HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ Ekonomiye güven arttı. Ekonomik güven endeksi eylülde bir önceki aya göre yüzde 0.7 artarak 101.3 değerini aldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, bu dönemde tüketici güven endeksi yüzde 1.3 artarak 91.9, reel kesim güven endeksi yüzde 0.1 artarak 102.5, hizmet sektörü güven endeksi değişmeyerek 111.9, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 1.1 artarak 111.3, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 0.2 azalarak 83 değerini aldı. Ekonomik güven endeksinin 100'den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği gösteriyor. Mart, nisan, mayıs, haziran ve temmuz aylarında 100'ün altında seyreden endeks, ağustosta 100.6 değeri ile iyimserlik sınırının üzerinde gerçekleşmişti. Eylülde de bu tablo değişmedi.
TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Dr. Cahit Sönmez, ekonomik güven endeksi verilerinde iyileşme söz konusu olsa da uygulanan sıkı para politikasının doğal sonuçlarının görüldüğünü söyledi. Sönmez, "Endeksin alt kırılımlarına bakıldığında; ekonomi aktörleri temkinli duruşu daha çok tercih etmişler. Ancak ileriye yönelik sorulara verilen yanıtlar biraz iyimserleştiklerinin sinyalini de veriyor. TÜİK'in açıkladığı endeks verilerinde diğer dikkat çeken nokta ise belirgin şekilde sektörel ayrışma…Sanayi kesiminde ılımlı bir hareketlenme görülürken inşaat sektörü gerilemesini sürdürmüş. Bu arada tüketiciler de ekonomiye güvenmeye başlamışlar. Sonuçta Merkez Bankası'nın faiz indirimine başlaması ekonomiye zayıfta olsa bir momentum kazandıracaktır" dedi.
Bu arada Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), makro finansal istikrarı ve bankaların likidite yönetimini desteklemek amacıyla zorunlu karşılık uygulamasında değişikliğe gitti. Buna göre, KOBİ kredileri için yüzde 4.5 olan büyüme sınırı yüzde 5'e yükseltildi. Türk lirası zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranları düşürüldü.
İSO TÜRKİYE İMALAT PMI 47.9'A GERİLEDİ
Ekonomik büyümenin öncü göstergesi olan imalat sanayi performansında referans kabul edilen İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) eylülde 47.9'a geriledi ve imalat sektörünün faaliyet koşullarında ılımlı yavaşlamanın sürdüğüne işaret etti. Faaliyet koşulları son iki buçuk yıl boyunca aylık bazda bozulma kaydetti. Orta Doğu'daki savaşın yol açtığı belirsizliklerin de etkisiyle, talep koşullarının olumsuz seyretmesi eylülde yeni siparişlerdeki azalışın sürmesine yol açtı.
Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Yıldıran, imalat sektöründe bozulma ve düşüşün devam ettiğine dikkat çekerek, "Türkiye İmalat PMI eylülde, ağustostaki 48.1 seviyesinden 47.9'a geriledi. Bu oranın 50 değerinin altında olması, imalat sanayisi yöneticilerinin ekonomideki kötüleşme algısını gösteriyor. Bu gösterge, Türkiye'deki imalat sektöründe iyileşme beklentilerinin de azaldığını yansıtıyor. Özellikle uluslararası petrol piyasalarındaki fiyat artışları nedeniyle artan motorin fiyatları ve üretici fiyatlarındaki son aylarda yaşanan artışlar, imalat sektöründe maliyet enflasyonu baskılarının artacağını da gösteriyor. Kur ve maliyet enflasyonu etkisindeki sektörün finansal maliyetlerinin de yükselmesinin yöneticilerin gelecek beklentilerini olumsuz etkilediği anlaşılıyor" diye konuştu.
İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 7.8
Hanehalkı işgücü araştırması sonuçlarına göre, Türkiye'de 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı ağustosta bir önceki aya göre 106 bin kişi azalarak 2 milyon 740 bin kişi, işsizlik oranı ise 0.3 puan azalarak yüzde 7.8 oldu. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6.6 iken kadınlarda yüzde 10.1 olarak tahmin edildi. TÜİK'in mevsim etkisinden arındırılmış verileriyle istihdam edilenlerin sayısı ağustosta aylık 136 bin kişi artarak 32 milyon 507 bin kişi, istihdam oranı ise 0.1 puan artarak yüzde 48.4 olarak tahmin edildi. İşgücüne katılma oranı ise ağustosta değişmeyerek yüzde 52.5 seviyesini korudu.
15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 1.1 puan azalarak yüzde 13 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 9.7, kadınlarda ise yüzde 19.4 olarak tahmin edildi.
Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü ağustosta 0.4 puan artarak yüzde 31 oldu. 2027-2029 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program'da (OVP) işsizlik oranının 2026 sonunda yüzde 8.1, 2027 sonunda yüzde 8'e gerilemesi, program dönem sonunda ise yüzde 7.6'ya inmesi öngörüldü.
AĞUSTOS AYI DIŞ TİCARET AÇIĞI 5.2 MİLYAR DOLAR
TÜİK ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre, ihracat ağustosta genel ticaret sistemine göre ihracat yüzde 8.1 artışla 23 milyar 467 milyon dolar, ithalat yüzde 10.5 artışla 28 milyar 706 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, dış ticaret dengesi yüzde 22.3 artışla 5 milyar 239 milyon dolar oldu. Ocak-ağustos döneminde ihracat yıllık yüzde 4 artarak 184 milyar 996 milyon dolar, ithalat yüzde 5.3 artarak 250 milyar 790 milyon dolar olurken, dış ticaret açığı yüzde 9.3 artışla 65 milyar 793 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti. OVP'de, 2026 yılı sonunda ihracatın 282 milyar dolar, ithalatın 387 milyar dolar, dış ticaret açığının 105 milyar dolar olması öngörüldü.
Bu arada, Ticaret Bakanlığı'nın eylül ayı geçici dış ticaret verilerini 3 Ekim'de açıklanması bekleniyordu. 5 Ekim'de ise eylül ayı enflasyon verisi açıklanacak.
3. Göz Danışmanlık Kurucusu Hikmet Baydar, 2025 eylül ayı enflasyonunun aylık yüzde 3.23 olarak gerçekleştiğini anımsatarak, bu oranın altında gelen her verinin yıllık bazda enflasyonu düşüreceğini dile getirdi. Baydar, "Eylülde yüzde 2 civarı aylık enflasyon gelmesini bekliyoruz. Bu da yıllıkta 30'lu rakamlara inilebileceği anlamına geliyor. Ancak özellikle kasım ve aralık ayında enflasyonda düşüş beklemek zor. O nedenle yüzde 30 civarı yıllık enflasyon oranıyla yılı kapatabiliriz" dedi.
GENEL DEVLET AÇIĞININ GSYH'YE ORANI YÜZDE 0.9'A DÜŞTÜ
Genel devlet açığı 2025 yılında 600 milyar 427 milyon lira olarak tahmin edildi ve bir önceki yıl yüzde 3.4 olan genel devlet açığının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'ya (GSYH) oranı yüzde 0.9'a düştü. Merkezi devlet alt sektörü 2025 yılında açık verirken mahalli idareler ve sosyal güvenlik kurumları alt sektörleri fazla verdi. Genel devlet konsolide brüt borç stokunun GSYH'ye oranı ise 2025 yılında yüzde 23.7'ye yükseldi.
Genel devlet toplam gelirleri 21 trilyon 429 milyar 677 milyon liraya yükselirken, gelirlerin GSYH içindeki payı yüzde 33.9'a yükseldi. Genel devlet toplam harcamaları 2025 yılında 22 trilyon 30 milyar 104 milyon liraya yükselirken, harcamaların GSYH içindeki payı yüzde 34.8'e düştü.
Üretim ve ithalat üzerindeki vergilerin toplam vergi ve sosyal katkı gelirleri içindeki payı 2024 yılında yüzde 46.6 iken 2025 yılında yüzde 44.5'e düştü.
Ekonomist Hikmet Baydar, genel devlet açığının GSYH'ya oranının yüzde 0.9'a gerilemesinin maliye disiplinini göstermesi açısından önemli olduğuna işaret etti. Baydar, "Bu sayede de yabancı yatırımcının ilgisi çekilebiliyor. Aynı zamanda düşük açık borçlanma ihtiyacını azaltan bir unsur olduğundan faizlerin düşmesine de zemin hazırlar" dedi.
Hikmet BAYDAR / 3. Göz Danışmanlık Kurucusu
"Global bir sorun olmazsa pozitif seyir sürer"
Ekonomik güven endeksi, belirsiz piyasa koşullarına karşın reel kesim, hizmet ve perakende sektöründe 100'ün üzerinde gerçekleşerek iyimser tabloya işaret ediyor. Tüketici güven endeksi 91.9'a yükselerek karamsarlığın azaldığını ifade ederken, inşaat sektörü güven endeksi 83 seviyesinde ve veriler arasında en kötüsü. İnşaat sektörü biraz daha karamsar bakıyor görüntüsü var. Ancak zaman serisine bakıldığında bu sektörün verilerinde sorun olma ihtimali çok yüksek. Hesaplama biçimini elden geçirmek gerekiyor. İnşaat sektörüne yoğun destek verildiği dönemlerde bile bu sektörün verisi 100 seviyesinin üzerine çıkmadı. Kurlarda öngörülebilirlik piyasada iyimserliği tetikliyor. Bunun yanında faizlerin yüksek olması ve konut alımına yönelik sınırlamalar inşaat sektörünün canını sıkmaya devam ediyor. Global bir sorun olmadığı takdirde pozitif seyrin sürmesini bekliyoruz. Enflasyon belirsizliği son çeyrekte faiz indirimlerini de zora sokuyor. Bu belirsizliğin oluşmasında ana sebep ise global ve jeopolitik koşullar. İşsizlik oranı ağustosta yüzde 8.1'den yüzde 7.8'e düşse de, kadınlarda işsizlik oranının çok yüksek olması özellikle genç kadınların istihdamına yönelik teşvik edici ek tedbirler alınması gerekliliğini gösteriyor.
Prof. Dr. Mustafa YILDIRAN / Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi
"Son çeyrekte tarımsal üretimdeki artış büyümeyi destekleyecek"
2026'da jeopolitik riskler ve sıkı para politikasının getirdiği talep daralmasına rağmen ekonomik güven endeksi 101.3'e çıktı. Artışın reel kesim kaynaklı olduğu görülüyor. Ağustosta işsizlik oranı yüzde 7.8 düzeyinde gerçekleşirken, atıl işgücü oranı ise yüzde 31'e yükseldi. Yani, işsizlik oranı düşerken atıl işgücü azalmadı. Bu paradoks, Türk ekonomisinin büyüme ve verimlilikle ilgili sorunlarının kaynağı olmaya devam ediyor. Eylülde enflasyon oranlarında büyük bir değişim olmayacağını tahmin ediyorum. TÜFE bazlı yıllık enflasyonun yüzde 2'ye yakın bir oranda, 12 aylık ortalamanın da yüzde 32 oranına yakın bir seviyede gerçekleşeceğini öngörüyorum. Enflasyonun aşağı yönlü seyrinde, motorin ve enerji fiyatlarındaki artışlar baskı oluşturacak. Bunun yanı sıra zirai ürün fiyatları yıllık bazda en düşük seviyede gerçekleşeceği için gıda enflasyonunda kısmi bir düzelme belirtisi oluşabilir. Enflasyon konusunda en önemli endişe kaynağı artan üretici fiyatları olacak. Enerji bazlı ürünlerdeki fiyat artışları, üretici fiyat endeksindeki yükselme trendini besleyecek. Para Politikası Kurulu'nun (PPK) faiz politikasını değiştirmek yerine, yaşanan fon krizinin likidite sorunlarına yol açmaması için faizleri yükseltme kararı vermesi mümkün görünmüyor. Fakat çıktı açığının milli gelire oranının küçülmesi, enflasyon baskısının arttığını ve faiz indirme beklentilerinin de ortadan kalkabileceğini gösteren bir işaret. Aynı zamanda FED faiz yükseltmesi nedeniyle kurlardaki artış baskısı da faiz indirimi ihtimalini ortadan kaldırıyor. Bu durumda PPK'nın faizleri yıl sonuna kadar değiştirmesi mümkün değil. Son çeyrekte ekonomide büyümeyi destekleyecek gelişme, tarımsal üretimdeki artış kaynaklı olacak. Sanayi ve hizmetler sektöründeki büyümelerde ise gevşeme olacağı için son çeyrekte ekonomik şartların ve küresel ekonomideki ortamın büyümeyi pozitif etkilemesi zorlaşacak. Bu durumda son çeyrekte yüzde 3'ün altında bir büyümenin gerçekleşmesi olası. Ayrıca fon krizinden kaynaklanabilecek likidite sorunlarının bütçeyi etkilemesi durumunda son çeyrek büyümesinde bu sorunların da etkisini görmek mümkün olabilir.