Ortalama şirket ömrü, gelin ve damatlar yüzünden 34 yıl

Türkiye’de şirketlerin ortalama ömrü 34 yıl. Yani kurucu öldükten veya işi çocuklarına devrettikten sonra çatırdama başlıyor ve kule kısa sürede yıkılıyor. Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği Genel Sekreteri Güray Karacar, “Şirket anayasası daha ilk kuruluş aşamasında yazılmalı” diyor.
05.02.2026 15:23 GÜNCELLEME : 06.02.2026 00:01

ÜRÜN DİRİER/ Türkiye'de şirketlerin ortalama ömrü 34 yıl. Yani kurucu öldükten veya işi çocuklarına devrettikten sonra çatırdama başlıyor ve kule kısa sürede yıkılıyor. Bunun Türkiye'deki başlıca nedenlerinden biri, kurucu baba öldükten sonra gelin ve damatların işe kontrolsüzce bulaşarak çıkar çatışmasına neden olmaları. Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD), şirketlerin doğru kurumsallaşma sürecine yönelik bir rehber hazırladı. Aile şirketlerinde profesyonel yönetim, sürdürülebilirlik ve gelecek nesillere doğru aktarımı odağa alan "Aile Ofisi Rehberi", Türkiye ve dünyadan farklı yapı modellerine uzanan geniş bir içeriği kapsıyor. Hem teorik bilgiyi hem de uygulamaya yönelik örnekleri bir araya getiren çalışma, aile şirketlerinin uzun vadeli yönetimsel sürdürülebilirliğini desteklemeyi amaçlıyor. Aile şirketi ya da değil, her şirketin "anayasası"nı henüz kuruluş aşamasında yazmak zorunda olduğunu ifade eden TKYD Genel Sekreteri Güray Karacar, sorularımızı yanıtladı…

-Türkiye'de şirketlerin ömrü ortalama ne kadar ve bu dünya örnekleriyle kıyaslandığında ne anlama geliyor?

Araştırmalar Türkiye'deki ortalama şirket ömrünün yaklaşık 34 yıl olduğunu ortaya koyuyor. İtalya'da bu süre 104 yıl, kurumsal yönetim ve benzer iyi uygulamaların hedefi de aradaki bu süreyi iyileştirmek ve kuruluşlarımızın daha uzun süre ticari faaliyetlerini sürdürübilmelerini temin etmektir.

-Dünyada hala yaşayan en uzun ömürlü şirketlerden örnek verebilir misiniz?

578 yılında Japonya'da kurulan inşaat irketi Kongo Gum, 718'de yine Japonya'da kurulan han (otel) Hoshi, Fransa'da 1000 yılında kurulan müze Chaten De Goulanie, İtalya'da 1141'de kurulan şarap ve zeytinyağı markası Barone Ricasoli, yine İtalya'da 1295 yılında faaliyete başlayan cam fabrikası Barovier Toso, Almanya'da 1326 yılında kurulan kağıt firması Richard De Bas akla ilk gelenler arasında. Türkiye'de ise 1777 yılında kurulan Hacı Bekir şekercisi en eski markamız. 1870 yılında kurulan Vefa Bozacısı, 1888'de kurulan Abdullah Efendi, 1893'te kurulan Çöğenler Helvacılık, 1893'te kurulan Teksima Tekstil ve 1888'de kurulan Helvacızade de yine en eski şirketlerimizden.

-Türkiye'de sizce kurum kültürü oluşması konusunda tek sıkıntı aile şirketleri mi yoksa tüm şirketlerde benzer sorunlar var mı genel olarak?

Kurum kültürü oluşturmanın aile şirketlerine özgü bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Burada önemli olan karar noktasındaki değerleri, yönetim anlayışını organizasyonun tamamına yayabilmek, ortak bir anlayış ile kararkarı hayata geçirebilmenin sistemini ortaya koymaktır. Hatta uzun süreli değer yaratmaya odaklanan aile şirketlerinin burada avantajları olduğu dahi düşünülebilir. Bu noktada en temel sorun yazılı kültüre geçiş ve şeffaflıktır, aile şirketleri bu iki prensibi hayata geçirme kararlılığı ortaya koyduklarında bu avantajları daha somut bir hale gelecek ve sürdürülebilirliğin teminatı olacaktır.

-Şirketlerimizde şirketin ömrünü azaltan temel sorunlar nelerdir? Kültürel yapımızla veya Türk aile yapısıyla ilgili sorunlar var mı bu çerçevede?

Kuralların baştan konmaması olarak özetleyebilirim. Kuruluş aşamasında ilerideki ayrılıkların da temel kurallarını belirlemek gelecekte şirketin parçalanmasının önüne geçebilecektir. 3 kurucunun bir araya gelip oluşturacağı kuralların, aile büyüdüğünde daha fazla sayıda kişi tarafından ortaya konabilmesi, devamlılığının sağlanabilmesi gerekir. Temel hukuki ve iç işleyişe yönelik anlayışın yazılı kurallar bütünü olarak ortaya konması için geç kalınmaması hayati bir konudur.

-Şirketlerin ömrünü uzatacak önerileriniz neler olur?

Aile üyesi ve prpofesyönel yöneticilerin görev, yetki ve sorumluluklarının eşit olarak belirlenmesi ve uygulanması kritik bir unsurdur. Günümüzde kaliteli insan kaynağına olan ihtiyacın daha da öne çıktığı düşünüldüğünde iç huzuru sağlayacak bir düzen şirketlere bu imkanı sunabilecektir. Aile üyesi, aile üyesi olma özelliğinden kaynaklı temettüyü yıl sonunda zaten alacaktır ancak iş ortamında kendisiyle aynı işi yapan çalışanlarla kıyaslandığında, hesap verebilir, adil ve şeffaf süreçlerin oluşması iş huzurunu ve başarıyı getirecektir.

Risk yönetimi diğer bir kritik unsur olarak öne çıkmaktadır. Kurumsal yönetim bu konuda olduğu gibi iç denetim, iç kontrol gibi konularda da somut, uygulanabilir bir yönetim modeli ortaya koymaktadır. Bu kontrollerle yönetilebilir bir şirket yapısı kurmak ön görülebilirliği, çevikliği getirirken fırsat ve riskleri daha iyi görebilmemizi sağlayabilir.

-Şirket sahipleri şirket aile içindir diyebilir. Peki hangi aşamadan sonra aile şirket içindir yaklaşımı mecburi olur?

Şirket aile için mi, aile şirket için mi var sorusu klişe gelebilir ancak aile anayasası hazırlarken sorulması gereken öncelikli sorulardan biridir. Aile üyelerinin eğitimlerinin ardından aile şirketinde işe başlamaları veya profesyonel kariyerlerine dışarıda devam edip edinimlerini aile şirketine yansıtmaları, aileye sonradan katılanların şirkette görev almaları ve benzeri bir çok sorunun cevabı ancak bu sorunun cevabıyla mümkündür. Şirket belli bir büyüklüğe eriştiğinde şüphesiz ki öz ihtiyaçları artacak, ailenin şirketi olan yatırımları da daha planlı hale gelecektir ancak büyüyecek öz sermaye içerisinde gerek aile gerek şirket için dengeli bir yapı oluşabileceğinde kabul edebiliriz.

BİZE ULAŞIN