı seviyelere işaret ediyor. BVeri Danışmanlık Kurucusu Banu Kıvcı Tokalı, altın fiyatlarında belirli bir bant aralığında gözlenen dalgalanmaların yıl sonuna kadar devam edeceği görüşünde. Fed'in son derece kritik bir faiz toplantısının geride kalmış olmasına karşın altın fiyatlarının, toplantı öncesi seviyelere göre değişim boyutunun oldukça sınırlı kaldığına dikkat çeken Tokalı, "Küresel ölçekte enflasyon risklerinin ve borç yüklerinin yüksek kaldığı ortamda, merkez bankaları para politikalarında sıkılaşma tarafına yönleniyor. Bu durum da özellikle kısa vadeli faizlerin yüksek kalmasına neden oluyor. Uzun vadeli tahvil faizlerinde ise denklem bir miktar daha karışık ve bu görünüm de altın fiyatlarında net bir eğilim oluşmasını engelliyor. Bu da altının dalgalanmalar eşliğinde yön bulma çabasının sürmesine yol açıyor" diyor.
Ons altında yıl sonuna kadar 4 bin 550 dolar ile 4 bin 650 dolar arasında hareketlilik bekleyen Tokalı, şunları ekliyor: "Altın fiyatlarında kalıcı trend için, tahvil faizlerinin görünümü tek başına yeterli değil; dolar endeksinin de ne yönde gelişeceği önemli. Özellikle, mevcut durumda hakimiyetini sürdüren güçlü dolar ortamının daha ılımlı bir tona dönüşmesi gerekiyor ki; altın fiyatlarında gözlenen yükseliş çabası karşılık bulabilsin."
Mehmet Ali Yıldırımtürk, ons altında önce 4 bin 400 dolar, ardından 4 bin 500, 4 bin 700 ve 5 bin dolar seviyelerinin gündeme gelebileceğini öngörüyor. Faiz artırımlarının devam etmemesi halinde ise yılın başında görülen zirvelerin yeniden test edilebileceğini düşünüyor.
İslam Memiş ons altında 4 bin 500 dolar civarının yeniden görülebileceğine işaret ederken, İnfo Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray ise daha geniş bir fiyat aralığına dikkat çekiyor. Altunsaray'a göre ons altında 4 bin 500 dolar seviyesinin aşılması ve petrol fiyatlarının gerilemesi halinde 4 bin 850 dolar bölgesi gündeme gelebilir. Buna karşılık petrolün yükselmeye devam ettiği ve dolar endeksinin güçlendiği bir senaryoda 4 bin 100 dolar civarına kadar geri çekilme ihtimali bulunuyor.
Çiğdem Nalbantoğlu'nun beklentisi de altının yılın kalanında geniş bir bantta hareket edebileceği yönünde. Fed'in faiz artırım sürecine ilişkin belirsizlikler nedeniyle fiyat hareketlerinin dalgalı bir seyir izleyeceğini söyleyen Nalbantoğlu, yıl sonu öngörüsünü iki farklı senaryoya göre paylaşıyor: "Baz senaryomuzda ons altının yıl sonunda 4.500–4.800 dolar aralığında dengelenebileceğini öngörüyoruz. Jeopolitik risklerin artması, merkez bankaları ve global düzeyde yatırım fonlarının altın talebinin güçlenmesi veya doların zayıflaması hâlinde 4.900 dolar ve üzerindeki seviyeler yeniden gündeme gelebilir. Buna karşılık, ABD tahvil faizlerindeki yükselişin devam etmesi ve doların güçlenmesi durumunda 4.200-4.300 dolar bölgesine doğru düzeltmeler görülebilir."
Kurum tahminlerindeki bu geniş makas, altının önündeki risklerin ne kadar çok başlı olduğunu ortaya koyuyor. Fed'in faiz patikası, tahvil getirileri, dolar, petrol fiyatları, jeopolitik gelişmeler ve merkez bankalarının alımları aynı anda fiyatlamaya girdiği için altın açısından tek bir değişkene bakarak yön tayin etmek giderek zorlaşıyor.
GRAM ALTINDA DENKLEM FARKLI
Türkiye'de ise ons altındaki hareketin üzerine bir de dolar/TL etkisi ekleniyor. Bu nedenle küresel piyasalarda ons altının sınırlı bir yükseliş sergilediği dönemlerde dahi gram altın TL'deki değer kaybının etkisiyle daha yüksek bir getiri sağlayabiliyor. Nitekim yılın ilk sekiz ayında gram altın ons altına kıyasla daha güçlü bir performans gösterdi. Eylül ortasında ise ons altındaki düzeltmeyle birlikte gram altında da geri çekilme yaşandı.
Önümüzdeki dönemde gram altın açısından iki ayrı fiyatlama mekanizması izlenecek. Küresel tarafta ons altının, Fed faiz politikaları, dolar, tahvil faizleri ve jeopolitik gelişmelere tepkisi etkili olurken, yurt içinde dolar TL'nin seyri kritik bir faktör olarak önemini koruyacak.
Kapalıçarşı'da altına olan talebin devam ettiğini belirten Yıldırımtürk, "Petrol ithal eden bir ülke olduğumuz için enflasyonun beklentiler doğrultusunda düşmeyeceği görülüyor. Onun için de vatandaşlar da enflasyona karşı parasını korumak amacıyla altına yöneliyor. Bu arada piyasada zorunlu altın satışları gözleniyor. Reel sektörde likidite sıkışıklığı ve yüksek faiz nedeniyle bir miktar parasını bankada tutan bir kitle var ki onlar da likidite ihtiyacı için altın satıyor. Bir taraftan konut almak amacıyla da altın satanlar var. Ama o konutu satanların da gelip altın aldıklarını görüyoruz. Dolayısıyla içerde de altın fiyatları dengeli seviyede seyrediyor" diye konuşuyor.
Yıldırımtürk, piyasa katılımcılarının yıl sonu dolar TL beklentilerinin 51-53 TL bandında şekillenmesinin ons altında yaşanabilecek yükselişle birleşmesi halinde gram altında 10 bin TL ile 10 bin 500 TL seviyelerinin gündeme gelebileceğini öngörüyor.
Altunsaray ise ons altındaki 4 bin 850 dolarlık senaryoda gram altında yaklaşık 7 bin 600 TL seviyesinin karşılık bulabileceğini hesaplıyor. Nalbantoğlu'nun baz senaryosu ise gram altının yıl sonunda 7 bin 300-7 bin 700 TL aralığında dengelenmesi yönünde. Bu tahminler arasındaki fark, gram altının yalnızca altın fiyatına değil, kur hareketine de ne ölçüde bağlı olduğunu gösteriyor.
YILIN KALANINDA ÜÇLÜ TAKİP
Altın için yılın son çeyreğinde üç temel başlık öne çıkıyor: Fed'in faiz patikası, petrol ve jeopolitik riskler ile merkez bankalarının talebi. Fed'in ek faiz artışına gidip gitmeyeceği, ABD'de enflasyonun kalıcılığı ve tahvil getirilerinin seyri, kısa vadeli fiyatlamanın yönünü belirleyecek. Petrol fiyatlarının yüksek kalması, enflasyon baskısını artırarak altının önündeki faiz engelini güçlendirebilir. Buna karşılık petrolün gerilemesi, faiz beklentilerindeki baskıyı azaltabilir.
Doların seyri de bu denklemin önemli bir parçası. Güçlü dolar ons altın üzerinde baskı oluştururken, doların zayıflaması değerli metali destekleyen bir faktör olarak öne çıkıyor. Bunun karşısında merkez bankalarının devam eden alımları, rezerv çeşitlendirme eğilimi ve jeopolitik belirsizlikler, altının uzun vadeli hikâyesini canlı tutuyor.
Dolayısıyla altın piyasasında yılın kalan bölümünün ana hikâyesi, 'Yükseliş mi, düşüş mü?' sorusundan çok, yüksek oynaklığın hangi koşullarda yeni bir yükseliş dalgasına veya daha derin bir düzeltmeye dönüşeceği üzerinden şekillenecek. 2026'nın ilk aylarında 5 bin 405 dolarla zirveyi gören, ardından 4 bin doların altına inen ve ağustosta yeniden 4 bin 500 doların üzerine çıkan ons altın, yılın son çeyreğine girerken yatırımcıların karşısına geniş bir fiyat bandıyla çıkıyor. Uzmanların tahminleri arasındaki fark da bu belirsizliğin devam edeceğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde faiz, petrol, dolar ve jeopolitik risklerin aynı anda izleyeceği yön, altının yıl sonu performansının da temel belirleyicisi olacak.
ALTIN HER ZAMAN ALTINDIR!
Peki, bu seviyelerden altın alınır mı? İşin uzmanları bu konuda neler tavsiye ediyor? Troy Kıymetli Maden Ticareti A.Ş. Operasyon & Satış Yöneticisi Gözde Şen'e göre, bu soruya tek bir yanıt vermek zor. Altının uzun vadeli hikâyesi güçlü kalmaya devam ediyor ancak kısa vadede dalgalanma oldukça yüksek. Bu doğrultuda fiziki altının, uzun vadeli birikim ve elde tutma açısından tercih edilebileceğini belirten Şen, "Biz altını portföyün tamamı olarak değil; riski dağıtan ve uzun vadede koruma sağlayan stratejik bir araç olarak görüyoruz. Bu çerçevede yatırımcının risk profiline bağlı olarak; fiziki altının yanı sıra gümüş, sabit getirili yatırım araçları ve bu emtialara yatırım yapan fonlar da portföy sepetine dahil edilebilir. Yatırımın çeşitlendirilmesi ve riskin farklı yatırım araçlarına dengeli bir şekilde dağıtılması, her zaman tercih ettiğimiz bir yaklaşımdır" diyor.
Tunç Safa Altunsaray'a göre ise dünyadaki belirsizlikler, uzun vadeli enflasyon beklentileri hiçbir zaman bitmeyeceği için 'Altın her zaman altındır." Özellikle burada yatırımcıların altına bakış açılarının çok önemli olduğuna işaret eden Altunsaray, genelde Türkiye'de altın yatırımcısının yastık altı olarak nitelendirilen fiziki altın alımı yaptığını vurgulayarak, şu tavsiyelerde bulunuyor:
"Bu yüzden düzenli birikim mantığı ile altına yatırım yapmak paranın enflasyona karşı belli bir oranda korunmasını sağlayacaktır. Ama portföylerde Alpha etkisi yaratmayacaktır. Özellikle altına birikim mantığı ile bakıyorsak, düzenli birikim mantığı ile her ay düzenli altın biriktirmenin doğru olduğunu düşünen taraftayım. Bu altın birikimleri hem fiziksel hem fon hem de sertifika yoluyla yapılabilir. Burada önemli olan yatırımcıların amacıdır. Eğer altını birikim aracı olarak kullanıp, fiziksel olarak almak isterseniz kuyumculardan alınabilir fakat alış-satış makası diğer alternatiflerine göre çok yüksektir ve hemen aldığınız fiyata satamazsınız. Fon yatırımcıları içinse altın fonları ideal bir yöntemdir. Burada makas yoktur fakat kazanç üzerinden bir stopaj ödersiniz ve yönetim ücreti vardır. Darphanenin çıkardığı AltınS1 ise borsada yatırım yapanlar için idealdir fakat burada gram altın ile arasında ciddi fiyat farklılığı (makas) görülebiliyor. Bu durum daha yukarıdan alım yapmanıza sebebiyet verebilir ki bunu sene içerisinde yaşadık. Aynı zamanda Borsa İstanbul'da işlem gören altın sertifikası da bir seçenek olabilir."
FİZİKİ ALTIN MI, ALTIN FONU MU?
Çiğdem Nalbantoğlu da altının, uzun vadede portföyleri enflasyona, jeopolitik belirsizliklere ve finansal piyasalardaki oynaklığa karşı dengeleyebilen önemli bir çeşitlendirme aracı olduğuna dikkat çekerken, "Bununla birlikte, yıl içinde görülen geniş fiyat aralığı, altının risksiz veya sürekli yükselen bir yatırım aracı olmadığını bir kez daha göstermiştir" yorumunu yapıyor. Bu nedenle Nalbantoğlu, mevcut seviyelerden altın almak isteyen yatırımcıların tek seferde ve yüksek tutarlı alım yapmak yerine, zamana yayılan kademeli bir yatırım yaklaşımını benimsemelerinin daha sağlıklı olacağını düşünüyor. Nalbantoğlu'na göre, altın; yatırım portföyün tamamını oluşturan bir getiri aracı olarak değil, yatırımcının risk profiline uygun ölçüde kullanılan bir denge ve çeşitlendirme unsuru olarak değerlendirilmeli.
Peki, fiziki altın mı, yoksa altın hesabı veya sermaye piyasası araçları ile dolaylı yoldan mı altına yatırım yapalım? Aslında bu sorunun yanıtı, bireylerin risk algısına göre değiştiği için tek bir değerlendirme veya tespitte bulunmak çok doğru değil. Fiziki altın; doğrudan sahiplik avantajı sunmakla birlikte saklama ve güvenlik maliyetleri, alış-satış makası ve bazı ürünlerde işçilik giderleri nedeniyle yatırım amaçlı işlemlerde dezavantaj yaratabiliyor. Altın fonları ise küçük tutarlarla yatırım yapma, profesyonel yönetim, alım-satım makasının olmaması, fiyat şeffaflığı, saklama kolaylığı ve likidite gibi avantajlar sağlıyor. Nalbantoğlu, yatırımcıların fon tercihinde ise yönetim ücreti, portföy yapısı, geçmiş dönem performansı, fonu yöneten şirketin güvenilirliği ve karşılaştırma ölçütü gibi unsurları incelemelerini tavsiye ediyor.
Mehmet Ali YILDIRIMTÜRK / Altın ve Para Piyasaları Uzmanı
"Dananın kuyruğu dördüncü çeyrekte kopacak"
Altın fiyatlarında asıl hareketi yılın son çeyreğinde göreceğimizi düşünüyorum. Fed'in yaptığı 25 baz puanlık faiz artırımının piyasa fiyatlarına baktığımız zaman çok fazla yansıması olmadı. Faiz artırımlarının bu kadar konuşulduğu ortamda ons altının 4 bin doların üzerinde kalıyor olması, bu kadar baskıya rağmen güçlü görünümünü koruduğunu gösteriyor. O bakımdan altının sene sonuna doğru daha hızlı yükselişler yaşayacağı kanaatindeyim. Çünkü ABD'nin yüksek borçluluğu ve bütçe açığının yanı sıra tahvil faizlerindeki yükseliş, piyasalar açısından önemli riskler oluşturuyor. Petrol fiyatlarının jeopolitik gelişmelere bağlı olarak yeniden gerileyebileceğini düşünüyorum. Altının güçlü görünümünü korumasında merkez bankalarının alımlarının da önemli bir payı söz konusu. Ayrıca kasım ayında ABD'de senato seçimleri yapılacak. Petrol fiyatlarının yüksek seyri, ABD halkının en fazla dikkatini çeken konulardan biri. Dolayısıyla Trump burada seçilemezse, oyları düşerse, onun yerine Başkan yardımcısı gelecek. Bu belirsizlik, kasım ayına yani seçime kadar altını destekleyecek. Dolayısıyla dananın kuyruğunun dördüncü çeyrekte kopacağını düşünüyorum.
İslam MEMİŞ /Altın ve Para Piyasaları Uzmanı
"Trend yukarı, ancak dalgalanma sürecek"
Bu yıl manipülasyon yılı. Altın fiyatlarının bundan sonra daha sakin, daha dalgalı bir seyirde yoluna devam edeceğini öngörüyorum. Daha yılın bitmesine 3,5 ay var. Fed sürpriz yapmadı, beklenen faiz artırımını yaptı. Faiz artırım kararıyla 'FED bağımsızdır' mesajını verdi, piyasalarda yıl sonuna kadar bir kere daha faiz artırımı yapması bekleniyor. Ons altının ise yeniden 4 bin 500 dolarlı seviyelere kadar çıkabileceğini tahmin ediyorum. Altın bugüne kadar bütün olumsuz fiyatlamaları yaptı, en kötü geride kaldı. Petrol fiyatlarının gerilemesi halinde altın fiyatlarının pozitif yönde ayrışacağını düşünüyorum. Dolayısıyla çok agresif olmasa da dalgalı bir seyirde altın fiyatlarında trendin yukarı yönlü olacağını öngörüyorum. Çünkü merkez bankalarının fiziki altın talebi devam ediyor. Gram altın ise ons altını takip ediyor. Yıl sonuna kadar gram altının 8 bin TL seviyesinin üzerine çıkacağını düşünüyorum. En azından ocak ayında gördüğümüz seviyeleri tekrardan görebiliriz. Uzun vadede altın hiçbir zaman yatırımcısına kaybettirmiyor.
Banu KIVCI TOKALI /BVeri Danışmanlık kurucusu
"Yüksek tahvil faizi altındaki yükselişi sınırlıyor"
Enerji maliyetlerinde hızlı bir gevşemenin gündemde görünmemesi, diğer taraftan özellikle yeni Başkan yönetimi altında Fed'in gelecek dönem kararlarına dair devam eden sorgulama süreci nedeniyle enflasyon endişeleri gündemde kalıyor ve yüksek borç hassasiyeti tahvil piyasasında kırılganlığın sürmesine neden oluyor. Bunun sonucu olarak da tahvil faizleri kritik seviyelerin çok uzağında kalıcı olamıyor. ABD 10 yıllık tahvil faizi için yüzde 5, 30 yıllık tahvil faizi için de yüzde 5,30 seviyelerini yakından takip ediyor. Altın fiyatlarında kalıcı yükseliş için bu seviyelerin etrafında gevşeme hareketlerinin kalıcılığını gözlüyoruz. Diğer taraftan, altın fiyatlarında kalıcı trend için dolar endeksinin ne yönde gelişeceği de önemli. Her ne kadar Fed son kararında şahin bir duruş sergilemiş olsa da Başkan Warsh'un gelecek dönem yönlendirmesiyle ilgili öngörülerini paylaşmaktan çekinmeye devam etmesinin, politika genel duruşuyla ilgili soru işaretlerinin devam etmesine ve dolar endeksinin de 100 seviyesinin üzerinde güçlü kalmasına engel olabileceğini düşünüyorum. Yani, 'doların gücü' cephesinden baktığımızda, altın fiyatlarında yükseliş hareketlerini destekleyici bir yön buluyoruz. Diğer taraftan, tahvil piyasasında hassasiyetin hızlı bir şekilde gündemden çıkmasını beklemiyor ve altındaki yükseliş hareketlerini sınırlandırıcı bir unsur olarak görüyoruz.
Tunç Safa ALTUNSARAY /İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı
"Savaşların altın fiyatlarına etkisi sürüyor"
Tarihsel olarak savaş beklentileri her zaman altın fiyatlarını yükseltmiştir fakat savaş başladıktan sonra altın fiyatlarında hep bir düşüş görmüşüzdür. Körfez savaşı, Vietnam savaşı, Rusya-Ukrayna savaşı başlangıçlarını inceleyecek olursak, savaş beklentisi ile yükselen altın, savaş başladıktan sonra yerini düşüşe bırakmıştır. Bunun sebebi de savaşların kısa vadeli enflasyonu arttırıcı etkisi olmasıdır. FED'in eylül ayında faiz arttırım döngüsüne başlaması, kısa vadede oluşacak enflasyonu engellemeye yönelik olduğu ve %2'lik hedefine çok uzak kalındığı için gerçekleşmiştir. Aynı zamanda ABD tahvillerinde %5'lerin geçilmesi, uzun vadeli enflasyon beklentisinin hala devam ettiğini gösteriyor. Petrol fiyatlarındaki her bir geri çekiliş, altın fiyatlarını yukarı yönlü tetikleyecektir. Tabii ki bir de DXY durumunu konuşmamız gerekir. ABD hazinesinin tahvillere müdahele etmesi veya yeni müdahale beklentilerinin oluşması, DXY'ini güçsüzleştirici etkisi olacaktır. Savaşın bitmesi veya bitmeye yaklaşması gibi durumlarda, DXY üzerinde baskı oluşturacakken, FED'in faiz arttırması DXY'i (ABD Dolar Endeksi) güçlendirecektir.
Çiğdem NALBANTOĞLU /Neo Portföy Kurumsal Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı
"Ana hikaye korunuyor fakat dalgalanma artıyor"
Önümüzdeki dönemde altın fiyatlarının seyri açısından ilk kritik başlık, ABD Merkez Bankası'nın para politikası olacak. Fed'in eylül ayında gerçekleştirdiği faiz artırımının devamının gelip gelmeyeceği; enflasyon, istihdam ve büyüme verilerinin nasıl şekilleneceğine bağlı olacak. Faizlerin ve reel getirilerin yükselmesi, faiz getirisi sunmayan altın açısından kısa vadede baskı oluşturabilir. Buna karşılık, enflasyonun kalıcı hâle gelmesi veya para politikasının ekonomik büyüme üzerindeki baskısının artması, güvenli liman talebini yeniden güçlendirebilir. İkinci önemli başlık ABD dolarının yönü olacak. Altının dolar cinsinden fiyatlanması nedeniyle güçlü dolar genellikle ons altın üzerinde baskı yaratırken, doların zayıflaması altını destekleyen bir unsur olarak öne çıkıyor. Merkez bankalarının altın alımları ise orta ve uzun vadeli görünüm açısından önemini koruyor. Merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme eğiliminin sürmesi, altının uzun vadeli yatırım temasını destekleyen başlıca unsurlardan biri olmaya devam ediyor. Bunun yanında küresel altın fonlarına yönelik girişler, jeopolitik gelişmeler, ABD'nin artan kamu borcu ve bütçe açığı, Çin ve Hindistan kaynaklı fiziki talep, devam etmekte olan savaşlar ile küresel risk iştahı da yakından takip edilmesi gereken başlıklar arasında bulunuyor.
Gözde ŞEN / Troy Kıymetli Maden Ticareti A.Ş. Operasyon & Satış Yöneticisi
"Geri çekilmeler alım fırsatı"
Altın bu yıl oldukça yüksek bir volatilite sergilediği ve birden fazla etken olduğu için, bir fiyat aralığı üzerinden değerlendirme yapmayı daha doğru buluyoruz. Yıl sonu için altında 4.400-4.700 dolar/ons aralığını daha olası görüyoruz. Fed'in izleyeceği faiz politikası ve yüksek tahvil getirileri altının yükselişini baskılayabilir. Buna karşılık merkez bankalarının alımları, jeopolitik riskler ve küresel belirsizlik altını desteklemeye devam ediyor. Uzun vadeli yatırım açısından ise ons altında 4.400 dolar/ons seviyesinin altına doğru oluşabilecek geri çekilmelerin alım fırsatı yaratabileceğini düşünüyoruz. Gram altının fiyatını iki temel dinamik belirliyor; ons altının fiyatı ve dolar/TL kuru. Altının ons fiyatında dalgalanmalar, iç piyasada gram altın fiyatlarında da sert iniş çıkışlara neden oldu. Yıla yaklaşık 5.986 TL seviyesinde başlayan gram altın 7.811 TL ile rekor seviyeleri gördü. Ardından ons fiyatındaki düşüşlere rağmen, dolar kurundaki yukarı yönlü hareketin desteğiyle gram altın, yılbaşına kıyasla yüzde 13 artarak 22 Eylül 2026 itibariyle 6.781TL seviyesine çıktı. Gram altında bu yıl yükselişin önemli bir kısmı dolar kurundaki artıştan geldi. Gram altında, ons fiyatının yanı sıra dolar/TL kuru da belirleyici olmaya devam edecek. Mevcut beklentiler çerçevesinde yıl sonunda gram altında 7.500-8.000 TL aralığı mümkün görünüyor.