Depremin yıkamadığı kadınlar…

Deprem bölgesinde gerçek toparlanma büyük yatırımlardan önce kadınların kurduğu üretim masalarında başladı. Kooperatif çatısı altında birleşen kadınlar; kaybettiklerinin yasını tutarken yeni bir ekonomi inşa etti. Bugün bu yapı yalnızca üretim değil, psikolojik ve toplumsal iyileşmenin de merkezi.
14.03.2026 14:06 GÜNCELLEME : 18.03.2026 00:01

SELMA ŞENOL/ 2023 Kahramanmaraş depremleri yalnızca binaları yıkmadı. Kadınların mutfaklarında kaynayan tencereleri, çocukların sabah hazırlanacağı okul çantalarını, yarım kalmış hayalleri de enkazın altına bıraktı.

Deprem bölgesinde kadın olmak, bir gecede hem yas tutan hem de ayakta kalmak zorunda olan kişi demek. Eşini, evini, işini kaybetmiş ama çocuklarına güçlü görünmek zorunda olanlar da yine onlar. Çadır kentte yemek sırasına girerken, mahcubiyet hissedenler de yine o kadınlar…

Ancak acılarını yüreklerine gömüp ayakta durmayı, dahası üretmeye odaklanıp ekonomiye katkı sunmayı başaranlar da yine enkazdan çıkan da yine o koca yürekler. Bu haberde okuyacağınız başarılar öyle sıradan hikayeler değil. Kadınların dayanışma ruhlarının "mucizevi" sonuçları…

YASIN İÇİNDEN DOĞAN DAYANIŞMA

İlk günlerde birbirine çorba taşıyan, battaniye paylaşan kadınlar; zamanla şunu fark etti: Birlikte sadece hayatta kalmıyorlar, birlikte yeniden üretebiliyorlar. Kadın kooperatifleri işte bu duygusal ve toplumsal zeminden doğdu. Bir kısmı depremden önce kurulmuştu, bir kısmı ise felaketin hemen ardından. Ama hepsinin ortak noktası şuydu: "Yalnız değiliz."

Kooperatif çatısı altında bir araya gelen kadınlar, sadece reçel, sabun, tekstil ya da yöresel ürün üretmedi. Özgüven üretti. Gelir üretti. En önemlisi, umut üretti.

Bir çadırın içinde başlayan küçük üretim atölyesi, bugün onlarca kadının hanesine düzenli gelir sağlıyorsa; bu sadece ekonomik bir başarı değil, psikolojik bir iyileşme hikâyesi.

SOSYAL İYİLEŞMEDEN EKONOMİK GÜCE

Deprem sonrası bölgede en büyük kırılmalardan biri kadın istihdamında yaşandı. İşyerleri yıkıldı, kayıtlı ya da kayıtsız çalışan binlerce kadın bir gecede gelirini kaybetti. Kadın kooperatifleri bu boşluğu kısmen dolduran bir model olarak öne çıktı. Çünkü bu yapı kadınların birlikte karar aldığı demokratik bir zemin sundu, ev içi emeği görünür kılarken yerel üretimi katma değere dönüştürdü. Nihayetinde sosyal destekle ekonomik faaliyeti birleştirdi.

Deprem bölgesinde kurulan ya da güçlenen kooperatifler bugün sadece üretim merkezleri değil; aynı zamanda psikososyal destek alanları, dayanışma mekânları ve yeniden ayağa kalkma atölyeleri.

Depremin ardından hayatı yeniden kurmaya çalışan bu kadınlar, şimdi kendi sözleriyle hem yaşadıklarını hem de kooperatif çatısı altında nasıl güçlendiklerini anlatıyor…

HEPİMİZ BİRER YARALI RUHTUK

Hatay depremde en fazla hasar alan şehirlerin başında geliyor. Payas ilçesinde deprem felaketinden tam 5 ay önce kurulan Payas Emekçi Kadınlar Kooperatifi kırsalda yaşayan, istihdam imkanı kısıtlı kadınlara kapı açmak hayaliyle yola çıktı. Ancak 6 Şubat depremleriyle sarsıldı. "Sadece evlerimizi değil; sermayemizi, ekipmanlarımızı, üretim alanlarımızı ve en acısı umutlarımızın bir kısmını o enkazın altında bıraktık. Ama pes etmedik. Bir süre ara vermek zorunda kalsak da aldığımız hibeler ve desteklerle, adeta tırnaklarımızla kazıyarak kooperatifi yeniden ayağa kaldırdık. Üç yılın sonunda bugün gıda üretimi yapabilen, dijital dünyada satış ağını kurmuş ve her geçen gün büyüyen bir yapıya dönüştük" diyor Kooperatif Başkanı Aysel Erdem…

Kooperatif şu an 17 ortakla yola devam ediyor, sezonluk olarak 268 kadına gelir kapısı açıyor. Üyelerini anlatırken Aysel Erdem "Kendi ayakları üzerinde durmanın, ev ekonomisine o tuzu ekleyebilmenin gururu gözlerinden okunuyor. Bu iyileşme, paradan çok daha öte" ifadesini kullanıyor.

Aysel Erdem Hatay'ın Payas ilçesinde yaşayan, dört evlat annesi bir girişimci kadın. "Hayatım boyunca üretmenin, bir şeyler ortaya koymanın şifasına inandım. Halk Eğitim bünyesinde geleneksel el sanatları öğretmenliği yapıyordum. Aslında o yıllar, kadınların ellerinden çıkan emeğin ne kadar kıymetli olduğunu ve bir araya geldiğimizde nasıl bir güç oluşturabileceğimizi gördüğüm bir okul oldu benim için" diyor.

Kuruluşta birçok kadının konuya temkinli yaklaştığını anlatan Erdem, pes etmemiş ve ettirmemiş: "Artık o çekinen kadınlar gitti; yerine yeni girişimler için öne atılan, "Ben de varım, bunu da yapabiliriz" diyen özgüvenli kadınlar geldi. Depremden sonra hepimiz birer "yaralı ruh"tuk. Hanımlarımız için bu kooperatif sadece bir iş kapısı değil, aynı zamanda bir rehabilitasyon merkezi oldu. Evlerinden çıkıp buraya geldiklerinde, ocağın başına geçip yufka açtıklarında veya üretim yaptıklarında acılarını paylaştılar, birbirlerine tutundular."

KATI DUVARLARI BİRER BİRER YIKIYORUZ

"Aslında bizim hikayemiz, sadece üretimle değil, kırsalın o sert ve ataerkil yapısıyla verdiğimiz sessiz savaşla yazıldı. Çok özel bir üyemiz var; eşi düzenli bir işte çalışmıyordu, iki evladı vardı ve ciddi bir geçim sıkıntısı çekiyordu. Bir gelir kapısı arıyordu ama eşi çalışmasına kesinlikle izin vermiyordu.

Onu kooperatife dahil edebilmek için "kız ister gibi" evine gittik. Kırsalın o hep hikayeleştirilen ama arkasında kadınları ezen gerçek yüzüyle savaştık. O gün "izinle" evden çıkan o arkadaşımız, bugün çocuklarına harçlık verebilen, kendi ihtiyaçlarını karşılayan dimdik bir kadına dönüştü. Biz sadece yufka açmıyoruz, biz o katı duvarları da birer birer yıkıyoruz…"

"Hedefimiz, kışın da üretimin durmadığı, elektrik kesintilerinden etkilenmeyen, tam donanımlı bir tesise kavuşmak. Kadınlarımıza sadece iş değil, "güvenceli istihdam" sunmak istiyoruz. Payas'ın bereketli ellerinden çıkan ürünleri tüm Türkiye'ye, hatta dünyaya ulaştırmak en büyük hayalimiz" diyor Aysel Erdem.

ŞEHİTKAMİL'DE YENİ BİR MARKA DOĞUYOR

Deprem illerinden Gaziantep'te Şehitkamil Kadın Girişimciler Üretim ve İşletme Kooperatifi kaymakamlık ve valiliğin öncülüğünde 2021 yılında kuruldu. 22 üyesi ve 7 ortağı olan Kooperatifin Başkanı Emine Duman.

Üyelerinin ürünlerini satışa koyabilmesi ve fatura kesme yetkisine sahip olması amacıyla hayata geçen kooperatifin Başkanı Emine Duman, bugüne kadar gelinen süreci şu sözlerle özetliyor:

"Araştırma yaptım, ticaretin kalbi tekstil ve trikoda atıyor. Kadın istihdamı yoktu, kadın üretimi yoktu, böyle bir üretim atölyesinin fikrini sundum. Mart 2021 tarihinde protokolü imzalayarak yola çıktık. Kadınlar ayakkabı üzerine eğitilip yetiştirilecekler. 22 kadın üyemiz mesleki yeterliliklerini aldılar. Kadın usta yöneticilerimiz var. 1500 metrekarelik alanda kadınların rahat edebilmesi için kreş ve mutfak da bulunuyor. Bu sayede çocukları ile beraber gelip çalışma alanına geçebiliyorlar. Üyelerin hepsi ev hanımı. Daha önce hiç çalışmamışlar, şimdi hepsi sigortalı çalışanlar. Ünlü markalara ayakkabı sayası imal ediyoruz. Ayrıca Pabuçka diye bir markayı tescilledik, bu markayla ayakkabının her şeyini biz yapacağız. AB projeleri yapıyoruz, desteklerden faydalanıyoruz. 2 hafta önce web sitemiz hayata geçti. İhracat yapan firmalara üretim yaparak hem kentimize hem ailelerimize gelir sağlıyoruz…"

DEPREM ESKİ BİR KOOPERATİFİ DE VURDU AMA YIKAMADI!

Hatay Samandağ'da kurulan Kadın Kooperatifinin geçmişi ise nispeten eski. 7 ortakla 2019 yılında kurulan bu kooperatif de deprem sonrası yeniden yapılanarak hayata tutunan kadınlara mesleki bir çatı sunuyor. Deprem nedeniyle 8 ay üretimine ara veren kooperatif, daha sonra çadırlarda yaşayan kadınları tekrar bir araya getirmeyi başarıyor…

2020 yılında kooperatife katılan, banka emeklisi Zarif Sönmez, Samandağ Kadın Kooperatifi ortağı ve üretim evi sorumlusu. Kadınların birlikte üretmesinin yarattığı değer ve dayanışma duygusunun kendisini bu yolculuğa güçlü biçimde bağladığını ifade ediyor.

"Amacımız; Hatay'ın zengin gastronomi kültürünü üretim yoluyla yaşatmak, kadın emeğini görünür kılmak, kadın istihdamını artırmak ve yöresel ürünleri daha geniş pazarlara ulaştırmak. 2020 yılında İŞKUR iş birliğiyle 25 kadına reçel ve marmelat üretim kursu açarak faaliyetlerimize başladık. Kursiyerlerin önemli bir kısmı kooperatif üretimine katıldı, bazıları ise kendi işletmelerini kurdu. Bugün üretim şefimizin de bu kursiyerlerden biri olması bizim için ayrı bir gurur kaynağıdır.

Deprem öncesinde geniş bir ürün yelpazesi ile Hatay'a özgü yöresel ürünleri farklı satış kanalları aracılığıyla Türkiye'nin farklı noktalarına ulaştırıyorduk. TKDK hibesi ile hayata geçirdiğimiz Gastronomi Köyü projemiz de açılış aşamasına gelmişti. Nisan 2023'te açılışa hazırlanırken yaşanan deprem nedeniyle proje kullanılamaz hale geldi. Ürünlerimizin büyük bölümü zarar gördü, üretim evimiz hasar aldı ve üyelerimiz barınma sorunu yaşadı. Üretime 8 ay ara vermek zorunda kaldık. 8 ay sonra çadırlarda yaşayan kadınlarla bir araya gelerek ilk üretimimizi gerçekleştirdik.

Deprem sonrasında yeniden üretime başlamada Türkiye'nin dört bir yanından gelen dayanışma bizim için büyük motivasyon oldu. Hayat Hatay Projesi başta olmak üzere, Başkent marketler, Tk Tarım, KEDV Nahıl, Kasdaş ve farklı kurumların destek alımları, üretim umutlarımızı yeniden yeşerten önemli adımlar arasında yer aldı. Kooperatifimiz bugün yalnızca bir üretim alanı değil; kadınların birbirine tutunduğu, iyileştiği ve güçlendiği bir dayanışma merkezi"

Kooperatifte ortaklar dışında yaklaşık 40 kadın üretim ve paketlemede dönüşümlü çalışıyor. Üretim hacmi arttıkça yalnızca kadınlara değil; esnafa, çiftçiye, etiket üreticisine ve nakliye sektörüne de ekonomik hareketlilik sağlıyor.

Kooperatifin Gastroköy, Gastrohatay, Samandağ Kadın Kooperatifi ve Samandağ Gastronomi gibi başlıca markaları bulunuyor. Ürünlerde aktif olarak Gastroköy markası kullanılıyor. Ayrıca coğrafi işaretli Samandağ biberinden üretilen ve "Aşk Reçeli" adıyla tescillenen biber reçeli de öne çıkıyor. 2025 yılı başında "Şok'ta Ben de Varım" projesi kapsamında ürünleri market raflarında yerini almaya başladı.

Zarif Sönmez ilk açılan üretim kursuna katılan bir kadının bugün üretim şefi olarak çalıştığına dikkat çekerek "Ev içi üretim deneyimini profesyonel üretime dönüştüren bu dönüşüm, kadın kooperatiflerinin yarattığı değişimin en somut örneklerinden biri" diyor.

SERADA KURULAN ACİL DESTEK MERKEZİ

Bir başka depremzede ilin kooperatif kahramanları da Türkiye'nin en verimli topraklarından birine sahip olan Adana'da faaliyet gösteriyor. Meryem Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi. 'Türkiye'deki mülteciler ve ev sahibi topluluklar için insana yakışır iş fırsatları' projesi kapsamında 20 Temmuz 2020'de kurulmuş. Başlangıçta 7 olan ortak sayısına daha sonra 30 kadın daha eklenmiş. Meryem Kadın Kooperatifi Türkiye'de kurulan ilk GSSE (Yeşil Sosyal ve Dayanışma İlkelerini esas alan) kooperatif. Adana Büyükşehir Belediyesi tesis için alan tahsis ederken, altyapı, ekipman ve ulaşım gibi katkılarda bulunmuş. Meryem Kadın Kooperatifi, açık alan tarımı ile çiftçilik yapıyor, "Kurutma Serasında" doğan meyve ve sebzeleri kurutuyor. Sıfır atık ilkesiyle bölgede ihtiyaç duyan çiftçinin ürününün kurutulmasını da sağlıyor. Birleşmiş Milletler Göç Örgütü (IOM) desteğiyle kurulan "Çiçek Serasıyla" bölgede çiçek üretimi yapan üreticilerle iş birliği içinde iç ve dış mekan süs bitkileri yetiştiriyor.

6 Şubat Kahramanmaraş depremi döneminde, üretim tesislerini kamuya açan kooperatif, Kurutma Serası ve Çiçek Serasını "Acil Destek Merkezine" dönüştürmüş. Öncelikli olarak tüm Adana'ya sandviç yaparak desteğe başlamış. Sosyal medyadan yüzlerce gönüllüyü yardıma çağırmış. Yüzlerce gönüllü ile yirmi dört saat hizmet sunarak hem Adana'nın hem de çevre il ve ilçelerin ihtiyaçlarının karşılanması için çalışmış. Bir sandviç ile başlanan destek her an büyüyerek bölgenin birçok ihtiyacını karşılayacak hale dönüşmüştür. Akıl almaz bir dayanışma birliktelik, bir yeniden doğuş desteğine dönüşmüş.

Kooperatif Başkanı Kadem Doğan bu deprem dayanışmasında Meryem Kadın Kooperatifinin gönüllülere alan açtığını ve büyük bir birlik ve beraberlik duygusu yarattığını belirtiyor ve "Kadın Kooperatifimiz kendi tarihine büyük bir deneyim ekledi. Dört ay boyunca tüm bölgenin ihtiyacının karşılanması için çalıştı. Üretime dört beş ay sonra dönebildi. Bu geçen sürede maaşlar, vergiler ciddi bir yük teşkil etti. Hala bu sürecin temize çekilmesi için uğraşıyoruz" diyor.

Kadem Doğan Gaziantep'in Çapalı Köyünde doğmuş. Köy muhtarının kızı. Çukurova Üniversitesi Seramik Bölümünü, sonra da Hacettepe Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirmiş. Uzun yıllar öğretmenlik yaptıktan sonra Sivil Toplum çalışmalarına ağırlık vermiş. Meryem Kadın Kooperatifinin kurucu ortaklığını ve başkanlığını yapan Kadem Doğan, halen Kadına Özgürlük ve Eşitlik Derneği (KÖVED) Yönetim Kurulu Başkan yardımcılığını yürütüyor.

DEPREM SONRASI İYİLEŞME KOOPERATİFİ

Gaziantep'te kadın eliyle kente yenilik katan kooperatiflerden biri de Nurdağı Deprem Sonrası İyileşme Kadın Kooperatifi. Başkan Nimet Tuna "6 Şubat depremi, Nurdağı'nda hayatı bir gecede değiştirdi. Evlerimiz, işimiz, sevdiklerimiz… Kaybettiklerimiz çoktu. Ama felaket, aynı zamanda bir başlangıcın da tohumunu attı. Bu tohumdan doğan yapı: Nurdağı Deprem Sonrası İyileşme Kadın Kooperatifi oldu" diyor.

"Kooperatifimizin amacı net: Kadınların bildiği işi, gerçek bir üretim ve ekonomik değer alanına dönüştürmek. Evde küçük işler geçim sağlamaya yetmiyordu; biz dedik ki: "Ya yaptığın işin en iyisi olacak, ya da kimsenin yapmadığını yapacaksın." Başlangıçta birçok vakıf ve dernek bizi ziyaret etti; dinledi, inceledi ama çoğundan sonuç alamadık. Bu durum bir umut fakiri gibi görünmemize neden oldu, ama bizi yıldırmadı; aksine kendi gücümüze odaklanmamız gerektiğini gösterdi. Elimizde ne vardı? Toprak. Ve biz o topraktan yeniden yeşermeyi seçtik.

İlk adım olarak, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı deprem fonu ile 50 m²'lik bir şarküteri ve kafe kurduk. Burada hem kadınların ürünleri satılıyor hem sıcak yemekler yapılıyor. Küçük ama anlamlı bir başlangıçtı.

Depremden önce "Nurdağı Biberine Değer Katan Kadınlar" projesinde fabrikayı yönetiyordum. Depremde bina ağır hasar aldı ama makineler sağlam kaldı. Makine ve projelerle yeniden başladık; projemiz 3 ay içinde onaylandı. Fabrikanın kuruluşu, Nurdağı Belediye Başkanı Mehmet Yıldırır ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin'in yoğun mücadelesiyle mümkün oldu.
Ayrıca Gaziantep Milletvekili Ali Şahin, kooperatifin kuruluşundan itibaren hep yanımızda oldu ve özellikle fabrikanın proje onay sürecinin takipçisi olarak destek verdi. Bugün, bu fabrika kadınlara istihdam sağlıyor, bölge ekonomisine değer katıyor, ürettiğimiz biber ve salçada sıfır kimyasal var; katkı ve koruyucu yok.

Ben hukuk fakültesi mezunuyum; ama sadece bir hukukçu değilim. Kooperatifin tüm stratejik ve operasyonel süreçlerini yönetiyor, üretimden pazara kadar her aşamada sahadayım.
Amacım, kadınlara ve gençlere göstermek: Elinizdeki kaynaklarla, bilgi ve kararlılıkla büyük işler başarabilirsiniz.

Elimizde toprak vardı; biz o topraktan umut, istihdam ve marka çıkardık. Doğanın şifasını ve Anadolu'nun lezzetlerini en güvenilir şekilde sofralara taşıyoruz. Ve daha yolumuz uzun; yeni ürünler, yeni pazarlar ve yeni kadın hikâyeleri bizi bekliyor…"

SADECE ÜRETİM DEĞİL AYNI ZAMANDA İYİLEŞME ALANI

Kahramanmaraş'ta faaliyet gösteren Mutlu Besin Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Cennet Polat da kendi hikayelerini anlatırken, "Tarhana, kurutulmuş gıdalar ve mantar, bizi biz yapan üretim hikayesi" diyor.

"Kahramanmaraş'ta yıllarca "yetişmez" denilen mantarı ben yetiştirdim. Bu sadece bir tarımsal deneme değil, bir zihniyet kırılmasıydı. Bugün mantar unu, mantarlı makarna ve çeşitleriyle hem raf ömrü uzun hem de yüksek katma değerli ürünler üretiyoruz. Tarhana ve kurutulmuş sebzeler, kültürümüzün ve kadın emeğinin devamı niteliğindeyken; mantar ürünleri kooperatifimizin yenilikçi ve cesur tarafını temsil ediyor. Bizi biz yapan tam olarak bu denge oldu: Gelenek + yenilik…"

Kooperatif üyesi kadınların neredeyse tamamının aynı zamanda depremzede olduğunu ifade eden Polat, "Bu yüzden bu yapı onlar için sadece bir üretim alanı değil, bir iyileşme alanı oldu. Depremden sonra birçok kadın için ev, iş, düzen kavramı tamamen dağıldı. Kooperatif çatısı altında yeniden üretmek, birlikte çalışmak ve konuşmak; kadınların hem ruhsal hem de ekonomik olarak toparlanmasını sağladı. "Bunu biz mi yapıyoruz?" duygusu, özgüvenlerini ciddi biçimde artırdı. Bugün kendi emeğiyle para kazanan kadın, ev ekonomisine katkı sağlarken aynı zamanda kendine olan inancını da geri kazandı" diyor.

Kooperatif yerel hammaddeleri katma değerli ürünlere dönüştürüyor, bunları şehir dışına ve farklı pazarlara ulaştırıyor. Bugün üretime doğrudan dâhil olan 20'nin üzerinde kadın bulunuyor. Mantar ürünlerini markalaştırmayı, ürün çeşitliliğini artırmayı hedefliyor. Polat "Uzun vadede bu modeli başka kadınlara da örnek olacak şekilde büyütmek istiyoruz" diyor.

Depremden sonra FAO'dan alınan destekler ve hayırseverlerin katkıları sayesinde kooperatif yeniden ayağa kalkıyor. Bu destekler, şehri terk eden bazı ortakların da geri dönmesine de vesile oluyor. Cennet Polat "10 ilden 10 kooperatifin katıldığı bir eğitim programı için İzmir'e gittik. Toplantılara önce çekinerek gelen kadınlar, bir süre sonra eşleriyle birlikte gelmeye başladı. Eşlerden aldığımız en çarpıcı geri bildirim şuydu: "Bu kadınlar bir şey yaşamış, çok değişmiş." Bu hikâyeler, kooperatifçiliğin sadece ekonomik değil, toplumsal bir dönüşüm yarattığını gösteriyor."

Cennet Polat, evli, üç çocuk annesi. Yaşadığı coğrafyada kız çocuklarının ve kadınların çoğu zaman söz hakkı olmadığı bir düzen hâkimken, kendisinin şanslı bir ailede büyüdüğünü şöyle anlatıyor: "Ağabeylerimin hepsi hayatım boyunca arkamda durdu. Evlendikten sonra da eşim, bu desteğin devamı oldu; hep cesaret verdi. Bu yüzden hiçbir zaman yalnız hissetmedim. Ve belki de bu yüzden, hiçbir zaman sıradan bir yol seçmedim. Yenilikçi, katma değerli ve "burada olmaz" denilen işlerin peşinden gittim. Kahramanmaraş'ta yetişmez denilen mantarı yetiştirdim. Onu yalnızca ham ürün olarak bırakmadım; kuruttum, una dönüştürdüm, mantarlı makarna ve farklı ürünlerle katma değerli bir üretim modeline taşıdım. Çünkü benim için üretim sadece yapmak değil, dönüştürmekti…

Biz bu kooperatifi kurmadan önce bölgemizde kadın kooperatifçiliği neredeyse yoktu. Bugün ise her ilçede bir kadın kooperatifi var; kendi ilçemizde dördüncüsü kurulmak üzere. Kadınların bir araya gelip kooperatif çatısı altında birleştiğine şahit olmak, benim için tarifi zor bir gurur."

Kadın kooperatifleri çalışmaları ile kentlerinin iyileşmesine katkıda bulunurken, ticaret odaları ve belediyeler gibi STK'lardan da önemli destekler gördüler. Bu başarı hikayesinin ekonomi tarafını da işte o STK'lar anlatıyor:

MALATYA'YI AYAĞA KALDIRAN EN ÖNEMLİ DİNAMİK

6 Şubat felaketinde en fazla iş yerinin yıkıldığı Malatya'da kooperatifler de zarar gördü. Yıkımlar ve göçe bağlı olarak 4 kadın kooperatifi faaliyetlerini sonlandırmak zorunda kalırken, 2 yeni kadın kooperatifi kuruldu.

Şehirde kadın kooperatifleri ağırlıklı olarak gıda ve tarımsal ürünler alanında faaliyet gösteriyor. Özellikle yöresel ürünlerin işlenmesi, kurutulması, paketlenmesi ve pazarlanması konusunda çalışmalar yürütülüyor. Bunun yanında el sanatları, tekstil ve ev eksenli üretim alanlarında da faaliyet gösteren kooperatifler mevcut.

Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, yörede aktif 30 kadın kooperatifi bulunduğunu, bu kooperatiflerde yaklaşık 210 üyenin faaliyetlerini sürdürdüğünü söylüyor. Sadıkoğlu, yaşanan tüm zorluklara rağmen bugün 30 kadın kooperatifinin devam etmesini, Malatya'daki kadın girişimciliğinin dayanıklılığı ve yeniden ayağa kalkma iradesini göstermesi açısından son derece kıymetli buluyor. Kadın kooperatiflerini yalnızca üretim yapıları olarak değil, aynı zamanda sosyal dayanışmayı ekonomik değere dönüştüren kalkınma modelleri olarak gördüklerini ifade eden Sadıkoğlu, "Kadın emeğinin Malatya'nın üretim potansiyelini büyüten önemli bir güç olduğuna inanıyoruz" yorumunu yapıyor.

Deprem nedeniyle şehirde birçok kooperatif üretim alanlarını kaybederken, geçici mekânlarda daha sınırlı ölçekli üretime yönelmek zorunda kaldı. Tedarik zincirinde yaşanan aksamalar, pazarlama kanallarındaki daralma ve iç talepteki düşüş de tüm alanlarda üretim hacmini olumsuz etkiledi. Ancak kadın kooperatiflerimizin önemli bir kısmı üretimi tamamen durdurmak yerine ölçeği küçülterek devam etmeyi tercih etti.

Oğuzhan Ata Sadıkoğlu "Özellikle son yıllarda dijitalleşme başlığını öncelikli alanlarımızdan biri olarak konumlandırdık. Firmalarımızın dijital pazar yerlerine entegrasyonu, e-ticaret ve e-ihracat süreçlerine uyumu konusunda kapsamlı eğitim ve bilgilendirme programları yürütüyoruz. Kadın kooperatiflerimizin de bu çalışmalardan somut fayda sağladıklarını gözlemliyoruz. Ayrıca ilgili kamu kurumları, kalkınma ajansları ve destek mekanizmaları ile koordinasyon sağlayarak kadın kooperatiflerinin hibe ve teşvik programlarından daha etkin yararlanmasını destekliyoruz. Önümüzdeki dönemde özellikle dijitalleşme, ortak markalaşma, kurumsallaşma ve ihracata hazırlık konularında eğitim ve mentorluk programlarını hayata geçirmeyi planlıyoruz. Kadın kooperatiflerimizin yalnızca yerel ölçekte değil, ulusal ve uluslararası pazarlarda da rekabet edebilir yapıya kavuşması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz" diye konuşuyor.

GERÇEK TOPARLANMANIN FORMÜLÜ

Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'nun şu sözleri, kadın kooperatiflerinin iyileştirici gücünü bir başka perspektiften destekliyor: "Deprem sonrası gerçek bir toparlanma yalnızca büyük sanayi yatırımlarıyla değil, tabana yayılan üretim modelleriyle mümkün olacaktır. Kooperatifler de bu noktada kritik bir rol üstlenmektedir. Kadın kooperatifleri hem istihdamı artırmakta hem de sosyal dayanışmayı güçlendirerek kentin psikolojik ve ekonomik iyileşmesine katkı sağlamaktadır. Malatya'nın yeniden ayağa kalkma sürecinde kadın emeği en güçlü dinamiklerden biridir."

YENİDEN BAŞLAYABİLİRİM DİYEN HER KADININ YANINDAYIZ

6 Şubat depremlerinin, Kahramanmaraş'ın hafızasında derin izler bıraktığını belirten Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Buluntu ise "Ancak bizler, bu büyük felaketin ardından yalnızca yaralarımızı sarmayı değil; şehrimizi daha güçlü, daha dayanıklı ve daha kapsayıcı bir ekonomik yapıyla yeniden ayağa kaldırmayı hedefledik. Bu süreçte en çok üzerinde durduğumuz başlıklardan biri kadın girişimciliği oldu" diyor.

Oda olarak kadınlarımızın üretim süreçlerine daha aktif katılımını sağlamak, mevcut işletmelerini sürdürülebilir hale getirmek ve yeni iş fikirlerini desteklemek için kapsamlı bir yol haritası oluşturduklarını anlatan Buluntu, sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Bu vizyonun en somut ve en stratejik adımı, 15 Ocak 2025 tarihinde açılan Kadın İş Geliştirme Merkezimiz (KİGEM) oldu. KİGEM'i yalnızca bir çalışma alanı olarak değil; eğitim, mentorluk, danışmanlık ve pazara erişim imkânı sunan bütüncül bir girişimcilik ekosistemi olarak kurguladık. Deprem sonrası "yeniden başlayabilirim" diyen her kadının yanında olmak istedik. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile yürüttüğümüz çalışmalar kapsamında, toplam 1 milyon 550 bin dolarlık hibe desteğini kazandırdık. Bu 1,55 milyon dolarlık uluslararası destek; kadın girişimcilerimizin üretim altyapısını yeniden kurmalarına, ekipman ihtiyaçlarını karşılamalarına, eğitim ve kapasite geliştirme programlarına erişmelerine doğrudan katkı sağladı. Böylece deprem sonrası yeniden başlama cesareti gösteren kadınlarımızın yanında yalnızca sözle değil, somut kaynakla da durmuş olduk.

Depremin ardından birçok kadın girişimcimiz hem iş yerini hem de üretim altyapısını kaybetti. KİGEM, bu anlamda ekonomik bir merkez olmanın ötesinde bir dayanışma alanı oldu. Burada kadınlarımız birbirlerinden güç alıyor, ortak projeler geliştiriyor, birlikte üretmenin ve birlikte büyümenin kültürünü inşa ediyor. Bu merkez, şehrimizin sosyal dayanıklılığını da güçlendiren bir yapı haline geldi.

Kadınlarımızın daha güçlü temsil edildiği bir ekonomik yapı inşa etmeyi hedefliyoruz. KİGEM'i büyüterek daha fazla kadına ulaşmayı, üretimden ihracata uzanan güçlü bir değer zinciri oluşturmayı amaçlıyoruz. İnanıyorum ki Kahramanmaraş'ın yeniden yükseliş hikâyesinde kadın girişimcilerimiz en ön safta yer alacaktır. Biz de bu yürüyüşte onların yanında olmaya, destek vermeye ve önlerini açmaya kararlılıkla devam edeceğiz."

YERELDEN ULUSALA UZANAN BİR MODEL

Türkiye genelinde kadın kooperatiflerinin sayısı son yıllarda istikrarlı biçimde artıyor. 2000'li yıllardan itibaren ivme kazanan kadın kooperatifleri, günümüzde yoğunlukla Ticaret Bakanlığı altında "Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi" ana sözleşmesi ile ya da Tarım ve Orman Bakanlığı altında kurulmakta. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Ocak 2026'da Bakanlığa bağlı olarak 31 kooperatif kurulurken, bunun içinde en fazla kurulan kooperatif türü ise 11 adet ile Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi oldu. Aralık 2025'te de durum farklı değildi. Kurulan 29 kooperatifin 14'ü kadın kooperatifiydi. Hali hazırda bu kooperatiflerin önemli bir bölümü depremden etkilenen illerde faaliyet gösteriyor. Kadın kooperatifleri artık yalnızca mahalle ölçeğinde üretim yapan yapılar değil. E-ticaret platformlarına entegrasyon, zincir marketlerle yapılan tedarik anlaşmaları ve kamu destek programları sayesinde daha geniş pazarlara açılabiliyor.

MELEKLERİMİZDEN MESAJ VAR

Aysel Erdem: "İçinizdeki güce ve emeğinize güvenin. Biz o enkazların içinden el ele vererek, önyargılarla savaşarak çıktık. Kadının emeğinin olduğu yerde bereket, dayanışmanın olduğu yerde ise sarsılmaz bir gelecek vardır. Tüm emekçi kadınların günü kutlu olsun!"

Zarif Sönmez "Kadın kooperatifleri; daha önce çalışma hayatında yer almamış kadınların üretime katılmasını sağlayarak cesaret kazanmalarına ve potansiyellerini keşfetmelerine aracılık ediyor. Güçlü kadın; güçlü çocuklar, güçlü aileler ve güçlü toplum demektir."

Kadem Doğan: Meryem Kadın Kooperatifi, eşitlik alanında kadın istihdamını daha da arttırarak daha kadınların yaşamda güçlü olmasını hedefler. UN Women'ın bu yıl yapmış olduğu çağrıyla tüm kadınlar ve kız çocukları için "Bizim Haklarımız, Bizi Gücümüz" sloganıyla eşit haklar ve adil bir gelecek çağrısında bulunuyoruz.

Cennet Polat: Kadınlar bir araya geldiğinde sadece üretmez; iyileşir, güçlenir ve hayatı dönüştürür. Bir kadının ayağa kalkması, başka kadınlara da cesaret olur. Ve biz, birlikteysek, hiçbir yer "olmaz" değildir.

DEPREMDEN ETKİLENEN KADINLARA DESTEK PROJELERİ

Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Mehmet Tuncay Yıldırım, "Gaziantep, kadınlarıyla var olan bir şehirdir. Bu topraklar; Antep savunmasında Yirik Fatma'nın cesaretiyle, mücevherlerini satıp kutnu atölyesi kuran ve Gaziantep Ticaret Odası'na kayıtlı ilk kadın tüccar Fehime Ünver'in girişimci ruhuyla yoğrulmuştur. Bugün de aynı ruh; sanayide, ticarette, kooperatiflerde ve girişimcilikte üretmeye devam eden kadınlarımızda yaşıyor" ifadeleri ile kadın hareketinin kent için önemine dikkat çekiyor…

Kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer almasını sağlamanın herkesin ortak sorumluluğu olduğunu ifade eden Yıldırım, "Gaziantep Ticaret Odası olarak kadınlarımızı destekleyen projeler yürütüyor, eğitim ve danışmanlık programlarıyla kapasitelerini güçlendiriyoruz. Bu çalışmalarımızın Dünya Odalar Yarışması'nda "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" kategorisinde dünya birinciliği ile taçlandırılması, doğru bir yolda ilerlediğimizin güçlü bir göstergesi" diyor. Tüm zorluklara rağmen üretimden vazgeçmeyen kadınların, şehrin yeniden ayağa kalkma sürecinin en önemli aktörleri olduğunu ifade eden Mehmet Tuncay Yıldırım "Gaziantep'in yarınını da kadınların emeği, cesareti ve kararlılığı şekillendirecektir" diyor.

Gaziantep Ticaret Odası, 2023 depremi sonrası kadınlara destek konusunda aktif rol almış. 8 Mart 2024'te, Avrupa Birliği Bilgi Merkezi, İslahiye ve Nurdağı ilçelerindeki konteyner kentlerde yaklaşık 750 kadının katılımıyla atölye çalışmaları düzenleyerek, aile gelişimi, sağlık ve sosyal katılım konularında bilgiler aktarılmış. Odanın kadınlar için yaptığı birçok proje var. Bunların başında ise "Gaziantep'te Kadın Kooperatiflerini ve Kadın Girişimcileri Kapasite Geliştirme Programları ile Dayanıklılıklarının Artırılması Projesi" geliyor. 2022–2024 yılları arasında Gaziantep Ticaret Odası (GTO) tarafından Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) iş birliğiyle yürütülen proje, ekonomik katılımda engellerle karşılaşan kadınları hedefliyor.

HATAY VALİSİ 53 KADIN KOOPERATİFİNİ BİR ARAYA GETİRDİ

Deprem bölgesindeki kadın kooperatiflerinin en dikkat çekeni hayathatay.com projesi oldu. Hatay Valisi Mustafa Masatlı'nın talimatıyla ildeki 53 kadın kooperatifi, Hayathatay.com projesi çatısı altında bir araya geldi. Vali Mustafa Masatlı "Deprem bölgesindeki kadınlarımızın çabası, yalnızca hayata tutunma değil; aynı zamanda başkalarını da ayağa kaldırma iradesidir. En ağır kayıpların içinden üretimle, dayanışmayla ve emekle yeniden bir gelecek kurmaya çalışmaları, büyük bir toplumsal direncin ifadesidir" diyor. Projenin deprem sonrası bölgedeki yaraları sarmak ve ekonomik toparlanmayı desteklemek amacıyla tasarlanmış bir sosyal sorumluluk projesi olduğuna dikkat çeken Vali Masatlı "Bu proje, kadın kooperatiflerini destekleyerek kadın istihdamını artırmayı, kadın kooperatiflerini teşvik etmeyi ve kadınların ekonomik bağımsızlıklarını güçlendirmeyi hedeflemektedir. HayatHatay üst markası oluşturularak Valiliğimiz adına tescil edildi. Hayathatay üst markası ile tüm kadın kooperatifleri tek çatı altında toplandı. Ürünlerinin tek noktadan satış ve pazarlamasının sağlanması, ulusal ve uluslararası pazarla buluşturulması, deprem nedeniyle bozulan Hatay ekonomisinin yeniden canlanması ve kadınların yeniden inşa sürecinde aktif rol alması amaçlandı. Hatay'a özgü yöresel ve simgesel ürünlerin satış ve pazarlamasının yapılmasının sağlanması, ulusal ve uluslararası pazarla buluşturulmasını sağlayan bu model tüm yönleriyle Türkiye'de ilk ve tek" yorumunu yapıyor. Vali Mustafa Masatlı, HayatHatay modelinin İçişleri Bakanlığı tarafından 81 ilde Pilot Proje olarak örnek gösterildiğini ifade ediyor.

Hayat Hatay Projesi kapsamında 53 kadın kooperatifindeki yaklaşık 600 kadın üretici tarafından bugüne kadar 105 binden fazla ürün üretilip hayathatay.com ve diğer satış kanallarıyla Türkiye ve dünya pazarına sunuldu. Ürünler sadece internet üzerinden değil, aynı zamanda zincir marketlerdeki stantlarda, yerel etkinliklerde ve uluslararası fuarlarda da satışa sunularak pazarlama alanı genişletildi. 105 bini aşan ürün sayısı, sadece istihdam ve üretim hacmini değil, aynı zamanda uluslararası ilgi çeken bir ticari platform ortaya çıkardığını gösteriyor. Vali Masatlı "Öncelikle 53 kadın kooperatifini tek çatı altında bir araya getirerek kurumsal koordinasyonu sağladık. Lojistik merkez, ortak depolama alanları ve ürün toplama altyapısı oluşturduk. Kooperatiflerin gıda üretiminde hijyen, kalite ve standartlara uygun çalışabilmesi için teknik danışmanlık ve eğitim programları organize ettik. Özetle Valilik olarak sağladığımız destek; maddi katkının ötesinde, organizasyon, koordinasyon, pazar erişimi ve sürdürülebilirlik temelli bir kalkınma desteğidir. HayatHatay tek başına bir marka değil; üretici markalarını büyüten ve güçlendiren bir üst marka platformudur. HayatHatay'ın bundan sonraki hedefi; afet sonrası dayanışma modeli olmanın ötesine geçerek sürdürülebilir ve güçlü bir kalkınma markasına dönüşmektir" yorumunu yapıyor.

KADINLAR KOOPERATİF YAPILANMASINDA ÖNDE

TOBB istatistiklerine göre kadınlar, kooperatif yapılanmasında önde. Kurulan Kapanan Şirketler istatistikleri kapsamında, kadın ve genç girişimcilere yönelik alt kırılımlar yayınlandı. Anonim şirketlerin yüzde 17'sinde, limited şirketlerin ise yüzde 18,3'ünde kadın gücü bulunuyor. Kadın kooperatifleri ise toplam kooperatif yapılanması içinde yüzde 26 oranında paya sahip. TOBB ikinci kırılım olarak, kurulan şirketlerin kaçında en az 1 kadın ortak bulunduğunu belirledi. Buna göre anonim şirketlerdeki toplam temsilci sayısının yüzde 14'ü, limited şirketlerin yüzde 16,2'si, kooperatiflerde ise yüzde 19,7'si kadınlardan oluştu.

BİZE ULAŞIN