İlk telgraf ve telefondan günümüze uzanan 165 yıllık dostluk

İlk telgraf cihazının getirilmesi, ilk telefon hattının kurulması gibi Türkiye’de sayısız ilkte imzası bulunan Siemens, bu yıl Türkiye’ye gelişinin 165. yılını kutluyor. Siemens Türkiye Dijital Fabrikalar Genel Müdürü Kerim Oal ile, Türkiye’de üretimin dijitalleşmesi ve dijital ikiz çalışmalarını konuştuk.
13.08.2021 13:44 GÜNCELLEME : 13.08.2021 13:46
PARA RÖPORTAJ/ ÜRÜN DİRİER Almanya'da kuruluşundan yalnızca 9 yıl sonra Türkiye'ye gelen Siemens'in ülkemizdeki yolculuğu 1856'da ilk telgraf cihazının Siemens&Halske tarafından getirilmesiyle başladı. 1881'de ilk telefon hattını kuran, 1906'da Dolmabahçe Gazhane'de ilk enerji santralini hayata geçiren, 1924'te Türkiye'nin ilk röntgen cihazını temin eden ve genç Türkiye Cumhuriyeti'ni buhar makinesi, dinamo gibi ürün ve çözümlerle tanıştıran Siemens Türkiye ülkemizde enerji sistemlerinden demiryollarına kadar pek çok farklı alanda öncü bir rol üstlendi. Türkiye'de ilk hidroelektrik santrali, ilk hızlı treni, ilk Leed Gold sertifikalı tesisi gibi birçok ilke imza attı. Bu yıl Türkiye'de 165. yılını kutlayan firmanın Türkiye Dijital Fabrikalar Genel Müdürü Kerim Oal ile Türkiye'de üretimin dijitalleşmesi ve dijital ikiz çalışmalarını konuştuk.

Pandemi ile birlikte dijitalleşme de artık daha çok gündemimize girdi. Sektörler açısından dijitalleşme hızını nasıl buluyorsunuz?

Pandemi dönemiyle birlikte, çalışmaya, üretmeye ve iletişim kurmaya devam edebilmenin dijital teknolojilerle sağlanabildiğini gördük. Dolayısıyla birçok sektörde normalde yıllar alan dijital dönüşüm süreçleri de acil gereklilik nedeniyle haftalar içinde tamamlanabildi. Bunun arkasındaki neden de aslında mecburiyetti, çünkü mevcut şartların üstesinden gelmek başka şekilde mümkün olmayacaktı. Birçok sektör, bu mecburiyet nedeniyle dijitalleşme konusunda kısa sürede önemli bir aşama kaydetmiş olsa da bu konuda biraz daha hızlanmak gerektiğini söyleyebiliriz. Bu gerekliliğin nedeni sadece pandemi koşullarıyla etkili mücadele değil, aynı zamanda dijital teknolojilerin sağladığı yüksek verimlilik ve tasarrufun sağladığı avantajlarla geleceğe de hazır olmak.

Kerim Oal

Peki dijitalleşme için ne gibi adımlar atılması gerekiyor? Gördüğünüz eksikler var mı?

Genel olarak dijital dönüşümü erteleyen kurumlarda siber güvenlik endişelerinin ve bu dönüşümü sağlayacak uzmanlık ve kaynaklara kısıtlı erişimin bir payı olduğu görülüyor. Ancak bu erteleme, rekabetin gerisinde kalma riskini önemli ölçüde artırıyor. Diğer taraftan harekete geçmek isteyen kurumlar ise etkili bir plan geliştirme konusunda zorlanabiliyor. Çünkü bulut, nesnelerin interneti (IoT), yapay zekâ gibi yenilikçi teknolojiler sayısız seçenek ve olanak sunuyor. Şirketler için bu seçenekler arasında yolu bulmak biraz zorlayıcı olabiliyor. Bu nedenle biz dijital dönüşüm için yola çıkan şirketlere öncelikle sorunlu alanlarını ve ihtiyaçlarını belirlemelerini tavsiye ediyoruz. Sayısız uygulamanın ve çözümün arasından hangilerinin en iyi sonucu vereceğini belirlemek için ilk aşamada problemler ve ihtiyaçlar net bir şekilde belirlenmeli. Ardından ilk adımları yavaş ve kararlı bir şekilde atmak güçlü bir temel oluşturmayı sağlar. Biz Siemens olarak hem dünyada hem de Türkiye'de kurumlara dijital dönüşüme adım adım adapte olmaları için bir yol haritası sunuyoruz.

Endüstri 4.0 ekseninde sektörlere ne gibi çözümler sunuyorsunuz ve bu dijitalleşme sürecinde onlara nasıl destek oluyorsunuz?

Siemens, Almanya'da ortaya çıkan Endüstri 4.0 yol haritasını Alman Hükümeti'ne hazırlayan ve sunan çalışma grubunda yer alıyordu. Bu anlamda, Endüstri 4.0'ın öncüleri arasında bulunuyoruz. Endüstri 4.0 kavramı bizim için, akıllı bilgi sistemleri olarak tanımlayabileceğimiz dijital hizmetler, gelişmiş algoritmalar, verilerin toplanması ve analizi, makine öğrenmesi gibi teknolojilerde sahip olduğumuz 20 yılı aşkın deneyimimize işaret ediyor. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz çözümlerle sadece kendi süreçlerimizi değil, dünyadaki tüm endüstriyel kuruluşların üretim süreçlerini iyileştirmeye odaklanıyoruz. Türkiye'deki şirketlere dijital dönüşümlerinde rehberlik ediyoruz. Dijitalizasyon, elektrifikasyon ve otomasyon odağında, ürün yaşam döngüsü için en son yazılımları, güçlü otomasyon teknolojilerini ve hizmetlerini tek bir çatı altında sunan öncü firma olarak dünyada ve Türkiye'de dijitalizasyonun liderliğini üstleniyor, dijital dönüşüme rehberlik ediyoruz. Dijitalizasyon kapsamında sunduğumuz yenilikçi çözümlerimiz, şirketlerin üretim süreçlerini iyileştiriyor, onlara rekabet avantajı sağlıyor.

Öne çıkan çözümlerinizden örnek verebilir misiniz?

Bu çözümlerimizin en önemlileri arasında Dijital İkiz teknolojimizi ve Dijital Fabrika kavramımızı sayabiliriz. Dijital İkiz teknolojimizle gerçek dünyayı sanal ortama taşıyoruz ve fiziksel üretimin birebir kopyasını dijital ortamda yaratarak simülasyonlar gerçekleştiriyoruz. Dijital fabrikada ise bir fabrika kurulmadan önce tüm bileşenleri bilgisayar ortamına uygun yazılımlarla tasarlanıyor ve fabrika sanal ortamda çalıştırılıyor. Böylece fabrikanın kendisi ortada yokken fabrikanın nasıl çalıştığı öğreniliyor ve en iyi çalışma sisteminin kurulması için gerekli önlemler alınabiliyor. Bu sayede hem maliyetler düşüyor hem kalite yükseliyor hem de hız kazanılıyor. Bütün bunların yapılabilmesi için gerekli donanım, yazılım ve otomasyon sistemlerinin kurulması gerekiyor. Siemens olarak biz, Dijital İkiz teknolojisinin yanı sıra SIMATIC, SINUMERIK, SIMOTION gibi otomasyon sistemlerini ve endüstriye açık, bulut tabanlı bir Nesnelerin İnterneti İşletim Sistemi olan MindSphere'i sunarak bir fabrikanın kurulumundan üretim ve üretim sonrası süreçlerine kadar her noktasını dijitalleştirebiliyoruz. MindSphere ile cihazların internete bağlanıp verilerin buluta taşınmasını ve orada gelişmiş araçlarla, herkese açık bir ortamda, daha akıllı uygulamalar aracılığıyla yüksek katma değerli çözümler sunulmasını mümkün kılıyoruz. Örneğin MindSphere üzerinde Siemens Türkiye mühendisleri tarafından geliştirilen Manage My Machine uygulaması, dünyada herhangi bir yerdeki makinelerin verilerini, mevcut veya geçmiş durumlarını görüntüleyebiliyor. Makinelere erişim sağlayarak verimliliği arttırma, durma sürelerini azaltma avantajı sunuyor. Böylece daha yüksek kalitede hizmet, dijital bir çözüm ve yeni iş modelleri sunuluyor. Dolayısıyla Siemens'in Dijital Fabrika bölümünün ürün portföyü, ürün ve üretim yaşam döngüsünün tamamını birleştirmeyi başarıyor. Siemens'in Product Lifecycle Management (PLM) yazılımı, yeni ürünleri tamamen sanal bir temelde geliştirmeyi ve optimize etmeyi mümkün kılıyor. TIA konsepti ise tüm otomasyon bileşenlerinin birlikte verimli olarak çalışmasını sağlıyor ve mühendislik maliyetlerini yüzde 30'a varan oranlarda düşürebiliyor.

Geleceğe yönelik olarak sektörlerin dijitalleşmesine yönelik ne gibi yeni çözüm ve yatırım hedefleriniz var?

Dijitalizasyon kapsamındaki çalışmalarımızla, endüstri sektöründe daha verimli üretim, pazara çıkış süresinde kısalma ve daha fazla esneklik sağlamayı amaçlıyoruz. Bu konuda hayata geçirdiğimiz birçok iş birliğimiz de mevcut. Sahip olduğumuz Ar-Ge deneyimimiz ve yatırımlarımız sayesinde müşterilerimiz ve sektörün ihtiyaçlarına uygun iş birlikleri ile ülkemizin dijitalleşme yolculuğuna hizmet ediyoruz. Bu doğrultuda hayata geçirdiğimiz projelerimizden biri Dijital Deneyim ve İnovasyon Merkezi. Bu merkez Siemens'in Kartal Kampüsü'nde yer alıyor. Burada Dijital Endüstriler ve Ar-Ge birimlerinin çalışmaları, DEX (Dijital Deneyim ve Uygulama Merkezi) ve TI (Teknoloji ve İnovasyon) olmak üzere iki ayrı birim tarafından yürütülüyor. Öte yandan MESS Teknoloji Merkezi Projesi ile müşterilerimize dijitalleşme ve Endüstri 4.0 çözümlerimizi 9 farklı kullanım senaryosu ile uçtan uca uygulamalı olarak sunuyoruz. En yeni yatırımlarımızdan biri ise, Koç Üniversitesi-Siemens IOT EDGE Araştırma Laboratuvarı. Koç Üniversitesi'nin Üretim ve Otomasyon Araştırma Merkezi'nde bulunan bu araştırma laboratuvarında, dijital üretimde ileri veri analizi yapılmasına ve yeni uygulamalar geliştirilmesine imkân veren SINUMERIK Edge Platformu'nu araştırmacıların ve makine sektörünün kullanımına sunduk. SINUMERIK Edge Platformumuz, CNC (bilgisayarlı nümerik kontrol), dijital teknolojiler ve bulut teknolojilerinin bir kombinasyonu. Burada dijital üretim desteği ile üretim optimizasyonunu kolaylaştıran uygulamalar geliştirilebiliyor.

Dijitalleşme ve Endüstri 4.0 ile birlikte artık geleceğe yönelik istihdamın da planlanması ayrı bir önem kazandı. Siemens olarak yetkinliklerin artırılması konusunda ne gibi girişimleriniz mevcut?

Dördüncü Sanayi Devrimi'nin ezber bozan yenilikleri, beraberinde yeni bir teknoloji algısını ve yeni yetkinliklere duyulan ihtiyacı getiriyor. Yakın gelecekte çok yeni meslek dallarının ortaya çıkması bekleniyor. Türkiye'nin nitelikli işgücü yetiştiren, ürettiği değerleri ihraç eden ve hem bölgede hem global arenada söz sahibi bir ülke haline gelmesi için ilk adımın eğitim alanında atılması gerekiyor. Siemens Türkiye olarak biz bu konuda geçen senelerde bir proje gerçekleştirdik. Önce çalışanlarımızın dijital olgunluk seviyesini ölçtük. Çalışanlarımız, yapılan testin sonucuna göre dijital yetkinlik açısından hangi seviyede olduklarını gördü; yetkinliklerini yükseltebilmeleri için gereken eğitim imkânlarını sağladık. Bununla birlikte dijitalleşme ve çeşitlilik odaklarımızı bir araya getiren Dijital Dönüşüm Kampı ile özellikle engelli gençlerimizin geleceğin dünyasına hazırlayan bir proje gerçekleştirdik. Dijital Dönüşüm Kampı'yla üniversite mezunu ya da öğrencisi engelliler dijitalizasyon ve yazılım eğitimleri alarak sertifikaya hak kazandı. Öğrenciler daha sonra Siemens Türkiye'de istihdam edilme imkanına da kavuştu. Öte yandan, Siemens tarafından dünyada birçok meslek lisesinde uygulanan Mesleki Eğitimde Dijital Dönüşüm Projesi'ni Türkiye'ye getirdik. Geçen yıl hayata geçirdiğimiz bu proje ile dijitalleşen dünyanın ihtiyaçlarına cevap veren nitelikli işgücünün yetiştirilmesine katkı sunmayı hedefliyoruz. Projemizin ilk pilot uygulamasını, Ar-Ge merkezi statüsünde bulunan Gültepe Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde uyguladık.

Dijital ikiz teknolojisi sektörlere ne getiriyor ve özellikle hangi sektörler için önemli bir teknoloji?

Dijital İkiz teknolojisi bir fabrikanın üretim aşamasına geçmeden sanal ortamda oluşturulup test edilebilmesine olanak sağlıyor. Bu teknoloji sayesinde şirket ve kurumların araştırma, test ve üretim süreçleri çok daha hızlı, verimli ve ekonomik hale geliyor. Bugüne kadar Dijital İkiz teknolojisini kullanarak gerçekleştirdiğimiz dijitalizasyon projeleri ile şirketlerin hızlı ve ucuz sanal testler yapmasını sağladık. Bu teknolojiyi kullanan müşterilerimiz yeni ürün geliştirme ve pazara çıkış sürelerini kayda değer oranlarda azaltabildi. Bu noktada önemli bir proje örneği olarak Maserati'yi gösterebiliriz. Siemens olarak Maserati ile Ghibli fabrikasında bir dijitalizasyon projesi gerçekleştirdik. Maserati, üretim kapasitesini artırmayı ve kişiye özel üretim imajını korumayı hedefliyordu. Fabrika, ürün tasarımından servise kadar her noktada Siemens teknolojileriyle donatıldı ve Dijital İkiz teknolojisi kullanıldı. Proje sonunda Maserati'nin yeni ürün geliştirme süresi yüzde 30 kısaldı. Ürünlerin pazara çıkış süresi 30 aydan 16 aya düştü ve üretilen otomobil sayısı 3 kat arttı. Bir diğer başarı hikâyemiz ise Adidas. Spor eşyalarında dijital üretim yapmak üzere gerçekleşen iş birliği ile Adidas'ın SpeedFactory'si Siemens tarafından dijital dönüşümden geçirildi. Speedfactory'nin dijital ikizi, üretim öncesinde sürecin tamamının simüle edilmesini, test edilmesini ve optimize edilmesini sağladı. Dijitalizasyondan sonra Adidas'ın bu fabrikası kişiselleştirilebilir, hızlı ve şeffaf üretim yapacak hale getirildi.

BİZE ULAŞIN