“Değişim kapımızda, ayak uydurmak zorundayız”

GİRİŞ TARİHİ: 06.01.2026 GİRİŞ TARİHİ: 12:56 SON GÜNCELLEME: 06.01.2026 12:56
Astroloji öğretmeni, yazarı ve yayıncı kimliğiyle uzun yıllardır Para Dergisi okurları için haritaları yorumlayan Öner Döşer, 2026’yı “ayak uydurmak zorunda olduğumuz” büyük bir dönüşüm yılı olarak tanımlıyor. Yeni kitabına da “Fragman Bitti, Film Başlıyor” adını veren Döşer’e göre, ekonomik sistemlerden teknolojiye, günlük hayattan yönetişim biçimlerine kadar pek çok alanda eski düzen geride kalıyor.

NİLGÜN KARATAŞ/ Ekonomi, politika, siyaset, teknoloji, tarım ve piyasalarla ilgili her yıl Para Dergisi okurları için öngörülerini paylaşan Astrolog Öner Döşer, bir yandan risklere diğer yandan fırsatlara dikkat çekiyor. Ancak Döşer'in üzerinde önemle durduğu konusu ise değişim ve dönüşüm. Hem de ayak uydurmak zorunda kalacağımız bir takım yenilikler bizi bekliyor. Bunların bir kısmı elbette teknoloji kaynaklı, ancak onun dışında da bir hareketlilik yaşandığını belirten Öner Döşer, sorularımızı şöyle yanıtladı:

  • Geçen yıl yaptığımız röportajda 2025'i bir geçiş yılı, asıl kırılmayı ise 2026 olarak işaret etmiştiniz. Bu öngörünüzün temelinde ne yatıyor?

Evet, 2025 yılını bir nevi geçiş yılı olarak gördüğümü ve taşların ancak 2026 yılında yerli yerine oturmaya başlayacağını söylemiştim. Bunun sebebi ağır hareket eden gezegenlerin ardı ardına burç değiştirecek olmalarıydı. Uranüs, Neptün ve Plüton gibi gezegenler yalnızca bireysel değil, kolektif ve tarihsel dönüşümleri anlatır. Uranüs 7 Temmuz 2025'te bir süreliğine İkizler burcuna geçti, Kasım ayında Boğa'ya döndü ama 26 Nisan 2026'dan itibaren geri dönmemek üzere İkizler burcunda ilerlemeye başlayacak ve yaklaşık yedi yıl orada kalacak. Neptün de benzer bir süreçten geçiyor. 30 Mart 2025'te Koç burcuna geçti, Ekim'de Balık'a geri döndü ve 26 Ocak 2026 itibarıyla tamamen Koç burcuna yerleşecek. Plüton ise 19 Kasım 2024'ten bu yana Kova burcunda ve 2044'e kadar orada kalacak. Bu üç gezegenin kısa aralıklarla burç değiştirmesi, "hiçbir şeyin eskisi gibi kalmayacağı" bir döneme işaret ediyor.

BELİRSİZLİK ARTIYOR

  • Uranüs, Neptün ve Plüton gibi ağır gezegenlerin kısa aralıklarla burç değiştirmesinden söz ediyorsunuz. Bu gezegen geçişleri günlük hayatlarımızda ve dünyada nasıl bir tabloya işaret ediyor?

Ağır hareket eden Plüton, Neptün ve Uranüs'ün kısa aralıklarla burç değiştirmeleri gerek dünyada gerekse gündelik hayatlarımızda büyük değişimlere işaret etmekte. Çok önemli bir dönüşüm zamanındayız. Ekonomik, politik, bilimsel ve teknolojik alanlarda geçmişte kullandığımız pek çok araç ve alışkanlık geride kalacak. Değişim kapımızda ve bu değişime ayak uydurmak durumunda kalacağız. Sistemler çözülüyor, yeni sistemler henüz tam olarak kurulmuş değil. Bu da belirsizliği artırıyor.

EKONOMİDE STAGFLASYON

  • 2026 için ekonomik açıdan oldukça sert bir tablo çiziyorsunuz. Bu dönemi klasik bir krizden ayıran temel fark nedir?

Şöyle ki; 2026 yılı sadece ekonomik bir depresyon değil, stagflasyona doğru giden bir süreci işaret ediyor. 2025'ten daha zor bir yıl olacak. Satürn ve Neptün'ün yakın derecelerde ilerlemesi, sistemlerin çözülmesine, belirsizliklerin artmasına yol açar. Bu dönemlerde piyasalarda güvensizlik olur, yatırımcılar beklemeyi tercih eder. Satürn-Neptün kavuşumları tarihsel olarak yönetim zafiyetlerini, hukuki ve kurumsal aksaklıkları, sahtekârlıkların artmasını da beraberinde getirir. Buna ek olarak Jüpiter'in Aslan burcuna geçişinin ardından Güney Ay Düğümüne yaklaşması, piyasaların zayıflamasını gösteriyor.

  • Bu daralma sürecinin ne kadar sürmesini öngörüyorsunuz?

McWhirter Teorisi'ne göre 27 Temmuz'da Kuzey Ay Düğümü'nün Kova burcuna geçişi, piyasaların dip sürecinin başlangıcı olabilir. Bu sürecin 26 Mart 2028'e kadar ticaret hacminde ciddi daralmaya yol açması mümkün. Normalleşme ise Kuzey Ay Düğümü'nün 21 Mart 2031'de Akrep burcuna geçmesiyle mümkün görünüyor. Üstelik bu tabloya bir de güneş minimum dönemi eklenecek ki, bu dönemler genellikle piyasalarda düşüşle ilişkilidir.

ÖZGÜRLÜK MÜ, DİJİTAL DİKTATÖRLÜK MÜ?

  • Bir yandan "insan merkezli ekonomi"den söz ediyorsunuz, diğer yandan dijital diktatörlükten. Bu ikilem bize ne vaat ediyor?

Bilgi ekonomisinin de ötesine, merkezinde insanın yer aldığı bir ekonomiye geçiyoruz. Bu dönüşüm birkaç yıl alacak ama 2026'dan itibaren daha net hissedilecek. İnsanlar emeklerinin karşılığını yalnızca maddi değil, insani değer görme üzerinden de alacak. Etik ilkelere, kültürel birikime ve deneyime sahip olmak çok daha önemli hale gelecek. Eğitim, sosyalleşme ve bilgi edinme biçimlerimiz dijital teknolojilerle yeniden şekillenecek. Elbette dijitalleşmenin risklerine de dikkat çekmeliyim. Plüton dikta etmeyi, Kova burcu ise bilgi ve teknolojiyi temsil eder. Bu ikili, dijital sistemlerin baskı ve kontrol amacıyla kullanılma ihtimalini de gündeme getiriyor. Kitlesel gözetim, bireysel verilerin kötüye kullanımı, alışkanlıkların manipüle edilmesi gibi riskler söz konusu. Her hareketimizin izlenmesi; özgürlük, mahremiyet ve güvenlik açısından ciddi sorunlar doğurabilir. Bu nedenle teknolojiyi sorgulayan bir bilinç geliştirmek çok önemli.

  • Tüm bunlar olurken Türkiye astroloji haritası 2026 ve sonrasında nasıl bir tablo çiziyor? Özellikle dikkat edilmesi gereken dönemler hangileri?

Genel bir değerlendirme yaparsak, Aslan burcundaki tutulmalar ve Mars geçişleri Türkiye için özellikle Ekim–Kasım aylarını hareketli kılıyor. Bunlar Türkiye için aktif zamanlar. Özellikle 15 Kasım civarındaki Mars–Jüpiter kavuşumu, Türkiye'nin kendini daha güçlü ifade etmek isteyeceği bir döneme işaret ediyor. 17 Nisan'daki Koç Yeniayı ve ardından gelen gezegen dizilimleri iç güvenlik konularını öne çıkarıyor. Yönetim kararları belirleyici olacak. Buna karşın Jüpiter'in koruyucu etkileri de devrede. Zorlayıcı ama aynı zamanda destekleyici bir süreçten söz ediyoruz. İlerletilmiş haritasında Ay'ın yüksek bölgeden geçiş yaptığı görülse de her şeye rağmen Türkiye'nin yükselişte.

Öner Döşer'den yeni kitap:

"Fragman Bitti, Film Başlıyor"

  • Yeni kitabınız "Fragman Bitti, Film Başlıyor" adıyla bize verdiğiniz bilgileri destekliyor. Kitabınızda neleri ele aldınız?

Kitap yalnızca 2026'yı değil, 2038'e kadar uzanan gezegen döngülerini kapsıyor. Ağır hareket eden gezegenlerin tarihsel etkilerini, geçmişte hangi olaylarla örtüştüklerini ve önümüzdeki tekrarların neler getirebileceğini ele aldım. 2026'daki tutulmalar, yeniaylar, dolunaylar, burçlara yönelik uzun dönemli öngörüler, coğrafi astrolojiye göre riskli bölgeler ve psikolojik etkiler kitapta ayrıntılı biçimde yer alıyor. Amacım korku yaratmak değil; bu kitabın amacı önümüzdeki döneme ışık tutmak ve farkındalık oluşturmak.

Yeni nesil teknoloji ve yeni ekonomi neler getiriyor?

  • 2026 Nisan'ında Uranüs'ün İkizler burcuna geçmesi ve Kova burcundaki Plüton'la uyumlu açı yapması, dijital çağın yeni bir evresini başlatıyor. Bu dönemle birlikte teknoloji yalnızca bir araç olmaktan çıkıp, hayatın merkezine yerleşiyor.
  • Yapay zekâ, robotik, yazılım, siber güvenlik, veri analizi, dijital ödeme sistemleri, e-ticaret ve dijital eğitim platformları hızla öne çıkacak. Alternatif enerji, geri dönüşüm, doğa dostu teknolojiler ve uzay bilimleri de büyüyen alanlar arasında yer alıyor. Yapay zekâya bağlı yeni meslekler ve uzmanlık alanları ortaya çıkacak; yeni dijital platformlar ve çalışma modelleri gündelik hayatın parçası haline gelecek.
  • Bu dönüşüm yayıncılık ve eğitim alanlarını da doğrudan etkileyecek. Kitaplar, dergiler ve gazeteler dijital baskı ve arşiv sistemlerine daha fazla yönelirken, kütüphaneler fiziksel mekânlardan çok elektronik arşiv merkezleri olarak işleyecek. İletişim ve öğrenme modelleri 2026–2028 arasında köklü biçimde değişecek.
  • Ekonomi cephesinde ise artık bildiğimiz para sistemlerinin sonuna geliyoruz. Kağıt para yerini giderek dijital paralara bırakacak. Uranüs ve Plüton'un uyumlu etkisi, para, ticaret ve finansın neredeyse tamamen dijitalleşeceğini gösteriyor. Yeni ekonomi; hız, veri, teknoloji ve dijital güvenlik üzerine kurulacak.

Koç burcunda ender kavuşum:

Zorlu bir döneme girerken

36 YILDA BİR OLAN KAVUŞUM

  • Satürn ve Neptün'ün kavuşumları yaklaşık 36 yılda bir gerçekleşir ve her seferinde farklı bir burçta yaşanır. Tarihsel olarak bu iki gezegenin Koç burcundaki birliktelikleri; yönetimsel zayıflıklar, ayaklanmalar, iç savaşlar ve imparatorlukların çözülmesiyle örtüşmüştür. Koç ilk olarak yapılan şeyleri, Neptün hayal etmeyi, Satürn bina etmeyi anlatır.
  • Neptün'ün Koç burcundan geçişleri, özellikle ulusların içten sarsıldığı, merkezi otoritelerin zayıfladığı ve kaotik süreçlerin tetiklendiği dönemlere denk gelir. Önümüzdeki geçişte Neptün'e Satürn'ün de eşlik etmesi, bu sürecin daha sert ve sıkışık koşullarda yaşanacağını düşündürüyor.
  • Tarihsel örnekler bu tabloyu destekler niteliktedir. Koç burcundaki geçmiş Satürn–Neptün kavuşumları civarında, gerek Mezopotamya'da gerek Osmanlı İstanbul'unda, yönetimsel zafiyetlerin toplumsal ayaklanmalara dönüştüğü görülmektedir. Bu dönemlerin ortak paydası, otorite krizleri ve yaygın kaos ortamıdır.

SATÜRN KOÇ BURCUNDA: SERT SINAVLAR

  • Satürn, 14 Şubat 2026-13 Nisan 2028 arasında Koç burcunda ilerleyecek. Bu geçişler yaklaşık 30 yılda bir olur. Türkiye açısından Satürn'ün Koç transiti geçmişte; siyasi krizler, devlet yapısında sarsıntılar, liderlik değişimleri ve güvenlik odaklı gelişmelerle çakışmıştır.
  • 1996-1999 döneminde yaşanan siyasi skandallar, davalar ve güvenlik operasyonları bu etkiyle örtüşür. Önümüzdeki dönemde de benzer temaların, farklı aktörler ve koşullar altında yeniden gündeme gelmesi olasıdır. Ancak birebir tekrarlar değil, benzer sınav alanları söz konusudur.

KİRON BOĞA BURCUNDA: GÜVENCE KAYGISI

  • 20 Haziran 2026'da Kiron Boğa burcuna geçiyor. Bu geçiş, maddi ve fiziksel güvenceye dair endişeleri artırabilir. Finansal dalgalanmalar, mülkiyet edinmenin zorlaşması ve gıda fiyatlarındaki artışlar öne çıkabilir.
  • Bazı ürünlere, paramız olsa bile erişimin zorlaşması mümkündür. Fiziki altın ve gümüş gibi değerli metaller de bu süreçten etkilenebilir. Kiron'un Boğa transiti, "sahip olmak" kavramının yeniden sorgulanacağı bir döneme işaret ediyor.

'Nadir fırsatlar' değerlendirilebilir!

Öner Döşer; "2026–2028 geçişinde, ağır hareket eden gezegenler arasında oluşacak olumlu açılar, zorlukların yanı sıra önemli büyüme ve gelişme fırsatlarını da beraberinde getiriyor" derken, bu potansiyelin özellikle 2026 yılında daha görünür olabileceğini vurguluyor. Peki bu durumda bir tarafta zorluklar varken, diğer tarafta bekleyen bu fırsatları yakalamak için dikkat edilmesi gereken hangileri?

  • Satürn ve Neptün'ün 0 derece Koç burcundaki kavuşumu, idealleri somutlaştırmak ve uzun vadeli hedefler için sağlam adımlar atmak adına nadir bir başlangıç enerjisi sunuyor. Bu etki, özellikle ayakları yere basan, iyi planlanmış ve emek verilmiş projeler için anlamlı olabilir. Bu nedenle 2026 yılının ilk yarısı, doğru hazırlığı yapmış olanlar açısından dikkat çekici fırsatlar barındırabilir.
  • Ayrıca Uranüs, Neptün ve Plüton'un birbirleriyle kuracağı nadir ve uyumlu açılar, en güçlü şekilde 2026 yılı boyunca, özellikle de yaz aylarında etkili olacak. 13 Temmuz, 20 Temmuz, 14 Eylül ve 23 Kasım haftaları, bu fırsat enerjisinin yoğunlaştığı zaman aralıkları olarak öne çıkıyor.
  • 2026 yılı; zorluklarla birlikte, doğru zamanda doğru adımı atabilenler için nadiren karşılaşılan imkânların da devreye girdiği bir yıl olabilir. Bu fırsatları değerlendirebilmek için hazırlıklı olmak ve gerçekçi hedeflerle ilerlemek belirleyici olacaktır.

2026 yılında yükseliş beklenen sektörler

  • Yıl genelinde; iletişim, eğitim, sosyal medya, medya ve yayıncılık, turizm ve seyahat, yazarlık, yazılım sektörü, satış ve pazarlama, hakla ilişkiler, astroloji, reklamcılık, yorumculuk, röportaj, muhabirlik, kuryelik, nakliye, gazetecilik, kütüphanecilik ve arşivcilik, dil bilim, nörobilim alanları.
  • 2026 yılının ilk yarısında; gayrimenkul danışmanlığı, emlakçılık, bahçecilik, otelcilik, ev tekstili, ev dekorasyonu, çevre düzenleme, yiyecek-içecek, su ile ilgili konular, gemicilik, denizcilik, deniz ürünleriyle ilgili işler, tarımla ve ziraatla ilgili işler, inşaat firmaları, aşçılar, diyetisyenlik, deniz bilimleri, esnaflık.

BÖLGESEL SINIRLAR DEĞİŞİYOR,

ÇOK KUTUPLU DÜNYAYA MI GEÇİLİYOR?

  • 2026 Nisan'ından itibaren Uranüs yaklaşık yedi yıl boyunca İkizler burcunda ilerleyecek. Uranüs'ün İkizler burcundaki geçişleri tarihsel olarak; bölgesel savaşlar, iç çatışmalar, komşu ülkeler arası gerilimler ve sınır değişimleri ile ilişkilidir.
  • Bir önceki Uranüs–İkizler döngüsü 1942–1949 yılları arasına denk gelmişti. Bu dönem, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından dünyanın yeniden bölündüğü, sınırların değiştiği ve iki kutuplu dünya düzeninin kurulduğu yıllardı. Batı ve Doğu blokları bu süreçte netleşmişti
  • İkizler burcu ikiliği temsil eder; ancak içinde bulunduğumuz dönem artık yalnızca iki kutuplu bir dünyayı anlatmakta yetersiz kalıyor. 2026–2033 yılları arasında Doğu–Batı gerilimi artabilir; bu en olumsuz senaryoda daha büyük çatışmaları da gündeme getirebilir.
  • Bununla birlikte dünya çok kutuplu bir yapıya evrilmektedir. Batı merkezli ekonomik düzen zayıflarken, BRICS ve ASEAN gibi oluşumlar öne çıkmakta; Küresel Güney daha görünür ve etkili hale gelmektedir. Uranüs'ün İkizler burcundaki seyri, bu çoğulcu ama istikrarsız yeni düzenin habercisi gibidir.

Nisan 2026: Kritik bir zaman penceresi

Nisan 2026'nın özellikle dikkat çeken bir dönem olduğunu vurgulayan Öner Döşer, şu uyarıları yapıyor:

  • Bu ayda Mars, Satürn ve Merkür'ün Koç burcunda hizalanması, tarihsel astroloji yorumlarında çatışma ve gerilim göstergeleriyle ilişkilendirilmiştir. Bu dizilim, ticari durgunluklar, piyasalarda sert dalgalanmalar ve jeopolitik gerginliklerin artması ihtimalini gündeme getiriyor.
  • Bu etkiler, haritasında Koç-Terazi aksı vurgulu olan ülkelerde daha belirgin hissedilebilir. Türkiye de bu gruba dahil olduğundan, 16–20 Nisan 2026 tarihleri arasında güvenlik ve istikrar başlıklarında daha temkinli olunması gerektiği söylenebilir.

Enerji ve su krizine dikkat!

Etrafımızda bunca olay olurken, hem merak hem de endişe ettiğimiz konular arasında enerji ve su krizi yer alıyor. Öner Döner'in bu konudaki öngörüleri ve uyarıları ise şöyle:

  • 2026'da ağır hareket eden gezegenlerin ateş ve hava elementi burçlarda yoğunlaşması dikkat çekici. Toprak ve su elementi burçlarda uzun süreli gezegen yerleşimleri olmayacak. 2027'nin ikinci yarısında Jüpiter'in Başak burcuna, 2028'de Satürn'ün Boğa burcuna geçmesiyle toprak teması güçlenecek; ancak su elementi eksikliği devam edecek.
  • Bu tablo, önümüzdeki yıllarda en kritik kaynağın su olacağını gösteriyor. Tarımsal üretim önemli olmaya devam edecek ama asıl mesele suya erişim ve suyun korunması olacak. Su kıtlığı, kaçınılmaz olarak su fiyatlarına da yansıyacak ve maliyetleri artıracaktır.
  • Önümüzdeki dönemde hem bireysel hem toplumsal düzeyde suyu korumaya yönelik bilinç ve politikalar hayati önem taşıyacak.

ALTIN

  • 2025'te olduğu gibi 2026'da da altının en favori yatırım araçlarından biri olmayı sürdüreceğini ve yükseliş eğilimini koruyacağını öngörüyorum. Bu beklentinin arkasında artan jeopolitik riskler, ekonomik belirsizliğin güçlenerek devam etmesi ve rezerv paraların giderek önem kaybetmesi yer alıyor.
  • 30 Haziran'da Jüpiter'in Aslan burcuna geçmesiyle birlikte yükselişin ivme kazanması olası. Uzun süredir dile getirdiğim üzere, altına endeksli bir ekonomi sistemine doğru ilerliyoruz. 2026–2028 yılları arasındaki güneş ve ay tutulmaları, bu geçişin hızlanabileceğine işaret ediyor; 2027 yılı bu açıdan özellikle dikkat çekici.
  • 2026'da Temmuz ayından itibaren yükselişin hızlanması, Ağustos ayının ikinci yarısında, özellikle 15–30 Ağustos sarasında hareketin daha da belirginleşmesi mümkün görünüyor.
  • Düşüş ihtimali ise 2026 Ekim ayında gündeme gelebilir. Eylül'ün ikinci yarısından başlayarak ve Ekim boyunca etkili olabilecek bu geri çekilmelerin, büyük olasılıkla alım fırsatı kollayanlar için geçici bir düzeltme niteliğinde olacağını düşünüyorum.

GÜMÜŞ

  • 2026 yılının ilk yarısından itibaren, özellikle Mart ayı ortalarından sonra, gümüşün hızlı bir yükseliş potansiyeli göstereceğini öngörüyorum. 2026'nın ikinci yarısına kadar olan süreçte, gümüşün altına kıyasla daha yüksek bir performans sergilemesi mümkün görünüyor.
  • Özellikle Venüs–Jüpiter kavuşumunun Yengeç burcunda kesinleşeceği 9 Haziran civarında, bu tarihten hemen önce ve sonra gümüşte yükselişin hızlanması olası. Ayrıca 2026 Temmuz'unda devreye girecek Güneş Dönüşü haritasında da gümüşü destekleyen güçlü göstergeler bulunuyor; bu da yükseliş eğiliminin devam edebileceğine işaret ediyor.
  • Elbette bu değerlendirmeler astrolojik göstergelere dayalı öngörülerdir; yatırım kararı vermeden önce ekonomi uzmanlarının görüşlerinin alınması önemlidir.

Kripto ve dijital paralar:

Hızlı yükselişler ve sert düşüşler dönemi

Öner Döşer "Geleceğin para sistemi" olarak tanımladığı kripto ve dijital paralar konusunda şu öngörülerde bulunuyor:

  • DALGALI SEYİR - Plüton'un Kova burcuna geçişiyle birlikte kripto ve dijital paraların yeni bir evreye girdiğini söyleyebiliriz. Bu süreçte bazı altcoinlerde zorlanmalar yaşanması olası. Bitcoin'in ise 2026 yılının ilk yarısında dalgalı ve türbülanslı bir seyir izlemesini bekliyorum.

  • İSTİKRARSIZLIK - Bitcoin astroloji haritası, yıl genelinde hızlı yükselişlerin ardından sert geri çekilmelerin de devrede olabileceğini gösteriyor. Bu nedenle 2026 boyunca kripto paralarda istikrar sağlamak kolay olmayabilir. Manipülasyonlara açık, güven duygusunu zorlayan iniş-çıkışlar özellikle dikkat çekiyor

  • BU TARİHLERE DİKKAT - 2026'da kripto piyasaları açısından Şubat başı, Ağustos sonu ve Aralık başı daha türbülanslı dönemler olarak öne çıkıyor. Ayrıca Ocak ayının ikinci yarısı, özellikle 23 Ocak sonrası, hızlı yukarı-aşağı hareketlerin ve manipülasyonların yoğunlaşabileceği bir zaman dilimi olabilir. 2 Şubat'ta gerçekleşecek dolunayın da Bitcoin haritasını tetiklediğini görüyoruz. Buna karşılık Ocak ayının ikinci yarısının ilk günleri, 18 Mayıs civarı, Nisan ortası, Ağustos'un ilk yarısı ve Eylül'ün ilk yarısı, kripto paralar açısından görece destekleyici etkilerin devrede olabileceği dönemler olarak dikkat çekiyor.

  • UZUN VADELİ ROLÜ - Tüm bu dalgalanmalara rağmen, Bitcoin haritasında Kova burcundaki Kuzey Ay Düğümü'nün 2026'nın ikinci yarısından sonra kendi konumuna dönüş yapması ve Uranüs–Plüton üçgeninin özellikle 2026 yaz aylarında güçlenmesi, kripto paraların uzun vadeli rolüne dair önemli bir çerçeve sunuyor. Bu göstergeler, Bitcoin'i kısa vadeli bir yatırım aracından ziyade, geleceğin ekonomi sistemine geçişte rol oynayabilecek bir para birimi olarak tanımlamaya imkân veriyor.

  • ULUSLARARASI BİR PARA - Devletlerin ve kurumların kendi dijital paralarını hayata geçirmeye hazırlandığı bir dönemdeyiz. Dijital paraya geçişin altyapısı büyük ölçüde oluşturulmuş durumda. Plüton'un Kova burcunda, Uranüs'ün İkizler burcunda ilerlemesinin en olumlu potansiyellerinden biri ise, bana göre uluslararası ve daha kolektif bir dijital para birimi ihtimali. Tek bir ülkenin ya da grubun kontrolünde olmayan, daha bağımsız ve adil bir sistem fikri, ilerleyen yıllarda gerçek bir alternatif haline gelebilir.

DOLAR VE EURO

"Kağıt paraların devri bitiyor!" fikrini destekleyen Öner Döşer, dolar ve euro konusundaki beklentilerini şöyle aktarıyor:

  • 2026–2028 arasındaki dönemde, kağıt para sistemlerinin giderek daha fazla baskı altında kalacağı bir sürece girildiğini söyleyebiliriz. Bu dönemde Amerikan doları, astrolojik göstergeler açısından daha zorlu etkiler alıyor. 2026'dan itibaren dolar üzerinde artan bir stres ve baskı dikkat çekiyor.
  • Özellikle Satürn'ün Koç burcuna geçişiyle birlikte, Şubat 2026'dan sonra ABD astroloji haritası ve Amerikan dolarının aldığı sert etkiler belirginleşiyor. Mayıs ayının ikinci yarısı ve Haziran ayı, bu baskının daha görünür hale geldiği dönemler olabilir.
  • Yaz ayları genel olarak ABD için rahat bir tablo sunmazken, doların da bu süreçten olumsuz etkilenmesi olası görünüyor. 2026 yazı boyunca sürebilecek bu zorlukların, 2027 yılında daha da derinleşmesi ihtimali bulunuyor. Özellikle Ağustos 2026'daki Güneş tutulması civarında doların dalgalı ve hassas bir seyir izleyebileceği söylenebilir.
  • Benzer bir baskı Euro için de geçerli olsa da, Euro'nun aldığı etkiler Amerikan dolarına kıyasla daha sınırlı görünüyor. Buna rağmen Euro açısından da 2027 yılı daha stresli bir dönem olarak öne çıkıyor. 2026 yılında ise Euro'nun güçlü bir yükseliş sergilemesi ya da enflasyon oranında değer kazanması zor olabilir.
  • Bu tablo, kağıt paraların uzun vadeli bir yatırım aracı olarak giderek cazibesini yitirebileceğini düşündürüyor. Bu nedenle, önümüzdeki yıllarda kağıt paralara dayalı uzun vadeli yatırım anlayışının sorgulanmaya başlanması şaşırtıcı olmayacaktır.

Borsalarda temkinli olma zamanı

Astroloji haritasındaki bazı açılar kadar Güneş ve Ay tutulmalarını da dikkate alan Öner Döşer, borsaların 2026 performansı için şu yorumları yapıyor:

  • New York Sermaye Piyasası astroloji haritasında yaklaşan Satürn dönüşü, borsa açısından daha zorlu bir döneme işaret ediyor. Buna ek olarak Uranüs–Plüton karşıtlığının tutulmalarla tetiklenmesi, piyasalardaki dalgalanma riskini artırıyor. Bu etkiler, Amerikan dolarının zorlandığı zaman dilimleriyle de büyük ölçüde örtüşüyor.
  • Özellikle 2026 yılının yaz aylarında, borsalarda stresli ve dalgalı bir seyir izlenmesi olası. Ağustos ayı bu açıdan daha hassas bir dönem olarak öne çıkıyor. 2027 yılına doğru ilerlerken, bu baskının hafiflemesinden ziyade devam etmesi ve derinleşmesi ihtimali göz ardı edilmemeli.
  • Şangay Borsası ise görece daha destekleyici etkiler alıyor. Özellikle Ağustos ayında gerçekleşecek Jüpiter dönüşünün ardından, sonbahar aylarında bu piyasanın zaman zaman daha olumlu bir performans sergilemesi mümkün görünüyor.
  • İstanbul Borsası açısından bakıldığında, Satürn'ün Koç burcundan geçişi dikkat çekici. Şubat ayından itibaren daha kritik bir sürece girildiği görülüyor. Özellikle Haziran ayıyla birlikte başlayan yaz dönemi, borsa açısından zorlayıcı olabilir. Güneş ve Ay tutulmalarının etkisiyle birlikte, 2027 yılına yaklaşırken piyasalarda istikrar sağlamak kolay görünmüyor.
  • Genel olarak bakıldığında, önümüzdeki dönem borsalar için çalkantılı ve temkinli olunması gereken bir zaman dilimine işaret ediyor; özellikle yılın ikinci yarısı daha dikkatli izlenmeli.

Taşınmaz varlıklar: 2026'da konut, arsa

ve arazi piyasasında neler bekleniyor?

Taşınmaz varlıklar konusunda Öner Döşer'in yorumlarını "uzun vadeli pozisyon alma" olarak özetleyebiliriz. Detaylar ise şöyle:

  • GAYRİMENKUL FİYATLARI - 2026 yılının başlarında Jüpiter'in gerilemesi, gayrimenkul fiyatlarında hızlı bir yükseliş yaşanmasının zor olabileceğini düşündürüyor. Mart ayı ortalarından itibaren ise sınırlı da olsa fiyatlarda bir hareketlenme görülebilir. Buna karşın 2027 ve 2028 yıllarında, gayrimenkul fiyatlarının enflasyona kıyasla görece düşük bir performans sergilemesi olası.
  • NAKİTİN PAZARLIK GÜCÜ - Bazı finansal astrologlar, 2027–2028 dönemini gayrimenkul açısından bir dip bölgesi olarak değerlendiriyor. Bu nedenle 2026'nın ilk yarısında, nakit imkânı olanlar için pazarlık gücünün artabileceği ve görece avantajlı alımların mümkün olabileceği bir zemin oluşabilir. Ancak zorunlu olmadıkça kredi kullanımında temkinli olunması gerektiğini düşünüyorum; zira kredi faizleri bu dönemde ciddi bir yük oluşturabilir.
  • YURTDIŞI ALIMLARA İLGİ - Önümüzdeki süreçte, bankalar tarafından satışa çıkarılan konutların artması da olası görünüyor. Bunun nedeni, bazı borçluların kredi geri ödemelerinde zorlanabilecek olmaları olabilir. Öte yandan yurtdışında gayrimenkul yatırımlarına olan ilginin artarak devam etmesi de muhtemel.
  • ARSA VE ARAZİYE TALEP- 2026'dan itibaren arsa ve arazi alımlarına olan ilginin artabileceğini düşünüyorum. Bunun nedenlerinden biri, güvenli bir alan ihtiyacının daha fazla önem kazanması olabilir. İnsanlar olası riskler karşısında hem barınma hem de temel ihtiyaçları karşılayabilecekleri alternatif mekânlara yönelmek isteyebilir.
  • GIDA GÜVENLİĞİ - Jüpiter'in 2027'nin ikinci yarısında Başak burcuna geçmesi ve Satürn'ün Nisan 2028'de Boğa burcuna ilerlemesi, toprakla bağlantılı yatırımların ve gıdaya yönelik ilginin artabileceği bir döneme işaret ediyor. Aynı süreçte Kiron'un Boğa burcundaki seyri, gıda güvenliği ve üretim konularını daha da görünür kılabilir.
  • EKİP-BİÇME EĞİLİMİ - Bu dönemde gıda fiyatlarında artış yaşanması ihtimali nedeniyle, ekip biçmeyi düşünenlerin arazi alımlarını daha erken bir aşamada değerlendirmeleri söz konusu olabilir.

Organik tarım:

Bahçecilik ve çiftçilik gelişebilir

  • 2024'te etkili olan Jüpiter–Uranüs kavuşumu, teknolojik imkânların tarım ve ziraat alanında daha yoğun kullanılmasının önünü açtı. 2026 itibarıyla ise Uranüs–Plüton üçgeninin desteğiyle, akıllı tarım teknolojileri ve yapay zekânın tarım süreçlerini daha verimli, hızlı ve sürdürülebilir hale getirmesi bekleniyor.
  • Bu dönemde bahçecilik ve çiftçilik alanlarında yenilikçi uygulamalar, tarım politikalarında reform arayışları ve özellikle organik tarıma yönelik güçlü bir yönelim öne çıkabilir. Tarım sektörünün farklı kollarına yatırımların artması, üretim modellerinin yeniden düşünülmesi olası görünüyor.
  • Satürn ve Kiron'un Boğa burcunda birlikte seyredeceği 2028 yılı ve 2031 civarında beklenen güneş minimumu, gıda güvenliği ve üretim kapasitesi açısından hazırlıklı olunması gereken bir döneme işaret ediyor. Önümüzdeki yıllarda kuraklık ve gıda krizi risklerinin artabileceği düşünülürse, toprakla ve üretimle ilişkili uzun vadeli reformların önemi daha da belirginleşiyor.

İklim krizi:

Kırılgan dengeler, artan riskler

  • İklim krizi, çağımızın en temel ve en karmaşık sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Satürn ve Neptün'ün Koç burcunda kavuşuma ilerlemesi ve 20 Şubat 2026'daki kesin kavuşum, bu başlığın önümüzdeki iki yıl boyunca daha da görünür olacağını düşündürüyor.
  • Bu süreç; buzulların beklenenden hızlı erimesi, iklim dengelerinin bozulması ve buna bağlı olarak su kaynaklarının zayıflaması gibi etkilerle ilişkilendirilebilir. Kar ve buzulların azalması, yer altı ve yüzey sularının beslenmesini zorlaştırırken, 2026 Nisan ayından itibaren su krizinin etkileri daha belirgin hale gelebilir.
  • Gezegen geçişlerinin hava elementinde yoğunlaşması, özellikle sert ve değişken rüzgârlar, fırtınalı hava koşulları ve ani iklim olaylarının artması ihtimalini gündeme getiriyor. 2026 yaz ayları, yeniay ve dolunayların da etkisiyle bu tür hava olaylarının daha sık hissedilebileceği bir dönem olabilir.
  • Öte yandan Uranüs–Plüton uyumlu açıları, teknolojik gelişmelerin hızlanmasını desteklerken; plansız tüketim, artan nüfus ve yükselen sıcaklıklar iklim krizinin derinleşmesine katkı sağlamaya devam ediyor.
  • Teknolojinin iklim üzerindeki etkilerinin de dikkatle izlenmesi gereken bir alan haline geldiği bu dönemde, doğayla uyumlu ve sürdürülebilir çözümler her zamankinden daha önemli görünüyor.

Güneş patlamaları gündemimizde olacak

Güneş, yaklaşık 11 yıllık döngülerle en yoğun aktivite dönemlerine girer. 2026 yılı, bu döngü içinde güneş aktivitelerinin maksimuma ulaştığı bir sürece denk geliyor. Bu dönemlerde büyük güneş patlamaları ve 'Taç Küre Kütle Atımları' daha sık görülüyor. Bilim insanlarına göre, '25. Güneş Döngüsü', günümüzde yoğun biçimde kullandığımız teknolojik sistemler üzerinde risk oluşturabilir. Özellikle güçlü 'X-sınıfı güneş fırtınaları", elektrik şebekeleri, iletişim ağları ve GPS gibi sistemlerde geçici aksamalara yol açma potansiyeline sahiptir.

Coğrafi astroloji haritalarına göre öne çıkan risk alanları

  • 2026 yılı, güneş aktivitesinin maksimuma ulaştığı bir döneme denk geliyor. Tarihsel araştırmalar, bu tür dönemlerde jeopolitik gerilimlerin ve büyük çatışmaların daha sık gündeme geldiğini gösteriyor. Bu nedenle 2026'da yalnızca mevcut kriz bölgeleri değil, yeni gerilim alanları da dünya gündemine girebilir.
  • Ortadoğu ve Rusya–Ukrayna hattına ek olarak, Pasifik bölgesinde tansiyonun yükselmesi olası görünüyor. Özellikle Çin–Tayvan hattı, yılın son çeyreğinde (Ekim–Aralık) daha hassas bir döneme girebilir. Bu tarihler, küresel dengeler açısından dikkatle izlenmesi gereken bir zaman aralığına işaret ediyor.
  • 2026 için hazırlanan coğrafi astroloji haritaları, Rusya ve Avrupa üzerinde yoğunlaşan stresli gezegen hatlarına işaret ediyor. Bu durum, özellikle Avrupa ülkeleri ile Rusya arasındaki ilişkilerin daha gergin bir zemine oturabileceğini düşündürüyor.
  • Haritalarda Almanya, Fransa ve İngiltere üzerinde tekrarlayan etkiler; bu ülkelerde iç karışıklıklar, güvenlik riskleri ve ekonomik stres olasılığını gündeme getiriyor. Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz hattına düşen gezegen iz düşümleri ise Türkiye açısından askeri ve güvenlik konularının öne çıkabileceği bir yıla işaret ediyor.
  • Bunun yanı sıra Ortadoğu, Afrika ve Latin Amerika genelinde iç karışıklıkların ve politik istikrarsızlıkların devam etmesi olası görünüyor. ABD için de 2026, iç ve dış ilişkiler açısından daha karmaşık ve stresli bir tablo çizebilir.
  • Yakın dönemde gerçekleşecek gezegen geçişleri, dini inançlarla bağlantılı gerilimlerin ve inanç temelli çatışma risklerinin daha görünür hale gelebileceği bir sürece işaret ediyor. Aralık 2025'ten itibaren İsrail'in Şam çevresine doğru artan askeri baskısı ve 2026'da bu bölgede kalıcılık arayışları, bu çerçevede astrolojik göstergelerle uyumlu bir olasılık olarak değerlendirilebilir.

Liderleri neler bekliyor?

Öner Döşer'e göre 2026–2028 dönemi, liderlik anlayışlarının ciddi biçimde sınanacağı ve kendini dönüştüremeyen yönetici figürlerinin sahneden çekilmek zorunda kalabileceği bir zaman aralığına işaret ediyor. Bu dönem, büyük lider değişimlerinin yaşanabileceği bir eşik olarak okunuyor.

GÜÇ KAYIPLARI

  • Bu sürecin ilk önemli göstergesi, 20 Şubat 2026'da Koç burcunda gerçekleşecek Satürn–Neptün kavuşumu. Bu kavuşum, mevcut liderlerin meşruiyet, güven ve yönetim becerileri açısından testten geçeceği yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. 20 Mart'taki ilkbahar giriş haritası da bu temanın yıl boyunca etkili olacağını düşündürüyor.
  • Yılın ikinci yarısında ise baskının artması olası. 30 Haziran'da Jüpiter'in Aslan burcuna geçişi ve 12 Ağustos 2026'daki tam Güneş tutulması, liderler açısından daha kırılgan ve zorlayıcı bir döneme işaret ediyor. Bu süreçte görev değişimleri, güç kayıpları ve ciddi siyasi sarsıntılar gündeme gelebilir.

GERİLİMLER VE PROTESTOLAR

  • Liderleri ve yönetici figürlerini temsil eden Koç ve Aslan burçlarında önümüzdeki dönemde yoğun gezegen geçişleri, tutulmalar ve dolunaylar bulunuyor.
  • 2 Şubat 2026'daki Aslan dolunayı, halkın liderlere yönelik memnuniyetsizliğinin daha görünür hâle gelmesi, protestoların ve karşı duruşların artması ihtimalini gündeme getiriyor.
  • Plüton'un 2026 yılında ekstrem deklinasyona geçmesi ve bu sürecin 10 Aralık 2026'ya kadar sürmesi, dünya genelinde halk hareketlerinin, kitlesel protestoların ve sistem karşıtı tepkilerin artabileceğini düşündürüyor. Bu etki, özellikle Ağustos–Kasım 2026 arasında daha belirgin olabilir.

KRİTİK DÖNEMLER

  • Ağustos 2026:

12 Ağustos'taki tam Güneş tutulması sonrası, liderler ve ülkeler arası ilişkilerde gerilimin artması olası.

  • Ekim 2026:

Gezegen karşıtlıkları ve tetiklenmeler, rekabeti ve güç mücadelesini sertleştirebilir. 6 Ekim civarındaki tarihler önemli.

  • Kasım 2026 (özellikle 14–15 Kasım)

Birçok ülke ve lider haritasında etkili olabilecek, diplomatik ve siyasi açıdan stresli bir dönem. Bu süreç, yalnızca bireysel liderleri değil, küresel finansal dengeleri ve ekonomik sistemleri de etkileme potansiyeline sahip görünüyor.

Özetle, 2026-2028 aralığı, "halkın yükselişi-liderliğin sınanması" temasının öne çıktığı bir döngüye işaret ediyor. Bu dönemde protestolar, yönetim değişimleri ve güç dengelerinde yeniden yapılanmalar şaşırtıcı olmayabilir.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.