HÜLYA GENÇ SERTKAYA / Suriye'de savaşın yarattığı yıkımın ardından yeniden inşa tartışmaları hız kazanırken, Türk müteahhitlik sektörünün sahaya ne zaman ve hangi koşullarda girebileceği konusu da gündemdeki yerini koruyor. İşte böyle bir dönemde Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Erdal Eren ile Suriye'nin yeni dönemi, yeniden inşa çalışmaları, Türk müteahhitlerinin bölgede rekabet gücü ve Suriye'de yeniden inşa formülünü konuştuk. Suriye'nin takvim itibarıyla değil; koşullar oluştuğunda gerçek bir yeniden inşa alanına dönüşeceğini vurgulayan Eren, bu koşulları; ülke genelinde kalıcı güvenlik, tek ve meşru bir idari yapı, ödeme ve sözleşme güvenliği, uluslararası finansman ve sigorta mekanizmalarının çalışabilir hale gelmesi ve yaptırımlar konusunda netlik olarak sıraladı. Eren, bu eşikler aşılmadan büyük ölçekli, finansmanlı projelerden söz etmenin gerçekçi olmayacağını söyledi. Suriye'de yeniden inşanın klasik bütçe-finansmanlı kamu işleri şeklinde olmayacağını; hibe, kredi, garanti ve karma finansman modelleri üzerinden ilerleyeceğini belirten Eren, ABD'nin son dönemde inşaat ve enerji inşaat ve enerji sektörlerinde yaptırımları esnetmesi, uluslararası sermaye ve finans kuruluşlarına projelere daha rahat girmesini sağlayan olumlu bir gelişme olduğunu ifade etti. Yeniden inşa başladığında Türk müteahhitlerin, küçük ölçekli onarımlardan başlayarak, büyük altyapı projelerine konut ve şehir ölçeğindeki projelere kadar geniş bir yelpazede yer alabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirten Eren, Körfez ülkelerinin finansmanı ile Türk müteahhitlik firmalarının sahadaki uygulama gücünü buluşturan modellerin Suriye için en uygulanabilir yeniden inşa formülü olduğunun altını çizdi. "Önümüzdeki dönemde beklenti, devletimizin Körfez ülkelerindeki muhataplarıyla birlikte bu işbirliği zeminini kurumsal olarak tesis etmesi, Körfez finansmanını Türk müteahhitlik firmalarıyla sistematik biçimde buluşturmasıdır" diyen Eren, bugünden yapılması gerekenin "finansmanı hazır, uygulaması güçlü, kurumsal olarak güven veren ortak modelleri önceden kurgulanması" olduğunu dile getirdi. Ayrıntılar haberimizde.
Türk müteahhitlik sektörü açısından Suriye, ne zaman ve hangi koşullar oluştuğunda gerçekçi bir yeniden inşa alanına dönüşür?
Türk müteahhitlik sektörü açısından soruya net cevap şu olur: Suriye, takvim itibarıyla değil; koşullar oluştuğunda gerçek bir yeniden inşa alanına dönüşür. Bu koşullar; ülke genelinde kalıcı güvenlik, tek ve meşru bir idari yapı, ödeme ve sözleşme güvenliği, uluslararası finansman ve sigorta mekanizmalarının çalışabilir hale gelmesi ve yaptırımlar konusunda netliktir. Bu eşikler aşılmadan büyük ölçekli, finansmanlı projelerden söz etmek gerçekçi olmaz.
Özetle; bugün "yeniden inşa konuşmak için erken" demek hala doğru. Ama Aralık 2024'ten bu yana atılan adımlar, yarın bu konuyu ciddi ve rasyonel biçimde konuşabileceğimiz bir zeminin yavaş yavaş oluştuğunu da gösteriyor. Türk müteahhitlik sektörü açısından mesele, acele etmek değil; doğru anı, doğru koşullarda ve doğru araçlarla yakalamaktır.Formun Üstü
Formun Altı
İnsani iyileşmenin ön koşulu olarak Suriye'de hangi altyapı ve üstyapı projeleri kaçınılmaz olarak ilk sırada yer alacak?
Aslında mesele sadece beton dökmek değil; hayatın damarlarını yeniden açmak. İnsani iyileşmenin "olmazsa olmaz" önceliklerini iki ana başlık altında toplamak mümkün. Birincisi altyapı; yani yaşamın temel fonksiyonları. Enkazdan çıkışın ilk şartı enerji ve sudur. Elektrik yoksa ne sanayi çalışır ne de hastaneler ayakta kalır. Bu nedenle şehirleri karanlıktan çıkarmak için enerji nakil hatları ve santrallerin rehabilitasyonu ilk sırada yer alıyor. Bunun hemen ardından su ve sanitasyon sistemleri geliyor. Temiz içme suyu şebekeleri ve kanalizasyon hatları onarılmadan kolera ve benzeri salgın risklerinin önüne geçmek mümkün değil. Üçüncü kritik başlık ise lojistik koridorlar. İnsani yardımın ve ticaretin sahaya ulaşabilmesi için stratejik köprülerin ve ana karayollarının -M4 ve M5 gibi- hızla işler hale getirilmesi gerekiyor.
İkinci ana başlık ise üstyapı; yani sosyal dokunun onarımı. İnsanların geri dönebilmesi için sadece güvenlik değil, "evim" diyebilecekleri bir yer ve "gelecek" hissi de olmalı. Bu çerçevede sağlık tesisleri acil öncelik taşıyor; zira mevcut yapıların yarıdan fazlası hasarlı durumda. Prefabrik hızında ama tam teşekküllü hastaneler sahadaki ilk ihtiyaçlardan biri. Ardından toplu konut ve geçici barınma geliyor. Çadır kentlerden kalıcı konutlara geçiş, sosyal barışın ve normalleşmenin temel adımı. Bu nedenle hızlı kurulumlu modüler konut çözümleri bugün gündemin zirvesinde. Uzun vadede ise eğitim yapıları belirleyici. Kayıp bir nesli önlemek için okulların inşası, bir ülkenin yeniden inşasında verilen en güçlü psikolojik mesajdır. Özetle şunu söyleyebiliriz: Önce musluktan su akacak, lamba yanacak; sonra o evin çatısı kurulacak ki insanlar geri dönebilsin. Bu bir lüks değil; hayatta kalma mücadelesinin mühendislik tarafıdır.
Türk müteahhitlik sektörü, sahaya girmeden önce Suriye için hangi alanlarda hazırlık yapmalı?
Yeniden inşa sahada başlamadan önce, kurumsal ve finansal hazırlık yapılması zorunludur. Suriye özelinde bugün Türk müteahhitlik sektörünün odaklanması gereken alanlar teknik olarak oldukça nettir.
Öncelikle kurumsal kapasite ve muhatap analizi yapılmalıdır. Merkezi idarenin yeniden tesisine yönelik adımlar atılıyor olsa da hangi kurumun ihale açtığı, sözleşme imzaladığı ve ödeme yaptığı her alanda henüz tam netlik kazanmış değil. Bu nedenle kamu kurumları, altyapı otoriteleri ve yerel idareler bazında yetki, karar alma ve ödeme zinciri doğru okunmalı.
İkinci ve en kritik başlık finansman mimarisi. Suriye'de yeniden inşa klasik bütçe-finansmanlı kamu işleri şeklinde değil; hibe, kredi, garanti ve karma (blended) finansman modelleri üzerinden ilerleyecektir. ABD'nin son dönemde inşaat ve enerji sektörlerinde yaptırımları esnetmesi, uluslararası sermaye ve finans kuruluşlarının projelere daha rahat girmesini sağlayan olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmelidir. Bu adım, projelerin kredilendirilebilir hale gelmesi açısından önemli bir eşik oluşturuyor.
Bu çerçevede Körfez ülkelerinin finansmanı ile Türk müteahhitlik firmalarının sahada projeleri gerçekleştirmesi, yeniden inşanın en gerçekçi ve uygulanabilir modellerinden biri olarak öne çıkıyor. Nitekim Şam Havalimanı'nın Katar finansmanı ile Türk müteahhitlik firmaları tarafından inşa edilmesine yönelik yaklaşım, bu işbirliğinin somut ve güçlü bir örneğidir.
Önümüzdeki dönemde beklenti; devletimizin Körfez ülkelerindeki muhataplarıyla birlikte bu işbirliği zeminini kurumsal olarak tesis etmesi, Körfez finansmanını Türk müteahhitlik firmalarıyla sistematik biçimde buluşturmasıdır. Aslında bugün yapılması gereken en önemli hazırlık da budur: finansmanı hazır, uygulaması güçlü, kurumsal olarak güven veren ortak modelleri önceden kurgulamak. Bu noktada proje geliştirme kapasitesi öne çıkıyor.
Formun Üstü
Sektörünüzün rekabet gücü nedir? Yeniden inşa önümüzdeki dönemde başladığında, Türk müteahhitler yeniden inşada hangi ölçekte, boyutta yer alabilir?Formun ÜstüFormun Altı
Türk müteahhitlik sektörünün rekabet gücü çok net: Türkiye yıkan değil, inşa eden bir ülkedir. Bunu sadece söylemle değil, sahadaki tecrübesiyle, kriz bölgelerinde iş yapabilme kapasitesiyle ve küresel ölçekteki performansıyla kanıtlamıştır.
Türkiye, Suriye'nin komşusu. Bu tek başına büyük bir avantaj. Lojistik mesafe kısa, tedarik zinciri hızlı, sahayı ve sosyolojiyi tanıyoruz. Malzeme, ekipman ve insan kaynağını çok daha düşük maliyet ve sürede sahaya ulaştırabiliyoruz. Yeniden inşa gibi zaman ve maliyet hassasiyeti yüksek bir süreçte bu fark belirleyici olur.
Buna ek olarak Türk inşaat sektörü dünya çapında güçlü bir aktör. Türk firmaları bugün dünyanın en zor coğrafyalarında, farklı finansman modelleriyle, büyük ölçekli altyapı ve üstyapı projelerini başarıyla hayata geçiriyor. Bu tecrübe, Suriye gibi karmaşık bir yeniden inşa süreci için önemli bir referans.
Bir başka kritik nokta da şu: Türkiye, 10 yılı aşkın süredir milyonlarca Suriyeliye ev sahipliği yapan, insani sorumluluğunu en ağır koşullarda üstlenmiş bir ülke. Bu durum, yeniden inşa sürecinde Türkiye'nin yaklaşımını da farklı kılıyor. Bizim için mesele sadece proje almak değil; insanların evine, şehrine ve hayatına geri dönebilmesini sağlamak.
Bu çerçevede yeniden inşa başladığında Türk müteahhitleri, küçük ölçekli onarımlardan başlayarak, büyük altyapı projelerine, konut ve şehir ölçeğindeki projelere kadar geniş bir yelpazede yer alabilecek kapasiteye sahiptir. Doğru finansman ve kurumsal çerçeve oluştuğunda, Türk müteahhitlik sektörü Suriye'nin yeniden inşasında ana taşıyıcı aktörlerden biri olacaktır.
Formun Üstü
Yeniden inşa; sahadan önce teknik ve finansal hazırlıkla başlayacak
Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren, yeniden inşanın sadece uygulama işi olmadığını, doğru tanımlanmış, fizibilitesi yapılmış ve finansmana bağlanmış projelerle mümkün olduğunu söyledi. Bu süreçte Türk teknik müşavirlik firmalarının aktif rol almasının kritik önem taşıdığının altını çizen Eren, "Özellikle su, enerji, ulaştırma, konut ve sağlık gibi öncelikli alanlarda ön fizibilite, master plan, fizibilite ve uygulama projelerinin hazırlanması, sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar.
Buna bağlı olarak şehir master planlarının hazırlanması da yeniden inşanın omurgasını oluşturur. Ulaşım, altyapı, konut, sosyal donatı ve afet risklerini bütüncül ele alan şehir planlarının, sahayı ve bölgesel dinamikleri iyi tanıyan Türk teknik müşavirlik firmaları tarafından hazırlanması hem uygulama kalitesini yükseltir hem de ileride yapılacak yatırımlar için tutarlı bir çerçeve oluşturur. Sözleşme ve uyum altyapısı unutulmamalıdır. IFI ve donör destekli projelerde geçerli ihale prosedürleri, çevresel ve sosyal standartlar ile yaptırım uyumu konusunda kurumsal hazırlıklar bugünden tamamlanmalıdır. Özetle; bugün mesele sahaya girmek değil, projeyi doğru tanımlamak, finansmanı yapılandırmak ve kurumsal çerçeveyi kurmaktır. Yeniden inşa başladığında farkı yaratacak olan, bu teknik ve finansal hazırlığı önceden tamamlayan aktörler olacaktır.