Türkiye’nin yeni ekonomisi: Öz bakıma 80 milyar TL
Bayer'in verilerine göre Türkiye tüketici sağlığı pazarı son beş yılda yıllık ortalama yüzde 66 büyüyerek 2025 itibarıyla 234 milyar TL'ye ulaştı. Kişi başına tüketici sağlığı harcaması ise 57,1 Euro seviyesinde. Bu rakam Almanya'da 155,3 Euro, Fransa'da 139,6 Euro seviyesinde bulunuyor.
Pazarın en dikkat çekici alanlarından biri gıda takviyeleri. Dermatoloji ve gıda takviyeleri birlikte tüketici sağlığı pazarının yaklaşık yüzde 40'ını oluşturuyor. Gıda takviyelerinin toplam pazardaki payı yüzde 17'den yüzde 24'e yükselirken, kategori pandemi sonrasında yüzde 93 büyüdü. Türkiye'de yaklaşık 45 milyon kişinin gıda takviyesi kullandığı tahmin ediliyor. Pazarın 2026 yılında da yüzde 40 büyüyerek 80 milyar TL'ye ulaşması bekleniyor.
"Alım gücünden bağımsız bir öz bakım bilinci gelişiyor"
Bayer Tüketici Sağlığı Türkiye, Orta Asya ve Kafkaslar Ülke Grubu Başkanı Dr. Onur Yaprak da Türkiye'de yaşanan değişimin ekonomik koşulların ötesine geçtiğine dikkat çekiyor.
"Türkiye'de 45 milyon vitamin kullanıcısı var" diyen Yaprak, özellikle orta yaşlardan itibaren kullanımın çok yaygınlaştığını belirterek, "İnsanlar alım gücünden bağımsız kullanıyor. Gerçekten ciddi bir öz bakım bilinci gelişmeye başladı. Bunu destekleyen unsurlardan biri sosyal medya. İnsanlar yaş almanın ve yaşlılıkta hastalıkları önlemenin ne kadar önemli olduğunu görüyor" diyor.
Rakamlar da tüketicinin ekonomik koşullara rağmen bu harcamadan kolay vazgeçmediğini gösteriyor. Türkiye Gıda Takviyesi Sektörü Tüketici Tutum, Kullanım ve Algı 2026 Yılı Araştırması'nda kullanıcıların yüzde 68,6'sı yıllardır takviye kullandığını belirtirken, yüzde 49,4'ü değişen ekonomik koşullara rağmen satın alma davranışını sürdürdüğünü söylüyor. Kullanımı tamamen bıraktığını söyleyenlerin oranı ise yalnızca yüzde 1,8. En fazla tercih edilen ürünler B12, D ve C vitaminleri; bunları Omega-3, magnezyum ve multivitaminler izliyor. (Türkiye Gıda Takviyesi Sektörü Tüketici Tutum, Kullanım ve Algı 2026 Yılı Araştırması)
Önce uyku, egzersiz ve beslenme
Ancak Yaprak, öz bakımın "daha fazla takviye kullanmak" şeklinde okunmaması gerektiğinin özellikle altını çiziyor. Sağlıklı yaşam piramidinin temelinde takviyeler değil, yaşam biçimi var.
"İlk yapmamız gereken egzersiz, doğru beslenme, sosyalleşme ve uyku. Bunların yerine hiçbir şey geçmiyor" diyen Yaprak'a göre takviyelerin işlevi, yaşam tarzı nedeniyle doğal yollarla karşılanamayan ihtiyaçların desteklenmesi.
Modern şehir yaşamının bunun en basit örneğini sunduğunu belirten Yaprak, bütün günü ofis ve otomobil arasında geçiren bir kişinin yeterince güneş göremeyebildiğini hatırlatıyor. Temel yaklaşımı ise şöyle özetliyor: Besinlerden alınabiliyorsa önce besinlerden alınmalı; eksiklik ortaya çıktığında ise ihtiyaç kişiye özel değerlendirilmeli. "Gıda takviyesi" ifadesinin de tam olarak bunu anlattığını söyleyen Yaprak, "Gıdanın yerine geçemez" diyor.
Sıradaki büyük dalga: Kişiselleştirilmiş sağlık
Sektördeki asıl büyük dönüşüm ise bundan sonra başlayabilir. Yaprak'a göre geleceğin önemli eğilimlerinden biri kişiselleştirilmiş öz sağlık olacak.
Evde yapılabilen testlerin yaygınlaşması, giyilebilir cihazların sürekli sağlık verisi üretmesi ve daha önce günler süren bazı ölçümlerin çok daha kısa sürede yapılabilmesi, insanların kendi bedenleri hakkında giderek daha fazla veri elde etmesini sağlıyor.
Yaprak, "Sağlıklı bireyin olması gereken değerleri var ve bunları tespit etmek artık çok daha kolaylaşacak. İnsanlar evde test yapmaya başladı. Bazı şeyler eskiden günlerce sürerken artık çok daha hızlı sonuçlanıyor. Sağlık takip cihazları da gelişiyor. Bunlar geliştikçe ihtiyaçlara yönelik ürünler de gelişecek" değerlendirmesinde bulunuyor.
Bu değişim, "herkese aynı ürün" yaklaşımından kişinin yaşam biçimine, beslenmesine ve ölçülen ihtiyaçlarına göre şekillenen yeni bir sağlık tüketimine geçiş anlamına geliyor.
Yapay zekâ sağlıkta yeni kapıyı açıyor
Dönüşümün bir başka ayağı ise yapay zekâ. İnsanların sağlıkla ilgili bilgiye ulaşmasının sosyal medya ile büyük ölçüde kolaylaştığını söyleyen Yaprak, yapay zekânın bu süreci daha da hızlandırdığı görüşünde. Ancak burada sektör açısından kritik bir problem bulunuyor: Bilgiye erişimin kolaylaşması, ulaşılan bilginin doğru olduğu anlamına gelmiyor.
Yaprak'ın dikkat çektiği nokta özellikle çarpıcı: Yapay zekâ sistemleri kimi zaman "en doğru" bilgiden ziyade internette en yaygın ve görünür olan bilgiyi öne çıkarabiliyor.
Bu nedenle sağlık alanında yapay zekânın bilimsel bilgiyle beslenmesi gerektiğini söyleyen Yaprak, teknolojinin önündeki en büyük sınavlardan birinin bu olduğunu belirtiyor. Yapay zekâ aracılığıyla sağlık bilgisine erişimin daha da artacağını öngören Yaprak, "Daha doğru bilgiye ulaştıkça bunun muhtemelen daha da artarak gideceğini düşünüyoruz. Biz de insanlar aradığında doğru bilginin çıkmasını sağlamaya çalışıyoruz. Çünkü şu anda kontrolsüz biçimde gelişiyor" diyor.
Türkiye Bayer'in en hızlı büyüyen pazarlarından
Türkiye'deki yükseliş Bayer açısından da ülkeyi stratejik bir noktaya taşıyor. Bayer Türkiye'nin 2025 yılı satışları 506 milyon Euro seviyesinde bulunurken şirket aynı yıl Türkiye'de 73 milyon TL yatırım gerçekleştirdi. Türkiye'den 20 ülkeye ihracat yapan şirket, Bayer Grubu içindeki en büyük 20 şirket arasında bulunuyor. Bayer'in global satışları ise 2025 itibarıyla 45,6 milyar Euro; Ar-Ge harcamaları 5,8 milyar Euro düzeyinde.
Yaprak, tüketici sağlığında Türkiye'nin Bayer için dünyadaki ilk 10 pazar arasında olduğunu belirterek, "Dünyada en hızlı büyüyen iki-üç pazardan biriyiz. Çok önemli bir pazarız" diyor. Türkiye aynı zamanda şirket açısından bir insan kaynağı havuzu. Yaprak'ın verdiği bilgiye göre yaklaşık 100 Türk çalışan Bayer'in farklı ülkelerdeki organizasyonlarında görev yapıyor.
Türkiye'de 1954 yılından bu yana faaliyet gösteren Bayer'in bugün tüketici sağlığı, ilaç ve tarım ürünleri olmak üzere üç ana iş kolu bulunuyor.
Sağlığın yeni ekonomisi
Ortaya çıkan tablo yalnızca vitamin ve takviye pazarındaki büyümeyi anlatmıyor. Pandemi, yaşlanan nüfus, sosyal medya, giyilebilir teknolojiler, evde sağlık testleri ve şimdi de yapay zekâ aynı noktada birleşiyor: İnsanlar hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi aramak yerine, daha uzun süre sağlıklı kalabilmenin yollarını daha erken yaşlarda aramaya başlıyor.
Yaprak'a göre bu değişimin temel amacı aslında oldukça basit: "Hepimizin amacı daha kaliteli yaşlanmak. Yaşlandığımızda elden ayaktan düşmemek. Bununla ilgili çok büyük bir bilinç oluşmaya başladı ve muhtemelen böyle devam edecek."
Türkiye'de 45 milyon kişiye ulaşan takviye kullanımı ve yüz milyarlarca liraya ulaşan tüketici sağlığı ekonomisi, bu davranış değişiminin artık yalnızca bir sağlık trendi değil, aynı zamanda güçlü bir ekonomik dönüşüm olduğunu gösteriyor.