Cam tavanlar kırılıyor

TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurten Öztürk, uygun çalışma koşulları sağlandığında kadınların üstesinden gelemeyeceği hiçbir iş ve çalışamayacağı hiçbir sektör olmadığını vurguluyor. Öztürk, “Kadınların sadece ‘mikro’ işletmelerde kalmasını değil, büyük sanayici olmalarını istiyoruz” diyor
14.03.2026 13:56 GÜNCELLEME : 17.03.2026 00:01

HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı ve OPET Petrolcülük Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, uygun çalışma koşulları sağlandığı takdirde kadınların üstesinden gelemeyeceği hiçbir iş ve çalışamayacakları hiçbir sektör olmadığını vurgulayarak, kadının ekonomiye dahil olmasının sadece bir bireyin değil, bir ailenin ve nihayetinde bir toplumun kaderini değiştirdiğinin altını çiziyor. Kadınların iş gücüne katılımının erkeklerle eşit düzeye gelmesi halinde Türkiye'nin milli gelirinin yüzde 30 artacağını dile getiren Öztürk, bunun bir seçenek değil, mecburiyet olduğunu ifade ediyor. Türkiye'de hala "cam tavanların" olduğuna ve karar alma mekanizmalarında kadınların azınlıkta kaldığına dikkat çeken Öztürk, "Biz o tavanları kırmak için uğraşıyoruz" ifadelerini kullanıyor. Hem OPET'te hem de TOBB çatısı altında "Eşit İşe Eşit Ücret" ilkesini savunduklarını belirten Öztürk, kayıt dışı çalışmanın kadının geleceğini çalmak olduğuna işaret ediyor.

Girişimci adayı kadınlara "Korkmasınlar. Hangi işi yaparlarsa yapsınlar, o işin en iyisi olmaya odaklansınlar" diyen Öztürk, şu an teknoloji, yenilenebilir enerji ve tarım teknolojilerinin çok büyük fırsatlar barındırdığını vurguluyor. Devlet desteklerinin sadece başlangıç aşamasında değil, işletme büyürken de devam etmesi gerektiğine inandıklarını söyleyen Öztürk, "Kadınların sadece 'mikro' işletmelerde kalmasını değil, büyük sanayici olmalarını istiyoruz" diyor. Nurten Öztürk, 81 ilde 7 bini aşkın üyesiyle TOBB Kadın Girişimciler Kurulu'nun gündemini, Türkiye'de kadın girişimciliğini, sanayiden tarıma, teknolojiye kadar kadının ekonomideki gücünü ve cam tavanları nasıl parçaladıklarını PARA Dergisi'ne anlattı.

Türkiye'de kadın girişimciliğin durumu nedir? Veriler ne söylüyor?

2007 yılında Türkiye'nin 81 ilinde örgütlenerek kurulan TOBB Kadın Girişimciler Kurulu olarak kadınların değişmesi ve dönüşmesi için birçok proje geliştiriyoruz. 81 ilde 7 binden fazla kadın girişimci üyemiz ile kadınların finansmana erişiminin kolaylaştırılması, mevcut kadın girişimcilerin korunarak daha donanımlı hale getirilmesi, kadın istihdamının artması ve üniversiteler ile iş birliği yaparak girişimciliğin bir kariyer fırsatı olarak sunulması için çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Yaptığımız birçok proje ile kadın girişimciliğinin önünü açmaya ve yüzde 12 olan kadın girişimci oranını artırmaya çalışıyoruz. Uygun çalışma koşulları sağlandığı takdirde kadınların üstesinden gelemeyeceği hiçbir iş ve çalışamayacağı hiçbir sektör olmadığına inanıyorum. "Mesleğin cinsiyeti olmaz" dedik ve büyük bir değişim projesine imza attık. Çünkü biliyoruz ki kadının ekonomiye dahil olması, sadece bir bireyin değil, bir ailenin ve nihayetinde bir toplumun kaderini değiştiriyor.

Dünyada girişimcilik hangi yöne gidiyor? Türkiye bu tablonun neresinde?

Dünya artık "sürdürülebilirlik", "dijital dönüşüm" ve "sosyal girişimcilik" üzerine inşa ediliyor. En başarılı modeller, sadece kâr odaklı değil, toplumsal bir sorunu çözen modellerdir. Türkiye olarak genç ve dinamik bir nüfusumuz var. Dijitalleşmeye çok hızlı uyum sağlıyoruz ancak sermayeye erişim ve küresel pazarlara açılma noktasında henüz dünya devleriyle tam rekabet halinde değiliz. Kadın girişimcilerimiz bu tablonun en parlak ama desteğe en çok ihtiyaç duyan kısmını oluşturuyor. Kadın girişimciliğinde ise küresel eğilimler daha çok sürdürülebilir tarım ve yüksek teknolojiye kaymış durumda. Biz de Türkiye'deki rotamızı kadınlarımızı geleceğin sektörlerine hazırlayacak şekilde çiziyoruz.

TOBB'un kadın girişimciliğine bakışı nasıl? 2026 gündeminizde neler var?

Biz, kadının ekonomideki varlığını bir "tercih" değil, "ülke kalkınma meselesi" olarak görüyoruz. Somut projelerimizden bahsetmem gerekirse, "Sanayide Kadın Eli" projemiz 37 ilde aktif olarak devam ediyor, 24 ilde de planlanma aşamasında. Proje kapsamında 40 binden fazla kadının sanayide istihdam edilmesini sağladık. CNC operatörlüğü, boru bükme ustası, torna operatörü gibi erkek egemen alanlarda istihdam edilen kadınların başarısı sayesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımızın liderliğinde, bakanlık ile kadın istihdamı iş birliği protokolü imzaladık.

TOBB Kadın Girişimciler olarak uyguladığımız "Yükselen Markalar" da bir dönüşüm projesi. Katılım koşullarını sağlayan 913 kadın girişimcinin markalaşması, katma değeri yüksek ürünlerle ihracat yapması için alanında duayen isimler tarafından eğitimler verdik. Türkiye genelinde 68 ilde üniversiteler ve meslek liseleri ile iş birliği yaparak genç kızların değişmesi ve dönüşmesi için girişimciliği bir kariyer seçeneği olarak anlatıyoruz, rol model buluşmaları organize ediyoruz, mentorluk yapıyoruz. "Teknolojide Kadın Eli", "Tarımda Kadın Eli", "Turizmde Kadın Eli" projelerimizle kadınları nitelikli hale getirerek üst düzey yönetici pozisyonlarında aday olmaları için motive ediyor, kadın girişimcilerin sürdürülebilir yöntemlerle katma değeri yüksek ürünler yetiştirmelerini sağlıyoruz.

OPET'te bu konuda neler yapılıyor?

OPET ve Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü iş birliğinde yürüttüğümüz "İşimiz Temiz projesi" ile yiyecek-içecek, konaklama, ulaşım sektörlerinde hizmet veren mikro işletmelerin temizlik ve hijyen programları aracılığıyla bilgi ve farkındalık düzeylerinin artması böylece daha hijyen ve güvenli olması ile tercih edilmelerini sağlıyoruz. Türkiye geneli 81 ile yaygınlaştırdığımız; proje kapsamında yüz yüze ve uzaktan eğitimlerle, 2025 sonu itibarıyla 503 bin 507 kişiye ulaştık. Son bir yılda erişim hızını iki katına çıkararak proje hedeflerini yüzde 100'ün üzerinde gerçekleştirdik.

Bu projelerin her biri, kadınların iş gücüne katılımını artırmayı, onları ekonomik hayatta daha fazla söz sahibi yapmayı ve girişimcilik alanında cesur adımlar atmalarını teşvik etmeyi amaçlıyor. 81 ilde ilin dinamiklerine göre şekillenen projeler ile birçok kadının hayatına dokunuyoruz. Gönüllülük esası ile yürüttüğümüz çalışmalarımız Türkiye genelinde çarpan etkisi yaratarak kadını hak ettiği seviyeye getireceğine inancımız tam.

Politika uygulayıcılardan ve devletten beklentileriniz nelerdir?

Kadın girişimcinin önündeki en büyük engel ne yazık ki hala finansman ve teminat sorunu. Kadınlarımızın üzerine kayıtlı mal varlığı az olduğu için banka kredilerine ulaşmakta zorlanıyorlar. Biz bu noktada politika yapıcılarla sürekli temas halindeyiz. Mevcut desteklerde kadına yönelik pozitif ayrımcılık var; ek puanlar ve öncelik kriterleri uygulanıyor ama bunlar yeterli değil. Biz, kadın girişimcilere özel, daha esnek ve uzun vadeli düşük faizli kredi paketlerinin oluşturulması için çalışıyoruz. Kamu ihalelerinde kadın girişimcilere kota ayrılması veya pozitif ayrıcalık tanınması yönünde de girişimlerimiz var. Devlet desteklerinin sadece başlangıç aşamasında değil, işletme büyürken de devam etmesi gerektiğine inanıyoruz. Kadınların sadece "mikro" işletmelerde kalmasını değil, büyük sanayici olmalarını istiyoruz.

Kadınlar en çok hangi sorunlarla karşılaşıyor?

En büyük engel; kültürel önyargılar ve "yapamazsın" diyen sesler. Ardından finansman ve mentorluk eksikliği geliyor. Büyükşehirlerde farkındalık yüksek ancak Anadolu'nun derinliklerinde kadınlar muazzam bir potansiyele sahip ama imkanları kısıtlı. "Tarımda Kadın Eli" ve "Turizmde Kadın Eli" projelerimizle yereldeki kadını, kendi toprağında birer iş insanına dönüştürmeyi hedefliyoruz.

Girişimci adayı kadınlara önerileriniz neler olur?

Korkmasınlar. Hangi işi yaparlarsa yapsınlar, o işin en iyisi olmaya odaklansınlar. Şu an teknoloji, yenilenebilir enerji ve tarım teknolojileri çok büyük fırsatlar barındırıyor. Ama en önemlisi; dijital dünyaya entegre olsunlar.

Sizi etkileyen bir başarı örneği var mı?

Özellikle "Sanayide Kadın Eli" projemiz kapsamında, daha önce fabrikaya adım atmamış kadınların bugün CNC operatörü olarak dev makineleri yönettiğini görmek beni çok duygulandırıyor. Bir kadın düşünün; çevresindeki herkes "yapamazsın" demiş ama o boru bükme ustası olmuş ve ailesinin geçimini sağlıyor. İşte gerçek başarı budur.

İş gücünde kadının konumu ve "cam tavanlar" hakkında ne düşünüyorsunuz?

Rakamlar çok açık; kadınların iş gücüne katılımı erkeklerle eşit düzeye gelirse Türkiye'nin milli geliri yüzde 30 artar. Bu bir seçenek değil, mecburiyettir. Cam tavanlar hala var, karar alma mekanizmalarında kadınlar hala azınlıkta. Biz o tavanları delmek için uğraşıyoruz. Üst düzey yönetimde kadın yoksa, o şirketin vizyonu eksiktir. Ücret eşitsizliği de hala bir sorun olarak karşımızda duruyor; aynı işi yapan iki kişiden birinin sadece cinsiyeti nedeniyle daha az kazanması kabul edilemez. Biz hem OPET'te hem de TOBB çatısı altında "Eşit İşe Eşit Ücret" ilkesini savunuyoruz. Kayıt dışı çalışma ise kadının geleceğini çalmaktır. Tüm bu yapısal sorunları eğitimle, doğru politikalarla ve en önemlisi birbirimize destek olarak aşacağız.

"Kadınlar her alanda fark yaratma gücüne sahip"

Nurten Öztürk, PARA Dergisi'ne verdiği röportajda kendi girişim öyküsünden ve OPET'ten şöyle bahsetti:

"Cumhuriyet sevdalısı bir kadın olarak, öğretmenlikten gelen disiplin ve topluma değer katma duygusuyla; vazgeçmeden, sabırla ve çok çalışarak yazılmış bir yolculuk benimkisi. Eğitim ve öğretmenlik hayatımda da iş yaşamımda da hep şuna inandım; kadınlar, doğru fırsatlar ve adil koşullar sağlandığında her alanda fark yaratma gücüne sahip.

Akaryakıt dağıtım sektörüne ilk adım attığımda ne yazık ki kadın çalışan sayısı yok denecek kadar azdı. Oysa kadınların sahip olduğu duyarlılık, çalışkanlık ve azim; yalnızca iş hayatında değil, toplumun tamamında dönüştürücü bir etki yaratabilecek güçte. Araştırmalar gösteriyor ki kadın ne kadar etkin ve üretkense, toplumların gelişmişlik düzeyi de o kadar yükseliyor. Fikret Öztürk ile bu yolculuğa çıktığımızda, bir kadın olarak yapamam, başaramam duygusuna hiç kapılmadım. Biz her zaman birbirimize güvendik, birbirimizi destekledik, hayatın getirdiği güçlükleri de güzellikleri de birlikte paylaştık. OPET'teki yolculuğumuzu hiçbir zaman yalnızca ticari bir faaliyet olarak görmedik, ülkemize, toplumumuza ve özellikle kadınlara değer katmayı işimizin ayrılmaz bir parçası saydık. OPET'i yalnızca bir akaryakıt markası olarak değil, topluma dokunan, değer üreten ve dönüşüm yaratan bir yapı olarak konumladık. Kadın istihdamından eğitime, çevreden kültürel mirasa kadar uzanan projelerle, iş dünyasının sosyal sorumlulukla birlikte büyümesi gerektiğini savunduk. Bugün geriye dönüp baktığımda, attığımız her adımın sadece şirketimize değil, topluma da kalıcı katkılar sunduğunu görmek benim için büyük bir mutluluk kaynağı."

"Sosyal sorumluluk projeleri 'umut' hissettiriyor"

TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı ve OPET Petrolcülük Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, sosyal sorumluluk projeleriyle sıkça gündeme gelen bir iş insanı. "Bir sosyal sorumluluk projesinin gerçek başarısı, insan hayatlarında yarattığı değişimle ölçülür" diyen Öztürk, sosyal sorumluluk projelerini ortaya koyarken her zaman ülkenin, toplumun ihtiyaçlarını göz önüne alan bir yaklaşımla hareket ettiklerini söyledi. Öztürk, "Temiz Tuvalet Kampanyası ile başlayan daha sonra Yeşil Yol, Örnek Köy, Tarihe Saygı, Troya Arkeo-Köy Tevfikiye Projesi, Troya Etnoköy Çıplak Projesi, Trafik Dedektifleri, Yaşam Kemeri, Kadın Gücü, İşimiz Temiz, Doğaya Saygı, Tertemiz Yarınlar Okullardan Başlar ve Eşitsek Fark Eder ile devam eden projelerimizi her zaman bu anlayışla ortaya koyduk. Her biri uzun soluklu olarak kurguladığımız bu projeler ile 20 milyondan fazla kişiye ulaştık. Rakamdan öte projelerimiz ile akaryakıt sektöründe gerçek anlamda bir davranış değişikliği oluşmasına katkı sağladık. Temiz Tuvalet Kampanyası ile OPET'in adı birlikte anılan hijyen standardını sektörümüze kazandırdık. Kadın Gücü Projemiz ile yaklaşık 19 bin kadına dokunurken yalnız akaryakıt sektöründe değil diğer sektörler ve tüm toplumda kadının var olması artık bir istisna değil, doğal ve kabul gören bir gerçek haline geldi. Bugün istasyonlarda kadın çalışan görmek kimseyi şaşırtmıyor; aksine güven, düzen ve kaliteyle özdeşleşiyor. İşte tüm bu dönüşümleri görmek, benim için tarif edilmesi güç bir mutluluk ve gurur kaynağı.

Bu projeler bana her şeyden önce umut hissettiriyor. Çünkü dokunduğumuz her alanda, küçük gibi görünen ama kalıcı etkiler yaratan değişimlere tanıklık ediyoruz. Her zaman ifade ettiğim gibi biz tüm projelerimize uzun soluklu olarak bakıyoruz. Halen devam eden 13 projemiz var. Bunlar gelişiyor, büyüyor alt açılımlarla kapsamı daha da genişliyor. Örneğin; 2025 yılındaki orman yangınlarından sonra 15 Ağustos'tan itibaren çöpün doğada yarattığı tahribat ve yangınlardaki rolüne dikkat çekmek üzere Doğaya Saygı Proje'mizde yeni bir faz açtık ve 'çöp toplama seferberliği' başlattık. Bu yıl bu alanda kamu ile de işbirliğine giderek çok önemli çalışmalar yapmaya hazırlanırken, diğer tüm projelerimizi de aynı kararlılıkla sürdürmeye devam ediyoruz. Çünkü sosyal sorumluluğu, bir takvim yılına sığan kampanyalar olarak değil; sürdürülebilir bir dönüşüm yolculuğu olarak görüyoruz.

"Kadının arkasında duran bir ekosistem inşa etmeliyiz"

Dünyaya ve özellikle OECD ortalamalarına bakıldığında, kadın girişimci oranlarının genel olarak yüzde 30 ile yüzde 35 bandında seyrettiğini vurgulayan Nurten Öztürk, Türkiye'nin yüzde 12 oran ile OECD ülkeleri arasında son sıralarda yer aldığını belirtiyor. Öztürk, "Ancak burada rakamların ötesindeki bir gerçeğe dikkat çekmek isterim: Türkiye, son 15 yılda bu oranı en hızlı artıran ülkelerden biri. Bir işi kurmak bir cesaret işidir ama o işi yaşatmak bir strateji ve dayanıklılık ister. Hem dünyada hem de Türkiye'de istatistikler bize yeni kurulan girişimlerin neredeyse yarısının ilk 5 yıl içinde kapandığını gösteriyor. Kadın girişimcilerde bu 'kritik eşik' genellikle ilk 3 yıl. Kadınların kurduğu işletmelerin kapanma oranları zaman zaman genel ortalamanın biraz üzerinde seyredebiliyor; bunun temel sebebi ise kadınların öz sermaye eksikliği ve kriz anlarında ek finansmana erişimdeki zorlukları. Ancak madalyonun diğer yüzü çok ilginç: Yapılan araştırmalar, ilk 3 yıllık zorlu süreci atlatan kadın girişimcilerin, erkek meslektaşlarına göre krizlere karşı daha dayanıklı olduğunu ve daha istikrarlı büyüdüğünü gösteriyor. Çünkü kadınlar risk yönetiminde daha temkinli, kaynak kullanımında daha titiz davranıyor. Bu yüzden kadının arkasında duran bir ekosistem inşa etmemiz gerekiyor. Finansal okuryazarlık ve dijital yetkinliklerin artırılması şart, işini dijitale taşıyamayan, e-ticaret yapamayan bir girişimin bugünün dünyasında hayatta kalması çok zor. Mentorluk ağlarını güçlendirmeliyiz. Deneyimli iş insanlarının, yolun başındaki kadınlara rehberlik etmesi, o işletmenin 'kapanma yılı' dediğimiz o riskli dönemi atlatmasını sağlıyor. Biz TOBB çatısı altında tam olarak bunu yapıyoruz; kadınları yalnız bırakmıyoruz" dedi.

BİZE ULAŞIN