Sanayiye yüksek teknoloji dopingi

Sanayi üretimi nisanda toparlandı. Yüksek teknoloji üretiminde yıllık yüzde 36.8’lik artış dikkat çekti. Katma değeri yüksek üretimde canlanma yaşanırken, piyasanın itici gücü gayrimenkulde ise gerileme sürdü. Merkezi yönetim bütçesi mayısta 298.2 milyar lira açık verdi…
26.06.2026 11:53 GÜNCELLEME : 26.06.2026 11:53

HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ Büyümenin öncü göstergelerinden sanayi üretim endeksi nisanda yıllık yüzde 6, aylık yüzde 3.7 artış gösterdi. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, nisanda madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi aylık yüzde 0.8 arttı, yıllık yüzde 2.8 azaldı, imalat sanayi sektörü endeksi aylık yüzde 4.4, yıllık yüzde 6.8 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, nisanda elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi ise aylık yüzde 2.8 azalırken, yıllık yüzde 1.8 artış gösterdi. Nisanda yüksek teknoloji sanayi üretimi aylık bazda yüzde 3.4, yıllık bazda yüzde 36.8 artış gösterdi.

TÜİK geçen hafta ciro endeksi ve ticaret satış hacim endeksi verilerini de açıkladı. Sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplamında ciro endeksi nisanda yıllık yüzde 35.2, aylık yüzde 1.6 arttı. Ticaret satış hacmi nisanda aylık yüzde 2.7 azalırken, yıllık yüzde 0.1 arttı. Perakende satış hacmi ise aylık yüzde 1.7 azalış, yıllık yüzde 11.4 artış gösterdi.

BEŞ AYLIK BÜTÇE AÇIĞI 1.06 TRİLYON LİRA

Merkezi yönetim bütçesi mayısta 298.2 milyar lira açık verdi. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, mayısta bütçe gelirleri yıllık yüzde 18 azalışla 1 trilyon 86.2 milyar lira, bütçe giderleri yüzde 27 artışla 1 trilyon 384.4 milyar lira düzeyinde gerçekleşti. Mayısta vergi gelirleri yüzde 22.1 azalışla 931.5 milyar lira oldu. Faiz giderlerin yıllık yüzde 16 artışla 128.9 milyar lira düzeyinde gerçekleştiği mayısta, faiz dışı denge 169.3 milyar lira açık verdi. Yılın ilk beş ayında bütçe gelirleri yıllık yüzde 33.9 artışla 6 trilyon 277.7 milyar lira, bütçe giderleri yıllık yüzde 37.4 artışla 7 trilyon 334.7 milyar lira düzeyinde gerçekleşirken, bütçe dengesi bu dönemde 1 trilyon 57 milyar lira açık verdi.

Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Mangır, mayısta bütçe verilerinde açık görünümün dikkat çekici olduğunu vurguladı. Vergi gelirlerindeki azalışlarda baz etkisi, tahsilat takvimi, kurumlar vergisi ve gelir vergisi tarafındaki dönemsel oynaklıkların etkili olabileceğini belirten Mangır, "Bunun geçici olup olmadığını anlamak için haziran-temmuz gerçekleşmeleri önemlidir. Ancak bütçe üzerindeki yapısal yük faiz giderleri, deprem harcamaları ve personel giderleri ile ağırlaşıyor" dedi.

KONUT SATIŞLARINDA SERT GERİLEME

Mayısta Türkiye genelinde 93 bin 333 konut satıldı. Konut satışları aylık yüzde 26.4, yıllık yüzde 31.2 geriledi. TÜİK verilerine göre mayısta yıllık bazda Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı yüzde 27.9 azalarak 30 bin 196, ikinci el konut satışları ise yüzde 32.7 azalarak 63 bin 137 oldu. Mayısta ipotekli konut satışları yıllık yüzde 2.8 azalarak 19 bin 754, diğer konut satışları ise yüzde 36.2 azalarak 73 bin 579 düzeyinde gerçekleşti.

Mayısta Türkiye genelinde iş yeri satışı aylık 27.1, yıllık yüzde 30.9 azalışla 11 bin 434 oldu. Mayısta ilk el iş yeri satış sayısı yıllık yüzde 24.8 azalarak 3 bin 255, ikinci el iş yeri satışları ise yüzde 33.1 azalarak 8 bin 179 oldu. Mayısta ipotekli iş yeri satışları yıllık yüzde 22.9 artışla 536 olarak gerçekleşti.

TÜİK verilerine göre, yılın ilk beş ayında yüzde 6.6 azalışla 569 bin 537 konut, yüzde 9.7 azalışla 68 bin 963 işyeri satıldı. Ocak-mayıs döneminde ipotekli konut satışları yüzde 25.8 artışla 116 bin 801, ilk el konut satışları yüzde 3.4 azalışla 178 bin 81, ipotekli iş yeri satışları yüzde 62.6 artışla 3 bin 260, ilk el iş yeri satışları yüzde 9.7 azalışla 68 bin 963 düzeyinde gerçekleşti.

Bu arada TÜİK verilerine göre inşaat üretimi nisanda aylık yüzde 0.7, yıllık yüzde 2.1 artış gösterdi. İnşaat maliyet endeksi ise nisanda aylık yüzde 2.73, yıllık yüzde 28.58 arttı. Geçen hafta Türkiye'deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan konut fiyat endeksi (KFE) de açıklandı. TCMB verilerine göre, KFE mayısta bir önceki aya göre yüzde 1.7 oranında artarak 227.1 seviyesinde gerçekleşti. Mayısta KFE, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 24.5 arttı, reel olarak ise yüzde 6.1 oranında azaldı.

"KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ ÖNE ÇIKIYOR"

Son açıklanan verileri değerlendiren Prof. Dr. Fatih Mangır, inşaat ve gayrimenkul sektöründe 2026'da dengeli ancak ayrışan bir görünüm öngörüldüğünü vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Konut ihtiyacı, kentsel dönüşüm projeleri ve demografik dinamikler sektöre destek sağlarken, yüksek kredi maliyetleri, artan inşaat giderleri ve konuta erişimde yaşanan güçlükler satış performansını sınırlayan temel unsurlar olacaktır. Sektörde genel bir canlanmadan ziyade, belirli alt segmentlerde yoğunlaşan seçici bir hareketlilik bekleniyor. Özellikle kentsel dönüşüm projeleri, orta gelir grubuna yönelik konutlar ve stratejik lokasyonlardaki ticari gayrimenkuller öne çıkarken, lüks segmentin daha sınırlı bir performans sergilemesi muhtemel."

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Şeker ise, mayıs ayı konut satış istatistiklerinin, sektördeki daralmayı verilerle ortaya koyduğunu belirterek "Türkiye genelinde toplam konut satışlarında, yıllık bazda yüzde 31.2 gibi sert bir azalış dikkat çekici. Özellikle ipotekli konut satışlarının toplam satışlar içindeki payının yüzde 21 seviyelerinde kalması ve ilk el konut satışlarındaki yüzde 27.9'luk düşüş, yüksek finansman maliyetlerinin ve krediye erişim kısıtlarının talebi etkileyen en önemli unsurlar olduğunu gösteriyor. 2026 yılının geri kalanında gayrimenkul ve inşaat sektöründe finansman probleminin devam edeceğini, ancak 2027'de genişleme dönemine geçileceğini düşünüyorum" diye konuştu.

Prof. Dr. Fatih MANGIR / Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Daha seçici bir sanayi politikası modeli uygulanmalı"

Sanayi üretim endeksinde görülen dönemsel artış, üretim cephesinde kısmi bir toparlanmaya işaret ediyor. Ancak bu canlanmanın ekonomideki tüm sektörlere dengeli biçimde yayıldığını söylemek güç. İmalat sanayindeki artış ekonomik büyüme için olumlu bir ön gösterge iken, madencilik ve bazı ara malı üretim alanlarındaki zayıf görünüm dikkatle izlenmeli. Özellikle iç talebe duyarlı sektörlerde likitide kısıtı ve dış talepteki yavaşlama baskı yaratmaya devam ediyor.

Türkiye'nin sanayi üretiminde kalıcı ve yüksek katma değerli bir dönüşüm sağlayabilmesi için yüksek teknoloji, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve nitelikli işgücü ekseninde daha seçici bir sanayi politikası modeli uygulanmalı. Teşvikler genel destek mantığından çıkarılıp Ar-Ge, ihracat kapasitesi, yerlileşme ve teknoloji transferi performans kriterlerine bağlanmalı. Ciro endekslerindeki artış nominal olarak canlılığı gösterse de, yüksek enflasyon etkisi dikkate alındığında reel talep tarafında daha temkinli bir tablo vardır çünkü bu nominal artış reel büyümeye işaret etmeyebilir. Para politikasındaki sıkı duruş, ticaret satış hacminde sınırlı artış görülmesine ve tüketimde ivme kaybının yaşanmasını tetiklemektedir.

Prof. Dr. Murat ŞEKER / İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Seçilmiş sektörlerde yüksek teknoloji teşvik edilsin"

Sanayi üretim endeksindeki artış, sektörde toparlanma eğilimine işaret ediyor. Veriler, özellikle imalat sanayisinin bu büyümenin ana lokomotifi olma rolünü güçlü bir şekilde sürdürdüğünü gösteriyor. Ancak Türk sanayisinin katma değeri düşük geleneksel modellerden sıyrılarak, yüksek teknolojiye uyum sağlamış bir yapıya bürünme sürecinin daha güçlü ve hızlı ilerlemesi gerekiyor. Sadece kapasite artışını destekleyen teşviklerin değil, seçilmiş sektörlerde yüksek teknolojiyi teşvik eden uygulamaların hayata geçirilmesi, nitelikli iş gücünün sanayiyle entegrasyonunun etkinleştirilmesi önemli gereksinimlerdir. Tabii ki tüm bu teşvik mekanizmaların fiyat istikrarı ve hukuki öngörülebilirlikle desteklenmesi şart.

Toplam ciro endeksinde gözlenen yıllık yüzde 35.2 oranındaki artış önemli ancak, alt sektörlerde ticarette aylık bazda izlenen azalmanın önemli bir uyarı olduğunu düşünüyorum. Ticaret sektöründe izlenen bu ivme kaybının ana gerekçesi; mevcut sıkı para politikasının beklenen yansımalarından biri olarak, iç talebin baskılanması olarak değerlendirilebilir. Bütçe verilerinden, mali dengede bir bozulmanın yaşandığı anlaşılıyor. Bütçe açığı artarken, faiz dışı dengenin de açık vermesi, harcama hızının gelir yaratma kapasitesinin önüne geçtiğini gösteriyor. Öte yandan vergi gelirlerindeki kaybın geçici bir durum değil, ekonomideki genel yavaşlamanın bir etkisi olarak ortaya çıktığını düşünüyorum. İçinde bulunduğumuz yılın maliye politikası açısından, vergi gelirlerinin kamu harcamalarını geriden takip edeceği ve bütçe dengesinde makasın açık kalacağı bir dönem olmasını öngörüyorum.

Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ /Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü Başkanı

"Hane ve ticari talep, pahalı finansman altında yorgun"

Veriler, 2025'in güçlü ivmesinin yerini belirgin bir soğumaya bıraktığı, ancak bunun henüz 'sert iniş' değil, denge görünümünde olduğu bir tabloya işaret ediyor. Toplam inşaat üretim endeksi, 2025 sonbaharındaki yaklaşık yüzde 20'lik yıllık artışlardan hızla gerileyerek Aralık'ta yüzde 7.5'e, Şubat'ta yüzde 5.7'ye indi. Mart'ta yüzde 1.1 gerilemeyle eksiye geçti ve nisanda ancak yüzde 2.1'lik artış gösterdi. Bu da büyümenin durmadığı ancak tek haneli rakamlarda sıkıştığı anlamına geliyor. Asıl kritik ayrımın ise alt sektörlerde olduğu görülüyor. Bina inşaatı martta yüzde 3.4 gerileme, Nisan'da yüzde 0.0 ile fiilen durağanlaşırken, bina dışı yapılar/altyapı nisanda yüzde 12.3 artışla güçlü kaldı. Bu gösterge de kamu/altyapı yatırımının güçlü olduğu izlenimi doğurdu. Talep tarafı da bunu doğrulamakta. Mayıs konut satışları 93 bin 333 adetle yıllık yüzde 31 düşmüştür. Daha sağlıklı gösterge olan ocak-mayıs kümülatifi yüzde 6.6 geriledi. İş yeri satışları ise en kırılgan segment. İkinci el satışlar ilk elden daha zayıf; ilk el payı yüzde 32 civarında. Kısacası hane ve ticari talebin pahalı finansman altında yorgun olduğu görülüyor. Sektörü şimdilik kamu altyapısının taşıdığı görülüyor. Önümüzdeki dönemde belirleyici olacak başlıklar ise: TCMB faiz politikası ve konut kredisi maliyetleri; reel gelir ve hane güveni; inşaat maliyetleri; deprem bölgesi yeniden inşası ile kentsel dönüşüm ve kamu altyapısının inşasına yönelik göstergelerdir.

BİZE ULAŞIN