Offshore rüzgârı Türkiye’de esiyor

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 22 Haziran 2026 tarihinde görüşe açtığı YEKA DÜRES-2026 Şartname Taslağı ile Türkiye’nin ilk büyük ölçekli deniz üstü (offshore) rüzgâr yarışması için önemli bir adım atıldı. Sigorta ve Reasürans Brokerleri Derneği (SBD) Yönetim Kurulu Üyesi Cem Çolak, offshore projelerde yatırımcı, mühendislik, tedarik ve inşaat (EPC[RC1]) yüklenicileri ile türbin üreticisi, kreditörler, broker, sigortacılar ve reasürörler arasındaki risk dağılımının projenin erken aşamalarında doğru oluşturulması gerektiğini belirtiyor…
08.10.2026 13:35 GÜNCELLEME : 08.10.2026 13:36

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın 22 Haziran 2026 tarihinde görüşe açtığı YEKA DÜRES-2026 Şartname Taslağı ile Türkiye'nin ilk büyük ölçekli deniz üstü (offshore) rüzgâr yarışması için önemli bir adım atıldı. İlk yarışmada toplam 1 GW kapasitenin tahsis edilmesi planlanırken, Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit çevresi potansiyel proje bölgeleri arasında öne çıkıyor.
Ancak gelişmeye sigorta sektörü açısından baktığımızda konuyu yalnızca yeni bir yenilenebilir enerji yatırımı olarak değerlendirmek yeterli değil. Nitekim offshore rüzgâr projeleri; enerji, mühendislik ve marine risklerinin aynı projede buluştuğu, önemli sigorta ve reasürans kapasitesi ihtiyacının ortaya çıktığı, oldukça büyük projelerden oluşuyor.


Offshore projelerde yatırımcı, mühendislik, tedarik ve inşaat (EPC[RC1]) yüklenicileri ile, türbin üreticisi, kreditörler, broker, sigortacılar ve reasürörler arasındaki risk dağılımının projenin erken aşamalarında doğru oluşturulması gerektiğini belirten Sigorta ve Reasürans Brokerleri Derneği (SBD) Yönetim Kurulu Üyesi Cem Çolak, "İnşaat döneminde İnşaat/Montaj Tüm Riskler (Construction/Erection All Risks), Deniz Nakliyat (Marine Cargo), Proje Başlangıç Gecikmesi (Delay in Start-Up) ve Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet (Third Party Liability) gibi teminatlar öne çıkarken, işletme döneminde Sabit Kıymet Hasar (Property Damage), Makine Kırılması (Machinery Breakdown) ve İş Kesintisi (Business Interruption) teminatlarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Bunlara Deniz Operasyonları Garanti Denetçisi (Marine Warranty Survey) süreçleri, deniz operasyonları, kablo döşeme çalışmaları ve ağır kaldırma faaliyetleri de ekleniyor" diyor.

"YALNIZCA YENİ KAPASİTE İHTİYACI YARATMAYACAK"


Offshore rüzgâr projelerinin, Enerji/Mühendislik ve Marine branşları risklerini bir arada barındırdığını hatırlatan Çolak, bu nedenle Türkiye'deki offshore yatırımların yalnızca yeni kapasite ihtiyacı yaratmayacağını, aynı zamanda sigorta şirketleri ve brokerlerin sahip olduğu teknik uzmanlığın offshore risklere taşınması ve daha da geliştirilmesi için de önemli bir alan oluşturacağını vurguluyor. Çolak, sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Offshore yatırımlar; Türk sigorta şirketlerinin brokerlerle beraber offshore underwriting çalışmaları; enerji ve marine ekipleri birlikte koordinasyonları; risk mühendislerinin offshore projelerde yeni ürünleri uygulama imkanları ve hasar ekiplerinin deniz operasyonlarını yönetme tecrübeleri açısından birçok imkan barındırıyor.


Offshore risklerin uluslararası sigorta piyasalarına detaylı şekilde aktarılması, teknik underwriting çalışmaların hazırlanması, proje risklerinin doğru ayrıştırılması ve uluslararası reasürans kapasitesinin Türkiye'ye getirilmesi sigorta piyasası oyuncularının müşterilerine sağladığı faydalar ve proje finansmanı konularında kritik önemlere sahip olacaktır."

"HAZIRLIK SÜRECİ ŞİMDİDEN BAŞLAMALI"


Sigorta sektörü açısından bakıldığında hazırlık sürecinin şimdiden başlaması gerektiğinin altını çizen Çolak, "Sigorta sektörü paydaşları açısından önümüzdeki dönemde uluslararası offshore sigorta marketiyle mevcut ilişkilerin daha da güçlendirilmesi, enerji ve marine ekipleri arasındaki iş birliğinin derinleştirilmesi, uluslararası underwriting beklentilerini ve proje finansmanı tarafındaki sigorta gerekliliklerini yakından takip etmesi ve risk mühendisliği yetkinliklerinin offshore teknolojilerini kapsayacak şekilde daha da geliştirilmesi önem taşıyor. Bu gelişme, Türk sigorta sektörü için yeni bir pazarın yanı sıra mevcut uzmanlıkların offshore alanında daha da güçlendirilmesi için önemli bir fırsat sunuyor. Türkiye'nin enerji ve marine alanlarındaki güçlü deneyimi, offshore rüzgârla birlikte yeni bir uzmanlık alanına dönüşebilir. Bu potansiyelin nasıl değerlendirileceği ise bugünden başlayacak çalışmalarla şekillenecek" diye konuşuyor.

BİZE ULAŞIN