Boğaziçi Teknopark’ta yeni dönem

Boğaziçi Teknopark, büyüme stratejisinde yeni bir faza geçiyor. Yıl sonunda Etiler’de açılacak 25 bin metrekarelik yeni kampüsün, İstanbul’un merkezinde yüzlerce girişimciye ev sahipliği yapacağını belirten Boğaziçi Teknopark Genel Müdürü Cem Duran “Artık hedefimiz firmaları sadece desteklemek değil, global ölçekte büyütmek” diyor…
29.04.2026 11:35 GÜNCELLEME : 30.04.2026 00:01

MERVE YILMAZ GERGİN / Türkiye'de teknopark ekosistemi son 20 yılda yalnızca bir teşvik modeli olmaktan çıkıp, girişimciliği büyüten ve teknoloji ihracatına destek sunan stratejik bir yapıya dönüştü. Türkiye genelinde sayısı 100'ü aşan teknoparklarda 12 bine yakın firma faaliyet gösterirken, bu firmalarda 120 binden fazla AR-GE personeli yeni ürün geliştirmek için kafa yoruyor. Bu firmaların toplam ihracat hacmi ise 16 milyar doları geçmiş durumda. Bu dönüşümün merkezinde yer alan yöneticilerden biri olan Boğaziçi Teknopark Genel Müdürü Cem Duran, üç büyük teknoparkta edindiği deneyimle sektörün evrimini yakından takip edenlerden. Nitekim Boğaziçi Teknopark, son yıllarda gerçekleştirdiği hızlı büyüme ve ekosistem odaklı yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Cem Duran liderliğinde teknopark; yalnızca firmalara alan sağlayan bir yapı olmaktan çıkarak, girişimcileri global pazarlara hazırlayan, yatırımcılarla buluşturan ve derin teknoloji üretimini teşvik eden bir merkez haline gelmiş durumda. Özellikle kısa sürede bin metrekarelik bir alandan 25 bin metrekarelik bir kapasiteye ulaşma hedefi, bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri. Etiler'de yıl sonunda açılması planlanan yeni kampüs ise yüzlerce girişimciye erişim sağlayacak olması açısından da önemli bir adım olarak görülüyor.

Boğaziçi Teknopark'ın büyüme stratejisi yalnızca İstanbul ile sınırlı değil. Bu kapsamda Batman'da hayata geçirilen girişim ofisi de dikkat çekici bir hamle olarak öne çıkıyor. Ayrıca genç girişimcilere doğrudan temas eden bu merkez, yalnızca bir çalışma alanı değil; aynı zamanda eğitim, mentorluk ve gelişim imkânları sunan bir yapı olarak konumlanıyor. Böylece girişimcilik ekosistemi, büyük şehirlerle sınırlı kalmadan daha geniş bir coğrafyaya yayılma imkânı buluyor. Tüm bu gelişmeler, teknopark modelinin geleceğinin yalnızca teşviklerle değil; erişilebilirlik, yaygınlık ve güçlü bir ekosistem kurgusuyla şekilleneceğini açıkça ortaya koyuyor. Biz de hem Boğaziçi Teknopark'ın yeni projelerini hem de bu ekosistemin ulaştığı boyutları Boğaziçi Teknopark Genel Müdürü Cem Duran ile konuştuk…

Sizi tanıyabilir miyiz? Kariyer yolculuğunuz nasıl başladı?

Akademik kariyerim sırasında, doktora yaparken Yıldız Teknik Üniversitesi Teknopark'ta Teknoloji Transfer Müdürü olarak göreve başladım. Ardından aynı kurumda Genel Müdür Yardımcılığı görevini üstlendim. 2014 yılından itibaren teknopark ekosisteminin içindeyim. Yıldız Teknik Üniversitesi'ndeki görevimin ardından Teknopark İstanbul'a geçtim ve burada yaklaşık 5 yıl Genel Müdür Yardımcısı olarak çalıştım. Son üç yıldır Boğaziçi Teknopark Genel Müdürü olarak görev yapıyorum. Toplamda 10 yılı aşkın süredir teknoparklarda üst düzey yöneticilik yapıyorum. Üç büyük teknoparkta yöneticilik yapmış olmam, bana önemli bir deneyim sağladı. Türkiye'de yaklaşık 25 yıllık bir teknopark geçmişi olduğunu düşündüğümüzde, bu alanda en tecrübeli yöneticilerden biri olduğumu söyleyebilirim. Aynı zamanda akademisyenim. 10 yılı aşkın süredir girişimcilik dersleri veriyorum. Bu yıl Bahçeşehir Üniversitesi'nde yüksek lisans öğrencilerine ders veriyorum ve farklı üniversitelerde de eğitimler vermeye devam ediyorum.

Teknopark kavramını en sade haliyle nasıl tanımlarsınız?

Teknoparklar, Türkiye'de yaklaşık 25 yıl önce, devletin AR-GE ve inovasyon faaliyetlerini teşvik etme ihtiyacından doğdu. 2001 yılında yasal altyapısı oluşturuldu ve 2002 yılında ilk teknoparklar kurulmaya başlandı. Temel mantık oldukça netti. Devlet, AR-GE yapan firmalara vergi avantajları sağlayarak bu faaliyetleri teşvik etmek istedi. Teknoparklarda faaliyet gösteren firmalar; gelir vergisi, kurumlar vergisi ve SGK gibi alanlarda ciddi avantajlar elde etti. Amaç, firmaların daha düşük maliyetlerle inovatif ürün geliştirmesini sağlamaktı. O dönem Türkiye'de AR-GE harcamalarının milli gelir içindeki payı yaklaşık yüzde 0,5 seviyesindeydi. Bugün bu oran yüzde 1,5 seviyelerine ulaştı. Bu artışta teknoparkların katkısı oldukça büyük. Ancak teknoparklar artık sadece vergi avantajı sunan yapılar değil. Bugün 114 teknoparktan oluşan büyük bir ekosistemden söz ediyoruz. Bu yapılar; yüzlerce firmanın, binlerce mühendisin bir arada çalıştığı, işbirliklerinin geliştiği inovasyon merkezlerine dönüştü.

Girişimlere ne tür destekler sağlanıyor?

Teknoparklar artık bir ekosistem haline geldi. Vergi avantajları devam ediyor. Ancak bunun ötesinde çok sayıda katma değerli hizmet sunuluyor. Firmaları yurt dışına açıyoruz. Örneğin Dubai veya İngiltere pazarına giriş programları düzenliyoruz. Eğitimler veriyoruz, işbirlikleri kuruyoruz, toplantılar organize ediyoruz. Patent desteği sağlıyoruz, bunları yatırımcılarla buluşturuyoruz, hukuki süreçlerde destek oluyoruz. Kendi içlerinde işbirlikleri kurmalarını teşvik ediyoruz. Artık teknoparklar sadece bir alan değil, aktif olarak değer üreten bir yapı.

Türkiye'de teknoparkların mevcut durumu nedir?

Türkiye'de 114 teknopark ilan edilmiş durumda. Bunların yaklaşık 95-100 tanesi aktif olarak faaliyet gösteriyor. Teknoparkların iki ana müşteri grubu var:
Birincisi AR-GE yapan büyük firmalar. Bu firmalar ofis kiralıyor ve vergi avantajlarından faydalanıyor. İkincisi ise girişimciler. Üç yaşın altındaki genç girişimler kuluçka merkezlerinde destekleniyor. Kuluçka merkezlerinde girişimcilere ofis, internet, mentorluk ve eğitim gibi hizmetler çoğunlukla ücretsiz sağlanıyor. Büyük firmalardan elde edilen kira gelirleri bu sistemin finansmanında kullanılıyor.

Sizi diğer teknoparklardan hangi özellikleriniz ayırıyor?

Kuluçka merkezlerinde girişimcilerden ücret almıyoruz. Öğrenci olsun olmasın, girişimciyse ücretsiz destek veriyoruz. Bu bizim en önemli farklarımızdan biri. Genel olarak teknoparklar girişimcileri büyütmeye odaklı yapılar. Girişimcilerin finans, pazarlama ve mentorluk ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Büyük firmaların da doğru iş ortaklarına ulaşmasını sağlıyoruz.

Teknoparkınızdaki şirketlerin büyüklüğü nedir?

Şu anda 90'ın üzerinde AR-GE firmamız ve yaklaşık 42 kuluçka firmamız var. İhracatımız yaklaşık 29,4 milyon dolar seviyesinde. Türkiye genelinde ise teknoparklarda 12 bine yakın firma ve 120 bin AR-GE mühendisi bulunuyor. Bu firmalar toplamda 16 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirdi. Bu çok önemli bir çıktı. Hem insan kaynağı yetiştirildi hem de ülkeye ciddi döviz girdisi sağlandı.

Boğaziçi Teknopark'ın gelişimi nasıl ilerliyor?

Boğaziçi Teknopark 2010 yılında kuruldu. Biz göreve geldiğimizde 1.000 metrekarelik küçük bir alandaydı. Bugün 5 bin metrekareye ulaştık. Bu yıl Etiler'de açılacak yeni bina ile 25 bin metrekareye çıkacağız. Bu büyüme ile firma sayımızın 200'ün üzerine, kuluçka girişim sayımızın ise 250'nin üzerine çıkmasını bekliyoruz.

Etiler'deki yeni tesis ne zaman açılacak?

Etiler kampüsümüz yıl sonunda faaliyete geçecek. Burası merkezi konumu sayesinde ulaşımı çok kolay bir lokasyonda yer alıyor. Kandilli'ye kıyasla çok daha erişilebilir bir noktada olması, özellikle öğrenciler ve genç girişimciler için büyük bir avantaj sağlayacak.

Batman'daki girişimcilik merkezi nasıl ortaya çıktı?

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, büyük teknoparklara Anadolu'daki girişimcilik ekosistemini destekleme görevi verdi. Bu kapsamda bizim görev alanımız Batman oldu. Batman'da bir hayırsever tarafından inşa edilen, oldukça modern ve donanımlı bir kompleks bize tahsis edildi. Biz de burada kuluçka merkezimizi kurduk. Şubat ayında ilk girişimcilerimizi kabul ettik. Şu anda yeni çağrılarla daha fazla girişimciyi sisteme dahil ediyoruz. Sadece Batman değil; Mardin, Diyarbakır gibi çevre illerden de başvurular alıyoruz. Bölgedeki girişimcilik potansiyelinin oldukça yüksek olduğunu söyleyebilirim.

Önümüzdeki beş yılda teknopark modelinde nasıl bir dönüşüm bekliyorsunuz?

2028 yılında mevcut vergi avantajlarının süresi doluyor. Büyük ihtimalle uzatılacak, ancak biz yöneticiler olarak bu avantajlar olmasa bile firmaların teknoparkta kalmasını sağlayacak bir yapı kurmak zorundayız. Dünya örneklerine baktığımızda teknoparkların vergi avantajı sunmadığını görüyoruz. Onlar tamamen iş birliği bilgi paylaşımı ve ekosistem gücü üzerine kurulu. Türkiye'de de model bu yönde evrilecek.

Teknoparklara yabancı yatırımcı ilgisi nasıl?

Yabancı yatırımcılar doğrudan teknoparklara değil, girişimlere yatırım yapıyor. Türkiye özellikle bazı sektörlerde çok güçlü. Özellikle mobil oyun sektörü dünya çapında ciddi bir konuma geldi. Türkiye'den çıkan bazı girişimler kısa sürede milyar dolarlık değerlemelere ulaştı. Bu da yabancı yatırımcıların ilgisini sürekli artırıyor.

Genç girişimcilere ne önerirsiniz?

Kapımız herkese açık. Ancak son dönemde girişimcilik çok popüler olduğu için fikri olmayan ama girişimci olmak isteyen gençlerin sayısı arttı. Bu yüzden bir "Master Class" programı başlattık. Fikri olmayan ama girişimci olmak isteyen gençlere eğitimler veriyoruz, fikir geliştirmelerini sağlıyoruz, en iyi projelere ödüller sunuyoruz Geçtiğimiz yıl 250 öğrenci bu programa katıldı. Fikri olan da olmayan da bize gelsin. Biz birlikte geliştirelim diyoruz.

Sayılarla Boğaziçi Teknopark

Toplam Firma Sayısı: 133

Kuluçka Firması: 42
Ar-Ge Firması: 91

Toplam Proje: 827
Ar-Ge Personeli: 714

Toplam İhracat: 29,4 milyon dolar
Toplam Satış Geliri: 2,47 milyar TL

2025'te en çok ihracat yapan firmalar:

Lifemote Bilişim ve Ticaret anonim Şirketi: 4,6 milyon dolar

Genomize Bilişim ve Biyoteknoloji Anonim Şirketi: 355 bin dolar

Munis Teknoloji Anonim Şirketi: 422 bin dolar

Kor Kurt Akın Limnos Bio – 487 bin dolar

BİZE ULAŞIN