İtibarın günümüz iş dünyasında yalnızca bir algı yönetimi değil, doğrudan ekonomik değer yaratan stratejik bir sermaye haline geldiğine dikkat çeken Türkiye İtibar Akademisi Başkan Yardımcısı Özüm Dilek Acar, 2026 yılı araştırma sonuçlarına dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
Kurumların artık yalnızca nasıl göründüğüyle değil; nasıl davrandığı, neye inandığı ve paydaşlarına ne ölçüde değer ürettiğiyle şekillendiğini belirten Acar, "Türkiye İtibar Endeksi, bu çok katmanlı yapıyı ölçerek kurumlara yalnızca bir sıralama değil, aynı zamanda güçlü bir stratejik pusula sunuyor" dedi.
"Sürdürülebilir Rekabetin Temeli Kurumsal İtibar"
Araştırmanın ortaya koyduğu en kritik içgörülerden birinin güven dinamiklerindeki değişim olduğunu vurgulayan Acar, şöyle devam etti: "Araştırmamız açıkça gösteriyor ki tüketiciler için en güvenilir bilgi kaynakları hâlâ 'aile ve sosyal çevre' ile 'firma çalışanları'. Bu durum, kurumların itibarını yalnızca iletişim kampanyalarıyla değil, çalışan deneyimi ve gerçek müşteri ilişkileri üzerinden inşa etmesi gerektiğini ortaya koyuyor."
Yeni dönemde sektörler arası farklılaşmanın giderek zorlaştığının altını çizen Acar, "Ürün ve hizmetlerin kolaylıkla taklit edilebildiği bir çağda, sürdürülebilir rekabet avantajı yaratan en önemli unsur kurumsal itibardır. Bu nedenle itibar yönetimi, pazarlama ya da iletişim fonksiyonunun ötesine geçerek şirketlerin üst yönetim ajandasında yer alan temel bir iş stratejisi haline gelmelidir" ifadelerini kullandı.
"Yüksek Teknoloji ve Savunma Sanayi İtibar Ligi'nde Yükselişte"
Türkiye İtibar Endeksi'nin kapsamının 15. yılında Türkiye'nin değişen dinamiklerine paralel olarak genişlediğine dikkat çeken Acar, yeni sektörlerin endekse dahil edilmesinin önemine de değindi: "Savunma sanayi, yazılım geliştirme, lojistik ve tasarruf finansman gibi stratejik alanların endekse dahil edilmesi, Türkiye ekonomisinin dönüşümünü ve yeni güç merkezlerini net biçimde ortaya koyuyor. Özellikle yüksek teknoloji ve katma değer üreten sektörlerin itibar performansındaki yükselişi oldukça dikkat çekici."
Acar, itibarın risk yönetimi boyutuna da vurgu yaparak sözlerini şöyle tamamladı: "İtibar, korunması en zor, kaybedilmesi en hızlı ve yeniden inşası en maliyetli değerlerden biridir. Bu nedenle kurumların yalnızca güçlü yönlerini değil, paydaş algısını bütünsel olarak yönetmesi ve veri temelli karar mekanizmaları geliştirmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur."