Sessiz sedasız büyüdüler

Yıllık 3 milyar dolarlık ihracatı geride bırakan zücaciyeciler, Amerika’dan Japonya’ya, Kanada’dan Senegal’e dünya pazarlarında müthiş hikayeler yazıyor. Net ihracatta Türkiye’yi Çin’in ardından ikinci sıraya taşıyan firmalar, dev mağaza zincirleri kurmuş durumda…
09.02.2026 13:01 GÜNCELLEME : 10.02.2026 00:01

ÖZBEY MEN/ Türk firmaların kendi markalarıyla yurtdışında zincirleştikleri sektörlerden biri de zücaciye. Hem de öyle böyle değil. Dünyaya sessiz sedasız yayılan bu firmaların nerede mağazası yok ki! Bırakın Ortadoğu'yu, Türk Cumhuriyetleri'ni, Körfez ülkelerini; listede Japonya'dan Amerika'ya, Nijerya'dan Guatemala'ya birçok yeni pazar sıralanıp gidiyor. Sektörün çatı kuruluşu ZÜCDER'in 742 üyesi var ancak Türkiye'de bu alanda faaliyet gösteren firma sayısı, doğrudan üretici ve ticaret yapanlar dahil edildiğinde binlerce işletmeye ulaşıyor. Ağırlıklı Avrupa olmak üzere yaklaşık 190 ülkeye ihracat gerçekleştiren ev ve mutfak eşyaları sektörü, dünyada en büyük 7'nci ihracatçı. Net ihracat açısından değerlendirildiğinde ise beş basamak birden yükselip, Çin'in ardından 2'nci sıraya çıkıyor. Zücaciye sektörünün 2025 yılı ihracatının 2024'e göre yüzde 4'lük düşüşle 3.1 milyar dolar olarak gerçekleşeceği öngörülüyor. İşte zücaciye devlerinin müthiş hikayeleri…

"HEDEFİMİZDE AMERİKA'DA MAĞAZALAŞMAK VAR"

Karaca'nın hikâyesi, 1973 yılında İstanbul Süleymaniye'de küçük bir cam atölyesinde başladı. Firma bugün mutfak ürünlerinden ev tekstiline, dekorasyondan küçük ev aletlerine uzanan geniş ürün gamıyla Türkiye'de ve dünyada milyonlarca evin günlük yaşamına dokunuyor. Günümüzde 45 ülkede faaliyet gösteren Karaca'nın 18 grup markasını bünyesinde barındırdığını belirten Karaca Genel Müdürü İlker Akalın, hem Türkiye'de hem de global pazarlarda büyümeyi sürdürdüklerini vurguluyor. 10 binin üzerinde ürün çeşidine sahip olduklarını kaydeden Akalın, bu ürünlerin her yıl yüzde 50'sini yenilediklerini dile getiriyor. Akalın, "Stratejimiz, ev yaşam dikeyinde derinleşmek. Ev dışı farklı kategorilere girmek yerine; yaptığımız işi daha iyi yapmaya, ev içindeki gerçek ihtiyaçları daha iyi anlamaya ve her sezon bu içgörülerle kendimizi güncellemeye odaklanıyoruz" diyor.

Kıta Avrupası başta olmak üzere Orta Doğu, Balkanlar ve Birleşik Krallık'ın da aralarında bulunduğu 45 ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini söyleyen Akalın, ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Japonya, Kanada, Körfez ülkeleri ve Afrika ile Orta Asya'daki birçok pazarın, Karaca'nın küresel ihracat ağının önemli durakları arasında yer aldığını ifade ediyor.

Özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika'da köklü global markalarla aynı segmentte rekabet ettiklerine işaret eden Akalın, "Tasarım ve fonksiyon dengesini güçlü şekilde kuran katma değerli koleksiyon yapımız, geniş ürün gamımız sayesinde farklı tüketici ihtiyaçlarına tek çatı altında çözüm sunabiliyoruz. Güçlü üretim altyapımız, hızlı koleksiyon yenileme kabiliyetimiz ve Türk mutfak kültüründen beslenen özgün tasarım dilimiz, bizi global pazarlarda ayrıştıran temel unsurlar arasında yer alıyor. Ayrıca yerel beklentileri doğru okuyabilen esnek ürün ve iletişim stratejimiz ile yerel pazarlara uyum sağlayabilmemiz, rekabet gücümüzü artırıyor" diyor.

Avrupa'da yeni pazarları yakından takip ettiklerini belirten Akalın, Amerika'da da mağazalaşma hedeflerinin olduğunu dile getiriyor. Akalın, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Karaca olarak yurt dışında Almanya, Avusturya, Azerbaycan, Bosna-Hersek, Fransa, Irak, İngiltere, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Katar, Kazakistan, Kırgızistan, Libya, Lübnan, Macaristan, Mısır, Moldova, Nijerya, Özbekistan, Senegal, Somali, Türkmenistan ve Ürdün başta olmak üzere birçok ülkede mağazalarımızla faaliyet gösteriyoruz. Yurt dışı büyüme stratejimizde, yalnızca mağaza sayısını artırmak değil; bulunduğumuz pazarlarda güçlü ve sürdürülebilir bir marka deneyimi yaratmak önceliğimiz. Pazar büyüklüğü ve marka prestiji açısından stratejik öneme sahip olan ABD, Karaca'nın küresel büyüme yolculuğunda öncelikli pazarlardan biri konumunda."

Son dönemde navlun fiyatlarındaki dalgalanmalar ve tedarik zincirindeki kırılganlıkların, planlama süreçlerini daha karmaşık hale getirdiğini söyleyen Akalın, iç piyasaya yönelik şu değerlendirmelerde bulunuyor:

"Bugün tüm markalarımız dahil olmak üzere Türkiye genelinde 322 mağazamız bulunuyor. Yılın başında gerçekleştirdiğimiz marka sağlığı araştırmasında, tüketicilerin Karaca'yı daha fazla noktada deneyimlemek istediğini net bir şekilde gördük. Bu doğrultuda stratejik lokasyonlarda yeni mağaza açılışlarına ağırlık verdik ve mağaza açılışlarını deneyim odaklı etkinliklerle desteklemeye başladık. 2026'nın ilk çeyreği için sekiz yeni mağaza açılışı hedefimiz bulunuyor."

GUATEMALA'YA İHRACATA BAŞLADI

1972 yılından bu yana paslanmaz çelik mutfak eşyaları ve elektrikli ev aletleri üretimi yapan Korkmaz, yıllar içinde hem kapasitesini hem de ürün çeşitliliğini artırdı. Bugün ürün gamında çelik mutfak eşyaları, küçük ev aletleri, porselen ürünler ve mutfak aksesuarları yer alıyor. Kocaeli Kandıra ve İstanbul Kartal'daki fabrikalarında elektrikli fritöz, yanmaz yapışmaz tencereler, devrilmeyen çaydanlık, çelik cezveli ev tipi kahve makinesi gibi pek çok ürünle sektöre öncülük ettiklerini belirten Korkmaz Genel Müdürü Kerim Korkmaz, önümüzdeki dönemde, hedefledikleri pazarlara özgü yerel ürünler geliştirmeyi planladıklarını belirtiyor. Korkmaz, "Uluslararası pazarda 800'ün üzerinde bayimizle çok güçlü bir dağıtım ağına sahibiz. Bugün ürünlerimizi 125 farklı ülkede milyonlarca tüketiciyle buluşturuyoruz. Yıllık üretimimizin yaklaşık yüzde 35'ini ihraç ediyor, toplam ciromuzun yaklaşık dörtte birini ihracattan elde ediyoruz. Almanya, Mısır, Kuveyt ve Slovenya bizim için stratejik öncelikli pazarlar arasında. Bunun yanı sıra, geçen yıl Guatemala pazarına girerek Orta Amerika'da da aktif olarak varlık göstermeye başladık" diyor.

Hedefleri arasında Asya-Pasifik ülkelerinin bulunduğunu da söyleyen Korkmaz, bu bölgede premium ve dayanıklı mutfak ürünlerine olan talebin oldukça yüksek seviyede olduğunu kaydediyor. Güçlü mutfak kültürü ve Avrupa kalitesine duyulan güvenle birlikte Asya-Pasifik pazarının kendileri için yüksek hacimli bir büyüme potansiyeli taşıdığının altını çizen Korkmaz, ancak ihracatta birtakım zorluklarla karşılaştıklarını belirtiyor. Korkmaz, sözlerini şöyle sürdürüyor: "İhracatı arttırma sürecinde ağırlıklı olarak küresel ölçekte yaşanan ekonomik dalgalanmalar, artan lojistik ve navlun maliyetleri, ülkeden ülkeye değişen gümrük mevzuatları ve teknik regülasyonlar gibi zorluklarla karşılaşıyoruz. Bunun yanı sıra, bazı pazarlarda yoğun fiyat rekabeti ve düşük maliyetli ürünlerin yarattığı baskı da önemli bir unsur. Ayrıca döviz kurlarındaki ani değişimler, finansmana erişim koşulları ve hedef pazarlarda marka bilinirliğini arttırmaya yönelik pazarlama yatırımlarının zaman ve kaynak gerektirmesi de ihracatın hızını etkiliyor. Tüm bu zorluklara rağmen, uzun vadeli bakış açımız, güçlü üretim altyapımız ve kalite odaklı yaklaşımımız sayesinde ihracatımızı sürdürülebilir şekilde arttırmak için çalışıyoruz."

İç piyasaya ilişkin de bilgi veren Korkmaz, piyasanın dayanıklılık ve dönüşüm odaklı bir dönemden geçtiğini belirtiyor. Yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve tüketici harcama gücündeki baskıların büyümeyi sınırlandırdığını dile getiren Korkmaz, "Özellikle akıllı mutfak cihazları, enerji verimli ve yenilikçi ürünler ile dijital satış kanallarına yapılan yatırımlar, iç pazarda hareketliliği destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Tüketici artık daha bilinçli hareket ediyor; kalite, dayanıklılık ve uzun vadeli kullanım ön plana çıkıyor. Türkiye'nin ev aletleri pazarı için 2025‑2030 döneminde yıllık ortalama yaklaşık yüzde 5.1 büyüme öngörülürken, sektörün ihracat kapasitesi ve kaliteli üretim anlayışı, ekonomideki dalgalanmalara rağmen büyüme potansiyelini destekliyor. Genel olarak, 2025 yılı, sektörün verimlilik, teknoloji ve yenilik odaklı stratejilerle dayanıklılığını sürdürdüğü ve gelecek yıllar için sürdürülebilir büyüme temellerini güçlendirdiği bir yıl olarak değerlendirilebilir" diye konuşuyor.

Türkiye genelinde şu anda 70 perakende mağazalarının bulunduğunu belirten Korkmaz, 2026 yılında mağaza sayısını 80'e çıkarmayı hedeflediklerini belirtiyor. Korkmaz sözlerini şöyle tamamlıyor: "Yurt dışında çok geniş bir uluslararası ağa sahibiz ve bugün 125 ülkede aktif olarak varlık gösteriyoruz. Almanya ve Orta Doğu'daki mağaza ve satış noktalarımıza yaptığımız yatırımlar, markamızın kalite ve güvenilirlik algısını güçlendirirken; Amerika pazarındaki yeni girişimlerimiz global büyüme stratejimizin önemli bir parçasını oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde global bayi ağımızı genişletmek, yerel iş birlikleriyle markamızı daha erişilebilir kılmak ve her pazarda aynı yüksek kullanıcı deneyimini sunmak, öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor."

KÜÇÜK EV ALETLERİ KATEGORİSİNE GİRİYOR

Acar'ın geçmişi ise 1950 yılında Tahtakale'de kurulan sandık atölyesine dayanıyor. Sandıkla başlayan bu ticaret, 1997 yılında yine Tahtakale'de açılan ilk zücaciye mağazasıyla kabuk değiştiriyor. O yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren zücaciye firmalarının distribütörlüğü yapılarak ve yurt dışından opal ürünler ithal edilerek ticaret geliştirilmiş. 2000'li yıllarda ise Acar markalı ürünlerin üretimine başlanmış. Şirketin başında şu anda üçüncü kuşaktan Ahmet Acar var. Ürün gamında yemek takımları, tencere setleri, çatal-kaşık-bıçak takımları, kahvaltı takımları, kahve setleri, kupalar, kavanozlar ile banyo ve dekorasyon grupları başta olmak üzere sofra ve mutfak kategorisine ait binlerce ürün yer alıyor. Acar Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Acar, ürün portföyüne çok yakında küçük ev aletleri kategorisini de ekleyeceklerini belirtiyor. Firmanın ihracatı ağırlıklı olarak Körfez ülkelerine. İhracatı artırma hedefi doğrultusunda Avrupa ülkelerine odaklandıklarını belirten Acar, "Sofra ve mutfak kategorisinde sunduğumuz ürün gruplarının, Avrupa pazarında da güçlü bir karşılık bulacağına inanıyoruz. Bununla birlikte, Avrupa'da aktif olarak yer almanın markamıza prestij ve uluslararası ölçekte katma değer sağlayacağını öngörüyoruz. Ancak ihracat hacmimizi artırabilmemiz için özellikle lojistik destek konusunda daha güçlü çözümlere ihtiyaç duyuyoruz. Etkin ve sürdürülebilir lojistik altyapısı, hedef pazarlara daha hızlı ve verimli ulaşmamız açısından büyük önem taşıyor. Bunun yanı sıra, iletişimi güçlü, kullanıcı dostu ve ürün gruplarımızı doğrudan hedef pazarlarda sergileyebileceğimiz B2B sistemlerin yaygınlaşması, ihracat süreçlerimize önemli katkı sağlayacak" diyor.

Buna karşılık iç pazarın, dönemsel olarak hareketlilik gösterse de zaman zaman durağan bir seyir izlediğini ifade eden Acar, mevcut piyasa koşullarının, son tüketiciyi daha fazla fiyat/performans odaklı ürünlere yönlendirdiğinin altını çiziyor. Türkiye genelinde 5 aktif Acar Home mağazalarının bulunduğunu kaydeden Acar, bunun yanında 600'ün üzerinde bayii ile çok daha geniş bir tüketici kitlesine ulaştıklarını vurguluyor. Önümüzdeki yıllarda bu sayıyı artırarak daha geniş bir satış ağına ulaşmayı hedeflediklerini dile getiren Acar, "Yurtdışında ilk adım attığımız Almanya'da bir Acar Home mağazamız bulunuyor. Bunun yanı sıra Avrupa, Balkanlar ve Körfez ülkelerinde de aktif iş ortaklarımızla faaliyetlerimizi sürdürüyoruz" diye konuşuyor.

İmge PAMUKÇU / Porland Yönetim Kurulu Üyesi

"Yurtiçi ve yurtdışında bu yıl 16 mağaza daha açmayı hedefliyoruz"

Porland, 1976 yılında yüzde 100 Türk sermayesiyle kurulan ve porselen sektöründe yenilikçi tasarımlarıyla öne çıkan bir marka. 1976 yılında Siirt'teki zücaciye mağazamız ile işe başladık. Sürekli artan ilgi sonucunda Siirt'teki mağazamıza ek Tahtakale'de bir mağaza, Gaziosmanpaşa ve Beykoz'da bir atölye daha açtık. 1992 yılında depolarımızı ve atölyemizi Gebze'de bir araya getirerek Porland Porselen Sanayi'ni kurduk. Ardından Bilecik'teki üretim tesisimiz kuruldu. Şu anda Bilecik ve Gebze'ki 300 bin metrekare açık ve 90 bin metrekare kapalı alana sahip tesislerimizde yılda yaklaşık 70 milyon adet ürün üretimi gerçekleştiriyoruz. Hali hazırda bin 600'den fazla çalışanımız var. Ürün gamımız; yemek takımlarından servis ürünlerine, aksesuarlardan tamamlayıcı sofra çözümlerine uzanan 25 farklı kategoriden oluşuyor. Porland markasıyla hem ev kullanıcısına hem de profesyonel alana hitap ediyoruz. Bunun yanı sıra HoReCa (otel, restoran, kafe) sektöründeki güçlü konumumuzu, profesyonel mutfaklara özel olarak geliştirdiğimiz Pioli markasıyla daha da derinleştirdik. Porselen kırıklarının yüzde 100 geri dönüştürülmesiyle ürettiğimiz Re-gen ürün gamını büyütüyor, sürdürülebilir malzeme kullanımını tüm koleksiyonlarımıza yaymayı hedefliyoruz. Toplamda 2025 yılı itibarıyla 316 ton atığı geri dönüştürerek yaklaşık 1.100 ton CO₂ emisyonunun önüne geçtik. Fabrikalarımızda günlük 350 m³ atık suyu geri kazanıyor; hatalı ya da kırık porselenleri öğüterek yılda 301 ton hammaddeyi yeniden üretime dahil ediyoruz. Üretimimizin yüzde 65'ini ihraç ederek 4 kıtada 80'den fazla ülkeye ulaşıyoruz. Uluslararası pazarlarda ürünlerimizi ve markalarımızı güçlü şekilde konumlandırmak için distribütörlerle stratejik iş birlikleri kuruyoruz. Bu pazarlarda distribütörlerimizin yanı sıra perakende ve toptancılarla da yakın iş birliklerimiz var. Ayrıca in-house tasarım gücümüz, yüksek üretim kapasitemiz, kalite standartlarımız ve esnek üretim kabiliyetimiz bu pazarlardaki en önemli avantajlarımız arasında yer alıyor. Avrupa'da markalaşmayı güçlendirecek, Orta Doğu, Amerika ve Asya pazarlarında ticari hacmimizi artıracak yeni pazarlara odaklandık. Türkiye genelinde ise şu anda 40 mağazamız bulunuyor. 2025 yılında 5 farklı şehirde, yeni mağaza açılışları gerçekleştirdik. 2026 yılında Türkiye ve global pazarlarda 16 yeni mağaza açmayı hedefliyoruz. İngiltere'de yeni mağaza açılışlarına yönelik çalışmalarımız sürüyor.

Burak ÖNDER / Zücaciyeciler Derneği (ZÜCDER) Yönetim Kurulu Başkanı

"En büyük sıkıntımız rekabet avantajımızı yitirmiş olmamız"

Türkiye'nin ev ve mutfak eşyaları sektöründe faaliyet gösteren üretici, ihracatçı, ithalatçı ve marka sahibi firmaları temsil eden en geniş kapsamlı sivil toplum kuruluşuyuz. Derneğimizin 742 üyesi var. Üyelerimiz porselen, seramik, cam, plastik, metal, ahşap gibi çok geniş bir ürün gamında üretim yapıyorlar. Mevcut ürün çeşitliliği ve sektörel kapsama bakıldığında Türkiye'de bu alanda faaliyet gösteren firma sayısı, doğrudan üretici ve ticaret yapanlar dahil edildiğinde binlerce işletmeye ulaşıyor. Bu da sektörde ciddi bir ekonomik hacim ve küresel rekabet potansiyeli olduğunu gösteriyor. Ev ve mutfak eşyaları sektörü ağırlıklı olarak Avrupa başta olmak üzere yaklaşık 190 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Küresel olarak baktığımızda en büyük 7'nci ihracatçıyız, net ihracat açısından baktığımızda ise Çin'in ardından 2'nci sırada yer alıyoruz. 2025 yılı ihracatımızın 2024'e göre yüzde 4'lük düşüşle 3.1 milyar dolar olarak gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Avrupa en büyük pazarımız ancak yine de mevcut potansiyeli yeterince değerlendiremediğimizi düşünüyor ve pazarda derinleşebilmek için çalışmalar yapıyoruz. Bunun dışında ABD, Latin Amerika ve Sahra Altı Afrika bölgelerinde de pazar payımızı artırabileceğimize inanıyoruz. Günümüzde ihracatı arttırmada en büyük sıkıntımız rekabet avantajımızı yitirmiş olmamız. Geçmişte fiyat rekabetinde mücadele edebiliyorken artık artan girdi maliyetleri nedeniyle zorlanıyoruz. Verimliliğimizi arttırıp, kalite, tasarım ve ürün çeşitliliğiyle rekabet avantajımızı yeniden yakalamaya çalışıyoruz. İç piyasa da ihracatta olduğu gibi sıkıntılı seyrediyor. Enflasyon bir ölçüde tüketimi canlı tutsa da ödeme vadeleri ciddi bir sorun teşkil ediyor. İç piyasada uzun ödeme vadeleri önemli bir finansal risk unsuru olarak firmaların nakit akışını zorlayabiliyor. Ancak ihracatta zorlanan firmaların iç pazardaki satışlarının oranını arttırdığını söyleyebiliriz.

BİZE ULAŞIN