Neler değişecek?

En düşük emekli aylığı 20 bin liraya, asgari ücret işveren desteği sigortalı başına aylık bin 270 liraya yükseltildi. Şimdi sıra; site aidatında “keyfi zam” dönemini kapatacak ve yapı denetiminde yeni bir dönemin kapılarını aralayacak düzenlemeleri de içeren yeni torba yasada…
29.01.2026 12:53 GÜNCELLEME : 29.01.2026 12:53

HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ Milyonların beklediği düzenleme Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda kabul edildi. Yaşlılık, malullük, ölüm aylığı alanlara ve hak sahiplerine dosya bazında 2025'te 16 bin 881 lira olarak uygulanan en düşük aylık ödeme tutarı 2026 Ocak'tan itibaren 20 bin liraya yükseltildi. 4 milyon 917 bin kişinin yararlanacağı bu düzenlemenin mali etkisinin; 2026'nın ilk altı ayında 66.3 milyar lira olacağı öngörüldü. Yılın ikinci 6 ayında alt sınır aylığının aynı kalacağı ve emekli aylıklarının ise Orta Vadeli Program'da (OVP) öngörülen oranlar doğrultusunda artacağı varsayımıyla 2026'da düzenlemenin mali etkisi toplam 110.2 milyar lira olarak hesaplandı. Maaş farkı ödemeleri önümüzdeki günlerde yapılacak. Yeni düzenlemeyle asgari ücret işveren desteği 2026 yılında sigortalı başına günlük 42,33 lira olmak üzere aylık bin 270 liraya yükseltildi. İşverenlerin işgücü maliyetlerini düşürerek, istihdamın korunması ve kayıtlı istihdamın desteklenmesine yönelik bu düzenlemenin maliyetinin aylık 6.36 milyar lira, yıllık 76.37 milyar lira olacağı öngörüldü.

Öte yandan; site aidatında "keyfi zamma" son verecek düzenlemenin de aralarında olduğu diğer torba kanun teklifinin ise önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurul gündemine alınması ve yasalaşması bekleniyor.

3 YIL SÜRE İLE DEVLET MEMURLUĞUNA ATANAMAYACAKLAR

Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme, Devlet Memurları Kanunu'nun adaylık sürecine ve disiplin hükümlerine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi'nce verilen iptal kararlarının doğurduğu hukuki boşlukların giderilmesine yönelik hükümler de içeriyor. Düzenlemeye göre, adaylık süresi içinde; temel ve hazırlayıcı eğitim ve staj devrelerinin herhangi birinde başarısız olanlar, birden fazla uyarma ve/veya kınama cezası almış olanlar ile aylıktan kesme ya da kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almış olanların disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilecek. Sağlık nedenleri hariç, bu madde hükümlerine göre ilişikleri kesilenler 3 yıl süre ile devlet memurluğuna atanamayacak.

Teklifle, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda devlet memuru hakkındaki disiplin cezasının yargı kararıyla iptali halinde uygulanacak zamanaşımı süresine ilişkin düzenlemeye gidiliyor, karar gerekçesi dikkate alınarak yeniden disiplin cezası tesis edilebilmesine imkan tanınıyor.

İZİNSİZ YAYIN YAPTIRIMLARINA YENİ DÜZENLEME

Yeni düzenlemeyle, karasal ortamdan yayın yapan ve geçici izinle faaliyet gösteren medya hizmet sağlayıcıların izinsiz verici tesis etmeleri halinde uygulanacak yaptırımlar netleştirilerek uygulamadaki belirsizlikler giderildi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun uyarısına rağmen izinsiz yayınlara devam edilmesi durumunda adli para cezası ile mühürleme işleminin uygulanması düzenlendi. Buna göre, hükme aykırı hareket eden gerçek kişiler ile tüzel kişilerin yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürü, bir yıldan iki yıla kadar hapis ve bin günden 5 bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacak. Tüzel kişiler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu'ndaki güvenlik tedbirleri uygulanacak. İzinsiz olarak faaliyetine devam eden yayın cihaz ve tesisleri, Üst Kurul'ca mühürlenerek kapatılacak.

Yeni düzenlemeyle, Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi'nin kapanması sonrasında ortaya çıkan görev ve yetki boşluğu giderilerek, katılımcı belgesi verilmesine yönelik yetki İstanbul Finans A.Ş.'ye devrediliyor. Ayrıca düzenlemeyle, Siber Güvenlik Başkan Yardımcısı kadrosuna ilişkin mali, sosyal ve emeklilik hakları düzenleniyor.

Yeni düzenlemeyle, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı nedeniyle yasal boşluk yaşanmaması için "paylaşımlı elektrik skuter işletmeciliği faaliyetinde bulunanların denetleme ve buna ilişkin olarak idari para cezası tutanağı düzenleme yetkisi" Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'na verildi.

TÜRKİYE VARLIK FONU DENETİMİ

Yeni düzenlemeyle, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı doğrultusunda Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi'nin Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un "denetim" başlıklı 6. Maddesi'nde değişikliğe gidiliyor. Denetimin kapsamına; Türkiye Varlık Fonu'nun (TVF) bedelini ödeyerek yüzde 50'sinden fazlasına iştirak ettiği şirketler ve bağlı ortaklıklar da alınıyor. Buna göre, Türkiye Varlık Fonu Yönetim A.Ş., Türkiye Varlık Fonu veya bunlar tarafından hakim hissedar olarak kurulan ve kurulacak şirketler veya alt fonlar ile bunların kurucusu olduğu veya bedellerini ödemek suretiyle sermayesinin ya da katılım paylarının yarısından fazlasına sahip olduğu şirketler, alt fonlar ve bunların bağlı ortaklıkları, ilgili maddede düzenlenen denetim kapsamına dahil ediliyor. Düzenlemenin uygulaması ile bağımsız denetimin, Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirilecek denetim elemanlarınca yürütülecek denetimin ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu denetiminin Türkiye Varlık Fonu'nun bedelini ödeyerek doğrudan veya dolaylı olarak yüzde 50'sinden fazlasına iştirak ettiği şirketler ve bu şirketlerin bağlı ortaklıkları bakımından da uygulanacağı hususunun açıkça hüküm altına alınıyor.

Bu arada Anayasa Mahkemesi'nin iptal gerekçeleri doğrultusunda yapılan düzenlemeyle, TVF ve iştiraklerinin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu netleştiriliyor. Kamu şirketlerine uygulanan kısıtlamaların büyük bölümü dışlanıyor; sermaye piyasası ve rekabet mevzuatı uygulanmaya devam edeceği düzenleniyor. Bu hükmün, 5 Aralık 2025'ten itibaren uygulanmak üzere kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenleniyor.

İHRACAT TEŞVİKLERİNİN SÜRESİ UZATILDI

Katma Değer Vergisi Kanunu'nun dahilde işleme ve geçici kabul rejimi kapsamında ihraç edilecek malların üretiminde kullanılacak girdilerin tecil ve terkin uygulaması kapsamında yurt içinden temin edilebilmesine imkan veren geçici maddenin uygulama süresi 31 Aralık 2030'a kadar uzatılacak. Düzenleme 1 Ocak 2026'dan itibaren geçerli olacak. Böylece, 31 Aralık 2025'te sona eren dahilde işleme rejimi kapsamında üretime konu eşyaların yurt içinden tesliminde uygulanan katma değer vergisi istisnasının süreci, son 27 yılda olduğu gibi, geçici düzenlemeyle yeniden uzatılmış oldu. Sürenin uzatılmaması halinde, ihracatçılar yurt içi alımlarında katma değer vergisi ödeyecek ve ek finansman maliyetlerine katlanmak zorunda kalacaklardı.

KIDEM TAZMİNATI SORUMLULUĞU!

Ayrıca, yeni düzenlemeyle 11 Eylül 2014 ile 15 Ekim 2019 arasında imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemelerinden alt işverenlere rücuya konu tutarların söz konusu ihale sözleşmeleri kapsamında geçen kısmının tahsilinden vazgeçilecek.

Bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, kamu kurum veya kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen davalarda, tahsilinden vazgeçilen kısım için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilecek, yargılama gideri ve vekalet ücreti taraflar üzerinde bırakılacak. İcra takiplerinde tahsilinden vazgeçilen kısma ilişkin olarak harç alınmaksızın düşme kararı verilecek, takip giderleri ile vekalet ücreti taraflar üzerinde bırakılacak. Ancak bu kapsamda alt işverene rücu edilerek takip ve tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı doğuramayacak ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmeyecek.

DEĞERLEME RAPORLARI "ELEKTRONİK ORTAMDA" GÖNDERİLECEK

Önceki hafta TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu'nda kabul edilen Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin ise TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmelerinin önümüzdeki günlerde yapılması bekleniyor. Teklifin öne çıkan bazı düzenlemelerine göz atalım.

Teklifi ile Tapu Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından yetkilendirilen lisanslı kuruluşlarınca konut finansmanı ve sermaye piyasası mevzuatı gereğince düzenlenen değerleme raporlarının Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'ne bedelsiz olarak, elektronik ortamda gönderilmesi zorunlu tutuluyor. Verilerin elektronik ortamda gönderilmesine ilişkin usul ve esasların, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınmak suretiyle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından belirleneceği düzenleniyor.

AİDATLARDA YETKİLİ, KAT MALİKLERİ KURULU

Teklifle fahiş site aidat artışlarına düzenleme geliyor. Kat Mülkiyeti Kanunu'nda değişiklik yapılan teklifle, site yöneticilerinin "avans" (ek aidat) toplama yetkisi sınırlandırılarak bu paraların ancak "işletme projesi onaylanıncaya kadar" toplanabileceği hükmü getiriliyor. Teklifle, işletme projesinin kat malikleri kurulunda onaylanması şartı getirilmekte olup eğer onaylı bir proje yoksa, yöneticinin yapacağı geçici projedeki artış oranının "yeniden değerleme oranını" geçemeyeceği düzenleniyor. Bu düzenlemelerle, yöneticilerin keyfi aidat belirlemesi önlenerek aidat arttırma yetkisi kat malikleri kuruluna veriliyor.

Kat Mülkiyeti Kanunu'nda yapılan değişiklikle; malik sayısının fazla olduğu toplu yapılarda yönetim planı değişikliği için aranan 5'te 4 oy oranı, karar alma süreçlerini hızlandırmak amacıyla 3'te 2'ye düşürülüyor. Daha önce onaylanan yönetim planları ile madde hükmünün çelişmemesi amacıyla, "Yönetim planlarının bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz" hükmü getiriliyor.

TOKİ İHALELERİNE DAMGA VERGİSİ MUAFİYETİ

Damga Vergisi Kanunu'nda değişikliğe gidilen teklifle; Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nın (TOKİ) 31 Aralık 2027'ye kadar yapacağı sosyal konut projelerine ilişkin ihale kararları ve sözleşmeleri damga vergisinden istisna tutularak inşaat maliyetlerinin düşürülmesi amaçlanıyor. TOKİ tarafından; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31 Aralık 2027'ye kadar (bu tarih dahil), daha önce ihale ilanı verilmiş olmakla birlikte son teklif verme tarihi geçmemiş olanlar dahil olmak üzere sosyal konut ve konut ile birlikte ihaleye çıkılan yapım işlerine ilişkin ihalelerde, alınan ihale kararları ve Başkanlık ile işi yüklenenler arasında düzenlenen sözleşmeler damga vergisinden istisna olacak. Cumhurbaşkanı bu süreyi üç yıla kadar uzatabilecek.

DOĞRUDAN MİRASÇILIK BELGESİ TALEP ETME YETKİSİ

Toplu Konut Kanunu'nda yapılan değişiklikle; TOKİ tarafından yürütülen taşınmaz satışlarına ilişkin başvuru evrakı, gayrimenkul satış sözleşmeleri ve ilgili belgelerin, bankalar aracılığıyla yazılı veya uzaktan iletişim araçları kullanılarak, kimlik doğrulamasına imkan veren elektronik yöntemlerle düzenlenebilmesine olanak sağlanıyor. Ayrıca, hak sahibinin vefatı halinde yaşanan tahsilat ve devir süreçlerindeki aksaklıkların giderilmesi amacıyla TOKİ'ye doğrudan mirasçılık belgesi talep etme yetkisi tanınıyor; Başkanlığın görev ve yatırımlarının kesintisiz sürdürülebilmesi için her türlü dava ve icra işlemlerinde teminat yatırma yükümlülüğünden muaf tutulması hükme bağlanıyor.

TOKİ'nin görev ve yetkileri kapsamında sosyal amaçlı toplu konut üretim faaliyetlerinin hızlı şekilde hayata geçirilmesi ve inşaat süreçlerinde gecikme yaşanmaması amacıyla, yeni yerleşim alanı olarak belirlenen sosyal konut alanlarında yer alan kamuya ait veya özel mülkiyete tabi taşınmazlar için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nca devir veya acele kamulaştırma kararı alınabilmesine imkan sağlanıyor. Kamulaştırma işlemlerinin, Bakanlık veya TOKİ tarafından yürütülmesi düzenleniyor.

ATIL TAŞINMAZLAR SOSYAL KONUT PROJELERİNDE KULLANILACAK

Teklifle, hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar ile Bakanlığın bağlı, ilgili veya ilişkili kurum ve kuruluşlar arasında gerçekleştirilecek devir işlemlerinin, mülkiyet sahibi idarenin yazısına istinaden resmi şekil şartı aranmaksızın re'sen tescil edilmesi düzenleniyor.

Kamu idarelerine tahsisli olup atıl durumda bulunan Hazine taşınmazlarının tahsislerinin iptal edilerek, kentsel dönüşüm, sosyal konut ve kamu yatırımlarında değerlendirilmesinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na yetki veriliyor. Bu kapsamda, tahsis amacı sona eren veya kamu hizmetinde kullanılmayacak duruma gelen taşınmazların re'sen Hazine adına tescili, kamu hizmetlerine ayrılan veya ihtiyaç duyulan yerlerin bedelsiz tescil ve devri mümkün hale getiriliyor. Söz konusu taşınmazların değerlendirilmesinden elde edilen gelirin yüzde 40'ının değerlendirmeyi yapan idareye, yüzde 60'ının ise ilgili idare ve bağlı kuruluşlarca kullanılması amaçlanarak, yatırım ihtiyaçlarının karşılanması, planlı kentleşmenin desteklenmesi ve sosyal konut ile kentsel dönüşüm projelerinin hayata geçirilmesi öngörülüyor.

ŞANTİYELER YAKIN TAKİPTE

Teklifle, İmar Kanunu'nun "Müelliflik, fenni mesuliyet, şantiye şefliği, yapı müteahhitliği ve kayıtlar" başlıklı maddesine yeni fıkralar ekleniyor. Buna göre, "Şantiye şefi, şantiyede yürütülen günlük işlerin ve çalışan yetki belgeli ustaların kaydını Bakanlıkça belirlenecek usule uygun tutmak zorunda" olacak. Mevzuata göre inşaat ve tesisat işlerinde yetki belgesi olmayan usta çalıştırılamıyor.

Teklifle; kullanıma yönelik belgeye sahip yapılarda belediye itfaiyesi veya yetkilendirilmiş yangın güvenlik uzmanları tarafından periyodik yangın denetimi yapılması zorunlu hale getiriliyor.

Teklife göre, yapı denetim kuruluşlarında görev alan denetçilerin hangi yapılarda hangi tarih aralığında görev aldıkları, Bakanlıkça kurulacak elektronik sistem üzerinden takip edilecek. Yapı ruhsatında bu kişilerin isim ve imzaları yer almayacak.

İmar Kanunu'nda yapılan bir diğer değişiklikle, yangın güvenliği periyodik kontrollerinde tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için ilgili idarece 6 ayı geçmemek üzere süre verilmesi düzenleniyor. Teklifle, esaslı tadilat gerektiren eksikliklerin, ilgili idaresinden alınacak ruhsat veya izin ile yapılması, ilgili idaresince verilecek sürenin ruhsat veya izin tarihinden itibaren başlaması yönünde düzenlemelere gidiliyor.

İZİNSİZ YAPILARA BETON SAĞLAYANA 500 BİN LİRA CEZA

İmar Kanunu'nda değişikliğe gidilen teklifle, binaların yangından korunmasına ilişkin periyodik denetimlerde görev alacak yangın güvenlik uzmanlarına ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yetkilendirilen enerji kimlik belgesi uzmanlarına ilişkin idari yaptırımlar düzenleniyor.

Teklifle, ruhsata tabi olup ruhsatsız veya izinsiz yapılarda kullanılmak amacıyla hazır betonu piyasaya arz eden ya da piyasada bulunduran kişilere 500 bin lira idari para cezası uygulanacağı hükme bağlanıyor. Ayrıca sahte belge kullanılarak temin edilen müteahhitlik sınıflandırma belgesiyle başlanan yapıların ruhsatı ile belge numarasının 5 yıl süreyle iptal edilmesi öngörülüyor.

Binaların yangından korunmasına ilişkin periyodik denetimlerde görev alacak yangın güvenlik uzmanlarına, kontrole tabi yapılara, denetimlerin süresine, alınacak ücretlere ve mimarlık ile mühendislik hizmetleri kapsamında düzenlenecek belge türlerine ilişkin usul ve esaslar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nca çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği düzenleniyor.

"İMKANLARIN ÖTESİNDE SORUMLULUK YÜKLÜYOR"

Türkiye Hazır Beton Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yavuz Işık, kanun teklifine ilişkin yaptığı değerlendirmede; Birlik olarak ruhsatsız/izinsiz yapılaşma ile mücadele hedefini ve kamu yararını önemseyerek desteklediklerinin altını çizdi. Işık, ancak ruhsatsız ve izinsiz yapılara hazır beton tedariki sağlayanlara yönelik yaptırımlar getiren düzenlemenin, hazır beton üreticilerine sahip oldukları imkanların ötesinde sorumluluklar yüklediğine dikkat çekti. Işık, "Düzenleme ile hazır beton üreticisi öncelikle, kendisine müracaat eden bir alıcının inşaat ruhsatı olup olmadığını kontrol edecektir ancak hazır beton üreticisinin bir yapının inşaat ruhsatını görebilme ya da ona erişebilme yetkisi yoktur. Her ne kadar yapı ruhsatını müşterisinden istemesi söz konusu olabilecekse de bu ruhsatın doğru olup olmadığını ya da ruhsat doğru ise de halihazırda geçerli olup olmadığını teyit edebileceği herhangi bir platform veya portal erişimi de yoktur. Bir inşaatın ruhsata tabi olup olmadığını belirlemek, bu konuda gereken donanıma sahip, bünyesinde İmar Müdürlüğü olan teknik kadrosu bulunan yerel idarelere aittir. Kaçak yapının tespit edilmesi ve yapımının engellenmesi görevi, yerel idarelere verilmiş ve yerel idarelerde bu görevi kolluk yetkilerine sahip zabıta müdürlükleri eliyle kullanmaktadır. Dolayısıyla özellikle gelişmiş görüntüleme teknolojilerinin ve arama motorlarından elde edilecek görsellere erişme imkanının olduğu bir dönemde bu yetkinin zabıta müdürlüğü tarafından yerine getirilmemesi nedeniyle hazır beton üreticileri gibi tedarikçilerin denetçi haline getirilmesi doğru değildir. Kaldı ki, EBİS sistemi ile birlikte beton üreticilerinin tüm faaliyetleri ilgili idare tarafından izleniyor. Yerel idareler, diğer bir deyişle kaçak yapıyla mücadele etme yetkisine ve sorumluluğuna sahip olan kamu kurumları, beton üreticilerinin temin edeceği mikser etiketi ile nereye beton sevk edildiğini ve beton sevk edilen yerin inşaat iznine sahip olup olmadığını, inşaat izni yoksa izin almaksızın inşaat yapma hakkına sahip olmadığını kontrol edebiliyor. Türkiye Hazır Beton Birliği olarak bir yapının ruhsata tabi olup olmadığını denetleme konusunda gereken donanıma sahip olmayan hazır beton kuruluşlarına sorumluluk yüklenmesini doğru bulmuyoruz" diye konuştu.

"ZEMİN" DENETİM KAPSAMINA ALINIYOR

Teklifle, yapı denetimi kanununda önemli değişikliklere gidiliyor. Teklifle, laboratuvar tanımına "zemin" ibaresi ekleniyor, sisteme "beton üreticisi" ve "zemin ve temel etüt kuruluşu" tanımları dahil edilerek bu birimler denetim kapsamına alınıyor.

Teklifte, "zemin ve temel etüt kuruluşları" Bakanlıktan aldığı izin belgesiyle zemin ve temel etüdü faaliyetini icra eden ve Bakanlıkça denetlenen tüzel kişi" olarak ifade ediliyor. İdari yaptırıma konu olan kişi ve kuruluşların bu alanda görev alması sınırlandırılıyor. Teklifle, laboratuvar denetçilerinin başka işte çalışması halinde 50 bin lira, standart dışı beton üretiminde 500 bin lira, mikser etiketi/kare kodsuz beton dökümünde 250 bin lira idari para cezası öngörülüyor.

Teklifle, beton deneylerine ilişkin laboratuvar hizmet bedellerinin yalnızca azami değil, asgari sınırlarının da kaliteyi korumak amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nca belirleneceği, ayrıca laboratuvar hizmet sözleşmelerinin usul ve esaslarının Bakanlıkça düzenleneceği hükme bağlanıyor.

30 Eylül 2026 itibarıyla Yapı Denetimi Hakkında Kanun kapsamında yapılacak yapıların zemin ve temel etütlerinin Bakanlıkça yetkilendirilen "zemin ve temel etüt kuruluşları" tarafından yapılması zorunlu hale getiriliyor.

3 YIL SÜREYLE MEN

Teklife göre, zemin ve temel etüt kuruluşunun, gerçeğe aykırı zemin ve temel etüt raporu vermesi halinde veya zemin ve temel etüt raporunun yapının statik hesaplarının hatalı yapılmasına sebebiyet vermesi halinde, izin belgesi Merkez Yapı Denetim Komisyonu'nun teklifi üzerine Bakanlıkça iptal edilerek faaliyetine son verilecek ve teminatı irat kaydolunacak. Faaliyete son verme cezası alan zemin ve temel etüt kuruluşunun ortakları 3 yıl süreyle herhangi bir zemin ve temel etüt, yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunda teknik bir görev alamayacak ve başka bir zemin ve temel etüt veya yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunun ortağı olamayacak. Zemin ve temel etüt kuruluşunun izin belgesinin iptaline sebebiyet veren veya zemin ve temel etüt kuruluşuna son 5 takvim yılı içerisinde 3 ayrı değerlendirme raporu kapsamında 3 adet idari para cezası uygulanmasına sebebiyet vererek kayıtları tutulan teknik personel 3 yıl süre ile herhangi bir zemin ve temel etüt, yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunda teknik bir görev alamayacak ve başka bir zemin ve temel etüt veya yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunun ortağı olamayacak.

Zemin ve temel etüt kuruluşlarının yöneticileri, ortakları ve teknik personeli bu Kanunun uygulanmasından dolayı ortaya çıkan yapı hasarından sorumlu olacak, Bu maddenin uygulanmasına Bakanlıkça belirlenecek pilot ilde başlanacak. Pilot uygulamanın genişletilmesi ve daraltılmasına Bakanlık yetkili olacak.

"YAPI GÜVENLİĞİNDE YENİ BİR DÖNEMİN KAPISI ARALANACAK"

Yapı Denetimi ve Deprem Mühendisleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Şahin, teklife ilişkin yaptığı değerlendirmede; Türkiye'nin yaşadığı depremlerin proje ve imalatlar kadar zeminlerinin de denetlenmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Kanun teklifiyle zemin etüt kuruluşlarının idari ve teknik denetiminin sıkılaştırılacağını dile getiren Şahin, "Artık yapı denetim sistemi gibi yetkinlik ve cezai sorumluluklar belirlenerek firmalarca zemin testleri laboratuvar ortamlarında daha kaliteli, düzenli ve disiplinli bir şekilde yapılacak. Eğer bir personel görevini suiistimal ederse veya laboratuvar testleri usulüne uygun yapılmazsa, çok ağır idari yaptırımlar devreye girecek. Teklifle, zemin ve temel etüt kuruluşları ile hizmetine yönelik düzenlemeye gidiliyor. Bu maddeler bürokrasiyi artırmak için değil, binalarımızın deprem karşısında ayakta kalmasını sağlamak için var. Biz Dernek olarak, bu düzenlemelerin sahadaki uygulayıcısı ve takipçisiyiz. Bu düzenlemeler, yapı güvenliğinde yeni bir dönemin kapısını aralayacaktır" dedi.

"DENETİMDE BOŞLUK KALMAYACAK"

Teklifle Yapı Denetim Kanunu'nda yapılacak değişikliklerin, özellikle beton ve zemin deneyleri süreçlerindeki belirsizlikleri ortadan kaldırdığını dile getiren Şahin, "denetimde boşluk kalmayacak" ifadelerini kullandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'ndan izin belgesi alan laboratuvarların tanımına "zemin" ibaresinin eklenmesinin, zemin etüdü ve deneylerinin artık çok daha sıkı bir yasal çerçevede denetleneceğinin göstergesi olduğunu belirten Şahin, deprem mühendisliğinin temeli olan zemin güvenliğinin, bu düzenleme ile hak ettiği yasal statüye kavuşacağını vurguladı. Şahin, "Laboratuvar kuruluşlarının sadece numune alımı değil, bu numunelerin laboratuvara teslim süreci ve teknik personelin istihdamına yönelik getirilen yeni düzenlemeler, suistimallerin önüne geçecektir. Teknik personelin farklı işlerde çalışmasının yasaklanması ve cezai yaptırımların artırılması (50 bin lira ve üzeri idari para cezaları), denetim kalitesinin kağıt üzerinde kalmamasını sağlayacaktır. Standart dışı beton döküldüğünün tespiti halinde sadece yapı denetim kuruluşlarına değil, doğrudan beton üreticilerine de ağır para cezalarının getirilmesi, 'kalitesiz malzeme' sorunuyla mücadelede devrim niteliğindedir" diye konuştu.

Yavuz IŞIK /Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı

"Tek taraflı yaptırım, sahada ihtilafları artırır"

THBB olarak, yapı güvenliğini artırmayı ve standartlara uygun üretimi teşvik eden her adımı destekliyoruz ancak karot numunesinin ilgili standardı sağlamaması durumunda hazır beton üreticisine doğrudan ve yüksek tutarlı idari para cezası öngören yaklaşımın, sorumluluk-kontrol alanı uyumu bakımından hakkaniyetli olmadığı kanaatindeyiz. Yerinde alınan beton numuneleri yani karot sonucu; üretim kalitesinin yanı sıra şantiyede yerleştirme/sıkıştırma, kür koşulları, numunenin nereden ve nasıl alındığı, taşıma-saklama ve laboratuvar prosedürleri gibi üreticinin doğrudan kontrol edemediği birçok değişkenden etkilenebiliyor. Bu nedenle 'sonuç odaklı' tek taraflı yaptırım, sahada ihtilafları artırma ve kalite yönetimi yerine cezaya dayalı bir ilişki kurulması riski taşıyor. Bu düzenlemenin, denetimin etkinliğini artırmak yerine ispat yükünü ağırlaştırabileceği ve hatanın gerçek kaynağını (üretim mi, uygulama mı, numune/deney süreci mi) ayrıştırmadan tek bir aktöre yönelmesi nedeniyle orantılılık ilkesini zedeleyebileceğini değerlendiriyoruz. Yapı üretim süreci; tasarım, uygulama, yapı denetim, laboratuvar ve malzeme tedarik zincirinin birlikte yönetildiği çok paydaşlı bir süreçtir; yaptırım mekanizması da bu gerçeği yansıtmalıdır.

Nazmi ŞAHİN / Yapı Denetimi ve Deprem Mühendisliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

"Belgesiz iş gücü ile güvenli yapı inşa edilemez"

Yapı denetimlerine yönelik düzenlemeler de içeren kanun teklifi, içeriği bakımından sektörümüz için gecikmiş, göz ardı edilmiş, birçok kişiyi olumsuz etkilemiş konuları kapsıyor. Ülkemizin deprem gerçeği ve yapı güvenliği standartları göz önüne alındığında, inşaat süreçlerinin her aşamasında 'ehliyet' ve 'kesintisiz denetim' kavramlarının tavizsiz uygulanması gerekiyor. Bir binanın projesi ne kadar iyi olursa olsun, onu hayata geçiren el yetkin değilse o proje kağıt üzerinde kalır. Teklife göre, artık inşaat ve tesisat işlerinde 'yetki belgesi' olmayan hiçbir usta çalıştırılamayacak. Sahada mesleki yeterliliği olan personelin kaydının tutulması, şantiyelerimizi çok daha disiplinli ve güvenli hale getirecek. Belgesiz iş gücü ile güvenli yapı inşa edilemez. Zamanı geldiğinde önüne gelecek bir cezadan korkan kişi, uygulama esnasında daha dikkatli ve özenli davranacaktır. Denetimde isim değil, sistem ve süreklilik esastır. Yapı ruhsatlarında yapı denetçilerinin isimlerinin bulunması son zamanlarda kanunlarca belirlenen zorunlu belgeler ve senkronize çalışması zorunlu bazı veri tabanlı sistemler nedeniyle çıkmaza girmişti. Bakanlıkca yapı denetim ataması yapılan bir inşaatta alınan ruhsat akabinde yapı denetim firmasında bir personel istifası ya da değişikliği nedeniyle ruhsat yenilenmesi gerekiyordu. Bu da hem ilgili idarelere, yapı denetim firmalarına iş gücü olarak ağırlık yüklüyor hem de sistemin aksamasına, inşaatların durmasına, ekonomik olarak külfet oluşturarak çeşitli harçların tekraren yatırılmasına neden oluyordu. Yeni düzenleme hem denetçinin sorumluluk başlangıç ve bitişini kesinleştirmiş hem de bürokratik gecikmelerin önüne geçmiştir.

Yapı kooperatiflerinde inşaat bitmeden tapu devri yapılamayacak

Teklifle, Kooperatifler Kanunu'nda değişikliğe gidilerek; yapı kooperatiflerinde tüm inşaatlar tamamen bitmeden ve kesin maliyet hesabı çıkarılmadan bağımsız bölüm tescili (tapu devri) yapılması yasaklanarak mülkiyet ihtilafları önleniyor. Teklife göre, inşaatı tamamlayarak etaplar halinde yeniden inşaata başlayan yapı kooperatifleri, yaptıkları ve yapmayı planladıkları tüm inşaatlar tamamlanmadan iş yeri ve konutları ortaklarına tahsis etmiş olsalar dahi tahsis edilen gayrimenkullerin tapusunun devrini yapamayacak.

Teklifle; 6 Şubat 2023 depremlerinden etkilenen bölgelerde hak sahiplerine sağlanan hibe ve kredi desteklerinin haczedilmesi, rehnedilmesi ve üzerlerine ihtiyati haciz veya tedbir konulması yasaklanarak bu desteklerin amacına uygun şekilde kullanılmasının güvence altına alınması hedefleniyor. Ayrıca, devlet eliyle (AFAD/Bakanlık) inşa edilerek hak sahiplerine teslim edilen bağımsız bölümlerden vazgeçilmesi halinde, bu taşınmazların ikinci el niteliğine düşerek kamu stoklarında atıl kalmasının önüne geçilmesi amacıyla iade edilen bağımsız bölümlerin Kentsel Dönüşüm Başkanlığı'na devri öngörülüyor.

Teklifle; mahalli idarelerin, bağlı kuruluşlarının, bunların üyesi olduğu birliklerin ve bunlar tarafından kurulan ya da doğrudan veya dolaylı olarak çoğunluk payına sahip olunan şirketlerin hibe yoluyla şirket edinimi, dolaylı ortaklık kurulması, kooperatif kurulması veya kooperatiflere ortak olunması gibi işlemleri de dahil olmak üzere, her türlü şirket ve kooperatif edinimi Cumhurbaşkanının iznine tabi kılınıyor

Çevre mevzuatına aykırılığı bildirmeyene ceza

Genel Kurul gündemine alınması beklenen teklifle, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı doğrultusunda Çevre Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor. Bu kapsamda, çevre danışmanlık hizmetlerinin yasal dayanağının açık ve öngörülebilir hale getirilmesi amacıyla Kanuna "çevre danışmanlık firması" ve "yetkilendirilmiş kişi" tanımları eklenerek hizmet sunum şartları kanun düzeyinde düzenleniyor.

Çevre danışmanlık firmalarının, hizmet sundukları kurum ve işletmelerin çevre mevzuatına aykırı fiillerini Bakanlığa bildirme yükümlülüğü açıkça düzenleniyor. Bu yükümlülüğün ihlali halinde 75 bin lira idari para cezası ile ceza puanı sistemi (100 puanda askıya alma, 200 puanda yetki iptali) öngörülüyor. Ayrıca, çevre yönetimi hizmeti verecek kuruluşların yetkilendirilme kriterleri ile idari denetimlerin usul ve esasları yeniden belirleniyor.

Bu arada teklifle, Türkiye Çevre Ajansı'na kamu kurum ve kuruluşlarından geçici personel görevlendirme süresi 5 yıldan 10 yıla çıkarılıyor. Geri kazanım katılım paylarının (GEKAP) yüzde 25'inin Türkiye Çevre Ajansı hesabına aktarılmasına ilişkin uygulamanın süresi 31 Aralık 2028'e kadar uzatılıyor.

2/B alanları için başvuru/ödemesi süresini kaçıranlara ikinci şans

2/B alanları ve Hazine taşınmazları için başvuru ve ödeme süresini kaçıranlara yeni hak tanınıyor. Teklife göre, Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun kapsamında 2/B alanlarında yer alan taşınmazlar, Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun kapsamında Hazineye ait tarım arazileri ve diğer Hazine taşınmazları, İmar Kanununun geçici 16'ıncı maddesi kapsamında Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların bulunduğu Hazine taşınmazları, Taşkömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun kapsamındaki taşınmazlar, 4706 sayılı Kanunun geçici 18 ve geçici 22'inci maddeleri kapsamındaki Hazine taşınmazları için, başvuru veya ödeme süresini kaçıran vatandaşlara 31 Temmuz 2026'ya kadar yeniden başvuru ve ödeme hakkı tanınıyor.

BİZE ULAŞIN