İDRİZ ÇOKAL/ Ülkemizde çocuk sayılabilecek yaşta çalışmak zorunda kalıp, iş hayatına atılanların sayısı az değil. Ancak onun hikayesi bambaşka. Daha 16 yaşında kendi işini kurup, vergi mükellefi olmuş. Koruma Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, üstelik gerçekten de sıfır sermaye ile işe başlamış. Bugün 15 milyar lira ciroya ulaşan grupta, 2 bin 600 kişiyi istihdam ediyor. Bu muazzam başarı hikayesi nasıl mı oldu? En başından anlatalım.
Kendisi Kırım tatarı bir aileye mensup. Okuyup, kendisine iyi bir gelecek kuran ailenin diğer fertleri gibi Vefa İbrahim Aracı da kafasına bunu yerleştirmiş. Üniversite sınavlarını da kazanmış. Ancak 1980 öncesi okullardaki siyasi olaylar nedeniyle kaydını yaptıramayınca, mecburen iş hayatına atılmak zorunda kalmış. Babası, merhum Şükrü Aracı'ya ait Yeni İzmit Sakarya Ambarcılık'ta çalışmaya başlamış. Burada hamallık ve şoförlük dahil her işi yapmış. Bir yandan da yeni iş fırsatı aramaya koyulmuş. Nihayet Çorlu'da otomobil yedek parçası satan bir dükkan açmış. Babasından tamamen ayrılarak, İzmit Sakarya Nakliyat ismiyle kendi şirketini kurmuş. Sonrasında sanayiye adım atarak çelik tel üretimi yapmaya başlamış. 1994 yılına gelindiğinde ise dönemin ünlü iş insanlarından Halil Bezmen'e ait olan, ancak atıl durumdaki klor ve asit fabrikasını satın alarak kimya sektörüne adım atmış. Böylece kapalı bir fabrikayı tekrar üretime katmış.
İzmit, Hatay Kırıkhan ve Denizli'deki üç fabrikasında klor, asit ve temizlik maddeleri üreten Koruma Şirketler Grubu bugün sektörün devlerinden biri. Koruma Klor Alkali Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi 9 milyar liranın üzerinde ciroya sahip. Grubun konsolide cirosu ise 15 milyar liranın üzerinde. Vefa İbrahim Aracı sadece bir iş insanı değil. Aynı zamanda birçok meslek örgütü ve STK'da görev yapıyor. Son seçimde İKMİB (İstanbul Kimyevi Maddeler ve Malulleri İhracatçıları Birliği) Başkanı oldu. Aracı'nın; Kocaeli Deniz Ticaret Odası Meclis Başkanı, GEBKİM– Kocaeli Gebze Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Başkanı, KİPLAS (Türkiye Kimya, Petrol, Lastik ve Plastik Sanayii İşverenleri Sendikası) Başkanvekili gibi şapkaları da var. Vefa İbrahim Aracı ile İKMİB'deki makam odasında buluştuk. Hem şirketlerini hem STK'daki görevlerini konuştuk…
Önce sizi ve ailenizi tanıyabilir miyiz?
Biz dört kardeşiz. Kırım Tatarıyız. Rahmetli babam Şükrü Aracı Türkiye'ye yetim gelmiş. Nakliyeciliğe başlamış. Benim doğduğum yıl olan 1959'da kendi şirketini kurmuş. Yeni İzmit Sakarya Ambarı Türkiye'nin ilk nakliye ambarlarından biridir. Ben de onun yanında işe başladım. Ağabeyim Şükrü Kemal Aracı ODTÜ İnşaat Mühendisliği mezunu, ablam Zümran Aracı iktisatçı, kız kardeşim Ayşe Aracı ise o yıllarda Türkiye'nin en genç avukatlarından olmuştu.
Kardeşlerinizin hepsi okumuş. Peki, siz neden okumadınız?
Bizim Kırım Tatarlarında okumak çok önemlidir. Üniversitelerin karışık olduğu dönemlerdi. Sürekli eğitim boykotları vardı. Liseden sonra üniversiteyi kazanmama rağmen gitmedim. Çalışmayı tercih ettim. İş hayatı daha tatlı geldi. Okumayınca babam, ambarda şoförlük, hamallık dahil her işi yaptırdı. Topkapı'daki eski ambarların kurucularından biridir babam.
Babanızın nakliye işini siz mi büyüttünüz?
Babamın yanında çalışırken 1977 yılında aynı zamanda Çorlu'da otomobil yedek parçası dükkanı da açtım. 16 yaşında vergi mükellefi oldum. 50 yıldır vergi mükellefiyim. Sonra tamamen babamdan ayrıldım ve kendi şirketimi İzmit Sakarya Nakliyat'ı kurdum. Yine nakliye sektöründe faaliyet gösterdim. Ama babam gibi ambar işi değil bugünkü kargo diyebileceğimiz nakliyeciliğe başladım. Klasik mal taşımacılığı yerine fabrikaların taahhüt işlerini aldım. Fabrikaların hem Türkiye genelinde hem de ihracat pazarlarına ürünlerini taşımaya başladım. Çelik Halat, Rabak, Koruma Endüstri, Dinçkök gibi büyük şirketlerle çalıştım.
Nakliyecilikten sanayiciliğe geçiş nasıl oldu?
Tabii o zaman üretim beni çok cezbetmeye başladı. İlk önce metal üretimiyle işe başladım. Çelik tel, bronz, beton teli üreten bir tesis kurdum. Yıl 1990'ların başı. O yıllarda çelik işi büyüdü. O dönem bir asit sıkıntısı oldu Türkiye'de. Çünkü tek üretici vardı. O da o zamanki adıyla Koruma Endüstrisi. Onların da nakliye işleri bendeydi.
Koruma Endüstri, Bezmen Ailesi'nin şirketi miydi?
Evet, Halil Bezmen'e ait bir şirketti. Santral Holding şirketlerindendi. Sonra iflas süreçleri yaşadı. İnterbank'ın kontrolüne geçti. İnterbank Çukurova Grubu'nun bankasıydı o dönem. Fabrikada üretim durmuştu. Ben bankaya gidip, "çelik tel üreten şirketler üretimde kullanacakları asidi bulamıyorlar. O fabrikayı açın" dedim. Onlar da bana "sen bu fabrikayı almayı düşünmez misin" dediler. Sorunlu kredilerden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Osman Oy ile bir pazarlık yaptık. 1994 yılında yaşanan ekonomik krizden hemen sonra Mayıs ayı gibi konuşmaya başladık. Bir protokol imzaladık. 1994 yılı sonunda Koruma'yı İnterbank'tan satın aldım. Üç dört yıl vade ile aldık fabrikayı.
Fabrika neredeydi? Bu satın almanın kapsamı neydi?
Aslında 9 parsel arsayı aldık. Bankalarda başka gayrimenkulleri, depoları vardı. Mesela İzmir'de depoları vardı. Maltepe'de başka arazileri vardı. Fakat ben sadece Kocaeli'ndeki 9 parsel arsayı satın aldım. Klor Alkali Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi unvanı ile bir şirket kurdum. Oraya sermaye aktardım. Asit sanayi üretiminde önemli bir hammadde. Yüzey temizlemede, metal işlemede kullanıyorduk. Biz Koruma Endüstri'yi alıp, yeniden üretime açtık. Halil Bezmen'in şirketlerine iş yapıyordum ama hiç tanışmadım kendisiyle. Biz bütün süreçleri İnterbank ile yürüttük.
Klor üretimine ne zaman başladınız? Fabrika ne zaman yenilendi ve üretime geçti?
Koruma'nın tesislerini 1994 yılı sonunda aldık. 1995 yılında da bismillah dedik. Tel ve nakliye işim devam ediyordu. Baktık ki kimya fabrikasının teknolojisi çok eski. Fabrikayı yeniledik ilk önce. Şu an dünyanın klor konusundaki en son teknolojiyi kullanan fabrikalarından birisine sahibiz. Fabrikamız İzmit Derince'de. Burada üretilen ürünleri Anadolu'nun her noktasına gönderiyoruz. Nakliyesi zor bir iş. Baktık ki nakliye ücreti üründen daha pahalı hale gelmeye başladı, Anadolu'ya yatırım yapma kararı aldık. Önce Hatay Kırıkhan tesisini kurduk. Ardından Denizli fabrikamızı. Sonra Gebze GEBKİM OSB yatırımını yaptık. Sanayi tesislerinde arıtma mecburiyeti bizim işleri büyüttü. Arıtma tesislerinin klor ihtiyacını biz karşılıyoruz.
Gruba Koruma ismini neden koydunuz? Kapanmış bir şirketti çünkü.
Koruma Tarım, tarım ilaçları alanında eskiden çok bilinen bir şirket ve markaydı. Biz tarım ilaçlarında yoktuk. Tarım ilaçlarını tekrar ruhsatlandırmaya başladık. Sonra Anadolu'yu gezdiğim zaman bir şey dikkati çekti. Evet basında Koruma o zamanlar çok iyi anılmıyor ama Anadolu'yu gezince çiftçiler özellikle tarım ilaç konusunda Koruma'nın ilaçlarını soruyordu. Bilinirliği vardı markanın. Klor Alkali olarak ruhsatlandırdığımız ürünleri satmaya başladık ama vatandaş Koruma'yı soruyordu. Niye ben bu ismi kullanmıyorum dedim. Şirket unvanına Koruma'yı 2004 yılında ekledim.
Koruma Şirketler Grubu'nda bugün kaç şirket var?
Grup bünyesinde dört ana şirketimiz var. Koruma Alkali Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi amiral gemimiz. 2025 yılında net satışları 9.4 milyar lira. İSO 500 listesinde 361'inci sırada. İkinci büyük şirketimiz Koruma Temizlik'in cirosu da 3.2 milyar lira. Bu şirket İSO İkinci 500'de 389'uncu sırada. Koruma Tarım ve İzmit Sakarya Nakliyat ile konsolide ciromuz 15 milyar lirayı geçiyor. Üç fabrikamızda toplam 2 bin 600 kişi çalışıyor. 20 milyon dolar da ihracatımız var.
Yeni yatırımınız var mı? Gelecek hedeflerinizden bahseder misiniz?
Aslında 4'üncü fabrika yatırımına da başladık. Ama Rekabet Kurulu bizi Türkiye'de tekel olarak gördü ve ceza yazdı. Daha ceza bize ulaşmadı. Ama yatırımı beklemeye aldık. İtirazlarımızı yaptık, yasal sürecin sonuçlanmasını bekliyoruz. Biz bunu anlatmakta zorluk çektik ya da karşı taraf anlamakta zorlanıyor. 60 milyon dolarlık bir yatırımdan söz ediyoruz. GEBKİM OSB'de yapıyoruz bu yatırımı da.
Neden ceza kesildi? Yasal bir süreci mi atladınız?
Rekabet Kurulu'nun bu konuda daha önce vermiş olduğu karar var. Siz klor ürettiğiniz zaman karşılığında yan ürünler alıyorsunuz ve şu anda özellikle de bu yan ürünlerin klordan daha fazla değeri var. Tek başına o sizin maliyetlerinizi kurtarıyor. Yeni yatırımla Türkiye'de üretilmeyen başka bir klorlu bileşiği üreteceğiz. Bu ürün şu anda ithal ediliyor. Fakat o klorlu bileşiği üretirken yine size yan ürün olarak hidroklorik asit çıkıyor. Ama Rekabet Kurulu diyor ki, "senin hidroklorik asitte en büyük üreticisin. Hakim durumdasın. Bunu üretemezsin". Ancak amacımız Türkiye'de üretilmeyen başka bir bileşiği üretmek. Çünkü yan ürün olarak hidroklorik asit çıkacak. Sanıyorum bu üretimi yeni açıklanacak teşvik programına koyacaklardır. Monoklor asetik asit ürettiğinizde harcadığınız klor karşılığı kadar kostik elde ediyorsunuz. O kadar kostikle Türkiye'nin yaptığı ithalatı tamamen durdurmuş olacaksınız. Yatırım beklemede şu anda. İtiraz süreçleri devam ediyor.
Koruma Temizlik şirketiniz de dikkat çekici bir büyüklüğe sahip. Biraz da bu şirket hakkında bilgi verir misiniz?
Koruma Temizlik şirketimiz hem kendi markasıyla hem de perakende zincirlerine private label üretim yapıyor. Şu anda yüzde 60 private label, yüzde 40 markalı üretimimiz var. Bu tablo birkaç yıl içinde yüzde 60 kendi markamız şeklinde değişecek. Çamaşır suyu, sabun, sıvı sabun, sıvı deterjan, gider açıcı, banyo temizleyici, kolonya üretimi yapıyor. Miss, Hypo, Bella, Hyper Active, Hijyen, Mr. Point gibi markalarımızla temizlik ürünleri piyasasındayız. Hem yurt içine hem de yurt dışına satışımız var.
Bitki koruma ilaçları sektöründe neler yapıyorsunuz?
Tarım ilaçları zaten eski Koruma'da varmış. Biz aldığımız zaman sıfırdı. Sonra tek tek ilaçları ruhsatlandırmaya başladık. Şu anda 200'ün üzerinde ruhsatlı tarım ilacımız var. Üretimimiz İzmit Derince'deki tesislerimizde yapılıyor. Piyasada tutan ilaçlarımız var. Ancak bayilik ağında bazı sıkıntılar yaşanıyor. Bu yüzden tarım ilacı tarafında son iki yıldır biraz daha dikkatli hareket ediyoruz. Kapasitemiz yeterli ama dikkatli ilerliyoruz.
Şirkette aileden kimler var? Siz aktif olarak işin başında mısınız?
Ağabeyim inşaat mühendisi. Yatırım tarafına o bakıyor. Kız kardeşim zaten avukat. Diğer ablam uzun yıllar benimle beraber çalıştı. Şimdi bizim genelde sosyal işlerimize, vakıf işlerimize, yaptığımız hastane, okul gibi işlere bakıyor. Şirketlerin yüzde 90'ı bana ait ama hep beraber çalışıyoruz.
Vakıf çatısı altında neler yapıyorsunuz?
Aile vakfımız var. Sadece okul yapmıyoruz. Faaliyetlerimiz eğitim ve sağlık ağırlıklı. Kocaeli Üniversitesi Batı Yerleşkesi'nde Semahat Aracı Onkoloji ve Palyatif Bakım Merkezi kurduk. Yine Ümran Aracı Ameliyathane Kompleksi'ni yaptık. Zümran Aracı İleri Psikiyatrik Tedavi Ünitesi'ni açtık. Laboratuvarlar kurduk, cihazlar bağışladık. Kocaeli Üniversitesi Onkoloji Bölümü başta olmak üzere birçok bölüme desteklerimiz devam ediyor. Derince Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'ni kurup, bağışladık. Eğitim alanında ilkokul, ortaokullar yapıp, bakanlığa bağışladık. Eğitim bursları veriyoruz. Tema Vakfı'na sponsor olarak doğaya dönük işlere destek oluyoruz. Kırım'daki vatandaşlarımıza da eğitimden sağlığa her alanda destek oluyoruz.
"Hiçbir kuruma kendim aday olup seçime girmedim"
Meslek örgütleri ve STK'larda görev alıyorum. GEBKİM – Kocaeli Gebze Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'nin kurucularındanım. Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı yapıyorum şu anda. Buraya çok vakit ayırıyorum. Çok önem veriyorum çünkü. Kocaeli Deniz Ticaret Odası Meclis Başkanlığı yapıyorum. Deniz Ticaret Odası Başkanı Tamer Kıran'ın ricası ile bu görevi üstlendim. KİPLAS (Türkiye Kimya, Petrol, Lastik ve Plastik Sanayii İşverenleri Sendikası) Başkanvekilliği görevim var. KİPLAS'a da efsane başkanlarımızdan rahmetli Refik Baydur'un daveti ile girdim. Kırım Tatarları Federasyonu'nun kurucu başkanıyım. Şimdi İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Başkanı seçildim. Benim İKMİB'e aday olmam söz konusu değildi. Vefa İbrahim Aracı bir yere aday olup bir seçime girmiş mi? Hiçbir yere aday olmadım, aday gösterildim. İKMİB'de de böyle oldu. Başkan Adil Pelister ve yönetim kurulunun tamamının ısrarlı talebi ile görevi kabul ettim. 5-6 defa aday olmam için ziyaretime geldiler. En son ziyarette yönetim kurulunun tamamı vardı. Sonunda kabul ettim. Kabul ettiğimizi kendilerine beyan ettiğimiz zaman da çok güzel bir sıcak kucaklamayla karşılaştık.
"Adil Pelister'in TİM başkanlığına karşı olsaydım niye delege seçtireyim?"
TİM Başkanlık seçimi dönemi ile ilgili bir noktayı aydınlatmak isterim. Sadece Adil Bey (Pelister) ile beraber değil Adil Bey ile daha önce de yönetimde bulunan birçok arkadaşla beraber yola çıktık. Oradaki bilgi eksikliğini gidereyim. Benim yönetim tarzım farklı. Eğer bir yerde yönetimdeyseniz yapılan işlerden, alınan kararlardan ve alınan kararların uygulamasından tüm yönetime bilgi vermek zorundasınız. Yönetim kurulu başkanı olarak bu sizin göreviniz. Hiçbir şeyi kendinizde gizli tutamazsınız. Çünkü o yönetiminde olan herkes aynı şekilde sorumludur. Adil Bey o günkü yönetimde olan tüm arkadaşları toparlayarak benden başkan olmamı rica etti. Ben de o gün söyledim. Adil Bey TİM başkanı olmak istiyordu. Biz de ilk yönetim kurulunda Adil Bey'i TİM delegesi olarak seçtik. Doğru mu? Doğru. Üzerimize düşeni yaptık. Aday oldu ama arkasından "İbrahim Aracı destek vermediği için ben istifa ediyorum" dedi ve adaylıktan çekildi. İbrahim Aracı sana destek olmasaydı niye delege seçtirsin? AKİB Başkanı seçimler öncesi telefon açtı bana. Adil Bey'i biz desteklemeyeceğiz dediler. Bizim kendi adayımız var dediler. Ve kendi adaylarını çıkarttılar. Yani Adil Bey kendi kimya grubundan bile çıkamadı. TİM Başkanı Mustafa Gültepe'nin adaylığını açıkladığı toplantıya gelince. Mustafa Bey zaten TİM'in mevcut başkanı. Bir toplantı yapıyor, beni de davet etmiş. Ben davet gelince de toplantıya gideceğimi söyledim. Beraber gidelim dedim. 60 birlik zaten kendisine desteğini açıklamış. TİM Başkanı'nın davetine İKMİB'in yeni başkanı olarak katılmam kadar doğal bir durum yok.
Oradaki konu geçmişten gelen ki bugün hala üzerinde çalıştığımız bir konuydu. İştiraki olan şirketlerin şeffaf bir şekilde bizi bilgilendirilmesiydi. Bu bilgilendirmeyi yapmaktan kaçındı Adil Bey. Yoksa ben kimseyle karşı karşıya gelmedim. Bunu bütün arkadaşlarımız da bilir.
"İKMİB'e 1 liralık yemek faturası ödetmedim"
Geçmişle uğraşmak değil geçmişten gelen bazı şeyleri bitirmeye uğraşıyoruz. Ben İKMİB'e 1 liralık yemek faturası ödetmedim. Sadece yurt dışı seyahatte iki tane uçak biletim alındı. Allah kısmet ederse görevimin sonuna kadar da aynı şekilde devam edeceğim. Bu görevimin sonunda bakacaksınız benim bu birlik için yaptığım sponsorluklar birliğin benim için ödediği seyahat paralarının üzerinde olacaktır. Ben zaten onu bir şekilde yine ödemiş olacağım. Yani bu seçim ve seçimden sonraki sıkıntıların büyük bir kısmı buradan kaynaklanıyor.