15 binden fazla denizci mahsur kaldı
ÖZBEY MEN/ Jeopolitik gelişmelerin denizcilik sektörünü kökten değiştirdiğini belirten Transbosphor Maritime Transport & Trade Ltd CEO'su Nuri Mert Can, acentelik hizmetlerinin artık yalnızca operasyon yönetimiyle sınırlı olmadığını ifade etti. Yaptırım kontrolleri, savaş riski, sigorta süreçleri ve uluslararası mevzuatın günlük operasyonların ayrılmaz parçası hâline geldiğini söyleyen Can, sektörün en önemli önceliğinin ise gemi insanlarının güvenliği olduğunu vurguladı. Can, "Navlun kaybı telafi edilir, gemi sigortalanır; ancak insan hayatının telafisi yoktur" ifadelerini kullandı.
Küresel ticarette güvenlik riskleri, karbon düzenlemeleri, artan gemi maliyetleri ve finansman giderlerinin navlun piyasasını kalıcı biçimde değiştirdiğini belirten Nuri Mert Can, mevcut maliyet yapısı korunduğu sürece pandemi öncesindeki fiyat seviyelerine dönüş beklemediğini söyledi.
Türkiye'nin ABD, Japonya, Hindistan, Kanada, Meksika ve Avustralya gibi uzak pazarlardaki ihracatını artırdığına dikkat çeken Can, Ambarlı, Kocaeli, Tekirdağ, Mersin ve Aliağa limanlarının ise Doğu Akdeniz'in önemli lojistik merkezleri hâline geldiğini ifade etti.
Hürmüz Boğazı'ndan dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 30'unun ve sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) büyük bir kısmının geçtiğini belirten Can, şu an için dünya ekonomisinin tahmini zararının 150 milyar doları bulduğunu ifade etti. İşin insani tarafında ise; Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Bahreyn'in en kritik limanlarının bulunduğu bölgede halen bin 500'den fazla gemide 15 binden fazla denizcinin mahsur kaldığına dikkat çeken Can, konunun ABD ile İran arasındaki güç mücadelesine odaklandığını ve bunu da tarafları çözümden uzaklaştırdığını söyledi.
Hürmüz'ü kullanan ülkelerin tek alternatifinin ise Suudi Arabistan'ı enlemesine kara yoluyla geçerek Kızıldeniz'e ulaşmak olduğunu, bunun da sürdürülebilir bir çözüm olarak görülmediğini dile getiren Can, Çin ve Rusya'nın henüz aktif olarak katılmadığı sorunun şu an için tek çözümünün, dünyanın bambaşka bir yerindeki krizin kelebek etkisiyle taşları yerinden oynatmasından geçtiğini söyledi.
TÜRK DENİZCİLİĞİ İLK 10'A YÜKSELEBİLECEK BİR POTANSİYELE SAHİP
Transbosphor Maritime Transport & Trade Ltd CEO'su Nuri Mert Can, Türk denizciliğinin dünya sıralamasında ilk 10'a yükselebilecek bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. Denizci bir aile kültürü içinde yetişen ve meslek hayatına denizde başlayan Transbosphor Maritime Transport & Trade Ltd CEO'su Nuri Mert Can, bugün hem şirket yöneticisi hem de meslek kuruluşlarında üstlendiği görevlerle Türk denizciliğinin gelişimine katkı sunuyor. İTÜ Denizcilik Fakültesi Gemi Makineleri İşletme Mühendisliği mezunu olan Nuri Mert Can, üç okyanusta edindiği deniz tecrübesi ile tersanelerdeki saha deneyimini kurumsal yöneticilik anlayışıyla birleştiriyor. Can, TMMOB Gemi Makineleri İşletme Mühendisleri Odası (GEMİMO) 2. Başkanı, TOBB İstanbul Genç Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı, İMEAK Deniz Ticaret Odası 41. Grup Meclis Üyesi ve Düzenli Sefer Yapan Gemi Acenteleri Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı olarak da sektörde görev alıyor.
"TÜRK BOĞAZLARI KÜRESEL TİCARETİN ANA DAMARI"
Yaklaşık 60 yıllık tecrübeye sahip Transbosphor Maritime Transport & Trade Ltd'nin İstanbul ve Çanakkale Boğazları başta olmak üzere koruyucu acentelik, liman operasyonları, personel değişimi, teknik destek ve lojistik hizmetlerini 7 gün 24 saat kesintisiz yürüttüğünü belirten Nuri Mert Can, Boğazlarda dakikaların bile kritik öneme sahip olduğunu söyledi.
"Türk Boğazları yalnızca bir suyolu değil, Karadeniz'i dünya denizlerine bağlayan küresel ticaretin en stratejik geçiş noktalarından biridir. Buradaki koordinasyon başarısı yalnızca bir gemiyi değil, uluslararası tedarik zincirini de doğrudan etkiliyor" dedi.
"YAPAY ZEKÂ VERİMLİLİĞİ ARTIRIYOR"
Yapay zekâ, veri analitiği ve rota optimizasyonunun denizcilikte operasyonel verimliliği önemli ölçüde artırdığını belirten Can, hız optimizasyonu, ETA tahmini, emisyon raporlaması ve dijital operasyon sistemlerinin sektörün vazgeçilmez unsurları hâline geldiğini söyledi.
Ancak tam otonom gemiler konusunda temkinli konuşan Nuri Mert Can, "Teknoloji gemiyi otonom yapabilir; ancak denizciliği otonom yapamaz. Türk Boğazları gibi kritik suyollarında insan tecrübesi uzun yıllar belirleyici olmaya devam edecektir" dedi.
Can ayrıca dijitalleşmeyle birlikte siber güvenlik risklerinin arttığını, özellikle küçük ve orta ölçekli şirketlerin bu konuda daha fazla yatırım yapması gerektiğini ifade etti. Avrupa Birliği'nin karbon düzenlemelerinin deniz taşımacılığında yeni bir dönemi başlattığını belirten Can, özellikle aile şirketlerinden oluşan Türk armatörlerinin filo yenileme ve alternatif yakıt yatırımlarında finansmana erişiminin kritik önem taşıdığını söyledi.
"Yeşil dönüşüm artık tercih değil zorunluluk. Bu dönüşüm uygun finansman modelleriyle desteklenmezse rekabet gücümüz zarar görebilir" diye konuştu.
Türk sahipli filonun yaklaşık 52 milyon DWT kapasitesiyle dünyada 11'inci sırada bulunduğunu hatırlatan Nuri Mert Can, ilk 10 hedefi için filo yenileme, Türk bayrağının güçlendirilmesi, liman ve demiryolu altyapısının geliştirilmesi, dijitalleşme ve nitelikli insan kaynağı yatırımlarının birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi. Can, denizcilik teknolojileri alanındaki yerli girişimlerin desteklenmesinin de sektörün geleceği açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı. Yılda 2 binin üzerinde Boğaz geçişi, 100'ü aşkın tersane ve 200'den fazla liman operasyonuna hizmet verdiklerini belirten Transbosphor Maritime Transport & Trade Ltd CEO'su Nuri Mert Can, şirketin hedefinin Türk Boğazları'ndaki tecrübesini Dubai, Singapur, Mısır, Panama ve Rotterdam gibi küresel denizcilik merkezlerine taşımak olduğunu açıkladı.
Denizcilik teknolojilerine yatırım yapacak bir girişimcilik ekosistemi oluşturmayı hedeflediklerini de ifade eden Nuri Mert Can, gençlere şu sözlerle seslendi: "Bu meslek sadece kitaptan öğrenilmez; güverteden, makine dairesinden, limandan, tersaneden, yeri geldiğinde acente botundan öğrenilir. Denizcilik derin bir deryadır. Gençlere tavsiyem, önce denizi ve deniz emekçiliğini tanımalarıdır. Başarı o disiplinin arkasından gelir. Uzun vadeli hedefimiz sadece iyi bir yönetici olmak değil; bir ferdi olmaktan gurur duyduğum Türk denizciliğine kalıcı bir iz bırakmaktır."