“Bankanın güvenini hafife alan fintek hayatta kalamaz”

GİRİŞ TARİHİ: 16.03.2026 GİRİŞ TARİHİ: 13:45 SON GÜNCELLEME: 16.03.2026 13:52
Bir zamanlar fintek kavramı, bankacılığı dönüştürecek, hatta kökten yok edecek bir yıkıcı inovasyon olarak lanse ediliyordu. Ancak zaman, iddianın tam tersini ortaya koydu. Bankacılık sisteminin güvenini arkasına alamayan fintekler piyasadan silindi. “Ne Anladım Ben Bu Fintek’ten!” kitabının yazarı ve Kobe’nin Kurucu Ortağı Çetin Emre Sadi, “Bankanın güvenini hafife alan fintek hayatta kalamaz” diyor.

ÜRÜN DİRİER/ "Fintek'in PR gücü, bazı figürleri mitolojik karakterlere dönüştürdü. Röportajlar, ödüller, sahne performansları... Gerçek başarıdan çok, algı yönetimi konuşuluyor. Medya köpüğü, sektörü büyütüyor ama aynı zamanda sis yaratıyor. Ve bu sisin içinde, kim gerçekten yol gösteriyor? Bir Fintek CEO'su, her ay bir podcast'te, bir panelde ve bir röportajda yer alıyordu. Şirketin ürünü hâlâ beta aşamasındaydı. Ama figür, üründen daha görünürdü. Bazı figürler, ürün değil; algı üretir. Yunan mitolojisinde Narcissus, kendi yansımasına âşık olur. Fintekin bazı figürleri, kendi PR'larına âşık olmuş olabilir…" Bu sözler, Kobe'nin Kurucu Ortağı Çetin Emre Sadi'nin yeni kitabı "Ne Anladım Ben Bu Fintek'ten!"in satırları arasında yer alıyor. Sektöre ilişkin çarpıcı eleştirilerde bulunan Sadi ile, finteklerin son bir yılda yaşadığı güven zedelenmesini ve nedenlerini konuştuk.

Son bir yılda fintek ekosisteminde birçok negatif gelişme yaşandı. Bazı şirketler kapatıldı. Bir motivasyon eksikliğine yol açtı mı sektörde?

Son bir yıl, fintek ekosisteminde sert bir disiplin dönemi oldu. Kayyum atamaları, faaliyet durdurmalar ve kapanmalar güveni zedeledi. Bu tablo ilk bakışta motivasyon kaybı gibi görünebilir, ama aslında oyunun kurallarını netleştirdi. Biz Kobe olarak zaten baştan beri 'temiz alanda kalma' felsefesiyle hareket ediyorduk. Çünkü biliyorduk ki sürdürülebilirlik, sadece hızla değil, sağlam bir zeminde büyümekle mümkün.

İşin sürdürülebilirliği adına ne tür adımlar attınız?

Kobe'nin kuruluş felsefesi, KOBİ'lerin tüm finansal hizmetlere tek bir platformda erişebilmesi üzerineydi. Ödemelerden krediye, sigortadan para transferine kadar her dikeyi kapsayan bir yapı kurmak istedik. Bu hayale ulaşmak için adım adım ilerledik ve ilk faz olarak ödemeler ailesini hayata geçirdik. Omnichannel POS gateway modelimizle bir KOBİ patronu ister mağazada fiziki pos, ister sahada cep pos, ister e-ticarette sanal pos olsun, tüm POS kanallarını tek bir ekosistemden yönetebiliyor. Sektörde güven sarsıldığında biz bir manevra yaparak 'bankadan gelenin bankaya gideceği' bir yol inşa ettik. Yani bankaların sunduğu sanal POS hizmetlerinin gatewayi olan ödeme kuruluşlarını bir havuzda toplayıp yapay zekâ ile KOBİ'lere en iyi oranı sunan bir model geliştirdik ve bu modeli teknolojik altyapımız ve ürünlerimizle birleştirip bankalardan başlayanı tekrar bankalara çevirerek bankaların ticari/kobi müşterilerine sunabildikleri bir ekosistem geliştirdik. Bu sayede hem bankalara değer kattık hem de KOBİ'ler için güveni yeniden tesis ettik.

Son bir yılda neler yaptınız?

Önce ödemeler fazını hayata geçirmiştik. Bugün ise bankalara sunduğumuz altyapıyla KOBİ segmentinde benzersiz bir model oluşturduk. Kobe şu anda sadece bir fintek değil, bankaların ticari müşterilerine sunabileceği stratejik bir çözüm ortağı konumunda. Bir yıl sonrası için öngörüm, bu bankadan bankaya yaklaşımın güveni pekiştireceği ve Kobe'nin KOBİ patronlarının sabah ilk açtığı platform haline geleceği yönünde.

Eskiden fintek, bankacılığı yok edecek bir yıkıcı inovasyon olarak görülüyordu. Şimdi durum nedir?

Benim bakış açım başından beri aynı. Fintek bankacılıktan ari düşünülemez. Alternatif değil, tamamlayıcıdır. Bankaların daha sempatik bir anlatıcısıdır. Bugün geldiğimiz noktada fintek bankacılığı yıkmıyor, dönüştürüyor. Kobe'nin "bankadan bankaya" felsefesi de bunun en somut örneği.

Silikon Vadisi'nde, teknoloji aracılığıyla geleceği inşa eden cesur girişimcileri destekleyen dünyaca ünlü bir risk sermayesi şirketi olan Andreessen Horowitz'in kurucusu Marc Andreessen, 2011 yılında sonraki yıllara damgasını vuracak önemli bir açıklama yapmış ve "Software is eating the world" sözleriyle, yazılımın dünyayı ele geçireceğini söylemişti.

Bu açıklamadan 10 yıl sonra ise bu kez dünyanın en değerli bankası JP Morgan Chase CEO'su Jamie Dimon "Fintech is eating the world" anlamına gelebilecek bir açıklama yaptı ve Fintechlerin sektörde geçici değil kalıcı olduklarına ve bankaları daha küçük bir oyun alanına doğru yönelttiklerinden söz etti.

Ülkemizde de genellikle bankalar maalesef dijitalleşme ve teknolojiyi müşterilerini daha yakından tanıma, daha iyi ürün ve hizmet sunma, mükemmel ve pürüzsüz bir kullanıcı deneyimi olarak değil de bir kanal yönetimi olarak görüyor. Dünyanın en eski bankası Banco di San Giorgio'nun Ceneviz'de kurulduğu 1407 yılından beri bankalar yaşayan bir organizma olarak sürekli büyüyerek hayatlarını devam ettirebilmek için "fil" gibi güçlendiler ve "zürafa" gibi uzadılar. Bu sayede gelirlerini sürekli arttırarak günümüze kadar geldiler. Ancak asırlardır büyüyen bu devasa bankalar teknoloji ve finansın birleşmesiyle ve girişimciliğin ön plana çıkmasıyla birlikte sallanmaya başladılar.

Fintek girişimleri bankaların yıllardır sürekli tasarladığı ve sunduğu bir çok ürün ya da hizmetten sadece birini seçip odaklanarak bankaların güçlü organizasyon yapıları, tecrübeli insan kaynağı ve know how'ları ile yapabildikleri on birim işten sadece birini seçtiler ve cesaretle yeniden tasarladılar.

Bu cesur Pac-Man'ler zürafaların yüksekten baktıkları için iyi göremedikleri müşterileri gördüler ve tüm çabayı müşterilerinin hayatlarını kolaylaştırmak için gösterdiler. Fillerin hızlanamadıkları durumda küçük, azimli ve yaratıcı ekiplerle en hızlı şekilde kararlar aldılar ve tüm paydaşları ikna etmeye gerek kalmayan uzun toplantılar yapmak yerine sadece çözüm üretmeye odaklandılar.

Bugün geldiğimiz noktada ise bankaların finteklerin bu özelliklerinden faydalanarak işbirliği yaptıklarında daha başarılı olduklarını gözlemliyoruz. Bankacılığı ve bankacılığın getirdiği güven ve çerçeveleri hafife alan finteklerin de maalesef hayatlarına devam edemediklerine şahit oluyoruz.

Eski bir bankacı olarak fintek ile bankacılık arasındaki ilişkiyi nasıl tanımlarsınız?

Fintek, bankacılığı dijitale taşımadı; aksine bankacılık, dijitalleşmeye mecbur kaldığında kendi köklerinden finteki doğurdu. Yani fintek, bankacılığın dışarıdan dayatılan bir dönüşümü değil; bankacılığın kendi iç dinamiklerinden filizlenen, dijital çağın kaçınılmaz bir sonucu oldu.

Fintek dünyasındaki güven kaybı sizce nasıl aşılır?

Güven reklamla değil, ilk işlemde kazanılır. Bizim modelimizde güvenin kaynağı şeffaflık ve bankacılık düzeyinde altyapı. Bankadan gelenin bankaya gittiği bir sistem kurarak, KOBİ patronuna 'içim rahat' dedirtecek bir deneyim sunuyoruz. Güven kaybı ancak böyle aşılır.

2026 hedef ve planlarınız neler?

2026'da hedefimiz, KOBİ'ler için finansal hizmetleri tek bir ekosistemden yönetebilecekleri tam kapsamlı platformu tamamlamak. Ödemelerden başlayan yolculuğumuzu kredi, sigorta ve gömülü finansla genişleteceğiz. Yapay zekâ destekli Kobe11x robotumuz, patronların düşünmelerine gerek kalmadan ihtiyaçlarını öngören bir asistan olacak. Yani Kobe, sadece bir fintek değil; KOBİ'lerin finansal yaşam tarzı platformu haline gelecek.

Regülasyon ile inovasyon arasındaki denge fintekte nasıl kurulur?

Regülasyon olmadan inovasyon, frensiz araba gibidir; hız yaparsınız ama ilk virajda uçarsınız. İnovasyon olmadan regülasyon ise park etmiş araba gibidir; güvenlidir ama hiçbir yere gitmez. Dengeyi kurmanın yolu, inovasyonu regülasyonun içine entegre etmek. Kobe'nin temiz alanda kalma stratejisi tam da bu: hem hız var hem fren sistemi.

Fintek çözümlerinin hızlı büyümesi etik ve sürdürülebilirlik sorumluluklarını getiriyor. Siz nasıl yönetiyorsunuz?

Hızlı büyüme bazen steroid etkisi yaratır; kaslar şişer ama kalp yorulur. Biz Kobe'de etik ve sürdürülebilirliği kas değil, kalp olarak görüyoruz. Yani büyüme stratejimizde 'yarın da ayakta mıyız?' sorusu her zaman var. Temiz alanda kalmak, sadece regülasyona uyum değil; aynı zamanda vicdana uyum.

Yeni çıkan "Ne Anladım Ben Bu Fintek'ten!" kitabını yazmanıza ne etken oldu? En güçlü mesajınız nedir?

Kitabı yazmamın sebebi basit. Herkes finteki parlak bir unicorn masalı gibi anlatıyordu. Ben dedim ki, 'biraz da ahır kokusunu anlatalım.' En güçlü mesajım şuydu: Fintek sadece başarı hikâyeleri değil, aynı zamanda hayal kırıklıkları, yeniden doğuşlar ve sahada alınan darbelerle şekillenir. Kobe'nin hikâyesi de bu dürüstlükten doğdu. Burada yine herkes için anlaşılır olması için size kitabımdan da bir pasaj okumak isterim.

Fintek'in PR gücü, bazı figürleri mitolojik karakterlere dönüştürdü.
Röportajlar, ödüller, sahne performansları...
Gerçek başarıdan çok, algı yönetimi konuşuluyor.
Medya köpüğü, sektörü büyütüyor ama aynı zamanda sis yaratıyor.
Ve bu sisin içinde, kim gerçekten yol gösteriyor?

Bir Fintek CEO'su, her ay bir podcast'te, bir panelde ve bir röportajda yer alıyordu.
Şirketin ürünü hâlâ beta aşamasındaydı.
Ama figür, üründen daha görünürdü.
Bazı figürler, ürün değil; algı üretir.
Yunan mitolojisinde Narcissus, kendi yansımasına âşık olur.
Fintek'in bazı figürleri, kendi PR'larına âşık olmuş olabilir.

Startup ruhunu kurumsal disiplinle nasıl dengeliyorsunuz?

Kobe'nin kuruluş zamanlarında bir gece uyandım saat 03.30 gibi, NBA'de maç var ona bakıyorum. Önümde akşamdan kalma bir pizza kutusu. Kafamda dönüp duran Kobe'nin şirket stratejisini pizza kutusuna yazdım. Sonra uyudum sabah kalktım ve pizza kutusundan dijitale çekip toplantıya hazırlandım. Bizim dengeleme şeklimiz bu.

Girişimcilikte ürüne aşık olmak büyük bir sorun olarak görülür. Siz de ürününüze aşık olanlardan mısınız?

Hayır değil. En büyük tehlike bu. Gerçek bir hikayeyle size bu konuyu açıklamak isterim. Yıllar önce Amerika'da kedi maması üreten bir firma ürünleri için çok etkili bir yayılma stratejisi geliştirdi. Kedi sahiplenen mutlu insanları pazarlama ve reklam stratejisinin tam ortasına koydu. Bu kedi mamalarını satın alan tüketiciler çok mutluydu. Öyle güzel bir ambalaj tasarlanmıştı ki mamalar için! Fiyat stratejisi de farklıydı. Rakiplerine göre ürünün fiyatı yüksekti ve müşterilerine bir prestij vadediyordu. İşler beklediklerinden de iyi gitti. Kedi mamaları piyasayı kasıp kavurdu. Orta ve üst gelirli kedi sahipleri o kadar ilgi gösterdi ki firma üretime yetişemedi. Bunu da bir pazarlama stratejisine dönüştürdüler, siparişler için kayıt oluşturmaya başladılar ve müşterilerini sıraya aldılar. Kedi mamaları kulaktan kulağa da yayılmaya başladı ve neredeyse hedef kitledeki herkesin evine girdi.

Ne olduysa bundan sonra oldu. Firmanın üst yönetiminin tüm planları sürdürülebilir istikrarlı bir satış performansı ve gelir akışı yaratmaktı. Sonuçta kediler hep olacaktı ve sahiplenilecekti. Küçük inovasyonlarla ürün güncellenir ve uzun yıllar bu şekilde piyasaya hakim olurlardı onlara göre. Ama işler istenildiği gibi gitmedi. Zirveye çıkmışlardı ki satışlar düşmeye başladı. Yeni sipariş için aramalar azaldı. Distribütör olmak isteyen yeni firma da yoktu. Bir şeyler ters gidiyordu ama ne? Üst Yönetim toplandı, gece yarılarına kadar süren toplantılarla günler günleri kovaladı. Düşüşün önüne geçilemedi ve bir sebep bulunamadı.

Bir gün gecenin 3'ünde üründen sorumlu genel müdür yardımcısının aklına bir şey geldi. Aylar önce satış direktörleri bir rapor sunmuştu onlara ama zafer sarhoşluğuyla dikkate almamışlardı. Raporda aynen şöyle yazıyordu "Ürünü hep yeni müşterilere satıyoruz, evet bu çok güzel ama bu iyimserlik bizde toksik bir hava yaratıyor. Çünkü hedefimiz ürünü bir kez alanın tekrar tekrar alması. Bunun olup olmayacağını henüz bilmiyoruz. Temkinli olalım."

Sonra firma genel müdürünün gözlerinin önüne yaşadığı bir sahne geldi. Ultra lüks dairesinden çıkarken apartman görevlisi ile bir konuşması vardı sahnede. "Sana verdiğim mamaları bahçedeki kedilere verdin mi?" demişti görevliye. "Evet verdim ama kediler mamayı beğenmedi ben de hepsini çöpe attım" cevabını almış ve hiç dikkate almamıştı hatta arkadaşlarıyla dalga konusu yapmışlardı görevliyi. Kediyi çok hafife almışlardı.

Şirket battı. Büyük hayalleri vardı. Batmalarının sebebi ise basitti.

"Kedi mamayı beğenmedi"

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.